Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

-

Zulme Karşı Öfkesi İsyana Dönüşen Kadınlarla Gelecek Bahar... | Hürrem Sönmez | Diken

Zulme Karşı Öfkesi İsyana Dönüşen Kadınlarla Gelecek Bahar... | Hürrem Sönmez | Diken

Bu ülkede ‘cinsiyet’in ne anlama geldiğini kavrayacak yaşlarda değildim henüz, kötülük hakkında ise ‘anne tembihleri’mesnetli bir fikrimiz varsa da sınırlarının nereye kadar gidebileceğini pek bilmiyorduk elbette.

Dinlediğimiz masallarda kötüler asla amacına erişemez, iyiler hep kazanır, sonra da bir ömür boyu mutlu yaşardı. Ama gerçekler farklı olmalıydı, zira anneler sık sık tekrar ederdi, “Tanımadığın biriyle sakın bir yere gitme, kalabalık yerlerde elimi bırakma, kimsenin verdiği bir şeyi içme…” Annemizin sıcak avucundan ve evimizin kapısından ibaretti ‘güvende olma’ algımız.

Polyanna değil Jane Eyre

Biraz daha büyüdüğünde bulduğu her şeyi okuyan bir çocuk olmuştum, kitaplarda hâlâ kötülüğe dair fazla bir şey yoktu ama tembihler değişmemiş, aksine sıklaşmıştı. İşte o vakitler ‘Jane Eyre’ ve ‘Pollyanna’ geçti elime. ‘Pollyanna’ ideal bir uslu kız; oysa uğradığı haksızlıklar benzeşse de eşitlik talep eden itaatsiz‘Jane Eyre’ bildiğini okuyor.

Haberin Tamamı İçin:

Kadınların Ömrü İşyerinde Geçiyor | Cem Kılıç | Milliyet

Kadınların Ömrü İşyerinde Geçiyor | Cem Kılıç | Milliyet

8 Mart 1857’de daha iyi çalışma koşulları için başlattıkları grev sonrasında meydana gelen olaylar yüzünden 129 kadın işçi Amerika’daki bir tekstil fabrikasında can verdi. 1910’da DanimarkaDünya Kadınlar Günü olarak anılmasına karar verildi.

Türkiye 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ilk kez 1921 yılında ‘Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutladı. Uygulamaya giren pek çok sosyal politikaya rağmen, Türkiye’de yaşayan kadınların hala sosyal yaşam içinde karşı karşıya kaldıkları çok ciddi sorunlar söz konusu. Özellikle çalışan kadınların yaşadığı problemlerin, iş ve özel yaşam arasındaki dengenin kurulmasının zorluğundan işyerinde maruz kalınan ayrımcılığa kadar uzanan çeşitli alanlarda ortaya çıktığı görülüyor.

İş - yaşam dengesi bozuk

İş ve aile yaşamı arasındaki dengeyi kurabilmek, tüm çalışanlar açısından büyük önem taşımakla birlikte, özellikle evli ve/veya çocuk sahibi kadın çalışanlar bakımından kritik öneme sahip.

Haberin Tamamı İçin:

Kadınların Dırdırcı Beyni | Defne Eraslan | Radikal

Kadınların Dırdırcı Beyni | Defne Eraslan | Radikal

Hayır, 8 Mart haftasında kadınların dırdırcı oldukları konusunda yazmayacağım. Çünkü yaygın inanışın aksine, yaptığım araştırmalara göre kadınların daha fazla dırdır ettiği konusunda herhangi bir veriye ulaşamadım.

Bugün daha çok, biz kadınları  dırdırı ile yoran beynimizden bahsedeceğim. Eğileceğimiz konunun bilimsel ismi "ruminasyon", yani zihinsel geviş getirme.

Geviş getiren hayvanların nasıl sindirim yaptığını biliyorsunuz. Yuttukları besinleri tekrar tekrar ağızlarına getirip çiğnediklerini. İşte zihinsel ruminasyon da böyle bir şey. Özellikle olumsuz bir düşünceyi, bunu yaratan olayları ve olası sonuçlarını tekrarlayıcı bir şekilde düşünmeye ruminasyon deniyor.

Stresli olaylar karşısında derin, karamsar düşüncelere kapılan ve saplantılı bir şekilde bu düşünceleri tekrarlayan kişilerin, depresyon yaşama risklerinin arttığı saptanmış.

Haberin Tamamı İçin:

Hep Kadınlar mı Ölecek? | Ayça Söylemez | BirGün

Hep Kadınlar mı Ölecek? | Ayça Söylemez | BirGün

Bugün 8 Mart.

Meşru müdafaa yapan kadınlar hapiste. Yapmayanlar mezarda. Burası Ortadoğu’da bir ülke.

