Bir Zamanlar Delilikle Anılan Yiyecek Şimdi Sofralarımızın Vazgeçilmezi!
Sofralarımızdan eksik etmediğimiz bazı yiyecekler var. Örneğin domates kahvaltıdan akşam yemeğine, yaz sofralarından kış sofralarına her sofrada yer alıyor. Fakat domates başta olmak üzere patlıcan, patates, kahve ve daha birçok yiyecek/içecek ilk başta kötü bir şöhrete sahipti.
İşte yiyeceklerimizin şaşırtan hikayelerinden bazıları!
Patlıcan
Çılgın Elma
Hindistan ve Güneydoğu Asya kökenli patlıcan, Doğu kültürlerinde sevilse de Avrupa'ya ulaştığında patlıcangiller (Nightshade) familyasından olduğu için büyük bir korkuyla karşılandı. Bu ailede bazı zehirli yiyecekler yer alıyordu. Yiyenlerin çıldıracağına, cüzam veya kanser olacağına inanıldığı için İtalya'da 'mela insana' (çılgın elma) adını aldı ve uzun süre sadece süs amaçlı saklandı. Zamanla kötü şöhretini geride bırakarak mutfaklarımızın vazgeçilmezi oldu.
Domates
Zehirli Elma
Güney Amerika kökenli domates, 16. yüzyılda Avrupa'ya ulaştığında 'ölümcül' bir meyve sanıldı. Zenginlerin kullandığı kalay-kurşun alaşımlı tabaklardaki kurşun, domatesin yüksek asidiyle çözünüp zehirlenmelere yol açıyordu; suçlu ise domates zannedildi. Yüzyıllarca sadece bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirildi ve 'zehirli elma' olarak anıldı. Bugün ise özellikle Akdeniz mutfağını domates olmadan düşünmek mümkün değil!
Mısır
Hayvan yemi ve hastalık kaynağı
Maya ve Aztek uygarlıklarında kutsal kabul edilen mısır, Coğrafi Keşifler sonrası Avrupa ve Osmanlı'ya yayıldığında uzun süre sadece hayvan yemi ve fakir yiyeceği sayıldı. Amerika yerlilerinin uyguladığı geleneksel işleme yöntemleri (mısırı kireçli suda bekletme) Avrupa'da uygulanmadığı için, sadece mısırla beslenen alt sınıflarda pellagra hastalığı salgına dönüştü. Bu salgının suçlusunun mısır olduğu düşünüldüğü için mısır, uzun bir süre tüketilmedi.
Patates
Şeytani Meyve!
Patates, And Dağları'ndan Avrupa'ya getirildiğinde toprağın altında yetiştiği ve İncil'de adı geçmediği için halk tarafından cüzzam ve veba taşıyıcısı olarak görüldü. Şeytansı ve kirli kabul edildiğinden uzun süre sadece domuzlara ve mahkûmlara yedirildi. Patates hakkındaki önyargının kırılmasında Fransız eczacı Antoine-Augustin Parmentier önemli rol oynadı. Daha sonra büyük kıtlık dönemleri ve hükümdarların zorunlu ekim teşvikleriyle patates, temel gıdaya dönüştü.
Istakoz
Denizin Hamamböceği
17. ve 18. yüzyıl Kuzey Amerika'sında ıstakoz o kadar boldu ki fırtınalardan sonra kıyıya yığınlar halinde vuruyordu. 'Denizin hamamböceği' olarak adlandırılan bu deniz canlısı; kölelere, hizmetçilere ve mahkûmlara verilen ucuz bir yemekti. Hatta mahkûmlara haftada 3 günden fazla ıstakoz verilmesini yasaklayan kanunlar çıkarılmıştı. Hatta bazı yerlerde gübre olarak bile kullanılmıştı. 19. yüzyılın sonlarında demiryolu seyahatlerinin artması ve konserve teknolojisiyle lüks bir gurme ürününe dönüştü.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın