onedio
Bahçeli'den Astronot Kelimesi İçin Öneri: Cacabey! Cacabey Kimdir?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı '... gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım' çağrısının ardından astronot kelimesi için Gökbilimci Cacabey'in ismini önerdi. Peki Selçuklular döneminde Keyhüsrev zamanında yaşamış Cacabey kimdir? İşte Cacabey hakkında merak edilen tüm detaylar... 
İETT Otobüsünü Çalıp İstanbul Turuna Çıktı
Kadıköy'de park halindeki İETT otobüsünü çalan kişi Taksim'e gitti. Hırsız, burada bir süre dolaştıktan sonra otobüsü Taksim Meydanı Alt Geçidi'nde bırakarak kaçtı. GPRS'den otobüsün yerini belirleyen şoför, otobüsü Taksim'de terk edilmiş halde buldu. 
Amatör Telsizciler Doğal Afetlerde Haberleşmeye Gönüllü Destek Veriyor
BURSA (AA) - SİNAN BALCIKOCA - Afet durumlarında kesintisiz haberleşmeye ve arama kurtarma ekipleri arasında koordinasyona katkı sağlamak için gönüllü destek veren amatör telsizciler, her an göreve hazır olacak şekilde bekliyor.Esnaf, mühendis, gazeteci, doktor gibi farklı meslek ve yaş grubundan amatör telsizciler, belirli periyodlar halinde alanlarıyla ilgili eğitim düzenleyip tatbikatlara katılıyor.Dünyanın dört bir yanındaki depremleri de takip eden amatör telsizciler, farklı ülkelerle iletişim kurarak uluslararası yardımlaşmada da görev alıyor. Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti (TRAC) Bursa Şube Sekreteri Cankut Kalyoncu, AA muhabirine, TRAC'ın 1962 yılında kurulduğunu ve kamu yararına hizmet verdiğini söyledi.Kalyoncu, acil ve afet durumlarında gönüllü olarak haberleşme desteği sağladıklarını belirterek, şöyle konuştu:'1991 yılındaki Körfez Savaşı'nda sivil savunmaya verdiğimiz haberleşme desteğinden sonra kamu yararına çalışan dernek statüsüne eriştik. 1991'den itibaren ülkemizde görülen doğal afetlerde aktif olarak yer aldık. En son İzmir depreminde 9 şubemiz haberleşme desteğini sürdürdü. Şu anda Türkiye'de 60 şube, 35 temsilcilik ve yaklaşık 2 bin 500 üyeyle hizmet vermeye devam ediyoruz. Birçok arkadaşımız amatör telsizcilik sınavına girerek belge almaya hak kazanıyor.' 'Devletimize ve milletimize haberleşme desteği sağlıyoruz'Eğitim faaliyetleri kapsamında afet haberleşmesiyle ilgili tatbikatlar yaptıklarını anlatan Kalyoncu, 'Boş zamanlarımızda Uludağ'da bulunan rölelerde test ve bakım çalışması yapıyoruz. AFAD ile iş birliği içindeyiz. Devletimiz de bize gereken desteği sağlıyor. Bizler de elimizden geleni fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz.' dedi.Kalyoncu, alanlarında birçok ilke imza attıklarını belirterek, 'Afetin içinde haberleşme üzerine hizmet veriyoruz. İzmir depreminde de telsiz üzerinden haberi alır almaz bu kente gittik. Oradaki haberleşmeye destek verdik. Depremdeki arama kurtarma çalışmaları bitene kadar oradan ayrılmadık.' bilgisini verdi.Kalyoncu, afetler olduğunda sağlıklı iletişim ve koordinasyon ihtiyacının ortaya çıktığına işaret ederek, şunları kaydetti:'Panik havası oluşuyor. Bizler afet haberi alır almaz, bir organizasyon şeması oluşturarak bu koordinasyona katkı sağlamaya çalışıyoruz. İlk etapta kimler nereye gidecek, nerede enkaz var, bu tespitleri oluşturup telsizler üzerinden bilgi akışını sağlamaya çalışıyoruz. Afet sırasında devlet kurumlarının uğraşması gereken birçok konu oluyor. Bu yükü azaltmak amacıyla haberleşme yükünü biz alıyoruz. İletişimin koptuğu noktada ve koordinasyonun sağlanmasında devletimize ve milletimize haberleşme desteği sağlıyoruz.' 'İzmir depreminde 7-8 ülkeden bize çağrı geldi'TRAC Bursa Şubesinde sürekli açık olan bir APRS cihazının olduğunu ifade eden Kalyoncu, bu cihaz sayesinde dünyadaki depremlerden anlık bilgi sahibi olabildiklerini dile getirdi.Kalyoncu, afetin yaşandığı ülkedeki amatör telsizcilerle doğrudan irtibat kurduklarını vurgulayarak, 'İzmir depreminde 7-8 ülkeden bize çağrı geldi. İhtiyaç olup olmadığı soruldu. 1999 depreminde de bizler aracılığıyla yurt dışından gelen yardım ekipleri söz konusu.' dedi.
Sultan 2. Abdülhamid Vefatının 103. Yılında Anılıyor
İSTANBUL (AA) - MÜCAHİT TÜRETKEN - Osmanlı Devleti'nin zor dönemlerinde 33 yıl tahtta kalan Sultan 2. Abdülhamid, vefatının 103. yılında yad ediliyor.AA muhabirinin kaynaklardan derlediği bilgilere göre, babası Sultan Abdülmecid, annesi ise Tirimüjgan Kadınefendi olan Abdülhamid, 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul’da doğdu.Abdülhamid, henüz 10 yaşındayken annesini veremden kaybederken, babası Sultan Abdülmecid ise 1861'de 38 yaşında vefat etti.Meşruti bir yönetim kurmak isteyen devlet adamı ve idarecilerin Sultan Abdülaziz ile 5. Murad'ı tahttan indirmelerinden sonra 2. Abdülhamid, 31 Ağustos 1876'da 34. Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı.Göreve geldikten kısa süre sonra 23 Aralık 1876'da Osmanlı Devleti'nin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi ilan edildi.Sultan 2. Abdülhamid, tahta çıktığında içeride olduğu gibi dışarıda da birçok sorunla karşı karşıya kaldı. 31 Mart 1877'de Ruslar'ın tekliflerini kapsayan Londra Protokolü, Sultan 2. Abdülhamid'in isteğiyle mecliste görüşülüp reddedilince Rusya, 24 Nisan 1877'de (93 Harbi) Osmanlı Devleti'ne resmen savaş ilan etti.Gazi Osman Paşa'nın Plevne'de, Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın da doğudaki başarıları savaşın genel gidişini durduramadı, Türk orduları cephelerden çekilmeye başladı. Onların ardından on binlerce Müslüman-Türk muhacir de İstanbul'a ve Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldı.Meclisle anlaşmazlığa düşen Sultan 2. Abdülhamid, anayasanın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak, 13 Şubat 1878'de Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti. Fakat meşrutiyet ve anayasadan vazgeçtiğine dair hiçbir beyanda bulunmadı.Savaşın sonunda Rusya ile 3 Mart 1878'de ağır koşullar içeren Ayastefanos Antlaşması imzalandı.Hafiye Teşkilatı13 Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşması ile pek çok toprak kaybedildiği gibi, Rusya'ya karşı da ağır bir harp tazminatı ödenmesi kabul edildi.Sultan Abdülhamid, devletin içerisinde bulunduğu durum ile 1. ve 2. Çırağan vakaları sonrası kuvvetli bir hafiye teşkilatı kurdu.Dış politikada karşılaştığı güçlükler ve özellikle yabancı devletlerin içeride birtakım olaylar çıkarmaları, padişahı sıkı bir rejim uygulamaya sevk etti.Düyun-u UmumiyeDevletin toparlanabilmesi için zamana ihtiyaç olduğuna inanan 2. Abdülhamid, ağır bir yük oluşturan savaşlardan kaçınma yoluna gitti. Ekonomik alanda kendisinden önceki padişahlardan devraldığı dış borçları temizlemeye öncelik veren Sultan 2. Abdülhamid, Avrupalı alacaklıların temsilcileriyle 20 Aralık 1881'de bir anlaşma imzalandı. Muharrem Kararnamesi adı verilen bu anlaşmayla alacaklı ülkelere belli devlet gelirlerini toplamak üzere Düyun-u Umumiye'yi kurma imtiyazı tanındı. İslam dünyası ile bağlarını güçlendirmeye çalışan ve bunu temel bir siyaset haline getiren 2. Abdülhamid, Almanya'dan aldığı destekle 1888'de Haydarpaşa-İzmit demir yolu hattını Ankara'ya kadar uzattı. 1902'de Ankara'yı Bağdat'a bağlayacak hattın yapımı için de Almanlarla anlaştı.2. Abdülhamid'in en başarılı yönü dış politikaydı. Dış politikada temel amaç, imparatorluğun barış içinde yaşamasını sağlamaktı. 2. Abdülhamid, Avrupa devletlerinin Türkiye üzerinde birbiriyle çatışan çıkar ve ihtiraslarından faydalandı. Bu sebeple dış politikası, devletler arası ilişkilerde yeni şartlar oluştukça değişti. Hiçbir devletle devamlı anlaşmaya girmedi. Büyük devletleri mümkün olduğu kadar birbirlerinden ayırabilmek için çeşitli diplomatik faaliyetlere girişti.Halifelik sıfatını en çok kullanan padişah olduHalifelik sıfatını Osmanlı padişahları arasında en çok kullanan 2. Abdülhamid oldu. Güney Afrika ve Japonya gibi uzak ülkelere din alimleri göndererek İslamiyet'in oralarda da yayılması için çalıştı ve sömürgeci devletlere karşı mücadele etti. Şam'dan Mekke'ye kadar uzanan Hicaz demir yolunu inşa ettirdi.Sultan 2. Abdülhamid'in direttiği ve kısmen başarıya ulaştığı önemli konulardan biri de Filistin meselesi idi. Filistin'de bir Yahudi devleti kurmak isteyen Siyonistler, 2. Abdülhamid'e başvurdular ve devletin dış borçlarını temizleyeceklerini bildirdiler. Padişah bu para tekliflerini kabul etmediği gibi, Yahudilerin çeşitli yollarla Filistin'e gelip yerleşmelerine engel olacak bazı önlemler de aldı.Balkanlarda yaşanan olaylar sonrası Türk subayları padişahı Kanun-i Esasi'yi ilan etmeye zorladı. 2. Abdülhamid, 23 Temmuz 1908'de anayasayı tekrar yürürlüğe koyduğunu ilan etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Meclisi'ne üye gönderilmesine engel olmak için 5 Ekim 1908'de Bosna-Hersek'i işgal etti. Aynı gün Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Bir gün sonra da Girit, Yunanistan ile birleştiğini açıkladı.Rumi takvime göre 31 Mart'ta (13 Nisan 1909) İstanbul'da ayaklanma patlak verdi. İstanbul'daki olaylar 11 gün kanlı bir şekilde devam etti. Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun 23-24 Nisan 1909 gecesi İstanbul'a girmesinden sonra ayaklanma bastırıldı.2. Abdülhamid, kendisine sadık olan Birinci Ordu ile Hareket Ordusu'na karşı konulması hususunda yapılan teklifleri kabul etmeyerek, Müslümanların halifesi olduğunu ve Müslüman'ı Müslüman'a kırdıramayacağını söyledi.27 Nisan 1909'da Said Paşa'nın başkanlığındaki Meclis-i Umumi-i Milli, 2. Abdülhamid'in hilafet ve saltanatının sona erdirilmesine karar verdi. Bir Türk, bir Ermeni, bir Yahudi ve bir de Arnavut'tan oluşan parlamento heyeti Yıldız Sarayı'na giderek Sultan Abdülhamid'e tahttan indirildiğini tebliğ etti.Sultan 2. Abdülhamid, tahtından indirildiği gece aile ve görevlilerden oluşan 38 kişi ile Sirkeci'den özel bir trenle Selanik'e götürüldü.Selanik'te Alatini Köşkü'ne yerleştirilen 2. Abdülhamid, düşman kuvvetlerin Selanik'e yaklaşması üzerine İstanbul'a getirilerek Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi, hayatının son yıllarını burada geçirdi.10 Şubat 1918 Pazar günü vefat eden 2. Abdülhamid'in cenazesi özel törenle Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi.Eğitim, sağlık ve askeri alanlarda önemli adımlar atıldıSultan 2. Abdülhamid döneminde eğitim, bayındırlık ve tarım alanında da önemli adımlar atıldı. 1876-1908 yılları arasında iptidailer 200'den 4-5 bine, sübyan mektepleri 10 bine, rüştiyeler 250'den 600'e, idadiler 5'ten 104'e ve bugünkü öğretmen yetiştiren yüksek okul olan Darülmuallimin sayısı ise 32'ye yükseltildi. Ayrıca tarım, maliye, hukuk, baytar, ticaret, ziraat ve daha birçok alanda çok sayıda meslek yüksekokulları açtı. Spor dallarının gerçek anlamda çeşitlenmesi, toplumsal bir eğlence kültürü halini alması ve bunların bilimsel anlamda öğrenilmesine yönelik icraatlar da Sultan 2. Abdülhamid döneminde gerçekleşti. Ayrıca bugün Türk futbolunun üç büyük takımı Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş da Sultan Abdülhamid'in saltanat yıllarında kuruldu.2. Abdülhamid ayrıca, başta İstanbul olmak üzere imparatorluğun çeşitli şehirlerinin önemli fotoğraflarını içeren çok değerli albümler koleksiyonu hazırlattı.Haydarpaşa Tıbbiyesi ve kendi parasıyla yaptırdığı Şişli Etfal Hastanesi ile bir kısım masraflarını şahsi kesesinden karşıladığı Darülaceze, onun sağlık ve sosyal yardım alanlarında attığı önemli adımlardan oldu.Ticaret, ziraat ve sanayi odaları da yine Sultan 2. Abdülhamid zamanında açıldı. Çeşitli şehirlerde atlı ve elektrikli tramvaylar, düzenli rıhtımlar yapıldı. Hicaz ve Basra'ya kadar telgraf hatları çekildi. Tahta çıkışının 25. yıldönümü anısına birçok şehre saat kulesi yaptırdı.Sultan 2. Abdülhamid döneminde askeri rüştiyeler ve idadilerin sayısı artırıldı. Ordu yeni silahlarla teçhiz edildi. Hukuk alanında da önemli adımlar atıldı. Ceza usulü ve ticaret usulü kanunları çıkarıldı. Batı örneklerine göre polis teşkilatı yeniden düzenlendi. Batı müziğinden, opera ve tiyatrodan da hoşlanan 2. Abdülhamid, sarayın masraflarını azami derecede kıstı, saray hayatından uzak sade bir hayat yaşadı.
Irak'ta Artan Deaş Tehdidi Üzerine 3 Bölgede Operasyon Başlatıldı
BAĞDAT (AA) - Irak ordusu, ülkenin batı ve kuzeybatısında Haşdi Şabi güçlerinin de desteğiyle terör örgütü DEAŞ'a karşı geniş çaplı operasyon başlattı. Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, başkent Bağdat ve Enbar'ın batısı ile Salahaddin-Enbar vilayeti arasındaki bölgeler olmak üzere 3 noktada başlatılan operasyona, Irak ordusu ve Haşdi Şabi'ye bağlı birliklerin katıldığı, Irak Hava Kuvvetlerinin de destek verdiği kaydedildi. Açıklamada, operasyonun amacının terör örgütü DEAŞ'ın söz konusu bölgelerdeki varlığının sona erdirilmesi olduğu ifade edildi.DEAŞ'ın, 21 Ocak'ta Bağdat'ın merkezindeki bir çarşıya düzenlediği saldırıda, 32 kişi hayatını kaybetmiş, 110 kişi yaralanmıştı. Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, 28 Ocak'ta, DEAŞ'ın sözde Irak Valisi Ebu Yasir İsavi'nin öldürüldüğünü bildirmişti. Irak güvenlik güçleri ve Şii milisler, 8 Şubat'ta örgütün Bağdat, Necef ve Kerbela'da Şiilere ait kutsal mekanlara saldırı düzenleyeceği iddiaları üzerine silahlarıyla askeri geçitler düzenlemişti.
Reklam
Rize'de Irmağa Yuvarlanan Yaşlı Kadın Yaralı Kurtarıldı
RİZE (AA) - Rize'nin Çayeli ilçesinde kaybolan yaşlı kadın, yuvarlandığı ırmaktan ağır yaralı olarak kurtarıldı.İlçeye bağlı Madenli beldesi Aloğlu Mahallesi'ndeki evinden dün sabah ayrılan 83 yaşındaki Ayşe Aloğlu'nun geri dönmemesi üzerine yakınları durumu jandarmaya bildirdi.Jandarma ve sağlık ekiplerinin vatandaşlarla birlikte yaptığı aramada Aloğlu, ormanlık alanda ırmak içerisine yuvarlanmış halde bulundu.Çayeli Belediyesi itfaiye ve sağlık ekipleri tarafından yuvarlandığı yerden çıkartılan Aloğlu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.Aloğlu'nın hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi.
Avustralya'da Yüksek Mahkeme Terör Mahkumlarının İnfaz Süresini Uzatan Yasal Düzenlemeyi Onadı
ANKARA (AA) - Avustralya Yüksek Mahkemesi, 2017 tarihli Terörle Mücadele Yasası'ndaki infaz süresi dolan terör mahkumlarının cezalarının uzatılabilmesini öngören düzenlemeyi onayan bir karar aldı.Yüksek Mahkeme, terör hücresi kurmak ve yönetmek suçlamasıyla 15 yıl hapis yatan ve 'topluma risk oluşturmaya devam ettiği' gerekçesiyle cezası uzatılan mahkum Abdul Benbrika'nın tahliye talebini reddetti.Yedi yargıçtan oluşan mahkeme heyeti, Benbrika'nın 'tutukluluğun sürmesi talimatı' adı verilen tedbir kararına anayasaya aykırılık iddiasıyla yaptığı itirazı, 2'ye karşı 5 oyla geri çevirdi.Victoria eyaletinin Melbourne kentindeki bir terör hücresinin lideri ve mensubu olmak suçlamasıyla 2009'da gözaltına alınan Benbrika, Melbourne ve Sydney kentinde 11 kişiyle birlikte aralarında dönemin başbakanına suikast ve bir futbol maçında bombalı eylemin de olduğu saldırıları planlamakla suçlanmıştı.Ülkede 2017'de kabul edilen terör düzenlemesi, terör suçundan mahkum olanların infaz sürelerinin, federal hükümetin talebi ve yetkili yargıcın onayıyla 3 yıl uzatılabilmesini öngörüyor. Mahkumun oluşturduğu riskin sürdüğünün değerlendirilmesi halinde ceza 3'er yıl sürelerle uzatılabiliyor.
Reklam
Vakıflar Genel Müdürü Ersoy, 2021 Hedeflerini Açıkladı:
ANKARA (AA) - YASEMİN KALYONCUOĞLU - Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, 2021 yılı hedeflerinden birinin, İstanbul'un turizm bölgesindeki tarihi eserlerin restorasyonunu tamamlamak olduğunu söyledi.Ersoy, AA muhabirine 2020 faaliyetlerine ve bu yıl yapılması planlanan çalışmalara ilişkin bilgi verdi.Salgın sürecine rağmen çalışmalara devam ettiklerini, restorasyon şantiyelerinde çalışmaları titizlikle sürdürdüklerini ifade eden Ersoy, bu kapsamda geçen yıl Bursa Ulu Camii, Edirne Merkez Süleyman Camii, Beyoğlu Galata Kulesi, İstanbul Fatih Eminönü Rüstem Paşa Camii başta olmak üzere 163 restorasyon ve 4 yeni inşaat yapım işini tamamladıklarını belirtti.2020'de yapılan en önemli çalışmanın Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine alınması olduğunu vurgulayan Ersoy, şöyle devam etti:'Her ne kadar dini görevleri Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılıyor ise de bakımı, onarımı ve restorasyonu ile ilgili olarak bu eser Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde. Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesinde olan bir cami. Bu caminin restorasyonu ile ilgili gerekli çalışmaları yapıyoruz. İlk tedbir olarak buranın yangın ve elektrik tesisatı ile ilgili araştırmayı yaptırdık, raporlamasını aldık. Türbeler, sıbyan mektebi ve şadırvanın onarımına başladık. Medresenin restorasyonunu da yapacağız. Kubbeleri de incelemeye aldık.'Kariye Müzesi'nin camiye çevrilmesi için de gerekli hazırlıkları tamamladıklarını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile ilgili kararnamenin çıktığını ve caminin ihalesinin ikinci aşamasının yapılacağını kaydeden Burhan Ersoy, 'Kariye Camisi'nin nisan, mayıs aylarında ihalesi yapıldığı zaman, yılın sonuna doğru camiyi ibadete açmış olacağız.' ifadesini kullandı.Mimarisi ikiye ayrılan camide dokuyu korumak için çalıştıklarını ifade eden Ersoy, 'Harem kısmını ibadete açacağız. Motifler ve fresklerde bozulma olmayacak. Çünkü bu UNESCO eseri, bir dünya mirası. Bu eserleri korumak dünyada yaşayan herkesin görevi, sadece Müslümanların değil. Biz de bu eserleri korumaya çalışıyoruz.' diye konuştu.