2007'nin Sinema Tarihinin En Muhteşem Yıllarından Biri Olduğunu Gösteren 20 Harika Film

Sanat-

Her sene Oscar adayları açıklandığı vakit, yapımlara şöyle bir bakıyor ve çoğunlukla hayal kırıklığına uğruyoruz. Ya sinema endüstrisinde ters giden bir şeyler var, ya da gözlerimiz çok da uzak olmayan bir geçmişteki filmlerin kalitesini arıyor.

2007 yılı hakikaten ilginç bir yıldı. Şu ana değin 21. yüzyılın sinema adına en kaliteli yılı olduğuna dair tüm sinefiller hemfikir. Maalesef uzun bir dönem boyunca bir benzeriyle karşılaşamayacağız gibi görünüyor. Bu sebeple, o yıl çıkmış filmlere göz atalım ve hatta gerekirse ilk fırsatta bu filmlerden biriyle 2007'ye bir dönüş yapalım!

Film özetleri Sinemalar.com'dan alınmıştır.

20. Into The Wild

Özgürlük Yolu

Okulunun gözde öğrencisi Christopher McCandless, 1990 yılında mezun olduktan sonra biriktirdiği 24.000 doları bir vakfa bağışlar ve hayatının seyahatine çıkmaya hazırlanır. Orta gelirli bir ailenin oğlu olan Christopher'ın en büyük amacı Alaska'ya giderek oradaki vahşi doğayla iç içe yaşayabilmektir. Christopher çıktığı yolda hayatını değiştirecek birbirinden ilginç karakterle karşılaşacaktır.

19. 3:10 to Yuma

3:10 Treni

Kanun kaçağı Wade yakaladığında Evans, bu azılı katili mahkemeye götüremeye gönüllü olur. 3:10 Yuma trenine canlı olarak teslim etmek üzere hareket ettiklerinde, Evans ve Wade birbirlerine saygı duymaya başlarlar. Ancak, Wade’in çetesi ve her köşede bekleyen tehlikeler yüzünden, yolculuk kaderlerine doğru bir göreve dönüşür.

18. Eastern Promises

Şark Vaatleri

Nikolay (Viggo Mortensen), Londra'nın en güçlü Rus mafya ailelerinden birine bağlı olarak şoförlük yapan sert ve gizemli bir adamdır. Anna (Naomi Watts) ise bir hastanenin kadın doğum bölümünde ebedir. Bir gün bölüme gelen 14 yaşındaki Rus fahişe Tatyana, çocuğunu doğurduktan sonra hayatını kaybeder. Genç kızın bütün anılarını yazdığı not defterini alan Anna, farkında olmadan Nikolay'ın yanında çalıştığı ailenin sırlarını açığa çıkarmıştır. Bundan sonrasında Anna, Anna'nın ailesi ve bebek için tehlikeli günler başlamıştır.

17. Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi

Benjamin Barker (Johnny Depp), Sweeney Todd kimliğine bürünerek Bayan Lovett’ın pastanesinin üzerindeki, eskiden kendine ait olan berber dükkanına geri döner. Amacı, karısı Lucy’yi ve küçük kızını ondan çalmak için alçak yardımcısı Beadle Bamford’la (Timothy Spall) birlikte kendisini uydurma bir suçla uzaklara gönderen Yargıç Turpin’i (Alan Rickman) gözlemektir. Fakat aklında intikamdan başka bir şey yoktur; başka herkes ya da her şeye zarar verecek olsa da...

16. Hot Fuzz

Sıkı Aynasızlar

Nicholas Angel (Simon Pegg), Londra’nın gelmiş geçmiş en başarılı polis memurudur. Diğer polis memuru arkadaşlarının her birinden yüzde 400 daha fazla tutuklama yaparak rekor kırmıştır. O kadar mükemmel bir polistir ki, diğer polislerin hepsi onun yanında görevini yapmıyormuş gibi kalır. Angel’ın üstleri bu duruma daha fazla seyirci kalamazlar. Diğer polislerin morali bozulmasın diye onu yeteneklerinin pek fazla işe yaramayacağı gözden ve gönülden uzakta bir yere tayin ederler...

15. Ratatouille

Ratatuy

Ramy adındaki bir fare, ailesinin tüm istemeyişi ve bir fare olarak yapılması imkansız olmasına rağmen, büyük bir Fransız aşçı olma hayalleri kuruyor. Kader Remy’yi Paris’in kanalizasyonlarına attığında, Remy kendini, yemek pişirme üstadı Auguste Gusteau sayesinde ünlenmiş bir restoranın altında buluyor. Eşsiz bir Fransız restoranının mutfağındaki hoşlanılmayan ve hatta kesinlikle istenmeyen bir misafir olmanın getirdiği tehlikelere rağmen, Remy’nin aşçı olma arzusu; tüm olayları alevlendirerek Paris’in yemek dünyasını tepe taklak eden inanılmaz bir üstünlük mücadelesi başlatır.

14. Lars and the Real Girl

Gerçek Sevgili

Lars internetten tanıştığı yeni arkadaşını, erkek kardeşi Gus ve eşi Karin'e tanıştırmak ister. Tanışma için bir akşam yemeği düzenleyen evli çift, Lars ve yeni kız arkadaşını gördüklerinde gerçek bir şok yaşayacaklardır: Çünkü Lars'ın arkadaşım dediği kişi oldukça güzel bir oyuncak bebektir. Lars'ın akıl sağlığından yoğun şüpheler duyan ve komşularına durumu nasıl açıklayacaklarını kara kara düşünen Gus ve Karin bir çözüm yolu bulurlar. Lars'ı, aile doktorları Dagmar Berman'a götüreceklerdir.

13. Juno

Juno

Yaşıtlarının çoğu MySpace’teki veya Facebook’taki sayfasını güncellerken, ya da alışveriş merkezlerinde alışveriş yaparken, Minnesota’lı zeki bir kız olan Juno (Ellen Page) hayatını kendi koyduğu kurallara göre yaşar. Her zamanki gibi sıkıcı geçen bir öğle sonrasında erkek arkadaşı Paulie Bleeker (Michael Cera) ile sevişmeye karar verir. Cinsel ilişki sonrasında önceden planlanmamış bir hamilelikle yüz yüze kalan Juno ile en iyi kız arkadaşı Leah (Olivia Thirlby), Juno’nun henüz doğmamış bebeğini evlat edinecek bir aile bulmak için bir plan geliştirirler...

12. Persepolis

Persepolis

Molla Devrimi sırasında yaşananları bir çocuğun gözlerinden anlatan Persepolis, eğlenceli olmayı başarabilen bir politik animasyon. Şah devriminin yıkılmasının ardından küçük Marjane ve ailesi sevinçle sokaklara dökülürler. Uzun süren sancılı bir dönemin ardından demokratik bir düzenin geleceğine inanan İranlıları karanlık ve zorlu bir dönem beklemektedir.

11. Gone Baby Gone

Kızımı Kurtarın

“Good Will Hunting”in senaryosuyla Oscar ödülü kazanan oyuncu Ben Affleck’in ilk yönetmenlik sınavı “Gone, Baby, Gone”ın başrollerinde Casey Affleck (Ocean’s Eleven), Michelle Monaghan (Mission: Impossible III), Oscar ödüllü Morgan Freeman ve Oscar adayı aktör Ed Harris oynuyorlar. “Mystic River”ın da yazarı olan Dennis Lehane’nin romanından uyarlanan, senaryosunu Ben Affleck ile Aaron Stockard’ın yazdığı filmde Boston yeraltı dünyasının en çirkin, en tehlikeli/belalı kesimlerinde kaçırılan 4 yaşındaki bir kız çocuğunu bulmaya çalışan iki özel detektifin sürükleyici öyküsü anlatılıyor.

10. I'm Not There

Beni Orada Arama

Rock müzik ilâhı şarkıcı ve söz yazarı Dylan’ın hayatının yedi farklı dönemi, aralarında kadın oyuncuların da yer aldığı altı kişilik bir oyuncu kadrosu tarafından canlandırılıyor.

9. 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün

2007 Cannes Altın Palmiye ödülü sahibi, festivalde büyük beğeni toplayan “4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün”de Romanyalı yönetmen Cristian Mingui, süssüz, neredeyse çiğ bir gerçekçilikle, istenmeyen bir eylemin bireysel sonuçları üzerinden totaliter bir toplumdaki soğukkanlı adalet anlayışını ifşa ediyor. “Altın Çağ’dan Öyküler” başlıklı toplayıcı bir projenin parçası olarak tasarlanan ve şehir efsaneleri ve bireysel zorluklar etrafında gelişen anlatılardan yararlanarak komünizm dönemi Romanya’sının sivil tarihine öznel bir bakış geliştiren film, rejimin son yıllarında Romanya’da küçük bir kasabada yaşayan iki oda ve okul arkadaşı Otilla ve Găbiţă’nın öyküsünü beyazperdeye taşıyor.

8. Atonement

Kefaret

1935 yazının en sıcak gününde, on üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia'nın soyunup yazlık evlerinin bahçesindeki küçük havuza girdiğini görür. Tıpkı Cecilia gibi Cambridge'den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner de kızı gözlemektedir. O gün sona ermeden bu üç gencin hayatı bir daha düzelmemek üzere değişmiş olacaktır. Robbie ile Cecilia başlangıçta hayal bile etmedikleri bir sınırı aşacak ve küçük kızın hayal gücünün kurbanı olacaklardı. Başkalarına ait sırlara tanık olan Briony, bir suç işleyecek ve bu suçun kefaretini ödemek için ölene kadar çabalayacaktır. Booker Ödüllü yazar Ian McEwan'ın en yetkin kitabı olan Kefaret, edebiyat çevrelerinin alkışladığı bir başyapıt. Çocukluğu, aşkı, savaşı, İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları hoşgörmenin güçlüğü üzerinde düşünmeye yöneltiyor.

7. Zodiac

Zodiac

Rafa kalkmış dosyaların en önde geleni. Hiçbir zaman yakalanamamış bir adamın dinmeyen öfkesi; tüm ülkeye dehşet salan, bir türlü ele geçirilemeyen, şifreci katil; Amerika’nın Karındeşen Jack’i. On üç kurbanı olduğunu kamuoyuna açıkladı; sonra daha fazlasını, iki düzine daha fazlasını. Polis beşi ölü yedi vakada onun işaretlerini buldu. Gerçek kurban sayısı asla ortaya çıkmayabilir. Kesin olan bir tek şey varsa, o da bu kurban sayısının yaşayanları da kapsadığıdır. “Zodiac konuşuyor…” “Se7en” ve “Fight Club”ın yönetmeni David Fincher, San Fransisco körfez bölgesini dehşete boğmuş ve onlarca yıl boyunca şifreleri ve mektuplarıyla dört ayrı yargı bölgesinin yetkilileriyle alay etmiş bir seri katilin gerçek hikayesine dayanan gerilim filmi “Zodiac”la tekrar karşımızda. Bir avcıyı avlamak dört adam için bir saplantı hâlini alır; bu öyle bir saplantıdır ki onları eski hâllerinin birer hayaletine dönüştürür, yaşamları katilin bıraktığı sonu gelmeyen ipuçlarıyla bir kurulup bir yıkılır.

6. Once

Once

İrlandalı grup The Frames’den Glen Hansard’ın başrole soyunduğu film, bir sokak müzisyeni ile bir Çek göçmenin yegane aşk hikayelerini anlatan şarkılarını yazarak, prova ederek ve kaydederek geçirdikleri olaylı bir haftayı anlatıyor. Babasının elektrikli süpürge tamir dükkanında yarı zamanlı olarak çalışan adamımızın asıl hayali kendi şarkılarını çalıp bir albüm çıkartmak. Yakın zamanda Londra’ya taşınan kız arkadaşı tarafından terk edilmiş ve duygusal olarak çökmüş bir adam.

Bu adam bir gün Dublin’in Grafter sokağında dolaşırken yeni bir hayat kurma ümidiyle Dublin’e taşınmış Doğu Avrupalı bir kızla tanışır. Üst sınıf bir konutta temizlikçi olarak çalışıp çok istediği piyanoyu alabilmek için para biriktirmeye uğraşan bu kızın hayatı hakkında önemli kararlar vermesi gerekmektedir. İrlanda’nın yaşadığı ekonomik patlamadan bu yana son derece materyalist bir hal almış Dublin’de, kendilerini toplum dışı hisseden bu iki insan müzik sayesinde güçlü bir bağ kurarlar.

