Başarılarıyla Tüm Dünyaya İlham Olan Sanatçı ve Bilim İnsanlarının Günlük Yaşamları ve Çalışma Ritüelleri

-

Hepimizin kendine göre geliştirdiği bir çalışma  yöntemi bir günlük rutini vardır. Kendi alanlarında en iyi noktalara gelmiş sanatçı ve bilim insanlarının da var elbette. Üstelik bazıları oldukça ilgi çekici. İşte onlardan bazıları.

Kaynak: http://zeynepcansoylu.com/basarili-sanat...

Agatha Christie

Edebiyatın en önemli isimlerden Agatha Christie, dislektik olmasına karşın kariyeri boyunca yılda en az bir adet roman yazmayı başardı. Ancak mesleği sorulduğunda on adet kitap yazdıktan sonra bile kendisini 'yazar' olarak görmediğini söylerdi. Kendisini 'ev hanımı' olarak tanımlıyordu.

Agatha’nın çalışma rutini pek çok edebiyatçıya göre çok sade ve alçak gönüllüydü. Yatak odasındaki ayna önündeki masada veya yemek masasında daktilosu ile yazar, yazma saatlerini çocukların okul ve yemek düzenine göre ayarlardı. Yazı yazmaya anında başlayıp rahatsız edilene kadar devam edebilirdi. Yazma konusunda bu rahatlığı ve hazırlıksızlığı nedeniyle arkadaşları ona sık sık “Kitaplarını ne zaman yazıyorsun hiç bilmiyorum, çünkü seni yazarken hatta yazmaya giderken bile hiç görmedik” derlerdi.

David Lynch

Çalışma ritüelleri konusunda David Lynch tam bir nazi diyebiliriz. Çalışma ritüellerinden bahsederken “Her şeyin düzenli olmasını severim” diyor. Bu “düzen” kavramını birazcık açacak olursak; yedi yıl boyunca öğlen iki buçukta aynı restoranda yemek, yemekte en az dört, en fazla yedi adet bol şekerli sade kahve içmek ve her gün bol çikolatalı milkshake içmek.

Aynı rutini saniye aksatmadan uygulamasına ek olarak yetenekli yönetmenin bir diğer alışkanlığı da “şeker yüklemesi” yapmak. Özellikle bol sayıda içtiği kahvelerini yarısına kadar şekerle doldurup kan şekeri tepe yaptığı noktada aklına bir sürü yaratıcı fikir geldiğini söylüyor.

Haruki Murakami

Yaşadığımız dönemin en iyi romancılarından Murakami’nin çalışma ve günlük hayat ritüeline bakılırsa yazar 'sabah horozu' sınıflolarak tabir edilenlerden. Murakami’nin roman yazdığı dönemlerde günlük rutini şu şekilde; sabah dörtte kalkıp ara vermeden beş-altı saat yazı yazıyor, öğleden sonra koşuyor veya yüzüyor, günlük işlerini hallediyor, kitap okuyup müzik dinliyor, akşam yemeğini yiyor ve en geç dokuzda yatıyor.

Ayrıca bu rutini asla bozmadan uzun dönemlerde sürdürmeye dikkat ettiğini de üstüne basa basa söylüyor. Murakami, bu hayat tarzının sosyalleşme olanaklarını ve saatlerini kısıtladığını kabul ediyor. Akşam dokuzda yattığı ve Tokyo şehri sınırların dışında, taşrada yaşadığı için sosyal hayatının sıfıra yakın olduğunu ekliyor.

Sosyal hayat eksikliği Murakami’yi üzmüyor, çünkü hayattaki önceliklerini belirlemiş ve her şeye zamanı yetemeyeceğinin bilincinde. Bu durumu kendi sözleri ile şöyle özetliyor: “Her yeni kitabım öncekinden iyi olduğu sürece, ne tür bir yaşam biçimi benimsersem benimseyeyim, okurlarım bunu kabul edecektir. Bir romancı olarak benim görevim ve en önemli önceliğim bu değil mi?”

Ludwig van Beethoven

Ünlü müzisyen Beethoven, çalışması ve günlük ritüelleri konusunda fazlasıyla takıntılıydı. Gün doğarken güneş ışığı ile uyanır ve kahvaltı olarak sadece kahve içerdi. Bir bardak kahveye girecek çekirdekleri tek tek sayardı ve fincan başına altmış adet çekirdek gelecek şekilde ayarlardı. Kahvesinden sonra piyano başına oturup öğleden sonra iki veya üçe kadar kesintisiz çalışırdı.

Öğlen yemeğini yer ve cebine not defteri ve kalemini atıp akşama kadar sürecek uzun bir yürüyüşe çıkardı. Bu uzun yürüyüşleri bir bakıma meditasyon gibiydi ve aklına mutlaka yeni müzik fikirleri gelirdi. Akşam olunca eve döner yemeğini yer ve arkadaşları ile buluşurdu. Akşam yemeğinde mutlaka şarap içmek isterdi.

Beethoven’ın en garip ritüeli banyo yapma ile ilgili takıntısıydı. Banyo yapma ve hijyen konusunda kendisini tam bir doğulu gibi hissederdi. Hatta "Muhammed abdest sayısında aşırıya kaçmamış mantıklı davranmış" demiş. Gün içerisinde sık sık ara verip yıkanırdı. Yıkanırken bağırarak şarkı söylemesi ve suları etrafa döküp saçması nedeniyle çevresi tarafından alay konusu olmuştu.

Nikola Tesla

Alternatif elektrik akımını bulan Tesla, uç noktalarda tuhaf bir dahiydi. Gençliğinde Thomas Edison’un yanında asistanken çalışmaya, sabah 10:30’da başlayıp ertesi sabah 5’e kadar çalışma alışkanlığı vardı. Kendi işini kurduktan sonra öğlen çalışmaya başladı ve gene ertesi sabaha kadar sürüyordu.

Tesla’nın çalışırken en ilginç ritüeli tüm perdeleri kapatıp karanlıkta çalışmasıydı. Perdelerini kapalı havalarda ve fırtınada açıyordu sadece. Ofis çalışanları bu duruma alışıp ona göre hareket ediyorlardı.

Tesla’nın bir diğer ilginç ritüeli de yemek yemek ile ilgiliydi. Çocukluğundan beri bir yemeğe başlamadan önce yemeğin hacmini aklında hesaplama alışkanlığı vardı. Eğer yemeğin hacmini hesaplayamazsa yemeğinden asla keyif alamıyordu. Sık sık akşam yemeği yediği New York’taki Waldorf Astroia Hotel’in şef garsonu bu durumu biliyor ve Tesla’ya uygun yemekler hazırlıyordu.

Pablo Picasso

Pek çok sanatçı meslektaşı gibi Picasso da geç yatıp geç kalkmalı bir hayat döngüsüne sahipti. Genelde öğleden sonra saat iki civarında kalkıp kimselerle görüşüp konuşmadan stüdyosuna kapanırdı. Hava iyice kararana kadar, en az beş saat kesintisiz çalışıp eve dönerdi. Uzun saatler hiç oturmadan tuvalin önünde nasıl durduğunu soranlara asla bitkinlik hissetmediği cevabını verirdi ve eklerdi “Müslümanların camiye girmeden önce ayakkabılarını çıkarması gibi, ben de çalışırken bedenimi kapının dışında bırakıyorum.”

Eve döndüğünde hayat arkadaşı Fernande’nin hazırladığı akşam yemeğini yer ve yemekte kimsenin kendisi ile konuşmasından hoşlanmazdı. Bu durumu bilen sevgilisi ve arkadaşları sessizce yemeklerini yerdi. Yemekten sonra insan içine karışıp sosyal hayata dönerdi. Pazar günleri de öğleden sonra sanatçı arkadaşları için kız arkadaşı ile birlikte davetler verip sosyalleşirlerdi.

