"Bir 'Düş' ile Başlar Her Şey ya da Biter" Ankara Sevdalısı Düş Hekimi: Yalçın Ergir

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Siz hiç "Düş Hekimi" tanıdınız mı? Hayallerinize cesaret veren ve bu dünyada aklınıza koyduğunuzu yapabileceğinize inanmanız gerektiğini gösteren, "İnandığınız takdirde yapamayacağınız hiçbir şey yoktur." diyen, hayata dört elle sarılan, mesleğine aşık bir düş hekimi gördünüz mü?

Küçük ağızlar ömür boyu güzel gülsün diye; heykeltıraş, ressam, marangoz, gezgin, fotoğrafçı, dalgıç, bisikletçi ve şimdi motosikletçi... Müzik tutkunu, baloncu ve profesyonel ortodontist.... Aklına geleni, içinden geldiği gibi yapan ama son derece mütevazi biriyle tanıştıracağım sizi. Onu kendi şiir ve sözleriyle tanımaya ne dersiniz? 

Dr. Yalçın Ergir - Ortodontist

Muayenehanesine girdiğiniz an nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz...

Öylesine koyulmuş objeler yok orada. Hepsinin bir yaşanmışlığı ve hatırasının olduğunu söylüyor.

Aslında diş hekimlerinin sanata yatkın olmaları gerektiğini, minyatür heykelleri ağızda yaptıklarını düşünüyor.

Bakın ne güzel açıklamış mesleğini: Tel takıyoruz dişlere...

Çocukların ağızlarına hayat boyu taşıyacağı bir tablo yapıp, güzel bir gülüş resmi yaptığını ve resmin alası bu olduğunu ifade ediyor...

Bu kadar keyifli bir ünit gördünüz mü?

Ve Diş Hekimliği Fakültesi Mezunları: "Ben gidemezsem bile Türkiye'nin hemen her yerinden ziyaretime gelen mezunlar" var diyor.

"Ve mezun olunur… Çürük dirsekler, yorgun yüreklerle biter 'Tüm Bir Yaşam' kitabının ilk cildi... İkinci cilt bir kitap değil, boş bir defterdir aslında… 'Doldur işte' diye bir kurşun kalem verilmiştir sana... Tüm dostlarıma sıkı sıkı dolduracak bir boş yaşam defteri, bir tükenmez kalem ve nüfus kağıdından bağımsız kronik bir gençlik dilerim!" diyerek diplomasını alan bir hekim olarak yoğun ve stresli bir eğitimin ardından geleceğe kaygıyla bakan bizlerin dudağında gülümseme, gözlerinde ışıltı oldu düş hekimi...

Buraya kadar asıl mesleğini ilettik; gelelim düş dünyasına!

Düş Hekimi hayallerinin peşinde koşmuş ve süper sonuçlar almış. Katamandu macerasında beyaz bayrak çekmiş, tıklım tıklım yabancı dolu, çok eski bir otobüse bindiklerinden, sokaklardaki makineli tüfekli askerlerin, zırhlı araçların arasından geçtiklerinden bahsetmiş.

"Himalayalar'da değil, telefonun çektiği ve helikopterin uçamadığı yükseklikte olduğumuz için, o soğukta parmaklarımız donmasın, o yarıya düşmüş oksijen konsantrasyonunda kanımız salça kıvamına gelmesin, akciğer / beyin ödemi gelişmesin diye boğuştuğumuz için haftalardır dünya ile bağlantımız yoktu."

İnsanın düşleri zirveden başlarsa devamı nasıl gelir sizce? 2006 Everest Türkiye tırmanışı öncesinde Nepal ve Tibet macerasına atıldığını söylüyor.

"Bazı masalları dinlemez yaşarsınız; ama farkına varmazsınız ve yaşadıklarınızı bir masal olduğunu bittiğinde anlarsınız..." -Düş Hekimi Yalçın Ergir

Düş Hekimimiz şöyle diyor: "Moskova'ya yer var mı? diye sordum ve ayakta gitmeye razıyken yer bulup, gece hangi ülkede yatacağım belli olunca, atlayıp geldim buralara..."

"Kastamonu diye yola çıkılıp, Moskova'ya gidilen yolculuk."

"İki günde büyür müydü insan? Bambaşka dereler görmüş, hiç durmadan yürümüş; yaşam aynasına dönüp de baktığımda, büyümüştüm" diye iletiyor duygularını.

Yalçın Ergir: "Hangi gelincik açmak, hangi fırtına esmek, hangi yanardağ patlamak için bir form doldurur?"

"Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan" mantığıyla yol almış olduğunu söylüyor her zaman.

"Çok büyük beklentilerim yoktu. Basit detaylardı arzuladığım. Mesela; Esenboğa'dan Ankara'ya yürümek bile bana çok büyük mutluluk veriyor. Bunlar parayla pulla ölçülen şeyler değil. Şuna inanıyorum. En güzel mutluluklar parayla pulla satın alınamayan mutluluklar."

Hekimlik dışındaki uğraşı, tenis. Çok ekmeğini yediğini söylüyor keyifle ;)

"1999'da 35 yaş üstü milli oldum. Almanya'ya gittim, derecem sonunculuk. Ama orada asla bir daha oynama şansım olmayan raketlerle oynadım."

"Bir tek dişçi koltuğu gerçek dünyaya döndürüyor sizi" diyor. İşte tam burası... Yalçın Ergir' in dünyası.

"Her şey emek ister! Doğru vidalar dünyasında, belki de bilmez eğri vida; tornavidaların, çekiçlerin söz geçiremeyeceğini ona..."

Düş Hekimi: "İnsan ne zaman öleceğini bilse, o gizemli tadı kalabilir mi yaşamın? Ben de bilet, yer durumlarına hiç bakmadan gidiyorum. Tek bildiğim çocukluğumdan beri kurtulamadığım hep yollarda olma isteğim" şeklinde ifade etmiş.

...ve hayatımda önemli bir dilim olan “evet; sevdik...” diyor... Soprano Leyla Çolakoğlu ile Devlet Operası ve Balesi programı dahilinde gerçekleştirilen müzikli sunumlarıyla.

Bu hikayenin oldukça keyif alacağınız ayrıntısına buradan ulaşabilirsiniz.

Sıradaki düş! Bir motosikletle Fas'a gitmek!

Bonus: "Düş Hekimi" isimli 7 seriden oluşan kitaplarını keşfetmek isteyene...

BASİT YAŞAMAK

Basit yaşayacaksın.

Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

 

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin

“seni seviyorum” gibi.

 

Basit bir öpücük yetecek sana;

basit sıcak bir öpücük

ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

 

Kabak çekirdeği verecek sana

rakamların veremediği mutluluğu.

 

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın,

atmaya kıyamadığın.

 

İki harekette giyiniverecek,

iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak

sıcacık kollara dolanman

ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

 

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.

 

Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

en ucuz aşk romanını.

 

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

 

Bir kaşarlı tost olacak aradığın

nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

 

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

“fa diyez”in mutluluğunu.

 

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün

 

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde

ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

bir “istemiyorum” diyebilmeye.

 

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

 

Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

 

Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

 

basit...

Düş Hekimi Yaşar Ergir

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
queen-of-the-alaska

güzel ama hala diş hekimi mi tenisçi mi neyci anlayamadım sanırım her şeyci

yori

sanırsam diş hekimi hobiside gezmek maceralar

Başlıklar

AlmanyaAnkaraFırtınaKitapaşkgezginkabakmüzik
Görüş Bildir