Devlet Bahçeli'den Saray'daki Törene Sert Eleştiri
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nın 16 Türk devletinin askerlerini giysileriyle temsil eden ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki resmi karşılama törenlerinde gerçekleştirilecek uygulama hakkında değerlendirmede bulundu.Sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarda Bahçeli, 'Milleti 36'da bulan tarihi ve tarihi gerçekleri kıyafette arar. 16 Türk devletinin emanetini çiğneyen sahte defilelerle vakit harcar. Şanlı Türk tarihi bir siyaset silahı ve siyasi tasarım vesikası değil; bir şuur, bir destan, bir şaheser kaynağıdır. Ahlaka muhalif, maneviyattan müstakil, huzurdan mustarip mumyalı zihinler için maalesef istismarın sınırı, aldatmanın eşiği yoktur' dedi.'BU İNSAN MÜSVEDDELERİNİN KONUŞMASI DEĞİL, NASIL VAR OLDUKLARI MUTLAKA DÜŞÜNÜLMELİDİR'MHP Lideri Bahçeli, Twitter üzerinden şu açıklamalarda bulundu: 'Hakikat parçalara ayrılamaz, bölümlere, kategorilere, kompartımanlara tasnif edilemez, bir bütündür, tamdır, tamamı kavrar. Yalan, karanlık odada olmayan kara renkli bir şeyi aramak, aranmasını önermektir. Bu nedenle yalan tuzaktır, vicdan ve umut hırsızlığıdır. Riyanın yüzü iki, niyeti iki, maksat ve meşrebi ikidir. Bir olmayan, birden ürken, birliği kabullenemeyen ikiyüzlülüğün gönüllü esiridir. Hikmet yüzeyde değil derinde yaşar. Hidayet sözle değil amelle yoğrulur. Bu nedenle iş bilenin, kılıç kuşananın, manevi mükâfat hak edenindir. Hatırası yıpranmış, hayali yorulmuş ve heyecanı yenilmişler için, içten içe çürüme, içe doğru devrilip çökme mukadder bir sondur. İstismarla aldatanlar inkârla sevinirler. Yalanla avutanlar kötü bir ruhla dolaşırlar. Bunların ne hale, ne de istikbale hayrı dokunmaz. Eklemek yerine eksilten, dikmek yerine dinamitleyen, buluşturmak yerine budayan maziyi de anlamaz, medeniyet ruhunu da anlamlandıramaz. Çünkü bunun için milli bir idrak lazımdır; bunun için insaf, izzet ve irade ön şarttır. Milleti 36’da bulan tarihi ve tarihi gerçekleri kıyafette arar. 16 Türk devletinin emanetini çiğneyen sahte defilelerle vakit harcar. Şanlı Türk tarihi bir siyaset silahı ve siyasi tasarım vesikası değil; bir şuur, bir destan, bir şaheser kaynağıdır. Ahlaka muhalif, maneviyattan müstakil, huzurdan mustarip mumyalı zihinler için maalesef istismarın sınırı, aldatmanın eşiği yoktur. Bunlar kimi zaman yolsuzluk başka, hırsızlık başkadır diyebilecek kadar insanlığını ateşe atabilir, ardan ve ahlaktan uzaklaşabilirler. Böylesi şeytani sözler zehirli bıçak gibi kalplere saplanır. Milli terbiye ve tahammülü zorlayan bu görüşlerin tutar hiçbir yanı da yoktur. Gören gözden hakikat saklanamaz. Bu insan müsveddelerinin konuşması değil, nasıl var oldukları, nasıl yeşerdikleri mutlaka düşünülmelidir'Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
Real Madrid'e El Nino Darbesi
İspanya Kral Kupası Son 16 rövanş karşılaşmasında Atletico Madrid'i ağırlayan Real Madrid, üstün futbol sergilediği mücadelen 2-2'lik beraberlikle ayrılınca turnuvaya veda etti.İlk maçı sahasında 2-0 kazanan Atletico Madrid, maçın hemen 1. dakikasında Fernando Torres ile 1-0'lık üstünlüğü ele geçirirken 20. dakikada Sergio Ramos durumu 1-1'e getirdi.İlk yarıda birçok net fırsattan yararlanamayan Real Madrid, devreyi bu skorla geride bırakırken ikinci yarının hemen başında sahneye çıkan Torres yine ağları sarstı ve durumu 2-1'e getirdi.İspanyol yıldızın golleri karşısında oyundan düşen Real Madrid, 54. dakikada Cristiano Ronaldo ile skoru dengelese de mücadele 2-2'lik beraberlikle sona erdi ve Atletico Madrid turu geçen taraf oldu.Milli futbolcumuz Arda Turan, yedek kulübesinde başladığı karşılaşmanın 58. dakikasında Fernando Torres'in yerine oyuna dahil oldu.Sporx
Anadolu Efes, CSKA'ya Direnemedi
Euroleague TOP 16 F Grubu üçüncü maçında sahasında CSKA Moskova'yı konuk eden Anadolu Efes, güçlü rakibine 69-78 mağlup oldu.TOP 16'daki ilk 2 maçından galibiyele ayrılan Anadolu Efes, namağlup CSKA Moskova'yı sallasa da yıkamadı.Maça çok iyi başlayan ve ilk çeyreği 18-11 önde tamamlayan Ivkovic'in öğrencileri, ikinci çeyrekte 14-23'lük bir seriyle soyunma odasına 32-34 geride girdi.Dengede geçen üçüncü çeyrek 51-54'lük CSKA üstünlüğüyle geçilirken, son çeyrekte hakemlerin çaldığı tartığı tartışmalı faullerle açılan fark Rus temsilcisini 69-78'lik galibiyete taşıdı.Eurosport
Fenerbahçe'den Tatsız Prova
Fenerbahçe, hazırlık maçında konuk olduğu Albimo Alanyaspor'la 2-2 berabere kaldı.Alanya'da devre arası kampını sürdüren Fenerbahçe hazırlık maçında Alanya Oba Stadı'nda Albimo Alanyaspor 'a konuk oldu. Maça etkili başlayan konuk ekip Fenerbahçe 13. dakikada Gökhan Gönül 'ün golü ile 1-0 öne geçti. Bu gole Alanyaspor'un cevabı 27. dakikada geldi. Adem Gökçe , Fenerbahçe filelerini havalandırarak maça 1-1'lik eşitliği getirdi ve ilk yarı bu skorla sona erdi.Maçın 64. dakikasında Fenerbahçe, Diego Ribas 'ın attığı şık golle bir kez daha öne geçti ve durumu 2-1'e taşıdı. Maçın son dakikalarında beraberlik golü için çabalayan ev sahini Alanyaspor 87. dakikada Burak Uça 'nın attığı golle bir kez daha Fenerbahçe karşısında beraberliği yakalayarak skoru 2-2'ye getirdi. Maçın geriye kalan dakikalarında başka gol olmayınca maç 2-2 sona erdi.Fanatik
Cantona'dan Charlie Hebdo Açıklaması: 'Fanatizm Her Yerdedir'
Efsane Fransız futbolcu Eric Cantona Fransa'da yaşanan Charlie Hebdo saldırısı ile ilgili açıklamalarda bulundu.Fransız futbolunun yetiştirdiği büyük yetenek Eric Cantona, Charlie Hebdo saldırısı ile ilgili Euronews sitesine verdiği ropörtajda 'Bu şok edici, üzücü bir durum olmakla birlikte, ifade özgürlüğünün saldırıya uğraması bir ilk değildir. Ekim 1998'de Saint Michel Tiyatrosu bir saldırıyla ateşe verilmişti. İçeride Martin Scorsese'nin filmi 'Günaha Son Çağrı'yı izleyen insanlar vardı. Saldırganlar Katolik bir gruba üyeydi ve bu Fransa'da 1988'de gerçekleşti. Dördü ağır, 40 kişi yaralanmıştı ve bu 50 insanı yakmayı hedefleyen cani bir saldırıydı.'FANATİZM HER YERDEDİR'Cantona bu durumun bugün için durumuna dair sorulan soruya ise'Anlatmak istediğim, bugün olan şeyin İslam'a karşı kullanılmamasının gerektiğidir. Fanatizm her yerdedir, fakat sadece insanların küçük bir kısmını ilgilendirir. Geri kalanı yalnızca sade Katolikler, Budistler ve Müslümanlardır. Bence uzun ve tarihsel bir bakış açısıyla yaklaşmalıyız. Eğer sadece güncel olaylara odaklanırsak, görüşümüzü bugünün haberleriyle sınırlarsak, sanki böyle olaylar daha önce hiç yaşanmamış gibi olur. Bunların daha önce gerçekleştiğinin, İslamcı olmayan gruplar tarafından da zamanında yapıldığının farkında olmak önemlidir.''KINANACAK İNSANLAR'Bana öyle geliyor ki tüm bunlar ekonomik krizle alakalı. 1929'da eğer kriz olmasaydı,Hitler asla gücünün farkına varmayacaktı ve maalesef ki kriz boyunca insanlar umutsuzluğa düştü,artık insanlar neye dayanacaklarını bütün bunların aşırıcılığı doğuracağını bilmiyordu. Tehlikeli olan neydi, bir kere daha bazı insanların umutsuzluğunun avantajlarını elinde bulundurma, çılgın fikirlere dönüşecekti. Bunları kim yaptıysa,yarattıysa ve siyasi amaçlar için nefreti artırdıysa, bence o kişi üzülmesi ve kınanması gereken kişidir.İleri Haber
Reklam
Başbakan Davutoğlu: 'Aynı Dayanışmayı Camiler İçin de Görmek İstiyoruz'
Başbakan Davutoğlu, 'Nerede terörizm olsa ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı cami saldırılarında da görmek istiyoruz' dedi.BRÜKSELBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Belçika'da Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği ile 'Friends of Europe' (Avrupa'nın Dostları) tarafından ortaklaşa düzenlenen toplantıda, düşünce kuruluşları temsilcilerine hitap etti.Davutoğlu, İngilizce yaptığı ve TRT'den simültane çeviriyle yayınlanan konuşmasında, Charlie Hebdo'ya yapılan saldırının ardından Paris'te düzenlenen yürüyüşe katıldığını hatırlatarak, dünyanın değiştiğini, ekonomik krizlerin, terör saldırılarının, dünyadaki düzensizlikten kaynaklanan bazı sıkıntıların, insanları her yerde bulabileceğini ifade etti.Davutoğlu, soğuk savaşın üzerinden neredeyse 25 yıl geçtiğini ancak geçen bu süreye rağmen hala büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalındığını söyledi.Ülkeleri yöneten liderlerin birleşemediğini, bir dünya düzeni ortaya çıkaramadığını dile getiren Davutoğlu, son çeyrek yüzyıl içinde yeni bir kapsayıcı birlik, organizasyon veya mevcut organizasyonun dönüşümünün tesis edilemediğine değindi.'Şimdi ordularımız oradan geri çekiliyor'Davutoğlu, NATO, AB ülkeleri ve Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkenin Afganistan'da birlikte çalıştığını anımsatarak, 'Şimdi ordularımız oradan geri çekiliyor. Türkiye'nin, Kabil Havaalanı'nda misyonu devam edecek tabii ki ama son olaylar bize şunu gösterdi ki; güvenlik meselesi hala masa üzerinde duran bir mesele. Hatta Afganistan müdahalesinden ve daha sonraki Irak Savaşı'ndan sonra hala biz büyük bir sıkıntı yaşıyoruz. ABD güçleri Irak'a neden gitti istikrar getirmek için ama şimdi baktığımız zaman çok tehlikeli bir terör örgütü DEAŞ veya IŞİD ve hangi isimle ifade ederseniz edin ama İslam ismini kullanmayın sadece, çünkü İslam'ın mantalitesi ve felsefesiyle uzaktan yakından alakası yok, onlar orada' diye konuştu.'Baas ideolojisi bir soğuk savaş ideolojisidir'Davutoğlu, Doha'da yaptığı konuşmayı da hatırlatarak, konuşmasında 'tarih her zaman geç de olsa yolunu bulur' dediğini belirtti.'Demokratik dönüşümler esasında 1990'larda olmak durumundaydı çünkü Doğu Avrupa bu sürece girmişti 1990'larda ama uluslararası camia o dönemlerde destek vermemişti Kuzey Afrika'nın belli taleplerine ve bu ertelenmişti ve halı altına süpürülmüştü' diyen Başbakan Davutoğlu, 'Bu sefer esasında bu bir ideolojik yapı değil çünkü genç nesiller ideolojik kaynaklardan geliyor. İslamcı olsun, liberal olsun hepsi demokrasi istiyor ve siyasi yapılar esasında soğuk savaş döneminde kurulmuştu. Baas ideolojisi bir soğuk savaş ideolojisidir. Ortadoğu'daki totaliter rejimler soğuk savaş ideolojileridir' ifadesini kullandı.Bu gençlerin Ortadoğu'da, 2011 yılında başarılı olmalarıyla umut ışığı ortaya çıktığını ancak 2013 yılında karşı devrimler, askeri müdahaleler ve darbeler gerçekleştirildiğini ve Suriye'de yüz binlerce insanın öldürüldüğünü anlatan Davutoğlu, Suriye'deki eski soğuk savaş mantalitesinin hala hayatta olduğunu belirtti.Başbakan Davutoğlu, 'Eğer bir devlet, ülkesinin üçte ikisini kontrol edemiyorsa o onun başarısı değil, uluslararası camianın, Avrupa'nın başarısızlığıdır, hepimizin başarısızlığıdır çünkü biz, ılımlı genç, Arap, kahramanvari bu nesle destek vermedik. Onlar hayatını kaybettiğinde, onlar kimyasal silahlarla öldürüldüğünde, hapse atıldığında biz onlara destek vermedik, daha sonra da terörist bir rejim geldi ve DEAŞ Musul'u ele geçirene kadar da Esad rejimiyle DEAŞ veya IŞİD arasında taktiksel bir işbirliği vardı çünkü Esad rejimi şehirlere saldırıyordu ama kara gücü yoktu.'Esad'ın zulmünün devam ettiğini, DEAŞ militanlarının da orada olduğunu kaydeden Davutoğlu, çok büyük bir jeopolitik sıkıntının ortada durduğunu vurguladı.'Türkiye bir istikrar adası'Önlerinde jeopolitik, ekonomik, siyasi ve güvenlik olmak üzere 4 büyük sıkıntı olduğunu ve bu sıkıntıların hepsinin hala durduğunu ifade eden Davutoğlu, karamsar olmak istemediğini ancak ''realistik, gerçekçi olmak'' durumunda olunduğunu söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:''Hem revizyon yapmamız lazım hem realistik olacağız. Avrupalı meslektaşlarımla geçen yıl burada bir toplantı yapıyordum ve Ukrayna'yla Suriye'yle ve diğer ülkelerle alakalı sorular geldiğinde ben şunu söylemiştim. 'Bugün üç tane ülke kategorisi var' demiştim. Birincisi bazı ülkeler vardır ki hem vizyonları vardır hem de ülkelerini yönetecek kapasiteleri vardır. Yani vizyoner yaklaşımdır bu, geleceğe yönelik olarak adımlar atabilirler. Bu ülkeler çok fazla değildir ama bu ülkeler yükselmeye devam edecektir. Türkiye bunlardan bir tanesidir, bizim 2023 vizyonumuz var. Türkiye bir istikrar adasıdır kendi coğrafyası içerisinde. 8 tane kırılgan devletin arasında Türkiye bir istikrar adasıdır.'''Kapsayıcı kimliği desteklemeliyiz''Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:''Kimlikler değişiyor, vatandaşlık Avrupa'da temel kriter, Türkiye'de de her yerde böyle. Ama bu vatandaşlık konsepti, kavramı sıkıntılarla karşılaşıyor. Bizler kapsayıcı kimliği desteklemeliyiz çünkü çeşitlendirilmiş kimlikler, bir ulus devleti içerisinde veya bir kıta içerisinde varsa, bir tarafta PEGIDA üyeleri var, bir tarafta DEAŞ üyeleri var aynı Avrupa içerisinde iki tane mantalite.Evvelsi gün bir gazeteye bir mülakat vermiştim ve şunu söylemiştim, bu PEGIDA da diğer tarafta da IŞİD veya DEAŞ bunların her ikisi de birbirlerine zıt mantaliteler ama birbirlerine çok yakın mantaliteler olarak duruyorlar. Çünkü kimlikte referans çok dar bir halkayı içerisine alıyor. Bizim şu andaki en büyük sıkıntılarımızdan birisi bu.''''Türkiye için 20 sene önce bir sıkıntıydı''Bunun, Türkiye için 20 sene önce bir sıkıntı teşkil ettiğini, iktidara geldiklerinde en büyük sıkıntılarının bu olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:''Çünkü Türkiye'deki vatandaşların büyük bir kısmı siyasi süreçten dışlanmış hissediyorlardı kendilerini. Mesela Türkiye'deki gayrimüslim topluluklar... Gayrimüslim toplulukların liderleri ile 2 hafta önce bir akşam yemeği yedim ve bazı anekdotlar paylaştılar bizlerle. Kendilerini ve toplumlarını Türkiye'de eşit vatandaş olarak eskiden hissetmediklerini ama şimdi artık bunu böyle hissettiklerini söylediler. Benim Dışişleri Bakanı olduğum zaman yaptığım ilk beyanlardan ve verdiğim ilk talimatlardan biri şuydu, 'bütün büyükelçilere, Türkiye'deki dini liderler, patrikler de dahil olmak üzere, ister Ermeni Patriği ister Süryani Patriği olsun, bizim büyükelçilerimiz tarafından havaalanında karşılanacaklar ve ben Dışişleri Bakanı olarak nasıl karşılanıyorsam, onlar da öyle karşılanacaklar' dedim. Ama tabi bu zor geldi ilk başta. Bir çok dini vakıf, esasında 1930'larda onların hakları ellerinden alınmıştı, 3-4 sene evvelinde, onların hakları geri verildi. Ben, 'hiçbiriniz için' dedim, artık 'azınlık' demiyorum, çünkü sizler eşit vatandaşlarsınız ister Musevi olsun, ister Süryani olsun... Biz son 4-5 yıl içinde bunu başardık.''İkinci grubun Kürtler olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, Kürtler için Kürtçeyi akrabalarıyla veya başkalarıyla konuşma şanslarının bulunmadığını bir çok sınırlama, kısıtlama olduğunu hatırlattı.Davutoğlu, ''TRT özel bir kanal açtı. TRT ŞEŞ olarak açılmıştı ama şimdi 'TRT Kürdi' oldu bu kanalın ismi. Doğu Anadolu'ya ben gittiğim zaman elbette ki bazen çok fazla konuşamıyorum ama bazen az da olsa Kürtçe konuşabiliyorum oradaki insanlarla ve şimdi Kürtçe siyasi propaganda bile yapılabiliyor. Bu kapsayıcılıktır. Hala bir sıkıntı var tabi ki bu konuda.. '' şeklinde konuştu.Mütedeyyin insanların da benzer sıkıntıları olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:''Örneğin başörtüsü sıkıntısı. 15 sene önce bir milletvekilimiz, seçilmiş bir milletvekili, halkın oyuyla gelmiş bir milletvekili, Parlamento'ya gitmişti başörtüsüyle ve diğer bütün milletvekilleri ayağa kalkıp ona karşı bağırmışlardı ve onun Parlamento'yu terk etmesini istemişlerdi, hatta onu buna zorlamışlardı. Şimdi başörtülü veya başörtüsüz veya kıyafet olarak ne istiyorsa, bu kişisel bir tercih... Bizim varmak istediğimiz nokta, başarmak istediğimiz şey zaten bu, kapsayıcılık. Ama gerçekten çok büyük bir ilerleme kaydettik bu konuda Türkiye'de. Elbette ki hala bunun üzerinde çalışıyoruz ama tarihin hiç bir zaman sonu yoktur, her zaman sıkıntılar veya atılacak adımlar devam eder. Ama amacınız nedir, niyetiniz nedir, nasıl bir toplum yaratmak istiyorsunuz? Bizim için bu bir ilke.'''Musevi cemaati bu ülkenin insanları'Şansölye Merkel ile konuştuğunda 'Bütün Türkler orada olacaktır, hepsi teröre karşı olacaktır' diyerek, bunun teminatını verdiğinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:'Dışişleri Bakanıyken yaşadığım en zor andı. Almanya'ya gittiğimde 2012 yılı Aralık ayıydı, bütün farklı şehirlerde ırkçı örgüt tarafından öldürülen insanların aileleriyle bir araya geldim. Polis, bu cinayetleri 7-8 sene öncesine doğru soruşturduğunda mesela kocasını kaybeden bir kadına şunu sormuşlardı, 'Kocanızı siz mi öldürdünüz, kocanızı başkalarıyla birlikte mi öldürdünüz...' Daha da acı olanı şu, Türk halkı öyle bir algılanıyor ki 'bir kadın, kocasını öldürebilir veya birbirini öldürür' diye düşünülüyor. Ama hiç akıllarına gelmiyor ki bir ırkçı örgüt bunları katletti diye. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor, Pariste'de böyle. Nerede terörizm olsa, kim yaparsa, biz ona karşı orada olacağız. Ama aynı dayanışmayı görmek istiyoruz. Berlin'in göbeğinde cami yakılıyor, Almanya'da sadece geçtiğimiz yıl 90'ın üzerinde cami, son 1-2 ayda onlarca cami saldırıya uğradı, aynı dayanışmayı ben bu saldırılarda da görmek istiyorum.'Başbakan Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakıldığında ilk defa Süryani cemaati için İstanbul'da kilise inşa edeceklerini bildirdi. Hristiyan cemaatin kiliseye ihtiyacı olmadığını söyleyen Davutoğlu, 'Süryani cemaati için orada özel bir kilise yapılması istendi' dedi.Davutoğlu, Türkiye'deki sinagogların da koruma altında olduğuna dikkati çekti. Karaköy'deki büyük sinagogun bir kaç sene önce saldırıya uğradığını hatırlatan Davutoğlu, 'Musevi cemaati, oradaki insanlar yabancılar değil ki onlar, bu toprağın insanları, Müslümanlar gibi Hristiyanlar gibi. Vatandaşlığın kapsayıcılığı devletler için önemlidir ama daha önemlisi şudur ki Avrupalılık kimliğidir' değerlendirmesinde bulundu.'Bunu bana kimse bu şekilde söyleyemez'Başbakan Davutoğlu, Paris'te kendisine 'Avrupa-Türkiye ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?' sorusunun sorulduğuna değinerek, 'Biz, Avrupalılar' dediğiniz zaman o 'biz'in içerisinde zaten bütün Türkler de var. Hiç kimse bana diyemez ki 'Bizler Avrupalılar ve siz Türkler'. Bunu bana kimse bu şekilde söyleyemez' ifadelerini kullandı.'Biz, Avrupa Birliği'nin en üst üyesi değiliz, hala havaalanının üzerinde bizim uçağın döndüğü gibi dönüyoruz, tur atıyoruz' diyen Davutoğlu, şunları söyledi:'Ama bizler, Avrupa tarihinin ve modern çağdaş Avrupa'nın da birer parçasıyız. 