Bakire Kızların Vahşice Canını Alıp Genç Kalmak İçin Kanlarıyla Yıkanan ve Sonunda İblise Dönüşen Kanlı Kontes

-

Genç ve güzel kalmak için neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilirsiniz? Belki estetik yaptırır, kırışıklıklarınızdan kurtulursunuz ya da sağlıklı beslenir ve spora başlarsınız, öyle değil mi? Ama yapacaklarınız en fazla bu kadardır. Güzellik uğruna başkalarına türlü işkenceler etmek, onların kanlarında yıkanmak veya etlerini yemek aklınızdan geçmez. Ancak Kanlı Kontes olarak anılan Elizabeth Bathory, onu korumak adına bu denli vahşileşebilecek kadar güzelliğine düşkündü…

Macaristan’ın en zengin ve en köklü ailelerinden birinde dünyaya gelen Elizabeth Bathory, oldukça zeki ve güzel bir kadındı.

Epilepsi hastalığı sebebiyle sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiş ve küçük yaşlardan itibaren epilepsi nöbetleriyle boğuşmak zorunda kalmıştı. Bu durum Elizabeth'i utangaç birine dönüştürmüş olsa da entelektüel kişiliği çoğu zaman utangaçlığını bastırmayı beceriyordu. 15 yaşına geldiğinde kendisinden 10 yaş büyük Kont Ferencz Nasdasdy ile evlendirildi. Elizabeth kendi soyadını devam ettirebilmek için soyadını konta ona vermiş ve yeni kocasıyla birlikte Csetjhe Kalesi’ne yerleşmişti.

Kocası savaşa gittiği için evde yalnız kalan Elizabeth hayatından sıkılır olmuştu. Can sıkıntısını geçirmek içinse saatlerce aynanın karşısına geçip güzelliğini seyrediyordu...

Ama bu bile Elizabeth’i eğlendirmeye yetmiyordu. Bu yüzden genç erkeklerle birlikte olmaya başlamış ve evde sürekli çılgın seks partileri düzenler olmuştu. Acı çekmek ve çektirmek yavaş yavaş onda bir tutku haline geliyordu, her geçen gün ona verilen “Kanlı Kontes” adını almaya biraz daha yaklaşıyordu.

Bir gün Elizabeth’in içindeki vahşi yanı tetikleyen bir olay yaşandı. Elizabeth’in hizmetçisi, kontesin saçını tararken istemeden canını biraz fazla acıtmıştı…

Hizmetçisinin beceriksizliğine sinirlenen Elizabeth, genç kıza sert bir tokat atıp burnunu kanatmış ve eline bulaşan kanı adeta büyülenerek seyretmeye başlamıştı. Elizabeth, hizmetçi kızın kanı sayesinde onun güzelliğinin kendisine geçtiğini düşünmeye başladı ve uşağından kızı soymasını istedi. Kızın damarlarını kesip bütün kanı bir fıçının içine dolduran Elizabeth, daha sonra bu kanın içinde banyo yaptı. Artık sonsuz gençliğin ve güzelliğin anahtarı Kanlı Kontes’in ellerindeydi…

O günden itibaren genç kızların kanıyla yıkanarak genç ve güzel kalacağına inanmaya başlayan Elizabeth, emrindeki kişilerin de yardımıyla yaşadığı yeri adeta bir cehenneme çevirdi...

Kocasının ölümünün ardından yıllar boyunca karşısına yüzlerce güzel genç kız çıkarılan kontes, her birini acımasızca öldürmüş ve onlara türlü işkenceler uygulamıştı. Zavallı kızları çırılçıplak soyarak erkek misafirlerinin önüne çıkarıp sergiliyor, ayaklarına yağlı kağıtlar koyup ateşe veriyor, balla kaplayıp böceklerin önüne atıyordu. En sevdiği işkence yöntemlerinden biri de kızlar donarak ölene kadar onları buz gibi suyla yıkamaktı. Zaman içinde bu vahşet tutkusunun yanına bir de kara büyü merakını ekleyen Elizabeth, Darko adındaki bir büyücüyü de sağ kolu yapmıştı.

Demircilerden işkence aletleri sipariş eden Elizabeth, kurbanlarını çivili kafeslerin içine atıyordu...

Bir süre sonra sadece basit kölelerin güzelliğini korumaya yetmeyeceğine karar veren kontes, kendisine daha asil ailelerden kurbanlar seçmeye başlamıştı. Genç kızları eğitim adı altında kandırıp kaleye getirten Elizabeth’in kurbanlarının listesi günden güne artar olmuştu. Elizabeth’in yaşı 40’a yaklaşmıştı ve ne kadar kan tüketirse tüketsin artık yaşlanmasının önüne geçemiyordu. Bu sırada kontesin namı da çevre köylerde duyulmaya başlamıştı. Bu dedikodular saraya kadar ulaşınca Macaristan imparatoru durumu kontrol etmesi için Elizabeth’in kuzeni Kont Cuyorgy Thurzo'ya görev verdi.

Kont, emrindeki bir grup askerle birlikte gece vakti Csetjhe Kalesi’ni bastı. Kaledeki korkunç görüntülere tanık olan askerler, bu manzara karşısında şaşkına dönmüşlerdi...

Kalenin altında yaklaşık 50 kızın cesedi vardı, etraf kan revan içindeydi. Kont Thurzo, Elizabeth'in yardımcılarını yakalayıp ölümle cezalandırdı. Elizabeth ise ölene kadar kalenin içindeki yalnızca duvarlarla çevrili bir odada hapis kalacaktı. Elizabeth her nasılsa üç yıl boyunca bu odada hayatta kalmayı başarmıştı, ta ki 1614 yılına kadar...

Elizabeth'e yemek getiren bir hizmetçi, 21 Ağustos günü Kanlı Kontes'i odasında ölü olarak buldu. Cesedi gün ışığına çıkaran muhafızlar ise inanılmaz bir durumla karşılaştılar...

Elizabeth'in cesedinin bir insana ait olma ihtimali yoktu, bu ceset yalnızca bir iblise ait olabilirdi. Daha sonra cesedi inceleyen hekimler, Elizabeth'in frengiden öldüğüne kanaat getirdiler. Bu durum cesetteki büyük değişimi açıklıyordu. Bu hayat hikâyesinin bize gösterdiği bir şey varsa o da dünya üzerinde insanlardan daha acımasız hiçbir canlının olmadığıdır. Bencil istekleri için gücünü kötüye kullanan ve yüzlerce kişiyi gözünü kırpmadan öldüren başka bir canlıya daha rastlayamazsınız...

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ruhani

2. foto sanki Amanda Cerny'i andırıyo

sena-durna

Allah bin türlü belanı versin kanım dondu.......... bu gece rüyalarıma da girer!!

queen_of_the_7_kingdoms

anlamadıgım şu;bu kızlar bu kadar ölmeden,kaybolmadan önce neden kimse farkedip bişey yapan çıkmamış amk?!şimdi tat cehennemin en dibini hadi bakalım şeytan.

salih-demir12

Standanrt bi kadın işte.

okuzebakantren

bazılarının bayıldığı ama benim sevemediğim bloody mary kokteylinin de mucidi bu kadındır.kaynak:götüm.

Görüş Bildir