İstanbul'daki Beyazıt Camisi ve Nuri Osmaniye Camisi'nin restorasyonunu tamamladıklarını, Sultanahmet Camisi restorasyonun da devam ettiğini aktaran Burhan Ersoy, şu bilgileri verdi:'2021 yılı içerisindeki hedefimiz, İstanbul'un turizm bölgesi hinterlandındaki yani Beyazıt, Fatih, Eminönü ve Sirkeci güzergahındaki tarihi eserlerin her birinin restorasyonunu bitirmek ve turizm sezonu başladığında bu yerlerin şantiye görüntüsünden kurtarılmasıdır. Bununla ilgili gayretimiz devam ediyor ve yüzde 70'e yakın çalışmamızı tamamladık. Geri kalan kısmı da en kısa sürede bitirip, camilerimizi ibadette açmış olacağız.''Süleymaniye'yi emin ellerde koruyacağız'Süleymaniye Camisi'nin kubbeleriyle ile ilgili önlemleri de masaya yatırdıklarına işaret eden Ersoy, caminin çevresindeki Darülhadis, Darüşşifa, Tabhane ve Daruzziyafe ile develikler diye isimlendirilen bölgelerin olduğunu, o bölgelerin her birinin yüklenicisinin ayrı ayrı ilgili bölümlerin restorasyonu ile uğraştığını ifade etti. Ersoy, Süleymaniye Camisinde yapılan çalışmalara ilişkin de şunları anlattı:'Restorasyon ihalesi yapmadığımız tek bir bölge kaldı, bu da Daruzziyafe. Orayla ilgili de güvenlik tedbirlerini aldık. Bu konuda kamuoyu tarafından eleştirildiğimiz konular da olabilir. 'Efendim orada kurşun çalınıyor, oralara bakmıyorsunuz' deniliyor. Dikenli tel örgüler ve güvenlik kamera sistemi ile orayı güvenli bir bölge haline getirmeye gayret gösterdik. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Valimiz gerekli desteği güvenlik için sağlıyorlar, istişare halindeyiz. Biz bir an önce orayla ilgili ihaleyi tamamlayarak, cami çevresini güvenlik altına almak istiyoruz. Camimizi emin ellerde koruyacağız.'2021 restorasyonlarına 1 milyar 200 milyon liralık bütçe2021'de Türkiye'de 193, yurt dışında 10 eseri tamamlamak için çalışacaklarını belirten Ersoy, restorasyonlar için 1 milyar 200 milyon liraya yakın bütçe ayırdıklarını söyledi.Restorasyonların yanı sıra yeni inşaatlar da yaptıklarını, bunlardan birinin de Bosna Hersek'te Riyaset binası olduğunu aktaran Ersoy, Türkiye'de de yapımı devam eden hizmet binalarını en kısa süre bitirmeyi hedeflediklerini ifade etti.Ersoy, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde eğitim veren Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin kampüs binası inşaatlarının devam ettiğini, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin temel atma töreninin mart veya nisanda yapılacağını, gerekli sondaj çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.Ulus Zincirli Camisi, cemaatini 2021'de kabul edecekAnkara Ulus'taki Zincirli Camisi'nin restorasyonunu da bu sene tamamlamayı planladıklarını belirten Ersoy, caminin yanındaki boş arsayı da aldıklarını, buraya Genel Müdürlüğün finans kuruluşu olan Vakıf Katılım Bankası için şube açacaklarını ve zeytinyağı satış ofisini hizmete alacaklarını kaydetti.Ersoy, 'Tüm bunlarla ilgili ihaleyi yaptık. Bu yıl içinde yer teslimi yapılacak ve projeye başlanacak. Projeler kuruldan geçti. Zincirli Camii Ulus'un en güzel camilerinden birisi. Hacı Bayram Camisi'nden sonra cemaati en yoğun cami. Bunu da en kısa zamanda bitireceğiz.' dedi.KKTC'ye 5 milyon avroluk restorasyonBosna Hersek, Macaristan, Kosova, Afrin'in yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) de önemli çalışmalara imza attıklarını belirten Ersoy, bunlardan birisinin de Selimiye Camisi'nin restorasyonu olduğunu söyledi.Selimiye Camisi'nin yaklaşık 5 milyon avroya restore edileceğini ve çalışmayı 2022'de bitirmeyi planladıklarını kaydeden Ersoy, 'Restorasyon, uzun süreli bir iş. Derzlerinden, alçısına kadar her şeyi titiz bir şekilde ele alıyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak restorasyonda sayılı başarılı kurumlar içerisindeyiz. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile kardeşiz, omuz omuza vererek projelerimizi çıkarıyoruz, sonra da restorasyona geçiyoruz.' ifadesini kullandı.13 bin 500 vakıf kiracısı, 28 Şubat'a kadar başvuru yapabilecekErsoy, 7256 sayılı 'Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un yakın zamanda çıkarıldığını anımsatarak, bu kapsamda, vakıf mülkiyetinde eskiden kiracı olup, kiracılık sözleşmesi yapmamış 13 bin 500 işgalci durumundaki kişiye ilişkin de yasal düzenleme yapıldığını kaydetti.Bu kişilere yeni bir hak doğduğunu belirten Ersoy, 28 Şubat'a kadar vakıf kiracılarının başvuru yapabileceklerini, 17 Mart'ta da ilk taksiti ödemeye başlayacaklarını belirtti.Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:'TBMM'deki arkadaşların bu konudaki gayretleri ve Bakan Bey'in titiz takibi ile bu yasayı çıkarmış olduk. Bu yasa ile 13 bin 500 kiracımızın sorununu da çözmüş olacağız. Bu kanun düzenlemesi 10 yılda bir yapılır. 2004'te ilk kez yapılmıştı. 13 bin 500 kiracımızdan ricam, bölge müdürlüklerine müracaat yaparak, işgalcilikten kurtulsunlar. Biz, onların sözleşmeli kiracı olmalarını istiyoruz. Geçmişe yönelik kiralarını 12 ayla taksitlendirdik. Faiz ve geriye dönük masraf almayacağız. 28 Şubat'ın son başvuru tarihi olduğunu tekrar hatırlatmak istiyoruz.'
Göbeklitepe'deki Monolitin Milli Uzay Programı Tanıtımında Kullanılması Şanlıurfalıları Sevindirdi
ŞANLIURFA (AA) - Göbeklitepe yakınlarındaki tarlada 5 gün önce toprağa saplı halde bulunan ve dün sabah kaldırıldığı görülen metal blokun (monolit) Milli Uzay Programı'nın tanıtım çalışmasının bir parçası olduğunun ortaya çıkması yöre halkını sevindirdi.Şanlıurfa kent merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta, Göbeklitepe Ören Yeri yakınlarında yer alan Örencik Mahallesi'ndeki tarlada 5 Şubat Cuma günü bulunan monolit merak konusu olmuş, dün kaldırılınca vatandaşların merakı daha da artmıştı.Yaklaşık 3 metre yüksekliğinde, 1 metre genişliğinde, üzerinde Göktürk alfabesiyle 'Gökyüzüne bak, Ay'ı gör' ifadesi yazılı metal blokun sırrı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşma sırasında çözüldü.Monolitin, Türkiye'nin Milli Uzay Programı tanıtımının parçası olduğunun anlaşılması yöre halkını da sevindirdi.Blokun konulduğu mahallenin sakinlerinden Mahmut Yıldız, AA muhabirine, 5 gün önce toprağa saplı halde bulunan metal blokun vatandaşlar arasında şaşkınlığa neden olduğunu hatırlattı.Dün monolitin kaldırılmasıyla meraklarının daha da arttığını ifade eden Yıldız, 'İlk günden itibaren insanlarda bir merak ve telaş vardı. Ancak dün akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşma sonrası hem rahatladık hem sevindik. Artık insanlar bir sıkıntı olmadığını anladı. Vatandaşlar olarak çok mutlu olduk. Bu tanıtım Göbeklitepe için iyi oldu.' diye konuştu.'Mahallemiz için de Göbeklitepe için de iyi oldu'Mahalle sakinlerinden Sabri Kaçar ise 5 gün önce sabah uyandıklarında tarlada bir metal blok olduğunu görünce telaşa kapıldıklarını anlattı.Dün sabah monoliti yerinde göremeyince yine bir anlam veremediklerini aktaran Kaçar, 'Vatandaşlar olarak merakımız ve telaşımız akşam Cumhurbaşkanımızın katıldığı program ile sona erdi. Bundan dolayı hem rahatladık hem sevindik. Türkiye için, Göbeklitepe için ve mahallemiz için çok iyi oldu.' ifadelerini kullandı.Fuat Demirdil de metal blokun mahallelerine getirilip tarlaya konulmasının sırrının çözülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.'Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı'nda metal blokun ne amaçla konulduğunu öğrenince mahalleliler olarak çok sevindiklerini vurgulayan Demirdil, bölgenin tanıtımına katkı sağladığı için mutlu olduğunu söyledi.Hasan Yıldız ise toplantıda Göbeklitepe'nin isminin geçmesinin çok iyi olduğunu belirterek, 'Metal blokun ne amaçla getirildiğini çok merak ediyorduk ama Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklaması ile rahat ettik, mutlu olduk ve gururlandık. Mahallemiz için de Göbeklitepe için de iyi oldu, sevinçliyiz.' şeklinde konuştu.
İga Görevlileri, İstanbul Havalimanı'nda Doğum Yapan Anneyi Ziyaret Etti
İSTANBUL (AA) - İGA Havalimanı İşletmesi görevlileri, İstanbul Havalimanı'nda doğum yapan Kırgızistanlı Shakh Sanam Kabilzhankyzy'e tedavisinin sürdüğü hastanede ziyarette bulundu.Pazar günü, tarifeli uçakla, Rusya'nın Saint Petersburg kentinden Ankara'ya gitmek üzere geldiği İstanbul Havalimanı'nda doğum yapan Kabilzhankyzy, bir kız çocuğu dünyaya getirmişti. Kabilzhankyzy ile bebeği sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırılmıştı.İGA Havalimanı İşletmesi görevlileri, tedavisi süren Kabilzhankyzy'i hastanede ziyaret etti.Ziyarette, anneye altın ile İstanbul Havalimanı özel yolcu programı olan 'İGA PASS' üyeliği hediye edildi.
Reklam
Samsun'da Milli Boksörler Antrenmanlarını Doğada Yaparken Yaşlıların Odunlarını Kırıyor
SAMSUN (AA) - MUSTAFA ÇAVUŞ - Samsun'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde antrenmanlarını doğada yapan milli boksörler, nineler ve dedelerin odunlarını kırarak örnek davranış sergiliyor. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Genç Milli Takım Boks Antrenörü Nihat Bilir, salgın döneminde sporcularına kendi köyünde koşu yaptırıp halatla lastik çektiriyor. Şampiyon sporcular çalışmaları sırasında, salgın nedeniyle evlerinden çıkamayan ve gücü yetmeyen yaşlıların odunlarını kırarak evlerine kadar götürüyor.Antrenör Bilir, AA muhabirine, salgın nedeniyle salonda fazla antrenman yapamadıklarını, bu yüzden sporcularına kendi köyünde, doğada antrenman yaptırdığını, hem de köydeki yaşlıların odunlarını kırdıklarını söyledi. Sporculara doğada antrenman yaptırarak hem sağlıklı ve zinde olmalarını sağlarken hem de insanlara yardım ettiklerini anlatan Bilir, 'Salgından dolayı antrenmanlarımızı köyümüzde yapmayı düşündük. Burada sporcularımız antrenmanlarını yapıyor hem de yaşlılarımızın odunlarını kırıyor, onların ağır işlerini yapıyor. Hem antrenman yapıyor hem de yaşlılara yardım etmeyi aşılıyoruz.' diye konuştu. Bilir, bu uygulamanın diğer antrenör ve sporcular tarafından da yapılabileceğini ifade etti.Yaşlılara yardımcı olmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden 23 yaşındaki milli boksör Furkan Pank, 'Salgından dolayı salonda fazla antrenman yapamıyoruz. Burada doğada antrenmanlarımızı yaparken yaşlılarımızın da odunlarını kırıyoruz. Onların ağır işlerini yapıyoruz.' dedi.Türkiye şampiyonu milli boksör Atakan Akduman da köyde antrenman yapmanın yanı sıra yaşlılara yardımcı olmaktan mutluluk duyduklarını anlattı.İki kez Türkiye şampiyonu olan ve uluslararası madalya kazanan milli boksör Eren Özdemir, salgın sürecinde geri kaldıkları kondisyonu köyde tamamlamaya çalıştıklarını, aynı zamanda yaşlılara destek olduklarını aktardı.Köyde yaşayan 93 yaşındaki Ali Kıran ve 90 yaşındaki Behiye Soygül, güzel davranışlarından dolayı genç sporculara teşekkür etti.
Almanya'da Yıllık Enflasyon Ocakta Yüzde 1 Oldu
BERLİN (AA) - Almanya'da yıllık enflasyon, hükümetin KDV indiriminin sona ermesi ve iklim vergisinin etkisiyle ocakta yüzde 1 oldu.Almanya Federal İstatistik Ofisi'nin (Destatis) nihai verilerine göre, ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ocakta 2020'in aynı ayına kıyasla beklentiler dahilinde yüzde 1 seviyesine yükseldi. Destatis açıklamasında, enflasyonun geçen ay pozitif olmasında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle uygulan tüketim mallarındaki KDV indiriminin ocakta sona ermesi ve iklim vergisi etkili olduğu belirtildi.Ocaktaki artışa karşın Avro Bölgesi’nin en büyük ekonomisine sahip ülkede yıllık enflasyon, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) tüm Avro Bölgesi için hedeflediği yüzde 2'nin altında kalmaya devam etti.Almanya’da yıllık enflasyon, Temmuz-Aralık 2020 döneminde art arda 5 ay ekside kalmıştı.Ülkede enflasyon, ocakta aylık bazda da yüzde 0,8 artış kaydetti.Enerji ürünlerinin fiyatları, ocakta 2020'nin aynı ayına göre yüzde 2,3 düştü. Motor yakıtı fiyatları yıllık yüzde 2,9 azalış gösterirken, doğal gaz fiyatlarında yüzde 2 artış oldu. Ülkede gıda fiyatlarındaki artışın, ocakta yıllık yüzde 2,2 olması dikkati çekerken, enerji ve gıda fiyatları hariç tutulduğunda, yıllık enflasyon, geçen ay yüzde 1,4 oldu.Almanya'da AB uyumlu öncü TÜFE ise ocakta aylık bazda yüzde 1,4, yıllık bazda yüzde 1,6 yükseldi. Almanya'da hükümet ekonominin Kovid-19 salgını sebebiyle alınan önlemler dolayısıyla yavaşlamasını engellemek amacıyla KDV indirimine gitmişti.Buna göre 1 Temmuz-31 Aralık'ta 6 aylık dönemde yüzde 19 olan KDV oranı yüzde 16'ya, bazı temel tüketim maddelerindeki yüzde 7'lik KDV oranı da yüzde 5'e indirilmişti. Ülkede İklim Yasası’nda yeşil enerji yatırımlarını desteklemek için ton başına karbondioksit fiyatları 2021 için başlangıç fiyatı 25 avro olarak belirlenmişti.
Eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in Eşi Gülümser Erdem Hakkındaki Fetö Davasına Devam Edildi
ANKARA (AA) - Eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in eşi Gülümser Erdem'in 'Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) üye olmak' ve 'dolandırıcılık' suçlarından yargılanmasına devam edildi.Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya Erdem'in avukatları katıldı. Sanık Gülümser Erdem duruşmada hazır bulunmadı.Sanık avukatları, müvekkile yöneltilen suçlamalarla Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde yargılanan Birol Erdem'in beraatına karar verildiğini belirterek, Gülümser Erdem hakkında beraat talebinde bulundu.Dolandırıldığını öne süren müdahil Şengül Tuncal'ın beyanlarında çelişkiler bulunduğunu öne süren avukatlar, bu kişinin beyanlarına itibar edilmemesini istedi.Savunmaların ardından ara karar açıklayan mahkeme, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Birol Erdem hakkındaki beraat kararının gerekçesini göndermesi için kuruma müzekkere yazılmasına hükmetti.Gülümser Erdem hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına karar veren mahkeme, davayı 1 Nisan 2021'e erteledi.
Reklam
Fatih Terim'den Derbide Hakaret İçerikli Tezahürat Yapıldığı Gerekçesiyle Suç Duyurusu
İSTANBUL (AA) - Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Fenerbahçe-Galatasaray arasında oynanan maçta taraftar tribününden kendisine hakaret içeren tezahürat yapıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.Terim'in avukatı aracılığıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, Kovid-19 salgını nedeniyle 2020-2021 sezonunda Süper Lig maçlarının seyircisiz oynanmasına karar verildiği anımsatılarak, 'Ancak Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından Türkiye Futbol Federasyonu'na yapılan başvuru neticesinde müsabakanın oynandığı Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi'ne 150 sağlık çalışanının alınmasına karar verilmiştir. Buna rağmen gerçekleşen maça bini aşkın kişi katılmış ve localara yerleştirilmiş olup, bu husus fotoğraf ve görüntülerde sabittir.' denildi.Dilekçede, bu kişilerden kaçının sağlık çalışanı olduğunun bilinmediği belirtilerek, 'Savcılık tarafından kimliği tespit edilebilecek şüphelilerce Fatih Terim'e, teknik heyete ve ısınmak üzere sahaya çıkan oyunculara müsabakanın başından sonuna kadar galiz ifadelerle küfürler edilmiş, itibar ve prestijlerini sarsmaya, saygınlıklarını zedelemeye matuf ifadeler kullanılmış, kişilik hakları ihlal edilmiştir.' ifadelerine yer verildi. Topluluk psikolojisinin sebep olduğu şiddet olaylarının en sık rastlandığı spor dalının futbol olduğu vurgulanan dilekçede, şunlar kaydedildi:'Şiddet eğilimi ve futbolun birlikteliği diğer spor dallarına göre daha az yadırganmakta ve futbol müsabakalarının gerçekleştiği futbol sahaları ilgililerce, şiddetin meşrulaştırılmış bir alanı olarak görülmektedir. Hal böyleyken başta futbol müsabakaları olmak üzere tüm spor müsabakalarında son zamanlarda artan şiddet ve düzensizliklerin önüne geçilmesinin zaruri olduğu ve bu doğrultuda hukuka aykırı eylemi gerçekleştiren kişilerin emsal mahiyette cezalandırılması gerektiği aşikardır.'Dilekçede, bu kapsamda hakaret içeren eylemleri gerçekleştiren faillerin tespit edilerek, haklarında kamu davası açılması ve seyirden yasaklama tedbirinin uygulanması talep edildi.Öte yandan Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 6 Şubat'ta Fenerbahçe-Galatasaray arasında oynanan derbi maçında yaşanan olaylara ilişkin resen soruşturma başlatıldığı öğrenildi.Savcılığın soruşturma kapsamında, futbol müsabakasına ilişkin görüntü kayıtlarının incelenmesi yönünde emniyete talimat verdiği bildirildi.
Bursa'da Uyuşturucu Operasyonunda 11 Kişi Gözaltına Alındı
BURSA (AA) - Bursa'nın İnegöl ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 11 şüpheli gözaltına alındı.İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Sinanbey Mahallesi Refah Sokağı'nda uyuşturucu ticareti yapıldığı bilgisini aldı.Sokaktaki bir binada arama yapan ekipler, 502 gram sentetik kannabinoid, 35 gram metamfetamin, 21 ecstasy hap, hassas terazi, kurusıkı tabanca ve uyuşturucu satışından kazanıldığı tahmin edilen 3 bin 670 lira ele geçirildi.Gözaltına alınan C.G, D.H, M.Ç, F.K, E.K, A.O.A, C.Ö, D.B, A.K, M.T.Ö. ve E.Ç, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Reklam
Salgınların Ülkelerdeki Seyri Mobil Uygulamayla Öğrenilebilecek
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Salgınların ülkelerdeki seyri ile tedbirlere yönelik güvenli ve verimli bilgi paylaşımını sağlayan 'PandeVITA' isimli bir mobil uygulama hazırlanacak.Koordinatörlüğünü Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümünün üstlendiği 'PandeVITA' (Pandemik Virüs İzleme Uygulaması), AB Horizon 2020 Araştırma ve İnovasyon Programı kapsamında, Finlandiya, Almanya, İspanya, Belçika ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi tarafından yürütülüyor.Buna göre, 11-12 Şubat'ta yapılacak çevrim içi açılış toplantısıyla araştırma ve inovasyon faaliyetleri başlatılacak. Proje kapsamında, salgın krizlerinde vatandaşlar ile bilim adamları, siyaset ve ekonomi dünyası arasında küresel düzeyde daha etkin bilgi transferinin yapılmasını sağlayacak platform ve akıllı telefon uygulaması geliştirilmesi hedefleniyor.Beş aşamadan oluşan projede, ilk olarak temel proje hazırlıklarının yapılmasının ardından iyi örnek analizleri ve proje idaresine ilişkin gelişmeler çerçevesinde vaka analizleri, ülkelerdeki kamu sağlık sistemleri ve mevcut uygulamalara ilişkin karşılaştırmalı incelemeler yapılacak.Üçüncü aşamada, ülkelerdeki hukuki ve etik düzenlemelere ilişkin karşılaştırmalı çalışmalara ve vaka analizlerine yer verilecek projede, Kovid-19 krizi süresince siyasette alınan kararlar ve yaptırımlar inceleme konusu yapılacak. Ayrıca Kovid-19 salgını sırasında bilim ve toplum arasında bilgi alışverişine katılım ve güven, toplumsal gönüllülük hakkında farklı vaka çalışmalarının yürütüleceği projede, dördüncü aşamada, PandeVITA uygulaması ve platformu geliştirilecek. Uygulamanın kullanılabilirliği, kullanıcı deneyimi, benimseme, verimlilik ve etkinliği değerlendirilecek.Üretilip yayınlanmasının ardından uygulamanın ve platformun son sürümleri Haziran 2023'e kadar 30 ay süreyle Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilecek.'Salgında medyada doğru olmayan haberler yer aldı'Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölümü Doktor Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Lutz Peschke, AA muhabirine projeye ilişkin yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını sürecinde medyada doğru olmayan haberlerin yer aldığını ve içerikler arasında bir uyum olmadığının görüldüğünü belirtti.Her ülkenin salgınla mücadeleye yönelik tedbirler aldığına işaret eden Peschke, Türkiye'deki HES mobil uygulamasının benzerlerinin Avrupa ülkelerinde de olduğunu ancak bunların arasında bir bağlantı bulunmadığını söyledi.Peschke, bu bağlantının sağlanması için projeyi hazırladıklarını anlatarak, 'PandeVITA uygulamasıyla bütün Avrupa ülkelerinde salgına yönelik mobil uygulamalar arasında bir bağlantı kurmak istiyoruz. İnsanlar bir uygulama aldığında diğeriyle bağlantısı olsun ki salgın sürecinde nasıl hareket etmesi gerektiğini bilsinler. Öyle bir sistem ve uygulama oluşturalım ki insanlar bunu etkin ve gönüllü olarak kullansınlar. İnsanların aklında şüphelerin kesinlikle kalmaması gerekiyor.' diye konuştu.'Avrupa'da salgına yönelik mobil uygulamalar çok fazla kişi tarafından tercih edilmiyor'Bu kapsamda uygulamaya yönelik çalışmanın öncelikle kişisel verilerin korunması açısından ele alınacağını bildiren Peschke, Avrupa ülkelerinde salgına yönelik mobil uygulamaların çok fazla kişi tarafından tercih edilmediğini ve bunun nedeninin araştırılması gerektiğini vurguladı. Platformun internet sitesi ve uygulamanın ise akıllı telefonlar üzerinden hizmet vereceğine işaret eden Peschke, şunları kaydetti: 'Çalışmamız yaklaşık 6 ay teorik açıdan devam edecek. Akademik bir araştırma çerçevesinde farklı ülkelerdeki farklı örnekleri ele alacağız. 6 aydan sonra bu platformun tasarlanması gündeme gelecek. İnşallah bu yıl sonunda da uygulamanın ilk halini halkla paylaşabileceğiz. Daha sonra bunu paylaştığımızda kişilerle çeşitli şekillerle iletişim kurarak uygulamanın kullanılabilirliği üzerinden geri bildirimleri alacağız. Uygulamaya 24 ay sonra son halini vereceğiz. Projenin tamamlanması aslında 30 ay olarak belirlendi ama 24'üncü ayda uygulamanın son halini vermek istiyoruz.Projenin Avrupa Birliği tarafından fonlanması dolayısıyla uygulama öncelikle Avrupa ve Türkiye'de kullanılabilecek. Çünkü proje koordinatörü Bilkent Üniversitesi. Türkiye'de de bunun pilot uygulamalarını yapmak istiyoruz. Daha sonra dünyaya açılmasını da çok isteriz. Bakanlıkların kabul etmesiyle her bir ülke verileri platform ve uygulamaya yükleyerek kendi aralarında bir ilişkiye girebilecek. Mesela Almanya'da Robert Koch Enstitüsü var. Bu Enstitü dataları toplayan bir kurum. Ülkelerle iletişime geçip dataların toplanması sağlanabilecek.'Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinin, projenin hukuki düzenlemelerine ilişkin çalışmalarını takip edeceği bildirildi. Projenin 11-12 Şubat'ta çevrim içi düzenlenecek açılış toplantısına, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, Avrupa Komisyonu'ndan üst düzey yetkililer ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın katılacağı belirtildi.
Eşini Boğarak Öldüren Kocaya Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis İstemi
İSTANBUL (AA) - MELİKE GALLENKUŞ - Büyükçekmece'de sosyal medya hesabından gelen mesaj nedeniyle tartıştığı eşini boğarak öldürdüğü iddia edilen sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, maktul Sonbahar Özcan ile sanık Ünal Özcan'ın 9 yıldır evli oldukları anlatılarak, iki çocukları olan çiftin Büyükçekmece’de ikamet ettikleri belirtildi.İddianamede, maktul Sonbahar Özcan'ın sosyal medyayı aktif olarak kullandığına yer verilerek, sosyal medya hesaplarında yaptığı mesajlaşmaları gören sanık ile eşi arasında tartışma yaşandığı kaydedildi.Yaşanan tartışmaların ardından annesinin evine giden Sonbahar Özcan'ın yakınlarının araya girmesi üzerine evlerine geri döndüğü aktarılan iddianamede, 19 Temmuz 2020'de sanık Ünal Özcan'ın yine sosyal medya üzerinden gelen bir mesaj nedeniyle maktulle tartıştığı anlatıldı.İddianamede, tartışmada eşinin boğazını sıkıp boğarak öldüren sanığın, daha sonra durumu yakınlarına haber verdiği aktarıldı.Savunmasında sosyal medyada eşine mesaj gelmesi üzerine tartıştıklarını belirten sanık Ünal Özcan, daha sonra sinirlenerek boğazını sıktığı eşini öldürdüğünü anlattı.Maktulün cep telefonunun incelenmeye gönderildiği ancak henüz inceleme sonucunun gelmediği kaydedilen iddianamede, 'Sanığın eşi olan maktulü sosyal medya kullanmasından dolayı duymuş olduğu kıskançlığın etkisiyle boğarak kasten öldürdüğü anlaşılmıştır.' ifadelerine yer verildi.İddianamede, sanık Ünal Özcan'ın 'eşini kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor.İddianamenin Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmesiyle sanığın ilerleyen günlerde yargılanmasına başlanacak.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Yaşadığım Vicdan Azabı, O Süreçte Çok Daha Ağır Geldi"
MUĞLA (AA) - DURMUŞ GENÇ - Muğla'da yakalandığı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedavisinin ardından görevine dönen hemşire Funda Uyar, eşi ve kızının yanı sıra ziyaret ettiği yakınlarına da virüs bulaştırdığı için vicdan azabı çektiğini belirtti.Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım hemşiresi Uyar, halsizlik, öksürük, yüksek ateş, eklem ağırları şikayetiyle Kovid-19 testi yaptırdı. Test sonucu pozitif çıkan Uyar'ın eşi ve kızının testleri de pozitif oldu. Hastalığı tedaviyle atlatan Uyar, AA muhabirine, hastalığa yakalananların çektiği sıkıntılara yakından şahit olduğu zorlu süreci, kendisinin de yaşadığını söyledi.Hastalığa yakalandığında yorgunluk ve halsizlik şikayetlerinin bulunduğunu anlatan Uyar, yorgunluğunun sebebini üşütmeye bağladığını belirtti.'Nefes açlığı çok büyük bir acı ve sıkıntı'Uyar, ağrı ve yorgunluk şikayetleri üzerine ailece test yaptırdıklarını, kendisiyle birlikte eşi ve kızının test sonucunun da pozitif çıktığını anlattı.Tedavi sürecinde kızıyla evde kaldığını, eşinin ise yaklaşık iki hafta hastanede ağır bir tedavi süreci geçirdiğini aktardı.Hastalık sürecinde nefes açlığı çektiğini dile getiren Uyar, 'Eş, dost, akrabalarım bize ulaşmaya çalışıyor ama iki cümleyi bir araya getirip kendimi ifade edemiyorum. Benim toparlanmam yaklaşık iki haftayı buldu. Bu mesleğin içinde olduğum için kendimi çok iyi koruduğumu düşünüyordum. Kendime konduramadım pozitif olabileceğimi. Nasıl ve nereden kaptığımı da bilmiyorum. Hastalığın belirtileri ben de 7 gün sonra başladı.' ifadesini kullandı.Virüsü ailesine bulaştırdığı için vicdan azabı çektiUyar, toplumda hastalığın ayıp bir şey gibi algılandığını belirterek, şöyle devam etti:'Bu saklanmaması gereken bir şey. Yakınlarımız 'Aman kimse duymasın, söylemeyelim.' diyor. Bunu duyunca sosyal medya hesabımdan bir yazı paylaşarak insanları hastalığa ve hastalığı saklamamalarına karşı uyardım. Bu hastalık bana yakınlarımızı kaybetme korkusuyla geçen günleri hatırlatıyor. Yakınlarım için çok korktum, çok dua ettim. Onları kaybetme korkusu anlatılmaz. Hele ki bunun vicdan azabını çekmek çok zordu. Saatlerce haykıra haykıra ağladığımı sadece ben ve Allah bilir. Aslında en büyük hatayı ben yaptım. Kendimi çok iyi koruduğumu düşünerek anne ve babamı ziyaret ettim. Herkeste belirtileri görünce kendimin de çok iyi korunmadığını anladım. Yaşadığım bu vicdan azabı o süreçte çok daha ağır geldi. Çok şükür virüsü bulaştırdığım kişiler de tedaviyle hastalığı atlattı.'Herkesin kendileri gibi şanslı olamayabileceğini vurgulayan Uyar, kişisel tedbirlerin her zaman en üst seviyede tutulması tavsiyesinde bulundu.
Eskişehirli Gönüllü Öğretmenler Gölge Oyunlarını Dijital Ortama Taşıdı
ESKİŞEHİR (AA) - DENİZ AÇIK - Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren ve gönüllü öğretmenlerden oluşan Milli Eğitim Tiyatrosu Değerleri Anma Hareketi (METDAH), ders kazanımlarını içeren gölge oyunlarını öğrenciler için dijital platformlarda yayınlıyor.Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı'nın teklifiyle 2019 yılının ekim ayında İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt tarafından hayata geçirilen METDAH'ın genel koordinatörlüğünü İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muhittin Adıyaman yapıyor. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını öncesinde tiyatro gösterilerinin yanı sıra meddahlık yapan, köy seyirlik ve meydan oyunları sahneleyen, ilçelere turneler düzenleyen topluluk, çocukların evde kaldığı salgın sürecinde de farklı bir çalışma yürütüyor. Öğretmenler, salgın döneminde çocukların öğrenme sürecini daha eğlenceli ve etkin hale getirmenin geleneksel oyunlar ve yerli kahramanlarla da mümkün olabileceği düşüncesiyle gölge oyunlarını güncelleyip, yaş gruplarına uygun olarak öğrenme ortamına taşımak üzere çalışma yaptı. Özellikle temel eğitim kazanımlarına yönelik, çok sayıda özgün gölge oyunu hazırlayan topluluk, bunları öğrenciler için dijital platformlarda paylaşıyor.'Çocukların kültürleriyle bağlarını koparmamaları önemli'İngilizce öğretmeni ve METDAH Genel Sanat Yönetmeni Özer Bilgiç, AA muhabirine, çocukların kültürleriyle bağlarını koparmamalarının önemli olduğunu anlattı.Bilgiç, gölge oyunu aracılığıyla Yunus Emre, Nasreddin Hoca gibi önemli değerlerin ve kültürel mirasın unutulması için öğrencilere aktarılması gerektiğini vurguladı.METDAH bünyesinde hemen hemen her branştan yaklaşık 60 öğretmenin yer aldığını bildiren Bilgiç, şöyle devam etti:'Topluluğumuz daha önce Eskişehir'deki okullarda ve bazı salonlarda tiyatro gösterileri sahneledi. Salgın nedeniyle tiyatro çalışmalarına ara verdik. Dijital platformları kullanarak uzaktan etkinlikler hazırlamaya karar verdik. Gölge oyunuyla çocuklara temel eğitim vermek istedik. Ünlü Karagöz gölge oyunu oynatıcısı Emin Şenyer'den gölge oyunu oynatıcılığı semineri aldık. Bir hafta süren seminer boyunca farklı branşlardan 33 öğretmenimiz, tasvir yapımından boyamasına, nareke yapımından tasvir oynatıcılığına Karagöz gölge oyununun inceliklerini öğrendi. Aldıkları eğitimi öğrencileriyle paylaşıyorlar.' Bilgiç, Karagöz ve Hacivat'ın çok etkili bir iletişim ve eğitim aracı olacağına inandıklarını dile getirdi.Çok sayıda gölge oyunu hazırladıklarını kaydeden Bilgiç, şunları söyledi:'Her gölge oyunu tamamen özgün. Oyun metinleri, oyun şarkılarının güfte ve besteleri öğretmenlerimiz tarafından yapılıyor. Hazırladığımız gölge oyunlarını salgın nedeniyle dijital platformlara aktardık. Çocuklarımıza gölge oyunuyla etkileşimli ders anlatırken, önemli bir kültür mirasını da aktarmak istiyoruz. Dersleri çok daha eğlenceli hale getirmeyi amaçlıyoruz. Kültür mirasımızı tüm hatlarıyla çocuklarımıza ulaştırmak istiyoruz. METDAH topluluğundaki gönüllü öğretmenlerimizin en büyük hayali çocuklarımıza eğlenceli eğitim ortamları sunarken, kültür mirasımızı da yaşatmaktır.'Bilgiç, METDAH'a destek olan Genel Müdür Adnan Boyacı, İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt ile İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muhittin Adıyaman'a teşekkür etti.'Karagöz ve Hacivat'ı eğitime taşımayı planlıyoruz'Türkçe öğretmeni Murat Gündoğdu da 1,5 yıldır görev aldığı METDAH bünyesinde birçok etkinliğe imza attıkları bilgisini vererek, 'Pandemi nedeniyle dijital içeriğe yöneldik. Karagöz ve Hacivat'ı eğitime taşımayı planlıyoruz. Okullar açıldığında ise sınıflarda gölge oyunuyla kültürel değerlerimizi kazandırmak istiyoruz. Çocuklarımın kültürüyle bağlarını kopartmamayı amaçlıyoruz.' dedi.Müzik öğretmeni Seray Erdoğan ise tiyatro oyunlarında görev aldığını, gölge oyunları için de özgün müzikler yaptığını ve öğrencileri için gölge oyunu yapmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Reklam