45 milyon Müslüman yaşıyor Avrupa'nın içerisinde ve neredeyse 7 milyon Türk yaşıyor Avrupa'da. Bu insanlar burada yaşıyor ve geri dönmeyecekler. Biz de kapsayıcı bir Avrupalı kimliği istiyoruz ama Kutsal Roma Germen anlayışı varsa özür dilerim ama o Avrupa bitti artık.'Başbakan Davutoğlu, kapsayıcı Avrupa kimliğinin nasıl inşa edileceğine odaklandıklarını vurgulayarak, 'Etnisitesine, dini veya mezhebine bakılmadan biz, herkesi Türkiye içerisinde vatandaş kabul ediyoruz, bu hep böyleydi' dedi.Türkiye'deki büyümenin reel bir büyüme olduğunun altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:'Bu gerçek bir büyüme. Bu bizim ulusumuzun çalışmasının eseri, bu alın terimizin eseri. Dolayısıyla bunu tehlikeye atamayız, bundan ödün veremeyiz. Bu ülkemizin, vatandaşımızın alın teridir. Avrupa içerisinde bu büyük sıkıntı, sürdürülebilir kalkınma nasıl sağlanacak? Bugün bir çok gazetede 'resesyon geliyor' başlığını gördüm. Hayır resesyon zaten gelmiş, resesyon zaten var. Daha da kötüye gidiyor. Birinci sıkıntı ile ikinci sıkıntı arasındaki ilişkiye baktığımız zaman 1929 ekonomik krizinden sonra neler yaşandığını unutmayın lütfen.Avrupa kıtasında ırkçılık yükselişe geçti. Şimdi de bir ekonomik kriz yaşandı. Şunu hissediyorsanız, 'Bundan biz sorumlu değiliz’ diyorsanız, peki soru şu 'Kim bunun sorumlusu?' 1930'larda Yahudiler idi. Naziler Yahudileri suçladılar, şimdi PEGİDA için de Müslümanlar. PEGİDA da Müslümanları suçluyor. Bu iki mantık arasında hiç bir fark yok. Tarih bağlam içerisinde, tarihi benzerlik içerisinde baktığımız zaman eğer işsizlik başlıyorsa, sosyal yapı içerisinde hemen dışlayıcı bir yaklaşım ortaya çıkıyor. 1990'larda Türkiye'de ekonomik kriz yaşandı ve hükümet demedi ki biz başarısız olduk, başka birçok faktöre suçu atmıştı. Şimdi aynısı burada Avrupa içerisinde yaşanıyor.'Türkiye'de kapsayıcı siyaset ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu bulunduğunu belirten Davutoğlu, üçüncü konunun demokratik istikrar olduğuna işaret etti.Bazı ülkelerde neredeyse 20-30 sene seçim yapılmadan, bazı liderlerin ülkeleri yönettiğini ve bu ülkelerde istikrar bulunduğunun söylendiğini anlatan Davutoğlu, bu istikrarın meşruiyet testinden geçemeyeceğini dile getirdi.'Avrupalı liderler Türkiye'nin üyeliğinin ne kadar kıymetli olduğunu bir gün anlayacaklar'Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Birliğinin genişlemesinin durdurulması veya dondurulması kararı alınması halinde Türkiye'nin tavrına yönelik soru üzerine de şu değerlendirmelerde bulundu:'Elbetteki dondurulmayı istemiyoruz. Sayın Juncker ile konuştuğumda, dondurma dediğinde neyi kastediyor, bunu da soracağım, daha fazla izahat gerekiyor. Siz tarihi donduramazsınız, tarihin akışını donduramazsınız. Bazen tarih size ne yapmanız gerektiğinizi dikte eder. Dinamik olan bir süreci de dondurmanız mümkün değil. Şuna inanıyorum ki Avrupalı liderler Türkiye'nin üyeliğinin ne kadar kıymetli olduğunu bir gün anlayacaklar.'Davutoğlu, geçmişte Türkiye'nin ekonomik olarak zayıf göründüğünü ve Avrupa'ya bir yük olacağının söylendiğini, şimdi ise Türkiye'nin çok kuvvetli olduğunun ve girerse AB'de sorun yaşanacağının dile getirildiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:'(Türkiye'nin nüfusu çok yüksek) diyorlar, 'Avrupa Parlamentosu'nun üçte biri Türkiye'ye geçer' diyorlar. Eğer Avrupa'nın nüfusunun üçte birini biz oluşturacaksak, Avrupa Parlamentosu'nun üçte birini de biz oluşturacağız, bu matematiktir, bunda gücenecek bir şey yok. Burada özgüven meselesi, eğer birini kabul etme konusunda çok gergin davranıyorsanız o bir zafiyet göstergesidir, kendinize güvenmediğinizin göstergesidir. Eğer kendinize güveniyorsanız bizi alırsınız. AB bizi alırsa AB'de mutlu olur, biz de mutlu oluruz. Dinamizmiyle Türkiye bir kıymet olarak ortaya çıkar. Eğer AB bizi almazsa da biz de buzdolabında beklemeyiz, dondurulacağız mı, dondurulmayacak mıyız bakmayız ona. Tarih devam eder, tarih buna karar verir. Gelecekte ne olacağına tarih karar verir.'Davutoğlu, Türkiye'nin AB üyeliğinin son 2-3 yıldır dondurulmuş vaziyette olduğunu, bu sürede sadece 1 faslın açıldığını ve bunun Türkiye'den kaynaklanmadığını belirterek, 'Bugün bu blokajlar kaldırılsın, ertesi gün belki bütün fasılları açabiliriz, bunların birçoğunu da ertesi gün kapatabiliriz. Türkiye'nin performansı başka ülkelerle, AB içindeki ülkelerle kıyas bile götüremez' dedi.'İleriye doğru gideriz'Başbakan Davutoğlu, başka bir soru üzerine de Türkiye'nin Arap Baharı'ndan önce Ortadoğu'daki komşuluk ilişkileri için 4 temel prensibini ortaya koyduğunu bunlardan birisinin 'yüksek düzeyde siyasi diyalog' olduğunu söyledi. Türkiye'nin tüm komşularıyla yüksek düzeyli işbirliği mekanizmaları oluşturduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Musul Sünni bir şehirmiş, Basra Şii bir şehirmiş, Erbil Kürt şehriymiş, Kerkük Türkmen şehriymiş, bunlara hiç bakmadık. Bizim tarihimizde etnik bazlı bir şehir kültürü yok. 52 tane anlaşma imzaladık bir günde Irak ile, 48 tane de Suriye ile. Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün olarak 4 ülke için vizesiz serbest ticaret bölgesi oluşturmak istiyorduk. Bizim vizyonumuz buydu ve hala da böyle bir vizyonumuz var ama maalesef muhatabımız kalmadı. Irak'ta, bir değişiklik oldu, Haydar Abadi geldiğinde, ben Irak'a gittim, yeni bir başlangıç oldu, kendisi de Türkiye'ye geldi. Biz, yeni bir başlangıca imza attık geleceğimiz için. Çünkü Irak'ta olan biten her şey terörden kaynaklanıyor ama daha önceki Başbakan Maliki'nin mezhepçi politikalarından da kaynaklanıyor. Biz, muhatap bulduğumuz anda adımlarımızı hemen atar ileriye doğru gideriz. Bizim komşuluk bölgemizde yaşadığımız sıkıntılar bunlar. Tarihin akışı içinde rejimlerin vahşetlerine rağmen, terörist tehditlere rağmen Türkiye yine yeni Ortadoğu ile yeni Balkanlar ile yeni Kafkaslar ile ekonomik karşılıklı bağımlılık ilkesi üzerine çalışmaya devam edecek.''Enerji faturamız neyse cari açığımız da o kadar'Davutoğlu, Gazprom'un 'Ukrayna'nın transit güzergahtan çıkarılacağı ve Türkiye'nin onun yerini alacağı' yönünde açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne saygı duyan bir politika izlediğini belirterek, Türkiye'nin Ukrayna ve Rusya ile iyi ilişkileri olduğunu söyledi. Davutoğlu, 'Bu enerji konusunda elbette ki biz herhangi bir kriz yaşanırsa Rusya ile Ukrayna arasında gaz transferi konusunda, bundan mutlu olmayız ama Türkiye, zaten Rus gazının Batı Akım Projesinde Ukrayna ile de beraber çalışıyor. Bu, bizi de etkiler' dedi.Enerjinin Türk ekonomisi için temel bir mesele olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:'Bizim enerji faturamız neyse bizim cari açığımız da o kadar, 60 milyar dolar. Türkiye, büyüyen bir ekonomi, esasında daha fazla enerjiye de ihtiyacımız var. Türkiye'ye herhangi bir yerden gelecek olan herhangi bir yeni güzergah varsa Türkiye buna açıktır. Ukrayna'ya alternatif olarak söylemiyorum, gelecek olan Azerbaycan ile beraber TANAP, Irak'la birçok projemiz var. İran'la da var. Dolayısıyla umuyoruz ki Türkiye ile Avrupa arasındaki enerji işbirliği, daha da efektif, daha da etkili olacak ama Türkiye'nin enerji konusunda Türkiye'nin işbirliğine ihtiyaç duyan AB, Türkiye ile enerji faslını açmıyor. İşte bunu anlamıyoruz.'Davutoğlu, Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin bir soru üzerine Mısır'da darbe olduğunda AB'li bakanlara 'Lütfen demokrasiye yardımcı olun. Seçilmiş bir cumhurbaşkanını deviren askeri rejime destek vermeyin' dediğini hatırlatarak şunları söyledi:'Ama herkes bana Mısır'ın özel bir vaka olduğunu ve orada demokrasiye geçmek için daha vakit olduğunu söylüyorlar. Esasında Türk liderlerin 1980'lerde askeri darbe olduğunda AB aynen böyle söylüyordu. O zaman Avrupalılar bizi eleştiriyordu, ki haklıydılar, bizim liderlerimiz diyordu ki Türkiye, İsviçre değildir, Türkiye'nin zaman ihtiyacı var. Kaç yıl, 10 yıl mı, 20 yıl mı, 100 yıl mı? Kimse bilmiyor, gelecekte bir herhangi bir zaman. Biz, bunu bekliyoruz işte. Avrupa'dan ne bekliyorduk, demokrasiyi Doğu Avrupa'da nasıl finanse ettiyseniz, çok büyük bir başarı oldu 90'larda. AB, ABD, Türkiye, hep birlikte biz, genç demokrasileri Ortadoğu'da finanse edebilirdik. Esasında terörle savaştan çok daha ucuza gelirdi. Şimdi milyarlarca doları terörle mücadele konusunda veya mülteci sorunlarını çözme konusunda harcıyoruz.'AK Parti Brüksel Temsilciliği açıldıDavutoğlu, Brüksel’deki programı kapsamında, partisinin Brüksel Temsilciliği ofisini de açtı.Açılışta konuşan Davutoğlu, AK Parti Brüksel Ofisi'nin Türk siyasetine, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarına ve Avrupa siyasetine hayırlı olması temennisinde bulundu.AK Parti'nin Türk siyasi tarihinde, hatta dünya siyasetinde az görülür şekilde 12 yıldır halktan tekrar tekrar meşruiyet alarak iktidarda bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu da çok az görülen olgudur. Genellikle siyasi partiler, kısa süreyle iktidara gelmiş olsalar bile iktidarda kaldıkça bir yıpranma yaşayabilirler. Ama AK Parti hiçbir zaman dinamizmini kaybetmeden, hiçbir yıpranma emaresi göstermeden, 12 yıldır bir milletin kaderine mührünü vurdu. İnşallah daha uzun yıllar, sadece siyasi bir parti olarak değil milletin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş köklü siyasi kültürel hareket olarak, AK Parti gelecekte etkisini göstermeye devam edecek.Üçüncü önemli fark, Türk siyasetinde hiçbir parti, şimdiye kadar AK Parti gibi uluslararasılaşmadı, bilinirliğe yani uluslararası etki alanına, bilinirliğe kavuşmamıştır. Geçmişte siyasi partilerle ilgili akademik çevrelerde yapılan çalışmalara bakın, bilinirliklerine bakın, AK Parti bir marka, başlı başına uluslararası alanda bir marka haline dönüşmüştür. Bugün nereye giderseniz gidin, Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Orta Asya'da, Afrika içlerinde, AK Parti, Türkiye ile birlikte anılan bir markadır.'Brüksel'deki AK Parti Ofisi'nin açılmasını, gecikmiş adım olarak değerlendirdiğini dile getiren Davutoğlu, 'Çok daha önce Brüksel'de ofisimiz olması, gerekirdi ama buradaki şartlar hemde buraya zaten çok sık ziyaret trafiği olması sebebiyle eksikliği az hissedilmiş olabilir geçmişte ama şimdi bu eksiklik kapatılmış oldu. Bundan sonra böylesine köklü, etki alanına sahip siyasi partinin temsilcileri, burada bizleri anlatacaklar, Türkiye’yi anlatacaklar ve AK Parti siyaset felsefesinin daha iyi anlaşılmasına zemin teşkil edecekler' şeklinde konuştu.'Önümüzdeki dönemde de eminim, bu etki alanı gittikçe genişleyecek, AK Parti daha uzun on yıllar boyu dünyada bilinen bir siyasi hareket, ne söylediği ne yapmak istediği merak edilen siyasi parti olma niteliğini koruyacak' ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bugünlerde Brüksel ofisimizin açılışının bir başka boyutu var, o da Avrupa'da siyaset yapmak. Yani açılışın daha iktidara geldiğimiz ilk yıllardan itibaren Dışişleri Bakanlığı görevini yürütürken, Avrupa'daki vatandaşlarımızın en büyük talebi seçme ve seçilme hakkını kazanmaktı. Seçme hakkı konusunda çok önemli adım attık. Artık geçen Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk olarak gerçekleştiği gibi bundan sonra Avrupa'daki vatandaşlarımız oylarını, ülkenin kaderiyle ilgili kanaatlerini sandığa yansıtacaklar. Bu başlı başına devrim niteliğini taşıyor. Dolayısıyla AK Parti bürosunun burada bir misyonu, Türk siyasetini, AK Parti siyasetini, Avrupa çevrelerine anlatmak, dünyaya anlatmak ama bir başka misyonu da vatandaşlarımızın seçimlere daha fazla katılmasını, seçimler üzerinde Türk siyasi konusundaki etki gücünü artırmasını sağlamak üzere faaliyet göstermektir.'Davutoğlu, daha sonra, kurdele keserek AK Parti Brüksel ofisinin açılışını gerçekleştirdi.Açılışa, AB Bakanı Volkan Bozkır, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay ve AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ve partililer katıldı.'Müslümanları dışlayıcı hiçbir yaklaşımı görmek istemiyoruz'Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ile Konsey binasındaki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, Avrupa kıtasında PEGİDA tarzı, Müslümanları dışlayıcı hiçbir yaklaşımı görmek istemediklerini söyledi.Avrupa'nın çok kültürlü bir kıta olduğunu, böyle olmaya da devam edeceğini belirten Davutoğlu, 'İfade özgürlüğü bizim ortak değerimizdir. Bu değer içerisinde paylaştığımız bütün değerlere saygı gösterilmesi gerekmektedir' dedi.Vize liberalleştirilmesi sürecinin konuşulduğunu belirten Davutoğlu, bunun Türk halkı için çok büyük önem arz ettiğini kaydetti. Davutoğlu, 'Türkiye ve Türk halkı çok uzun zamandan beri bunu bekliyor. Kabul anlaşmasını imzaladık. Umuyoruz ki bu süreç başarıyla sonuçlandırılacak' dedi.Donald Tusk da toplantıda yaptığı konuşmada, gereken kriterlerin karşılanması halinde, Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde yeni fasılların açılmasını desteklemeye devam ettiklerini söyledi.Muhabir: Şenay Ünal, Zeynep Akyıl, İlkay Güder, Yıldız Seçil Aktaş, Kadir Karakuş, Fatma CanAA
Manchester United'tan İslamofobi'ye Tolerans Yok
Manchester United Kulübü yönetimi, sosyal paylaşım sitelerinde İslam aleyhinde mesajlar yazan futbolcu araştırma görevlisi Torben Aakjaer'in görevine son verdi.Kulüpten yapılan açıklamada, Aakjaer'ın sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabından Müslüman ve göçmenlere karşı ırkçılık içeren mesajlar yazdığının tespit edilmesi nedeniyle görevine son verildiği belirtildi.Açıklamada, Manchester United'ın bu tip konularda hassas olduğu ve Aakjaer'in davranışının kabul edilebilir nitelikte olmadığı vurgulandı.Manchester United'ın dünya genelindeki oyuncu arama ekibinde 2011 yılından bu yana görev alan Aakjaer'in, 'Bu İslamcılara karşı gizli silah dağıtmanın zamanı geldi' gibi mesajlar attığı belirtildi.Aakjaer ise Facebook hesabının bilgisayar korsanları tarafında ele geçirildiğini ve mesajların kendisine ait olmadığını iddia etti.Star
Reklam
Fenerbahçe'den 'Şike Davası' Açıklaması
Fenerbahçe Kulübü, resmi sitesinden 'Şika Davası' ile ilgili bir açıklamada bulundu. Açıklamada 'Fenerbahçe’ye karşı kurulan kumpasın, kendisini bağımsız medya olarak adlandıran bir kesimin, bu kumpasa doğrudan katılımı ve katkısı ile gerçekleştiği' ifadesi dikkat çekti.Açıklamada şöyle denildi:'Yüce Türk Mahkemesinin isabetle vermiş olduğu ve karanlık bir dönemi sonlandıran kararı üzerine başlayan yeniden yargılama sürecinde, 13.01.2015 tarihinde yapılan “Sözde Şike Davası” duruşmasına ilişkin görsel ve yazılı medyada yer alan haber, yorum ve değerlendirmeler tarafımızdan dikkatle takip edilmektedir.Öncelikle belirtmek isteriz ki, Fenerbahçe olarak “3 Temmuz’un” bir sonuç değil, bir süreç olduğu ve bu sürecin henüz sona ermediği yönündeki düşünce ve inancımız dün olduğu gibi bu günde aynı şekilde devam etmektedir. Fenerbahçe’yi ele geçirme operasyonuna karşı sürdürdüğümüz hukuk mücadelemiz bu karanlık yapının medya başta olmak üzere toplumun diğer tüm kesimlerine sızmış uzantılarının da yargı önüne çıkarılmasına kadar sürecektir.Sayın Başkanımızın savunmasında yer alan “Fenerbahçe’ye karşı kurulan kumpasın, kendisini bağımsız medya olarak adlandıran bir kesimin, bu kumpasa doğrudan katılımı ve katkısı ile gerçekleştiği” tespitinin üzerinden henüz saatler geçmeden, karanlık bir dönemin olağan birlikteliklerine, yani “Kumpas Kardeşliğine” duruşma sırasında yapılan suçüstü haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur.Türkiye’nin saygın gazetelerinden birinde yer işgal ederek iki gündür duruşma ve duruşmaya ilişkin yorumlar yapan ve gazetecilik faaliyeti kisvesi altında algı operasyonuna soyunan bir gazeteci, duruşma sırasında duruşmaya ait görüntü ve bilgileri Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kurulan kumpasın en önemli paydaşlarından biri olan özel yetkili kamu görevlisine servis ederken tespit edilmiştir. Aynı şekilde söz konusu özel yetkili kamu görevlisinin bu gazeteciye gönderdiği mesaj içeriğinde, ertesi gün yayınlanacak yazısı ile oluşturulmasını istediği algıya ait değerlendirmelerin de yer aldığı hususu tesadüf edilen bir diğer önemli tespittir.Bu şekilde, BBM sistemi ile duruşmaya ilişkin haber ve bilgileri gazetesinden önce bu özel yetkili kamu görevlisine iletme ve aynı sistem üzerinden aldığı değerlendirmeler ışığında algı yönetme görevi yüklenen gazetecinin iki gündür gazetesinde yapa geldiği yorum ve değerlendirmelerin de aslında kimlere ve hangi zihniyete ait olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle dosyanın beraat kararı verilmesi halinde Yargıtay Temyiz aşamasında, mutlak surette bozulacağı yolundaki yorum ve değerlendirmeler, bize hiç de yabancı olmayan ve özel yetkili kamu görevlisi tarafından dosyanın önceki aşamalarında yüksek sesle paylaşılan ve davayı takip eden avukatların da bilgisi dahilinde olup, aynı sesin basına verdiği demeç ve beyanlar ile de sabit hale gelen bir diğer gerçekliktir.Önerimiz;Yukarıda izah edilen söz konusu faaliyetin basının haber alma özgürlüğü ile alakalı olmadığı ve bu çerçevede izah edilmeyeceği aşikardır. Bu yüzden ilgili gazetecinin bağlı olduğu spor müdürü ve gazete tarafından derhal bir açıklama yapılması ve söz konusu gazetecinin BBM sistemi üzerinden iletişim içinde olduğu özel yetkili kamu görevlisinin ismini ve karşılıklı BBM mesajlaşmasına konu içerik hakkında beyanda bulunmaları mesleki sorumluluk ilkesinin vazgeçilmez bir gereğidir. Aksi takdirde Fenerbahçe’ye kurulan ve halen devam eden kumpas içinde yer alan kişi ve konu içeriklerine, yapılacak suç duyuruları aşamasında ve yasal sınırlar içerisinde olmak kaydı ile tarafımızca aleniyet kazandırılacağı hususunu kamuoyunun bilgisine sunarız.Unutulmamalıdır ki açıklamamızda, kurum ve kişilerin isimlerinin bu aşamada tarafımızca kullanılmamasının yegane nedeni, kumpas operasyonlarının vazgeçilmez yöntemi haline gelen algı ve linç operasyonunun hiçbir kişi ve kuruma uygulanmaması yolundaki duruş, hassasiyet ve kararlılığımızdan kaynaklandığıdır.'FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜMilliyet
Reklam
Dokunduğunu Öldüren 'Ölüm Sarkıtı'
Antarktika'da çekim yapan BBC ekibi, 1960'lı yıllardan beri bilinen, ancak daha önce hiç görüntülenemeyen bir olaya bir kaç yıl önce şahit oldular. Oldukça ilginç olan görüntülerde suyun altına doğru uzanan bir 'ölüm sarkıtı' etrafındaki suyu dondurarak deniz yüzeyinden, derinlere doğru ilerliyor.
Bakan Müezzinoğlu'ndan '6 Yaşında Evlenilebilir' Diyen Yıldız'a Sert Sözler
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız'ın ‘6 yaşındaki kızlarla evlenilebilir’ açıklamasına tepki gösterek, “İlk kez duyuyorum. Bu Sağlık Bakanına bırakılacak bir cümle değil. Toplum dinamiklerinin bunu tükürükle boğması lazım. Böyle şey olmaz' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, seçim bölgesi olan çeşitli programlara katılmak üzere Edirne’ye geldi. Karayoluyla kente gelen Bakan Müezzinoğlu, Devecihan Kültür Merkezi önünde Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Edirne Belediye Başkanı CHP’li Recep Gürkan ve kurum müdürleri karşıladı. Edirne Valiliği bünyesindeki İl Koordinasyon toplantısı izleyen Bakan Müezzinoğlu bir gazetecinin Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız'ın ‘6 yaşındaki kızlarla evlenilebilir’ açıklaması hatırlatması üzerine ilk kez duyduğunu ifade ederek, “İlk kez duyuyorum. Bu Sağlık Bakanına bırakılacak bir cümle değil. Toplum dinamiklerinin bunu tükürükle boğması lazım. Böyle şey olmaz' dedi.Bakan Müezzinoğlu daha sonra 3 gündür Edirne’de süren Diyanet İşleri Bakanlığı 30’ncu İl Müftüleri İstişare toplantısına katıldı. “İSTİSNAİ HATA”Çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Müezzinoğlu Elazığ’daki özel bir hastanenin yoğun bakımında sağlık çalışanlarını yemek yemesinin sorulması üzerine ‘istisnai hata’ ifadelerini kullanarak, “Her gün 1 milyon 100 binden fazla hastamıza sağlık hizmeti veriyoruz. 530 bin çalışanımız var, bu insanlar son derece fedakar, özverili 24 saat kesintisiz hizmet veriyorlar. İstisnai bazı ufak tefek şeyleri de kamuoyuna bu arkadaşların suçuymuş gibi yansıtılmamalı. Her gün 1 milyondan fazla insana şifa dağıtan bu güçlü kuruluşun istisnai bazı hataları, eksikleri olabilir onu da milletimizin sağduyusu ve vicdanı hoş görür. Bunu kendi içimizde yine değerlendiririz” diye konuştu.Engin ÖZMEN / EDİRNE, (DHA)
Reklam
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Charlie Hebdo karikatürlerini yayınlayan Cumhuriyet gazetesi yöneticileri ile iki köşe yazarı hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma gerekçesi; halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama...
Reklam
Times'a Konuşan IŞİD Üyesi: Takası MİT Yürüttü
Musul'da rehin tutulan 49 Türkiye vatandaşı karşılığında Türkiye makamları tarafından serbest bırakıldığı iddia edilen Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarından birisi İngiliz Times gazetesine konuştu.19 yaşındaki İngiltere vatandaşı Shabazz Suleman rehine takasında yer aldığını iddia ederek, değiş tokuşu Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) yürüttüğünü, yaklaşık bir ay bekledikten sonra kendilerine dışarıda onları bekleyen bir otobüs olduğunun söylendiğini anlattı.Suriye'nin Rakka kentinden Times muhabirleri ile konuşan Suleman, yaklaşık 200 IŞİD üyesinin 49 konsolosluk çalışanı karşılığında takas edildiğini söylüyor.Suleman, 'Bize özgür olduğumuzu söylediler. Sınırda değiş tokuş oldu. (Sonra) IŞİD'e doğru gittik' dedi.Suleman Şanlıurfa'da açık alanda bir 'hapishanede' çoğunluğu Çeçen olan 35 başka IŞİD üyesi ile beraber tutulduklarını söylüyor.Haberin muhabirlerinden John Simpson, BBC Türkçe 'ye verdiği bilgide Suleman'ın kendilerine, 'hapishanenin' polis tarafından idare edildiğini, zaman zaman MİT'in gelip ziyarette bulunduğunu aktardığını anlattı. Suleman'ın bu 'hapishanede' gördüğü kişiler ya Arap yardımadasından Araplar ya da Ruslar'dan oluşuyor.Suleman 'polisler dostaneydi' derken, hapiste internet bağlantıları olduğunu, IŞİD'le konuştuklarını, IŞİD videosu izlediklerini aktarıyor. Polislerin neden Suriye'de savaşmak istediklerini anladığını söyleyen Suleman, 'Esad'dan, İsrail'den vb. nefret ediyorlar. Müslüman Kardeşlerin ideolojisindeler' diyor.Kendisine IŞİD'le bağlantısı kurulmadan sınırdışı edilme ya da takasın bir parçası olma seçeneklerinin sunulduğunu söyleyen Suleman, ailesi kendisi hakkında İngiltere polisine ve Türk makamlarına kayıp bildiriminde bulunduktan sonra MİT tarafından iki kez ziyaret edildiğini de iddia etti.Hapishane günlerini 'iyi' olarak tanımlayan Suleman, hapishanede Dominos pizza yediklerini de söyledi.İngiltere’nin High Wycombe kasabasında sınavla seçerek öğrenci kabul eden tarihi Royal Grammar School’da okumuş olan Suleman, mezun olduktan sonra uluslararası ilişikiler okumak için bir üniversiteden kabul aldığı dönemde, Suriye'deki iç savaşı takip edereken, Twitter üzerinden ilişkiye geçtiği kişilerin etkisi ile radikalleşemiş.Sınırdan geçmeye çalışırken yanlış yöne giderek 'doğrudan Türklerin eline' gittiğini söyleyen Suleman, önce biraz dövüldüğünü ama bunun çok olmadığını daha sonra hastaneye götürüldüğünü ve askeri istihbarat tarafından sorgulandığını anlatıyor. Suleman kendisine para cezası kesildiğini, yetkilileri yadım görevlisi olduğuna ikna ettiğini ve kendisine sınır dışı edileceğinin aktarıldığını anlatıyor.Times daha önce ikisi İngiliz en on AB vatandaşının rehine takasında yer aldığını yazmıştı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Eylül ayında Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul görüşmelerine katılmak üzere New York’a hareketinden önce düzenlediği basın toplantısında 'Türk rehinelerin kurtarılması için takas yapıldı mı' sorusuna, 'Velev ki olsa dahi böyle bir takas olmuş olsa bile ben şuna bakarım: Benim 49 vatandaşımızın karşılığı hiçbir şeyle değişmez, hamdolsun ailelerine kavuştu diye düşünürüm' cevabını vermişti.Erdoğan IŞİD'le maddi bir pazarlığın söz konusu olmadığını siyasi bir pazarlık yapıldığını belirterek şunları söylemişti: 'Burada eğer maddi bir pazarlıktan bahsediyorlarsa böyle bir şey katiyen söz konusu değil. Ama siyasi noktada diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa tabi ki siyasi, diplomatik bir pazarlık kesinlikle söz konusu. Zaten bir diplomasi zaferidir bu. Bu siyasi bir pazarlığın neticesidir.'BBC Türkçe
Katliamı Engelleyen Müslümana Vatandaşlık
Paris’te rehine krizinin yaşandığı Yahudi marketinde birçok kişiyi kurtaran Müslüman gence vatandaşlık veriliyor.Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, 2006'dan beri Fransa'da yaşayan Lassana Bathily isimli 24 yaşındaki gencin salı günü yapılacak törenle Fransa vatandaşlığı ile 'ödüllendirileceğini' açıkladı. Bathily, geçen temmuz ayında vatandaşlık başvurusu yapmıştı.Paris'te 7 Ocak Çarşamba günü Charlie Hebdo mizah dergisine saldırı olmuş, Yemen El Kaidesi'nin üstlendiği saldırıda 12 kişi hayatını kaybetmişti. Bundan sonra kentte iki farklı saldırı daha olmuştu.Amedy Coulibaly adlı silahlı saldırgan, 9 Ocak Cuma günü bir Yahudi marketinde saldırı gerçekleştirmişti. Markete düzenlenen operasyonda saldırgan ölmüş, dört rehine de hayatını kaybetmişti. Polis saldırganın bundan önceki gün bir kadın polis memurunun ölümüyle sonuçlanan saldırının şüphelisi olarak görüldüğünü açıklamıştı.Markette ölenlerin sayısınn artmasına Malili bir Müslüman olan market çalışanı Lassana Bathily isimli 24 yaşındaki genç engel olmuştu.Onu gören polisler önce Malili gencin saldırgan olduğunu zannetmişti. Daha sonra gerçek ortaya çıkınca Malili genç Fransız medyasında ve sosyal medyada bir kahraman olarak anılmıştı.Al Jazeera Turk
Jimmy Fallon vs Chris Hemsworth (Thor) Su Savaşı
Jimmy Fallon Show'da eğlenceli dakikalar yaşandı.Kart Oyununda eli  diğerinden yüksek olan kişi  1 bardak suyu  rakibinin yüzüne veya farklı yerlerine dökebilir.Bu eğlenceli oyun izleyenleri gülme krizine soktu :)
İtalya Başbakanı Renzi: Davutoğlu'nun Yürüyüşe Katılması Biraz Sırıtıyordu
Fransa'nın başkenti Paris'te yapılan terör saldırılarının ardından dünya liderlerinin de katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüşe katılan İtalya Başbakanı Matteo Renzi, 'Davutoğlu'nun yürüyüşe katılması biraz sırıtıyordu' ifadelerini kullandı.Fransa 'nın başkenti Paris'te 17 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırılarının ardından Pazar günü Paris’te yapılan yürüyüşe katılan liderlerden İtalya Başbakanı Matteo Renzi, 'gazetecilerin tutuklandığı, yayın kuruluşlarının kapatıldığı Türkiye ’nin liderinin de orada yer almasının biraz sırıttığını' söyledi.La 7 kanalında dün akşam yayınlanan “Le Invasioni Barbariche” adlı programa konuk olan Başbakan Matteo Renzi, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Başbakan Renzi, 1 buçuk milyonu aşkın kişinin katıldığı, teröre karşı dayanışma mesajının verildiği yürüyüşte aralarında Türk mevkidaşı Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğu 50 devlet ve hükümet lideriyle birlikte en ön sırada yer almıştı.'BU LİDERLERLE YAN YANA YÜRÜMEK SİZİ RAHATSIZ ETMEDİ Mİ?'Programı sunan Daria Bignardi, söz konusu yürüyüşün Paris’teki terör saldırılarında yaşamını yitirenleri anmak ve aynı zamanda bilgi verme, basın özgürlüğü için gerçekleştirildiğini hatırlatan Renzi’ye, “Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Türkiye Başbakanı Davutoğlu ve Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo ile, yani gazetecilerin dostu olmayan bu liderlerle yan yana yürümek sizi rahatsız etmedi mi?” sorusunu yöneltti.Renzi ise buna şöyle karşılık verdi: “Birçok ülkede çelişkiler yaşanıyor. Mesela Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan örneğini alalım. Aralık ayında bazı gazetecilerin tutuklanması ve yayın kuruluşlarının kapatılması emrini verdi. Bu açıkça bir bilgi verme (basın özgürlüğü) problemi idi. Sen ise (Davutoğlu) bilgi verme özgürlüğünü savunmak için oradasın, çünkü bazı kaçıklar bir dergi binasına girerek, o bildiğimiz eylemi yaptılar. Yani bu biraz sırıtıyor. Fransızlar onları orada istedi ve davet ettiyse, ben de bunu sorgulamadım, pirelenmedim.”'O SALDIRGANLAR TANRI’YA EN BÜYÜK KÜFRÜ ETTİ'Bazı çevrelerce Paris saldırganlarının kahraman ilan edilmesine de değinen Renzi, “Onlar birer kahraman değil. Bu delice bir düşüncedir. Kim Tanrı adına öldürürse, ona karşı küfrün de en büyüğünü etmiş demektir. Bu tutumun hiçbir şekilde affı yoktur. Sorun İslam değil, fanatik ideolojidir” diye konuştu.Paris’teki yürüyüşün, insani açıdan çok büyük anlam ifade ettiğinin altını çizen Matteo Renzi, “Bize daha fazla saldırıldıkça, biz de daha fazla özgürüz mesajı veriyoruz. Tüm liderleri orada, aynı otobüste görmek gerçekten çok sürrealdi” dedi.Renzi, İtalya’da, saldırı sonrası kapağında Hazreti Muhammed karikatürü olan Charlie Hebdo’nun özel sayısını ek olarak veren İl Fatto Quotidiano gazetesini de tebrik ederek, “Bu çok güzel bir girişimdi” dedi. Esma Çakır, DHA
Reklam