10 Maddede Göktürklerin Başbelası: Çinli Casus Chang Sun Sheng ve Faaliyetleri

-

Göktürk (Kök Türk) Hakanlığı, Hunlardan sonra Orta Asya üzerinde bulunan vatan topraklarını ve başkent Ötüken'i miras almıştı. Kendinden sonra gelen bütün Türk toplumlarına, başta devlet modeli olmak üzere birçok teşkilatıyla örnek oluşturdu. Tabi ki Göktürkler, Hunların rakibi olan Çin'in düşmanlığını da miras almıştı. İşte bu içerikte, Göktürkleri yıpratan Çinli Casus Ch'ang Sun-Sheng ve akıl almaz faaliyetlerini inceleyeceğiz.

1. Türk Yurduna Gelişi

İslam Öncesi Türk Tarihi konusunda daima Çin kaynaklarına müracaat etmekteyiz. Çince çok zor bir dil olduğu için tabi ki bu kaynakları dünyada çok az kişi okuyabilmektedir. Bizim ülkemizde de önce rahmetli Prof.Dr.Bahaeddin Ögel ve günümüzde Prof.Dr.Ahmet Taşağıl bu kaynakları bize kazandırmışlardır. Chang Sun-Sheng'e ait malumatlar da bu kaynaklardan elde edilmiştir.

Chang Sun-Sheng ilk olarak Taspar Kağan hükümdarlığı zamanında, Göktürklere yollanan bir prensesle birlikte Türk yurduna gelmişti.  Çinliler, Türklere bir prenses yolladıklarında onun himayesinde birçok sayıda hizmetçi de giderdi. Bu hizmetçilerin arasında gizlice gizlenmiş casuslar da bulunurdu. İşte Chang Sun-Sheng de böylece, yollanan prensesin yanındaki heyetle Türk yurduna girme imkanını elde etti.

2. İlk İntiba

Chang Sun-Sheng'in bu görev için seçilmesi tesadüf değildi. Kendisi çok iyi bir nişancıydı. Bu sebeple Türklerin dikkatini çekerek onların gözüne gireceği düşünülmüştü. Kağan, bu yaman nişancının meziyetlerini çok beğenmişti. Onu himayesi altına almak istedi ve geri dönen heyetle birlikte Çin'e göndermedi. Korkulan olmuştu, artık casus Sheng, Göktürk ülkesinin içerisine sızmıştı...

3. Göktürk Taht Mücadelesi

Göktürk ülkesinde bir takım karışıklıklar meydana geliyordu. Chang Sun-Sheng bu olayları dikkatlice izlemekteydi.

Taspar Kağan 581 yılının sonlarına doğru rahatsızlandı. Taht için abisi Mukan Kağan'ın oğlu Ta-lo-pien'i vasiyet ederek vefat etti. Ta-lo-pien'i kendi babası bile tahta vasiyet etmemişti. Nitekim halk Ta-lo-pien'i sevmiyordu ve Taspar Kağan'ın oğlu An-lo'yu istediler. An-lo kağan oldufakat Ta-lo-pien bunu kabullenemedi. Dağa çekilerek kendini A'pa Kağan unvanıyla hükümdar ilan etti. An-lo, Ta-lo-pien ile baş edemez duruma gelmişti. Bunun üzerine Kara Kağan'ın oğlu She-T'u kurultaya gelerek İşbara Kağan unvanıyla tahtı devraldı.

4. Chang Sun-Sheng'in Yükselişi

İşbara Kağan, Chang Sun-Sheng'in nişancılık meziyetlerini denemek istiyordu. Sheng'i kendisiyle birlikte av törenlerine götürdü. Rivayete göre, bir av sırasında Sheng, tek okla iki kuşu vurduktan sonra Kağan'ın dikkatini çekmiştir. İşbara Kağan, kardeşi ve yakınlarının Sheng ile yakınlaşarak onun bu nişancılık yeteneklerini öğrenmelerini istedi. İşte esas tehlike bu andan sonra baş gösterdi.

Hakanlığın içindeki devlet adamlarıyla yakınlaşan Sheng, onları iyice tanımaya ve onların zaaflarını öğrenmeye başladı. Mesela, İşbara Kağan'ın kardeşiyle arasının iyi olmadığını öğrendi. Halk, İşbara Kağan'ın kardeşini daha fazla seviyordu. İşbara ise bunu içten içe kıskanıyordu.

5. Sheng Ülkesine Geri Dönüyor

Casus Sheng, katıldığı av törenleriyle Göktürk yurdunun bütün coğrafyasını tanımıştı. Aynı zamanda hakanlığı oluşturan boyları tanıyarak, hangisinin isyana meyilli olduğunu, hangisinin Çin saflarına çekilebileceğini de belirlemişti.

582 yılında ülkesine geri dönerek Çin imparatoruna gözlemleri hakkında uzun bir rapor sundu. Çin imparatoruyla yüz yüze de görüşen Sheng, avucunu göstererek ''Türkler avucumun içindedir'' sözüyle, Göktürkleri ne kadar iyi öğrendiğini belirtti.

6. Sheng'in Raporu Ve Tavsiyeleri

Chang Sun-Sheng evvela Göktürklerin, Çin için ne kadar büyük bir tehlike olduğundan bahsediyordu. Savaş konusuna gelince, Türkler ile silahlı kaba bir savaşın mantıklı olmadığını söylüyordu. Bunun yerine aralarındaki ihtilafları ve çatışmaları ortaya çıkartmanın uygun olduğunu belirtiyordu.

Sheng, Türklerin kendi içerisinde savaşarak birbirlerini yok edebileceğini savunuyordu. Ona göre, İşbara Kağan ile kardeşinin arası iyice açılmalı, kendini kağan ilan eden A'po Kağan'a destek verilmeli, batıda İstemi Yabgu'nun oğlu Tardu ile ilişkiler kurulmalı ve Göktürk Hakanlığını temsil eden boylar isyana teşvik edilmeliydi.

7. Göktürkler Bölünüyor

İmparator, Chang Sun-Sheng'in bu raporunu çok beğenmişti. İşbara Kağan'ın kardeşi Chu-lo-hou'ya elçi gönderilerek Çin İmparatorunun saygıları sunuldu. Göktürk ülkesini oluşturan birçok boy beyine Çin tarafından hediyeler gönderildi. Aynı zamanda Ap'a Kağan, Göktürklere karşı destekleniyordu.

Hakanlığın batı kolunu, kuruluştan beri İstemi Yabgu yönetmişti. 575 yılından beri de yerine oğlu Tardu yönetimdeydi. Batı Göktürk Hanlığı her zaman Ötüken'e bağlı hareket etmişti. 582 yılında Çin, Tardu'ya kurt başlı bir sancak gönderdi. Bu, resmen Tardu'nun müstakil egemenliğini tanımak demekti. Babasının ölümünden sonra da merkeze bağlı olan Tardu, nitekim 582 yılında kendini Batı Göktürk Hakanlığının Kağanı ilan etti ve böylece Göktürk Hakanlığı, Batı-Doğu olmak üzere ikiye bölündü.

8. Göktürk Hakanlığında Karışıklıklar

İşbara Kağan, Çin üzerine başarılı seferler düzenledi. Fakat yaşı oldukça ilerlemişti ve artık yorulmuştu. Ülke, Ap'a Kağan ve Tardu'nun bağımsızlığı ile üç başlı bir yönetime sahip olmuştu. Bu da istikrarsızlığı doğuruyordu. İstikrarsızlık, konargöçer boyların işine gelmiyordu. Kıtlık ve hastalıklar da baş göstermeye başlamıştı.

İşbara Kağan, artık Çin ile savaşmak istemiyordu. Taspar'a yollanan ve 581 yılında Chang Sun-Sheng'in ülkeye getirdiği prensesle evlendi. Böylece Çin İmparatorunun damadı olmuştu. Çin ile mektuplaşmalar başladı. Çin imparatoru, İşbara Kağan'a damatlık unvanını takdim etmek üzere elçilerini gönderdi. Chang Sun-Sheng bu elçi heyetinin başındaydı. 

Çin imparatorunun mektubu, İşbara Kağan'a takdim edilecekti. İşbara Kağan, bugüne kadar soyundan hiç kimsenin boyun eğmediğini belirterek, mektubu eğilerek almayacağını söyledi. Chang Sun-Sheng ise imparatorun artık İşbara Kağan'ın babası olduğunu ve babaya saygısızlık yapılmaması gerektiğini söyledi.

Ne garip bir kaderdi... Birkaç yıl önce birlikte avlara çıktığı Sheng, şimdi İşbara Kağan'ın Çin imparatoruna boyun eğerek saygı göstermesini istiyordu. Kağan çaresizce mektubu eğilerek aldı. Büyük Kağanın bu çaresizliğini gören devlet adamları, üzüntülerinden ağlamaya başlamışlardı.

9. Esarete Giden Yol

587 yılında İşbara Kağan, vefat etti. Çin imparatoru onun vefatına üzülerek 3 gün yas ilan etti. 588 yılında da İşbara Kağan'ın kardeşi Cho-lo-hou hayatını kaybetti. Geride kalan ülke tamamen karışık bir ortam içerisindeydi. Tardu 600 yılında Çin üzerine bir sefer yapmak istedi.

Chang Sun-Sheng yine sahnede idi. Tardu'nun ordusunun su içtiği pınarlara zehir karıştırdı. Ordunun büyük bir kısmı, hatta sudan içip zehirlenen atlar bile öldü. Tardu bu seferden yenilgiyle ayrılarak geri çekilmek zorunda kaldı. O da 603 yılında hayatını kaybetti.

Çin istediğini elde etmişti. Asırlardır savaştıkları Türkleri birbirine düşürerek hakanlığı dağılma noktasına getirmişlerdi. Artık Çin İmparatorluğu açıkça Göktürk Hakanlığının geleceği üzerine planlar yapıyor ve onlara hükmediyordu.

10. Chang Sun-Sheng'in Akıbeti

Başarılı istihbaratçı, diplomat ve iyi bir casus olan Sheng, yaptığı bütün bu işler sırasında her başarısında rütbesini yükseltmişti. 609 yılında 58 yaşında hayatını kaybetti. Bundan sonra ülkesine büyük hizmetler etmiş ve Çin'in ezeli düşmanı Göktürkleri birbirine düşürmüş bir kahraman olarak anıldı.

Chang Sun-Sheng'in Türk yurduna verdiği zararlar ise yıllarca silinemedi. Nitekim Göktürkler, 682 yılında Kutluk Kağan ortaya çıkıp ili tekrar toplayıncaya kadar, Çin'in esareti altına girdiler.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kul-tigin

Nedir bu çinlilerden çektiğimiz zamani kürtleri

cedeyhan

Osmanlıya Türk devleti diyen mallar var hala. İlginç.

Gizli Kullanıcı

Sırf birkaç haydutu kuyulara attı diye koca bir imparatorluğun kimliğini değiştiremezsin.

cedeyhan

Haydut dediklerinde yaklaşık 70.000 kişiydi. Ve Türkmendi. Hafız Ahmet Çelebi’nin 1499 yılında yazdığı şiir Sakın Türk'ü insan sanma Bir an bile olsa Türkle olma Türkün elinde şeker olsa o şeker zehir olur Türkün başını keserken sakın gam yeme Baban bile olsa Türkü öldür. BuNU diyen bir adam Türk müdür sence ? Değildir çünkü adam devşirme. :) Osmanlıyı da bu devşirmeler yönetiyordu. Osmanlı padişahlarının kaç tanesi tam Türktü ? Kaçının anası Bizanslı,F arslı,Vedenikli ?