Sigmund Freud

Psikanalizin kurucusu Freud’a göre çalışmadan geçen bir hayat boş bir hayattı. Çalışmalarında rahat olabilmesi için eşi Martha, eşinin günlük rutinlerini çok detaylıca planlıyor ve uygulamasında yardımcı oluyordu.

Martha, Freud’u her sabah yedide uyandırır, kahvaltıdan sonra berbere sakallarını düzelttirirdi. Sekizden öğlen 12’ye kadar analiz hastaları ile seanslara girerdi. Öğle yemeğini tam birde yerdi. Yemekten sonra Viyana Caddesi’nde tempolu bir yürüyüşe çıkardı. Yürüyüş sırasında genelde puro satın alır ve matbaasına uğrardı. Puroları, Freud’un en yakın arkadaşlarıydı. Yaşlılığında doktorların uyarılarına kulak asmayarak günde yirmi adet purosunu içmeye devam etti.

Öğleden sonra üçte işinin başına geri döner ve akşam yemeğine kadar çalışırdı. Akşam yemeğinden sonra ailesi ile biraz sosyalleştikten sonra çalışmaya geri dönerdi. Gece en erken 1'de yatar ve bu saate kadar işi ile ilgili kitaplar okur veya psikanaliz dergilerinin yazı işleri ile uğraşırdı.

Simone De Beauvoir

21. yüzyılın en önemli filozoflarından, aynı zamanda Sartre’nin sevgilisi ve hayat arkadaşı olan Simone’un hayatını; yakın arkadaşları 'çalışmalarını eksiksiz yürütebilsin diye özellikle oluşturulmuş bir sadelik' olarak tanımlıyor.

Tek başına Paris’te 1+1 bir apartman dairesinde yaşayan Simone, sabah kalkıp çayı ile saat on gibi masa başına geçer ve bire kadar aralıksız çalışırdı. Öğle yemeği için arkadaşları ve Sartre ile buluşur, çok sosyal ve uzun bir öğle yemeği faslı yaşardı. Öğleden sonra Sartre’nin apartmanına geçer ve üç ila dört saat arası da burada çalışırdı. İkisinin de çalışmaları bittiğinde, birlikte arkadaşları ile dışarı çıkıp o günkü işlerini kritik ederlerdi.

Woody Allen

Gece gündüz demeden çalışan, kendisi çalışmasa da zihninin durmadan yeni filmleri için hikayeler yazdığını söyleyen Woody Allen’ın çalışma ritüelleri ve takıntılıları oldukça ilginç. Woody Allen’a göre kusursuz film senaryosunu yazmak için 'takıntılı düşünmek' gerekiyor. Günlük çalışma rutininde tıkandığı yerlerde Allen, 'anlık değişimlerden' yararlanıyor.

Anlık değişimler; çalıştığı odayı değiştirmek, bir üst kata çıkıp çalışmak, duşun altında uzun uzun beklemek, evinin terasında volta atmak gibi aktiviteler. Özellikle duş almak, Allen’ın çalışma ritüelinin vazgeçilmezi konumunda. Soğuk havalarda biraz üşüdükten sonra aşırı sıcak duşun altında 45 dakika – 1 saat kalıp yeni fikirler bulmak en sevdiği çalışma ritüeli.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tagbuchan

nerden favorilere aliyoduk gençler bu nasi güncelleme

ezrares

az olmuş bu liste. leonardo da vinci ve daha bi çok kişi eksik.

rrr

onların çalışma sistemi belki bilinmiyordur veya düzenli bir sistemleri olmayabilir. tabi editör unutmuş da olabilir.

gzm-ynklr

Woody Allen'a, aşığım.

mr.deusvult

erdoğan nerde moruq ?

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

BilimKitapŞarapTeslaVanmüzikşeker
Görüş Bildir