onedio
Kış Turizminin Doğu Anadolu'daki Yeni Rotası: Hesarek
BİNGÖL (AA) - RIDVAN KORKULUTAŞ / AYDIN ARIK - Doğu Anadolu Bölgesi'nin gözde kış sporu ve kayak merkezleri arasında yer alan Bingöl'deki Hesarek Kayak Merkezi, kayak tutkunlarının ilgisini çekiyor.Yılın 6 ayı karın eksilmediği 2 bin 500 rakımlı Hesarek Dağı eteklerinde devlet yatırımı olarak inşa edilen Hesarek Kayak Merkezi, profesyonel ve amatör kayakçılara, pistleri, teleski, telesiyej ve babylift mekanik sistemleriyle keyifli zaman geçirme fırsatı sunuyor. İl merkezine 34, Bingöl Havalimanı'na 45 kilometre mesafede yer alan ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri ile hizmet veren merkezi, sezonun açıldığı 20 Ocak'tan bu yana yaklaşık 12 bin 500 kişi ziyaret etti.Kayak merkezini en çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan ziyaretçiler tercih ediyor. Bazı misafirlerin ilk kez kayakla tanıştığı merkez, kayak ve paraşüt gösterileriyle de her yaştan ziyaretçiye gönlünce eğlenme imkanı sağlıyor.'Amacımız en iyi kayak merkezi haline getirmek'Gençlik ve Spor İl Müdürü Mahmut Danayiyen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kayak merkezinin daha da gelişmesi adına faaliyetlerini sürdürdüklerini söyledi.Merkezdeki otelde misafirlerin HES kodu uygulamasıyla kalabildiğini ifade eden Danayiyen, ulaşımın kolay olması, uygun fiyat imkanı ve karın uzun süre yerde kalması gibi avantajları ile Hesarek'in büyük ilgi gördüğünü belirtti.Danayiyen, 'Tur firmaları aracılığıyla ziyaretçiler buraya geliyor. Merkezimizin güzelliğini görenler şaşkınlık yaşıyor, güzel vakit geçirme fırsatı buluyor. Amacımız Bingöl'ün ve bölgenin göz bebeği olan Hesarek Kayak Merkezi'ni en iyi kayak merkezi haline getirmek.' dedi.Ziyaretçilerden Aysun Zingiloğlu da ilk kez Hesarek Kayak Merkezi'ne geldiğini belirterek, çok güzel ve eğlenceli bulduğunu dile getirdi.Teleferiğe binmenin keyfini yaşadıklarını anlatan Zingiloğlu, 'Gayet güzel, eğlenceli. Çok mutluyuz. Burayı sevdik, bir daha geleceğiz.' diye konuştu.Filiz Atalay da Diyarbakır'dan geldiklerini ifade ederek, 'Güzel bir yer, herkese tavsiye ederim. Çok fazla kalabalığa girmeden kendimizce eğleniyoruz.' şeklinde konuştu.'Kayak keyfini ilk kez burada yaşadım'Mehmet Şükrü Arslan, Elazığ'dan geldiğini ve kayak merkezini çok beğendiğini söyledi.'Kayak keyfini ilk kez burada yaşadım. İnsanlarımızın bu güzel ortamı tatmasını isteriz.' diyen Arslan, şöyle konuştu:'Malzemelerimizi aldık, kayak yapmaya başladık. Diyarbakır'dan, Tunceli'den, Elazığ'dan gelenleri görmek mutlu ediyor. Güzel bir ortam var. İnsanlar yaptıkları spordan keyif alıyor.'Muhammet Karaman da merakı üzerine kayak merkezine geldiğini, Hesarek'in ayrı bir güzelliği olduğunu aktardı.Merkezin karın geç erimesinden dolayı çok ilgi gördüğüne işaret eden Karaman, 'Herkese tavsiye ediyorum. Spor insana mutluluk veriyor.' ifadelerini kullandı.
Karaman'da 3 Ay Önce İşlenen Cinayete Karıştığı İddia Edilen 5 Şüpheli Tutuklandı
KARAMAN (AA) - Karaman'da 3 ay önce bir kişinin iş yerinin önünde öldürülmesiyle ilgili adliyeye sevk edilen 7 zanlıdan 5'i tutuklandı.Polis ekipleri, Mehmet Öcal'ın 2 Kasım 2020'de Yeşilada Mahallesi'ndeki iş yerini kapatmaya çalıştığı sırada silahla öldürülmesiyle ilgili, 59 güvenlik kamerası kayıtlarındaki toplam 2 bin 422 saatlik görüntüyü izledi.Ekipler, görüntüler sayesinde, şüphelilerden Mustafa Y'nin, otomobille olay yerinin çevresinde yaklaşık 2 saat gezdiğini, diğer zanlı Mehmet A'yı burada bıraktıktan bir süre sonra da ayrıldığını belirledi. Araştırmalarını bu yönde derinleştiren ekipler, Mustafa Y. ve Mehmet A'yı takibe alınca, hayatını kaybeden Öcal'ın, alacak meselesi nedeniyle aralarında husumet bulunan Ali Ö. ve arkadaşlarıyla sık sık bir araya geldiğini tespit etti.Ekipler, soruşturma kapsamında 3 şüpheliyi daha yakaladı. Böylece gözaltına alınanlarının sayısı 15'e yükseldi.Emniyete götürülen 15 şüphelilerden 8'i, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. 7 zanlı ise polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Zanlılardan Ali Ö, İlhan B, Mehmet A, Abdurrahman E. ve Mustafa Y. tutuklandı, Cihan B. ile Murat G. çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Zanlılardan Mehmet A'nın polisteki ifadesinde, 'Ali Ö. ile ölen Mehmet Öcal arasında alacak meselesi varmış. Ali benden Öcal'ı öldürmemi istedi. Olay günü Ali Ö, Abdurahman E. ve Mustafa Y. ile Öcal'ın işlettiği tekel bayisinin çevresinde 2 saat kadar gezip keşif yaptık. Sonra beni araçtan indirdiler. Duvarın dibinde bir süre bekledim. Mehmet Öcal iş yerini kapatırken av tüfeğiyle ateş ettim. Sonra arkadaşlarım aynı araçla beni olay yerinden aldı. Ali Ö. bana 'öldür' dedi ben de öldürdüm.' dediği öğrenildi.Öte yandan, olayla ilgili güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.Bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, şüphelinin iş yerine silahla ateş açıp kaçması, Mehmet Öcal'ın ise yaralanıp yere düşmesi yer alıyor.Kayıtlarda, Öcal'ın, daha sonra belindeki silahı çıkarıp şüpheliye doğru ateş ettiği de görülüyor.OlayYeni Mahalle Zeytin Dalı Bulvarı'ndaki tekel bayisini işleten Mehmet Öcal, 2 Kasım 2020'de iş yerini kapatmaya çalışırken silahlı saldırıya uğramıştı. Hastanede tedavi altına alınan Öcal, 10 gün sonra hayatını kaybetmişti.Polis ekipleri ise 7 Şubat'ta 12 kişiyi gözaltına almıştı.
Balıkesir'de Yılda 400 Bin Ton Atık Çevreci Tesiste Elektrik Enerjisine Dönüşüyor
BALIKESİR (AA) - MİRAÇ KAYA - Balıkesir'in Altıeylül ilçesinde Büyükşehir Belediyesince kurulan ve metan gazını enerjiye dönüştüren tesis sayesinde atıklar işlenerek 50 bin hanenin elektrik ihtiyacı karşılanıyor. Gökköy Mahallesi'nde ilçelerin çöplerinin işlendiği Katı Atık Düzenli Depolama Sahası'nda tam zamanlı üretim yapılıyor.Bu yıl üretimin artırılması hedeflenen tesisle, 2020'nin ocak ayından itibaren 12 milyon metreküp metan gazının salınımını engellendi.Bölgede atmosfere metan salınımını bertaraf ederek iklim değişikliğine yol açan gazların oluşmasının önüne geçen Büyükşehir Belediyesi, vahşi depolama alanlarını da ortadan kaldırarak çevreye zarar vermesine engel oluyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda büyük bir adım olan çevreci tesiste, yılda 400 bin ton çöp işleniyor.'Verimliliği giderek artıyor'Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, AA muhabirine, Balıkesir'in il nüfusunun 1 milyon 200 bin civarında olduğunu söyledi. Çöplerin daha önce kentin farklı noktalarında vahşi depolama alanlarında biriktirildiğini belirten Yılmaz, '2014'ten itibaren bütün vahşi depolamaları ıslaha aldık.' dedi.Yılmaz, kent merkezindeki rehabilitasyonu yapılmış çöp tesisinde 12 milyon metreküp metan gazının boşa çıktığını anlattı. Özel sektörle iş birliği yaparak metan gazından elektrik enerjisi üretimine başladıklarını dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:'Şu anda 50 bin haneye yetecek elektrik üretiliyor. Aynı zamanda doğaya salınımı fütursuzca sağlanan metan gazı enerjiye dönüşüyor. Projemizle 2019 yılının kasım ayından itibaren koku olarak şehre yayılan metan gazı şu anda tamamen enerjiye dönüştü. Verimliliği giderek artıyor. Önceki yıllarda bir problem olarak kabul edilen, biyogaz, biyokütle diye adlandırdığımız hayvan atıklarımızdan tutun, evsel atıkların tamamı doğayı, çevreyi kirletici unsur olmaktan çıktı. Özellikle çöplük alanda yaptığımız çalışmayla metan gazını enerjiye, diğer malzemeleri de geri dönüşüm malzemesi olarak enerjiye dönüştürüyoruz.'
Kastamonulu Aile Erken Doğan Buzağılarını "Hasta Olmasın" Diye Evlerine Aldı
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde yaşayan Çelik ailesi, erken doğan buzağılarını hasta olmaması için evlerine alarak bakımını özenle gerçekleştiriyor.İlçeye bağlı Anbarcılar köyünde yaşayan Ayşe ve Ramazan Çelik çiftine ait inek, erken doğum yaptı.Erken doğduğu için gelişimini tamamlayamayan buzağı için Çelik ailesi seferber oldu.Veteriner hekimin tavsiyesi üzerine hayvanı evine alan Çelik çifti, 'Ayşegül' adını verdiği buzağıyı oturma odasında sobanın yanında yatırıyor, bezleyip biberonla besleyerek büyütüyor.Çelik çifti, buzağıyı zaman zaman da dışarıya çıkartıyor.Ayşe Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, buzağının 10 günlük olduğunu söyledi.Buzağıyı çok sevdiklerini dile getiren Çelik, 'Doğduktan sonra enfeksiyon aldı. Veterinerin de tavsiyesiyle eve getirdik. O yüzden evde bakıyorum.' dedi.Buzağıyı iyileştikten sonra annesinin yanına götüreceğini anlatan Çelik, 'Çok şükür düzeldi. Biberonla süt veriyorum. 9 torunum var, bununla 10 oldu. Sürekli başındayım, bırakıp gidemiyorum.' diye konuştu.
Mukavvadan Yaptığı "Ejder Yalçın" Ve "Yörük" Maketleri Gerçeğini Aratmıyor
SİVAS (AA) - HALİFE YALÇINKAYA - Sivas'ta yaşayan Celil Kaşkaya, ailesinin desteğiyle atölyeye çevirdiği evinin bir odasında mukavvadan, gerçeğine çok benzeyen maket araçlar yapıyor.Yurdagül ve Cemil Kaşkaya'nın 4 çocuğundan en büyüğü olan Celil Kaşkaya, merak üzerine kartondan maketler yapmaya başladı. Şeyh Şamil Mahallesi'nde yaşayan Kaşkaya ailesi, oğullarının maket tutkusu nedeniyle evlerindeki bir odayı atölyeye çevirdi. Üniversiteye hazırlanan Kaşkaya, AA muhabirine, çocukluktan gelen merakı üzerine maketler yapmaya başladığını söyledi. Amatör olarak kartondan birçok maket ortaya çıkardığını belirten Kaşkaya, ilerleyen zamanlarda kendini daha profesyonel hissederek yerli ve milli zırhlı muharebe aracı Ejder Yalçın'ın birebir kartondan maketini yaptığını dile getirdi. Ejder Yalçın'ın fabrikasına davet edildi Ejder Yalçın'ın maket fotoğraflarını göndermesi üzerine Ankara'daki fabrikadan gezi daveti aldığını ifade eden Kaşkaya, 'Ejder Yalçın, diğer ülkelerin zırhlı muharebe araçlarına göre çok üstün bir araç. İthal edilen bir araç. Bu sebeple bu beni gururlandırdı açıkçası, o yüzden Ejder Yalçın'ı yapmaya karar verdim. Ejder Yalçın'ı yaptıktan sonra fabrikasına davet edildim ve orada Yörük aracını gördüm. Ejder Yalçın'a ek olarak Yörük aracının maketini de yaptım.' dedi. Maketleri yaparken mukavva, lastiklerinde kauçuk kullandığını dile getiren Kaşkaya, 'Bazen kartondan yaptığım lastikler de oluyor. Elektrik devrelerini ledlerden ve kablolardan oluşturdum.' diye konuştu. Anadol klasik arabanın da birebir maketini yaptığını anlatan Kaşkaya, şunları kaydetti:'Yaptığım her şeyin genel olarak bir hikayesi var. 1973 model Anadol aracının 173 adet üretildiğini biliyorum. O yüzden 174'üncüsünü birebir ölçekte yaptım. Okulda proje veriyorlar, biraz daha profesyonel olduğum için değirmen projesini yaptım. Aynı şekilde camiyi de proje olarak yapmıştım. Sevdiğim araçların minyatürünü yaptım, hediye olarak yaptıklarım var. Ufak maketler yaklaşık 80-100 saatte, büyük maketler ise 200-250 saat arasında bitiyor.'Bilgisayar oyununda gördüğü bir silahın da maketini yapan Kaşkaya, 'Biraz maketin dışına çıktım ve çalışan bir silah yaptım. 1/2 oranında küçültülmüş versiyonu. Ayrıca bütün parçaları birebir orjinaliyle aynı olmakla birlikte çalışmakta.' diye konuştu. Bundan sonraki hedefinin ise bu silahın daha büyüğünün maketini yapmak olduğunu dile getiren Kaşkaya, oran büyüdükçe maliyetin de arttığını söyledi. 'Ailem hep arkamda durdu'Ailesinin desteğiyle evlerindeki bir odayı atölyeye çevirdiklerini ve çalışmalarını burada sürdürdüğünü belirten Kaşkaya, sözlerini şöyle tamamladı:'Evde küçük bir atölyem var ve burada yapıyorum. Ailem maddi ve manevi olarak her zaman arkamda oldu. Ben bu maketleri yaparken ortalığı biraz dağıtıyorum ama ailemden herhangi kötü bir tepki almadım, hep arkamda durdular. Maket olarak yaptım ama bunların daha gelişmişini yapabileceğime inanıyorum. Ejder Yalçın'ın da daha gelişmişini yapabilirim. Kendi araç tasarımlarım da var. Dünya üzerinde olmayan fikirlerim var ve onları da hayata geçirmek istiyorum.'
Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, Çavuşoğlu İle Ortak Basın Toplantısında Konuştu:
MUSKAT/ANKARA (AA) - Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr bin Hamad bin Hamoud al Busaidi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile özellikle ekonomi, ticaret, turizm ve kültürel alanlarda ikili ilişkileri daha da geliştirmenin yollarını görüştüklerini bildirdi. Busaidi, Çavuşoğlu ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.Bakan Çavuşoğlu'nu Umman'da ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Busaidi, 'Bu ziyarette iki ülke arasındaki iyi ve özel ikili ilişkilerimize dair olumlu ve faydalı bir oturum gerçekleştirdik. Bu ilişkileri, özellikle ekonomi, ticaret, turizm ve kültürel alanlarda daha da geliştirmenin yollarını görüştük.' dedi. Busaidi, Çavuşoğlu ile görüşmesinde bölgesel ve uluslararası ortak meseleleri ele aldıklarını belirterek, bu konulara bakış açısında büyük ölçüde ve bu tür meselelerin çözümünde ve zorlukla karşı ortak çabaya destek hususunda mutabık olduklarını söyledi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele konusunda fikir alışverişi yaptıklarını aktaran Busaidi, bu konuda Türkiye ile iş birliklerinin olduğunu ve bilgi paylaşımı yaptıklarını ifade etti.
Reklam
Analiz - Hafter'in Libya'daki Geçici Yönetimden Memnuniyeti Yeni Bir Strateji Mi?
