ABD Yaptırım Tehditlerini Sürdürüyor: Peki Türkiye İçin Olası Riskler Neler?

 > -

Gergin seyreden Türkiye-ABD ilişkilerinde son krizin sebebi Rahip Brunson oldu. PKK ve FETÖ adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla 2 yıldır tutuklu yargılanan ABD'li rahip,  geçtiğimiz günlerde tahliye edilip ev hapsine alındı ama ABD'nin buna yanıtı sert oldu. En üst düzeyde yapılan açıklamalarda Brunson'ın serbest bırakılmaması durumunda Türkiye'ye geniş çaplı yaptırımların getirileceği belirtildi. Peki ABD Türkiye'ye yönelik ne tür yaptırımlar uygulayabilir? Bunun Türkiye için olası riskleri neler? Ayrıca Türkiye yaptırımlara yanıt verebilir mi? 

ABD Türkiye’ye yaptırım çerçevesinde çeşitli şekil ve sürelerde ambargolar uygulayabilir. Daha önce bunun siyasi ve askeri örnekleri oldu. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra ABD Türkiye’ye askeri malzeme ve teçhizat satışını yasaklamıştı. Bu silah ambargosu Şubat 1975 yılında başlayıp üç yıl sürmüştü.

Türkiye bu ambargo karşısında Temmuz 1975′te ABD’ye nota vermiş ve ABD Savunma İşbirliği Anlaşması'nı yürürlükten kaldırdığını duyurmuştu. Ayrıca Türkiye sınırları içerisindeki tüm Amerikan üs ve tesisleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrol ve gözetimi altına alınmıştı. Mart 1976′da üslerle ilgili yeni bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzalanmış ve bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi ambargonun kaldırılması şartına bağlanmıştı.

Bugün de benzeri şekilde F-35 savaş uçakları üzerinden bir tartışma devam ediyor ve ABD dilediği takdirde Türkiye’ye daha geniş çaplı bir silah ve mühimmat ambargosuna da gidebilir.

Ancak iki NATO üyesi arasında askeri alanda var olandan daha derin bir kriz oluşması beklenmiyor. ABD’nin yaptırımlarının daha ziyade ekonomik ve siyasi boyutlu olacağı tahmin ediliyor.

"ABD yatırımcılara Türkiye ile iş yapmama telkininde bulunabilir"

Türkiye’ye karşı olası yaptırımların  neler olduğu sorusuna yanıt veren Özyeğin Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Aktus Portföy Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’a göre en olası senaryo Washington’ın Amerikalı yatırımcılara, iş adamlarına ve şirketlere Türkiye ile iş yapma konusunda olumsuz telkinlerde bulunulabilecek olması.

Altınsaç Türk işadamlarına yönelik vizelerde de sorunların çıkmaya başlayabileceğini düşünüyor ancak bunların ötesinde krizin daha derinleşmesini beklemiyor.

"Esas mesele Türkiye'nin İran'a yönelik tavrı"

Halk Bankası konusunda verilecek ceza miktarı büyük dahi olsa iki tarafın müzakere ile son kertede çok daha düşük bir rakam üzerinde uzlaşılacağına inanan Altınsaç’a göre esas mesele İran konusunda Türkiye’nin tavrının ne olacağı:

“Ekim Kasım gibi İran konusu devreye girecek. Uygulanacak yaptırıma Türkiye ne kadar uyuyor ona da bakılacak. Bence Türkiye’nin tüm o yaptırımlara uymasıo söz konusu olamayacak.

Uluslararası fonlama ve krediler konusu da yazılıp çizildiği kadar basit değil. Bizim esas fonlamamız Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Uluslararası Finans Koperasyonu (IFC) gibi kurumlarsa bunların hiçbirinin olası yaptırım çağrılarına uymak gibi bir zorunlulukları yok ki böyle çağrılar olacağını da sanmıyorum. Fonu kısarlarsa Türkiye’nin birçok yere ödemesi var bu sefer o öteki taraflar ödemeleri alamayacak. Durum iki taraflı değil, toplu halde sıkıntı yaşanır.”