Çilem Doğan dokuz kez polise gitti, kocasından şikâyetçi oldu. Devlet derdine derman olmadı. Kendisine şiddet uygulayan ve fuhşa zorlayan kocası Hasan Karabulut’u öldürdü. “Hep mi kadınlar ölecek?” diye sordu, tutuklandı. Böylece Çilem de biz kadınlar da devletin cevabını almış olduk.

Sözünün devamı da “Biraz da erkekler ölsün” oldu.

Çilem evlendikten 28 gün sonra hastalandığı için kocasından şiddet gördü. Fuhuş yapmayı kabul etmediği için sokak ortasında saçından sürüklenerek tekmelendi. Hamileyken, hatta doğum yapmak üzereyken, hastanede makineye bağlıyken bile dövüldü.

“Evliliğimizin 28. gününde hastalandığımı ve başımın ağrıdığını beni hastaneye götürmesini istedim. Hastaneye gideceğiz diyerek beni Çatalan Köprüsü’ne götürdü. Otomobilin içinde beni yumruklayarak kulağımdan yaraladı.

Haberin Tamamı İçin:

Niye Hâlâ Meydanlarda Dayak Yiyoruz? | Gila Benmayor | Hürriyet

Niye Hâlâ Meydanlarda Dayak Yiyoruz? | Gila Benmayor | Hürriyet

Kuşkunuz olmasın.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü bugün her zamankinden daha sıkı bir kadın dayanışmasıyla kutluyoruz.

İş dünyasından, kadın örgütlerine geniş bir yelpazede kadınlar safları sıklaştırmış durumda.
Ekonomist Dergisi’nin kapağındaki “Türkiye’nin en güçlü kadın CEO”larının her birinin kadın sorununa kafa yorduğuna, çözüm yaratmak istediğini iyi biliyorum.
Yalnız kadın CEO’lar değil, ülkenin güçlü iş kadınları da öyle.
Dün sabah Boyner Yönetim Kurulu üyesi Ümit Boyner paylaştığı e-postasında, 8 Mart vesilesiyle bu yıl gazetelere verdikleri ilanı “tüm kadınların sesi olmak” diye tanımlıyor.
Bugün gazetelerde göreceğiniz ilan için Ümit Boyner bakın ne diyor:
“Yaşa mesajını ön plana çıkardık. Hemen her gün bir kadın cinayeti haberiyle sarsıldığımız günlerde en önemli öncelik kadınların yaşaması.

Haberin Tamamı İçin:

Dünya Kadınlar Günü'ne İtirazım Var | Kemal Öztürk | Yeni Şafak

Dünya Kadınlar Günü'ne İtirazım Var | Kemal Öztürk | Yeni Şafak

İtirazım var ama korkuyorum. Çocukken elini kedi tırmalayan birinin, ömrü hayatı boyunca kediden korkması gibi, fobim var. Kadın dernekleriyle polemiğe ve feminizm tartışmalarına girmekten hep korktum.

TBMM'de bürokrat olarak ilk yıllarımda, kadınlar günü nedeniyle Uçan Süpürge Derneği'ne tahsis edilmiş bir salonu, yasama faaliyetleri nedeniyle başka güne kaydırma gafletinde bulundum. Uçan Süpürge Derneği'ni de çocuk derneği sanıyordum. 

Abartmıyorum, yüze yakın tepki telefonu geldi. İlkokuldaki sınıf arkadaşımdan, aile fertlerime kadar, ne kadar kadın varsa, bulup beni arattılar. Milletvekillerinden, Kadından Sorumlu Bakan'a kadar herkes aradı. Arayanların hepsi, o salonun tarihini değiştirdiğim için, “sen kadınlara düşman mısın ayol” diyerek beni yerin dibine sokup orada bıraktı, çıkarmadı bile. Perişan ettiler.

Bu nedenle korkuyorum. O günden beri tövbeliyim. Kadın derneklerine hiç bulaşmadım, feminizme dokunacak tartışmalı hiçbir meseleye girmedim.

Haberin Tamamı İçin:

Kadınlar Günü | Yılmaz Özdil | Sözcü

Kadınlar Günü | Yılmaz Özdil | Sözcü

Türkiye’de kadınlar günü kutlanamaz.
Türkiye’de kadın yoktur.
*
Bağyan vardır.
*
Erkek reyonu vardır.
Kadın reyonu yoktur.
Bayan reyonu vardır.
Lokantalarımızda…
Bayanlar için yerimiz vardır.
Bayan ayakkabısı vardır.
Bayan kuaförü vardır.
Ama…
Orospu diyeceksen nasıl dersin?
Hayat kadını!
*
Kadın, anca o işi yapıyorsa kadındır.

Haberin Tamamı İçin:

Yanlış Anlaşılmasın, Feminist Değilim | Burçin Tetik | Bianet

Yanlış Anlaşılmasın, Feminist Değilim | Burçin Tetik | Bianet

Feministler ne yapıyor da isimleri bu kadar tehdit unsuru oluyor? Erkek çalışanlarına kadınlardan daha az maaş ödüyor, erkek öğrencilerine sistematik olarak tacizde mi bulunuyorlar? 

