MART
Kadem Yönetim Kurulu Başkanı Gümrükçüoğlu, "Pandemi Psikolojisinde Aile" Panelinde Konuştu:
KONYA (AA) - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, 'Kısıtlama, kapanma gibi yeni davranışlar, hayatı sığdırmanın zor olduğu küçük evlerde hep birlikte yaşandı. Bütün bu değişimler aile içi ilişkilerimizi, rol ve sorumluluklarımızı, evi kullanma alışkanlıklarımızı yeni normale göre düzenlemeyi elzem hale getirdi.' dedi.Gümrükçüoğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un açılış konuşmasını yaptığı, KADEM ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) iş birliğinde düzenlenen 'Pandemi Psikolojisinde Aile' konulu çevrim içi panelde konuştu. KADEM olarak toplumsal cinsiyet adaletini savunarak, kadının sosyal, siyasi ve ekonomik hayatta temsilini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Gümrükçüoğlu, 'Derneğimiz kurulduğu günden bu yana hem kadın hakları hem de aileyi ilgilendiren konularda, sahici ve kalıcı çözümler üretmekte, adaletli bir söylem oluşturmaya gayret etmektedir.' diye konuştu.Gümrükçüoğlu, temsilcilik sayılarının 50'ye ulaştığını, KADEM'in temsil edildiği şehirlerde kadınların yereldeki ihtiyaçlarını ve beklentilerini yakından takip etme imkanı bulduklarını bildirdi.'Beden ve ruh sağlığına dair endişelere maalesef gelecek kaygısı da eşlik ediyor'Tüm dünyada etkili olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının herkes gibi kadınların toplumsal hayatında da değişim ve dönüşümlere yol açtığına değinen Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:'Tüm dünya küresel bir salgınla mücadele ediyor. Bu süreç bize dünyanın sadece salgına karşı değil, salgınla mücadele konusunda da bağışıklığı olmadığını gösterdi. Yeni normal olarak adlandırılan bu dönemde alınan önlemler, kısıtlamalar ve yeni uygulamalar, bireysel ve toplumsal anlamda pek çok değişimi ve değişime bağlı sorunları da beraberinde getirdi. Öyle ki hayatlarımız bir hafta sonrasını dahi planlayamayacağımız bir belirsizlikle sürüyor. İş, okul ve sosyal hayatımızı ancak teknolojinin imkanları dahilinde idame ettirebiliyoruz. Beden ve ruh sağlığına dair endişelere maalesef gelecek kaygısı da eşlik ediyor.'Gümrükçüoğlu, salgın döneminin yeni düzeninden ve tüm değişimlerinden en fazla etkilenen kurumun aile kurumu olduğuna dikkati çekerek, okul, iş ve günlük hayatın bölünmüş alanlarının evlere taşınmasıyla insanlarda zaman ve mekan algısının da aşındığını söyledi.'Kadınların sorunları da yeni bir boyut kazandı'Dışarıdaki hayatı evden yönetme zorunluluğunun, evin olağan biçimini ve evle kurulan ilişkinin mahremiyetini de değiştirdiğine işaret eden Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:'Kısıtlama, kapanma gibi yeni davranışlar, hayatı sığdırmanın zor olduğu küçük evlerde hep birlikte yaşandı. Bütün bu değişimler aile içi ilişkilerimizi, rol ve sorumluluklarımızı, evi kullanma alışkanlıklarımızı yeni normale göre düzenlemeyi elzem hale getirdi. Bizler sorunları tespit ederek çözüm yolları aramak, kadın literatürüne kendi söylemlerimizle katkı sağlamak ve mevcut eksiklikleri gidermek zorundayız. Çünkü bugün yaşadığımız salgın gibi yeni süreçlerin etkilediği ve değiştirdiği dünyada, kadınların sorunları da yeni bir boyut kazandı. Bugünkü panelimizde salgının aile üzerindeki psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve küresel boyuttaki etkilerine yakından bakma imkanı bulacağız. Panelimizden çıkacak görüş ve önerilerin, ailenin yeni normallerine dair yeni strateji ve uygulamaların oluşumuna da katkı sağlamasını arzu ediyoruz.'Gümrükçüoğlu, panele katılan Bakan Selçuk'a ve ev sahipliği yapan KADEM Konya Temsilciliğiyle Necmettin Erbakan Üniversitesi'ne teşekkür etti.Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da panelde yaptığı konuşmada, salgınların tarihsel sürecin hemen her aşamasında görüldüğünü ve toplumları birçok açıdan etkilediğini belirtti.Kovid-19'un da başladığı günden bu yana toplumsal hayatta farklı etkilere neden olduğunu, özellikle ev yaşamını değiştirdiğini dile getiren Zorlu, şöyle konuştu:'Bu süreçte insanlar evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başlamıştır. Daha önce belki biraz otel gibi kullanılan evler, artık gerçekten her açıdan fonksiyonel hale gelen bir yuva haline dönüşmüştür. Bu süreç içerisinde insanlar evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başlamış, bugünler 7'den 70'e tüm bireylerin alışkanlıklarında ve aile ilişkilerinde değişime neden olmuştur. Tüm aile halkının 24 saat birlikte yaşama gerekliliği ortaya çıkmıştır. Aile üyeleri her zamankine göre daha az ve kapalı bir alanda yaşamaya başlamıştır. Bu durumun, yeni bir uyum süreci olarak fırsata dönüştürülmesi, hem ebeveynler hem de çocuklar açısından farkındalıkların arttırılması gerekmektedir.' diye konuştu. KADEM Konya Temsilcisi Aytül Dağ da programa ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, hayırlara vesile olmasını diledi.
Kars Ve Ağrı'da Soğuk Hava Nedeniyle Ağaçlar Kırağıyla Kaplandı
KARS/AĞRI (AA) - Kars ve Ağrı'da soğuk hava etkisini sürdürüyor.Kars'ta soğuk nedeniyle bina çatılarında buz sarkıtları oluştu, araç camları kırağı ile kaplandı.Belediye ekipleri, soğuktan buz tutan kaldırımlarda buz kırma çalışması yaparken, bazı vatandaşlar da araçlarını üzerine battaniye ve halı örterek soğuktan korumaya çalıştı.Kentin Sarıkamış ilçesinde ise vatandaşlar, soğuk hava nedeniyle camları kırağı tutan araçlarını temizlerken, bazı vatandaşlar da ilçede soğuktan etkilenen sokak hayvanlarına yem bıraktı.Karla kaplı olan ilçede beyaz örtü üstünde yiyecek arayan tilkiler olduğu da gözlendi.İlçedeki derelerde de buzların çözüldüğü bazı kısımlarda ördeklerin yüzdüğü anlar görüntülendi.Doğu Anadolu Bölgesi'nde sıfırın altında 18 derece ile gece en soğuk hava ısısı ölçülen Ağrı'da da soğuk hava yüzünden kırağı tutan ağaçlar güzel görüntüler ortaya çıkardı.
İstanbul Aydın Üniversitesi 18 Akademik Personel Alacak!
İstanbul Aydın Üniversitesi boş bulunan kadrolarına 18 akademik personel alımı gerçekleştireceğini duyurdu. Akademik personel alımı ile ilgili ilan Basın İlan Kurumu ilan portalı ilan.gov.tr internet sitesinde yayınlandı. İşte İstanbul Aydın Üniversitesi akademik personel alımı ile ilgili tüm detaylar...
Güney Afrika Cumhuriyeti, Astrazeneca'nın Kovid-19 Aşısının Kullanımını Durdurdu
İSTANBUL (AA) - Güney Afrika Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Zweli Mkhize, Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca'nın birlikte geliştirdiği yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşısının kullanımını geçici olarak durdurduklarını belirtti. Mkhize, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 'AstraZeneca aşısının nasıl kullanılacağı konusunda bilim insanlarının rehberliğini beklemeliyiz.' dedi. Söz konusu karar, aşının Güney Afrika Cumhuriyeti'nde görülen mutasyonlu Kovid-19 türüne karşı daha az etkili olduğunun ortaya çıkması sonrası alındı.AstraZeneca'dan yapılan açıklamada, aşının, temel olarak B.1.351 adı verilen Güney Afrika mutasyonundan kaynaklanan hafif hastalığa karşı sınırlı etki gösterdiği bilgisi paylaşılmıştı.Afrika kıtasında en fazla Kovid-19 vakası Güney Afrika Cumhuriyeti'nde kaydedildi. Ülkede 1 milyon 476 bin 135 kişide Kovid-19 tespit edilirken, 46 bin 290 kişi salgın nedeniyle hayatını kaybetti.
Sosyal Koruma Kalkanı İle Vatandaşlara Aktarılan Kaynak 49 Milyar Liraya Yaklaştı
ANKARA (AA) - Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında vatandaşlara aktarılan toplam kaynağın 49 milyar liraya yaklaştığını bildirdi.Bakan Selçuk, Kadın ve Demokrasi Derneğince (KADEM) çevrim içi düzenlenen 'Pandemi Psikolojisinde Aile Paneli'nde, Türkiye'nin Kovid-19 salgını sürecini en az zararla atlatabilmesi için sağlıktan eğitime, istihdamdan sosyal yardımlara varıncaya kadar kapsamlı tedbirler aldıklarını söyledi.Salgının beden sağlığının yanında belirsizlik ve kaygılar nedeniyle bireylerin psikolojisini de etkilediğini, bunun 'salgın psikoloji' denilen travmatik durum oluşturduğunu belirten Selçuk, şöyle konuştu:'Bu konuda hem ulusal hem de uluslararası alandaki araştırma ve anketler bize bireylerin ve toplumların esenlik ve iyi hissediş hallerindeki değişimler konusunda da çeşitli bilgiler sunuyor. Anketlerin çoğunda, huzursuzluğun arttığı, uyku kalitesinin bozulduğu, gündelik işlerin yapılamaz hale gelindiği, virüs kapma duygusunun yaşandığı ve bireylerin yaşamlarında kontrol duygusunu kaybettiği yönünde veriler var. Toplumda geniş çaplı bir afet olarak da ele alabileceğimiz bu salgının travmatik etkilerinin kalıcı sorunlara meydan vermemesi için hep beraber gayret etmeliyiz. Toplum psikolojisini güçlü tutacak bir sorumluluk şuuruyla hareket etmeliyiz.''Aile yapımız, salgınla başa çıkmada da büyük bir güç kaynağı oldu'Salgının toplumun bütün kesimlerini tedirgin etmekle beraber, dezavantajlı ve kırılgan nitelikli gruplar üzerinde daha yoğun ve ağır etkilere sahip olduğunu anlatan Selçuk, 'Bu kırılgan gruplar da bir anlamda salgın psikolojisinin fay hatlarını oluşturuyor. Kadınlarımız, çocuklarımız, engellilerimiz, yaşlılarımız ve bu süreçte iş arayanlarımız başta olmak üzere bütün dezavantajlı gruplarımızı sosyal koruma altına almak durumundayız.' dedi.Bakan Selçuk, hükümet ve bakanlık olarak bütün dezavantajlı grupları koruma altına almayı hedefleyen bütüncül yaklaşımlarla tedbirler almaya önem verdiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:'Bu aşamada toplumsal yapımızın ve dinamiklerimizin gücü ayrı bir öneme sahip. Aile kurumunun sosyal ve psikolojik işlevi de bütün boyutlarıyla bu süreçte ortaya çıktı. TÜİK'in Yaşam Memnuniyeti istatistiklerine göre, nüfusumuzun yüzde 74'ü kendilerini en çok ailelerinin yanında mutlu hissettiklerini ifade ediyor. Dolayısıyla salgının yol açtığı bütün olumsuzluklara rağmen, aile kurumu toplumun taşıyıcı direklerinden biri olmayı sürdürüyor. Biz bütün çalışmalarda da bunu görüyoruz. Sağlam aile yapımız, salgınla başa çıkma konusunda da bizim için büyük bir güç kaynağı oldu. Salgın süreci aile değerlerimizin önemini bir kez daha hatırlattı.'GSS kapsamındaki Kovid-19 ödemeleri 6,5 milyara ulaştıBakanlık olarak salgın sürecinde aile odaklı çalışmalar yürüttüklerini ve toplumun bütün kesimlerini koruyan adımlar attıklarını vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:'Sosyal devlet anlayışımızın gereği olarak sosyal kalkınmayı gerçekleştirmeyi ve sosyal refahı da artırmayı amaçlıyoruz. Biz sosyal devleti her zaman toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın kurumsal bir ifadesi olarak görüyoruz. Son 18 yılda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde devletimiz, gerçek anlamda bir sosyal devlet haline geldi. Nihai hedefimiz, mutlu birey, uyumlu aile ve müreffeh toplum. Dolayısıyla salgın sürecinde de bütün hizmetlerimizi çalışma hayatı, sosyal hizmetler, sosyal yardım ve sosyal güvenlik başlıkları altında toparladık. Bu alanda da salgınla mücadelemizi devam ettirdik. Temel hedefimiz istihdamı, çalışanlarımızı ve işverenlerimizi korumak olduğu için kısa çalışma ödeneği, fesih kısıtı, nakdi ücret desteği, normalleşme desteği gibi etkin uygulamalarımızla hem çalışanlarımızı hem de ailelerini korumaya çalıştık. Bu noktada doğrudan sunduğumuz desteğin toplam tutarı 40 milyar lirayı aştı. Yine vatandaşlarımıza sosyal güvenlik uygulamalarımızla destek olmaya çalıştık. Bu süreç aslında bize Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemimizin ne kadar önemli olduğunu da gösterdi. Bugün hiçbir vatandaşımız sağlık hizmeti alamayacağı endişesi taşımıyor. Kovid-19 kapsamındaki test, tedavi ve aşılama hizmetleri vatandaşlarımız için güven oluşturdu. GSS kapsamındaki bütün Kovid-19 ödemelerimiz 6,5 milyara ulaşmış durumda.' Tüm il ve ilçelerindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları aracılığıyla bütün vatandaşlara destek olmaya devam ettiklerini belirten Selçuk, 'Salgın dönemindeki sosyal destek programıyla biner lira olarak verdiğimiz toplam 6,4 milyar lirayla, aylık periyodik ödemelerle desteklediğimiz vakıflarımızla ve 'Biz Bize Yeteriz Türkiyem' kampanyasındaki desteklerimizle bütün ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalıştık. Sosyal Koruma Kalkanımızla aktardığımız kaynağın toplam tutarı bugün itibarıyla 49 milyar liraya yaklaştı. Bütün bu desteklerimizin yanı sıra eğitim faaliyetlerimiz ve psikososyal destek hizmetlerimizle de vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdürdük.' diye konuştu.
Reklam
Ordu'da Yumurta Üretimi Artıyor
ORDU (AA) - Ordu Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, ilde serbest sistem ve organik yumurta üretimi yapan işletmelerde bulunan yaklaşık 115 bin tavuktan günlük 101 bin adet yumurtanın üretildiğini belirtti. Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ordu'da fındık üreticilerine ek gelir sağlanması amacıyla Serbest Sistem ve Organik Yumurta Tavukçuluğu ile ilgili çalışmaların ilk olarak 2014 yılında başladığını söyledi. 2014 yılında 'Doğu Karadeniz Bölgesinde Serbest Sistem Yumurta Tavukçuluğunun Yaygınlaştırılması Projesi' kapsamında ilk yıl 38 adet işletme kurulduğu bilgisini veren Yılmaz, 'Projenin ikinci yılında işletme sayısı 72'ye ulaşmıştır. Bu işletmelerden bir kısmı 2016 yılında organik yumurta tavukçuluğuna geçiş yapmış ve halen 34 işletmemizde organik üretim devam etmektedir.' diye konuştu. Projenin başlangıcından bugüne kadar Tarım ve Orman Bakanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının sağladığı kaynaklarla üreticilere verilen desteğin sürekli arttığını vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:'İşletme sayısı 127'ye ulaşmıştır. Projenin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla ilk olarak Ordu Yumurta Üreticileri Birliği kurulmuş, daha sonra yem ve yarka maliyetinin düşürülmesi amacıyla Yem Fabrikası ve Yarka Üretim Tesisi, ayrıca üretilen yumurtaların paketlenmesi amacıyla da Yumurta Paketleme Tesisi DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi kaynaklarıyla kurulmuş ve üreticilerimizin hizmetine sunulmuştur. Bugün bu tesisler kiralanmak suretiyle Ordu Yumurta Üreticileri Birliği tarafından işletilmektedir.' '115 bin tavuktan günlük 101 bin adet yumurta üretiliyor'Yılmaz, il genelindeki yumurta üretim miktarına ilişkin bilgi verirken, 'İlimizde, serbest sistem ve organik yumurta üretimi yapan işletmelerimizde bulunan yaklaşık 115 bin tavuktan günlük 101 bin adet yumurta üretilmekte olup, üreticiler yumurtalarını hem kendi imkânlarıyla hem de birlik üzerinden il içi ve il dışına pazarlayarak tüketicilerimizle buluşturmaktadır.' dedi. Kemal Yılmaz, Ordu'da üretilen yumurtaların kısa süre içinde birlik tarafından Dubai'ye ihracatının sağlanacağını dile getirerek, bunun son derece önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Yılmaz, Ordu'da yumurta sektörünün ilin ekonomisine yıllık 30 milyon lira katkı sağlayan bir sektör haline geldiğini kaydetti.
Şırnak'ta Uyuşturucu Ve Kaçakçılık Operasyonlarında 49 Kişi Gözaltına Alındı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta bir haftada düzenlenen uyuşturucu ve kaçakçılık operasyonlarında 49 şüpheli yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ve Habur Kara Hudut Kapısı Şube Müdürlüğünce terörün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında çalışmalar gerçekleştirildi.Bir haftada düzenlenen operasyonlarda 49 zanlı gözaltına alındı.Operasyonlar kapsamındaki aramada, tabanca, şarjör, 6 fişek, 5,7 gram esrar, 83,40 gram eroin, 21,55 gram metamfetamin, uyuşturucu aparatı ile kaçak 295 paket sigara, 300 paket elektronik sigara, 52 kilogram tütün, 55 cep telefonu ve 40 cep telefonu aksesuarı ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerin ardından adli mercilere sevk edilen şüpheliler, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Reklam
Kovid-19 Sürecinde Bilgisayar Başında Sıkılan Çocuklar Atık Eşyalarla "Ağaç Ev" Yaptı
KAYSERİ (AA) - ERGÜN HAKTANIYAN - Kayseri'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde bilgisayar başında sıkılan bir grup çocuk, mahallelinin de desteğiyle kurumuş bir ağacın üstüne tahta ve atık malzeme kullanarak ağaç ev inşa etti.Caferbey Mahallesi'nde, Kovid-19 salgını nedeniyle dışarıya çıkışları kısıtlanan bir grup çocuk, kendilerine farklı oyun alanı oluşturmak için kurumuş bir ağacın dallarına kulübe yapmaya karar verdi.Mahalledeki büyüklerinden de destek alan çocuklar palet, tahta, atık karton ve poşetleri kullanarak, 'ağaç ev' ismini verdikleri oyun alanı kurdu.Çocuklardan 16 yaşındaki Efe Aşık, AA muhabirine, evde oturup dijital oyunlar oynamaktan sıkılan arkadaşlarıyla yeni bir şeyler yapmaya karar verdiklerini söyledi.Bunun için mahalledeki boş arazide kuruyan bir ağacı seçtiklerini anlatan Aşık, 'Beraber toplanıp bir şeyler yapmaya karar verdik. Mahallemizdeki ağabeylerimiz de bize yardım etti. Palet verdiler, ağaç evi beraber yaptık. İki haftalık sürede tamamladık.' diye konuştu.Yaptıkları evin harcadıkları enerjiye değdiğini belirten Aşık, salgın tedbirleri kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasını da dikkate alarak, ağaç evde 13.00-16.00 saatlerinde dönüşümlü vakit geçirdiklerini kaydetti.Şahin Tosun ise farklı bir şeyler yapmanın kendilerini mutlu ettiğini belirterek, 'Telefon, tabletten sıkıldık, farklılık olsun istedik. Arkadaşlar arasında eğlenceli bir şeyler yapalım istedik. Yoldan geçenler bakıyor, büyüğü de küçüğü de ağaç eve çıkmak istiyor, bazılarını misafir ediyoruz.' dedi. Yusuf Gelve de yaptıkları evin kendilerine yeni ve farklı oyun alanı imkanı sunduğunu söyledi.