"ABD diğer ülke ve kurumlar üzerinden Türkiye'ye baskı yaratabilir"

Euronews'ten Sertaç Aktan'ın haberine göre, ekonomi uzmanı Gazeteci Yazar Mustafa Sönmez de ABD’nin turist vizeleriyle başlayıp yaptırımın dozunu ekonomik ve siyasi olacak şekilde giderek yükseltebileceğini belirtiyor. Ancak Sönmez, ABD’nin sadece kendi değil diğer ülkelerden ve etkili olduğu uluslararası kurumlardan da Türkiye üzerinde baskı kurmalarını isteyebileceğine daha çok ihtimal veriyor.

Halk Bankası meselesinin ise ‘bir yargı işi olmadığını’ ve son derece ağır bir ceza çıkarttırılabileceğini düşünen Sönmez, ülke genelinde bir ambargodan ziyade özel kişilere yönelik yurtdışındaki mal varlıklarını ilgilendiren tedbirlerin de uygulanmasının mümkün olduğunu ancak bu senaryoyu son derece düşük bir ihtimal olarak gördüğünü belirtiyor.

Türkiye nasıl etkilenir?

Altınsaç Türkiye’nin uluslararası fonlara ihtiyaç duyduğunu ve ilişkilerin var olan haliyle bile bir buçuk yıldır fon bulmayı zorlaştırdığına işaret ediyor. İlişkilerin gerilmeye devam etmesi halinde piyasaların tedirgin olacağını ancak sert piyasa tepkilerinin daha ziyade anlık açıklamalara verilen tepkiler olduğunu ve bu kısa süreli dalgalanmaların neticede durulduğunu kaydediyor.

ABD’nin somut bir yaptırım uygulamasa dahi sözel olarak bile bir ülkeyi bu şekilde karşısına almasının sıcak parayı, yatırımcıyı ve çok sayıda firmayı etkileyeceğini ileri süren Sönmez’e göre ise ülke riskinin hızla artması kaçınılmaz.

Türkiye karşılık verebilir mi ve alternatifler neler?

Türkiye son günlerde Rusya ve Çin gibi ülkelerle yakınlaşıyor. Gerek askeri mühimmat gerek ekonomik ticaret alanlarında ilişkiler artarken son olarak 29 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘alternatifsiz bir dünyada değiliz’ açıklaması geldi.

Ancak bu ilişkilerin ABD ile olan ilişki seviyesine gelebilmesi zor görünüyor. Her şeyden önce Türkiye’nin Suriye’de Rusya ile karşı karşıya bulunduğu durumda bir değişiklik yaşanmadı. Çin ile ilişkiler ise uzun süredir ekonomik olmaktan öteye geçmiyor. Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne olan ilgisi karşılıksız kalmış görünürken BRICS üyeliğine alınması da şimdilik yakın bir ihtimal değil.

“Türkiye’nin ekonomik cephanesi zayıf"

Altınsaç, karşılık verme noktasında Türkiye’nin iktisadi açıdan elinin çok güçlü olmadığını belirtiyor. Sönmez de Türkiye’nin şu an ki mukavemet gücünün yüksek olmadığını ifade ederek var olan ekonomik kırılganlığa dikkat çekiyor ve şunları söylüyor:

“Türkiye’nin ekonomik cephanesi zayıf. Ciddi bir borç yükü var, bunun çevrilmesi sorunu var, IMF’ye gitme zorunluluğu doğabilir ve ABD’nin IMF’ye dahi etki etme gücü bulunduğunu hatırlamamız lazım çünkü bu kurumdaki en yüksek kota payı onlara ait. Kanımca ekonomi konusunda özel sektöre etki etmeden önce uluslararası kuruluşlar üzerinden devletler arasında yapılabilecek şeyler denenecektir.”

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriÇinFETÖIMFİranNATORecep Tayyip ErdoğanRusyaSavaşSuriyeTürk Silahlı Kuvvetleritahliye
Görüş Bildir