onedio
Tika'dan Ukrayna'ya Sağlık Alanında Destek
KİEV (AA) - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ukrayna'da Lviv Bölge Çocuk Psikonöroloji Dispanserinde duyusal oda kurdu.TİKA'dan yapılan açıklamaya göre, duyusal odanın kurulmasıyla nörolojik veya zihinsel patolojisi olan 50 çocuk rehabilitasyon hizmetleri alma imkanı buldu.Duyusal terapi, psikolojik sorunları olan çocukların sosyalleşmesini kolaylaştırıyor ve toplumsal hayata adaptasyonlarını sağlıyor.
İkinci El Online Oto Pazarında Rüzgar Tersine Döndü
İSTANBUL (AA) - ABDULSELAM DURDAK - İkinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında satışlar, bu yılın ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,49, bir önceki aya göre de yüzde 10,50 azalırken, araç fiyatları da önceki aya kıyasla ortalama yüzde 1,4 geriledi.AA muhabirinin Indicata'nın ikinci el online pazar raporundan derlediği verilere göre, bu yılın ocak ayında Türkiye ikinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında toplam 103 bin 398 adet satış (ilandan tamamen kaldırılan araçlar satılmış kabul edildiğinde) gerçekleşti. Geçen senenin ocak ayında 144 bin 600 araç satılmıştı.Satılık araç ilanı arttı Satışlarda Ocak 2020'ye göre yüzde 28,49 ve Aralık 2020'ye göre yüzde 10,50'lik düşüş gözlendi. Ocakta ikinci el online binek ve hafif ticari pazarında ilana çıkan araç adedi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 65 artışla 267 bin 68 olarak belirlendi. İlana çıkan araçların yüzde 39'u satıldı.En fazla satış C segmentinde gerçekleştiSegment bazında ele alındığında geçen ay pazarın lideri, 33 bin 734 adetlik satış ve yüzde 40,5'lik payla C segmenti oldu. C segmentinden sonra en fazla satış yüzde 21,7 pay ve 18 bin 45 adetle B segmentinde kaydedildi.Bu dönemde ikinci el online satışlar içinde binek araçların payı yüzde 81, hafif ticari araçların payı yüzde 19 olarak gerçekleşti.Ocak ayında ikinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında 10 bin 308 adetle en çok 4 yaş araçlar satıldı.Satılan araçların yüzde 27'sini 1-4 yaşındaki araçlar, yüzde 45'ini 5-10 yaşındaki araçlar ve yüzde 28'ini 11 ve üzeri yaş araçlar oluşturdu.En fazla fiyat düşüşü A ve B-SUV segmentinde belirlendiBu yılın ilk ayında, ilanlar üzerinden yapılan analize göre, ikinci el online binek ve hafif ticari araç pazarında bir önceki aya göre ortalama yüzde 1,4'lük fiyat düşüşü gözlemlendi.İkinci el pazarında en çok satışı gerçekleşen ilk 28 markanın 200 modeline ait 800 varyantın 15 farklı model yılındaki 70 bin 580 adet ilandaki fiyat değişimleri incelenerek yapılan analize göre en fazla fiyat düşüşü A ve B-SUV segmentinde belirlendi.İnternetten kaldırıldığında 'satış' olarak sınıflandırılıyorÖte yandan, makine öğrenmesi, yapay zeka ve büyük verinin birleşmesinden oluşan iş zekası seti Indicata, Türkiye'deki ikinci el online araç pazarını tarayarak günlük 450 binden fazla ikinci el araç datasını analiz ediyor.Rapordaki satış verileri, ikinci el ticareti yapan kurum ve kuruluşların online pazarda verdikleri ilan verilerine dayanırken, bu verilerin içinde bireysel araç ilanlarına ait veriler bulunmuyor.Online platformda ikinci el ticareti yapan kurumlar iki sebeple satışa sundukları araçların ilanlarını geri çekiyorlar. Birincisi değişen pazar koşullarına göre ilandaki araçların fiyatını revize ederek yeniden ilanı yayınlıyorlar. Bu ilanların yeniden ne zaman yayınlandığı da Indicata tarafından takip ediliyor.İkinci olarak ise ticaret yapan kurum aracını sattığı için ilandan çekiyor ve yeniden satışa sunacağı bir aracının ilanını yayınlıyor. Bu ikinci grup araç ilanları yani ilandan tamamen kaldırılan araçlar satış kabul ediliyor.
Japonya'nın Yeni Ankara Büyükelçisi Suzuki, Türkiye-Japonya İlişkilerini Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - MUHAMMET TARHAN - Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro, ticaretin yanı sıra üretim üssü olarak da Türkiye’nin stratejik cazibesinin Japonya’da tanınmasının kendisi için önemli bir konu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a geçen yıl aralıkta güven mektubunu sunarak Ankara'da görevine başlayan Suzuki, AA muhabirine Türkiye'ye yönelik izlenimleri ve Türkiye-Japonya ilişkilerini değerlendirdi. Fırsat buldukça Türk tarihi çalıştığını vurgulayan Suzuki, 'Türkiye'ye tayin olduğumu öğrendiğim zamandan bugüne kadar uzaktan çalışma uygulaması nedeniyle evde çalıştığım saatlerde ve hafta sonlarında mümkün olduğunca Türkiye tarihini çalışıyorum. Türkiye'ye geldiğimde ilk hissettiğim şey, Türkiye ve Japonya’nın birbirine benzeyen modern tarihlerinin her iki ülkenin ulusal karakterine de yansımış olmasıydı.' diye konuştu.Suzuki, 19. yüzyılın ikinci yarısından bu yana, kendi tarih ve kültürlerine önem vererek 'modernleşmeyi nasıl ileri götürecekleri konusunda duydukları endişe bakımından' iki ülke tarihinin benzer olduğunu aktararak, modernleşme konusunda Türkiye'nin Japonya'dan daha kıdemli olduğunu belirtti. Tarih, kültür ve topluma değer vererek aynı zamanda modernleşmeyi sağlamanın kolay olmadığının altını çizen Suzuki, '19. yüzyılın ortalarından bu yana, yaşanan iniş çıkışlara rağmen 150 yılı aşkın süredir bunu sağlayanlar Türkiye ve Japonya değil midir? Buraya gelip Türklerle bir arada olmaya başladığımda ailevi, sosyal ve bireysel disiplin farkındalığının yüksekliği bakımından kendilerine çok yakın hissettim ancak bunun bir tesadüf olmadığı ve arka planında iki ülke arasındaki tarihsel benzerliklerin bulunduğu kanısındayım.' şeklinde konuştu. Ankara'daki yaşamı 'rahat' bulduğunu dile getiren Suzuki, 'Yeşili bol, sakin kent sokaklarının manzarasını da gerçekten seviyorum. Yürüyüş için çok iyi.' ifadesini kullandı. 'FOIP ve Yeniden Asya girişimleri kavramsal olarak birbirini tamamlıyor'Japonya'nın Özgür ve Açık Hint-Pasifik (FOIP) vizyonunun hayata geçirilmesine yönelik faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydeden Suzuki, 'FOIP vasıtasıyla geniş bir coğrafyada bağlanabilirliğin tesisi hususunun, Avrupa, Asya ve Afrika’nın birleşme noktasında yer alan Türkiye açısından büyük avantaj sağlayacağını düşünüyorum.' değerlendirmesinde bulundu. Suzuki, 'Yeniden Asya' girişimiyle Türkiye'nin daha fazla somut proje ve benzeri girişimlere hazırlandığını anladıklarını belirterek, şöyle devam etti: 'Japonya’nın sürdürdüğü 'FOIP' girişimi ile Türkiye’nin 'Yeniden Asya' girişiminin, kavramsal olarak birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorum. Japonya, coğrafi ve tarihi açıdan bakıldığında, Uzak Doğu, Güney Doğu Asya, Okyanusya ve Pasifik bölgeleriyle derin ilişkilere sahiptir. Aynı şekilde Türkiye de Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya bölgeleri ile derin bağlara sahiptir. Yani, Avrasya kıtasının iki ucunda konumlanmış olan Japonya ve Türkiye’nin ana etkinlik alanları farklılık göstermektedir. Sadece bu açıdan ele alındığında dahi, Japonya ve Türkiye’nin bölgesel girişimlerinde iş birliği yapmalarının anlamı açıktır.' 'Türkiye’nin stratejik cazibesinin Japonya’da tanınması benim için önemli bir konu'Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi verilerine göre, Türkiye'nin dört saatlik uçuşla 76 ülkeden ulaşılabilen, 1,6 milyarlık bir nüfus ve 24 trilyonluk bir gayri safi yurt içi hasıla pazarına erişimi bulunan bir ülke olduğunu aktaran Suzuki, 'Ticaretin yanı sıra bir üretim üssü olarak da Türkiye’nin stratejik cazibesinin Japonya’da tanınması benim için önemli bir konudur.' dedi. Suzuki, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği anlaşmalarının önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Ticari yatırımın artırılması için iki ülke arasında sistemsel açıdan bir teminat oluşturacak Japonya-Türkiye Ekonomik İşbirliği Anlaşması, vergi indirimi, ticari yatırım kurallarının şeffaflığının arttırılması gibi kolaylıklarla daha da geniş kapsamlı ve istikrarlı bir iş ortamı yaratarak her iki ülkeye fayda sağlayacaktır. En önemlisi ise iki ülke halklarının birbirlerini tanıması ve karşılıklı etkileşimin artmasıyla, Japonya’dan gelen yüksek kaliteli yatırımların artarak devam etmesine vesile olacağına inanıyorum.'Büyükelçi, Türkiye'ye yönelik artan Japon yatırımlarının ise 'Evvelden Japonya’dan ihraç edilen ürünlerin, üretim merkezlerinin Japonya’dan Türkiye’ye kaydırılmasıyla, artık Türkiye’den ihraç edilmesi ve bu şekilde Türk ticaretinin gelişimine katkı sağlanması' anlamına gelebileceğini söyledi.Suzuki, 'Ekonomik İşbirliği Anlaşması’nın avantajlarının Türkiye’de doğru şekilde anlaşılması halinde kısa sürede mutabakat sağlanacağına inanıyorum.' ifadesini kullandı. 'Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin faaliyete geçmesi için çalışmalar sürüyor'İstanbul'da kurulan Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin ne zaman faaliyete geçeceğine ilişkin soruyu da cevaplandıran Suzuki, Türkiye'den 6 ve Japonya’dan 4 üyeden oluşan Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Konseyinin Ağustos 2019'dan itibaren üniversitenin açılmasına yönelik zaman çizelgesi ve öncelikli eğitim öğretim ve araştırma alanları gibi üniversitenin temel ögeleri hakkında özenli bir çalışma sürdürdüğünü anlattı. Suzuki, üniversite bünyesinde şimdiye dek alınan kararlar ve mutabık kalınan hususlar konusunda, 'Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, eğitim öğretimin yanı sıra temel ilke olarak bir araştırma üniversitesi olmayı hedeflediği için araştırma yönüne ağırlık verecek.' dedi. Büyükelçi, söz konusu üniversitede 'enerji, doğal kaynaklar ve çevre, bilgi bilimi ve dijital teknoloji dallarında geniş uygulamaların yanı sıra yeni endüstriler yaratmaya yönelik disiplinler arası yaklaşımlar, afet risklerinin önlenmesi, doğal afetlerin etkilerinin azaltılması ile şehirler ve toplumların rezilyansı, matematik, fizik ve kimya gibi temel bilim ve uygulamaları ile yeni endüstriler yaratmaya yönelik disiplinler arası yaklaşımlar, yaşamla ilgili temel bilimler, tıbbi bakım, sağlık ve gıda üretimi uygulamaları için disiplinler arası yaklaşımlar ve kültürel çeşitliliği ve gelecekteki dünyayı destekleyecek beşeri ve sosyal bilimler' konularının 'öncelikli araştırma alanları' arasında olduğuna işaret etti. Üniversitede yapılacak eğitim öğretim ve araştırmanın iki ülke arasındaki akademik ve eğitim alanlarında gerçekleşen iş birliklerini daha da ileriye taşımasını beklediklerini aktaran Suzuki, 'Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin ileriye dönük tasarıları arasında, Japon dili eğitimiyle ilgili bir merkezin de yer alması planlandığı için üniversitenin, bu alanda da farklı ve yeni katkılar sağlamasını bekleyebileceğimizi düşünüyorum.' diye konuştu. Türkiye-Japonya arasında afet risklerinin azaltılması konusunda iş birlikleriSuzuki, Büyük Doğu Japonya Depremi'nde Türkiye'nin afetzedelere 'gönül desteği' sağladığını, Japon halkının aradan 10 yıl geçmesine rağmen Türkiye’ye derin bir minnet içerisinde olduklarını vurguladı.İki ülkenin afet risklerinin azaltılması konusundaki iş birliklerinin somut adımlarla ilerlediğini vurgulayan Suzuki, 'İki ülke arasında Aralık 2018’de imzalanan Japonya-Türkiye Afet Önlemleri İşbirliğine ilişkin Mutabakat Zaptı'na dayanan bu iş birliği, pek çok alanda Türkiye ile ortak çalışmaların geliştirilmesini amaçlamaktadır.' ifadelerini kullandı.Suzuki, 25 Aralık 2020'de Japonya Arazi, Altyapı, Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye'nin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) iş birliğinde 'Afet Risklerinin Azaltılması Türk-Japon Ortak Semineri'nin düzenlendiğini ve iki ülke arasında imzalanan Teknik İşbirliği Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle de teknik iş birliği projeleri ve çeşitli eğitimlerin düzenlenmesinin mümkün olacağını söyledi.Japon turistlerin ilgilerinin 'nasıl çekilebileceğini düşünmek gerekiyor'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle Türkiye ile Japonya arasındaki etkileşimin yavaşlamasının üzücü olduğunu kaydeden Suzuki, vatandaşlar arasındaki etkileşimin artmasının iki ülke arasındaki ticari yatırımların artmasına katkıda bulunacağına dikkati çekti. Suzuki, iki ülke için turizmin, ekonomik büyümenin önemli bir aracı olduğunu vurgulayarak, 'Ülke içi ekonomiye katkı açısından bakıldığında, nitelikli ziyaretçilerin değerinin, yani Türkiye'ye daha çok Japon turistin gelmesinin öneminin anlaşılacağını düşünüyorum. Birçok Japon turist İstanbul aktarmalı olarak Avrupa'ya seyahat ediyor, onların Türkiye’yi transit geçmeden nasıl ilgilerinin çekilebileceğini düşünmek gerekiyor.' dedi.Avrupa ve Orta Doğu gibi çok çeşitli bölgelerden turistlerin de Türkiye aktarmalı olarak Japonya'yı da ziyaret etmelerini istediklerini aktaran Suzuki, 'İngilizcedeki 'Seeing is believing' yani 'görmek inanmaktır' sözüyle eş anlamlı bir atasözü Japoncada mevcut. Sanırım Türkçede de var. Özellikle, karşılıklı olumlu imaja sahip olunduğundan, birbirimizin ülkelerine yapılacak ziyaretler ticaretin artmasına ve iki ülke arasındaki ilişkilerin gerçekten güçlenmesine yol açacaktır. Bu benim, koronavirüs sonrası için hedefimdir.' ifadelerini kullandı.
Çevreyi Kirleten Sektörler Sıkı Takibe Alındı
ANKARA (AA) - ZEHRA AYDIN TURAPOĞLU / AYŞE ŞENSOY BOZTEPE - Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, çevre kirliliğinin engellenmesi için birçok sektörü yakın takibe aldı.Edinilen bilgiye göre, Bakanlık tarafından ülke genelinde faaliyetlerin/tesislerin, çevre mevzuatında belirtilen yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerini tespit etmek, mevzuata uygunluğunu sağlamak ve çevre üzerindeki etkilerini izlemek amacıyla denetim yapıldı.Denetimler sonunda, kanuna aykırı faaliyette bulunan tesislere idari para cezası ve faaliyet durdurma yaptırımları uygulandı. Bu kapsamda, atık bertaraf ve geri dönüşüm sektörüne 2019'da 291 ceza kesilerek, 34 milyon 795 bin 998 lira, 2020'de ise 354 ihlal için 81 milyon 76 bin 647 lira para cezası uygulandı.Sanayi sektörüne (çimento, otomotiv, metal, tekstil ve diğerleri) 2019'da tespit edilen 930 ihlale 32 milyon 225 bin 933 lira, 2020'de 711 mevzuata aykırılık için 54 milyon 232 bin 806 lira ceza uygulandı.Turizm ve konut sektörüne 2019'da 10 milyon 615 bin 853 lira, 2020'de ise 32 milyon 888 bin 859 lira ceza verildi.Tarım, gıda, hayvancılık sektörüne 2019'da 14 milyon 851 bin 141 lira, 2020'de 22 milyon 358 bin 670 lira yaptırım uygulandı.Maden sektörüne 2019'da 20 milyon 626 bin 516 lira, 2020'de ise 16 milyon 448 bin 43 lira ceza kesildi.Eğlence mekanları ve restoranlar da denetlendiEğlence mekanları ve restoran gibi sektörlere 2019'da 9 milyon 757 bin 79 lira, 2020'de 12 milyon 441 bin 516 lira, ulaşım faaliyetleri sektörüne 2019'da 3 bin 279 ihlale 11 milyon 395 bin 923 lira, 2020'de ise 1547 aykırılık için 8 milyon 166 bin 353 lira ceza verildi.Enerji sektörüne (termik santral, RES, GES, HES, JES ve diğerleri) 2019'da 6 milyon 225 bin 654 lira, 2020'de 7 milyon 923 bin 778 lira ceza uygulandı.Kıyı tesislerine 2019'da 1 milyon 279 bin 786 lira, 2020'de 4 milyon 99 bin 644 lira, kimya sektörüne 2019'da 4 milyon 886 bin 969 lira, 2020'de ise 2 milyon 104 bin 753 lira idari para cezası kesildi.Sağlık kuruluşlarına da 2019'da 282 bin 727 lira, 2020'de 901 bin 402 lira idari yaptırım uygulandı.Denetimler sonucunda, 2019'da toplam 6 bin 516 ihlale 146 milyon 943 bin 579 lira ceza verilirken, geçen yıl 4 bin 902 tespit için 242 milyon 642 bin 471 lira idari para cezası uygulandı.Hava kirliliği kaynaklı denetimlerde 282 idari işlem yapıldıBakanlığın geçen yıl yaptığı denetimlerde, hava kirliliği kaynaklı denetimlerde 282 idari işlemde 20 milyon 361 bin 939 lira, su kirliliği kaynaklı 299 cezai işlemde 32 milyon 472 bin 745 lira, gürültü kirliliğinden kaynaklı 1225 idari yaptırımda 7 milyon 868 bin 14 lira cezai işlem uygulandı.Geçen yıl, çevreyi kirleten tesislere uygulanan 100 milyon 826 bin 262 lira ile ilk sırada atık ihlali, ikinci sırada ise 57 milyon 287 bin 314 lira ile Çevresel Etki Değerlendirme süreci kapsamında uygulanan cezalar yer aldı.Toprak kirliliğinde 70 cezai işlemde 4 milyon 566 bin 280 lira, anız yakanlara 840 idari yaptırımda 2 milyon 676 bin 423 lira ve diğer çevre cezaları çerçevesinde uygulanan 475 idari yaptırımda ise 15 milyon 546 bin 496 lira para cezası kesildi.
Afrinli Gençler, Kentteki Barış Ve Kardeşliği Çizdikleri Grafitilerle Anlatıyor
AFRİN (AA) - ÖMER KOPARAN/ETHEM EMRE ÖZCAN - Suriye'nin kuzeybatısındaki Afrin ilçesinde yaşayan Arap ve Kürt gençlerden oluşan bir grup, kardeşliği, hoşgörüyü ve barışı simgeleyen grafitilerle kent merkezinin duvarlarını süslüyor.Zeytin Dalı Harekatı'yla terörden arındırılan Afrin'de yaşayan gençler, huzur ve istikrara kavuşan şehirlerinin duvarlarını sanat eserine dönüştürüyor.Basmat Selam (Barışın İzi) adıyla bir araya gelen Arap ve Kürt gençlerden oluşan gönüllülerin bu çalışmalarına Afrin Yerel Meclisi ve bazı yerel sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. Kentin en işlek caddelerinde çizilen grafitiler, ilçe sakinlerinin de büyük beğenisini topluyor.Grafiti çalışmalarına katılan gönüllülerden Beyazıt Beyazıt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'İlçedeki Kürt ve Araplardan oluşan bir ekip kurarak, yerel meclisin de desteğiyle, buradaki halk arasındaki barışı göstermek için sokakları yaptığımız resimlerle süslüyoruz.' dedi.Beyazıt, duvarlara Afrin halkının örf ve adetlerine uygun resimler çizdiklerini belirterek, 'Ekibimizde çok güzel resim yapan arkadaşlar var. Hünerlerini duvarlara işliyorlar.' diye konuştu.'Gönüller de güzelleşiyor'Basmat Selam gönüllülerinden Sündüs Fülfüle de Afrin'in en işlek caddelerini çizimleriyle güzelleştirdiklerini kaydetti.Fülfüle, 'Araplar ve Kürtler olarak aramızda hiçbir ayrım yapmıyoruz. Beraber yaşıyor, beraber hareket edip programlar yapıyoruz. Yaptığımız resimlerle sadece duvarlar değil, gönüller de güzelleşiyor. Genç kızlarımızın katılımıyla ortaya çıkan eserler çok yankı yaptı. Etkisi daha da uzun süreli olacak.' şeklinde konuştu.
Fetö'nün Sözde "Mülkiye Yapılanması Sorumlusu"Nun Eylemleri Gerekçeli Kararda
ADANA (AA) - Adana'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) sözde 'mülkiye yapılanması sorumlusu' olduğu gerekçesiyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Hayrettin D'nin örgütsel eylemleri gerekçeli kararda anlatıldı.​​​​​​​Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan 14 sayfalık gerekçeli kararda, sanık savunması, tanık beyanları, delil değerlendirmesi, hüküm, FETÖ/PDY'nin yapısı, işleyişi, mali kaynakları, kamu kurumlarına sızma stratejisi, 'kendisinden olmayanlar' üzerinde oluşturduğu baskı ve darbe girişimiyle ilgili bağlantısı gibi ayrıntılara yer verildi.Kararda, sanığın örgütsel bağı kuvvetlendirmek, muhafaza etmek, örgütsel sırların deşifre olmasını engellemek amacıyla çeşitli talimatlar verdiği anlatıldı.Sanığın yargılama aşamasında telefonuna yüklediğini inkar ettiği ByLock'u kendisine ait GSM hattı üzerinden 441259 ID numarasıyla kullandığı ve ByLock'a ilişkin baz kayıtlarının görev yaptığı Ağrı'dan sinyal verdiği belirtilen kararda, bu durumun Hayrettin D'nin GSM hattına ilişkin bilirkişi raporuna da yansıdığı bildirildi.Kararda, Hayrettin D'nin kapatılan Zaman Gazetesinin eski genel yayın yönetmenleri Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca'nın tutuklanmalarını protesto etmek ve lehlerine algı oluşturmak amacıyla 25 Aralık 2014'te Giresun'da düzenlenen eylemlere 'imam kıyafeti' giyerek katıldığı, karton tabutun başındaki topluluğa hitaben 'Merhum hukuku nasıl bilirdiniz?' şeklinde seslendiği ve topluluğu galeyana getirdiği, buna ilişkin olay tespit ve görüntülerin dosya içerisinde yer aldığı aktarıldı. Örgütle bağı tanık ifadelerindeHayrettin D'nin FETÖ içinde verilen görevleri sorgulamaksızın kabul ederek örgütle organik bağını ortaya koyduğu belirtilen kararda, tanık O.I'nın ifadelerine yer verildi.O.I, Hayrettin D'yi tanıdığını bildirerek, şunları kaydetti:'Ben örgüt içerisinde 2015 yılında Van'da kaymakamlardan sorumlu mahrem imam olarak görev aldım. Erzurum'da zaman zaman toplantı yapılıyordu ve Hayrettin D. bu toplantılara Ağrı'dan katılıyordu. Sanık, örgüt içerisinde Hayri kod adını kullanıyordu. Bizim toplantılarımızı Harun kod adlı mahrem imam yapıyordu. Bu toplantılarda Harun, kaymakamlara kursiyer olarak hitap ediyordu. Toplantılarda kaymakamlara nasıl davranmamız gerektiğini anlatıyor, onlara ikramlarda bulunmamız gerektiğini söylüyor ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in kitap ve videolarından bölümleri kursiyerlerimize okumamız gerektiğini söylüyordu. Harun daha sonra her birimizle teke tek görüşme yapıyordu.'Tanık İ.K. de Giresun'da 2014'te örgüte ait yurtta müdürlük yaptığını, Hayrettin D'yi tanıdığını belirterek, 'O dönemde Hayrettin D. Giresun'da bulunan örgüte ait yurtların müdürü olarak görev yaptı. Ayrıca Giresun'da bulunan örgüte ait yurt müdürlerinden sorumluydu. Kendisi yurt müdürlerine yönelik program yapar, onları çağırırdı ve sohbet hocalığı yapardı.' İfadesini kullandı.İnkar odaklı savunmaya üst sınırdan cezaGerekçeli kararda, sanığın örgüt içerisindeki hiyerarşik konumu, kastının yoğunluğu, eylemlerinin fazlalığı da gözetilerek cezalandırıldığı belirtilerek, şu tespitlere yer verildi:'Sanık Hayrettin D'nin örgütün mülkiye yapılanması içerisinde Ağrı'daki kaymakamlardan sorumlu olduğu, FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı ByLock'u yoğun şekilde kullandığı ve örgüt içerisinde Harun kod adlı mahrem imama bağlı faaliyet yürüterek FETÖ ile hiyerarşik ve organik bağ içerisinde olduğu her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispatlanmış ve mahkememizce de bu durum kabul edilerek sanığın inkar odaklı beyanlarına itibar edilmemiştir.'Sanığın, örgüt elebaşının talimatı sonrası Bank Asya'da aktif katılım hesabı açtırdığı da belirtilen kararda, Hayrettin D'nin üst sınırdan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığı kaydedildi.
Reklam
Özgecan Aslan'ın Ailesinin Acısı 6 Yıldır Dinmiyor
MERSİN (AA) - MUSTAFA ÜNAL UYSAL - Mersin'in Tarsus ilçesinde 6 yıl önce okuldan çıktıktan sonra evine gitmek için bindiği minibüste henüz 19 yaşındayken katledilen Özgecan Aslan'ın yüreklerdeki acısı tazeliğini koruyor.Tarsus'ta 11 Şubat 2015'te öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın merkez Mezitli ilçesinde yaşayan ailesi, kızlarının yokluğuyla geçen 6 yılı AA muhabirine anlattı.Baba Mehmet Aslan, Özgecan'sız 6 yılın kolay geçmediğini, acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi.Özgecan'ın bir an olsun akıllarından çıkmadığını, kızlarının güzel hedefleri olduğunu anlatan Aslan, şöyle konuştu:'Keşke olsaydı da beraber yaşasaydık. Biz şu an iç açıcı şekilde hayatımızı sürdürmüyoruz. Acısı her an içimizde. 6 yıl, dile kolay. Geçiyor fakat yapacak bir şey yok. Özgecan mesleğini seviyordu. Psikolog olmak istiyordu. Turizm meslek lisesi mezunuydu. İlk girdiği sınavda psikolog olması için 100 puan fazla alması gerekiyordu. Biz, bir yılda çalışıp o açığı kapatacağına ihtimal vermiyorduk ama kendisi hem sevdiği hem de inandığı için gece gündüz çalıştı. Psikolog olmak için gerekli puanı tutturdu. 'Ben dünyanın en iyi psikoloğu olacağım' diyordu. Öyle de oldu zaten. Birçok insanı belki iyileştirdi. Birçok kadının o dönemde öldürülmesine mani oldu.'Mehmet Aslan, kızının öldürülmesinden sonra da kadın cinayetlerinin devam ettiğini belirterek, 'Kadın cinayetleri kader değil diyoruz ama maalesef yapılacak bir şey yok gibi. O kadar ağır cezalar olmasına rağmen hala kadın cinayetlerinin devam etmesi üzücü. İnsanlar tartışmadan ve şiddete başvurmadan önce 10 saniye düşünsünler. Belki bu 10 saniyede bir insanın hayatı kurtulacak. Düşünmek, aklı devreye sokmak çok önemli.' ifadelerini kullandı. Anne Songül Aslan da Özgecan'sız 6 yılın çok zor geçtiğini ve ilaçlarla ayakta durduklarını ifade etti.Acılarının çok büyük olduğunu vurgulayan Songül Aslan, şunları kaydetti:'Allah kimseye bu acıyı vermesin. Bir tek Özge'm ölmedi, ailece hepimiz öldük. Bu acı bizim için bitmeyecek. Özge'm çok saftı, temizdi, iyi niyetliydi, merhametliydi. Maalesef Özge'mi kopardılar bu dünyadan. Özge'm yaşasaydı, devletine ve ailemize çok iyi bir birey olacaktı. Genç kızlarımız, kadınlarımız öldürülüyor, son bulsun artık.'Özgecan Aslan'ın katledilmesiÜniversite öğrencisi Özgecan Aslan, Mersin'in Tarsus ilçesinde 11 Şubat 2015'te okuldan çıktıktan sonra evine gitmek için bindiği minibüste katledilmişti. Tutuklu sanıklar Ahmet Suphi Altındöken, babası Necmettin Altındöken ve Fatih Gökçe, yargılama sonucunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.Cinayetin faili Ahmet Suphi Altındöken, Adana F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda bir mahkum tarafından 11 Nisan 2016'da öldürülmüştü.
Türkiye Mezunu Bakan Yardımcısı Seyithalil, Türkiye-Ukrayna İlişkilerini Aa'ya Değerlendirdi:
KİEV (AA) - TALHA YAVUZ - Ukrayna Geçici Olarak İşgal Edilmiş Toprakların Yeniden Entegrasyonu Bakan Yardımcısı Sinaver Seyithalil, üniversite eğitimi aldığı Türkiye'yi ikinci vatanı olarak gördüğünü, Türkiye'nin eğitim için güzel bir seçenek olduğunu söyledi.Dijital dönüşümden sorumlu Bakan Yardımcısı Seyithalil, Türkiye'de okuma deneyimini ve Ukrayna-Türkiye ilişkilerini AA muhabirine değerlendirdi.Kırım'da okurken Türkçe öğrenmeye başladığını ve gelecek için Türkiye'deki üniversiteleri araştırdığını belirten Seyithalil, 2000'de Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü kazandığını, Türkiye'de okurken üniversite, belediye ve başbakanlık bursu aldığını ve eğitimini onur belgesiyle tamamladığını anlattı. Seyithalil, şöyle devam etti:'Mezun olduğumda bir Türk şirketinin GSM ağı alanında Ukrayna'da büyük bir yatırım projesi vardı ve onlarla çalışmaya başladım. Ukrayna'da operatör piyasasını değiştirdik. 2005'te proje alanında dünyanın en hızlı operatörü olduk. Ayrıca burada kurumsal hayatı öğrendim. 2012'de kendi şirketimiz Astem'i kurduk.'ABD'nin Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde 2018'de yüksek lisans yaptığını ifade eden Seyithalil, 'Sonra Ukrayna'ya döndüm ve bakan yardımcılığı fırsatı çıktı. Devlette çalışmak sorumluluğu yüksek bir görev, yaptıklarınız milyonları etkiliyor, bir yandan da bu iyi bir motivasyon.' dedi.'Türkiye eğitim için güzel bir seçenek'Aynı zamanda kurdukları Astem Derneği bünyesinde sosyal projeler yaptıklarını ve öğrencileri okuttuklarını dile getiren Seyithalil, 'Türkiye'yi eğitim için güzel bir seçenek olarak görüyorum. Hem eğitim kalitesi güzel hem adetlerimiz ve dilimiz birbirine çok yakın.' diye konuştu.Seyithalil, bu öğrencilerin iki ülke arasındaki ilişkilerde köprü olacağını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:'Ayrıca 2018'de kurulan ve başkanı olduğum Türkiye Mezunları Derneğimiz var. Ukrayna'da Türkiye mezunu 1000'den fazla kişi var, çoğunluğu Kırım'dan ama son dönemde Türkiye'de eğitim tüm Ukrayna'dan da ilgi görüyor. Özellikle Türkiye Bursları dünyada eşi benzeri olmayan bir proje, bursundan yurduna kadar her şeyi düşünülmüş bir program. Ukraynalılar için güzel bir seçenek.'Ukrayna ile Türkiye arasındaki stratejik partnerliğin derinleşmesinden memnun olduklarını belirten Seyithalil, 'Karadeniz'i paylaşan iki büyük ülke arasında olması gereken de bu. Ayrıca ülkeler arasında Kırım Hanlığı ve Osmanlı döneminden ortak kültürel miras var. Mesela, Türkiye dışındaki en büyük Türk şehitliği Ukrayna'da.' ifadelerini kullandı.Seyithalil, Kırım Milli Varlık Fonunun, Kiev Külliyesi ve Kırım Tatar Türkleri için konut projesi gibi Türkiye'yle pek çok projede faaliyette olduğunu belirtti.Türkiye ikinci vatanımızTürkiye'de 4 sene kaldığının ve ülkeyi benimsediğinin altını çizen Seyithalil, 'Türkiye'ye her gelişimizde ikinci evimize gelmiş gibi oluyoruz. Orada dostlarımız var ve bu kardeş bağımızı geliştirmek istiyoruz. Türkiye'yi ikinci vatan olarak görüyoruz.' dedi.Seyithalil, İstanbul'un dünyada eşsiz bir şehir olduğunu dile getirerek, 'İstanbul'un bir ruhu var, tarihiyle, insanlarıyla, yemekleriyle. Türkiye mutfağı dünyadaki en güzel mutfaklardan. Türk mutfağı Ukrayna'da daha da yaygınlaşıyor ve bir köprü görevi görüyor, böylece insanlar Türkiye'yi ziyaret ediyorlar.' şeklinde konuştu.Rusya'nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım'a bir gün geri döneceklerini ve geleceklerini orada gördüklerini söyleyen Seyithalil, 'Kırım Tatar Türkleri olarak Ukrayna bizim devletimiz ve kültürümüzü anlatıp tanıtmamız gerekli. Kırım Tatar Türkleri vasıtasıyla Ukrayna'ya 170 milyonluk Türk ailesinin kapısı açılacak. Ukrayna için önceden farklı dönemlerde Rusya ya da Avrupa boyutu vardı, bu sayede şimdi Türk ailesi boyutu da olacak.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Van'da Çuvalda 4 Kilo 500 Gram Afyon Sakızı Bulundu
VAN (AA) - Van'ın Başkale ilçesinde araziye bırakılmış çuvalda 4 kilo 500 gram Afyon sakızı ele geçirildi.Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin uyuşturucuyla mücadele çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda, Böğrüpek Mahallesi kırsalında arazi araması gerçekleştiren Eşmepınar Jandarma Karakol Komutanlığı ekipleri, araziye bırakılmış çuval içinde 4 kilo 500 gram Afyon sakızı buldu.Olayla ilgili şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı.
Köy Okullarını Yüz Yüze Eğitime Hazırlamak İçin Eğitimciler İle Veliler Kolları Sıvadı
SAMSUN/EDİRNE (AA) - RECEP BİLEK - GÖKHAN BALCI - Samsun ve Edirne'de okul idarecileri, öğretmen, hizmetli ve veliler, gönüllülük esasıyla yürüttükleri çalışma kapsamında köy okulunu yüz yüze eğitime hazırlıyor.Samsun'un Ayvacık ilçesine 20 kilometre uzaklıkta kırsal mahallede yer alan 12 derslikli Terice İlkokulu ve Ortaokulu idarecileri, öğretmen ve hizmetlileri ile veliler, 15 Şubat'ta yüz yüze eğitime başlanacak köy okullarında okuyan öğrenciler için harekete geçti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında verilen aranın ardından öğrencilerin rahat ortamda eğitim öğretim görmesi için bir araya gelen okul müdürü Muhammed Recep Güneysu, müdür yardımcıları İsmail Çelik ve Samet Arslan, görsel sanatlar öğretmeni Uğur Demirkol, teknoloji tasarım öğretmeni Mehmet Mustafa Çabakçor ile hizmetliler, takım elbise ve kravatlarını çıkarıp kollarını sıvadı.Aldıkları boya ve malzemelerle okulun boya, temizlik ve onarımını yapan görevler, yıpranmış alanlarının tadilatını gerçekleştirdi.Ekip, kütüphanesi bulunmayan okula kullanılmayan malzemelerinden yaptıkları kitaplık ve dolaplarla kütüphane kurdu. Daha sonra da ekip, hayırseverlerin desteğiyle kütüphaneyi kitaplarla doldurdu.15 Temmuz Şehitler ile Atatürk Köşesi oluşturulan okulda öğrencilerin teneffüste vakit geçirdikleri oyun parkı ile bahçeye fidan da dikildi.Gençlik ve Spor Bakanlığınca 2017'de yaptırılan yemekhane ve konferans salonunun bakım onarımı da yapılarak temizlendi.Okul müdürü Güneysu, AA muhabirine, Kovid-19 salgını sürecinde okuldaki eksiklikleri gidermeye çalıştıklarını söyledi.Okulun içi ve dışında onarılması gereken yerler bulunması nedeniyle harekete geçtiklerini belirten Güneysu, 'Kütüphanemizi yaparken ve sınıflarımızı düzenlerken geri dönüşüm malzemelerinden faydalandık. Daha önce kullanılmayan eski dolaplar, atıl malzemelerden dolaplarla kütüphaneyi inşa ettik.' dedi.Görsel sanatlar ve teknoloji tasarım öğretmenlerinin bu süreçte büyük katkıları olduğunu anlatan Güneysu, çalışmalara müdür yardımcıları, hizmetli personel ve velilerin de destek verdiğini kaydetti.Güneysu, öğrencileri hoş bir sürprizle karşılamak adına sınıfları güzelleştirdiklerini vurgulayarak, 'Sınıflarımızda onların ihtiyaçlarına hitap edecek kişisel dolaplar, kitaplık ve vestiyer yerleştirdik. Öğrencilerimizin okullarını özlediğini biliyoruz. Biz de onları özledik. Döndüklerinde güzel bir okulla karşılaşacaklar.' ifadesini kullandı.Edirne'deki okullarda imece usulü hazırlık yapılıyorEdirne'deki köy okulları da idareci, öğretmen, hizmetli, veli ve köy sakinleri tarafından el birliğiyle eğitim öğretime hazırlanıyor. İlkokul ve ortaokullarda yüz yüze eğitimin usul ve esaslarını belirlenmesiyle köy okullarında 15 Şubat Pazartesi günü çalacak ders zilinin telaşı başladı.İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, okulları kontrol ederek hazırlıkları denetlerken, okullarda temizlik çalışmaları sürüyor. Yüz yüze eğitimin başlayacağı Tayakadın Şehit Cem Havale Ortaokulu ve İlkokulunda da hummalı çalışma sürüyor.Merkeze bağlı 8 köyden 55 öğrencinin taşımalı sistemle geldiği 185 mevcutlu okul, idareci, öğretmen, hizmetli, veli ve köylüler tarafından eğitime hazırlanıyor.Veliler, okuldaki temizlik çalışmalarına gönüllü olarak katılıp cam siliyor, kütüphaneyi temizliyor. Köylüler de okulun eksiklerinin giderilmesinde idarecilere yardımcı oluyor. -'Öğrenciler de veliler de biz de çok sevinçliyiz'Köy muhtarı Erkut Deveci, AA muhabirine, okulun Kovid-19 tedbirleri kapsamında yaklaşık 3 aydır kapalı olduğunu söyledi.Okulun tekrar açılmasından dolayı çok memnun olduklarını belirten Deveci, 'Öğrenciler de veliler de biz de çok sevinçliyiz. Bu süreçte okulumuzun pandemi kurallarına uygun olarak hazırlanmasında İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Edirne Valiliğince gerekli önlemler alındı. Biz de muhtarlık olarak elimizden geleni okul müdürü ve velilerle yaptık.' diye konuştu.Okulda 2 çocuğu eğitim gören velilerden Müzeyyen Katırcı da okulların açılmasını dört gözle beklediğini vurguladı.Okulun hazırlanmasına yardımcı olduğunu söyleyen Katırcı, 'Çocuklarımızın okuldan geri kalmasını istemiyoruz. Çocuklarım yeniden okula başlayacak, mutluyum. İnşallah bundan sonra aralıksız yüz yüze eğitime devam edebilirler.' değerlendirmesinde bulundu.Velilerden Seda Koman da diğer velilerle aralarında anlaşarak temizlik çalışmalarına destek verdiklerini dile getirerek, 'Her şey çocuklarımız için. Çocuğum da çok seviniyor okullar açılacak diye. Yüz yüze eğitim daha iyi çocuklarımız için.' ifadelerini kullandı.Okul öğrencilerinden Kübra Özer de okulların açılacak olmasını sevinçle karşıladığını söyledi.Alınan önlemlere uyacağına işaret eden Özer, 'Öğretmenlerimi, arkadaşlarımı ve arkadaşlarımla oynamayı çok özledim ama arkadaşlarımla fazla yakınlaşmayacağım. Mesafemi koruyacağım, maskemi takacağım. Ellerime dezenfektan süreceğim. Ellerim kirliyse yıkamadan yüzüme dokunmayacağım.' diye konuştu.
Myanmar'da Sağlık Çalışanlarının Darbe Sonrası İş Bırakması Kovid-19'La Mücadeleyi Yavaşlattı
ANKARA (AA) - Myanmar’da 1 Şubat’ta gerçekleştirilen askeri darbe sonrası başta doktorlar ve sağlık çalışanları tarafından başlatılan sivil itaatsizlik yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testlerinin aksamasına ve sağlık sisteminin çökmesine yol açtı.Strait Times gazetesinin haberine göre, ülkede darbenin gerçekleştirildiği 1 Şubat’tan önceki hafta günde ortalama 17 binden fazla test yapılırken, bu sayı darbe sonrası 9 bin civarına düştü. Konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçınan Myanmar Sağlık Bakanlığı yetkilileri, darbeyi protesto eden ve iş bırakan sağlık çalışanlarına görevlerine dönmeleri çağrısında bulundu.Myanmar’da Aung San Suu Çii hükümetini devirerek yönetimi devralan cunta lideri Ming Aung Hlaing, hafta başında televizyondan ilk halka sesleniş konuşmasında Kovid-19 ile mücadele sözü vermişti.Myanmar’da bugüne kadar, 141 bin 448 vaka ve 3 bin 180 ölüm kayıtlara geçti.Myanmar'da askeri darbeMyanmar ordusu, 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı iddiaları üzerine 1 Şubat'ta yönetime el koymuş, bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti. Devlet Başkanı Win Myint, Dışişleri Bakanı ve ülkenin fiili lideri Aung San Suu Çii ile iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliğinin (NLD) önde gelen isimleri gözaltına alınmıştı.Son 14 yılın en kalabalık protestolarıMyanmar'ın çeşitli illerinde 6 Şubat'ta darbeye karşı kitlesel gösteriler başlamış ve kısa sürede ülke geneline yayılmıştı.Protestoların ilk gününde askeri hükümet, bazı sosyal medya ağlarını ve telefonlara internet servisini yasaklamıştı.Yasaklara rağmen örgütlenen darbe karşıtları, 7 Şubat'ta Yangon kentinde 2007'den bu yana en geniş kalabalığı toplayarak sokaklara dökülmüştü. Darbe karşıtı protestolar ülke dışına da yayılmış, geçen haftadan bu yana Japonya ve Tayland'daki Myanmar büyükelçiliklerinin önünde gösteriler düzenlenmişti.
Reklam
Eziyetin Böylesi! Aşırı Yükten Yere Yığılan Atı, Kuyruğundan Çekerek Ayağa Kaldırdılar
Edirne'de taşıdığı aşırı yüke dayanamayan at, yere yığıldı. Sahibi ile çevredekiler ise, atı, ayağa kalkması için başına su döküp, kuyruğundan tutup, sürükledi. Ata yapılan müdahalenin vandallık olduğunu söyleyen Edirne Bir El Bin Nefes Derneği Başkanı Yağmur Islattı, 'Eminim ki, bugün o at, tekrar çalıştırılıyor. Böyle bir sıkıntı var. 2021 yılındayız ve bir hayvana böyle bu eziyetin şehrimizde, ülkemizde devam ediyor olmasını vandallık olarak görüyorum. Bunun durdurulması lazım' dedi.
Yeni Korona Yasakları Gelebilir: Mutant Korona Virüs Kontrol Altına Alınabilecek mi?
Koronavirüs mücadelesinde vaka sayısının düşmemesi ve mutant virüsle ilgili gelişmeler, yeni planlama ve çalışmaları gündeme getirdi. Vaka sayısındaki artışı önlemek için bölgesel yasakların getirilmesi planlanıyor. Mutant virüsün vaka sayısındaki etkisinin görülmesi için de 4 hafta gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, pandemide üçüncü dalgadan söz edebilmek için de 15-20 bin vaka sayısının yeniden görülmesi gerektiğini belirterek, “Virüs tamamen yeni bir özellik kazanarak, mutantla başka bir şeye evrilirse, işte o zaman bambaşka bir süreç başlayabilir” diyor.
Eşinin Cesedini Üç Gün Evde Saklayıp, Şüphe Çekmemek İçin Mesajlar Atmış...
Adana’da, kendisini aldattığını iddia ettiği eşiyle tartışınca kayınpederi Ahmet Demirci tarafından tabancayla vurularak öldürülen Mustafa Güven’in cesedini, eşi Nazmiye Güven'in 3 gün boyunca evin banyosunda sakladığı ortaya çıktı. Ceset kokmaya başlayınca binada oturanların şüphelenmesi üzerine Ahmet Demirci ve kızının, Mustafa Güven’in cansız bedenini otomobille ormana götürüp attığı, ara ara da kontrol etmeye gittiği belirtildi. Ayrıca Nazmiye Güven’in yakınlarına, eşinin çalışmak için yurt dışına gittiğini söylediği, bu iddiasını somutlaştırmak için de cinayetin ardından Mustafa Güven’in cep telefonundan kendisine ve eşinin kardeşi Latif Güven’e, “Çalışmak için yurt dışına gidiyorum. Kimseyle görüşmek istemiyorum. Beni aramayın” şeklinde mesaj gönderdiği saptandı.
Reklam
Sahra Altı Afrika'nın Kuzeyinde Hava Kirliliği Azaldı
İSTANBUL (AA) - Sahra Altı Afrika'nın kuzeyinde fosil yakıt tüketiminin artmasına rağmen anız yangınlarının, tarım alanı kazanmak için ormanlık alanları yakmanın ve gündelik hayatta odun kömürü kullanımının azalması nedeniyle hava kirliliğinin azaldığı bildirildi. İngiltere'deki Cardiff Üniversitesinin araştırmasına göre, Sahra Altı Afrika'nın kuzey bölgelerinde 2005 ile 2017 yılları arasında hava kirliliği yüzde 5'e yakın geriledi. Söz konusu yıllarda kıtadaki nitrojen dioksit (NO2) değerini takip eden bilim adamları, anız yangınlarının, tarım alanı kazanmak için ormanlık alanları yakmanın ve gündelik hayatta odun kömürü kullanımının azalmasının hava kalitesini iyileştirdiğini kaydetti. Afrika kıtasında fosil yakıtların kullanımı 2000'lerin başından bu yana 2 kat artmasına rağmen, bölge ülkelerinin farklı bir eğilim gösterdiği aktarıldı.Kıtada her yıl binlerce kişi halen hava kirliliğine bağlı hastalıklardan hayatını kaybediyor.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Ummanlı Mevkidaşı Busaidi İle Ortak Basın Toplantısı Düzenledi:
MUSKAT/ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ülkeler arasında normalleşme sürecini memnuniyetle karşılayan Türkiye'nin, Körfez ülkelerinde birlik, refah ve güvenliği desteklediğini bildirdi.Çavuşoğlu, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr bin Hamad bin Hamoud al Busaidi ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Umman Sultanı Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said'e davetini ileteceğini aktaran Çavuşoğlu, mevkidaşıyla verimli ve açık bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydetti. Çavuşoğlu, 'Siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizi geliştirme konusunda mutabık kaldık.' dedi. Mevkidaşıyla bölgesel ve uluslararası hususları da ele aldıklarını belirten Çavuşoğlu, Türkiye'nin Umman'ın 'bağımsız ve tarafsız dış politikasını' memnuniyetle karşıladığını, Muskat yönetiminin bölgede aklın sesi olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, Körfez İşbirliği Konseyinin (KİK) ardından gelişmeleri de değerlendirdiklerini, Türkiye'nin KİK'in stratejik ortağı olduğunu ifade etti. 'Ülkeler arasında normalleşme sürecini memnuniyetle karşılayan Türkiye, Körfez ülkelerinde birlik, refah ve güvenliği destekliyor.' diyen Çavuşoğlu, aynı zamanda Umman ve Türkiye'nin Filistin, Suriye ve Libya konularında benzer görüşlere sahip olmasından memnuniyet duyduğunu kaydetti.
Reklam
Batman'da Uyuşturucu Operasyonu: 5 Gözaltı
BATMAN (AA) - Batman'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 5 şüpheli yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, uyuşturucu satıcılarına yönelik çalışmalar kapsamında tespit edilen 5 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.Operasyonda, 140 gram metamfetamin, 37,63 gram sentetik kannabinoid, 31,75 gram eroin, 5 uyuşturucu hap, 3 ruhsatsız tabanca, 35 fişek, 2 ruhsatsız av tüfeği, 2 kartuş ve hassas terazi ele geçirildi, 5 zanlı gözaltına alındı.Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
9 Şubat Reyting Sonuçları Belli Oldu! Masumlar Apartmanı, Hekimoğlu, Baraj, Survivor 2021...
9 Şubat Salı reyting sonuçları açıklandı. Dün akşam TRT 1'de Masumlar Apartmanı, Fox Tv'de Baraj, Kanal D'de Hekimoğlu, Atv'de EDHO yerine Fenerbahçe- Başakşehir maçı, Tv 8'de Survivor 2021, Show Tv'de Güldür Güldür Show ekranlara geldi. Total izleyici grubunda birinciliği Masumlar Apartmanı, ikinciliği Fenerbahçe Medipol Başakşehir Ziraat Türkiye Kupası Karşılaşması, üçüncülüğü Esra Erol'da aldı. AB Grubunda ise birinci sırada Masumlar Apartmanı, ikinci sırada Fenerbahçe Medipol Başakşehir Ziraat Türkiye Kupası Karşılaşması, üçüncü sırada Masumlar Apartmanı özet yer aldı. İşte Total ve AB'de reyting sıralamasında ilk 10'da yer alan yapımlar...
Türkiye Diyanet Vakfı İdlib Ve Azez'de 8 Bin Çocuğa Eğitim İmkanı Sağlıyor
ANKARA (AA) - Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), aileleriyle iç savaştan kaçarak, oluşturulan güvenli bölgelere sığınan Suriyeli savaş mağduru çocuklara eğitim hizmeti vermeye devam ediyor.TDV Mütevelli Heyeti 2. Başkanı İhsan Açık, yaptığı yazılı açıklamada, her alanda eğitimi önceleyen bir sivil toplum kuruluşu olarak Suriyeli savaş mağduru çocukların da eğitim hayatlarına devam edebilmeleri için projeler geliştirdiklerini belirtti.Türkiye Diyanet Vakfının dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurların ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ettiğine dikkati çeken Açık, 'Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi tavsiye eden bir Peygamber'in ümmeti, ilim, irfan timsali İslam medeniyetinin mensupları olarak dünyayı eğitimin değiştireceğine inanıyoruz. Suriye'de İdlib ve Azez bölgelerinde bir anaokulu, 8 ilköğretim okulu, 2 lise ve bir üniversite bilgisayar laboratuvarı olmak üzere toplamda 12 eğitim projesiyle yaklaşık 8 bin öğrenciye eğitim imkanı sağlıyoruz.' ifadesini kullandı.Açık, eğitim kurumlarında görev yapan 243 öğretmen ve idari personelin maaşlarının vakıf tarafından karşılandığını belirterek, İdlib Üniversitesi Konferans Salonu çalışmalarının devam ettiğini, Azez'deki engelli ve savaş mağduru çocukların rehabilite edildiği Tomurcuklar Özel Rehabilitasyon Merkezi ile çocukları yeniden hayata kazandırmaya çalıştıklarını vurguladı.Eğitim imkanı sağlanan çocuklara dönemsel olarak kırtasiye ve kitap da dağıttıklarını bildiren Açık, yardımda bulunmak isteyenlerin 'bagis.tdv.org' adresinden bağışta bulunabileceğini kaydetti.
Reklam