Gizli Kullanıcı

Osmanlı bu haydutları öldürürken ırkına diline bakmadı. Anadoluda köy yağmalayıp şehir kuşatan, insanları öldüren adamlar bunlar. Vergi de vermiyorlardı.

cedeyhan

Mesele o değil ki. Mesele Osmanlının Türklüğü benimsemiş bir devlet olmaması. Ümmetçi zihniyetle yönetildi. Konuyu nerelere getirdin. Osmanlıyı yönetenler Türk değildi diyorum ben.

kul-tegin

@halid ne haydutu ne yakıp yagmalaması eşkiya çetelerinden bahsedilmiyor,türk boylarının isyanlarından bahsediyor..anadoluya birlikte geldigi ve türk devlet gelenegine sadık beyliklerle olan mücadelesi.

Gizli Kullanıcı

Ben celalilerden bahsediyorum.

Gizli Kullanıcı

Osmanlılar bal gibi de Türk idi. Ama kavmiyetçi değillerdi.

nebusimdi

Türklük denilen olgu, Türklüğün, birinin Türk olmasının farkında olunması realitesi, ne zamandan beri var?

will-graham

Kendisinden başkasına yenilemeyen millet

berkut-keskin

abart amk iyice abart.. her millet gibi türklerinde yenildiği çok yendiği çok..

nebusimdi

Sorun şudur ki, Juan juan'lar Hunların devamı ve Köktürklerin öncülleri midirler, yoksa Moğolların ataları mıdırlar?

nebusimdi

Avrupa'lı bilim "adam"larına göre Türkler hiç bir yerde yoklar. Hunlar Türk değilmiş. Juan juan'lar da moğolmuş. Köktürk kitabelerinde "Türk" ibaresi geçmese bu devleti de Türk saymayacaklar. Selçukluların resmi dili farsçaydı, Türk sayılmazlar. Osmanlılar zaten devşirmeydi. Tarihte 50'ye yakın devlet kurmuş bu millet onlara göre hiç yok. Bunlar şimdi bilim insanı oluyor ve bizim bilim alemi de bunları kaynak almak zorunda. Yoksa üniversal olamıyorsun. Bunların üniversallikleri de bu kadar işte: Yalan dolan. Orta Asya'da binlerce arkeologları çalışır, kazılarda Türklere ait bir buluntu çıktığı zaman hemen ordan uzaklaşırlar. Aradıkları Hint-Avrupa kalıntısıdır. Ama bulamazlar bir türlü. Bulamayınca da uydururlar.

nebusimdi

Hunlar tam olarak Türktürler. Ön-Türk denilen oluşum MÖ 3.000'den öncesi için geçerlidir. MÖ 7.000-15.000 civarı yaşayan toplum için Ön-Türk nitelemesi yapılır. Bu tarih bazen MÖ 18.000 yılına kadar çekilir. Bunlara Ön-Türk denilmesinin tek bir nedeni vardır: Bu döneme ilişkin yazılı belge henüz bulunamamıştır. Yazılı belge olmadığı halde Ön-Türk denilmesi ise yazılı belgelerde Türk olarak adlandırıldıkları dönemden sonraki bulgularla önceki döneme ilişkin bulguların aynı olmasındandır. Ancak, MÖ 7.000'den önce yaşayan ve Ön-Türk olarak adlandırılan afanasevo ve andronovo kültürünün sadece Türklerin değil, Moğolların, Finlilerin vs. de ataları olma ihtimali de vardır. Eski Türk tarihi konusunda Jean Paul Rox'yu değil Prof.Ahmet Taşağıl'ı daha gerçekçi bulurum.

say_ma_name_gal

Turklerin kim olduklarini ancak Cinlilerin tarih kitaplarindan anlayabiliriz ama surekli kendi gecmisini inkar eden mal bi topluluk oldugumuz icin gercekleri asla kavrayamiycaz sanirim..

brkkrb

Juan Juanlar Moğol asıllı bir kavimdir.

nebusimdi

Tersine olmasın sakın?

brkkrb

He evet, tersi olacaktı :P

fener-bahce3

editör. 2. madde başlığı ne öyle ? ilk intibah nedir ? intiba olmasın o

Başlıklar

CasusÇinSavaş
Görüş Bildir