Tarım Ve Orman Bakanı Pakdemirli, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi'ni Ziyaret Etti:
AYDIN (AA) - Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 'Gençlerimizin veya geleceğe yönelik ideali olanların adresi sokaklar değil siyasi partilerdir.' dedi.Aydın'ın Koçarlı ilçesinde merhum Başbakan Adnan Menderes'in doğup büyüdüğü Çakırbeyli Mahallesi'nde yaptırılan Adnan Menderes Demokrasi Müzesi'ni ziyaret eden Bakan Pakdemirli, çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, müzede hazırlıkların son aşamaya geldiğini hatırlattı.Rahmetli Adnan Menderes'in katledilmesinin hiç unutulmaması gerektiğini anlatan Pakdemirli, Türkiye'nin demokrasi tarihinde ders alınması gereken birçok olayın olduğuna işaret etti.27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz'un unutulmaması gerektiğini aktaran Pakdemirli, 'Bunların hepsinden mutlaka ve mutlaka ders çıkarmamız lazım. Bunları devletin bakanı olarak değil, demokrasiye inanmış ve özümsemiş bir ailenin ferdi, bir babanın oğlu olarak da söylüyorum.' değerlendirmesinde bulundu. Babası Ekrem Pakdemirli'nin, merhum Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes'in, kolejden atıldığı dönemde veliliğini üstlendiğini hatırlatan Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:'Ortaokul ve lise bitirme sınavlarında dışarıdan bitirmesini sağlamıştı. O gün darbenin ağırlığının hissedildiği, Demokrat Partililerin 'düşükler' diye çağrıldığı bir dönemde bunu yaşamak çok çok kolay değil. Ancak idealist gençler bunu yapabiliyordu. Allah rahmet eylesin, babamız da bu idealizmle beraber Menderes ailesinin yanında yer alabilmişti. Nasıl ki 15 Temmuz'da herkes meşru iktidarın yanında yer aldıysa, o dönemde de idealist genç Adnan Menderes ve ailesinin yanında yer alabilmişti. Berin hanımın da hediye ettiği bir gümüş şekerlik var. Bu gümüş şekerlik annemin en kıymetli hatıralarından bir tanesi. İnşallah bu müze açılır açılmaz onu da aile olarak buraya hediye edeceğiz.'Demokrasiye herkesin sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, sözlerini şöyle tamamladı:'Elbette bugün de yaşadığımız olaylara bakacak olursak, Boğaziçi'nde de gençlerimiz çıktı, bir şeyler söyledi. Elbette herkesin konuşmaya, bir şeyler söylemeye, fikrini beyan etmeye hakkı vardır ama bunların kanun ve nizamlar çerçevesinde olması gerekir. Özellikle bu tarz toplumsal olaylarda, provokasyon başladığı zaman, terör örgütleri bu işlerin içine girdiği zaman, gençlerimizin ailelerinin gençlerimizi bu olayların içerisinden çekmeleri lazım. Gençlerimizin veya geleceğe yönelik ideali olanların adresi sokaklar değil, siyasi partilerdir. Fikri, iddiası olan, ben bazı işleri daha iyi yaparım diyenlerin, gönlüne en yakın partiye üye olması, buralarda plan proje üretmesi, vatandaşın sevgisini kazanması ve ondan sonrasında da iktidara gelip, dediklerini yapmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Demokratik söylemlerin adresinin sokaklar değil, siyasi partiler olduğunu ve ülkeye ve geleceğe dair hevesleri olan gençlerimizin de mutlaka siyasi partilerde yer alması gerektiğini düşünüyorum.'
Konya'da Aracıyla Seyir Halindeyken Silahlı Saldırıya Uğrayan Kişi Hayatını Kaybetti
KONYA (AA) - Konya'da aracıyla seyir halindeyken silahlı saldırıya uğrayan kişi yaşamını yitirdi.Alınan bilgiye göre, 42 SD 708 plakalı aracıyla merkez Meram ilçesi Karakurt Caddesi'nde ilerleyen Kamil Başaralı (46), henüz kimliği belirlenemeyen şüpheli ya da şüphelilerin silahlı saldırısına uğradı.İhbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, boynundan vurulan Başaralı'nın hayatını kaybettiğini belirledi.Olay yeri inceleme ekipleri, bölgede çok sayıda boş kovan buldu. Buzdolabı tamirciliği ve hurdacılık yaptığı öğrenilen Başaralı'nın cesedi, incelemenin ardından morga gönderildi.Görgü tanığı Ömer Ö, basın mensuplarına, silah sesleri duyduktan sonra dükkanından dışarı çıktığını, polis ve sağlık ekiplerine haber verdiğini söyledi.Polis, kaçan şüpheli ya da şüphelilerin yakalanmasını için çalışma başlattı.
Reklam
Esenyurt'ta Trafik Kazasında Bir Kişi Yaralandı
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta kamyonetle tırın karıştığı kazada yaralanan bir kişi hastaneye kaldırıldı. Alınan bilgiye göre, Akçaburgaz Mahallesi 1584. Sokak'ta 34 FT 1158 plakalı kamyonetle 16 JDH 65 plakalı tır çarpıştı. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Aracında sıkışan kamyonetin sürücüsü, itfaiye ekipleri tarafından kurtarılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı.Bu arada kaza anı, güvenlik kameralarına yansıdı.
Diyarbakır Annelerinin Oturma Eylemine İki Aile Daha Katıldı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır annelerinin dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbetine Kars ve Hakkari'den iki aile daha katıldı.Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin, 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi 525'inci gününde sürüyor.22 sene önce 18 yaşında İstanbul'dan dağa götürülen oğlu Mahmut için Kars'tan gelen anne Aslıhan Buğan ve oğlu Turan Buğan ile Hakkari'den 7 yıl önce 14 yaşında dağa kaçırılan ağabeyi Nurullah Salim için gelen Şahin Salim de oturma eylemine dahil oldu. 65 yaşındaki anne Buğan, Kürtçe, oğlunu yoksullukla büyüttüğünü söyledi. Buğan, 'PKK onu aldı bana vermedi. Bu yaşlı halimle yollara düştüm. Allah onlara bırakmasın.' dedi.Buğan'ın oğlu Turan Buğan da ağabeyinin İstanbul'dan dağa götürüldüğünü, 22 yıldır kendisinden haber alamadıklarını belirtti.Oturma eylemini televizyonda gördüklerini ve katılmak istediklerini anlatan Buğan, kardeşine kavuşmak istediğini söyledi. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinden gelen Şahin Salim de ağabeyinin 14 yaşında lise öğrencisi iken kaçırıldığını kaydetti.'HDP ağabeyimi götürdü. Nasıl götürdüyse öyle de getirsin.' diyen Salim, ailesinin bu hasret nedeniyle perişan durumda olduğunu ifade etti.Salim, ağabeyine güvenlik güçlerine teslim olması çağrısında bulundu.
Şırnak'ta Terör Operasyonları: 3 Tutuklama
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta terör örgütleri PKK/KCK ve FETÖ/PDY'ye yönelik bir haftada düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 9 şüpheliden 3'ü tutuklandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğünce 1-7 Şubat'ta kent genelinde terör örgütleri PKK/KCK ve FETÖ/PDY'ye yönelik operasyonlar düzenlendi.Operasyonlarda, 9 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından adli mercilere sevk edilen 9 şüpheliden 3'ü tutuklandı, 5'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bir zanlı ise hakkında soruşturma yürütülen ile gönderildi.
Reklam
Reklam
Antalya'da Kumar Oynayan Ve Kovid-19 Tedbirlerine Uymayan 5 Kişiye Para Cezası Verildi
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Finike ilçesinde kumar oynayan ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerini ihlal eden 5 kişiye 36 bin 800 lira ceza uygulandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, jandarma ekipleri, Turunçova Mahallesi'nde kumar oynatıldığı ihbarını aldığı bir kıraathaneye operasyon düzenlendi.Operasyonda, iş yerinde kumar oynadığı tespit edilen N.K, S.K, H.A, M.Ş. ve Ö.S. yakalandı.Şüphelilere, kumar oynadıkları ve Kovid-19 tedbirlerini ihlal ettikleri gerekçesiyle 36 bin 800 lira ceza verildi.
Van'da Dağlık Alanda "Drone" İle Yerleri Belirlenen Sokak Hayvanlarının Bakımı Yapıldı
VAN (AA) - Van'ın Erciş ilçesinde dağlık alanda 'drone' ile yerleri tespit edilen sokak hayvanları aşılanarak, beslenmeleri sağlandı.Erciş Belediyesinin sokak hayvanlarına yönelik bakım ve rehabilite çalışmaları devam ediyor. Veteriner İşleri ve Zabıta müdürlüklerine bağlı ekipler, kırsal bölgelerde bulmakta zorluk yaşadıkları sokak hayvanlarının yerini 'drone' ile tespit etti. Ekipler, ulaştıkları hayvanlara, bulaşıcı hastalıklardan korunması ve vücut dirençlerinin güçlenmesi için aşı yaptı ve mama verdi.Hasta köpekler de Van Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezindeki tedavilerinin ardından tekrar doğal ortamlarına bırakıldı.Veteriner hekim İhsan Nuri Çiftçi, zabıta ekipleriyle her gün sokak havanlarının beslenmesi ve sağlık taramalarının yapılmasına yönelik çalışma yürüttüklerini belirtti. Çiftçi, 'Hasta hayvanları tedavi ediyoruz, yavru köpeklerin aşılarını yapıyoruz. Diğer hayvanları da götürüp kısırlaştırdıktan sonra doğal yaşam alanlarına bırakıyoruz. Köpekler doğal ortama çabuk adaptasyon sağlayabiliyor. Üşümeleri ya açlıktan ya da hastalıktan olur. Bu nedenle var gücümüzle her tarafa gidip hayvanları besleyip tedavilerini yapıyoruz.' dedi.Zabıta memuru 'drone' pilotu Zerrin Şen de 'Bütün alanı dolaşmak yerine drone ile kısa sürede yerini tespit edip hayvana ulaşabiliyoruz. Sokak hayvanları sadece şehir merkezinde değil, geniş arazilerde, dağ yamaçlarında da yaşıyor. Onlara ulaşmak için tüm imkanları kullanıyoruz.' diye konuştu.
Geçim Mücadelesinde Eşine Omuz Veren Kadın Berber, Tıraşa Estetik Kattı
ORDU (AA) - EYÜP ELEVLİ - Ordu'da yaşayan Filiz Gürkan, 6 ay önce açtıkları berberde eşiyle omuz omuza çalışıyor.Boztepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bayan kuaförü cilt bakımı bölümünden 2004'te mezun olan Gürkan, bir süre kadın kuaförü yanında çalıştı.Gürkan, 14 yıl önce evlenip çocuk sahibi olunca mesleğine ara verdi. Bu süreçte iki çocuğunu büyüten Gürkan'ın 23 yıllık berber eşi Olgun Gürkan, yaklaşık 6 ay önce kendi dükkanını açtı.Eşinin yanında yeniden çalışmaya başlayan Filiz Gürkan, eşiyle omuz omuza çalışma hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor.35 yaşındaki Filiz Gürkan, AA muhabirine, evlenmeden önce eşiyle birlikte dükkan açma planları yaptıklarını ancak bir türlü hayata geçiremediklerini söyledi.Gürkan, eşinin kısa bir süre önce kendi iş yerini açmaya karar verdiğini ve erkek kuaföründe çalışmakla baş edip edemeyeceğine yönelik kaygılarını aşarak mesleğe döndüğünü dile getirdi.Mesleğine uzun süre ara verdiği için ilk etapta bazı korkular yaşadığını anlatan Gürkan, '14 sene sonra eşim bana, 'Filiz saç yıka.' dedi. Bir beyefendinin saçını yıkamamı istedi. Benim elim ayağım titredi. 'Ben yapamam.' dedim. Sonra düşündüğümde, 'Ben bunu yapmak zorundayım, eşim bana güvenmiş ve beni buraya aldı.', elim ayağım titreye titreye o saçı yıkadım.' diye konuştu. Zamanla meslekte kendisine olan güveninin geldiğini ve işini severek yaptığını belirten Gürkan, 'Bir bayan olarak erkeğin karşısına geçtiğim zaman onlar, 'Bu yapamaz.' gibi düşünüyor ama tıraş veya bakımlar bittiğinde geri dönüşler çok güzel oluyor. Çoğu kişi 'Filiz abla bu işi çok güzel yapıyor, memnunum.' diyor. Allah'ıma şükürler olsun, onlara da çok teşekkür ediyorum. Kendimle, eşimle ve mesleğimle gurur duyuyorum.' ifadelerini kullandı.''Bu kadının bir erkek berberinde ne işi var?' diye düşünceler var'Gürkan, dükkana ilk defa gelen müşterilerin, erkek kuaföründe kadın gördüklerinde çok şaşırdıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:'İlk defa gelenlerin çok şaşkınlığı oluyor. Bazen yaşlı insanların bana karşı tuhaf bir bakışı oluyor, 'Bu kadının burada ne iş var?' diyebiliyorlar. Yoldan geçenlerin bile dikkatini çekiyor. 'Bu kadının bir erkek berberinde ne işi var?' diye düşünceler var. Ama ben bunlara alıştım. Herkes alıştı, hiçbir müşterimizle de artık yabancılığımız olmuyor. Herkes beni gördüğünde selam veriyor. Biz burada bir aileyiz.'Eşi başkasının yanında berberlik yaptığında maddi anlamda bazı sıkıntılar yaşadıklarını aktaran Gürkan, şu anda kendi kazancıyla evin eksiklerini gördüğünü, çocuklarının ihtiyacını karşıladığını belirtti.Gürkan, saç kesiminin yanı sıra cilt bakımı yaptığını, özellikle salgın dolayısıyla dükkanın temizliğine çok dikkat ettiğini ve belirlenen tedbirlere de uyduğunu söyledi.38 yaşındaki Olgun Gürkan ise eşiyle birlikte çalıştığı için çok mutlu olduğunun altını çizerek, 'Bir bayanın elinin değdiği yer her zaman temiz olur'. şeklinde olumlu tepkiler aldıklarını ifade etti.Evlerinin geçimi için eşinin önemli katkı sunduğunu kaydeden Gürkan, 'Eşinin olduğu yerde mutluluk vardır. Yeter ki eşinize sadık olun ve sahip çıkın. Beraber çalışmaktan dolayı memnunum. Herkese de tavsiye ederim. Yanında başkasını çalıştıracağına önce kendi eşini çalıştırmak daha iyi.' dedi.
Ssb Başkanı Demir, Antalya Diplomasi Forumu'nda Türkiye'nin Savunma Sanayisi Vizyonunu Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı İsmail Demir, Türk savunma sanayisi ihracatının son yıllarda gelişmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yalnızca ticari operasyon ve ürün satışına yönelik değil, dost ülkeler ve müttefiklerle iş birliğine dayalı bir ihracat yaklaşımına önem verdiklerini ve Türk savunma sanayii vizyonunun kendi kendine yeterlilik ve bağımsızlığa dayandığını ifade etti. Demir, Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF) uzman kişilerin kamuoyunu yakından ilgilendiren konulardaki görüşlerini dile getirdiği ADFVistorsCorner (Ziyaretçi Köşesi) uygulamasına katılarak, Türk savunma sanayisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Türk savunma sanayisi ihracatının son yıllarda sürekli artmasının çok güzel bir haber olduğunu ve bu eğilimi daha da artırmak istediklerini belirten Demir, 'Elbette bu durum dünyadaki gelişmelere de bağlı. Ancak coğrafi olarak Türkiye'nin çatışma bölgelerinin ortasında olduğu ve milli çıkarlarımızın korunmasının ulusal politikalarımızın en önemli önceliklerinden olduğu çok açık. Dolayısıyla dünyada stratejimiz, yalnızca ticari bir operasyon ve ürün satışı değil, dost uluslar ve müttefiklerimizle iş birliğine dayalı bir ihracat yaklaşımına sahip olmaktır.' diye konuştu.Demir, birçok projede ortak olmak ve mümkünse yerel yetenekleri geliştirmek istediklerini kaydederek, 'Teknolojik gelişmeleri takip etmek de başka bir yaklaşım. Yani ihracat sadece ticaret değil, aynı zamanda iş birliği ve uluslararası dostluk ve ilişkileri artırmanın bir yöntemi.' dedi.Bu yaklaşıma birçok ülkenin henüz alışamadığını, ancak bu yaklaşımın fark yaratacağına olan inancı dile getiren Demir, 'Biz bu yaklaşımı kullanıyoruz ve ihracat potansiyelimizin elbette artacağına inanıyoruz. Kalite ve maliyet açısından Türk ürünlerinin diğerlerinden gerçekten üstün olacağına inanıyoruz. Ve zamanla daha fazla teknoloji ekleyeceğiz. Böylece ürünlerimiz diğer taraflara çekici gelecektir.' ifadesini kullandı.Demir, bu eğilimi korumak için daha fazla teknoloji, diğer uluslarla iş birliği için daha fazla imkan yaratacaklarını belirterek, 'Elbette hedef pazarımız öncelikle dost uluslar ve müttefiklerimizdir. Tabii ki çatışmaları alevlendirmek ve artırmak istemiyoruz. Dünyada barışa ihtiyaç var. Girişimimizin her zaman uzun vadede barış yaratma yönünde olması gerektiğine inanıyoruz.' diye konuştu. 'Türk savunma sanayisi vizyonu kendi kendine yeterlilik ve bağımsızlığa dayanmaktadır'Türkiye'nin savunma sanayisi vizyonuna ve bu alanın Türk dış politikası açısından önemine ilişkin Demir, 'Türk savunma sanayii vizyonu kendi kendine yeterlilik ve bağımsızlığa dayanmaktadır. Bunun milletimizin menfaatini korumanın ve politikalarımızı milletin menfaatine uygulamaya koymanın anahtarı olduğuna inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Demir, uzun yıllardır özellikle Orta Doğu'da ve Türkiye'nin bulunduğu bölgede dış müdahaleler sonucu kan döküldüğünü işaret ederek, şöyle devam etti:'Ne yazık ki birçok ülke kendi milli çıkarları doğrultusunda hareket edemedi ve kan dökülmesini önleyemedi. Kendi kendine yeterlilik ve savunma gücü, dış baskı ve müdahale görmemek açısından kilit önem taşıyor. Dolayısıyla, politikanızı milli çıkarınızı korumak için uygulamak istiyorsanız, savunma sanayii ve teknolojisinde güçlü olmak zorundasınız ve gerektiğinde sahada da bunu gerçekten ortaya koymalısınız. Yumuşak güç elbette önemli ancak birçok durumda, yumuşak gücünüzü destekleyen sert bir güce sahip değilseniz barış ve barışçıl yaklaşımı yaratamayacağınızı gördük.''Dostlarımızla ve müttefiklerimizle ortak projeler yapmak adına kapılarımızı açıyoruz'Demir, farklı proje ve ürünleri desteklemek konusunda diğer ülkelerle ilişkilere önem verdiklerini belirterek, 'Savunma sanayimizde fazla kaynak gerektiren pek çok proje olduğu çok açık. Bunun farkındayız. Bunu başarmak için dostlarımızla ve müttefiklerimizle ortak projeler yapmak adına kapılarımızı açıyoruz. Zira savunma pazarında giderek daha pahalı projeler ve ürünler ortaya çıkıyor.' dedi.Bu alanda devam ederken sadece kendi kaynaklarına güvenmenin, birçok ulus için kısıtlanma anlamına geleceğini söyleyen Demir, 'Daha iyi sonuçlar elde etmek için finans, insan kaynakları ve teknoloji alanlarında güçleri bir araya getirmek daha iyi olacaktır. Bu durum, bir tür karşılıklı bağlılık ortaya çıkararak ortak bir yaklaşım oluşmasını sağlayacak ve uzun vadede dünya genelinde barışı korumaya hizmet edecektir.' diye konuştu.Antalya Diplomasi Forumu Ziyaretçi Köşesi uygulamasıLiderlerin, siyasetçilerin, önde gelen akademisyenlerin, düşünürlerin, kanaat önderlerinin, diplomatların ve iş insanlarının her yıl bir araya gelerek, küresel ve bölgesel meseleleri vizyoner bir bakış açısıyla ele almaları ve sorunlara çözüm önerileri getirmeleri için bir diyalog platformu oluşturmayı hedefleyen ADF çevrim içi etkinliklerini sürdürüyor. Forum, konusunda uzman kişilerin kamuoyunu yakından ilgilendiren konulardaki görüşlerini daha ayrıntılı biçimde irdeleyen ADFVistorsCorner (Ziyaretçi Köşesi) uygulamasını da hayata geçirdi. Köşenin ilk konuğu, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof.Dr. İsmail Demir oldu. Bugüne kadar ADFTalks (Konuşuyor), ADFOpinion (Görüş), ADFData (Veri) ve ADF120Sec (120Saniye) gibi çevrim içi faaliyetlerle adını kısa sürede güçlü biçimde duyuran ve sosyal medyada takipçi sayısı giderek artan ADF'nin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının seyrine de bağlı olarak bu yıl haziran ayı içinde Antalya'da düzenlenmesi planlanıyor.ADF'nin internet semineri, makale ve kısa video formatındaki etkinliklerine bugüne kadar birçok ülkeden bakan, uluslararası ve bölgesel kuruluş temsilcisi ile akademisyen katıldı.
Reklam