onedio
Bm'den "Myanmar'da Darbe Karşıtı Protestoculara Orantısız Güç Kullanılmasına" Tepki
CENEVRE (AA) - Birleşmiş Milletler (BM), Myanmar'da askeri darbe ve hükümet üyelerinin gözaltına alınmasına yönelik bugün yapılan protestolarda güvenlik güçlerinin 'orantısız güç kullanıldığı' yönündeki haberlerden büyük endişe duyulduğunu bildirdi.BM Myanmar İnsani Yardım Koordinatörü Ola Almgren, ülkedeki protestolara ilişkin yazılı açıklama yaptı.Almgren, başkent Nepido ve Mandalay başta olmak üzere diğer kentlerden gelen haberlere göre, ülke çapındaki protestolarla bağlantılı, bazıları ciddi olmak üzere çok sayıda göstericinin güvenlik güçlerinin müdahalesiyle yaralandığını aktardı.'Güvenlik güçlerini, barışçıl toplanma hakkı ve ifade özgürlüğü dahil olmak üzere insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı göstermeye çağırıyorum.' ifadesini kullanan Almgren, göstericilere karşı orantısız güç kullanılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.İnsan Hakları Konseyi 'özel oturum' ile toplanıyorÖte yandan Cenevre merkezli BM insan Hakları Konseyi, 'Myanmar'daki krizin insan haklarıyla ilgili sonuçları' başlığıyla 12 Şubat cuma günü 'özel oturum' düzenleyecek.Şimdiye kadar 47 ülkenin destek verdiği 'özel oturum' talebi İngiltere ve Avrupa Birliğinden geldi. Konseyde gözlemci sıfatıyla yer alan Türkiye de oturuma destek veren ülkeler arasında yer aldı.BM İnsan Hakları Konseyinde şimdiye kadar 28 özel oturum yapılmıştı.Protestolar ülke geneline yayılmıştıMyanmar'da ülkenin çeşitli kentlerinde askeri darbeyi protesto etmek için sokağa çıkan gruplara plastik mermiyle müdahale eden polisin en az 27 kişiyi gözaltına aldığı belirtilmişti.Myanmar askeri yönetimi, darbe karşıtı protestoların ülkeye yayılması üzerine dün, Yangon ve Mandalay'ın 7 ilçesinde sıkıyönetim ilan etmişti.Ayrıca ülkede akşam 20.00'den sabah 04.00'a kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, 5 kişiden fazla grupların toplanması yasaklanmıştı.Myanmar'da askeri darbeMyanmar ordusu, 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı iddiaları üzerine 1 Şubat'ta yönetime el koymuş, bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti. Devlet Başkanı Win Myint, Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii ile iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinin (NLD) önde gelen isimleri gözaltına alınmıştı.Son 14 yılın en kalabalık protestolarıMyanmar'ın çeşitli illerinde 6 Şubat'ta darbeye karşı kitlesel gösteriler ve sivil itaatsizlik eylemleri başlamış, kısa sürede ülke geneline yayılmıştı.Protestoların ilk gününde askeri hükümet, bazı sosyal medya ağlarını ve telefonlara internet servisini yasaklamıştı.Yasaklara rağmen örgütlenen darbe karşıtları, 7 Şubat'ta Yangon kentinde 2007'den bu yana en geniş kalabalığı toplayarak sokaklara dökülmüştü. Darbe karşıtı protestolar ülke dışına da yayılmış, geçen haftadan bu yana Japonya ve Tayland'daki Myanmar büyükelçiliklerinin önünde gösteriler düzenlenmişti.
Msb, Zorlu Kış Koşullarında Görev Yapan Askerlerin Fotoğraflarını Paylaştı
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Mehmetçiğin her türlü arazi ve iklim şartlarında daima göreve hazır olduğunu bildirdi. Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, Hakkari'nin Çukurca ilçesinde zorlu kış şartlarında görevlerini yerine getiren askerlerin fotoğrafları paylaşıldı. Paylaşımda, 'Kahraman Mehmetçiklerimiz, her türlü arazi ve iklim şartlarında daima göreve hazır. Hakkari Çukurca'da konuşlu Şentepe Üs Bölgesi'nde zorlu kış şartlarında terörle mücadele faaliyetlerine aralıksız devam ediliyor.' ifadeleri kullanıldı.
Bilgisayar Korsanları ABD'de Bir Şehrin Su Sistemine Kimyasal Madde Pompalamaya Çalıştı
NEW YORK (AA) - Bilgisayar korsanlarının ABD’nin Florida eyaletindeki Oldsmar şehrinin şu sistemini hackleyerek tehlikeli bir kimyasal maddeyi içme suyuna karıştırmaya çalıştığı belirtildi.Pinella Bölgesi Polis Departmanından yapılan açıklamada, 5 Ocak’ta şehrin şu sistemine uzaktan iki defa erişim sağlandığı ve içme suyuna tehlikeli derecede sodyum hidroksit pompalanmaya çalışıldığı kaydedildi.Bir şehir çalışanının olayı fark etmesiyle, normalde su kanallarını temizlemek için kullanılan söz konusu kimyasalın kısa zamanda zararsız seviyeye indirildiği bildirildi.Yaklaşık 15 bin nüfuslu şehir sakinlerinin endişe edeceği bir durum olmadığı belirtilen açıklamada, yüksek oranda sodyum hidroksitin iç organlara zarar verdiğine ve kusma, baş ağrısı ve ishal gibi etkileri olduğuna dikkat çekildi.Oldsmar Belediye Başkanı Eric Seidel, saldırının ABD içi veya dışından mı olduğunu henüz bilmediklerine işaret ederek, 'Dışarıda kötü niyetli birileri var.' ifadesini kullandı.​​​​​​​Florida Cumhuriyetçi senatörü Mark Rubio da, Twitter hesabından olayın ulusal güvenlik sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) olayı araştırması çağrısında bulundu.