İSTANBUL (AA) - MUSTAFA DALA - Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter ve ona bağlı milislerin, geçici yönetimin seçilmesini memnuniyetle karşılaması şaşkınlık yaratırken, bu durum akıllara 'Hafter'in kendini kurtarmak için yeni bir strateji belirlediği' ihtimallerini getirdi.Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde 5 Şubat'ta İsviçre'de toplanan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) üyelerinin oylaması sonucunda, 24 Aralık 2021'de yapılması planlanan seçimlere kadar Başkanlık Konseyi Başkanlığına Muhammed Menfi, Başbakanlığa da Abdulhamid Dibeybe seçildi.Hafter milislerinin sözcüsü Ahmed el-Mismari, pek çok ülke ve uluslararası kesim tarafından yapılan açıklamalar gibi geçici yönetimin seçilmesinden memnun olduklarını duyurdu. Mismari, Başkanlık Konseyinin yeni yönetimini tanıyarak, Konseyin Libya ordusunun başı olduğuna işaret etti.Sözcünün, Hafter milislerinin yeni yönetimi hoş karşılayıp, alışılmışın aksi bir dil kullanarak, Konseyin yönetimi altında olduklarını duyurması şaşkınlığa neden oldu.Çünkü Hafter, 2016'dan bu yana Başkanlık Konseyinin, kendisine bağlı milisler üzerindeki otoritesini reddediyordu. Üstelik sivil yönetimi tanıma karşılığında Libya Genelkurmay Başkanlığını üstlenme tekliflerini de kabul etmiyordu.2015 yılında imzalanan Libya Siyasi Anlaşması'na göre Başkanlık Konseyi, Libya ordusunun başı kabul ediliyor ve genelkurmay başkanını görevden alma yetkisi bulunuyor, Hafter ise buna karşı çıkıyordu.Bunun yanı sıra Hafter, Tobruk Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'le iş birliği içinde Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) güvenoyu verilmemesi için çaba sarf etti. Hafter, Nisan 2019'da başkent Trablus'a saldırıya geçene dek hükümetin düşmesi, ülkenin doğu ve güney kesimlerindeki yetkilerinin yok sayılması için uğraştı.Hafter, Trablus saldırısı başarısızlığa uğramasına rağmen kendini ülkenin lideri olarak dayatmaya çalıştı ancak bu planları uluslararası alanda karşılık bulmadı.Bunlar düşünüldüğünde, Hafter'in ülkenin tek lideri olma ısrarı göz önüne alındığında seçilen yeni yönetimden memnuniyet açıklaması yapılması şaşırttı. Bu durum akıllara Hafter'in kendini kurtarmak için yeni bir strateji belirlediği ihtimallerini getirdi.Hafter ABD'nin yaptırımlarından endişeliEski ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'dan ayrılması ve yerine yeni başkan Joe Biden'ın gelmesi, birçok dengeyi değiştirdi. Hafter'in müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de (BAE) Yemen ve Libya meselesi başta olmak üzere türlü konularda bu değişikliklerden etkilendi. Hafter de bunları göz önüne alarak, ABD'nin kendisine karşı herhangi bir tutumundan önce yeni sivil yönetimi desteklediğini açıkladı. Zaten BM ile Hafter destekçisi Fransa dahil çeşitli Avrupa ülkeleri Libya siyasi diyaloğunu sekteye uğratanlar için yaptırım tehditlerinde bulunmuştu.Destekçisi Trump'ın gidişinden sonra Hafter'in manevra alanı daraldı. Hafter, 2016'da müttefiki Akile Salih'e uygulanan uluslararası cezadan Fransa'nın vetosu sayesinde kurtulmuştu. Ancak şu anki hassas dönemde Fransa, Hafter'i tekrar koruyamayabilir, üstelik cezalandırma yoluna bile gidebilir.Hafter'in dokunulmazlık elde etme çabasıGeçen yıl ABD federal mahkemesinde aleyhine açılan iki dava Hafter'in belini büküyor. Hafter'e bağlı güçlerin Ağustos 2016 ile Mart 2017’de Bingazi'deki saldırılarında yakınlarını kaybeden iki aile tarafından Virginia'daki bir federal mahkemede Hafter aleyhine tazminat davası açıldı.Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, makamından ayrılmadan önce mahkeme tarafından kendisinden istenen sanığın savunma heyetinin iddia ettiği gibi Hafter'in resmi ya da yarı resmi olarak devlet başkanlığı dokunulmazlığı bulunup bulunmadığı yönündeki yazışmayı cevaplamadı.Suçlu bulunması halinde Hafter'in ABD'deki milyonlarca dolarlık mal varlığına el konulabilir. Ayrıca bu Hafter aleyhine başka davalar açılmasını da beraberinde getirebilir. Sonuç olarak, Hafter'in ülkenin liderliğine adaylık ya da yüksek makamlar elde etmesinin yolu da kapanabilir.Bunlar dikkate alındığında Hafter'in Libya'daki yeni geçici yönetime yeşil ışık yakması, Libya Genelkurmay Başkanlığı gibi üst düzey bir makam elde etme ve böylece ABD'de ve diğer ülkelerde yargı dokunulmazlığı elde etme taktiği olması uzak ihtimal değil.İmaj düzeltme çabasıHafter'in oğlu Saddam'a bağlı Tarık bin Ziyad milislerinin 2 Şubat'ta Sirte kentinde Hafter yanlısı Kaniyat milislerinin karargahına saldırı düzenlemesi de Hafter'in imaj düzeltme çabası olarak değerlendirildi.ABD, Kasım 2020'de Terhune katliamının sorumlusu Kaniyat milislerine yaptırım kararı almıştı.ABD'nin kararından sonra Hafter, Kaniyat milisleri ile arasına mesafe koyma ve onların işlediği suçlardan sorumlu olmamak için uzak durma çabasına girdi.Askeri yönetim projesi düştüHafter'in Libya'da güç kullanarak yönetime gelme projesi suya düştü. Artık Hafter'in kendisi, milisleri ve ona destek veren doğudaki kabileler de Türkiye'nin Libya'da meşru yönetimi desteklemesiyle darbeci generalin Trablus'u ele geçirmesinin imkansız olduğunu biliyor. Üstelik Hafter, yalnızca Trablus'a yeniden bir saldırı düzenleme gücünü değil, doğudaki ve güneydeki kalelerini de kaybediyor.Halkın ülkenin doğu, güney ve orta kesimlerindeki bölgelerde geçen yıl düzenlediği protestolar, Hafter'den eskisi gibi korkmadıklarını ve ona olan öfkelerini gösteriyor. Biden'ın göreve gelmesiyle yönlerini Beyaz Saray'a yeniden çeviren uluslararası kesimler nedeniyle trajik sondan kaçınmak için Hafter'in önünde Libya'daki yeni yönetime yeşil ışık yakmaktan başka seçenek kalmadı.ABD Başkanı Biden'ın Libya konusunda ciddi kararlar alması halinde Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Fransa'nın Hafter'e desteği kesmesi muhtemel.Hafter'in ABD'nin yaptırımlarından endişe etmesi, aleyhine açılan davalara karşı dokunulmazlık elde etmeye çalışması, inatla karşı çıktığı sivil yönetime boyun eğmesi ve yeni geçici yönetimi memnuniyetle karşılaması sonucunu doğurdu.
Balıkesir'de Bir Fabrikada Kazanın Patlaması Sonucu 6 İşçi Yaralandı
BALIKESİR (AA) - Balıkesir'in Bandırma ilçesindeki bir fabrikada kazanın patlaması sonucu çıkan yangında 6 işçi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Gönen Bandırma kara yolu Taştepe mevkisindeki Bandırma Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) faaliyet gösteren metal döküm fabrikasının ark kazanında yaşanan teknik arıza sebebiyle patlama meydana geldi.Patlama nedeniyle fabrikada yangın çıktı, olay yerinde bulunan 6 işçi çeşitli yerlerinden yaralandı. Haber verilmesi üzerine bölgeye gelen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Gönen Grup Amirliği itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek söndürdü. Yaralanan D.Ş, (25) Ü.K.T, (40)- A.D, (22) T.D, (37) E.Ö, (28) ve T.K'yi (29) adlı işçiler 112 Acil Servis ekiplerince Gönen Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, ekiplerin bölgedeki incelemesi devam ediyor.
Reklam
Düzce'de Hurda Otomobilinin Plakasını Başka Araca Takarak Trafiğe Çıkan Sürücüye Para Cezası
DÜZCE (AA) - Düzce'de hurda otomobilinin plakasını aynı marka başka bir araca takarak trafiğe çıktığı tespit edilen sürücüye 9 bin 385 lira idari para cezası uygulandı.İl Jandarma Komutanlığı Trafik Şube Müdürlüğüne bağlı Jandarma Trafik Timleri, Aydınpınar yolu Küçükahmetler köyü kavşağında denetim gerçekleştirdi. T.K. idaresindeki bir otomobili durduran ekipler, yaptıkları incelemede, sürücünün hurdaya ayrılan otomobiline ait tescilli plakayı, kullandığı aynı marka farklı bir araca takarak trafikte seyrettiğini tespit etti. Sürücü T.K'ye, 'resmi belgede sahtecilik' suçundan 9 bin 385 lira idari para cezası uygulandı.
Köy Okullarında Yüz Yüze Eğitime Hazırlık Heyecanı Yaşanıyor
ARDAHAN (AA) - GÜNAY NUH - Milli Eğitim Bakanlığının köy okullarında yüz yüze eğitimin 15 Şubat'ta başlayacağını duyurmasının ardından, Ardahan'da öğretmen ve öğrenciler buluşacakları günün heyecanını yaşıyor.Yurt genelinde köy ve benzeri seyrek nüfuslu ilk ve ortaokullarda yüz yüze eğitimin 15 Şubat Pazartesi günü başlayacak olması dolayısıyla Ardahan'daki Fatih Sultan Mehmet İlkokulu/Ortaokulu ve Sulakyurt 100. Yıl İlkokulu/Ortaokulu'nda da hazırlıklar yapıldı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kurallarına uyulacak şekilde verilecek eğitime yönelik hazırlıkların tamamlandığı okullardaki okul idarecileri ve öğretmenlerin yanı sıra bazı veliler ile öğrenciler de gelip hazırlıklara destek oldu. Hazırlıklar kapsamında okullar tamamen temizlenip dezenfekte edilirken katlara dezenfektanlar yerleştirildi.Sınıflardaki sıraların aralığının yeniden düzenlendiği hazırlıklar çerçevesinde, sosyal mesafeye dikkati çeken uyarı yazıları sınıf ve koridorlara asıldı.Fatih Sultan Mehmet İlkokulu/Ortaokulu Müdürü Gürsoy Marancı, AA muhabirine, 15 Şubat'ta başlayacak yüz yüze eğitimin kendilerini heyecanlandırdığını söyledi.Marancı, yüz yüze verilecek eğitim öğretim öncesi severek hazırlıkları sürdürdüklerini anlattı. 'İnanın çok heyecanlıyız'Tüm eğitim kadrosu olarak 15 Şubat'ı dört gözle beklediklerini belirten Marancı, şunları kaydetti:'İnanın çok heyecanlıyız. Öğretmen kadrosu olarak tüm hazırlıklarımızı tamamlamış durumdayız. Sabırsızlıkla öğrencilerimizle buluşmak istiyoruz. Salgından dolayı gerekli kurallara uyulacak şekilde ders başı yapacağız. Okullarımız, temizliğinden tutun düzenine kadar yeni dönem için hazırlandı. Öğrencilerimizi çok özledik. Artık onlarla buluşmak istiyoruz.'Sulakyurt 100. Yıl İlkokulu/Ortaokulu sınıf öğretmeni Büşra Gürbüz de salgın sürecinin kendilerini ve çocukları çok zorladığına dikkati çekerek, 'Bu süreci gayet güzel şekilde atlatacağımıza inanıyoruz. Öğretmen ve öğrenciler ile şen bir şekilde 15 Şubat'ı bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.'Artık yüz yüze eğitimin başlamasını istiyoruz'Fatih Sultan Mehmet İlkokulu/Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi Göknur Güneş ise evde çok sıkıldıklarını anlatarak, 'Artık yüz yüze eğitimin başlamasını istiyoruz. Bu nedenle 15 Şubat'a sevinçle başlayacağız.' dedi.Aynı okulda hizmetli olarak çalışan Cevahir Ocak da çocuklarla okulun şenlenmesini sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi.
Tihek Bekar Erkeğe Ev Kiralamayan Emlakçı Ve Ev Sahibine "Ayrımcılık" Gerekçesiyle Ceza Verdi
ANKARA (AA) - AYBÜKE İNAL KAMACI - Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), bekar erkeğe ev kiralamayan ev sahibi ve emlakçıya, ayrımcılık yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle sırasıyla 5 bin ve 3 bin lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, İstanbul'da yaşayan Y.A, erkek olduğu gerekçesiyle kendisine ev kiralanmaması üzerine cinsiyet temelli ayrımcılığa uğradığını belirterek TİHEK'e başvuru yaptı. Başvuruyu inceleyen TİHEK, emlakçı Ş.M'den yazılı görüş talep etti. Ş.M, yazılı görüşünde, ev sahibinin aile binasına bekar erkekleri istemediğini, gayrimenkul danışmanlarının ev sahibinin kriterlerine uygun kiracı bulmakla mükellef olduğunu ifade etti. 'Bekar erkeklere evin kiralanmaması' talimatının ev sahibi tarafından verildiği iddiası nedeniyle kurum, ev sahibi E.G'den de yazılı görüş istedi. Muhatap ev sahibi, daha önce dairesini bekar erkeklere kiraladığında çok sorun yaşadığını, bu sebeple dairesini bekarlara kiralamak istemediğini belirtti. TİHEK, yapılan incelemenin ardından, ev sahibi ve emlakçının ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine, ev sahibi E.G. hakkında 5 bin, emlakçı Ş.M. hakkında ise 3 bin lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.Kararın gerekçesiKararda, emlak müşaviri ve başvuran arasındaki cinsiyet ve medeni hal üzerinden gerçekleşen diyalogların ve somut olayın niteliğinin başvuranın cinsiyetinden kaynaklandığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:'Kiralanmak istenen evin internet sitesindeki ilanına bakıldığında 'bayana ve aileye' uygundur ibaresi görülmektedir. Bu ilandan, bekar kadınların evi kiralama konusunda sorun yaşamadıkları, dolayısıyla ev sahibinin medeni hal temelinde değil, cinsiyet temelinde bir ön yargısının olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca ev sahibinin yapmış olduğu savunma ve emlak müşavirinin yapmış olduğu 'ev sahibi aile binasına bekar beyefendiler istemiyor' şeklindeki savunma da ev sahibinin bekar kadınların aile binasına uygun ancak bekar erkeklerin uygun olmadığı yönündeki ön yargısını ispatlamaktadır.'Kararda, Borçlar Kanunu'nun 27'nci maddesinde 'Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.' ifadelerinin yer aldığı, bu hüküm gereği ev sahibinin emlak müşaviri ile ayrımcılık talimatı içeren sözleşme yapmasının 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı olduğu belirtildi.Emlak müşavirinin ev sahibinin verdiği talimatı yerine getirdiğini ifade etse de 6701 sayılı Kanun kapsamında ayrımcılık talimatını uygulamasının yasak olduğu vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi:'Bu çerçevede emlakçının ev sahibinin kriterlerine uygun kiracı bulduğunu ve ev sahibinin aile binasına bekar erkek istemediğini söylemesi, ayrımcılık talimatı aldığını ve bunu da uyguladığını göstermektedir. Başvurana bekar erkek olduğu için ev kiralanmaması olayı, ev sahibinin talimat vermesi ve emlakçının bu talimatı uygulaması sonucu gerçekleşmiştir. Bu nedenle ev sahibi ve emlak müşaviri Ş.M'nin ayrımcılık yasağını ihlal ettiği tespit edilmiştir.'
Reklam
Ocak Ayında 72 Merkezde Ekstrem Sıcaklık Rekoru Kırıldı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Türkiye'de geçen ay sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle 72 merkezde sıcaklık rekoru kırıldı.Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de uzun yıllar ocak ayı ortalama sıcaklığı 2,7 derece olarak ölçüldü. Bu yılki ocak ayında ise havaların sıcak geçmesinden dolayı ortalama sıcaklık 5,4 dereceye yükseldi. Ocak ayında Türkiye'nin birçok yerinde hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde kayıtlara geçti. Geçen ay Türkiye'nin 72 merkezinde sıcaklık uzun yıllar ortalamalarının üzerinden gerçekleşerek ekstrem (en yüksek) değerlerine ulaştı.Geçen ay en çok ekstrem sıcaklık rekoru Cide, Sivas, Göksun, Gemerek ve Çorum'da kırıldı.Ocak'ta Cide'de 5,3, Sivas'ta 4, Göksun'da 3,6, Gemerek'te 3,4 ve Çorum'da 3,1 derece sıcaklık farkları oluştu. Ocak ayında yeni ekstrem sıcaklık değerlerinden bazıları şu şekilde oluştu:MerkezlerUzun yıllar ocak maksimum sıcaklıklar (°C) Ocak 2021 maksimum sıcaklıklar (°C) Fark (°C) 1. Cide23,528,85,3 2. Sivas14,618,64 3. Göksun13,917,53,6 4. Gemerek1619,43,4 5. Çorum17,520,63,1 6. Boğazlıyan17,520,32,8 7. Rize2426,62,6 8. Tosya14,617,22,6 9. Çankırı1517,62,610. Merzifon1820,22,211. Amasya21,323,52,212. Osmancık19,821,92,113. Kütahya17,119,1214. Kastamonu17,319,21,915. Ankara Bölge16,618,41,8
Kayseri'de Hırsızlık Yapan Kayınbirader İle Eniştesi Suçüstü Yakalandı
KAYSERİ (AA) - Kayseri'de kiraladıkları araçlarla hırsızlık yapan kayınbirader ile eniştesi jandarma tarafından gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kocasinan ilçesi Gömeç ve Barsama Mahallesi'ndeki ikametlerden çapa motoru ve demir kesme makinesi gibi malzemelerin çalındığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.Jandarma tarafından yapılan incelemelerde, kiraladıkları araçlarla hırsızlık yaptıkları belirlenen şüphelilerin kayınbirader M.Ö. ve eniştesi Ü.B. olduğu tespit edildi.Gömeç Mahallesi'ndeki ikametten hırsızlık yapmaya çalışırken suçüstü yakalanan zanlıların jandarmadaki işlemleri devam ediyor.Şüphelilerin yakalanmasıyla Gömeç, Barsama ve Gesi Mahallesi'ndeki faili meçhul 6 hırsızlık olayı aydınlatıldı.
Esenyurt'ta Sahte Madeni Avro Basan İşyerine Baskın
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'ta sahte madeni avro bastıkları iddiasıyla bir işyerine düzenlenen operasyonda 5 kişi gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, Akçaburgaz Mahallesindeki bir sanayi sitesindeki metal geri dönüşüm yapılan bir işyerine sahte para basımı yapıldığı gerekçesiyle operasyon düzenledi.Operasyonda piyasaya sürülmek üzere hazırlanmış madeni 3 bin 500 avro ile kalıba girmek üzere hazırlanmış madeni para ele geçirildi. İşyerinde sahte para basımında kullanıldığı belirtilen makinelerle çeşitli düzeneklere el koyan polis, 5 şüpheliyi gözaltına aldı.
Reklam
Pöh'ler Doğu Karadeniz'in Karla Kaplı Dağlarında Vatan Nöbetinde
GÜMÜŞHANE (AA) - VEYSEL KARA - Doğu Karadeniz'in iç kesimlerindeki Gümüşhane'de, İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Polis Özel Harekat (PÖH) timleri, kadın özel harekatçıların da katılımıyla kırsalda terör örgütüne yönelik kış operasyonlarında etkin rol üstleniyor.Doğu Karadeniz Bölgesi'nde de son yıllarda bölücü terör örgütü PKK'ya yönelik düzenlenen başarılı operasyonların ardından teröristleri bölgeden temizleyen güvenlik güçleri, araziyi boş bırakmıyor.Ülkenin doğusunda güvenlik güçlerince örgütün kış üslenmesine yönelik birbiri ardına operasyonlar düzenlenirken Doğu Karadeniz kırsalında da jandarma tarafından yürütülen arama tarama faaliyetleri ve taktik operasyonlara Gümüşhane İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de yoğun destek veriyor.PÖH'ler, teröristlerin muhtemel sızma girişimlerine karşın belirlenen farklı güzergah ve noktalara baskınlar düzenleyerek arazide arama, tarama faaliyeti yürütüyor. Ekipler ayrıca taktiksel operasyonlarla zor kış koşulları ve soğuk havada kırsaldaki boş binalara nokta operasyonlar düzenleyerek her daim göreve hazır olduklarını ve operasyon kabiliyetlerini dosta düşmana gösteriyor.Kırsaldaki zorlu arazi şartlarına rağmen kar kış demeden operasyon yürüten PÖH'lere yeni katılan 10 kadın özel harekatçı da ayaklarının tozuyla katıldıkları operasyonlarda varlık gösteriyor.Keskin nişancı tüfeği ve makineli tüfek kullanımının yanı sıra 40 kilogram çantalarıyla arazinin zorlu şartlarına karşı mücadele eden kadın özel harekatçılar, dayanıklılık ve çeviklik yönünden takdir topluyor.'Zorlu koşullar bize engel değil'Operasyonları koordine eden Gümüşhane Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görevli komiser, AA muhabirine, meskun mahal operasyonlarının yanı sıra PÖH olarak kırsalda da varlık gösterdiklerini söyledi.Bağlı bulundukları müdürlüğe yeni katılan kadın özel harekat polislerinin de ayağının tozuyla arazide arama tarama operasyonlarına katıldığı bilgisini veren özel harekat komiseri, 'Meskun mahalde ve arazide örgütün dağ yapılanmasına aman vermemek için 7 gün 24 saat milletimizin ve vatanımızın emrinde görev yapmaktayız. Kar, kış demeden kadın personellerimizle birlikte görev yapmaya devam etmeyiz. Zorlu koşullar bize engel değil. Örgüte aman ve fırsat vermeyeceğiz. Görevimizi layıkıyla yapmaya devam edeceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.Gümüşhane Özel Harekat Şube Müdürlüğünde yeni göreve başlayan kadın özel harekat polisi ise özel harekatın hayali olduğunu belirtti.Kursun açıldığını duyunca hemen başvuru yaptığı bilgisini paylaşan kadın özel harekatçı, 'Devrelerimle zorlu bir eğitimden geçtik. Göreve yeni başlamamıza rağmen ayağımızın tozu ile araziye, göreve, teröristlerin peşine geldik. Gayet mutlu, gururluyuz. İşimiz zor ama üstesinden geleceğimize inandık. Kadın özel harekatçılar olarak diğer görev arkadaşlarımız gibi her zaman vatana hizmet etmek için göreve hazırız.' ifadelerini kullandı.Kahramanlar, son 3 yılda Doğu Karadeniz'den PKK'yı sildiDoğu Karadeniz'de terör örgütü PKK mensuplarına yönelik güvenlik güçlerince gerçekleştirilen son 3 yıldaki başarılı operasyonlarla, örgütün bölgedeki faaliyetleri neredeyse bitirildi.Son 3 yılda aralarında İçişleri Bakanlığının 'Terörden Arananlar Listesi'nde kırmızı, mavi ve gri kategoride bulunan sözde bölge sorumlularının da yer aldığı teröristlerden 10'u etkisiz hale getirildi, biri yaralı ele geçirildi, 4'ü ise teslim oldu.Kırmızı kategoride yer alan PKK'nın sözde Karadeniz bölge sorumlusu Mehmet Yakışır, 15 Temmuz 2018'de güvenlik güçlerince ölü ele geçirildi. Aynı operasyonda 'Rodi' kod adlı terörist Levent Dayan da öldürüldü. 'Zeynel' kod adlı Yakışır'ın, Trabzon'un Maçka ilçesinde 11 Ağustos 2017'de Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik'in şehit edildiği saldırının faili olduğu belirlendi.Yakışır'ın etkisiz hale getirilmesinin ardından bölgedeki örgüt üyelerine elebaşılık yaptığı belirtilen, kırmızı kategorideki 'Türk Tarık' kod adlı Barış Öner de 22 Ağustos 2018'de, 'Sorej' kod adını kullanan İran uyruklu teröristle Gümüşhane'de ölü ele geçirildi.Yine bölgede farklı tarihlerdeki operasyonlarda gri kategorideki 3 terörist öldürülürken, 2019'da 'Kawa' kod adlı İranlı terörist Behrüz Dudkanlu ile 'Aras' kod adlı Aras Aslan sağ yakalandı.Sağ ele geçirilen teröristlerin ifadelerinden yola çıkılarak birçok noktada sığınak ve depo bulundu.Sözde Karadeniz açılım grubu etkisiz hale getirilen örgütün bölgeye yeniden sızma girişimine karşın güvenlik güçleri Doğu Karadeniz'de belirlenen muhtemel güzergahlar ile alanlara baskınlar düzenleyerek arama, tarama faaliyetlerine kesintisiz devam ediyor.
"Fransa İslamı Prensipler Tüzüğü"Nü İmzalamayan Müslüman Stk'ler Baskı Altında
PARİS (AA) - YUSUF ÖZCAN - Fransa'daki Türk Müslüman Dernekleri Koordinasyon Komitesi (CCMTF) Başkanı İbrahim Alcı ve Fransa İslam Toplumu Milli Görüş (CIMG) Başkanı Fatih Sarıkır, üzerinde değişiklikler yapılmadığı sürece 'Fransa İslamı Prensipler Tüzüğünü' imzalamama konusunda kararlı olduklarını açıkladı.Aynı zamanda Fransa İslam Konseyi (CFCM) Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Alcı ve CFCM Genel Sekreterliğini yapan Sarıkır, son dönemde ülkede tartışma konusu olan tüzüğe ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. 'Şu an zor dönemler yaşıyoruz. Her taraftan baskı geliyor.' ifadesini kullanan Alcı, Fransa'da imamların dini bilgilerine, öğretim becerilerine ve insani niteliklerine göre görevlerini yerine getirme konusunda onay sürecini oluşturmayı hedefleyen Ulusal İmamlar Konseyinin kurulmasının Müslümanlar için önemli olduğunu ancak 'bazı maddeleri Müslümanların aleyhine' olan bu tüzüğü bu haliyle imzalamak istemediklerini söyledi.Alcı, Fransa'daki diğer Müslüman derneklerden kendilerine destek mesajları geldiğini belirterek, '600-700 cami ve dernek bizim arkamızda. Fransa'da 2 bin 500 cami var.' dedi. Bir süredir ülkedeki imamlar ve derneklerle istişare ederek vardıkları sonucu CFCM ve İçişleri Bakanlığına yazılı olarak ilettiklerini kaydeden Alcı, tüzüğün isminin 'Fransa İslamı' olmasına tepki göstererek, 'Kaynağı Kur'an ve sünnet olan İslam dini özü itibarıyla hiçbir toplum veya ideolojik söylemlerle sınırlandırılamaz. İslam evrensel dindir.' ifadesini kullandı. İbrahim Alcı, İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ile toplantı gerçekleştirdiğini ve bu görüşleri kendisine de bizzat aktardığını kaydetti. Tüzüğü imzalamadıklarını ve bunun medyada geniş yer bulduğunu belirten Alcı, 'Üzüldüm. Bize İslamcı ve terörist olarak bakıyorlar. Darmanin de İbrahim Alcı'yı seviyoruz dese de CCMTF, Milli Görüş ve 'İnanç ve Uygulama' CFCM'den ayrılmasını istiyor. Buna hakkı yok.' diye konuştu. 'İslam'da olmayan ancak varmış gibi gösterilen konular var'Alcı, tüzükle ilgili, 'İslam'da olmayan ancak varmış gibi gösterilen konular var. (Tüzüğe göre) İslam'da sanki kadın düşmanlığı var ancak dinimizde öyle bir şey yok.' ifadesini kullandı. Fransa'daki derneklerde kadınların önemli görevler üstlendiğini anlatan Alcı, Müslümanların Fransız yasalarına uyduğunu, Fransız vatandaşı olduklarını ve kendilerine saygı gösterilmesini beklendiklerini vurguladı.Hükümetin 2024 itibarıyla yurt dışından din görevlisinin gelmesini istememesi nedeniyle 260 Türk derneğin imamsız kalma ihtimali olduğunu ve bununla ilgili çalışmalar yaptıklarını anlatan Alcı, CFCM ile de çalışmaların sürdüğünü kaydetti. 'Bu şartname Müslümanlara aykırı olursa, hiç kimse imzalamaz'Alcı, 'Bu şartname Müslümanlara aykırı olursa, hiç kimse imzalamaz. Müslümanların yüzde 80'ini buna karşı. Tüzükte önerdiğimiz şekilde değişikliklerin yapılmaması halinde CCMTF, CIMG ve 'İnanç ve Uygulama' imzalamamaya kararlı.' dedi. Darmanin'in tüzüğü imzalamayan kuruluşların CFCM'den ayrılması gerektiği ve bu kuruluşlara bağlı derneklerin denetleneceğine yönelik yaptığı açıklamalar hakkındaki soruya Alcı, 'İçişleri Bakanı böyle konuşabilir ancak Fransa'nın kanunları vardır. Avukatlarımız da var. Biz kötü bir şey yapmadık. Biz cumhuriyete karşı değiliz. Gazeteci, bazı milletvekili ve senatörlerle görüştüm. Onlar da kötü bir şey yapmadığımız söylüyor.' değerlendirmesinde bulundu. 15 Aralık 2020'de tüzüğün son halini aldığını ve bunun üzerinde mutabık kalındığını ifade eden Alcı, ancak geçen ay tüzükte büyük oranda değişiklik yapıldığını ve buna karşı çıktıklarını belirtti. Fatih Sarıkır da tüzüğün 18 Ocak'ta birçok Müslüman kuruluş tarafından imzalandığı ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a sunulduğunu belirterek, 'Bu bize bir gün önce takdim edildi. Hızlı şekilde ilan edildi. Biz baştan beri mutlaka cami dernekleri başkanları ve imamların bu sürece dahil edilmesi, onlarla istişare ederek herkesin sahiplenebileceği bir şartname düzenlenmesi gerektiğini defalarca söyledik. Bu gerçekleşmedi.' dedi. 'Fransa İslamı şeklinde ilan edildi ve içeriği ona göre düzenlendi'Tüzükle ilgili önerilerini ve eleştirilerini açıklama yoluyla basına ilettiklerini ifade eden Sarıkır, tüzüğün isminin başlarda 'Ulusal İmamlar Konseyi Prensipler Tüzüğü' olduğu ancak daha sonra 'Fransa İslamı Prensipler Tüzüğü' şeklinde değiştirildiğine dikkati çekti. Sarıkır, tüzükle ilgili 'Fransa İslamı şeklinde ilan edildi ve içeriği ona göre düzenlendi. Artık hedef olan kitle sadece imamlar değil, aynı zamanda Müslümanlar. Fransa'da Müslümanların nasıl olması gerektiğine yönelik ifadeler içeriyor.' diye konuştu. Tüzükte dini değerler ve imamlar hakkında 'yakışmayan' ifadelerin bulunduğunu, bunların kabul edilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Sarıkır, tüzükte din ile Fransa'nın birbirlerine karşıt gibi gösterilmesine ve Fransız yasalarının dinden üstün olması gerektiğine yönelik ifadelere de tepki göstererek, 'Bu Fransız kanunlarına aykırı. 1905 yasasına göre din ile devlet birbirinden ayrılıyor. Fransa bu konuda dünyaya örnek olmuştur. Laiklik konusunda da dünyaya örnek oldu.' değerlendirmesinde bulundu. Sarıkır, din görevlilerin görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini, imam ve camilerin tüzüğü kabullenmesi halinde gerçek hedefe ulaşacaklarını belirtti. Darmanin'ın açıklamalarına ilişkin, 'Ümit ediyoruz ki bu sözler tekrarlanmaz.' yorumunu yapan Sarıkır, CCMTF, CIMG ve 'İnanç ve Uygulama'nın köklü kuruluşlar olduğunu aktardı. Sarıkır, 'Biz yapıcı tavrımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Fransız kanunlarının hiçbiriyle bir sorunumuz yok. Bizim kaygımız sadece Müslümanların dini yaşayabilmesi için mücadele etmek.' dedi.Fatih Sarıkır, '(Tüzüğü imzalamamaları nedeniyle) Psikolojik baskı var, yok diyemeyiz. Medyalardan duyuyoruz, bazı siyasiler, bunu siyasi alana çekip malzeme haline getiriyorlar. Fransa'da da yakında seçimler olacak. Psikolojik baskı var. İnancımızla ilgili konularda doğru düşündüğümüz değerleri dikkate alacağız. Baskı olabilir ama buna karşı da tavrımız var.' değerlendirmesinde bulundu. İçişleri Bakanı Darmanin, yaptığı açıklamada, 'Fransa İslamı Prensipler Tüzüğü'nü imzalamayı kabul etmeyen sivil toplum kuruluşlarının Fransa İslam Konseyinden (CFCM) çıkmasını istemişti. CFCM'in hazırladığı tüzüğü birçok Müslüman sivil toplum kuruluşu imzalarken, CCMTF, CIMG ile 'İnanç ve Uygulama' kuruluş, bu tüzüğe imza atmamıştı. Tüzük, CFCM bünyesinde Ulusal İmamlar Konseyinin kurulmasını da öngörüyor.
Reklam
Grafikli - İran Devrimi 42. Yılına ABD Yaptırımlarıyla Girdi
TAHRAN (AA) - MUHAMMET KURŞUN - Dünya siyasi tarihinin önemli olaylarından olan Tahran'da ve Orta Doğu'da büyük toplumsal değişimlere yol açan 11 Şubat 1979'daki İran devriminin üzerinden 42 yıl geçti. Şii din adamı Ayetullah Humeyni liderliğinde gerçekleşen İran İslam Devrimi'nin ilk anından itibaren bölge ülkeleri ve küresel güçlerle ilişkilerde sorunlar yaşanmaya başladı. Devrimin üzerinden 1 sene geçmeden ABD ile kriz yaşayan yeni Tahran yönetimi, ikinci yıl dolmadan ise komşusu Irak ile 8 yıl süren kanlı bir savaşın içinde yer aldı. Devrimin yeni liderleri, bölgedeki güçlerini artırabilmek amacıyla Irak, Filistin ve Lübnan gibi ülkelerdeki bazı örgütlere destek vermeye başladı ve bazı oluşumları-örgütleri de bizzat kendileri kurdurdu. İran bugün de bu örgütlere destek vermeye devam ediyor ve bu durum bölgesel ve küresel güçlerle sorun yaşamasına neden oluyor. İran ile 1979'daki ABD'nin Tahran elçiliğinin işgali ve çalışanların rehin alınmasıyla başlayan kriz ve gerilim, bugün de başka sorunlarla farklı bir boyutta devam ediyor. Son olarak geçen yıl Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle bu kriz yeni bir boyut kazandı.Amerikan yönetimi, büyükelçilik çalışanlarının rehin alınması nedeniyle İran'dan petrol ithalatını 12 Kasım 1979'da durdurdu ve yaklaşık 8 milyar dolarlık İran varlığı 14 Kasım'da donduruldu.İran'daki rejimi İsrail ve ABD için bir tehdit olarak gören Washington yönetimi, daha sonraki yıllarda da Tahran'a mesafeli davrandı ve yaptırımlara giderek, Orta Doğu'daki bu yeni rejimi her defasında cezalandırdı. Washington-Tahran arasındaki buzlar ABD Başkanı Barack Obama döneminde nükleer anlaşmanın imzalanmasıyla kısmen erise de Donald Trump dönemiyle birlikte İran'a yönelik yeni yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Bu ağır yaptırımlar nedeniyle İran, ekonomik krize girerken, zaman zaman durumdan rahatsız olan halk, gösteriler de düzenledi.İranlılar, yeni ABD Başkanı Joe Biden döneminde yaptırımların hafifletilmesi beklentisiyle rahat bir nefes almayı ümit ediyor.Tahran'ın Washington ile yaptırımların kaldırılması, bölgesel faaliyetler ve füze programı gibi konular nedeniyle anlaşmazlığı devam ederken, Suudi Arabistan ile Yemen krizi başta olmak üzere Basra Körfezi'ndeki iktidar mücadelesi nedeniyle yaşadığı gerginlik sona ermedi. İran'da Şah yönetimi ve devrim öncesi olaylar İran'da Kaçar Hanedanı'nı devirerek 1921'de Pehlevi Hanedanlığını kuran Büyük Rıza'nın, İngilizlerle yapılan petrol anlaşmalarını feshetmesi ve 2'nci Dünya Savaşı sırasında Almanya ile yakınlaşması Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve Birleşik Krallığın tepkisini çekti.SSCB ve Birleşik Krallık bu nedenle ülkeyi işgal etti. Rıza Şah, iktidarın oğlu tarafından sürdürülmesini sağlamak için ülkeyi terk etti ve Güney Afrika'ya sürgüne gitmeye razı oldu. Bunun üzerine Muhammed Rıza Pehlevi 21 yaşında İran Şahı oldu.Babasından farklı olarak yenilikçi bir anlayışa sahip olan Rıza Pehlevi'nin iktidardaki ilk yılları sakin geçti ancak 1963 yılında 'Beyaz Devrim' olarak adlandırdığı bir dizi reformu hayata geçirmeye kalkışınca tepkilerle karşılaştı. Şah, 'Beyaz Devrim' ile petrol gelirinin artışını da değerlendirerek ülkeyi en kalkınmış 5 ülkeden biri yapmayı amaçlıyordu. Devrime giden yol Bugün bütün dünyanın konuşmaya devam ettiği, Orta Doğu'daki dengeleri sarsan ve kartların yeniden karılmasına neden olan İran Devrimi aslında adım adım geleceğini haber veriyordu. Şii din adamı Humeyni, İran Şahı'nın Beyaz Devrimi'ne en net ve sert tepkiyi gösteren kişi oldu ve ABD karşıtlığı üzerinden geliştirdiği söylemi halk tarafından da benimsendi. Yaptığı konuşmalarla halkı harekete geçiren Humeyni, önce cezaevine atıldı ardından idam cezası aldı. Humeyni'nin idam cezası alması üzerine Kum'daki nüfuz sahibi din adamı Ayetullah el-Uzma Muhammed Kazım Şeriatmedari devreye girdi. Siyasete mesafeli ve Şah'ın üzerinde de etkisi olan Şeriatmedari, Humeyni'nin Şiilerin 12 İmam mezhebine göre idamı caiz olmayan 'Ayetullah-el Uzma' seviyesine çıkarılmasını sağladı. İdam cezasından kurtulan Humeyni, 1964'te önce Irak, sonra Türkiye ve oradan da Paris'e sürgüne gitti. Humeyni sürgünde olmasına rağmen Şah'a karşı gelişen toplumsal muhalefetin önemli bir lideriydi. Humeyni ve takipçileri, 1963'ten itibaren iktidarı ele geçirmek için planlar yapmaya başlamıştı.İran Şahı'nın toplumsal muhalefeti ve artan tepkiyi dikkate almadan 1971 yılında Pers İmparatorluğunun 2 bin 500'üncü yılı vesilesiyle yaptığı kutlama kitlesel gösterilere yol açtı. Devlete bağlı Savak güçlerinin, 9 Ocak 1978'de protestolara katılan kalabalığa ateş açarak 100 kişiyi öldürmesi bir dönüm noktasını teşkil etti. Toplumsal tepki bu olayın ardından giderek büyüdü ve dönemin hükümeti, 8 Eylül 1978'de büyük kentlerde sıkıyönetim ilan etti.Giderek büyüyen gösterileri bastıramayacağına kanaat getiren ve krizi yönetemeyen Şah Muhammed Rıza Pehlevi, 16 Ocak 1979'da ülkeyi terk etti. Şah'ın ülkeyi terk etmesiyle Humeyni, 1 Şubat 1979'da ülkeye döndü ve 58 yıllık Pehlevi Hanedanlığı yıkıldı. Humeyni, önce 1 Şubat 1979'da hedefini duyurdu, ardından 1 Nisan 1979'da gerçekleştirilen referandum sonucu İran resmen 'İslam Cumhuriyeti' oldu. Aralık 1979'da ülke, şeriatı ve Humeyni'nin dini liderliğini onayladı.İran devriminin arkasındaki önemli isimlerİslamcılar, solcular ve liberaller özellikle 1960'lardan itibaren fikir ayrılıklarını bir kenara bırakarak Şah'ın ülkenin çıkarlarını kötüye kullandığı düşüncesinde birleşti ve ortak amaçları 'devrim' oldu.Bu süreçte üniversite öğrencileri dönemin popüler düşüncesi olan marksizm-sosyalizm ile tanışmış, pek çoğu aydın olarak kabul ettikleri Tudeh Partisi'ne katılmış ve Şah aleyhine düzenlenen protestolara komünist cepheden destek vermişti.Sosyolog ve mütefekkir Ali Şeriati, 1967-1973 yıllarında Tahran'daki Hüseyniye-i İrşad'da verdiği konferanslarla sosyalist-Müslüman ikilemi yaşayan üniversiteli gençler üzerinde etkili oldu.Yeni nesil, İslam'a ve Humeyni'ye yakın gruplara yöneldi. Devrimin siyasi ve ideolojik fikrinin İslami olmasında Şeriati'nin konferansları ve kitapları oldukça etkiliydi.Devrim yıl dönümü kutlamaları ve Kovid-19İran'da her sene tüm şehirlerde geniş kitlelerin katılımıyla kutlanan devrim yıl dönümü, bu sene yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sembolik bir şekilde kutlanacak.Bu seneki devrim kutlamaları, İran'da kullanılan hicri şemsi takvim ve miladi takvim arasındaki farktan kaynaklı 1 günlük sekme ile 10 Şubat'ta kutlanıyor. Başkent Tahran başta olmak üzere, ülkenin muhtelif şehirlerinde vatandaşlar araçların içinde ve motosikletlerin üzerinde oluşturacakları konvoylarla devrimin 42. yıl dönümünü kutlayacak.
Türk Metal Sendikası 250 Bin Üyeye Ulaşmayı Hedefliyor
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Türk Metal Sendikası, son 6 ayda üye sayısını 12 bin 230 artırarak 209 bin 529'a yükseltti.Sendika Genel Başkanı Pevrul Kavlak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgın koşullarına rağmen örgütlenme çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.Bu dönemde üye sayılarını 209 bin 529'a yükselttiklerini belirten Kavlak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bu dönemde emeğinin ve ekmeğinin hakkını aramak için sendikamızda örgütlenen bütün metal işçilerini selamlıyorum. Türk Metal gücünü her zaman üyelerinden alır. Üyelerimizden aldığımız güçle büyümeye devam edeceğiz. Bundan sonraki hedefimiz 250 bin üyeye ulaşmak. Tüm engellemelere rağmen örgütlenme çalışmalarınızı sürdüreceğiz.''Yasaların tanıdığı örgütlenme hakkını kullanıyoruz'Yeni iş yerlerinde örgütlenme kapsamında otomotiv ana sanayisinde parça tedarikçisi olan Sarıgözoğlu Hidrolik Makine ve Kalıp Sanayi AŞ'de geçen yıl kasım itibarıyla çalışmalara başladıklarını anlatan Kavlak, şu bilgileri verdi:'Manisa, Bursa ve Aksaray'da faaliyet gösteren yaklaşık 900 kişinin çalıştığı bu iş yerinde de zafer yine Türk Metal'e inanan metal işçisinin oldu. Özverili ve sabırlı çalışmalarımız neticesinde bu iş yerinde yetki için gereken çoğunluğu sağlandık. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından yetki tespit belgemizi aldık. Anayasa ve yasalarımızın bize tanıdığı örgütlenme çalışmalarımızın başarıyla sonuçlanması başta Sarıgözoğlu çalışanları olmak üzere tüm üyelerimizce memnuniyet ve sevinçle karşılandı.'
Grafikli - Türkiye'de Beklenen Kar Yağışı 1987, 2002 Ve 2004'Teki Gibi Olabilir
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Türkiye'de cuma gününden itibaren başlaması beklenen kar yağışının, 1987, 2002 ve 2004'deki yağışlar gibi etkili olması öngörülüyor. Dünyada son yılların en büyük sorunları arasında küresel ısınma ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye de küresel ısınmanın sonuçlarından etkilenen ülkeler arasında. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, bu kış mevsiminde kar yağışları geçmiş senelere göre oldukça düşük. Önceki yılların bu zamanlarında kar kalınlığı 3 metrelere ulaşabilirken bu yıl kar kalınlığı ortalama insan boyunu aşamadı. Etkili bir kar yağışı geliyor Meteoroloji uzmanlarının tahminlerine göre cuma günü başlayacak ve Türkiye'nin büyük bölümünü etkisi altına alacak soğuk hava dalgasındaki kar yağışının günlerce kalma ihtimali oldukça yüksek. Doğu Avrupa üzerinden gelen soğuk hava ve Orta Akdeniz'den gelen siklonla Türkiye'yi etkisi altına alacak kar yağışının 1987, 2002 ve 2004'teki kar yağışları gibi etkili olması bekleniyor.1987 yılının mart ayında İstanbul'da kar yağışı etkili olmuş ve bazı noktalarda kar kalınlıkları 1 metreyi aşmıştı. Kandilli Rasathanesi verilerine göre, İstanbul'da 1987'de 4-14 Mart tarihleri arasındaki günlük ortalama hava sıcaklığı sıfırın altında 2,2 derece olarak kaydedilmişti. Cuma günü Türkiye'nin büyük bölümünü etkisi altına alması beklenen soğuk hava dalgası, sıcaklıkları ortalama 5 ila 15 derece arasında düşürecek.'Meteorolojinin uyarılarına dikkat edilmeli'İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel tahminlere göre cuma gününden itibaren Türkiye'nin soğuk hava dalgası etkisi altına gireceğini söyledi. Türkiye'de şu anda Avrupa üzerinde oluşan alçak basınç alanlarının etkisi ile güneyli rüzgarların hakim olduğunu belirten Toros, 'Dolayısıyla mevsim normalleri üzerinde bir sıcaklık yaşıyoruz. Atmosferik sayısal model sonuçlarına göre Avrupa üzerindeki alçak basınç alanı doğuya doğru hareket ederek cuma günü Ukrayna üzerine kadar ilerliyor. Kuzey Avrupa üzerinde yüksek basınç alanı oluşuyor.' diye konuştu.Toros, her iki sistemin etkisiyle Türkiye'ye soğuk havanın taşındığını vurgulayarak, şöyle devam etti:'Hafta sonu orta Akdeniz'de oluşan alçak basınç sisteminin doğuya doğru ilerleyerek, önümüzdeki hafta ülkemizde bol yağış bırakması ihtimali var. Hava sıcaklıklarının cuma gününden itibaren azalması ve yağışların çoğu yerde yoğun kar yağışı şeklinde oluşması bekleniyor. Ayrıca sistem geçişi sırasında zaman zaman kuvvetli rüzgarlar oluşabilir. Oluşabilecek şiddetli yağışlardan, kuvvetli rüzgarlardan, don ve buzlanmalardan olumsuz etkilenmemek, can ve mal kayıpları yaşamamak için MGM tahminlerine ve uyarılarına dikkat edilmesi son derece önemlidir. Ayrıca Meteoroloji literatüründe 'tulpar fırtına' diye bir soğuk hava dalgası yoktur. Bunun gibi açıklamalar yanlıştır.' 'Akdeniz'de gelişen siklonlar Türkiye'ye bolca yağış getiriyor'Newcastle Üniversitesi Araştırmacısı, Atmosfer Bilimci Dr. Abdullah Kahraman ise Avrupa'nın kuzeyini etkisi altına alan soğuk ve karlı havanın Hollanda ve İngiltere'nin doğusu dahil pek çok yerde uzun yıllardır görülmemiş kar yağışlarına neden olduğunu belirtti. Yerdeki kar örtüsünün havanın hızla soğumasına ve yüksek basınç gelişimine neden olduğunu vurgulayan Kahraman, 'Soğuk yüksek basıncı kışın Sibirya üzerinde sıkça görürüz. Önümüzdeki günlerde Avrupa üzerinde 1045 milibar kadar ulaşan basınç değerleri tahmin ediliyor.' diye konuştu. Kahraman, Türkiye'nin cuma gününden itibaren soğuk hava dalgası etkisi altına gireceğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Simülasyonlara göre yüksek basıncın etkisiyle çok soğuk hava kütlesi önce Doğu Avrupa'ya, zamanla Balkanlar ve Türkiye'ye taşınıyor. Önce Atlantik Okyanusu'ndan gelen, Akdeniz üzerinden Balkanlar'a ulaşacak bir siklon, ardından Akdeniz'de gelişen siklonlar Türkiye'ye bolca yağış getiriyor. Özellikle hafta sonundan itibaren ağırlıkla kar beklentisi var. Türkiye'de beklenen kar yağışının 1987'de, 2002'de ve 2004'te görülen yoğun kar yağışlarına benzer olma durumu söz konusu. Modellere göre Marmara Denizi'nin güney ve doğusu, Karadeniz, Kuzey Ege çevrelerinde günlerce sürecek, hayli fazla kar yağışı bekleniyor. Ancak bölgesel ve şehir bazlı detaylar için henüz erken.' 'Meteoroloji literatüründe 'Tulpar fırtına' diye bir soğuk hava dalgası yok'Kar beklentisinin önceden tahmin modelleriyle tespit edilmesinin önemli olduğunun altını çizen Kahraman, yine de haftalar öncesinden kar tahmininin yanılgılara neden olabileceğini, atmosfer modellerinin kar hadiselerinde 3-5 günden sonra spekülatif olabileceğini ifade etti. Kahraman, meteoroloji meraklılarının sosyal mecralardan tahminlerini paylaştıklarını aktararak, şunları kaydetti:'Son dönemde medyada kendini 'meteoroloji uzmanı' diye tanıtan kişilere prim verilmemesi gerekiyor. Teknik eğitimden geçmemiş, internetten bazı modelleri takip eden kişilerin sorumsuz açıklamalarını insanlar resmi hava tahmini zannedebiliyor. Bu duruma insanlar dikkat etmeli. Türkiye'ye gelmesi beklenen soğuk hava dalgasıyla birlikte tulpar fırtınanın da geleceğini bazı kişiler ortaya atmış durumda. Meteoroloji literatüründe 'tulpar fırtına' diye bir soğuk hava dalgası yok. İnsanlar resmi makamlardan yapılmayan bu tarz açıklamalara itibar etmesinler. Özellikle MGM web sitesi ve uygulamasında açıklamaları takip etsinler.'
Reklam