MART
Savaşçı Dizisine Yeni Bir Oyuncu Katılıyor! Arzu Budak Kimdir?
Fox Tv ekranlarının sevilen ve ilgiyle takip edilen dizisi Savaşçı, 5. sezona iddialı başlıyor. Birbirinden ünlü oyuncuları kadrosuna katmaya devam eden Savaşçı'ya yeniş bir isim dahil oldu: Arzu Budak! Daha önce Savaşçı kadrosuna dahil olan Tamer Karadağlı Albay Oktay Göktürk karakterine hayat verecek. Albay Oktay Göktürk'ün eşini canlandıracak Arzu Budak'ın kim olduğu merak ediliyor. Arzu Budak kimdir? Arzu Budak nereli, kaç yaşında? Arzu Budak hakkında merak edilen tüm detaylar haberimizde...  
Uyuşturucu Operasyonunda Sayfaları Kesilerek Kitaba Gizlenen Hassas Terazi Ele Geçirildi
SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen operasyonda, bir miktar uyuşturucu ile sayfaları kesilerek kitap içine saklanan hassas terazi ele geçirildi.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu satışıyla uğraştığı bilgisi edinilen R.A'nın İlkadım ilçesi Hastane Mahallesi'ndeki ikametinde arama yaptı. Aramada 57 gram toz esrar, 1,17 gram kubar esrar, 2 pakette 3,45 gram metamfetamin, sayfaları kesilerek kitap içerisine gizlenmiş hassas terazi, 2 uyuşturucu içme aparatı ve 5 mermi ele geçirildi. Gözaltına alınan R.A, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Bayburt Valiliğini Ziyaret Etti:
BAYBURT (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin pandemi süreci sonrası yeni kurulacak dünya sisteminin içinde çok güçlü bir aktör olarak yerini alacağını söyledi.AK Parti Bayburt İl Başkanlığı 7. Olağan İl Kongresi için kente gelen Kurtulmuş, Bayburt Valiliğini ziyaret etti.Ziyarette Bayburt Valisi Cüneyt Epçim'den kentte yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi alan Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Bayburt'ta olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.Türkiye'nin en büyük gücünün birlik, beraberlik ve ortak hedeflere yönelebilme kabilliyeti olduğuna işaret eden Kurtulmuş, Türkiye'nin kültürü, medeniyetinin son derece zengin, nüfusu oldukça kalabalık ve genç nüfusu son derece canlı olan bir ülke olduğunu vurguladı.Türk milletinin bugün sahip olduğu imkanların büyük bir bölgesel güç, çok ciddi bir küresel aktör olma potansiyeline dönüştüğü bir süreçte olunduğunu ifade eden Kurtulmuş, 'Pandemi sürecinin geçmesinden sonra Allah'ın izniyle Türkiye yeni kurulacak olan dünya sisteminin içinde çok güçlü bir aktör olarak yerini alacaktır. Bütün imkanlarımızı bu anlamda seferber ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye yeni dünyada gerçekten çok daha güçlü bir şekilde var olma mücadelesini sürdürecektir.' diye konuştu.Kurtulmuş, Türkiye'yi güçlü ve büyük ülke yapma mücadelesini verirken en büyük güçlerinin devlet millet kaynaşması olduğuna dikkati çekerek, devletin millete tepeden baktığı ve milleti dizayn etme çabalarının olduğu dönemlerin geride kaldığını dile getirdi.-'El ele, gönül gönüle olacağız ve ortak hedeflere yürüyeceğiz'Devlet ve millet olarak iç içe, el ele, gönül gönüle olduğu zaman ülkenin aşamayacağı hiçbir problem olmadığını kaydeden Kurtulmuş, şunları söyledi:'Bu pandemi sırasında da en büyük gücümüzün bu olduğunu bir kere daha görmüş olduk. Kamu kurumlarının en ücra köşedeki vatandaşlarımızın dahi yanında yer alabilecek şekilde hazırlıklı olduğu devletin varlığı gücünü hissettirdiği vatandaşımızın da büyük bir sevgi ve sempatiyle kamu görevlilerimizin bu desteklerine karşı şükran borcu içerisinde yer aldığı bir dönemi gördük. İnşallah Kovid-19 geride kalacak. Bu pandemiyi geride bırakacağız ve Türkiye olarak çok daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Biz yolumuza devam etmek isterken Türkiye'nin önünü kesmek isteyenler tabii ki olacaktır. İçeride ve dışarıda Türkiye'nin bu güçlü yürüyüşünü durdurmak isteyen güçlere karşı da bir arada, beraber, el ele, gönül gönüle olacağız ve ortak hedeflere yürüyeceğiz.'Kurtulmuş, ülke olarak gayretlerinin sonuçlarının alınacağına olan inancını aktararak, sözlerini şöyle tamamladı:'Farklılıklarımız olabilir, siyasi düşünce ve yaşam tarzı itibarıyla farklılıklarımız olabilir. Ama bunları hepsini bir kenara bırakarak Türkiye'nin ortak hedefleri istikametinde bir araya geleceğiz. Daha güçlü bir şekilde bu ülkenin ileriye doğru yürüyüşünü inşallah sürdüreceğiz. Bunun yolu da tek tek şehirlerimizin her birinin güçlü olmasından geçiyor. Türkiye toprakları içerisinde yer alan aziz vatanımızın her birisi birbirinden değerli her bir şehrimizi her alanda daha da ileriye götürebilmek için el birliği ile gayret edeceğiz.'
Adıyaman'da 62 Ev Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında son iki günde 62 evde karantina uygulaması başlatıldı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni karar aldı.Bu kapsamda son iki günde farklı mahallelerdeki 62 ev karantinaya alındı.
Kadem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, "Pandemi Psikolojisinde Aile" Panelinde Konuştu:
KONYA (AA) - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde karantinadan dolayı destek mekanizmalarından ve sosyal çevrelerinden uzak kalan kadınların zor bir süreçten geçtiğini belirterek, 'Dışarıda koronavirüs, içerideyse şiddet yüzünden kurtulamadıkları bir kapana kısıldılar. Bu süreç toplumsal cinsiyet rollerini yeniden düşünmemizi gerektiriyor.' dedi.Bayraktar, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un açılış konuşmasını yaptığı, KADEM ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) iş birliğinde düzenlenen 'Pandemi Psikolojisinde Aile' konulu online panelde konuştu. Salgının herkese bulaşan bir virüs tehdidinden öte insanın varoluşsal zeminini etkileyen bir hadise olduğunu ifade eden Bayraktar, 'Karantina, başlı başına insanoğlunun karşılaştığı en zorlayıcı tecrübelerden biri oldu. Kamusal ve özel alan arasındaki çizgi kaybolma noktasına geldi. Bu iki alan uzun zamandır son derece geçişken ve birbirinden ayrılamaz halde. Haliyle bu, pek çok kabulü derinden sarstı. Bu alanların geçişkenliği, birbirlerinin varlıklarını tehdit eder durumda.' diye konuştu. 'Kadına ve çocuğa şiddet tüm dünyada artış gösterdi'Bayraktar, yaklaşık bir yıldır herkesin eve kapanmak durumunda kaldığını, salgının günlük rutinleri tamamen değiştirdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:'Bu süreçte, yeni bir hobiye başlamak, daha çok okumak, daha çok içine dönmek için zamanın iyi kullanılması gibi fikirler havada uçuşuyor. Ancak karantinayı 250 metrekare bir evde geçirmekle 60 metrekare bir evde geçirmek arasındaki farklardan çok da bahsedilmiyor. Salgınla beraber Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin 'gölge salgın' olarak nitelediği, eş zamanlı başka bir salgın daha başladı. Kadına ve çocuğa şiddet tüm dünyada artış gösterdi. Salgından önce küresel olarak her üç kadından birinin hayatının bir döneminde fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını biliyorduk. Fakat salgın döneminde kadına yönelik şiddet ihbarları küresel bir artış gösterdi. Mesela salgının başlangıç noktası Vuhan şehrinde karantinadan sonra ev içi şiddet vakalarının bir önceki seneye kıyasla 3 kat arttığı kaydedildi. Fransa'da yüzde 30-36, Brezilya'da yüzde 40-60, Arjantin'de yüzde 25, Singapur'da yüzde 33, Amerika'nın farklı eyaletlerinde yüzde 10-35 arasında artışlar var. Acil yardım hatlarına gelen aramalarda da endişe verici bir artış söz konusu. Mesela İngiltere'de yüzde 25, Kıbrıs'ta yüzde 30, İspanya'da yüzde 20'lik bir artma görülmüş.''Özel yaşam ve iş yaşamı arasındaki denge bozuldu'Kadınların zor bir süreçten geçtiğine işaret eden Bayraktar, 'Karantinadan dolayı, kadınların destek mekanizmalarından uzak kalmaları, moral desteği buldukları sosyal çevrelerinden kopmaları da onları karanlık bir yalnızlığa sürükledi. Dışarıda koronavirüs, içerideyse şiddet yüzünden kurtulamadıkları bir kapana kısıldılar. Bu süreç, toplumsal cinsiyet rollerini yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Bildiğiniz gibi güçlü ailelerin, güçlü kadınlarla mümkün olabileceği, bizim en kıymetli argümanlarımızdan biri. Kadınların donanımlarını arttırmaları, eğitim seviyeleri her daim bir üst noktaya taşımaları, iş gücü ve sosyal hayata katılımları, karar mekanizmalarında temsil edilmelerinin önemini hepimiz gördük.' diye konuştu. Karantina şartlarında çocukların bakımı, iş hayatı ve ev işlerinin görünmeyen emek olarak kadının omuzlarına yüklendiğinin altını çizen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:'Varsa evdeki yaşlı ve hastaların bakımı da yine çoğunlukla kadınlar tarafından omuzlandı. Diğer yandan kadınlar, kamusal alanda icra ettikleri işlerine ev ortamında devam etmeye çalıştılar. Haliyle özel yaşam ve iş yaşamı arasındaki denge bozuldu. Geçtiğimiz Eylül ayında açıklanan bir veriye göre; Amerika'da 865 bin kadın işinden ayrıldı. Bu, aynı ülkenin erkeklerine nazaran 4 kat daha fazla. Bu haliyle kadınların Amerikan işgücündeki oranı 1988 yılına gerilemiş, yani bir nesil boyunca kaydedilen gelişmelerde geriye gidilmiştir. Bu ülke üzerindeki örnek, aslında bize kadınların yaşadığı ikilemi açık bir şekilde anlatıyor. Eğer salgın ve karantina durup düşünmek için bir fırsat sağlıyorsa Kovid-19 virüsüne karşı olduğu kadar bazı toplumsal virüslere karşı da aşılama yapma gereğinin farkına varmalıyız. Bu doğrultuda üreteceğimiz politikalar üzerine yoğunlaşmalıyız.' Bayraktar, toplumsal cinsiyet adaletinin belli düzenlere endeksli olmadan sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı.'Bugün hepimiz internet ağının içine birer av gibi düşmüş durumdayız'Salgın sürecinde dünyanın yeniden tasarlandığına şahitlik edildiğini ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:'Gözümüze batan ve acilen törpülenmesi gereken noktaları yüksek sesle dillendirmeliyiz ki bazı yanlışlar norm haline gelmesin. Bildiğiniz gibi hane içlerinin aynı anda iş yeri haline gelmesi, toplantıların ve tüm iş süreçlerinin çevrim içi olması mahremiyet sınırlarını neredeyse görünmez hale getirdi. Eskiden belli saatlerden sonra birini aramak adabımuaşeret kuralları gereği uygun bulunmazken, bugün hepimiz internet ağının içine birer av gibi düşmüş durumdayız. Anlık iletişim denilen şey, bizden her an ulaşılabilir olmamızı bekliyor. Gece yarısı gelen mesajlara cevap vermek, hafta sonu düzenlenen toplantılara katılmak zorundayız. İş yeri için fiziksel mekan koşulunun ortadan kalkması, mesai sınırlarını, bireysel sınırlarını ve mahremiyet alanını zedeler hale gelmiş görünüyor. En acil çözüm üretilmesi gereken sorunlardan biri bu. Bu tartışmayı topluma taşımamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü kolektif olarak yapılan eylemler, bir noktadan sonra insanların sorgulama dürtüsünü elinden alıyor. Herkesin yaptığı, norm haline geliyor.'Salgının insanlarda oluşturduğu olumsuz psikoloji, belirsizliğin getirdiği endişe ve afetin üzerine eklenen ekonomik stresin dünyanın birçok yerinde birçok aileyi dağılma noktasına getirdiğini dile getiren Bayraktar, 'Bireyin merkeze alındığı ve hızla tekilleşen bir dünyada, afetlerden en az zararla, ruhsal sağlığını koruyarak çıkabilenler, 'biz' olmayı başarabilenler. 'Biz' demek yakınlaşmak, dayanışmak ve fedakarlık yapmak demek. Eğer toplumların kalesi aileyse, 'biz' kavramını çoğaltmamız lazım.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Fransa, Ulusal Aşısının İlk Siparişlerini İngiltere'ye Kaptırdığı İçin Eleştiriliyor
PARİS (AA) - Fransa yönetimi, ulusal aşı firmalarından Valneva'nın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) için üreteceği aşının ilk siparişlerini İngiltere'ye kaptırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor.Kovid-19 aşı sürecini yönetememekle eleştirilen Fransa, Nantes şehrinde Fransa-Avusturya ortaklığıyla kurulan Valneva'nın aşısının ilk üretiminden faydalanamayacak.Aşırı sağcı parti Ulusal Cephe'nin iki numaralı ismi Jordan Bardella, Fransa hükümetini aşı çalışmalarına yeterli yatırımı yapmadığı ve bu alandaki egemenlik hakkını başka ülkeye kaptırdığı gerekçesiyle eleştirdi.Ulusal Meclis Başkanı Annie Genevard da aşı üretiminde dayanışma görüntüsü veren Avrupa'nın Fransa'nın bu alandaki ilk üretimine katkı sağlamamak ve yeterli dayanışmayı sergilememekle suçladı.Sol cephe, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a 'sözleri ve politikalarının, eylemleriyle tutarlı olmadığı', yönetime de Kovid-19 salgınının neden olduğu sağlık krizini yönetemediği ve yanlış politika uyguladığı eleştirisi getirdi.İngiltere'den firmaya 1,4 avro ödemeTemmuzda İngiltere ile ön anlaşma yaparak üretimine İngiltere'de devam kararı alan ve klinik deneylerinin ilk aşamasını geçen Valneva, baharda yapacağı testlerde de başarı sağlarsa bu yıl sonunda Birleşik Kralık'a 60 ila 100 milyon arasında doz teslim edecek.Anlaşma gereği Birleşik Krallık'tan aşı için toplam 1,4 milyar avro alacak firma 2025'e kadar bu ülkeye aşı üretecek.Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ilk siparişlerin İngiltere tarafından alınacak olması nedeniyle ancak 2022'de aşı için firmaya sipariş verebilecek.Ocak sonunda Fransız ilaç firması Sanofi aşı üretiminde gecikeceğini açıklamış, Pasteur Enstitüsü de temel aşı çalışmasını etki sağlayamadığı gerekçesiyle durdurduğunu bildirmişti.
Çocukluk Hayalini Gerçekleştiren "Hilal Kaptan" Birinci Kaptan Olacağı Günü Bekliyor
KOCAELİ (AA) - ŞENGÜL AZBAY - Çocukluğunda kurduğu denizci olma hayalini gerçekleştiren Hilal Karademir, kimyasal madde taşıyan gemilerde 'uzakyol vardiya zabitliği' yapıyor. Aylarca evine uğramadan uluslararası sularda mesleğini sürdüren 25 yaşındaki Hilal Karademir, 'uzakyol kaptanı' olacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.İstanbul'da yaşayan Hilal Karademir, AA muhabirine, 12 yaşında denizci olmaya karar verdiğini, o dönem gemi kaptanlığı için hangi bölümü okuması gerektiğini araştırdığını söyledi.Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü'nü 2014'te kazandığını ve 2018'de mesleğe başladığını anlatan Karademir, şu anda uluslararası sularda hizmet veren, Türkiye'nin kimyasal tanker işletmeciliği alanında sayılı firmalarından birinde 'uzakyol vardiya zabitliği' yaptığını, bugüne kadar 3 ve 4. kaptan olarak görev aldığını belirtti.Bölüm mezunlarının denizcilik sektöründe birçok alanda kariyer yapabildiğini kaydeden Karademir, zorunlu staj ve hizmet sürelerinin tamamlanmasıyla düzenlenen sınavlarda başarılı olunmasının ardından geminin asıl kumandanı kaptan olabildiklerini dile getirdi.'Kadınsın, ne işin var gemide?'Karademir, kadınların her sektörde olduğu gibi denizcilik alanında da bazı ön yargılarla karşılaştığını, bunları yıkmak için daha özverili çalışmaya devam ettiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Kadınsın, denizde yapabilecek misin? Gemiyi sürebiliyor musun? Nasıl evleneceksin? Çocuğun olabilecek mi? Kadınsın, denizde uğursuzluktur. Kadınsın, ne işin var gemide? Bu gibi cümlelerle hala çok fazla karşılaşıyorum. Bu çok normal. Önceden beri erkeklerin egemen olduğu bir sektör. Hala da öyle ama bunu kadın denizciler olarak kırmaya çalışıyoruz çünkü okulda aynı bilgileri, aynı becerileri kazanıyoruz, aynı yeterliliğe sahibiz. Yaptığımız iş aynı. Zorluksa eğer bu erkek için de zor. Onlar da ailelerinden uzakta kalıyor, onlar da aylarca metal bir kutunun üzerinde yüzüyor. Bu yüzden, bunlara gerek olmadığını düşünüyorum. Özellikle eskiden erkeklerin daha egemen olduğu ve kadınların pek de tercih etmediği bir meslek olduğundan Türkiye'de kadın denizci sayısı azdı fakat bölümün gittikçe yaygınlaştığı son dönemlerde kadın denizci sayısı artmaya devam ediyor.' Lise yıllarından beri ufkunu genişletecek, farklı insanlarla çalışmasını sağlayıp dünyayı göreceği bir mesleğin hayallerini kurduğunu ifade eden Karademir, deniz hayatının zor olduğunu ancak her türlü zorluğa rağmen görev aşkının kendilerine güç verdiğini söyledi.'İstanbul Boğazı'ndan geçerken anneme dürbünle bakmıştım'Karademir, evinden kesintisiz en uzak kaldığı sürenin 6,5 ay olduğunu, İstanbul Boğazı'ndan gemiye katıldığını ve tam 6 ay sonra Karadeniz'e çıkan bir sefer sebebiyle yine boğazdan geçtiğini bildirdi.'O an memleketimi, evimi, ailemi ne kadar özlediğimi ve aslında insanların günlük hayatta farkına varmadan aileleriyle birlikte olma şansı bulunmasının ne kadar önemli olduğunu görmüştüm.' diyen Karademir, 'İstanbul Boğazı'ndan geçmeden önce anneme bilgi vermiştim. Anneme, 'Ben geçeceğim, gemime bakabilirsin.' demiştim. Annemi dürbünle gördüm ama onun beni görme şansı olmadı. Göremeyeceğini bildiğim için de kaptanımdan 'Düdük çalabilir miyim?' diye izin istemiştim. O şekilde anneme selam vermiştim. Hala hatırlarım ve duygulanırım.' ifadelerini kullandı.Karademir, kimyasal tankerlerde çalıştığı için seferlerin genelde Avrupa limanları arasında kısa süreli olduğunu ve çok yoğun çalıştıklarını belirtti.Kovid-19 salgını nedeniyle, gittikleri ülkelerde eskisi gibi gezme, stres atma ve alışveriş imkanı bulunmadığına değinen Karademir, hem liman otoritelerinin çeşitli kısıtlamaları sebebiyle hem de kendilerini riske atmak istemedikleri için dışarı çıkmadıklarını söyledi.'Yöneteceğim gemiyi hayal ediyorum'Seferde unutamadığı anlara değinen Karademir, şunları kaydetti: 'Korkmak değil de endişelendiğim bir seferim olmuştu. Unutamadığım an olarak şunu anlatabilirim, ikinci açık deniz stajımı tamamlıyordum. Uruguay'ın Montevideo Limanı'ndan Lübnan'ın Tripoli Limanı'na seyrediyorduk. Gemi çok eskiydi ve 1972 yapımıydı. Senelerce kızakta kaldığı için çok bakımsızdı. Atlantik Okyanusu'nu geçerken, öngörmediğim makine arızaları oluştu. Tabii o zamanlar işin bu derece riskli olduğunu, böyle arızalarla karşılaşılabildiğini bilmediğim için endişelenmiştim çünkü arıza tamir edilene kadar 1-2 gün boyunca sürüklenmiştik. 'Acaba ne olacak, seyre devam edebilecek miyiz? Okyanusun ortasındayız bizi kurtarmaya gelebilirler mi?' diye endişelenmiştim. Şimdi böyle durumlarla karşılaştığımda ne yapmam gerektiğini biliyorum, soğukkanlılığımızı koruyoruz.'Öncelikli hedefinin 'uzakyol kaptanlığı' olduğunu dile getiren Karademir, 'Çünkü denizdeyken meslek büyüklerime baktıkça, bir gün kendi yöneteceğim gemiyi hayal ediyorum. Geminin süvarisi olmayı, kadın süvari olmayı hedefliyorum. Biz Türk kadınları, Türk denizcileri olarak bu işi yapabileceğimizi tüm dünyaya göstermeye çalışıyoruz.' dedi.Karademir, denizcilikle ilgili akademik kariyer de hedeflediğini, deniz hukuku alanında yüksek lisans yapmak istediğini, her gün büyüyen ve değişen bu dinamik sektöre farklı yönlerden bakmanın kendisine olumlu katkılar sunacağını sözlerine ekledi.
Reklam
Bülent Arınç'tan İmalı Sözler: 'Dünün Mücahitleri Bugün Müteahhit Oldu'
Eski devlet bakanı Fehim Adak'ın anma töreninde konuşan Bülent Arınç, 'Bizim bugün en büyük sıkıntımız maalesef dünün mağdurlarının bugün mağrur olmasıdır. Dünün mücahitlerinin daha sonra müteahhit, daha sonra müşahit olduğu bir noktadayız' dedi. Arınç, kadınlarla ilgili de dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Schneider Electric, Yeni Dijital Platformu "Myschneider"İ Tanıttı
İSTANBUL (AA) - Enerji yönetimi ve otomasyon sektörünün önde gelen şirketlerinden Schneider Electric, salgın sürecinde müşterilerinin hızla artan ve değişen ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirdiği yeni dijital platformu 'mySchneider'i tanıttı.Schneider Electric açıklamasına göre, müşterilerinin ev ve iş yerlerinde verimli enerji kullanımının yanı sıra aynı önemde verimli dijital çözümler de beklediği gerçeğiyle yola çıkan şirket, dünya çapındaki 1 milyonu aşkın müşteri ve iş ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tek bir kullanıcı adı ve şifre ile tüm Schneider Electric portallarına erişim sağlayan yeni çevrim içi platformu 'mySchneider'i (Kişiselleştirilmiş Dijital Deneyim)' geliştirdi.Müşteri talep ve ihtiyaçlarını odağa koyan Schneider Electric, yeni çevrim içi platformunu geliştirirken maksimum dijital verimlilik için şirketin sunduğu dijital araç ve kaynaklara ulaşırken, kullanılacak platform sayısını minimuma indirmek, tüm kişisel hesap profillerine tek bir oturum açılarak ulaşılmasını sağlamak ve ihtiyaç duyulacak her türlü işletim servis ve aracına erişimi 'se.com' üzerinde birleştirdi.Tüm bu adımlar sayesinde müşterilerin dijitalleşme ve verimlilik konusundaki ihtiyaçları karşılanıp daha fazla dijital katılımlarına olanak sağlanarak önemli bir başarı yakalayan Schneider Electric, ayrıca müşterilerinin dijital deneyimlerini hızlandırmak için yeni yöntemler geliştirmek amacıyla belirlediği 3 hedefi de açıkladı. Schneider Electric, 'e-ticarete odaklanmak', 'dijital altyapısının kapsamını iletişim iş ortaklarını ve son kullanıcıları kapsayacak şekilde genişletmek' ve 'müşterilerini, ihtiyaçlarını dijital araçlarla bizzat karşılamaları konusunda teşvik etmek' olarak belirlediği 3 kritik hedefe giden yolda yeni tanıttıkları 'Kişiselleştirilmiş Dijital Deneyim'in dijital altyapının en önemli bileşeni olduğunu vurguladı.Müşterilerinin dijital ihtiyaç ve önceliklerini karşılayacak ve 7 gün 24 saat verimli bir çevrim içi deneyim yaşamalarını sağlayacak yeni online platformunu ve amaçlarını, Schneider Electric Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Chris Leong ve Dijital Süreçlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Peter Weckesser anlattı. Leong ve Weckesser, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla dijital ürün ve servislerde çok ciddi bir gelişme yaşandığını ve tüketicilerin dijital ürün ve servislere adaptasyon ve taleplerinin hızla evrildiğini belirtti.
Sakaryalı Pide Ustası Salgın Sürecinde Koyun Yetiştiricisi Oldu
SAKARYA (AA) - Sakarya'nın Ferizli ilçesinde yaşayan 20 yıllık pide ve lahmacun ustası Zeki Kuru, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle karşı karşıya kaldığı ekonomik zorlukları aşmak amacıyla Romanov cinsi koyun yetiştiriciliğine yöneldi. İlçe merkezinde işlettiği pide ve lahmacun salonunun salgın sürecinde zora girmesi nedeniyle alternatif gelir arayışlarına giren Kuru, araştırmaları sonucu Yeni Mahalle'deki arazisinde Romanov cinsi koyun yetiştirmeye karar verdi.Trakya'dan aldığı 5 koyunla işe başlayan Kuru, bir yılda bu sayıyı 65'e yükseltti. Zeki Kuru, AA muhabirine, salgın sürecinin etkisini iyice hissettirmesiyle işlettiği pide ve lahmacun salonunda paket servis olmadığı için alternatif arayışına girdiğini söyledi. Koyun yetiştiriciliğinde karar kıldığını dile getiren Kuru, 'Koyun işi bereketli, emek isteyen bir iş. Emeğini veren hakkını alıyor. Trakya'da bir arkadaştan aldık. Allah nasip etti, 5 koyunla başladım bir senede 65 koyun elde ettim. Şu an dördüz, beşiz koyunlarımız oluyor.' dedi. Kuru, koyun yetiştiriciliği işini geliştireceğini belirterek şunları kaydetti:'Allah nasip ederse Ferizli'de bu işi yapacağım. Üremesi çabuk, senede iki kez doğum yapıyor. Beşiz, dördüz, üçüzden aşağı yok. 10-15 yavrumuz var. Büyük bir yerimiz var. Destek olursa buraya kapalı ya da açık bir sistem yapabiliriz. Eldeki imkanlarla bu kadar yapabiliyoruz.'
Reklam
İsrail Askerleri Batı Şeria'da Filistinlilere Ait İki Evi Yıktı
KUDÜS (AA) - İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ürdün Vadisi bölgesinde Filistinlilere ait iki evi 'ruhsatsız' olduğu iddiasıyla yıktı.Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Yahudi Yerleşim Birimleri ve Ayrım Duvarı İle Mücadele Heyetinde Araştırmacı İbrahim Ebu Haşim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin Ürdün Vadisi’ndeki Yarza köyüne buldozerlerle baskın düzenlediğini belirtti.İsrail güçlerinin beldede Filistinlilere ait iki evi yıktığını kaydeden Ebu Haşim, Tel Aviv makamlarının söz konusu yeri 'C bölgesi' olarak değerlendirdiğini ifade etti.Ebu Haşim ayrıca İsrail güçlerinin Ramallah’ın El-Muğir beldesinde çok sayıda meskene su sağlayan bir kuyuyu da aynı nedenle tahrip ettiğini söyledi.Ürdün Vadisi Yahudi Yerleşim Birimleri Dosyası Sorumlusu Mutez Bişarat da AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Yarza'da iki evi yıkmasıyla 13 kişilik iki ailenin evsiz kaldığını belirtti.Bişarat, İsrail askerlerinin köyde iki araca da el koyduğunu aktardı.İsrail her yıl onlarca Filistinliyi evsiz bırakıyorİsrail, 1967'de işgal ettiği Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinlilere ait ev ve yapıları çeşitli gerekçelerle yıkıyor.Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan 'İkinci Oslo Anlaşması' çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria 'A', 'B' ve 'C' bölgelerine ayrılmıştı.Yüzde 18'i kapsayan 'A bölgesi'nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik 'B bölgesi'nin idari yönetimi Filistin'e, güvenliği ise İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan 'C bölgesi'nin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.Yerel kaynaklar, sadece 2020’de Filistinlilere ait 729 ev ve iş yerinin 'ruhsatsız' olduğu veya 'C bölgesi'nde inşa edildiği gerekçesiyle İsrail güçlerince yıkıldığını belirtiyor.
Afganistan'da Taliban Saldırısında 2 Güvenlik Görevlisi Öldü
KABİL (AA) - Taliban militanlarının, Afganistan'ın batısında bulunan Gor vilayetindeki polis karakola düzenlediği silahlı saldırıda 2 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.Gor Valisi Nur Muhammed Kohneverd, basına yaptığı açıklamada, militanların, Gor'un Haristan bölgesindeki polis karakoluna silahlı saldırı düzenlediğini söyledi.Saldırıda 2 güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Kohneverd, saldırının ardından çıkan çatışmada militanların da kayıp verdiğini belirtti.Görgü tanıkları ise saldırıda 4 güvenlik görevlisinin öldüğünü iddia etti.Taliban'dan henüz saldırıyla ilgili bir açıklama yapılmadı.
Eskişehir'de Akraba Ziyareti Sonrası 3 Aileden 9 Kişinin Kovid-19 Testleri Pozitif Çıktı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testleri pozitif çıkan 9 kişinin temas içinde olduğu 7 ev karantinaya alındı.Odunpazarı ilçesi Gündoğdu Mahallesi'nde 3 aileye mensup bazı kişilere, İstanbul'dan kendilerini ziyarete gelen akrabalarının ayrılmasının ardından görülen belirtiler nedeniyle hastanede test yapıldı.Yunus Emre Devlet Hastanesinde uygulanan testleri pozitif çıkan 9 kişi, tedavi altına alındı.İlçe Sağlık Müdürlüğü filyasyon ekiplerince yapılan araştırmada, hastalığa yakalanan bireylerin, ailelerindeki 17 kişiyle temaslı olduğu tespit edildi.Odunpazarı Kaymakamı Turgay Hakan Bilgin başkanlığında toplanan İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, temaslıların yaşadığı 7 evin 10 günlüğüne karantinaya alınmasını kararlaştırdı.Bu süreçte söz konusu kişilerin ihtiyaçları Odunpazarı Kaymakamlığınca koordine edilen Vefa Sosyal Destek Grupları tarafından karşılanacak.
Reklam
Kelkit Çayı'ndaki Adacıkta Mahsur Kalan Köpeği İtfaiye Kurtardı
TOKAT (AA) - Tokat'ın Erbaa ilçesinde Kelkit Çayı'nın ortasındaki adacıkta mahsur kalan köpek, itfaiye ekiplerince kıyıya çıkarıldı.Çaya balık tutmak için gelen vatandaşlar, suyun ortasında oluşan adacıkta mahsur kalan sokak köpeğini fark etti.Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye gelen Erbaa Belediyesi İtfaiye ekipleri, botla köpeğin mahsur kaldığı adacığa ulaştı. Soğuk ve yorgunluktan bitkin bulunan köpek, ekipler tarafından kıyıya çıkarıldı.Erbaa Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde bakıma alınan köpeğin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Göz Hastalarına "Akıllı Mercek" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Bezmialem Vakıf Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Koytak, bazı sağlık kurumları ve hekimlerin çok odaklı merceklere pazarlanacak bir ürün gözüyle bakıp toplumun göz sağlığını tehlikeye attığını ifade etti.Koytak yaptığı yazılı açıklamada, 'akıllı mercek' olarak tanıtılan çok odaklı göz içi merceğinin, 1970'lerden bu yana katarakt ameliyatlarında göz içine yerleştirdikleri yapay merceklerin güncel bir modeli olduğunu belirtti. Çok odaklı merceklerin standart (tek odaklı) merceklerden farkının sadece uzakta değil, yakın ve ara mesafelerde de gözlüksüz görüş sağlama iddiası olduğuna işaret eden Koytak, 'Ne var ki, görüş kalitesi standart merceklerin sağladığı görüş kalitesini yakalayabilmiş ya da doğal merceğimizi başarıyla taklit edebilmiş çok odaklı mercek tasarımına henüz ulaşılabilmiş değildir. Bazı sağlık kurumları ve hekimler çok odaklı merceklere pazarlanacak bir ürün gözüyle bakıp toplumun göz sağlığını tehlikeye atabilmektedir.' ifadelerini kullandı.Koytak, çok odaklı merceklerin detaylı bir hasta değerlendirmesi sonrasında, hastanın mevcut ve gelecekte yaşaması muhtemel sağlık sorunları da dikkate alınarak, kişinin yaşam tarzı ve beklentileri değerlendirildikten sonra ve en önemlisi, hasta işlemin olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle ilgili yeterince bilgilendirildikten sonra önerilmesi gerektiğini vurguladı.Prof. Dr. Arif Koytak, akıllı mercek ile ilgili dikkat edilmesi gereken konularla ilgili şunları kaydetti:'Bu merceklerin kullanıldığı hastaların neredeyse tamamında, değişen oranlarda, disfotopsi dediğimiz rahatsız edici ışık oyunları gözlenmektedir ve bu olası şikayetler konusunda hastalar önceden uyarılmalıdır. Çok odaklı mercekler kontrast hassasiyetini ve düşük ışıklı ortamlarda görüş yeteneğini standart merceklere oranla daha fazla bozmaktadır. Hassas ve detaylı görme becerisi gerektiren uğraşları olan kişilerin bu yan etkiler nedeniyle çok odaklı merceklerden uzak durması gerekir. Çok odaklı merceklerin katarakt dışında göz problemleri olan, özellikle sarı nokta hastalığı, diyabetik retinopati gibi retina hastalıkları olan kişilerde kesinlikle uygulanmaması gerekir. Bunlar retina hastalığı bulunan kişilerin görüş kalitesini olumsuz etkilemektedir. Çok odaklı merceklerin göz içine yerleştirilmesi cerrahi bir işlemdir ve bu ameliyatın da kendine ait riskleri ve komplikasyonları vardır.'
Reklam
Doktorunu Öldürdüğü Gerekçesiyle Yargılanan Hasta Müebbet Hapis Cezasına Çarptırıldı
İSTANBUL (AA) - Bahçelievler'deki özel hastanede çalışan Psikiyatri Uzmanı Dr. Fikret Hacıosman'ı silahla vurarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan sanık Serhat Tunçdemir'in 'tasarlayarak öldürme' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Serhat Tunçdemir ile tarafların avukatları katıldı.Duruşmada, maktul Fikret Hacıosman'ın eşi Perihan Mutlu Hacıosman ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü avukatı ve İstanbul Tabip Odası temsilcileri de hazır bulundu.Katılan Perihan Mutlu Hacıosman, 'Sanığın cezalandırılmasını talep ediyorum.' dedi.Tutuklu sanık Serhat Tunçdemir, daha önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi.Mahkeme heyeti, sanık Serhat Tunçdemir'i 'tasarlayarak öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanığın 'geçmişini, sosyal ilişkilerini, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarını, duruşmada gözlenen tutum ve davranışlarını' lehine takdiri indirim sebebi sayan mahkeme, cezayı müebbet hapse indirdi. Sanık Tunçdemir'i 'ruhsatsız silah taşıma' suçundan 10 ay hapis cezasına mahkum eden mahkeme, sanığın bu suçunun hükmünün açıklanmasını geriye bıraktı.Mahkeme, ayrıca sanığın tutukluluğunun devamına karar verdi.Duruşma sonrasında açıklama yapan İstanbul Tabip Odası Temsilcisi Güray Kılıç, 'Hem Dr. Fikret Hacıosman hem de kaybettiğimiz diğer meslektaşlarımızın anısına sahip çıkacağız. Cinayetlere kadar uzanan ve giderek yaygınlaşan sağlıkta şiddeti ortadan kaldırmak için mücadeleyi tüm kararlılıkla sürdüreceğiz.' dedi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, olay tarihinde 18 yaşında olan lise öğrencisi sanık Tunçdemir'in, Bahçelievler'de özel bir hastanede çalışan Psikiyatri Uzmanı Fikret Hacıosman'a 2018'de 4 kere muayene olarak, psikiyatri desteği aldığı belirtilmişti.İddianamede, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik belirtili ağır depresif nöbet tanısıyla tedavisi yapılan sanığın 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenmişti.
Mersin'de Girit Göçmeni Kadınların Yaptığı Ekmeğe Talep Artıyor
MERSİN (AA) - Girit göçmeni kadınlar ekşi mayalı ekmek yapma geleneğini sürdürüyor.İhsaniye Mahallesi'nde yaşayan kadınlar, Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak'ın desteğiyle kurulan fırınlarda kültürlerine özgü ekmeği imal ediyor.Gültak da siparişleri yetişmek için yoğun şekilde çalışan kadınları ziyaret etti.Kadınlarla ekmek pişiren ve çalışmaları hakkında bilgi alan Gültak, gazetecilere yaptığı açıklamada, gelen talep üzerine mahallede 5 fırın yaptıklarını belirterek, 'Kadınlarımız burada günlük ekmek çıkarıyor. Bu fırınlar sayesinde, kültür ve örfün gençlere aktarılmasını hem de kadınların bir şeyler üretip evleri için kazanç elde etmesini sağladık. Köyü iyi tanıtıp agro turizmine katkı sağladığımıza da inanıyorum.' dedi.Ekmek yapan kadınlardan Medine Yalçın ise ekmeğin yapımının zahmetli olduğunu dile getirerek, 'Hazır hale gelmesi 6-7 saati buluyor. Kadınlar olarak bu kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz. Satışlarımız artıyor.' dedi.İhsaniye Mahallesi muhtarı Yücel Şen de ekmeği Mersin ve Adana'da birçok yere gönderdiklerini ifade etti.
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi" İçin Hızlı Karar Alınmasını İstedi
BİŞKEK (AA) - Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, hükümete yatırımcıların desteklenmesi, korunması ile yatırım ortamının iyileştirilmesi için hızlı karar alma talimatı verdi.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Caparov, bir hafta önce Başbakanlık görevine getirilen Ulukbek Maripov'u makamında kabul etti.Görüşmede, ekonomideki durgunluğa karşı önlemler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele tedbirleri, ülkenin orta vadeli kalkınmasının kilit alanları ile ekonomideki yapısal reformlar ele alındı.Ülke ekonomisinin son derece zor bir durumda olduğunu belirten Caparov, hükümete özel girişimcilerin ve yatırımcıların desteklenmesi, korunması ile yatırım ortamının iyileştirilmesi için hızlı karar alınması yönünde talimat verdi.Caparov, iş çevrelerinin devletin kurumlarına güvenini artırmak ve ekonominin desteklenmesi için hükümetin, kapsamlı bir krizle mücadele eylem planını acilen kabul etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Osmaniye'de Tefecilik Yaptığı İleri Sürülen 2 Şüpheli Gözaltına Alındı
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde tefecilik yaptığı ileri sürülen 2 zanlı yakalandı.İl ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, M.G. ve A.G'nin tefecilik yapığı ihbarı üzerine çalışma başlattı.Operasyonla M.G. ve A.G'yi gözaltına alan ekipler, zanlıların adreslerinde 110 bin 300 liralık makbuz, 85 bin 800 liralık borç senetleri, alacaklı listesi, boş senetler ve ruhsatsız tabanca ele geçirdi.Şüpheliler, jandarma karakoluna götürüldü.
Reklam