Bilim İnsanları Açıkladı: Çaydan Daha Fazla Fayda Sağlamanın Yolu!
Çay, dünyada en çok tüketilen içecekler arasında yer alıyor. Özellikle de ülkemizde çay tüketimi oldukça fazla. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda, bu sevilen içeceğin sağlığa faydalı olduğu da kanıtlandı. Ancak bilim insanları, yaptıkları son çalışmayla çayın uzun yaşam ve sağlık açısından potansiyel faydalarının, çayın nasıl tüketildiğine bağlı olduğunu kanıtladı.
Bilime göre çay fazla uzun süre demlenmemeli, demlenmeden önce yıkanmalı.
Peki çayın fayda sağlaması için nasıl tüketilmesi gerekiyor?
Türkiye, çay tüketiminin en fazla olduğu ülkeler arasında.
2022 yılındaki bir araştırmaya göre, Türkiye çay tüketiminin en fazla olduğu 3. ülke. Birinci sırada çayın anavatanı Çin, ikinci sırada ise nüfusuyla öne çıkan Hindistan yer alıyor. Türkiye'de kişi başına yıllık çay tüketiminin 15.05 kilogram olduğu belirtiliyor.
Kaynaklara göre, her Türk vatandaşı yılda yaklaşık 6.000 fincan çay tüketiyor. Araştırmanın detaylarında Türkiye'deki çay tüketiminden bahsedilirken şu ifadelere yer veriliyor:
'Bu içecek Türk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanları evlerinde, kafelerde, kıraathanelerde (erkeklerin sosyal buluşma yerleri) ve cenaze törenleri ile düğünler dahil olmak üzere diğer sosyal ortamlarda çay içerken görebilirsiniz. Türkler ayrıca ziyaretçilere hoş geldin içeceği olarak çay ikram ederler...Ülkede en yaygın çay türü siyah çaydır. Bununla birlikte, kuşburnu çayı, ıhlamur çayı gibi diğer çay çeşitleri de giderek daha popüler hale gelmektedir.'
Peki çay, sağlığımız açısından faydalı mı?
Independent'ın aktardığına göre, çay bizler için farklı faydalar sağlıyor. Çay, antiinflamatuar özellikleri sayesinde diyabet, obezite, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerinin önlenmesine yardımcı olabiliyor. Yapılan araştırmalar, çayın farklı faydaları olduğunu gösteriyor. Genellikle Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından hazırlanan çayın, beyin üzerinde potansiyel koruyucu etkiler gösterdiği ve yaşlılarda kas kaybını azaltma özelliği bulunduğu belirtiliyor.
Ülkemizde her gün tüketilen siyah çayın, zengin polifenol ve antioksidan içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığını koruduğu, odaklanmayı artırdığı, bağışıklığı desteklediği ve düzenli tüketildiğinde kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğu kanıtlanmış.
Son yıllarda giderek popülerleşen yeşil çayın ise kalbi koruyucu etkileri olduğu, tansiyonu düşürmeye yardımcı olduğu ve kolesterol seviyelerini iyileştirdiği biliniyor.
Ancak çayın faydalarından yararlanmak için nasıl tükettiğimize dikkat etmemiz gerekiyor.
Bilim insanları, çayın yaratabileceği sağlık risklerine karşı uyarıyor.
Artık bilim insanları, özellikle yapay tatlandırıcılar ve koruyucular gibi zararlı katkı maddeleri içerebilen şişelenmiş çay (soğuk çay) ve inci çaylarında (bubble tea), çayı içme şeklinin potansiyel sağlık riskleri açısından önemli olduğunu belirtiyor. Beverage Plant Research'te yayımlanan yeni bir çalışma ise çaydaki pestisit kalıntıları, ağır metaller ve mikroplastiklerin de sağlık riskleri yaratabileceği konusunda uyarıyor.
Araştırmacılar, zararlı maddelerin normal tüketimde önemli bir sağlık riski oluşturmasa da uzun vadede çok çay içenler için endişe kaynağı olduğunu belirtiyor. (Bu durumda kişi başına 6.000 fincan çay tüketen ülkemiz insanlarının elbette dikkatli olması gerekiyor.)
Yeşil çay, kilo verme konusunda popüler bir besin takviyesi haline gelmesine rağmen çalışmada, bu tür özüt bazlı takviyelerin (yeşil çaylı içecekler) karaciğer toksisitesine yol açtığını gösteren çok sayıda vaka raporuna dikkat çekiliyor. Araştırmacılar bu toksisitenin yeşil çaydaki epigallokateşin (EGCG) adlı kimyasaldan kaynaklandığını belirtiyor.
Kaynar suda demlenen poşet çaylar, 109'dan fazla mikroplastik parçacık salabiliyor.
Araştırma incelemesinde ayrıca kaynar suda demlenen plastik bir çay poşetinin 109'dan fazla mikroplastik parçacık salabileceği ve bunun potansiyel sağlık riskleri yaratabileceği belirtiliyor. Poşet çaylarla karşılaştırıldığında, demlik içerisine konup demlenen toz çaylar, daha sağlıklı bir alternatif olarak görülüyor.
Çay bitkilerinin üzerinde kalan pestisitler ise sindirim sistemimizde yaşayan karmaşık mikroorganizma topluluğu olan mikrobiyotamızı etkiliyor. Mikrobiyota, sindirime, besin emilimine, bağışıklık fonksiyonuna ve hatta zihinsel sağlığa destek oluyor. Ancak pestisitlerin vücudumuza girmesi, bu dengeyi bozabiliyor. Araştırmalar, pestisitlerin bağırsak mikrobiyotasının bileşimini ve çeşitliliğini değiştirebileceğini, zararlı bakterilerin büyümesini desteklerken faydalı olanları baskılayabileceğini gösteriyor.
Peki çaydaki pestisit nasıl temizlenir?
Meyve sebzelerdeki pestisiti temizlemek nispeten kolaydır. Meyve ve sebzeleri akan soğuk suyun altında ovalayarak ya da karbonatlı suda bekleterek temizleyebilirsiniz. Ancak kuru çaydaki pestisiti temizlemek biraz daha zordur.
Kuru çay yapraklarını sirke veya karbonatla yıkamak tadını ve kalitesini bozacağından, tarım ilaçlarından kaçınmak için aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz:
İlk Suyu Dökün: Çay yapraklarına sıcak su ekledikten sonra 10-20 saniye bekleyip demliğin ilk suyunu mutlaka süzün. Bu işlem, yaprak yüzeyindeki kalıntıların büyük bir kısmını uzaklaştırır.
Demleme Süresine Dikkat Edin: Çayı gereğinden uzun süre demlemek veya kaynatmak, pestisitlerin yapraklardan sıcak suya geçme oranını artırır. İdeal sürelerde demlemeye özen gösterin.
Organik Çay Tercihi: Yaprakların içine işlemiş kimyasallardan tamamen kaçınmanın en kesin yolu, organik sertifikalı çayları veya denetlenen güvenilir markaları tercih etmektir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın