article/comments
article/share
Haberler
Bilim Kanıtladı: Doğumla İlgili Doğru Sandığımız Şey Yanlışmış!

Bilim Kanıtladı: Doğumla İlgili Doğru Sandığımız Şey Yanlışmış!

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

İzlediğiniz belgesellerde, hayvanların kolayca doğum yaptığını ve doğan bebeklerin anında ayağa kalktığını görmüş olabilirsiniz. Fakat belgeseller, bu noktada bize gerçek olmayan bir dünya sunuyor desek abartmış olmayız. Hayvanlar da tıpkı insanlar gibi doğum sancısı çeker, kasılmalar yaşar ve enerji tüketirler. Üstelik vahşi doğada doğum yapmak, onları yırtıcılara karşı tamamen savunmasız bıraktığı için ekstra bir hayati risk taşır.

Bazı hayvanların anatomik yapısı nedeniyle doğum, adeta bir hayatta kalma mücadelesidir.

Independent, University College London'da yapılan yeni bir araştırmayı aktardı.

Kaynak

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Doğum, pek de kolay bir süreç değildir.

Doğum, pek de kolay bir süreç değildir.

Diğer memelilerin aksine, bir insanın kendi kendine doğum yapması oldukça zordur. Bunun birincil nedeni, yaklaşık 4 milyon yıldır iki ayak üzerinde durmamızdır. İki ayak üzerinde dengede durabilmek ve verimli bir şekilde yürüyüp koşabilmek için leğen kemiğimizin (pelvis) yapısının değişmesi gerekti. İnsan dik yürümeye başlayınca, iç organları yerçekimine karşı içeride tutabilmek ve kalça stabilitesini sağlamak için pelvis daraldı, kısaldı ve doğum kanalı kıvrımlı, kemikli bir labirente dönüştü.

İkincil neden ise beyinlerimizin hacminin büyümesi. Evrimsel olarak bir yanda daralmak zorunda olan bir doğum kanalı, diğer yanda ise büyüyen bir bebek kafası... Doğum kanalı o kadar daraldı ki, günümüzde bir bebeğin kafası ile annenin doğum kanalı milimetrik olarak neredeyse tamamen aynı boyutta. Bu nedenle doğum yapmak, yıllar içerisinde zorlaştı.

Peki doğum, sadece insanlar için mi zor?

Çoğu hayvan doğum zorluğu çekiyor.

Çoğu hayvan doğum zorluğu çekiyor.

Daha önce yapılan çalışmalarda insansı maymunlar incelenmiş ve dişilerin leğen kemiğinin, bebeğin rahatça doğmasını sağlayacak yapıda olduğu sonucuna varılmıştı. Fakat yeni bir araştırma, bu incelemelerin yeterli sayıda türü kapsamadığını söylüyor. 

Araştırma ekibinden Nicole Torres-Tamayo da 'En büyük sorunlardan biri, başlangıçta insan pelvisi için geliştirilen ölçümlerin tüm primatlara uygulanmasıydı' diyerek bir başka sıkıntıya dikkat çekiyor.

Yeni araştırma ekibi, 8 tür yerine 29 türü inceledi ve üç boyutlu modeller oluşturdu. Sonuç olarak, özellikle daha küçük türlerin doğum kanalında darlık sorunu yaşadığı tespit edildi. 

Sincap, maymun gibi bazı türlerde yeni doğan yavrunun kafasının, annenin pelvis boşluğunun neredeyse iki katı büyüklükte olduğu ortaya çıktı.

Doğum sırasında yaşanan tek zorluk, doğum kanalının dar olması değil. Örneğin zürafalar, ayakta doğum yapmak zorundadır ve bebek zürafa, yaklaşık 2 metre yüksekten kafasının üstüne yere düşer. Bu düşüş aslında yavrunun ilk nefesini almasına yardımcı olur ama süreç her iki taraf için de oldukça streslidir.

Neyse ki hayvanlar, bu problemler karşısında çeşitli uyum mekanizmaları geliştirdi.

Neyse ki hayvanlar, bu problemler karşısında çeşitli uyum mekanizmaları geliştirdi.