Türkiye'de 8 Bin 636 Kişinin Kovid-19 Testi Pozitif Çıktı, 98 Kişi Hayatını Kaybetti
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 137 bin 712 Kovid-19 testi yapıldı, 8 bin 636 kişinin testi pozitif çıktı, 98 kişi yaşamını yitirdi. Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı.Buna göre, son 24 saatte 137 bin 712 Kovid-19 testi yapıldı, 8 bin 636 kişinin testi pozitif çıktı, 98 kişi hayatını kaybetti, hasta sayısı 659 oldu.Son 24 saatte 8 bin 109 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 437 bin 382'ye yükseldi.Test sayısı 30 milyon 893 bin 496'ya ulaştı. Vaka sayısı 2 milyon 548 bin 195, vefat sayısı 26 bin 998, ağır hasta sayısı 1310 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 3,7, yatak doluluk oranı yüzde 47,5, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 59,7, ventilatör doluluk oranı yüzde 29,5, ortalama temaslı tespit süresi 7 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,9 olarak kayda geçti.
İsrail'den Blinken'a "Golan Tepeleri" Yanıtı: Sonsuza Kadar İsrail'in Parçası Olarak Kalacak
KUDÜS (AA) - İsrail yönetimi, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın işgal altındaki Suriye toprağı olan Golan Tepeleri'ne ilişkin açıklamasına, söz konusu bölgenin 'sonsuza kadar İsrail'in bir parçası olarak kalacağı' cevabını verdi. Başbakanlık Basın Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Golan Tepeleri'ne ilişkin İsrail'in tutumunun açık olduğu belirtildi.Açıklamada, 'Olası herhangi bir senaryoda, Golan Tepeleri İsrail'de kalacak ve Golan Tepeleri sonsuza kadar İsrail'in bir parçası olarak kalacak.' ifadelerine yer verildi. ABD Dışişleri Bakanı Blinken'a dün CNN televizyonunda 'Biden yönetimi, Golan Tepeleri'ni İsrail'in bir parçası olarak görmeye devam edecek mi?' sorusu yönetilmişti.Bunun üzerine Blinken, Golan Tepeleri'nin İsrail'in güvenliği için 'önemli' olduğunu söylerken, 'Yasal sorular (İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki egemenliğinin tanınması) başka bir konu. Eğer zaman içinde Suriye'deki durum değişirse buna yeniden bakarız ancak durum şu anda bundan çok uzak.' değerlendirmesinde bulunmuştu. Eski ABD Başkanı Donald Trump, 25 Mart 2019'da, 'Golan Tepeleri üzerinde İsrail'in egemenliğini ABD'nin resmen tanıdığını' ilan eden başkanlık kararnamesini imzalamıştı.İsrail, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri'ni 1967'den bu yana işgal altında tutuyor.
Husiler, Bm Yemen Temsilcisi'ni "Bm Giysili İngiliz Temsilci" Olmakla İtham Etti
SANA (AA) - Yemen'deki İran destekli Husiler, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'i 'BM giysili İngiliz temsilcisi' olmakla suçladı.Husilerin sözcüsü Muhammed Abdusselam, Griffiths'in 'Husilerin, Yemen'in doğusundaki saldırganlık eylemlerine yeniden başlamasından endişe duyduğuna' ilişkin açıklamasının ardından Twitter hesabından açıklamada yaptı. Griffiths'in İngiliz büyükelçisinin mantığı gibi halkın kendisini müdafaa faaliyetlerini saldırı olarak nitelendirdiğini savunan Abdusselam, bu durumun, Griffiths'i 'BM giysili bir İngiliz temsilcisi' yaptığını kaydetti. Husilerin müzakere heyeti liderliği görevini de yürüten Abdusselam ayrıca BM'yi; Yemen meselesine dörtlü saldırganlık perspektifinden (ABD, İngiltere, Suudi Arabistan, BAE) bakmakta ısrar etmekle suçladı.Bu ısrarın da sıkıntıların devam etmesine katkı sağladığını belirten Abdusselam, barışa aracılık edecek kimsenin çarpık mantığını değiştirmesi gerektiğini vurguladı.BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths, gün içerisinde yaptığı açıklamada, Yemen'deki savaşı sona erdirmek ve siyasi süreci yeniden başlatmak için yürütülen diplomatik çabaların ivme kazandığı bir zamanda Husilerin, ülkenin doğusundaki Marib ilinde saldırgan faaliyetlere yeniden başlamasından derin endişe duyduğunu ifade etmişti.Yemen Savunma Bakanlığından 7 Şubat'ta yapılan yazılı açıklamada, Husilerin Marib iline balistik füze atması sonucu 3 sivilin öldüğü, 3 kişinin de yaralandığı belirtilmişti. Söz konusu saldırının ardından ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere'den yapılan açıklamalarda, Husiler, Yemen toprakları içinde ve Suudi Arabistan'a yönelik askeri saldırıları derhal durdurmaya çağrılmıştı. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.
Reklam
Katar Dışişeri Bakanı, Lübnanlı Yetkililerle "Ülkedeki Ekonomik Ve Siyasi Krizi" Görüştü
BEYRUT (AA) - Lübnan'da temaslarını sürdüren Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Hassan Diyab ile ülkedeki ekonomik ve siyasi krizi değerlendirdi.Beyrut Limanı'ndaki patlama sonrası hükümetin istifasına rağmen yaklaşık altı aydır yeni hükümetin kurulamadığı ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte ekonomik krizin daha da derinleştiği Lübnan'ı ziyaret eden Al Sani, başkent Beyrut'ta Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın ardından Meclis Başkanı Berri ve Başbakan Diyab ile bir araya geldi.Lübnan Meclis Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Berri-Al Sani görüşmesinde, aylardır süren hükümet krizinin yanı sıra Lübnan ve bölgedeki siyasi gelişmeler ele alındı.Görüşmede Berri, Katar Dışişleri Bakanı Al Sani'ye 'Lübnan'da hükümetin bir an önce kurulması gerektiğini' vurguladı.Ülkenin resmi ajansı NNA'da yer alan habere göre, Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ile Başbakan Diyab arasındaki görüşmede de ülkede devam eden hükümet krizi ve Katar'ın Lübnanlı siyasi grupları yeni hükümetin kurulması konusunda yapıcı davranmaya teşvik etmesinin yolları ele alındı. Katarlı Bakan, Cumhurbaşkanı Avn ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası yaptığı açıklamada, hükümet kurulduktan sonra Lübnan'a yardım mesajı vermişti.Al Sani, düzenlediği basın toplantısında, şunları kaydetmişti:'Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'nin, Lübnanlı güçlerin hükümeti kurma konusunda ulusal çıkarları tercih etmeye davet eden mesajını Cumhurbaşkanı Avn'a ilettim. Hükümet kurulduktan sonra Katar olarak Lübnan'a yardım seçeneklerini değerlendirmeye hazırız.'Ülkedeki ekonomik ve siyasi durumKamu borcunun 90 milyar doları aştığı Lübnan, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük ekonomik krizlerden birini yaşıyor.İşsizliğin yüzde 35'i, yoksulluğun yüzde 50'yi aştığı Lübnan, Ağustos 2020'de Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlamayla ekonomik açıdan daha da zor duruma düştü.Patlama sonrası gelen tepkiler üzerine 10 Ağustos 2020'de Diyab hükümetinin istifa etmesine rağmen, ülkede siyasi gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle aylardır yeni hükümet kurulamıyor.Siyasi güçler ile yöneticileri ülkedeki ekonomik krizin nedeni olarak gören halk, uzun yıllardır yönetimi paylaşan mezhepsel siyasi partilerin yer almadığı, teknokratlardan oluşan küçültülmüş bir hükümetin kurulmasını talep ediyor.
Antalya-Mersin Kara Yolunda Kontrollü Patlama Gerçekleştirildi
ANTALYA (AA) - Antalya-Mersin kara yolunda yamaçtan koparak yola düşen kayaların parçalanması için kontrollü patlama yapıldı. Antalya'nın Gazipaşa ilçesini, Mersin'in Anamur ilçesine bağlayan D-400 kara yoluna düşen kaya parçalarını kaldırmak için Karayolları ekipleri, çalışmalarını sürdürüyor.Yola düşen büyük kayanın parçalanması amacıyla dinamitle patlama yapıldı. Patlama sırasında jandarma ve polis ekipleri, güvenlik önlemi aldı. Kontrollü patlamanın ardından yola savrulan kaya parçalarının temizlenmesi amacıyla çalışma başlatıldı. Antalya-Mersin kara yolunda 31 Ocak'ta yamaçtan kopan kaya parçaları yola düşmüştü. Kaya parçaları nedeniyle kara yolu trafiğe kapanmış, Karayolları ekipleri bölgede çalışma başlatmıştı.
Reklam
Antalya-Mersin Kara Yolunda Kontrollü Patlama Gerçekleştirildi
ANTALYA (AA) - Antalya-Mersin kara yolunda yamaçtan koparak yola düşen kayaların parçalanması için kontrollü patlama yapıldı. Antalya'nın Gazipaşa ilçesini, Mersin'in Anamur ilçesine bağlayan D-400 kara yoluna düşen kaya parçalarını kaldırmak için Karayolları ekipleri, çalışmalarını sürdürüyor.Yola düşen büyük kayanın parçalanması amacıyla dinamitle patlama yapıldı. Patlama sırasında jandarma ve polis ekipleri, güvenlik önlemi aldı. Kontrollü patlamanın ardından yola savrulan kaya parçalarının temizlenmesi amacıyla çalışma başlatıldı. Antalya-Mersin kara yolunda 31 Ocak'ta yamaçtan kopan kaya parçaları yola düşmüştü. Kaya parçaları nedeniyle kara yolu trafiğe kapanmış, Karayolları ekipleri bölgede çalışma başlatmıştı.
Ak Parti Myk Toplantısı Sona Erdi
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi.Parti genel merkezinde basına kapalı gerçekleştirilen toplantı 3 saat sürdü.
Reklam
Çevre Ve Şehircilik Bakanı Kurum, Nallıhan'ı Ziyaret Etti:
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Nallıhan ilçesindeki gençlere, 'Tapduk Emre'nin, Yunus Emre'nin torunları olarak size düşen çok önemli görevler var. Yunus Emre'nin hoşgörüsünü tüm dünyaya tüm Türkiye'ye yaymalısınız.' dedi.Kurum, Güdül ziyaretinin ardından Nallıhan'daki Çayırhan Göl Kenarı Rekreasyon Alanı'nda düzenlenen 'Temiz bir çevre için gençlik buluşması' etkinliğine katıldı.Gençlerin sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, Sıfır Atık Projesi'nin bir tasarruf projesi olduğunu anlattı. Projenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde başlatıldığını anımsatan Kurum, şunları kaydetti:'Proje kapsamında, Türkiye'nin her tarafında değerlendirilebilir atıklarımızın toplanarak geri dönüşüme gönderilmesi noktasında bir çalışmamız var. Sıfır Atık Projesi'ni çok daha kapsamlı bir hale getirecek bir proje yürütüyoruz. Denizlerimizi, akarsularımızı koruyacak Sıfır Atık Mavi Projesi'ni yürütüyoruz.Çevre Ajansı'nı kurduk. Çevre Ajansı ile birlikte geri dönüşüm sistemimiz hızlanacak, depozito sistemi yaygınlaşacak. Şehir ve ülkemizdeki yeşil alanların, doğal alanların korunmasını hızlandıracak bir çok proje gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz, 2023 yılına kadar tüm ilçelerimizde, şehirlerimizde sıfır atık uygulamasını yaygınlaştırmaktır. Bu anlayışla da çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz.'Bakan Kurum, Sıfır Atık Projesi ile yıllık 100 bin kişiye istihdam sağlanacağını belirtti.İklim değişikliğinin etkilerine ilişkin de soruları yanıtlayan Bakan Kurum, Türkiye'de iklim değişikliğinin etkinlerini en aza indirmek için eylem planları hazırladıklarını anlattı.Karadeniz bölgesi eylem planı çerçevesinde sel ve taşkın riski olan binaların taşınma sürecinin yürütüldüğünü aktaran Kurum, eylem planlarıyla şehirleri güvenli hale getirmek için çalıştıklarını dile getirdi.Deprem konusunda da gençlerin sorularını yanıtlayan Kurum, gençlerin sağlam, alt yapısı olan binalarda, evlerde oturması için ailelerin riskli olduğu düşündükleri binaları, evleri için belediyelere müracaat etmesi gerektiğini anımsattı.Bakan Kurum, Türkiye'de acil dönüşmesi gereken konutlar için kısa zamanda adım attıklarını, atmaya da devam edeceklerini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2021 yılını 'Yunus Emre' yılı ilan ettiğini anımsatan Kurum, 'Tapduk Emre'nin, Yunus Emre'nin torunları olarak size düşen çok önemli görevler var. Yunus Emre'nin hoşgörüsünü tüm dünyaya tüm Türkiye'ye yaymalısınız.' dedi.Bakan Kurum, konuşmasından ardından etkinlikte kurulan alanda ok attı, gençlerle birlikte bisiklete bindi.Daha sonra esnafı ziyaret eden Bakan Kurum, esnafın ve alanda bulunan vatandaşların sorunlarını dinledi.Bakan Kurum, Nallıhan Belediye Başkanlığını da ziyaret etti.
Fırat Kalkanı Bölgesinde Terör Saldırısı Önlendi
AZEZ (AA) - Suriye Milli Ordusuna (SMO) bağlı yerel güvenlik güçleri, Suriye'nin kuzeyindeki Azez ilçesinde bomba düzeneğini tespit ederek, terör saldırısını engelledi.SMO kaynaklarından alınan bilgiye göre, Kilis'in karşısındaki Suriye topraklarında yer alan Azez merkezindeki işlek bir caddede bomba düzeneği tespit edildi.Güvenlik güçleri, bomba düzeneğini etkisiz hale getirdi.Fırat Kalkanı bölgesindeki Azez ve Bab ilçelerinde 31 Ocak'ta terör örgütü YPG/PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarında 10 kişi hayatını kaybetmiş, 24 kişi yaralanmıştı.
Etiyopya 9 Milyon Doz Kovid-19 Aşısı Alacak
ADDİS ABABA (AA) - Afrika ülkelerinden Etiyopya'da hükümet, 2 ayda 9 milyon doz yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı alacağını açıkladı. Sağlık Bakanı Lia Tadesse, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Kovid-19 ile mücadele kapsamında 'Maske yoksa hizmet yok' kampanyası başlattıklarını söyledi.Tadesse, 'Kovid-19 ile mücadele kapsamında gelecek iki ay içinde 9 milyon doz aşı almayı planlıyoruz.' dedi.İlk doz aşıları mart sonuna doğru almayı planladıklarını dile getiren Tadesse, 2021'in sonuna kadar 20 milyon doz Kovid-19 aşısı alacaklarını kaydetti.110 milyona yaklaşan nüfusuyla Etiyopya'da 142 bin 994 Kovid-19 vakası tespit edildi, 2 bin 156 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.
Reklam
İngiltere'de Facebook Hakkında Kişiler Verileri Korumadığı İddiasıyla Dava Açıldı
LONDRA (AA) - İngiltere'de bir milyondan fazla kullanıcının kişisel verilerini korumadığı gerekçesiyle sosyal medya şirketi Facebook hakkında dava açıldı. Telegraph gazetesinin haberine göre, Londra'daki davada Facebook'un kasım 2013-mayıs 2015 arasında kullanıcıların bilgilerine izinleri veya onayları olmadan üçüncü taraf bir uygulamanın erişmesine izin verdiği iddia edildi.O dönemki Facebook'un gizlilik ayarlarının, 'This is Your Digital Life' adlı uygulamanın yalnızca kullanıcıların bilgilerini değil, kişinin uygulamayla hiç etkileşimi olmamış Facebook arkadaşlarının bilgilerini de toplamasına olanak tanıdığı belirtildi.Uygulamanın ad, cinsiyet, konum, fotoğraflar ve beğenilen sayfalarla ilgili bilgilerin tamamını topladığı kaydedildi.Gazeteci Peter Jukes, davayı kendisi ile İngiltere ve Galler'deki yaklaşık bir milyon kullanıcı adına açtığını belirtti.Uygulamaya verilen erişimim izninin, bu bilgilerin firmalar tarafından kötüye kullanılmasına yol açtığını savunan Jukes, 'Facebook, kullanıcılarla ilgili özel verileri, rızaları ve hatta bilgileri olmadan üçüncü taraf bir uygulamaya açarak kendine olan güveni kötüye kullandı.' dedi.Davacıyı temsil eden Hausfeld Hukuk Bürosu ise Facebook'un yasal yükümlülüklerini ihlal ettiğini savundu. Facebook, 2019'da İngiltere'de kişisel verilerin siyasi kampanyalarda kötüye kullanılmasıyla ilgili bir soruşturmasının ardından 500 bin sterlin (4 milyon 877 bin TL) para cezası ödemeyi kabul etmişti. Facebook hakkında, 2018'de Cambridge Analytica adlı şirketin milyonlarca kullanıcının kişisel verilerini uygunsuz bir şekilde edinmesi nedeniyle çeşitli ülkelerde dava açılmıştı.Skandalın ortaya çıkması sonucu kapanan Cambridge Analytica, edindiği verileri İngiltere'de 2016 Brexit referandumunda ayrılık yanlısı seçmenleri hedeflemek için kullanmakla suçlanmıştı.
AB Yüksek Temsilcisi Borrell, İstifasını İsteyen Ap Milletvekillerine Karşı Kendini Savundu
BRÜKSEL (AA) - AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, geçen hafta Rusya'ya yaptığı ziyarette AB'nin çıkarlarını savunamadığı gerekçesiyle istifasını isteyen Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekillerine karşı ziyaretini savundu, Moskova'ya giderek risk aldığını, AB'nin Rusya ile ilişkilerde 'dönüm noktasında' olduğunu söyledi. Borrell, çoğu eski Sovyet ve Doğu Bloku ülkelerinden 70'ten fazla Avrupa Parlamentosu milletvekilinin Rusya ziyaretinde 'küçük düşürücü' gelişmelere karşı AB'nin çıkarlarını savunamadığı gerekçesiyle istifasını istemesinin ardından parlamento genel kurulunda ziyareti hakkında konuşma yaptı.AB ile Rusya'nın birçok konuda anlaşmazlık içinde olduğunu ancak stratejik ilişkilerin omurgasını oluşturan enerji gibi konular bulunduğunu vurgulayan Borrell, Rusya'nın Ukrayna politikası nedeniyle 2014'ten beri siyasi diyaloğun durma noktasında olduğunu hatırlattı.Borrell, son dönemde Rus muhalif Aleksey Navalnıy'ın zehirlenmesi ve tutuklanması sonrasında Moskova'yı ziyaret etmek, insan hakları, siyasi özgürlükler ve Navalnıy'ın serbest bırakılması meselesini Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yüz yüze konuşmak istediğini söyledi.Lavrov ile görüşmesini 'hararetli' ve 'gergin' şeklinde nitelendiren Borrell, ayrıca, martta AB-Rusya ilişkilerinin ele alınacağı AB Liderler Zirvesi öncesinde Rusya'nın ilişkilerin kötü gidişini tersine çevirip yapıcı bir diyalog isteyip istemediğini sınamak için Moskova'ya gittiğini ifade etti.'Risk aldım'Rusya'nın bunu istemediğini aktaran Borrell, 'Bu ziyaret malum riskleri içeriyordu. Ben bu riskleri aldım.' dedi.Borrell, 'Lavrov'a Navalnıy ile görüşmek istediğimi söyledim ama bana mahkemede olduğunu, zaman kısıtlaması nedeniyle mümkün olmadığını söylediler. Halbuki o sırada Navalnıy mahkemenin önünde oturuyordu.' şeklinde konuştu. Borrell, ziyaretten daha endişeli döndüğünü dile getirerek, 'Rus hükümeti, endişe verici şekilde giderek daha otoriter bir hale geliyor. Sivil toplum ve ifade özgürlüğünün alanı daralıyor. Demokratik alternatiflerin ortaya çıkması için neredeyse hiç alan kalmıyor. Rus makamları, Navalnıy olayındaki gibi bu tür girişimleri yok etme konusunda acımasız olduklarını gösterdi.' diye konuştu.'Rusya ile dönüm noktasındayız'Rusya'nın Avrupa'dan bağını kopardığını, Avrupa'nın liberal demokratik sistemini kendisine varoluşsal tehdit gördüğünü savunun Borrell, 3 Avrupalı diplomatın Rusya'da istenmeyen kişi ilan edildiğini Lavrov ile toplantısının sonuna yaklaşılırken öğrendiğini, karardan geri dönmelerini istediğini ancak bunun mümkün olmadığını söyledi.Borrell, Rusya'nın jeostratejik seçimlerinden 'çok endişeli' olduğunu vurgulayarak, 'Rusya ile ilişkilerimizde bir dönüm noktasındayız. Yapacağımız seçimler bu yüzyılın uluslararası güç dinamiklerini belirlememize yol açacak.' dedi.Marttaki AB Liderler Zirvesinde Rusya'ya yaptırım kararı çıkabileceğini söyleyen Borrell, Rusya ile 'kalıcı bir karşı karşıya gelme' durumundan kaçınarak ve Rus halkına sırt çevirmeden sivil toplumla ilişkilerin sürmesi gerektiğini vurguladı.'Rusya bizi bölmek istedi ama başaramadı.' diyen Borrell, Rusya ile iletişim kanallarının açık tutmaktan yana olduğunu dile getirdi ve 'Dış politika, ofiste oturarak güvenli bir mesafeden yazılı açıklamalar yapmaya indirgenemez.' ifadesini kullandı.Borrell'in istifası istenmiştiAvrupa Parlamentosundaki 73 milletvekili, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e mektup yazarak, Borrell'in geçen haftaki Rusya ziyaretinde 'küçük düşürücü' gelişmeler karşısında AB'nin çıkarlarını savunamadığı için istifa etmesini istemişti.Milletvekilleri, Borrell'i ortak basın toplantısında Lavrov'un AB'ye yönelik eleştirilerine karşı çıkmamakla, 3 AB ülkesinin diplomatlarının 'istenmeyen kişi' ilan edilmeleri karşısında ziyaretini sonlandırarak kararlı bir sinyal vermemekle suçlamıştı.Mektupta, 'Sayın Borrell kendi rızasıyla istifa etmezse AB Komisyonu Başkanının harekete geçeceğine inanıyoruz.' ifadesine yer verilmişti.AB Komisyonu sözcüleri ise von der Leyen'in Borrell'e desteğinin tam olduğunu açıklamıştı.
Reklam
Libya İçişleri Bakanı Başağa: "Görevi Yeni Hükümete Devretmeye Hazırız"
TRABLUS (AA) - Libya İçişleri Bakanı Fethi Başağa, yeni seçilen geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin güvenoyu almasının ardından görevi teslim etmeye hazır olduklarını söyledi.Başağa, Bakanlık'ta düzenlediği basın toplantısında, Birleşmiş Milletler öncülüğündeki diyalog kapsamında seçilen yeni geçici yürütme otoritesi, ülkedeki barış süreci ve yolsuzluk sorunu hakkında bakanlık personeline hitap etti. Bakan Başağa BM öncülüğündeki Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) üyelerinin oylamasıyla seçilen, geçici Ulusal Birlik Hükümet, 'meclisten güvenoyu alana kadar görevine devam edeceklerini' kaydeden Başağa, 'Ardından görevi hemen yeni hükümete devretmeye hazırız.' dedi.Libyalı Bakan, Tobruk'taki Temsilciler Meclisi'nden güvenoyu almasının ardından Libya'yı 24 Aralık'ta yapılmasına karar verilen seçimlere kadar yönetecek yeni hükümete destek çağrısı yaparak, 'Herkesi, güvenoyu alması ve ülkeyi seçimlere götürebilmesi için yeni hükümeti desteklemeye çağırıyorum.' dedi.Libyalı Bakan, şöyle devam etti:'Başkanlık Konseyi Başkanı ve Hükümetin Başbakanı, Libyalıların seçimi neticesinde kazanmalarından ötürü tebrik ettim. Bu çok şeffaf bir seçimdi. BM'ye bu yüzden teşekkür ediyoruz. Bu diyalog kültürünün Libya'da hüküm sürmesini istiyoruz.'Bakan Başağa ayrıca, 'Ulusal barışın tesisi çerçevesinde, doğu bölgesi Sirenayka'yı ziyaret edeceğim.' dedi.Sirenayka, ülkedeki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter'in kontrolünde bulunurken, Başağa'nın burayı ziyaret edeceğini söylemesi salondaki Bakanlık personeli tarafından alkışlarla karşılandı.Libya'yı yıkıma uğratan şu anki 'en büyük düşmanının' yolsuzluk olduğuna da işaret eden Başağa, 'En büyük savaşımız her zaman yolsuzluğa karşı olacak.' dedi.BM öncülüğünde yürütülen Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun 74 üyesinin 1-5 Şubat tarihlerinde İsviçre’de yaptığı oylama sonucunda, Libya’yı 24 Aralık’taki seçimlere kadar yönetecek olan, Başkanlık Konseyi ve Ulusal Birlik Hükümet'ten oluşan geçici yürütme otoritesi seçildi.LSDF'deki seçim sonucunda belirlenen yönetimin Başbakanlığına Abdülhamid Dibeybe seçilirken, yeni Başbakan'ın en geç 21 gün içinde (26 Şubat'a kadar) kabinesini oluşturması gerekiyor.Dibeybe'nin oluşturacağı kabine ve programını, güvenoyu almak için Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi'ne sunması gerekiyor. Temsilciler Meclisi'nin de aynı şekilde 21 gün içinde yani en geç 19 Mart'a kadar tüm hükümeti mecliste tek seferde güvenoyuna tabi tutması şartı koşuluyor.
Bm'ye, Sri Lanka'da Kovid-19'Dan Ölen Müslümanların Cesetlerinin Yakılmasının Durdurulması Çağrısı Yapıldı
LONDRA (AA) - İngiltere'nin en büyük Müslüman sivil toplum platformu Britanya Müslüman Konseyi (MCB), Birleşmiş Milletleri (BM), Sri Lanka'da yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) ölen Müslümanların cesetlerinin yakılması uygulamasını durdurmaya çağırdı.MCB'den yapılan açıklamada, Sri Lanka hükümetinin Kovid-19 nedeniyle ölenlerin yakılmasına ilişkin kararını devam ettirmesi nedeniyle BM İnsan Hakları Konseyi'ne şikayette bulunulduğu bildirildi.Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen MCB Genel Sekreteri Zara Muhammed, Sri Lanka hükümetinin cesetleri yakma kararından derin endişe duyduklarını ve 'böylesi adaletsiz ve ayrımcı' bir uygulamaya dünyanın hiçbir yerinde rastlanmadığını kaydetti.Muhammed, Sri Lanka hükümetinin bu kararı Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tavsiyeleri doğrultusunda değiştirmesini beklediklerini ifade etti.MCB'nin avukatı Tayab Ali, Sri Lanka'da Müslümanların cesetlerinin zorla yakılmasının, din özgürlüğünün ve uluslararası hukukun açık ihlali anlamına geldiğini vurguladı.Ali, 'Sri Lanka makamları hiç bir gerekçe göstermeden DSÖ'nün tavsiyelerini ihlal etti. BM İnsan Hakları Komitesi'nin bu konu ile ilgili şikayetler üzerine, cesetlerin yakılmasının durdurulması için derhal harekete geçeceğini düşünüyoruz.' ifadesini kullandı.
Ak Parti Sözcüsü Çelik, Myk Toplantısı'na İlişkin Açıklamalarda Bulundu: (1)
ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Boğaziçi Üniversitesi, hepimizin göz bebeği bir üniversite, Türkiye'nin en büyük kazanımlardan bir tanesi. Dolayısıyla bundan sonrasında artık eğitim-öğretim hayatının orada sağlıklı bir şekilde işlemesine odaklanmak gerektiği herkesin en önemli hassasiyeti olmalıdır.' dedi.Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. MYK toplantısında kongre süreci ve çalışmaların ele alındığını aktaran Çelik, ekonomi, teşkilat çalışmaları, iç ve dış politikalar konusunda değerlendirilmelerin yapıldığını belirtti.Çelik, çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eyleminin 526'ncı gününe girdiğini anımsatarak, şunları söyledi:'Bu eyleme katılan evlatlarına kavuşmak için bu eylemde bulunan annelerin yaklaşık olarak aile sayısı 200'ü buldu. Aynı şekilde 22 haftadır da Şırnak'taki anneler bu eylemleri vicdan nöbetini ortaya koyuyorlar. Bu vicdan eyleminde çocuklarına kavuşanların yaşadıkları mutluluktan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyoruz.'Çelik, iç ve dış güvenlik operasyonlarının yoğun şekilde sürdüğüne işaret ederek, 'Türkiye, terörle en ilkeli mücadele eden ülkedir, terör örgütleri arasında hiçbir ayrım yapmadan. Maalesef müttefiklerimiz, halen bu ayrımı yapmak ve bunu sağa sola kabul ettirmek konusunda yanlış bir ısrar içindedirler. PKK ile bu mücadeleyi sürdürdüğümüz gibi aynı şekilde geçen haftalarda DEAŞ'a göz açtırmayan güvenlik güçlerimizin çok önemli operasyonları gerçekleştirildi. PKK'nın yanı sıra DEAŞ ile ilgili de önemli operasyonlar oldu.' ifadelerini kullandı.Boğaziçi Üniversitesindeki olaylara ilişkin Çelik, şunları kaydetti:'Çeşitli devletlerin açıklamalarını yakından takip ediyoruz. Bu açıklamalarda, Türkiye'nin egemenlik hakkına dönük olarak hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz birtakım yaklaşımlar, birtakım cümleler söz konusu oluyor. Bunların hiç birini kabul etmediğimizi bir kere daha ifade ediyoruz. Genelde kendi ülkelerindeki olaylarla ilgili detaylı anlayış bekleyenler maalesef bizim ülkemizdeki olaylarla ilgili olarak son derece kaba saba standart açıklamaları yapmakla yetiniyorlar. Türkiye'de bu açıklamaların ifade ettiği gibisinden bir durum söz konusu değil.'Çelik, Türkiye'de eylemlerde olduğu gibi Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinde de demokratik protesto hakkının kullanıldığını vurgulayarak, şunları söyledi:'Hatta sivil itaatsizlik hakkı kullanıldı fakat bir müddet sonra anayasanın, yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde 'atanmış bir yöneticiyi biz yönetici olarak kabul etmiyoruz' ifadesinin ötesinde demokratik protesto hakkı ve sivil itaatsizlik hakkını da aşan bir biçimde fiziki engelleme, rektörlük binasını muhafaza altına alma ve üniversite yönetimini çalıştırmama gibi bir noktaya gelince eylemler, doğal olarak buna güvenlik güçlerinin müdahalesi söz konusu olacaktır. Daha önceki üniversitelerde hangi metotla rektör atanmışsa bu üniversiteye de aynı metotla rektör atandı. Daha önceki üniversitelerle ilgili eleştirileri olanların bunu karar mekanizmalarını iletmek için yapabilecekleri pek çok şey varken daha önceki konularda herhangi bir şekilde bunu bu şekilde bir eylem dizisi ile ortaya çıkmayanların bu sefer bu atama yasaldır ama meşru değildir gibi argüman üretmesi doğru bir şey değil.''Hepimizin göz bebeği'Boğaziçi Üniversitesi eylemlerinde, terörle iltisaklı bazı grupların eylemlerin içine girmesi gibi meselelere karşı son derece hassas olunması ve bu hassasiyetin korunması gerektiğini vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:'Aksi halde hiç istemediğimiz birtakım durumlar ortaya çıkabilir. Nitekim güvenlik güçleri de bunu sağlamak için elinden gelen gayreti gösteriyor. Bu tip meselelerde herkesin sağduyu üretmesi gerekir. Yani öğrencilerin içerisine bu grupların sızması konusunda işte valilik açıklama yapıyor, kimler ne kadar süre içerisinde hangi eylemlere katılmış bunların iltisakları nedir, bu grupların durumları nedir gibisinden. Burada sağduyu meselesiyle hareket etmek zorunludur. Herkes demokratik protesto hakkını kullandı. Ondan sonra engelleme, işte kampüsün şu bölümünü işgal etme, rektörü dışarı çıkarmayız, rektöre hesap sorarız gibisinden yaklaşımlar demokratik protesto kavramı içine girmiyor. Boğaziçi Üniversitesi, hepimizin göz bebeği bir üniversite, Türkiye'nin en büyük kazanımlardan bir tanesi. Dolayısıyla bundan sonrasında artık eğitim-öğretim hayatının orada sağlıklı bir şekilde işlemesine odaklanmak gerektiği herkesin en önemli hassasiyeti olmalıdır.'Çelik, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye Twitter tarafından uygulanan sansüre ilişkin, şunları kaydetti: 'Daha önce de söylediğim gibi sosyal medya şirketleri, birer özgürlük mecrası olarak ortaya çıktılar ama şimdi kafalarına göre yargı kararı olmadan subjektif kararlarla keyfi kararlarla birer kamu otoritesi gibi davranıyorlar. Örneğin şu soruyu soralım, PKK/PYD yöneticilerinin hesaplarına resmi onay verirken, mavi tık verirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yöneticileri niçin bundan mahrum bırakılıyor bunu neye göre yapıyorsunuz? Şimdi en son Diyarbakır annelerinin eylemlerini anlatan Twitter hesabı engellendi. Buradaki keyfi kararın arkasındaki ilkeler nedir? 'Buradaki keyfi karar değil' diyorsanız, bunun arkasındaki ilkeler nedir? Hiçbir şekilde böyle bir şey gözükmüyor.'Hollanda'daki aşırı sağcı siyasetçi Geert Wilders'ın en büyük nefret suçu üreticisi ve en büyük nefret siyaseti üreticisi olduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:'Peygamberimize, İslam'a ve Müslümanlara, göçmenlere dönük nefret suçunun direkt merkezine oturan tweetlerini niçin engellemiyorsunuz? Buna dönük bir engelleme niye gerçekleştirmiyorsunuz? Bütün bunları yaparken de hangi mahkeme kararı ya da hangi ilkeler bütününe göre hareket ediyorsunuz? Bu kararı verenler neye göre hareket etmiş oluyorlar bunların net bir şekilde bilinmesi lazım. Sosyal medyalar, bir özgürlükçü mekanizma olarak çıktı ama şimdi ulusal iradeleri aşan ulusal iradelerle kavga eden milli egemenlikle kavga eden, hukukla kavga eden birer mekanizmaya dönüşmeye başlıyor. Tabii bu arkasından bir dijital faşizm getirecektir bir dijital diktatörlük getirecektir. Artık yeni mücadele alanı, yeni kriz alanı siber alandır.'(Sürecek)
Fransız Çiftçilerden "Yüksek Fiyattan Satış" Protestosu
PARİS (AA) - Fransa'daki çiftçiler, ülkenin uluslararası market zinciri Carrefour'u, şirketin kendilerinden düşük fiyata aldığı ürünleri yüksek fiyatlarla halka sattığı iddiasıyla protesto etti.Anger kentindeki Carrefour mağazasının önünde toplanan çiftçiler, kendilerine zarar veren Carrefour'un düşük fiyata satın alma politikasına tepki göstererek 'adil ücret' çağrısında bulundu. Gösterilerine devam eden çiftçiler mağazanın iç ve dışına saman ve gazete parçaları attı.Bazı çiftçilerin de protestoya traktör ve tarım makineleriyle katılarak mağazaya saman fırlatması dikkati çekti.Öte yandan, ocakta Kanadalı gıda şirketi Alimentation Couche-Tard, Fransa'nın uluslararası market zinciri Carrefour'u 20 milyar dolara satın almak için teklif vermişti. Fakat Fransa hükümetinin söz konusu satışa karşı çıkmasından sonra Carrefour devralma teklifini reddetmişti. Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, satışa karşı çıkarak, 'Gıda güvenliği pazarlık konusu olamaz. Pandemi durumunda bile tedarik zincirlerinin risk altında olmayacağını garanti etmek istiyorum.' ifadesini kullanmıştı.
Reklam