5. The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford

Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikasti

Robert Ford isimli bir genç Jesse James'in çetesine katılır. Batının efsanevi kanun kaçağına karşı kızgın olan Robert'in bir amacı vardır, batının en hızlı silahını susturmak!

4. Le scaphandre et le papillon

Kelebek ve Dalgıç

Julian Schnabel’e Cannes Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren “Dalgıç ve Kelebek / Le scaphandre et le papillon”, Elle dergisi editörü Jean-Dominique Bauby’nin gerçek yaşam hikâyesinden yola çıkarak yazdığı ve Türkçe’ye de çevrilen "Kelebek ve Dalgıç Giysisi" adlı kitaptan uyarlandı. Geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 43 yaşında sol gözünün görme yetisi hariç bütün bedensel fonksiyonlarını yitiren Jean-Dominique Bauby hayatı zihninde yaşamaya başlar ve dış dünyayla bağını sol gözü aracılığıyla kurar. Jean-Dominique Bauby’yi son dönemde adını sıkça duyuran Fransız aktör Mathieu Amalric canlandırıyor.

3. The Man From Earth

Dünyalı

Üniversitede başarılı bir tarih profesörü olan John Oldman ortada hiçbir neden yokken, aniden 10 yılını ayırdığı akademiden istifa etmiştir. Şehirden gitmeye hazırlanırken veda etmek için evine gelen meslektaşları ondan neden istifa edip gitmesi gerektiği konusunda bir açıklama yapmasını isterler. Arkadaşları John'un bu sessizliğine anlam verememektedirler. Önceleri suskun kalan John da neden gitmesi gerektiğini biraz geçmişe dönerek anlatmaya başlar.

Filmde ortamdaki kişiler profesör ve uzmanlardan oluşan bir ekip olduğundan, John'un hayat hikayesini anlatmasıyla birlikte tartışma merak uyandırmaya ve içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor.

2. There Will Be Blood

Kan Dökülecek

Upton Sinclair’in “Petrol-Oil!” adlı romanından uyarlanan filmin konusu, 20. yüzyılın başlarında geçer. Aile çiftliği arazisinde petrol çıkartma haklarını almasıyla birlikte servetini hızla katlayan bir işadamı ile (Daniel Day-Lewis), kısa sürede gelişip kalkınan kasabanın karizmatik genç rahibinin (Paul Dano) paralel öyküsü anlatılır. Güney Kaliforniya’da petrol bulunmasının ardından ortaya çıkan tablo, daha önceki yıllardaki “Altına Hücum” olgusunun eşdeğeridir. İşadamının Amerikan Rüyası kavramının farkına varması ve Amerikan Rüyası tarafından yok edilmesiyle birlikte filmin öyküsü hırs ve inançların irdelemesine dönüşür.

1. No Country for Old Men

İhtiyarlara Yer Yok

Llewellyn Moss (Josh Brolin) geyik avında olduğu bir gün, Meksika yakınlarında bir uyuşturucu pazarlığının bol kanlı sonuyla karşılaşır. Sadece parayı alıp giden Moss yaralı olan birine su vermek amacıyla geceyarısı olay yerine döner, ancak bu niyeti başını derde sokacak ve Anton Chigurh (Javier Bardem) ile tanışmasına neden olacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
humanistkus

İzlenecek çok fazla film, okunacak çok fazla kitap var.

kymelria

tek elle tutulur film #12

tommy

Nerdeyse hepsini izledim. Into the wild ayağa düştü, izlemeyen kalmadı zaten. Favorim: there will be blood. Mükemmel bir film. Aq eli sunday'i :) The assasination of Jesse james ve 3:10 to yuma da çok iyi. Şeriatı anlamak için persepolis, komünizmi anlamak için 4 luni, 3 saptamani si 2 zile izleyin.

fafatara

No Country for Old Men ve Into the Wild favorim.

tartantula

Tek başına Hot Fuzz bile bir senelik komedi ihtiyacını karşılayabilir

Başlıklar

AltınDublinFacebookİngiltereİrlandaJohnny DeppKatilMorgan FreemanPolisRomanyaSinemaUyuşturucuaşketmüzikolay
Görüş Bildir