Milyonlarca İşçiyi İlgilendiren Banka Promosyonu Detayı
Bankalar, söz konusu yüksek nakit akışını ve müşteri kitlesini bünyelerine katabilmek adına işverenlerle uzun vadeli promosyon anlaşmalarına imza atıyor. Ancak bu anlaşmalar sonucunda elde edilen yüksek tutarlı gelirin paylaşımı, çalışma hayatının en çok tartışılan ve çözüm bekleyen konuları arasında yer alıyor. SGK uzmanı İsa Karakaş, Türkiye gazetesindeki köşesinde banka promosyonlarındaki kamu ve özel sektör ayrımını anlattı.
Banka promosyonlarında kamu ve özel sektör ayrımı tepki çekiyor.
Maaşıyla bankaya doğrudan kaynak sağlayan çalışanlar, ortaya çıkan bu ek gelirden pay alması gerektiğini savunuyor. Mevcut uygulamada ise promosyon bedellerinin tamamen işveren hesaplarında kalması ya da işverenin inisiyatifine bırakılması kamuoyunda tepki çekiyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan SGK Başuzmanı İsa Karakaş, maaşın çalışanın öz malı olduğunu ve bu kaynak üzerinden sağlanan her türlü katma değerin amasız, fakatsız emekçiye aktarılması gerektiğini vurguluyor.
İşverene kontrolsüz yetki tanınıyor.
Kamu kurumlarında görev yapan çalışanlar ve emekliler her yıl milyarlarca liralık banka promosyonundan eksiksiz bir şekilde faydalanabilirken, özel sektör çalışanları için benzer bir yasal zorunluluk bulunmuyor. İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında banka promosyonlarına dair açık ve net bir hükmün yer almaması, işverenlere kontrolsüz bir takdir yetkisi tanıyor. Toplu İş Sözleşmesi (TİS) bulunan sendikalı iş yerlerinde bu durum sözleşme maddeleriyle güvence altına alınabilse de, sendikasız çalışan milyonlarca işçi tamamen işverenin kararına bağımlı kalıyor.
Yasal düzenleme devlete ve işverene ek maliyet getirmiyor.
İsa Karakaş'a göre aynı banka üzerinden aynı finansal hareketliliği oluşturan çalışanlar arasındaki bu çifte standart, çalışma barışını zedelerken sosyal adaletsizliği de derinleştiriyor. Geçmiş dönemlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan kanun teklifleri yasalaşamadığı için konu belirsizliğini korumaya devam ediyor. Karakaş, yapılacak yasal bir düzenlemenin ne devlete ne de işverenin öz sermayesine tek kuruş ilave külfet getirmeyeceğini belirtti. Doğrudan bankaların sağladığı bu kaynağın asıl sahibi olan özel sektör çalışanlarına aktarılması, yasal güvence ve mevzuat düzenlemesiyle mümkün görünüyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın