onedio
Dalan: 'Ergenekon Sürecini 30 Yıl Önceden Gördüm'
12 Nisan 2010’da alınan yakalama kararının geçen ay kaldırılmasının ardından yurda dönen Ergenekon Davası’nın sanığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı, eski milletvekili Bedrettin Dalan, yurtdışında bulunuşuyla ilgili olarak, 'şeytani bir kumpastı. Bu kumpasın mağduru olmamak için yurt dışına çıktım' dedi. Dalan, ' Ben bu süreci 20-30 yıl önceden görüyordum’ dediniz. Bunu herhangi devletin kişi yada kurumlarıyla organlarıyla paylaştınız mı?’ sorusuna da 'Gerekli olan bütün organlara söyledim. Hiç kimse bana inanmadı. Şunu söyleyeyim karım dahi inanmadı' yanıtını verdi.Dalan, 'Devlet erkanından sizi arayan oldu mu? Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakanlığı döneminde Ergenekon süreci için 'Ben bu sürecin savcısıyım' ifadesini kullanmıştı. Bu 7 yıllık süreçte siyasetin müdahalesiyle karşılaştınız mı?' sorusu üzerine şöyle dedi:'Siyasetin müdahalesiyle hiç karşılaşmadım. Sadece hukuk çetesinin birebir düşmanlığı ile karşılaştım. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer bu durumu görmediyse görmeyebilir. Biraz evvel de söyledim. 25 yıl önce karıma anlattım karım bana kahkaha ile güldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da o günlerde bunu görmemesi son derece doğal. Ama bunu gördükten sonra eğer yoluna devam etseydi, kınardım. Mademki, hatadan döndü ve şu anda o istikamette, kutluyorum. Allah kuvvet versin diyorum' dedi.KANAT TAKTIM UÇUYORUMBedrettin Dalan, kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi’nin Rektörlük Binasında basın toplantısı düzenledi. Dalan daha sonra yaptığı konuşmada, 7 yıl aradan sonra ülkesine yeniden döndüğü  için büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyledi:'Bahtiyarlık duyuyorum demek dahi çok hafif bir kelime. Kanat taktım uçuyorum. Gerçek bu. Bir zamanlar ülkemden bir hafta bile dışarıda kaldığım zaman aşırı derecede özler, ilk uçakla gece yarısı olsa dahi ilk uçakla dönerdim. Ancak bu sefer 7 yıla yakın bir zaman yurt dışında kalmak zorunda kaldım. Birçok yazar, çizer kendine göre ’Ergenekon Davasının firari sanığı’ dedi bana. Hayatımda hiçbir şeyden firar etmedim. Hayatımda hiçbir tehlikeden kaçıp kurtulmayı denemedim. Ancak bu seferki tehlike değil, bu seferki doğrudan doğruya sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi kumpas. Yani hukuki gayelerine alet eden, kendini hukuk adamı zanneden bir takım kişilerin kurduğu şeytani bir kumpastı. Bu kumpasın mağduru olmamak için yurt dışına çıktım. Sizi temin ederim ki, yurt dışına çıkarken, bana bu kumpası kuran üst seviyedeki, üst aklın dışında ne polisler, ne savcılar ne de hakimler, kumpasın tetikçileri olan kişiler benim tutuklanacağımı bilmiyorlardı. Ama ben çok çok evvelden şunu çok rahatlıkla söylüyorum. 20 yıl evvelden bu işlerin bana doğru geleceğini biliyordum. Onun için yurt dışına çıkışım herhangi bir devlet görevlisinin beni uyarması ile değil, içinde yaşadığım son 30 yılın macerasının bana verdiği akılla yurt dışına çıktım. Onun için bir memlekette akıl, vicdan, hukuk varsa bana hiç kimse ama hiç kimse bana f’irari sanık’ diyemez. Sanık olmamız için doğru düzgün bir iddianame ve doğru düzgün çalışan çalışan bir hukuk kanalı gerekirdi. Maalesef bu kumpas davalarının hiçbirisinde ne akıl, ne vicdan,  ne hukuk hiçbir şeyden bahsetmek mümkün değildi. 'ADALETE GÜVEN YÜZDE 20’LERE İNMİŞSE...Dalan sözlerine şöyle devam etti: 'Bu söyledikleri şu anda ben söylüyorum ama devletin resmi savcısı da bunu 15 gün önce Bakırköy’de söyledi. Resmi savcı. Şimdi kendini haksız hukuksuz bir tehlikeden bir komplodan, bir kumpastan korumak için gayret sarf eden insana ’firari’ demenin hangi akla vicdana hizmet ettiğini anlamak mümkün değil. Bugün bile bazı gazeteler 'Ergenekon davasının firari sanığı’ demiş. Ama şunu söyleyelim ki, firari durumda olanlar, bundan sonra başkaları olacak, olmaya da başladı. Çünkü onlar da bu komplonun belirli kademedeki elemanlarıydılar. 'Herkes kendi kazdığı kuyuya düşer’ diye bir atasözü vardır. Kumpası kuranlar kendi kazdıkları kuyuya düşmeye bir bir başladılar. Düşmeye de devam edecekler. Çünkü adalet yavaş yürür ama mutlaka ve mutlaka yerini bulur. Yedi yıl gecikmeyle de  adaletin yavaş yavaş yerine gelmesini görmekten son derece mutluluk duyuyorum. Bu mutluluk kendi şahsıma ait bir kumpas değil. Çünkü emin olun ki, bu kumpas Bedrettin Dalan’a kurulmadı. Ben sadece bir insanım. Bu kumpas, bu komplo, Türkiye Cumhuriyeti  devletine, milletine, adaletine kurulmuş bir ağır bir komplodur, ağır bir darbedir. Bu darbeden nasıl çıkacağımızın yolu aranıp bulunması gerekir. 15 gün önce yeni seçilen Yargıtay Başkanı’nın aynen söylediği şudur, ’dibe vuran Türk adalet sistemini imajını kalkındırmak birinci görevimizdir’  ki kamuoyu araştırmalarında bu yüzde 20’lere inmiş durumda. Bir vatandaş olarak halkın inanırlığı bakımından adalete güveni yüzde 20’lere inmişse o ülkede yaşamak hakimler için dahi zordur.Ben bunun utancını yurt dışında çok yaşadım. Almanya’da hangi hakime, hangi savcıya, hangi hukukçuya aleyhimde yazılmış iddianame denilen şeyi Almanca ve İngilizce’ye çevirttim, gösterdiysem, hepsi gülüp geçtiler. Alay ettiler. O alay etme emin olun ki, içime kurşun gibi çöktü. Ne olsa benim ülkemin adaleti. Benim ülkemin hakimleri, benim ülkemin savcıları, böyle olmamalıydı. Sadece ülkemin hasretiyle değil 7 yıl bu utançla da yaşadım arkadaşlar. Eğer iddianamenin içinde tek bir satırlık suç unsuru olsaydı, Dünya’nın en büyük hukuk devleti ABD veya Almanya beni ’misafir’ statüsünde oralarda tutmazdı.'EKONOMİ HUKUK YARATMAZ AMA HUKUK EKONOMİ YARATIRHukukun olmadığı yerde yaşamın olmayacağını ifade eden Dalan, şunları söyledi:' Hukuk olmayan ülkede yaşam olmaz. Her şey hukuktur, adalettir. Hukuk ve  adaletin olmadığı ülkede sadece mutluluk değil refah da  olmaz. Bir örnek vereyim; Almanya’da hukuk düzenine Alman vatandaşlarının inancı yüzde 20 seviyelerine düşsün. Yemin ediyorum, Almanya’nın ekonomik durumu, Türkiye’nin ekonomik durumunun altına 3 ayda düşer. Ama bugün Almanya Avrupa’nın lider ülkesi ise ekonomide lider hukuku sayesinde ayakta kalıyor o ekonomi.  İnşallah bu sözlerim yerini bulur, medyada zamanla hukuğa ayırdığı sayfalarını çoğaltır, gazeteler, televizyonlar… Bunu TC Devleti 'hukuka geçişi'  yakalayamazsa  ne dünyada itibarımız olur ne içerde huzurumuz olur ne de  gerçek anlamda zenginliği bulabiliriz.  'DEVLETİN MİSAFİRİ STATÜSÜNÜ TANIYAN ALMAN DEVLETİNE ŞÜKRANLARIMI  SUNUYORUMYurt dışında geçirdiği yedi yılın çok zorlu geçtiğini söyleyen Dalan, şöyle devam etti:'Ama bu zorlukları kolaylaştıran gerek yurt dışındaki Türkler, inanılmaz bir şekilde bana ülkemin hasretini azaltan yardımlarda bulundular. Özellikle Almanya’daki yaşadığım bölgedeki Türkler. Onun dışında çok yakın arkadaşlarımın bile selam vermekten, telefon etmekten kaçındıkları zamanlarda çok uzaktan tanıdığım ve gerçek dost olduklarını öğrendiğim dostlarıma arkadaşlarıma buradan çok teşekkür ediyorum. Yedi yıl boyunca gerek üniversiteyi gerekse okulları dimdik ayakta tutan yokluğumda benden de iyi yöneten bütün yönetici arkadaşlarıma ve bize güvenen bütün kardeşlerime evlatlarıma gerçekten samimiyetle teşekkür ediyorum. Son teşekkürüm de, bana Almanya’da sığınmacı statüsü değil,  devletin misafiri statüsünü tanıyan Alman devletine ve Alman hukuk sistemine buradan gerçekten şükranlarımı sunuyorum. 'UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ ALMANYA’DA SADECE 6 AYDIRUzun tutukluluk süresi ile ilgili de konuşan Dalan, 'Almanya’da tutukluluk süresi sadece 6 aydır. Gerekli görüldüğü takdirde bir yıla kadar uzatılabilir. Ancak uzatma kararını davayı gören mahkeme değil başka bir mahkeme gerekçelerini de inceleyerek karar verebilir. AB gireceğiz, AB oturduğu temel kavramlar ne kadar zengin olduğunuz değil ne kadar hukuk devleti olduğunuza bağlıdır. Şu kumpas davaları derdinden Türkiye,  belasından kurtulsun. Türkiye hukuk devletine hızla gitsin, sizi temin ediyorum AB girmemiz çok çok daha kolaylaşacaktır. Zengin olursak AB’ye girmeyiz, hukuk devleti olursak, hukuk toplumu olursak kendiliğinden gireceğimize garanti gözüyle size söz verebilirim.' dedi.KARIM DAHİ İNANMADIBedrettin Dalan, yaklaşık 20 dakika süren konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.  Dalan,  'Ben bu süreci 20-30 yıl önceden görüyordum’ dediniz. Bunu herhangi devletin kişi yada kurumlarıyla organlarıyla paylaştınız mı?’  sorusuna, 'Gerekli olan bütün organlara söyledim. Hiç kimse bana inanmadı. Şunu söyleyeyim karım dahi inanmadı.  Türkiye’deki bu süreçle ilgili 1986 yıllarıydı galiba Güneri Cıvaoğlu’na bir ABD’li subay, Suudi Arabistan’da bir harita göstermişti hatırlar mısınız? Bu süreç o süreçtir. O sürecin detaylarını rahmetli Turgut Özal’a çok yakın olduğum için fazlasıyla öğrendim. Gözüm patladı, yüreğim sıkıldı. Başta karıma açtım, ilgili bütün kişi ve kurumlarına anlattım. Hiç birisi inanmadı. ‘Türkiye’de böyle şey olmaz’ dediler. Türkiye’nin geldiği noktayı görüyorsunuz. Bu bir hikaye değil bu bir büyük evrensel bir proje. Onun da mağdurları arasına girdik.  Mağdur olduk açık söyleyeyim. Bu mağduriyetten dolayı pişmansın?  Hayır değilim. Yapman gerekeni, uyarı görevini yaptım. Benden bu kadar. Gerisi de devletimize, milletime ait bir hadisedir.' diye cevapladı.SAVCILIK ÇAĞIRIRSA KUMPASIN BÜTÜN DETAYLARINI ANLATIRIMDalan, 'Kumpas iddiasıyla ilgili soruşturma yürütülüyor. Bu kapsamda savcılığa gidip şikayette bulunacak mısınız?' şeklindeki soruya, 'Şu anda avukatım bu konuda şikayette bulundu. Eğer savcılık çağırırsa çok detaylı olarak bu kumpasın bütün detaylarını anlatırım. Dalan,  'Söylediğiniz kumpas ve büyük proje iddialarını biraz açabilir misiniz?' sorusuna, 'Onu Güneri Cıvaoğlu’na sorun kendisi gazeteci. Burada şey yaparsak çok uzun sürer. Ben siyaset yapmak istemiyorum. Güncel siyasetin tamamen dışındayım. Onu da söyleyeyim. Kesinlikle herhangi bir şekilde siyasete girme gibi bir niyetim yok. Benden hiç kimse çekinmesin. Bedrettin Dalan görevini yapmıştır, mağduriyetini de çekmiştir. Ne demişti Tuncay Güney, Kanada’dan 'Bu bir senaryoydu. Bu senaryo da herkes rolünü oynadı. Senaryo bitti. The End’ senaryo bitmiş olmasaydı bende burada belki hala olamazdım.' dedi.AĞLATMA BENİ...Dalan, 'Kırgınlığınız var mı?' sorusuna, 'Kırgınlığım olmaz mı. Yedi yıl müddetçe ciğerim dağlandı her gün. Her gün giden uçaklar İstanbul’a doğru gidiyordu (Gözleri doldu) Ağlatma beni şimdi. ' dedi.O KİTAPTA HEPSİ YAZILIDalan, 'Türkiye’de İrtica ve Cemaat Kuşatmasında Eğitim adlı kitap bir yazmıştınız. 20 yıl önce görmüştüm, demiştiniz. Söyledikleriniz şu an size neyi hatırlatıyor? sorusuna şu yanıtı verdi: 'Evet o kitapta bu olacakların hepsi yazılı. İsim vermeden yazılı. Noktası elifine kadar yazılı. Bir kitap daha yazmıştım. 'Türkiye’ye uzanan eller’ onda da yazılı hepsi. Tarihten ders alınırsa tarih tekerrür etmez. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı yıkan bütün enstrümanlar bugün yine Türkiye’nin önüne kondu. Ben çok akıllı olduğum için değil, çok okudum, analiz yaptım, mühendis kafasıyla karşılaştırmalar yaptım önümüzde duruyor. Devletçe, milletçe, hükümetçe çok uyanık olmamız lazım. İçimizdeki kavgaları minimuma indirip bu uluslararası komplo ile nasıl baş ederiz takkemizi önümüze alıp düşünmemiz lazım.YETİŞTİRDİĞİM GENÇLERİ DEVLETİN İÇİNE YERLEŞTİRSEYDİM KOMPLONUN BAŞI OLURDUMDalan, 'Kumpas bozulması için atılması gereken adımları yeterli buluyormusunuz' şeklindeki bir soru üzerine de şöyle dedi: 'Bulmuyorum.  Çünkü daha tutarlı, daha hızlı, daha güvenilir yollar var. Bakın o zaman TC devleti nasıl kumpasa tabi olurmuş, darbe hükümete karşı devlete karşı nasıl yapılırmış çok daha net daha konabilir. Milletin kafası şu an çok karışık. Kimisi haklı kimisi haksız, diyor. Eğer Bedrettin Dalan olarak,  bugüne kadar 100 binin üstünde genç yetiştirdim. Bu yetiştirdiğim gençleri herhangi bir şekilde, akıllı gençlerde yetiştirdim. Dünya’nın her yerinde başarılı çocuklarım var. Planlı bir şekilde devletin askeriyesine, polisine, dışişleri bakanlığına, adliyesine yerleştirip şematik olarak bunları direk Dalan’a bağlı hale getirseydim ben komplonun başı olurdum. Hayatımda hiç öyle bir şey yapmadım. Sadece bireyleri yetiştirip ülkemin, insanlığın hizmetine attım. Beni bu konuda kimse suçlayamaz.' dedi.CUMHURBAŞKANIMIZIN DA O GÜNLERDE BUNU GÖRMEMESİ SON DERECE DOĞALDalan, 'Devlet erkanından sizi arayan oldu mu?' ve 'En çok neyi özlediniz' sorularına,  'Hayır olmadı. Ama çok kişi aradı. Devletten değil ama hükümeti yakın çevrelerden de oldu. En çok vatanını özledim. Sevgilisini özleyen insan kaşını mı özler, gözünü mü özler, saçını mı özler? Bir bütün olarak vatanımı özledim' yanıtını verdi.ALLAH KUVVET VERSİNDalan  'Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Ergenekon süreci için 'Ben bu sürecin savcısıyım’ ifadesini kullanmıştı. Bu 7 yıllık süreçte siyasetin müdahalesiyle karşılaştınız mı?' sorusuna ise, 'Siyasetin müdahalesiyle hiç karşılaşmadım. Sadece hukuk çetesinin birebir düşmanlığı ile karşılaştım. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer bu durumu görmediyse görmeyebilir. Biraz evvel de söyledim. 25 yıl önce karıma anlattım karım bana kahkaha ile güldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da o günlerde bunu görmemesi son derece doğal. Ama bunu gördükten sonra eğer yoluna devam etseydi, kınardım. Mademki, hatadan döndü ve şu anda o istikamette, kutluyorum. Allah kuvvet versin diyorum' dedi.DHA
Pharrell ve Thicke'in 'Blurred Lines'ı Çalıntı Çıktı
Robin Thicke ve Pharrell Williams, 2013 yılına damga vuran şarkıları ‘Blurred Lines‘ın, Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Marvin Gaye’in ‘Got to Give it Up‘ından ‘çalıntı‘ olduğu gerekçesiyle 7 milyon 300 milyon dolar (yaklaşık 19 milyon Türk Lirası) tazminat ödemeye mahkum edildi.1984 yılında hayatını kaybeden Gaye’in çocukları söz konusu şarkının babalarının 1977’de yayınladığı parçasının telif haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye başvurmuştu.Mahkemede suçlamayı reddeden Pharrell, Gaye’in hayranı olduğunu söylemiş, ancak şarkının tamamen kendisine ait olduğunda ısrar etmişti.Sekiz kişiden oluşan jüri kararını bugün açıkladı ve ikiliyi suçlu buldu.Gaye ailesinin başvurusu üzerine şarkıları inceleyen müzikologlar, iki şarkı arasında sekiz benzerlik bulunduğunu açıkladı. Buna göre, bas ve klavye kullanımı; döngü ve tekrarlanan tema benzerlik gösteriyor.Uzmanlar perküsyon ve davul sesinin de benzerlik gösterdiği görüşünde.Pharrell Williams, kendisine ve Thick’e 10 milyon doları aşkın para kazandıran şarkıyı bir saat içinde yazdığını ve bir gecede kaydettiklerini söylemişti.Diken
Sabri: "Hayretler İçindeyim"
Galatasaraylı futbolcu Sabri Sarıoğlu, takım arkadaşı Selçuk İnan'la aralarında sorun olduğu şeklinde basına yansıyan haberlere tepki gösterdi.GSTV'ye açıklamalarda bulunan sarı-kırmızılı futbolcu, Selçuk İnan'la aralarının iyi olmadığı yönündeki haberlere cevap verme niyetinde olmadığını ancak son günlerde konunun fazlasıyla gündeme getirildiğini belirterek, 'Son iki üç gündür konu daha da abartıldı. Yalan üstüne yalan, abartı üzerine abartı. Hayretler içerisinde bakıyorum' dedi.Teknik direktör Hamza Hamzaoğlu'nun göreve gelmesiyle birlikte mükemmel bir ivme yakalamışken, alınan bir mağlubiyetten sonra şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray'ı aşağı çekme amaçlı olarak bu tip haberlerin yapıldığını savunan Sabri, 'Ligde lideriz. Herkes bizi aşağı çekmeye çalışıyor ancak biz kenetlendikçe büyüyen bir aileyiz. Biz futbolcular olarak, camia olarak şampiyonluğa baş koymuşuz' ifadelerini kullandı.Derbi maçtaki bir pozisyonda takım arkadaşı Selçuk İnan'a bilerek pas vermediği şeklinde haberler çıktığını anlatan sarı-kırmızılı oyuncu, şunları söyledi:'Tamamen yalan. Biz Selçuk'la 14-15 yaşından beri tanışırız. Genç Milli Takım'da beraberdik. Birbirimize sahip çıkan, birbirimizi seven insanlarız. O pozisyonda Selçuk'a ya da Sneijder'e topu atma şansım vardı ve ben Sneijder'e pas verdim. Ben, isme göre pas atmamazlık yapmam. Ben Galatasaraylıyım, buranın evladıyım. Kimse bunlarla bana gelmesin, iftira atmasın. Orada Sneijder'i tercih ettim, sonra da top döndü gol oldu. Herkes hata yapabilir. Futbol hatalar oyunu.'Fenerbahçe maçında yenilen golde, kendisinin savunmaya dönmediği şeklinde eleştiriler yapıldığını ve sosyal medyada görüntüler paylaşıldığını aktaran Sabri, 'Biz de insanız ve bazen yoruluyoruz, geri gelemiyoruz. Neden bu kadara abartılıyor ki? Seremonide elimi kalbime koymadığımdan, Metin Oktay ruhunu taşımadığımdan bahsediliyor. Galatasaray ruhunu kimse bana öğretemez. Ben burada büyüdüm. Kimse bana Galatasaraylılığı öğretmesin' şeklinde konuştu.Takım olarak şampiyonluğa inandıklarını ve kenetlendiklerini dile getiren Sabri, 'Bizi böyle haberlerle yıpratamayacaklar. Onlara inat, önce şampiyon olup, sonra doyasıya bu başarıyı kutlayacağız. Kimsenin kimseyle sorunu yok. Kimse de benim Galatasaraylılığımı tartışamaz. Terimin son damlasına kadar elimden geleni yapacağım ve kulübümü en iyi şekilde temsil edeceğim' şeklinde görüş belirtti.AA, Mehmet Fatih Duman
Şadan Kalkavan İçin Başsağlığı Mesajları
TFF, Galatasaray ve Beşiktaş, Fenerbahçe Kulübü'nün eski yöneticisi Şadan Kalkavan'ın vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayınladılar.Fenerbahce.org'dan yapılan açıklamada şöyle denildi;Kulübümüzün eski yöneticilerinden Şadan Kalkavan’ın yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.1995-2000 yılları arasında kulübümüzde Asbaşkan, Başkanvekilliği, Futbol Şube Sorumluluğu ve Yönetim Kurulu Üyeliği gibi görevlerde bulunan Şadan Kalkavan (76) tedavi gördüğü hastanede bugün vefat etti.Merhum Şadan Kalkavan’a Allah’tan rahmet, başta Kalkavan Ailesi olmak üzere tüm yakınları, sevenleri ve camiamıza başsağlığı dileriz.Fenerbahçe Spor KulübüGalatasaray'dan başsağlığı mesajı...Fenerbahçe Kulübü’nün eski yöneticisi, iş adamı Şadan Kalkavan'ın tedavi gördüğü hastanede vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.Merhuma Allah’tan rahmet, Fenerbahçe Camiasına, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.Galatasaray Spor KulübüBeşiktaş'tan başsağlığı mesajı...Fenerbahçe Spor Kulübü eski yöneticilerinden, kıymetli işadamı Şadan Kalkavan'ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.Merhum Şadan Kalkavan'a Allah'tan rahmet, Fenerbahçe camiasına, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.Beşiktaş JKTrabzonspor'dan da başsağlığı mesajıFutbol dünyasının sevilen isimlerinden değerli iş adamı Şadan Kalkavan’ın vefatını büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.Merhum Şadan Kalkavan’a Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailesi, sevenleri ve futbol camiasına başsağlığı dilerizTFF'den de başsağlığı mesajıFenerbahçe Kulübü'nün eski yöneticilerinden Şadan Kalkavan'ın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz.Merhum Şadan Kalkavan'a Allah'tan rahmet, kederli ailesi, sevenleri ve futbol camiamıza başsağlığı dileriz.Çaykur Rizespor'dan başsağlığı mesajıOnursal başkanımız Rizemizin değerli büyüğü ve sevgili ağabeyimiz Sayın Şadan Kalkavan vefat etmiştir.Bu vefat haberi camiamızı derinden üzmüştür. Ailesine sabır diliyoruz. Çaykur Rizespor camiasının başı sağ olsun. Onun bize verdiği kazanımları destekleri her zaman hatırlayacağız. Çaykur Rizespor camiası olarak değerli büyüğümüzü unutmayacağız ve her zaman yaşatacağız.
"Çok Güçlü Bir Ekibe Karşı Oynayacağız"
Club Brugge Teknik Direktörü Michel Preud'homme ve futbolcusu Boli Bolingoli, yarın Beşiktaş'la oynayacakları UEFA Avrupa Ligi maçı öncesi düzenlenen basın toplantısında konuştular.Michel Preud'homme, çeviri yapılmayan basın toplantısında Fransızca, Flamanca ve çok az da İngilizce konuştu. Teknik adam Preud'homme, 'Beşiktaş'ın kaliteli oyuncu kadrosu var. Oyuncularımız, çok güçlü bir ekibe karşı oynayacağımızı biliyorlar. Gol yemezsek bizim için iyi netice olur, gol atarsak tabii ki mutlu oluruz. Bunu da başaracağımıza inanıyorum' dedi.'GÜZEL BİR TARİH YAZABİLİRİZ'Club Brugge'ün oyuncusu Boli Bolingoli ise, 'Yine UEFA Avrupa Ligi maçına odaklanıyoruz. Elbette takım olarak her maça ayrı bakıyoruz, ama aynı önemi vererek. Yarınki maç da çok önemli. Yarın ilk önce iyi bir sonuç elde etmek istiyoruz, sonrada kupada Anderlech'te karşı hazırlanacağız. Avrupa Ligi'nde şu anda durduğumuz yerden bence herkes mutlu. Ama Beşiktaş'ı da yenip çeyrek finale yükselmek tabii ki daha güzel bir başarı olacaktır. Güzel bir tarih yazabiliriz' diye konuştu.Gelen bir soru üzerine Bolingoli, 'Club Brugge'ün ırkçılığa karşı tavır alması güzel bir şey. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Irkçılığın futbolda sergilenmesi çok ucuz bir davranış. Club Brugge yabancılar konusunda elinden geleni yapmaya çalışıyor' ifadelerini kullandı.Bu arada Belçika temsilcisi bugün yaptığı antrenmanla Beşiktaş maçının hazırlıklarını tamamladıFotomaç
Bilic: "Tur İstanbul'da Çözülecek"
Beşiktaş'ta oyunculardan Serdar Kurtuluş ve teknik direktör Slaven Bilic , Club Brugge ile oynayacakları mücadele öncesinde basın toplantısı düzenledi.Brugge'ü değerlendiren Bilic, 'Karşımızda iyi bir takım var. Otelde takımla birlikte ilk analiz toplantımızı yaptık. Maçlarını izledik. Yakın dönemdeki maçlara odaklandık. Brugge liginin lideri ve kupada finalist. AVrupa Ligi'nde kaybetmemişler. Karşımızda sağlam bir takım var. Fiziksel kapasitesi ve dayanıklılığı ile dikkat çekiyorlar. Ofansif olarak etkililer. İyi bir takım ruhuna sahipler. Yaratıcı oyuncuları var. Bu aşamada kolay bir rakip yok. Kolay bir maç olmayacak. %99'u rövanşta belli olacak' dedi.RAKİP TEKNİK ADAM İÇİN...Brugge teknik direktörü Preud'homme'yi arkadaşı Stanic'e sorduğunu belirten Hırvat hoca, 'Gerçekten iyi bir kaleciydi. Ben o dönem hayranıydım. Yakım arkadaşım Stanic kendisi ile birlikte oynadı. Onunla ilgili söylediği en ilginç şey, maç Pazar günüyse Preud'homme Perşembe'den hazırlanmaya başlardı. Hoca olarak en iyilerden biri. Çok iyi bir takım yaratmış. Çok iyi bir iş çıkarıyor. Ben de bu yolda ona başarılar diliyorum.' diye konuştu.'ŞANSLAR 50-50'Maçın ortada olduğunu belirten Bilic, 'Maçlarımızın büyük kısmında çok büyük performanslar gösterdik. Büyük takımlara karşı gösterdiğimiz iyi performanslar özgüvenimizi yükseltti. Bu tip takımlara karşı başa baş mücadele edebileceğimizi gösterdik. Liverpool'u yendik kim gelirse gelsin diye düşünmek bir taraftan da tehlikeyi beraberinde getiriyor. En az bu seviyede oynayabilirsek çok ciddi şansımız var. Brugge kağıt üzerinde Arsenal, Liverpool değil. Ama şanslar 50-50. Belçika ve Türkiye ligleri üst düzey ligler değil ama beraber aynı kategoride gösterilebilrler. Brugge'le sakat oyuncularla ilgili de benzerlikler taşıyoruz.' şeklinde yorum yaptı.SERDAR: 'DÜZELTMEMİZ LAZIM'İlk olarak sözü devralan Serdar ise, 'Kendi liginde zirvede. Çok zorlu bir maç olacak. İyi konsantre olduk. Bu maçtan iyi bir sonuç alıp ikinci maça avantajı elde etmek istiyoruz. Taraftarının desteğini arkasına alıp oynayan bir takım. Umarım buradan iyi bir sonuçla döneriz. Son dönemde baktığımızda takım içinde farklılıkları hissedebiliyoruz. Oynarken galip gelebilmek lazım. Konsantre eksikliği oluyor. Bunu düzeltmemiz lazım' ifadelerini kullandı.Sporx
Reklam
Otobüste Ayakta Kalınca Evrenin Kozmik Gücü Yardımıyla Sizden Yer İsteyen 10 Yaşlı Tipi
Hepimizin başına mutlaka gelmiştir böylesi: Yaşlıca bir insan otobüste/metroda ayakta kalmıştır ve bir şekilde oturmak istiyordur. Tıpkı yer çekimi gibi, evrenin bir yasası olarak; oturmak istemeyen yaşlı yoktur. En gururlusundan en 'bir kaç durak sonra inicem yavrum'una kadar, tüm yaşlılar oturmak ister ve bu amaç uğrunda farklı yöntemlere başvurarak farklı kişiliklere bürünürler. İşte sizden derhal oturduğunuz yerden kalkmanızı ve ona yer vermenizi isteyen 10 yaşlı tipi:
Reklam
Baykal'dan Kabataş Açıklaması: 'Savunulur Yanı mı Kaldı!'
CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Kabataş'ta yaşandığı iddia edilen olayın gerçek olmadığının ortaya çıkmasına rağmen iktidarın ve yandaşlarının hala sahip çıkmasını, suç üstü yakalanan birinin yaptığını sonuna kadar inkar etmesine benzeterek, 'Bitmiş artık, ortada. Bunun savunulur bir yanı mı kalmış.' dedi.Deniz Baykal, memleketi Antalya'da gazetecilerle bir araya geldi. Kent merkezindeki Atatürk Parkı içinde yer alan bir işletmede gazetecilerle kahvaltı yapan Deniz Baykal, ülke ve kent gündemine ilişkin konuştu. Kahvaltının ardından yapılan sohbet sırasında bir gazetecinin sorusu üzerine, Kabataş olayının yalan olduğunun ortada olmasına rağmen iktidarın hala sahip çıkmasını, yandaş kalemlerin ortak başlıkla köşe yazmasını 'suç üstü yakalanan birinin yaptığını sonuna kadar inkar etmesine' benzeten Baykal, 'Kıpırdayacak hali yok, 'Bir sor bakalım niye oldu?' bilmem ne, vardır ya. Burada da o. Bitmiş artık, ortada. Bunun savunulur bir yanı mı kalmış.' dedi. Baykal olayın vardığı vahim noktayı şu sözlerle değerlendirdi: Buna bel bağlamış siyasetin böyle etkin noktada olması vahim olan bu. Bunu yöntem diye seçen, bu yalana, iftiraya, doğru olmadığı kanıtlandığı halde onu takip etmekten yarar uman, medet uman bir siyaset anlayışının, (marjinal, amatör, vardır böyle fraksiyonlarda bir sürü laflar) ülke yönetiyorsunuz orada bu anlayış. Bu vahim bir olay. Şaka yapacağımız bir şey değil.'ERDOĞAN'LA GİZLİ GÖRÜŞMESİNİ ANLATTI: 1 MART TEZKERESİNİ GÖRÜŞTÜKDeniz Baykal, sohbet sırasında 2003 Şubat'ın son haftası o dönem siyasi yasaklı olan Tayyip Erdoğan'la baş başa yaptıkları gizli görüşmeye de değindi. Boğaz'da buluştuklarını ve lüfer yediklerini anlatan Baykal, ancak orada Erdoğan'ın milletvekilliği ve başbakanlığının önünü açması karşılığında cumhurbaşkanı olma vaadi aldığı yönündeki iddiayı yalanlayarak, 'Bu da bir başka şehir efsanesidir.' dedi. Zülfü Livaneli'nin yazmasıyla birlikte gündeme gelen görüşmenin Tayyip Erdoğan'ın talebi üzerine gerçekleştiğini ifade eden Baykal, görüşmenin içeriğinin 1 Mart tezkeresiyle ilgili olduğunu açıkladı. Görüşmede, Tayyip Erdoğan'ın hukuku, milletvekilliği, başkanlığı konusunda tek bir kelimenin bile konuşulmadığını dile getiren Baykal, görüşmenin içeriğiyle ilgili şunları söyledi: 'Orada gelmekte olan 1 Mart tezkeresi konuşuldu. 1 Mart'ta bir hafta var. Kampanyayı açmışım, büyük bir mücadele veriyoruz. Onu anlatıyoruz. Bu da, 'Bu 1 Mart işi ne olur? Bu kararı alırsak ABD ne ölçüde rahatsız olur? Bu rahatsızlık bize ne gibi olumsuzluklar yaşatır? Ne yapabiliriz? Bir dayanışma içine girebilir miyiz?' 1 Mart dışında hiçbir şey konuşulmadı. Kıbrıs konuşuldu bir miktar. Benimle ilgili bir pazarlık baştan aşağı yalan, dolandır. O konuda ben hiçbir doğrudan, dolaylı Tayyip beyle, AKP'yle ya da onlar adına birisiyle temas dahi kurmadım. Bırakın müzakereyi, temas dahi kurmadım. Tamamen kendi analizim, değerlendirmem sonucu o konuda o kararı aldım. Partim de çok mutlu olmadı. Böyle bir karar aldığım için ama kararlılıkla ben bunu götürdüm. Pazarlık, işbirliği söz konusu değildir.'Siyasi yasağına rağmen YSK'nın genel başkan olabileceğini söylediği, mitingler düzenleyen, partisinin milletvekili listesini hazırlayan ve partisi seçimlerde en yüksek oyu alan Tayyip Erdoğan'ın içinde bulunduğu durumu sürdürülebilir bulmadığı için bu tavrı sergilediğini kaydeden Baykal, 'Öcalan Meclis'e girecek mi girmeyecek mi onu tartışıyorsunuz şimdi, orada burada. Yanlış mı yapmışız arkadaşlar? O gün hiçbir pazarlık yapmadan, hiçbir temas kurmadan, tamamen kendi siyasi analizim sonucunda bu işi halledeceğiz diye yola çıkmakla hata mı etmişim?' diye sordu.'MİT, PARTİ SİYASETİNİN BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ'Bir başka soru üzerine milletvekili adaylığı için istifa eden Hakan Fidan'ın talebinden vazgeçip yeniden MİT'in başına geçmesini 1935 yılında yaşanan bir olayla izaha çalışılmasını ve o dönemin MİT Müsteşarı'nın milletvekili olmasıyla tevil edilmesini eleştiren Deniz Baykal, savunulan örneğin valilerin bile parti başkanı kabul edildiği tek parti döneminde yaşandığına işaret ederek, 'Bu bizim örnek alacağımız bir olay mı? 1940'ları konuşuyoruz. 21. yüzyıla geçtik. Olacak iş değil.' dedi.MİT mensuplarının cumhurbaşkanlarının ya da başbakanların değil devletin kara kutusu olması gerektiğini vurgulayan Baykal, 'Orada bulunan insanlar çok özel insanlar. Günlük sıcak siyasetin bir parçası kesin olmazlar.' diye konuştu. Baykal, adında milli ifadesi yer alan teşkilatı parti siyasetinin bir istihbarat teşkilatı haline dönüştürmenin yanlış olduğunun da altını çizdi. Bu yönde kaygılar ve şikayetler olduğuna değinen Baykal, Hakan Fidan'ın milletvekili olmak için bir irade sergilemesine karşın geri adım atmasının Cumhurbaşkanı-Başbakan ilişkisi açısından görmezden gelinemeyecek boyutları olduğunu da ifade etti.'SİYASET YALAN HABERLERLE ŞEKİLLENDİ'CHP'nin kapatılacağı iddiaları hakkında da konuşan Baykal şunları söyledi: 'Bizim siyasetimiz ne yazık ki bir takım yalan dolan haberler etrafında şekillendi. Yalnız bu insanların kişisel meraklarından ya da yanlışlarından kaynaklanan bir iş değil. Bu fabrika ediliyor, imal ediliyor, üretiliyor bilinçli olarak. Bu çok sağlıksız bir şey. Türkiye siyasetinde uzunca bir süreden beri belli senaryolar, kurgular, gerçeklikten kopuk iddialar sistematik bir şekilde, kolektif olarak, kampanya halinde sürülüyor. Sonra oradan şeyler çıkıyor.'CHP'nin kapatılmak istenmesini, İş Bankası'yla ilgili iddiaları, Bank Asya'nın maruz kaldığı hukuksuz baskının gündem değiştirmeye yönelik olduğunu savunan Baykal, 'Belli bir düşman tarif ediyor. O düşman bazen darbeciler diye nitelenen birileri oluyor, arkasından şimdi paralel. Daha önce komünistlerdi, falan filan. Artık Türk siyaseti olgunlaşmalı, erginleşmeli ve bunlara gerekli hak ettikleri tepkiyi göstermeli.' şeklinde konuştu.'KENDİ GERÇEĞİMLE YÜZLEŞMEK İSTİYORUM''Önseçime girerek kendi gerçeğimle yüzleşmek istiyorum.' diyen Deniz Baykal, ön seçimin yeni bir deneyim olduğunu ve partisinin bu önseçimle daha başarılı olacağına inandığını söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisine Antalya 1. sıradan kontenjan adaylığı teklif ettiğini belirten Baykal, bunu reddederek ön seçime girmek istediğini belirterek özetle şunları söyledi: 'İçeme sindiremiyorum: Başka şartlarda alacağımız oylardan daha farklı oy alacağımızı düşünüyorum. Ön seçim oy oranın artırır. Ön seçimin parti için yararlı olduğu kanaatindeyim. Taban ağırlığını hissettirdi. Herkes haddini bilmeye başladı. Adaylar da partiye öncelik veren çalışmalar yapıyor.' Baykal, ayrıca 'Antalya'da bir liste yapacak mısınız?' sorusuna 'Hayır. Öyle bir şey yok.' cevabını verdi.CHA
Tarihi Sirkeci Garı Müze Oluyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve TCDD arasında “Sirkeci Garı İçerisinde Bulunan Binalar İle Sirkeci – Yedikule Arasındaki Eski Banliyö Hattı Değerlendirilmesi” için ortak hizmet protokolü hazırlanması için İBB Başkanı Kadir Topbaş’a yetki verildi.Karar İBB Meclisi’nde, CHP’lilerin ret oyuna karşılık kabul edildi. TCDD ile İBB arasında yapılacak protokolün ardından, tarihi garı müze olarak kullanılacak.Halkalı seferlerinin Marmaray nedeniyle sonlandırılması sonrası kapalı kalan, Marmaray açıldıktan sonra tekrar faaliyete geçen Sirkeci Garı’na bağlı binalar İstanbul Kent Müzesi, İstanbul Demiryolu Müzesi olarak dizayn edilecek. Protokole göre, Sirkeci Garı içinde bulunan binaların müze olarak kullanabilmesi amacıyla yapılacak proje çalışmaları, plan tadilatı, binalara ilişkin onarım, yenileme, restorasyon İBB tarafından yapılacak. İstanbul Demiryolu Müzesi olarak kullanılacak kısım ise TCDD’ye teslim edilecek. Hazırlanan projeler TCDD’nin onayına sunulacak, TCDD’nin onaylamadığı hususlar projelerde revize edilecek.SİRKECİ’DEN YENİKAPI’YA UZANAN ALAN PARK OLACAKTCDD ile İBB arasında imzalanacak protokolün ardından, Tarihi yarımadada, Sirkeci-Yedikule arası demir yolu hattının bulunduğu alan doğa ve sanat parkı olarak tasarlanacak. 8,5 kilometre uzunluğunda oluşturulacak doğa ve sanat parkı içerisinde İBB tarafından raylı toplu taşıma hattı yapılacak. Sirkeci-Yedikule arası demiryolu hattının doğa ve sanat parkına dönüştürülmesi için İBB’nin TCDD’ye ödeyeceği senelik ücret ise 10 bin TL. Protokole göre, İBB, Kazlıçeşme – Sirkeci İstasyonları arasındaki hattın acil durumlarda TCDD tarafından kullanımı ve ana hat trenlerinin Sirkeci Garı’na gelmelerine olanak sağlayacak düzenlemeleri yapacak.CHP: ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE DEVREDİLEBİLİRİBB Meclisinde oylanan protokolle ilgili söz alan CHP Meclis üyesi Hüseyin Sağ, Sirkeci ve Haydarpaşa garlarının İBB’ye devrine karşı çıkarak konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi. Sağ, “Tarihi gar, TCDD tarafından kullanılması gerekirken, arkadan dolanıp İBB’ye devredildi. İBB’den Kültür A.Ş’ye, oradan da kendi yandaşlarınıza vereceksiniz. Biz ne kadar serzenişte bulunursak bulunalım, ne kadar yargıya taşırsak taşıyalım sonuç değişmeyecek” dedi.Karar, CHP’lilerin red oylarına rağmen oyçokluğu ile kabul edildi. DHA
10 Maddede "Kedili Kadın" Kimdir?
'Kedili kadın' terimine hepimiz öyle ya da böyle aşinayız, sorarız size kedili kadın olmak kötü bir şey mi? Peki ya kimdir bu kedili kadınlar?
Reklam
Tüm Yönleriyle "Osmanlı Bakiyesi"
Siyasi gündemimizin hala önemli konularından biri 'Osmanlı Bakiyesi.' Neredeyse 'mitolojik' denilebilecek hakim anlatıya göre Osmanlı dünyanın en büyük, en zengin, bilimde ve fende en ileride olan imparatorluklarından biriydi ancak bir takım iç ve dış mihrakların komplosu ile savaşa sürüklenerek varlığını kaybetti. Gerçekse elbette bu anlatıdan uzak. 1923 yılında Osmanlı'dan Türkiye'ye kalan miras aşağı yukarı şu şekildeydi.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a  2 saatlik brifing verdi. Toplantı esnasında Erdoğan'a 130 sayfalık sunum yapıldı.Merkez Bankası Başkanı Başçı, 'Reformlar, geleceğe ilişkin güveni ve istikrarı artıracak. Faizleri düşürmek için güven artırıcı adımlar atılmalı. Faizleri düşürmek için kamu borç yükü hafifletilmeli' dedi.
Reklam
Genç Kalecinin Cenazesi Toprağa Verildi
Sultangazi'de bıçakla yaralandıktan sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Beşiktaş Kulübü'nün 16 yaş altı futbol takımının eski kalecisi Servet Dündar'ın (16) cenazesi toprağa verildi.Dündar için Sultangazi Merkez Camisi'nde ikindi vakti cenaze namazı kılındı. Camide, Servet Dündar'ın babası Şükrü ve ağabeyi Özcan Dündar, taziyeleri kabul etti. Dündar'ın annesi Gülizar Dündar'ın ise üzgün olduğu görüldü.Namaza Dündar'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra Beşiktaş Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Karacan, Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, takım arkadaşları ile vatandaşlar katıldı.Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman ile Galatasaray Kulübü de çelenk gönderdi.Beşiktaş Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Karacan, gazetecilere yaptığı açıklamada, elim bir olay sonucu genç yaşta yaşamını yitiren kaleci Servet Dündar'ın acısını yaşadıklarını belirterek, 'Çok üzücü bir olay neticesinde değerli bir evladımızı kaybettik. Camiamızın üzüntüsü çok büyük. Çok güzel bir insan evladımızı kaybettik. Allah ailesine sabır versin. Mekanı cennet olsun' dedi.Servet Dündar'ın cenazesi, namazın ardından Yayla Mezarlığı'nda toprağa verildi.Genç Kaleci Servet Dündar, İsmetpaşa Mahallesi 95. Sokak'ta, 28 Şubat'ta saat 20.00 sıralarında zanlı E.G. tarafından bıçaklanmıştı.Gaziosmanpaşa'daki Taksim İlkyardım Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Dündar'ın, dün beyin ölümü gerçekleşmişti.CNN Turk
Reklam
Erdoğan, PKK'ya IRA Örneğini Verdi: 'Bizdeki Teröristler Adım Atamıyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nu ziyaret ederek rektörler ile bir araya geldi.YÖK Binası'nda rektörlere hitap eden Erdoğan, çözüm sürecine yönelik silah bırakma çağrısı hakkında 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betona gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' dedi.'Üniversitelerde elinde molotof olan değil, kitap olan öğrenciler istiyoruz'Konuşmasının başında YÖK'ü ilk kez ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, 'Yükseköğretim Kurulu'na yaptığım bu ziyaret bir ilktir. 12 yıllık başbakanlık dönemimde maalesef böyle bir ziyaret olmadı. Böyle bir ziyaret ilk defa gerçekleşiyor. Bundan dolayı ayrıca bir heyecanım ve duygusallığım var' sözlerini ifade ederek 'Uzun yıllar bilimle, araştırmayla, eğitimle değil; kavgayla, kamplaşmayla, yasaklarla alınması önemli bir sıkıntımızdı. Öğrencilik yıllarımda üniversitede ben de yaşadım. Türkiye, 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta darbecilere yol gösteren onlara meşruiyet sağlama çabası içine giren üniversite hocaları gördü. 27 Mayıs'ta kamyonla taşınan öğrenci cesetlerinden bahsederek kamuoyunu galeyana getiren üniversite rektörleri olduğunu biliyoruz. 28 Şubat'ta gösterilerde pankart taşıyarak ünvanlarına ihanet eden hocaları ibretle izledik. Bu ülkede başı örtülü öğrencileri okula sokmamak için üniversite fakülte kapısında nöbet bekleyen hocaların varlığına şahit olduk. Benim çocuklarım aynı akıbete uğradı. Biz demokrasi, insan hakları ve özgürlük temelindeki reformlarımızla üniversiteleri bu tür tartışmaların da dışına çıkarmanın çabası içinde olduk. Üniversitelerdeki hocalarımızı kimlikleriyle, şahsiyetleriyle, birikimleriyle çelişecek işlerin içinde olmaktan kurtardığımıza inanıyorum. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa bundan sonra da onu yapmanın gayreti içerisinde olacağımızı özellikle ifade etmek isterim. Biz kendi yanımızda olacak değil, hakkında ilmin safında yer alacak profesörler, doçentler, araştırma görevlileri istiyoruz. Türkiye'nin kargaşanın kavganın terörün hakim olduğunu üniversite kampüslerine değil, araştırmanın öğrenmenin hakim olduğu eğitim ocaklarına çok ama çok ihtiyacı var. Üniversitelerde elinde taş olan, sopa olan, molotof olan değil kitap olan, bilgisayar olan öğrenciler görmek istiyoruz. Bu ülkenin başbakanlığına, bakanlıklarına orayı tahrip etmek için değil, orada Türkiye'nin geleceğini müzakere etmek için yürüyen öğrenciler görmek istiyoruz' diye konuştu.'Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu ortaya çıkıyor'Çözüm sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, '2023 hedeflerimize ulaşma konusunda çözmemiz gereken sorunlar olduğunu biliyoruz. Bunların bir tanesi malum çözüm sürecidir. Geçmişte milyonlarca vatandaşımızın mağduriyetine yol açan eksiklikleri gidermek. Bugün artık ne temel hak ve hürriyetler konusunda ne alt yapı yatırımlarında şikayet etmeyi gerektirecek önemli meseleler kalmadığına inanıyorum. Hakkari'de bugün terörün engellediği havalimanı yapımı var. Maalesef terör sebebiyle 1 yıl ertelendi. Teröre rağmen o havalimanı bitecek. Çünkü biz Kürt vatandaşlarımızın da buna layık olduğuna inanıyoruz. Ama onları sevdiklerini iddia edenler o tür yatırımları maalesef engellenmenin gayreti içerisinde. Bu nasıl sevgi? Bir taraftan diyeceksiniz ki biz Kürtlerin temsilcisiyiz. Öbür taraftan Kürt vatandaşıma bir havalimanının yapımını engelleyeceksin. Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu zaten buralarda ortaya çıkıyor. Böyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bunlar aşılacak. Ben buna inanıyorum. Yeter ki biz kararlı, cesur olalım' ifadelerini kullandı.'Bizdeki teröristler adım atamıyor'Çözüm sürecine ilişkin olarak silah bırakma çağrısı hakkında konuşan Erdoğan, 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betone gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. Devlet hükümetiyle üzerine düşenleri titizlikle yerine getirmiştir, getirmeye devam ediyor. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' şeklinde konuştu.'Üniversiteleri potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız'Üniversitelerde yaşanan olayları hatırlatan Erdoğan, İç Güvenlik Paketi vurgusu yaparak 'Meclis'te görüşülen İç Güvenlik Paketi bu konuda ilgili kurumlarımıza önemli imkanlar sağlayacaktır. Bir süre önce İzmir'de yaşanan ölümlü hadise onun öncesinde ve sonrasında pek çok yerde yaşanan gerginlikler bizlere üniversitelerde hassasiyeti tekrar hatırlatıyor. Üniversitelerimizin yasalara aykırı, çözüm sürecinin ruhuna aykırı şiddete yönelik hiçbir eyleme izin vermemeleri gerekiyor. Demokrasi ve özgürlük ortamını muhafaza etmek başkadır, ülkenin bekasına milletin geleceğine yönelik tehlikeler karşısında tedbir almak başkadır. Bu ince çizgiyi çok iyi gözeterek üniversiteleri belli grupların potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız' açıklamasında bulundu.'Paralel devlet yapılanmasıyla mücadele benim şahsi meselem değildir'Paralel devletle mücadele konusunda üniversitelerden hassasiyet beklediğini ifade eden Erdoğan, 'Diğer bir önemli meselemiz devletin ve toplumun içine kanser hücresi gibi sızmış olan paralel devlet yapılanmasıyla mücadeledir. Bu benim şahsi meselem değildir. Bu devletin Milli Güvenlik Kurulu dahil tüm organlarında görüşülmüş, tespiti yapılmış, teşhisi konmuş ve mücadele kararı alınmış bir meseledir. Üniversitelerimizin bu konuda hassasiyet göstermesini, devletin ve milletin çıkarları doğrultusunda bu yapıya karşı kararlı bir tutum içinde olmasını bekliyorum' dedi.'Başka kültürdeki kadın algısını getirip...'Kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yürütülen çalışmaların gerekli etkiyi oluşturmadığını savunan Erdoğan, 'Kadına şiddet ve kadın hakları meselesi cumhurbaşkanı olarak yakın takibimde olacaktır. Bu amaçla kadına şiddet, insanlığa ihanettir; sloganıyla bir kampanya başlattık. Ancak bu çalışmaların gerekli etkiyi oluşturamadığını görüyoruz. Benim tespitim bu çalışmaların gerçekten etkili olabilmesi için kendi tarihimize, kendi inancımıza uygun bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğidir. Bir başka kültürdeki kadın algısını getirip bizim toplumumuza giydirmeye kalkarsanız oradan netice alamazsınız. Üniversitelerimizden kadınlarla ilgili ülkemiz gerçeklerine uygun bir program oluşturmalarını bekliyorum' diye konuştu.Bahar Demirel / DHA
Dedemizin Dedesini Görebileceğimiz Yüz Elli Sene Öncesine Ait 21 Fotoğraf
Tarihte neler olup bildiğini hepimiz merak ediyoruz. Teknoloji sayesinde gelecek nesiller, belki de bizim kuşağımızın yaptığı her şeyi bizzat izleme şansı bulacak. Aslında geçmişi görme fırsatına biz de sahibiz!Pascal Sebah ve Polycarpe Joaillier 1800'lü yılların ortalarında İstanbul'da bir fotoğraf stüdyosu kuruyorlar ve Osmanlı fotoğrafçılığının en bilindik örnekleri bu ikiliden çıkıyor. Osmanlı fotoğrafçılığı deyince Ermeni asıllı saray fotoğrafçıları 'Abdullah Biraderler'i de unutmamak lazım. Sizler için tarihimizi kanlı canlı görebildiğimiz ilk fotoğrafları derledik.İşte Yaşadığımız Coğrafyanın 150 Sene Öncesine Işık Tutan 21 Fotoğraf! 😡 😣 😠  😞
Şadan Kalkavan Hayatını Kaybetti
Rahatsızlığı sebebiyle önceki hafta hastaneye kaldırılan ve baypas ameliyatı olan ve dört damarı değiştirilen F.Bahçe Kulübü'nün eski yöneticisi, iş adamı Şadan Kalkavan hayatını kaybetti.Şadan Kalkavan kimdir?1939 yılında Rize'de doğan Şadan Kalkavan, uzun yıllar Fenerbahçe'de yöneticilik yaptı. 1995-1996 sezonunda Fenerbahçe'nin Trabzonspor ile girdiği şampiyonluk mücadelesini kazandığı sezon kulübün futbol şube sorumlusuydu. Şampiyonluğun ardından başkan Ali Şen'in, başarıda büyük payı olan Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman'ı takımdan göndermesiyle görevinden istifa etti. Daha sonra ise bir sonraki başkan Aziz Yıldırım'ın yönetimine girdi.2009'da başkan adayıFenerbahçe'nin bir diğer başarılı yöneticisi ve eski futbolcusu Selim Soydan ile birlikte değişmez bir ikili oldu. Futbol şubesini birlikte yönetti. Şadan Kalkavan, Aziz Yıldırım kazandığı 2009 seçiminde ona karşı başkan adayı oldu. Kasım 2013 seçiminde ise yönetiminde yer almasa da, Yıldırım'ın karşısında Mehmet Ali Aydınlar'a olan desteğini açıkça belirtmişti.Fenerbahçe'den AçıklamaFenerbahçe Spor Kulübü, eski yöneticisi Şadan Kalkavan'ın vefatı ile ilgili resmi sitesinden bir başsağlığı mesajı yayınladı.Mesajda şu detaylara yer verildi:Kulübümüzün eski yöneticilerinden Şadan Kalkavan’ın yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.1995-2000 yılları arasında kulübümüzde Asbaşkan, Başkanvekilliği, Futbol Şube Sorumluluğu ve Yönetim Kurulu Üyeliği gibi görevlerde bulunan Şadan Kalkavan (76)  tedavi gördüğü hastanede bugün vefat etti.Merhum Şadan Kalkavan’a Allah’tan rahmet, başta Kalkavan Ailesi olmak üzere tüm yakınları, sevenleri ve camiamıza başsağlığı dileriz.Fenerbahçe Spor KulübüSampiy10
Yasin Börü Cinayeti Faillerine Ağırlaştırılmış Ömür Boyu Hapis İstemi
Diyarbakır'da Kobani eylemleri sırasında öldürülen Yasin Börü, Riyat Güneş, Ahmet Dakak ve Hasan Gökoğuz'un öldürülmesi olayı ile ilgili olarak 26'su tutuklu, 9'u firari olmak üzere 34 kişi hakkında 2'şer kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemi ile iddianame hazırlandı.Diyarbakır'da Kobani eylemleri sırasında 7 Ekim günü Hüda- Par yanlıları Yasin Börü, Riyat Güneş, Ahmet Dakak ve Hasan Gökoğuz'un öldürülmesine ilişkin savcılığın yürüttüğü soruşturma tamamlandı. Savcısı 34 şüpheli hakkında 'Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme', 'Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma', 'Terör örgütü propagandası yapma' suçlarından iddianame hazırladı.Hazırlanan iddianamede şüpheliler H.O., A.B., A.G., H.U., M.K., A.T., S.Ç., H.O., Y.D., U.D., A.T., A.P., Ü.D., A.T., H.A., C.Y., R.B., B.D., R.Ö., M.Ş.Y., A.K., M.A., E.F., M.Ç., R.S., A.A.Y., B.A., C.T., A.T., İ.Ö., A.T., A.K., E.A. ve E.B.'nin 2'şer kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianamede bazı şüpheliler hakkında ise 'Konut dokunulmazlığını ihlal etme' suçu yönünden ceza isteminde bulunuldu.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz iddianamenin tamamlandığına ilişkin yazılı açıklamasında şöyle dedi:'07.10.2014 günü ilimizin çeşitli semtlerinde güvenlik kuvvetleri, kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik molotofkokteyli, taşlı, el yapımı bombalı ve silahlı saldırı, yolu trafiğe kapatarak lastik yakma, vatandaşlara ait araçlara ve işyerlerine yönelik saldırı eylemleri esnasında Bağlar İlçesi'ndeki bir ikamette bulunan Riyat Güneş, Ahmet Dakak, Hasan Gökoguz ve Yasin Börü isimli 4 kişinin öldürülmesi ve Y.E., isimli kişinin yaralanması olayına ilişkin 34 şüpheli hakkında 'Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, Devletin birliğini ve Ülke bütünlüğünü bozma, terör örgütü propagandasını yapma' suçlarından, bazı şüpheliler hakkında ise 'Konut dokunulmazlığını ihlal etme' suçundan hazırlanan iddianame Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.'İddianameyi alan Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15 iş günü içinde değerlendirme yaparak kararını açıklayacağı belirtildi. Mahkeme inceleme sonucunda iddianameyi eksikleri olduğu gerekçesiyle geri gönderebilecek ya da kabul edecek. İddianamenin kabul edilmesi halinde mahkeme heyetinin müzakere ederek davaya duruşma günü vereceği belirtildi.Cinayetlerle ilgili 26 kişi tutuklanırken, 9 kişinin de aranması sürüyorDHA
Reklam