Kadın erkek eşitliğine inanıyor musunuz? Kadınların evde, sokakta, işte, okulda özgürce, güvenle ve eşitçe var olabilmeleri gerektiğini düşünüyor musunuz? Eşit işe eşit ücret almaları, eşit eğitim olanaklarına ulaşmaları ve kendi bedenleri üzerinde kontrol sahibi olmaları gerekli mi? Tüm bu sorulara evet cevabı verdiyseniz tebrikler, siz de bir feministsiniz. Elbette feminizmin ne uğraştığı alanlar bu sorularla sınırlı, ne kendi içindeki fraksiyonlar her alt başlığa aynı yerden yaklaşıyor. Tüm -izmler gibi, feminizmin de içi zengin damarlardan oluşuyor, bazen birbirine çok yaklaşıyor bu damarlar, bazen de bir hayli uzaklaşıyorlar. Ama başladıkları nokta aynı ve kökleri de oraya bağlı: Cinsiyet eşitliği.

Yakınlarda “Kadın ve Barış” adlı bir panele Oya Baydar da konuşmacı olarak katıldı. Sur ve Cizre’deki insan hakları ihlallerine dair kadın girişimlerinin ve bireysel tanıklıklarının anlatıldığı ve destek için neler yapılabileceğinin tartışıldığı bir panel ve tümü kadınlardan oluşan konuşmacılar dersem zannediyorum atmosfere dair bir fikir verir.

Haberin Tamamı İçin:

Kadın korkusu | Ali Sirmen | Cumhuriyet

Kadın korkusu | Ali Sirmen | Cumhuriyet

Bugün Dünya Kadınlar Günü, tüm dünyada etkinlikler yapılacak, Türkiye’de ise yasaklarla dolu olarak geçecek. Yasaklar daha pazar gününden başladı, o gün için planlanan etkinliklere izin verilmediği duyuruldu. Kadın kuruluşları dirençli çıktı. Polis müdahale etti, olaylar patlak verdi. 
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılacak tüm yürüyüş ve etkinliklere yasak getiren Şanlıurfa Valiliği’ne HDP milletvekli Dilek Öcalan şu soruyu yöneltti: 
- Kadınlardan o kadar mı korkuyorsunuz? 
Cevap verelim: 
- Evet, Dilek Hanım! Evet, kadınlardan korkuyor, hem de çok korkuyorlar... 
Dünya hâlâ kimi yerde daha yoğun kimi yerde daha gevşek olmak üzere erkek egemen toplum sultası altındadır. Dediğim gibi erkek hegemonyası her yerde aynı değil, ülkelerin tarım toplumu kültürüne yakınlıkları ölçüsünde koyulaşıyor erkeğin sultası. Azınlıkta olan kimi ülkede ise bu olguyu aşmak için yapılması gerekenlerin hemen tümüne yakını hayata geçirilmiş bulunuyor. 
Erkek egemen toplum, doğru olmadığı bilimsel olarak kanıtlanmış şu varsayım üzerine kuruludur:

Haberin Tamamı İçin:

Hayat Denilen | Aslı Erdoğan | Özgür Gündem

Hayat Denilen | Aslı Erdoğan | Özgür Gündem

Anlatmak istiyorum seni, kırmızı toprakla ya da altınla değil, mürekkeple elma ağacı kabuğundan.’’ (Rilke) Ne zaman bu dizeleri hatırlasam, suskunlaşıyorum. Aylar önce, yazıl(ama)mış Berkin yazısının açılış dizeleri... Sayfanın gerisi hala bomboş. Şimdi Kader... Mürekkep, tam çiçeklenecekken yanan bir ağacın kabukları... Kan kırmızıya dönen toprak.

Ilık bir Kasım gecesi. ‘Pastırma yazı’ dedikleri, uzun bir kıştan önceki son, yalancı yaz. Cuma, bitmez tükenmez bir yokuşa benzeyen gecelerden biri daha... Yürüyorum. Barış zincirine, bir barış zincirine daha saldırılmış, gaz fişekleri ve gerçek mermiler, vurulanlar Kobanê’de, Kader... Sokaklar boyunca yürüyorum, yokuşlar ve çıkmazlar, suni ışıklar, yakında, diyor Rilke, yakında o ülke, bir koridor uzanıyor kuşatılmış kente doğru, genç bir kadın yürüyor, yakında diyor Rilke, elinde çocuklar için kışlık giysiler, yakında hayat denilen o ülke, bir namlu hedefini arıyor...

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanCEOHDPPolisŞanlıurfaTürkiye Büyük Millet Meclisiannegündemkadınlar
Görüş Bildir