Galagogiller ve tamarinler, leğen kemiklerini yerinden oynatarak doğum kanalının genişliğini geçici olarak iki katına çıkarıyor. Fakat bu, iki ayağı üzerinde yürüyen insanların uygulayabileceği bir davranış değil. 

Bu nedenle insanlar, doğumları kolaylaştırmak için yöntemler geliştirdi. Hatta bebekler bile geliştirdi!

Bir şempanze doğururken, yavrunun kafası doğum kanalına düz bir şekilde girer ve doğrudan çıkar. Anne şempanze uzanıp bebeğini kendi çekebilir.

İnsanda ise durum bir labirent gibidir. Bebek, o dar kemikli kanaldan geçebilmek için içeride yüzünü ve vücudunu birkaç kez döndürmek (burgu hareketi yapmak) zorundadır. Genellikle kanala yan girer, içeride arkaya döner ve yüzü annenin sırtına bakacak şekilde dışarı çıkar.

Aslında her insan, olması gerekenden erken doğuyor.

Aslında her insan, olması gerekenden erken doğuyor.

Bilim insanlarına göre, bütün insanlar biyolojik olarak erken doğuyor. Eğer bir insan bebeği, bir şempanze yavrusunun doğduğundaki zihinsel ve fiziksel olgunluğuna (kendi kendine tutunabilme, etrafı algılama) içeride ulaşmaya çalışsaydı, hamileliğin 21 ay sürmesi gerekirdi. Ancak 21 aylık bir bebeğin kafasının doğum kanalından geçmesi imkansızdır. 

Bu yüzden evrim bir orta yol buldu: Bebek içeride büyüyebileceği maksimum sınıra kadar büyür (9 ay) ve beyin gelişiminin büyük kısmını doğduktan sonra, dış dünyada tamamlar.

Evrimsel biyolojide en çok kabul gören teorilerden biri 'Dördüncü Trimester' (Hamileliğin aslında dışarıda devam eden 4. üç aylık dönemi) teorisidir. Diğer memeli yavrularıyla kıyaslandığında, insan bebeği doğduğunda kelimenin tam anlamıyla 'tamamlanmamış' bir canlıdır.

Gelin, hayvanlar üzerinden bir örnek daha verelim!

Doğada hayvan yavruları kabaca ikiye ayrılır:

  • Prekosiyal (Gelişmiş) Yavrular: Doğdukları andan itibaren gözleri açıktır, tüyleri tamdır ve birkaç saat içinde ayağa kalkıp annelerini takip edebilirler. (Örn: Ceylanlar, atlar, zürafalar).

  • Altrisiyel (Muhtaç) Yavrular: Gözleri kapalı, tüysüz ve tamamen bakıma muhtaç doğarlar. (Örn: Kediler, köpekler, kuşlar).

İnsan, primat ailesinin bir üyesidir. Normalde primat yavruları prekosiyale daha yakındır; doğduklarında annelerinin kürküne sıkıca tutunabilirler, etrafı incelerler ve motor becerileri gelişmiştir. 

Ancak insan bebeği, bir primat olmasına rağmen altrisiyel (tamamen muhtaç) doğan tek canlıdır. Kafasını bile tutamaz, tutunma refleksi vardır ama gücü yetmez. Biyolojik olarak aslında 'embriyonik' bir evrede doğar. 

Kısacası evrim, insanın doğum sorununu 'içeride büyüyeceğine dışarıda büyü' diyerek çözmüştür. Neyse ki bu, tamamen olumsuz bir durum değil. Beynimizin büyük kısmının dışarıda, yani kültürün, dilin, sosyal ilişkilerin ve çevrenin içinde büyümesi, bizi dünyadaki en adaptif ve en zeki canlı haline getiriyor!

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2022 yılında Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü'nden mezun oldum. Öğrencilik hayatımda pek çok yabancı kaynaktan çeviriler yaptım. İş hayatımda da farklı alanlarda tercümanlık ve metin yazarlığı yaptım. 2022 yılından beri Onedio'da çalışıyorum. Yaşam kategorisinde içerikler üretiyorum. Yabancı kaynaklardan güncel içerikleri çeviriyor, astroloji gündemini, genel kültür alanında ilgi çekici konuları ve seyahat haberlerini okuyucularla buluşturuyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın