Bir Damla Saniyeler İçinde Hayatını Değiştirdi: Karen Wetterhahn’ın Trajik Sonu
Laboratuvarda üzerine sıçrayan yalnızca birkaç damla, Amerikalı kimyager Karen Wetterhahn’ın hayatını değiştirdi. Wetterhahn eldivenlerini çıkardı ve ellerini yıkadı. O an yaşanan olay küçük bir laboratuvar kazası gibi görünüyordu fakat geri dönüşü olmayan bir süreç çoktan başlamıştı. Üstelik o sırada dönemin standart güvenlik önlemlerini uyguluyordu.
İşte bilim dünyasının güvenlik önlemlerini ve Karen Wetterhahn’ın hayatını tümüyle değiştiren o tarihi kaza!
Saniyeler İçinde Cildine Ulaştı
14 Ağustos 1996'da Dartmouth College'da çalışan 48 yaşındaki Karen Wetterhahn, toksik metallerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırıyordu. O gün laboratuvarda yaptığı çalışma sırasında kullandığı dimetilcıvadan birkaç damla eldiveninin üzerine sıçradı.
Wetterhahn'ın kullandığı madde sıradan bir laboratuvar kimyasalı değildi. Dimetilcıva, son derece uçucu ve toksik bir organik cıva bileşiğiydi. Üstelik Wetterhahn bu maddeyle çalışırken o dönemde laboratuvarlarda standart kabul edilen koruyucu ekipmanları kullanıyordu.
Ancak kazadan sonra yapılan araştırmalar, asıl tehlikenin burada olduğunu ortaya çıkaracaktı. Çünkü dimetilcıvanın lateks eldivenlerden geçmesi 20 saniyeden kısa sürebiliyordu. Bazı testlerde bu sürenin 15 saniyenin de altında olduğu görüldü. Yani eldivenler, Wetterhahn'ın düşündüğü kadar güçlü bir bariyer değildi.
Zehirlenme Aylarca Kendini Belli Etmedi
Kazanın hemen ardından ciddi bir belirti ortaya çıkmadı. Wetterhahn çalışmalarına devam etti ve ilk bakışta olağan dışı bir durum yaşanmadı.
Fakat yaklaşık iki ay sonra kilo kaybı, mide bulantısı ve çeşitli sindirim sistemi şikayetleri başladı. Bu belirtiler, laboratuvarda yaşanan olayla bağlantılı görünmüyordu.
Aylar ilerledikçe tablo değişti. Yaklaşık beş ay sonra Wetterhahn'ın dengesi bozulmaya başladı. Yürürken kapılara çarpıyor, konuşmakta zorlanıyor ve kelimeleri düzgün telaffuz edemiyordu. Kısa süre içinde görme ve işitme sorunları da ortaya çıktı.
Hastanede Gerçeği Öğrendi
20 Ocak 1997'de hastaneye kaldırılan Wetterhahn'a yapılan testler, yaşadığı rahatsızlığın nedenini ortaya çıkardı. Kanındaki cıva seviyesi 4.000 mikrogram/litreye ulaşmıştı. İdrarındaki cıva seviyesi de ciddi biçimde yükselmişti.
Dimetilcıva vücutta metilcıvaya dönüşebiliyor ve kan-beyin bariyerini aşarak merkezi sinir sisteminde ağır hasara yol açabiliyordu. Wetterhahn'ın nörolojik durumu ise tedaviye rağmen hızla kötüleşti. Şubat ayında komaya girdi.
Bilim Dünyasına Bıraktığı Son Mesaj: Meslektaşları İçin Mücadele Etti!
Wetterhahn'ın durumu geri döndürülemez hale gelirken, yaşadığı olayın yalnızca kendi hayatıyla sınırlı kalmasını istemedi.
Hastanedeyken meslektaşlarının da kontrol edilmesini ve yaşananların bilim dünyasına aktarılmasını istedi. Böylece başına gelenlerin başka araştırmacıların da başına gelmemesi için önemli bir uyarıya dönüşmesini amaçladı.
8 Haziran 1997'de, kazadan yaklaşık 10 ay sonra hayatını kaybetti.
Bir Laboratuvar Kazası, Güvenlik Kurallarını Değiştirdi
Wetterhahn'ın ölümünün ardından yapılan incelemeler, laboratuvar güvenliği açısından kritik bir gerçeği ortaya koydu: Bir eldivenin koruyucu olması, her kimyasala karşı koruma sağlayacağı anlamına gelmiyordu.
Dimetilcıvanın lateks eldivenlerden son derece hızlı geçebildiğinin anlaşılmasıyla, yüksek toksisiteye sahip kimyasallarla çalışırken kullanılacak koruyucu ekipmanların kimyasala özgü geçirgenlik özelliklerine göre seçilmesinin önemi ortaya çıktı.
Daha dayanıklı bariyer eldivenlerin kullanılması önerilirken, mümkün olan durumlarda dimetilcıva yerine daha güvenli alternatiflerin tercih edilmesi gündeme geldi.
Karen Wetterhahn'ın hikayesi bugün laboratuvar güvenliğinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak anılıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın