Tanık Koruma Programı Kapsamında 12 Kişinin Yüzü Değiştildi
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Tanık Koruma Kanunu kapsamında, Tanık Koruma Kurulu kararları ile 105 tanık, 168 tanık yakını olmak üzere 273 kişi hakkında koruma tedbirinin uygulandığını bildirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın soru önergesini Adalet Bakanı, İçişleri Bakanlığınca hazırlanan bilgi notuyla yanıtladı. Adalet Bakanı, Tanık Koruma Kanunu kapsamında, Tanık Koruma Kurulu kararları ile 105 tanık, 168 tanık yakını olmak üzere 273 kişi hakkında koruma tedbirinin uygulandığını söyledi. ESTETİK CERRAHİ 12 KİŞİ HAKKINDA UYGULANDI ANKA'nın haberine göre Adalet Bakanı Tanık Koruma Kanunu kapsamında 'fizyolojik görünümünün estetik cerrahi yoluyla veya estetik cerrahi gerektirmeksizin değiştirilmesi' tedbirinin 12 kişi hakkında uygulandığını belirtti. Adalet Bakanı, Tanık Koruma Kanununun 'Kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi' tedbirinin, tanık ve tanık yakını olmak üzere toplam 109 kişi hakkında uygulandığını ifade etti. Adalet Bakanı, Kurul tarafından Tanık Koruma Kanunu kapsamında uygulanmakta olan tedbirlerin; fiziki koruma sağlanması, kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi, geçici olarak geçimini sağlama amacıyla maddi yardımda bulunulması, çalışan kişinin iş yerinin ya da iş alanının değiştirilmesi veya öğrenim görenin devam etmekte olduğu her türlü eğitim ve öğretim kurumunun değiştirilmesi, yurt içinde başka bir yerleşim biriminde yaşamasının sağlanması, fizyolojik görünümün estetik cerrahi yoluyla veya estetik cerrahi gerektirmeksizin değiştirilmesi ve buna uygun kimlik bilgilerinin yeniden düzenlenmesi olduğunu kaydetti. Yüksekova Haber
Osmanlı'ya Direnen Kale İnternette Satışta
Kamu borcunu azaltmanın ve ek gelir sağlamanın yollarını arayan İtalya, aralarında Osmanlı istilalarına karşı yapılan bir kalenin de bulunduğu çok sayıda kamu mülkünü internette açık artırmayla satışa çıkardı. İtalyan Ansa ajansının haberine göre, geçen cuma günü başlayan satış işlemleri 6 Mayıs’a kadar sürecek. Kamuya ait gayrimenkullerle ilgilenen devlet kurumu Demanio ajansı tarafından yürütülen açık artırmada on milyonlarca Euro gelir elde edimesi bekleniyor. Satışa çıkarılan kamu mülkleri arasında, Gradisca d’Isonzo’da 15. yüzyılda Osmanlılara karşı yaptırılan bir kale, Venedik lagünündeki Poveglia adası ve 17. yüzyıldan kalma bir manastır da yer alıyor. Toplamda yaklaşık 150 “irili ufaklı” gayrimenkulün bu yolla satılması planlanıyor. Eylül ayında da, aralarında kaleler, deniz fenerleri ve köylerin da bulunduğu 208 yeni mülkün daha satışa çıkarılması bekleniyor. Demanio ajansının direktörü Paolo Maranca, “Bu satış projesiyle sadece gelir elde etmeyi değil aynı zamanda bu bölgeleri kalkındırmayı da amaçlıyoruz” dedi. Satışın, dünyanın her yerinden alıcılara açık olduğu belirtildi. Ajans, 2001’den bu yana devlete ait mülklerin satışından 1.8 milyar Euro gelir elde etti.Övgü Pınar | BBC Türkçe
İbrahimovic, Kardeşini Son Yolculuğuna Uğurladı
Dünyaca ünlü yıldız Zlatan Ibrahimovic, kardeşini kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. Yıldız golcü, kardeşinin cenaze namazına katıldı ve bir hayli üzgün olduğu görüldü.Paris Saint-Germain'de forma giyen Bosna Hersek asıllı İsveç'li yıldız futbolcu Zlatan Ibrahimovic, erkek kardeşini kaybetti. Paris'ten ayrılarak ailesinin yaşadığı İsveç'e giden Ibrahimovic, burada kardeşinin cenazesine katıldı.Zlatan Ibrahimoviç'in babası Şefik İbrahimoviç 1977 yılında Bosna-Hersek'ten İsveç'e göç etmiş ve Hırvat Jurka Graviç ile tanışıp evlenmişti. (Futbol Arena)
Gıda Terörü: Bu Yiyecekler Zehir Saçıyor...
Türkiye Ziraatçiler Derneği’nin araştırması ‘gıda terörü’nü açığa çıkardı. Araştırmaya göre, küflenen peynirden krem peynir, iç yağdan kıyma, soyadan sucuk, sakatattan tavuk döner yapılıyor, kaçak çay ise domuz kanıyla renklendiriliyorFehim Genç'in Milliyet'te yer alan haberine göre, Türkiye’de son dönemde gıda maddelerinde yapılan sahteciliklerde büyük bir artış görüldüğünü belirten Türkiye Ziraatçiler Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin, “Derneğimizin yaptığı araştırmanın sonuçları, Türkiye’de bir gıda terörü olduğunu gösteriyor” dedi. Gıdadaki sahteciliğin önüne geçmek için denetimin şart olduğunu vurgulayan Yetkin, şunları söyledi:“Maalesef Türkiye’de yeterli bir denetim uygulandığını söyleyebilmek mümkün değil. Türkiye’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kayıt sistemine kayıtlı yaklaşık 40 bin gıda üreten işletme bulunmaktadır. Bunu gıda ürünlerini üreten, dağıtan ve satan kayıtlı ve kayıtdışı olarak ele aldığımız zaman bu rakam yaklaşık 500 bin işyeri olmaktadır. Buna rağmen bugün itibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde 4 bin 600 gıda denetçisi, 1100 gıda mühendisi çalışmaktadır. Toplam 5 bin 700 denetim unsuru ile 500 bin işyerinin sağlıklı bir biçimde denetlenemeyeceği ve bu sayının acil olarak artırılması gerektiği açıktır.” ‘Vatandaş uyanık olsun’ Hileli gıdaların yaygın bir şekilde piyasada bulunması nedeniyle vatandaşın alışveriş yaparken bilinçli davranmasının daha büyük önem kazandığını kaydeden Yetkin, tüketicilere şu önerilerde bulundu: “Açık ortamlarda satılan ürünler satın alınmamalı. Paketlenmiş ürünlerde bilinen markalara ağırlık verilmeli. Rastgele yerler yerine, güvenilir satış noktalarından alışveriş yapılmalı. Satın alınan ürünlerin ambalajında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın üretim izninin bulunup bulunmadığına dikkat edilmeli. Ürünlerin son kullanım tarihlerine özellikle dikkat edilmeli.” Tüketici sahipsiz değil Tüketicilerin alışveriş yaparken bu hususlara dikkat etmelerinin hem kendilerinin, hem de ailelerinin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Yetkin, şunları söyledi: “Tüketiciler, şüphelendikleri konularda bilgi almak, şikayet etmek ya da ihbarda bulunmak için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kurduğu ‘174 Alo Gıda’ hattını Türkiye’nin her yerinden telefonla arayabilirler. Ayrıca alo174@tarim.gov.tr adresine e-mail gönderebilirler. Öte yandan Türkiye Ziraatçiler Derneği’ne başvurmaları halinde biz de kendilerine, yasal yollardan haklarını aramaları için yardımcı oluyoruz.”Fehim Genç | Milliyet
‘Kaddafi Dönemi Libya, Şu Andan Daha Güvenliydi’
Libya’da, ’2011 yılında halkının diktatörünü öldürdüğü’ haberlerini  önce Batı ardından Amerikan medyasının duyurduğu ülkedeyiz. İndiğimiz liman Misurata eski askeri havalimanı, Libya’nın en zenginlerinin yaşadığı, ticaretin yapıldığı bir bölge, Akdeniz kıyısında yer alan Libya’nın üçüncü büyük şehri olduğu belirtiliyor.  Karşınızda Malta adası. Kent sessiz. Kaddafi sonrası hayat nasıl gidiyor demeye gerek kalmadan, herkesten bir ses çıkıyor.Net fotoğraf ülkede yönetimsizliğin giderek derinleştiği yönünde. Bu yolculuğu yazdığım saatlerde de ajanslar söylenenleri destekler nitelikte Libya’da yaşanan hükümet krizine dikkat çeken bir habere yer veriyordu. Libya Geçici Başbakanı  Abdullah es-Sini  şöyle diyordu; **‘ Kaddafi’nin devrilmesinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen Libya istikrara kavuşmadı. Libya’nın menfaati gereği, Libyalıların kazananı olmayan bir mücadeleye sürüklenmemesi ve bu makamı elde etmek için birbirini katletmemesi için yeni hükümeti kurma görevini yerine getiremeyeceğim. 14 Nisan 2014, Pazartesi.'**
Reklam
Kaz Dağları'nın Eteklerinde Asit Gölleri
Tarihte “Bin Pınarlı İda” olarak bilinen Kaz Dağları’nın suları ile beslenen ovalarda günümüzde asit gölleri var. Vahşi madencilik sonrası hiçbir rehabilitasyon yapılmadan terk edilen çukurlar, zamanla asit gölleri haline geldi. Sadece Etili bölgesinde 8 tane olan bu asit göllerindeki suların derelere karışması nedeniyle her yıl binlerce canlı ölüyor. Yöredeki asit gölleri ve asit maden drenajı ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar çok önemli bir çevre sorununun varlığına dikkat çekiyor. İNSAN MÜDAHALESİ SONUCU Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde (İYTE) görev yapan bilim insanları tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen “Çan (Çanakkale) ilçesindeki Kömür Madenciliği Faaliyetlerinin Alansal Bazda Değişiminin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Ortamında Uydu Görüntüleri İle Belirlenmesi” başlıklı çalışmada Çanakkale Çan ilçesi yakınlarındaki linyit madenleri ele alındı. Son 30 yıldır Çan ilçesi sınırları içerisinde birçok maden işletmesinin faaliyet gösterdiğinin altının çizildiği çalışmaya göre, bunlardan bazıları faaliyetlerini zaman içerisinde sonlandırırken, bazılarının ise faaliyetlerini sürdürdüğü dile getirildi. Özellikle küçük ve orta ölçekli maden işletmelerinin daha kısa periyotlu faaliyetlerde bulunduğunun belirtildiği araştırmada bu maden işletmelerinin faaliyetlerini sona erdirmesinden sonra genellikle herhangi bir rehabilitasyon çalışması gerçekleştirilmeden işletme sahalarının terk edildiği dile getirildi. Araştırmada şöyle denildi; “İnsan müdahalesi sonucu doğal yapısı ve topografyası bozulan bu alanlarda büyük çukurlar oluşmaktadır. Özellikle yüksek sülfür içerikli linyit kömürünün çıkartılması işlemi sonrasında oluşan maden çukurlarına yüzeysel drenajın boşalması ve de yeraltı suyunun sızması sonucu suni göller meydana gelmiştir.” ÇEVRESEL RİSK TAŞIYOR Evrensel gazetesinden Özer Akdemir'in haberine göre, oluşan göl sularının bulundukları ortam nedeniyle zaman içerisinde asidik özellikler kazanarak asit maden göllerine dönüştüğünün altının çizildiği araştırmada, uydu görüntüleriyle bu göllerin 1980 yılı sonrası alansal değişiklikleri de incelendi. Çalışma bölgesi olarak asit maden göllerinin yoğun olarak bulunduğu 25 kilometrekarelik bir alan seçilirken, veriler harita, tablo ve grafiklerle görselleştirilerek çalışma bölgesine ait tematik haritalar oluşturuldu. 1980’li yıllarda sayıca artış gösteren asit maden göllerinin, sonraki 20 yıllık periyotta sayıca aşırı artış göstermediğine dikkat çekilen çalışmada yine de bu asit maden göllerinin mevcudiyeti ve alansal artışı ile çevresel risk taşıdığının altı çizildi. SU HAVZASINDA ASİT GÖLÜ ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Araştırma Görevlisi Deniz Şanlıyüksel ve İYTE İnşaat Mühendisliği Fakültesinden Prof. Dr. Alper Baba’nın yaptığı “Çan Havzasında Terk Edilmiş Maden Sahalarındaki Atıkların Su Kaynaklarına Etkisi” başlıklı bir başka çalışmada ise su havzası olarak son derece zengin olan bölgedeki asit göllerinin akarsulara etkileri incelendi. Terk edilmiş bazı maden sahalarında biriken sularda alüminyum, demir, mangan ve nikel gibi toksik maddelerin yüksekliğinin tespit edildiği araştırmada, “Yaz aylarında artan buharlaşma etkisi ile birlikte asit göllerinde pH değerleri azalmakta ve ağır metal değerleri ise artmaktadır. Havzada yer alan asit maden göllerinin yüzey sularına karışımı/deşarjı sonucunda balık ölümleri gerçekleşmiştir” denildi. 5 GÖLÜN 4’ÜNDE CANLI YAŞAMI YOK! 2-6 Nisan 2012 tarihli 65. Türkiye Jeoloji Kurultayına sunulan MTA Genel Müdürlüğü uzmanları ve Dumlupınar Üniversitesi Maden Mühendisliği öğretim üyeleri tarafından yapılan “Terk Edilmiş Bir Maden Sahasında Asit Maden Drenajı (AMD) Oluşumunun Araştırılması” başlıklı raporda da aynı alandaki madenlerden kaynaklı asit oluşumu konu edinilmiş. Araştırma nedeniyle AMD’nin çevresel sorun oluşturduğu düşünülen beş ayrı asidik maden gölünden su, göl kenarlarından toprak ve bitki örnekleri incelenirken, ayrıca yöredeki Halilağa ve Keçiağılı köyleri gibi yakın yerleşim alanlarına içme ve sulama amaçlı su sağlayan kuyulardan su numuneleri ve köy tarım alanlarında ise toprak numenleri alınmış. İncelenen 5 gölden 4’ünde herhangi bir mikroskobik canlı yaşamı gözlenmediği raporlanırken, beşinci gölde ise pH değerinin 6’dan büyük olması nedeniyle bitki gibi bazı yaşam formlarına rastlandığı dile getiriliyor. Göl kenarlarından ve köy tarım alanlarından alınan topraklardan yirmi ayrı örnek üzerinde ağır metal analizleri ile ilgili şu değerlendirmelere yer verildi; “Özellikle Halilağa köyü tarım sahalarında yüksek düzeyde arsenik (As) tespit edilmiştir. Bütün bu arazi ve laboratuvar deney sonuçları dikkate alındığında, bölgede AMD oluşumunun oldukça önemli bir çevre sorununa neden olduğu sonucuna varılmıştır.” 25 TON ATIK SUYA 25 BİN LİRA CEZA Çalışmalarda ortaya konan bulgular, Kaz Dağları’nın eteklerindeki ovalarda akan derelerdeki hemen her yıl gerçekleşen balık ölümlerine de ışık tutuyor. 2007 yılında Kocabaş Çayı’nda gerçekleşen balık ölümleri ile ilgili Çanakkale Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme ile ilgili tutanakta bu ölümlerin bölgedeki kömür ocaklarının atık suları nedeniyle olduğu tespitine yer verilmiş. Tutanakta Çan Etili köyü Katrandere mevkiinde faaliyet gösteren Yiğitler adlı kömür ocağının 25 bin ton suyu kanal açarak çaya akıtması nedeniyle gerçekleşen ölümlerin ardından şirkete 25 bin lira ceza kesildiği belirtildi. Haber: Özer Akdemir | Evrensel
'Hitler ve Mussolini de Seçimle Geldi'
Parti grubunda yerel seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, Hitler ve Mussolini örneğini verdi. Geçtiğimiz hafta yapacağı grup konuşması öncesi saldırıya uğrayan CHP lideri için bu hafta geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı. Korumaları eşliğinde kürsüye yürüyen Kılıçdaroğlu, sözlerine hükümeti eleştirerek başladı. KIZDIRACAK BENZETME Konuşmasında seçim sonuçlarına da değinen CHP lideri 'Karşıdaki insana saygı göstermezseniz, siz hukuk devletinden uzaklaşırsınız. Hitler örneği vardır. Seçimle geldi. Mussolini örneği var. Seçimle geldi. Seçimle geldiler ne oldu? Bir süre sonra ben devletim demeye başladılar. Herşey benden sorulur demeye başladılar. Ne demek yani demeye başladılar. İnsanlık tarihi çok ağır bedelller ödedi. Bizim demokrasimizde de ağır bedeller ödendi. Başbakanlar gencecik çocuklar idam sehpalarına gönderildi. Hukukun üstünlüğü bu açıdan çok önemli bir kavramdır. Özellikle iktidardakiler bu kavramı öğrenmelidir' dedi. Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları; İktidardakiler hukuk devletini kavramış değiller. Ben size akademisyenlerin tanımlarını yapmayacağım. İpsala Kaymakamlığının internet sitesinde yazıyor. Hukuk devleti insan haklarına saygı gösteren bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her anlamda adaletli bir hukuk düzeni kurup geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve hukukun üstün kurallarına kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleriyle anayasanın bulunduğunun bilincinde olan devlete hukuk devleti denir. Yani hiçbir güç anayasanın üstünde değildir. İktidarlar yasalara uymak zorundadılar. Bu kavramı büyütmek ve geliştirmek zorundadır diyor. Başbakanlık koltuğunda oturan zatın hukuk devleti nedir bildiği yok. İpsala kaymakamlığının internet sitesine girsin oradan okusun öğrensin. 'KİMSE HUKUKUN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR' Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti midir? Anayasaya bakacağız. İkinci madde laik sosyal bir hukuk devleti diyor. İkinci madde üstelik değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerden biridir. Yani olmazsa olmazdır. Değiştirilmesi için teklif dahi verilemez. Hukuk devletini anaysamızda bu kadar içselleştirmiş durumdayız. Hukuk devletinde kişiye göre yasa olur mu? Olmaz. Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Herkes hukuka tabidir. Üstünlerin hukuku yoktur hukukun üstünlüğü vardır. 'VERGİ ALIYORSAN HESABINI VERECEKSİN' Eğer bunu sağlarsak hukuk devletini yüceltmiş oluruz. Güçlüler haklı değildir, haklılar güçlüdür. Haklının güçlü olduğu devlet hukuk devletidir. Hesap vermek de hukuk devletinin temel kuralıdır. Yurttaştan vergi alıyorsan hesabını vereceksin. Hukuk devleti dayatmacı devlet değildir. Baskı kuran devlet değildir. Hepimizin ihtiyaç duyduğu bir devlet sistemidir. Peki siyasal partiler? Onlar vazgeçilmez unsurdur. Partiler vatandaşa giderler programlarıyla vaatleriyle giderler. Sandıklar Konur ve kazanılır. Birisi devleti yönetmek üzere gelir devlet olmak için gelmez. Arada dünya kadar fark var. Ben kazanırım gelirim devleti yönetirim. Devleti yönetmek için gelip devlet olan parti önce hukuk devletini yok eder. Çünkü hesap vermez. Peki devleti madem ki yönetecek bu. Madem böyle kurallar var. Devleti nasıl yönetecek? Onun da kuralı var. Anayasa devletin nasıl yönetileceğini ortaya koymuş. Madde 8'e göre yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. Yani sen devleti anayasa ve kanunlara uygun yöneteceksin. Ben kazandım oyumu aldım istediğim gibi yönetirim diyemezsin. Hukuk devleti buna engeldir. Bunu gücü kontrol etmek için getiriyor anayasa. Demokrasilerde güç mutlaka kontrol edilir. 'TÜRKİYE BU KAVRAMI UNUTMUŞ GÖRÜNÜYOR' Hukuk içinde kalarak adalet içinde kalarak ahlak içinde kalarak devleti yönetmesini sağlar. Hukuk devleti başlı başına hepimizin bilmesi öğretmesi ve anlatması gereken bir kavramdır. Türkiye bu kavramı büyük ölçüde unutmuş görünüyor. Kılıçdaroğlu salona koruma ordusuyla geldi... 'HİTLER VE MUSSOLİNİ ÖRNEĞİ VAR' Tarihe baktığımızda insanlık tarihinin hukuk devleti yolunda demokrasi yolunda ağır bedeller ödediğini görüyoruz. Seçimler iktidara gelip ben devletim diyenler oldu. İstediğini yaptılar. Sandık önemlidir ama tek başına demokrasi değildir. Karşıdaki insana saygı göstermezseniz siz hukuk devletinden uzaklaşırsınız. Hitler örneği vardır. Seçimle geldi. Mussolini örneği var. Seçimle geldi. Seçimle geldiler ne oldu? Bir süre sonra ben devletim demeye başladılar. Herşey benden sorulur demeye başladılar. Ne demek yani demeye başladılar. İnsanlık tarihi çok ağır bedelller ödedi. Bizim demokrasimizde de ağır bedeller ödendi. Başbakanlar gencecik çocuklar idam sehpalarına gönderildi. Hukukun üstünlüğü bu açıdan çok önemli bir kavramdır. Özellikle iktidardakiler bu kavramı öğrenmelidir. 'TÜRKİYE AĞIR ADIMLARLA SÜRÜKLENİYOR' Bizim demokrasimiz gelişiyor mu? Son 10 yıllık sürece bakalım. Demokrasimizin ayaklar altından kaydığını göyüroruz. Her gün bunu yaşıyoruz. Baskını arttığını gücün herşeye egemen olmak istediğini görüyoruz. Farklı bir rejimin içine Türkiye ağır adımlarla sürükleniyor. Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Bugün size dokunmayan yarın dokunacaktır. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın asla dememeliyiz. Komşunuza arkadaşınıza haksızlık yapılıyorsa ona destek vereceksiniz. Aksi halde demokrasimizi güçlendiremeyiz. 'HUKUK DEVLETİ KONUSUNDA CİDDİ SORUNLARIMIZ VAR' Demokrasi kan kaybediyor derken birileri diyecektir ki muhalefet işte söylüyor. TBMM Başkanlığı koltuğunda oturan kişi yani TBMM Başkanı Anayasa'nın 138. maddesi çökmüştür yargı yoktur dedi. Yargı çökmüşse hukuk devleti konusunda çok ciddi sorunlarımız var demektir. Eğer esnaf dükkanında rahat para kazancaksa, sanayici rahat üretim yapacaksa, çiftçi rahat çalışacaksa, memur vatandaşa hizmet edecekse bütün bunları bir araya getiren hukukun üstünlüğüdür. 'HEPİMİZ BUNUN FARKINDAYIZ' Demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu bütün yetkilerin bir elde toplandığı demokratik olmayan devlete totaliter devlet deniyor. İşin özü bu... Hak ve özgürlüklerin baskı altında olduğu bir devlet... Türkiye'de baskı altında mı.. Evet.. Medya istediğini yazamıyor. Havuz medyası oluşturuldu mu? Bütün yetkilerin bir elde olduğu doğru mu? Evet... Totatilter devlet inşası ağır ağır devam ediyor. Totaliter baskıcı devlet önümüzde ağır ağır inşa ediliyor. Hepimiz bunun farkında olmalıyız. Totaliter devletlerde hukukun üstünlüğü kadın erkek eşitliği olmaz. Adalet ve Kalkınma partisinden belediye başkan yardımcısı olmak istiyor kadınlardan yönetici olmaz diyor. Örfümüze aykırı diyor. İşte totaliter rejim. 'HÜKÜMET HESABINI VERMELİ' Totaliter rejimde iktidar hesap vermez. Sayıştay raporları niye gelmiyor? Gelirse duman olurduk diyorlardı. Neden gelmiyor? Çünkü totaliter rejimlerde bir kişinin söylediği olur. Göndermeyeceksiniz diyor orada bitiyor. Sayıştay raporlarıyla ilgili kendi paramızla ilan vermek istedik. Vatandaş vergisini ödüyorsa hükümet hesabını vermeli... Sadece bu cümle. Başbakanlık koltuğunda oturan zatın talimatıyla bu ilanımız yayınlanmadı. 'EE NİYE ÇIKMADI SİZDEN SES?' Dün beni meslek örgütleri ziyarete geldi. Siyasette daha yumuşak bir dil kullanılacakmış. Siz vergi veriyorsunuz, sendikalar iş verenler var, TBMM'ye bütçe yasası geliyor, sayıştay raporu gelmiyor, vergilerin nerede harcandığı gizleniyor, içinizden birisi çıkıp konuştu mu? Konuşmadınız. İşverenlere ait bir STK kalktı açıklama yaptı. Dedi ki, hukukun üstünlüğü yoksa yabancı sermaye gelmez. Doğru mu doğru... Yine o zevata sordum. Buna karşılık Başbakan ne dedi? Bunlar vatan hainidir dedi. Sizden bir ses çıktı mı? Çıkmadı... Ee niye çıkmadı sizden ses? Bu tür demokrasilerde korkunun egemen olduğu demokrasilerde altını özenle çiziyorum hiçbir yurttaşımın korkmasını istemem, sizin en büyük güvenceniz Cumhuriyet Halk Partisidir... Demokrasi konusunda elbette mücadele edeceğiz. O nedenle diyorum korkmayın yılmayın. Zalimin zulmüne boyun eğmeyin. 'TOTALİTER REJİM BUDUR' Totaliter devletlerde çifte hukuk vardır. Bir Cihan Kırmızıgül'e uygulanan hukuk vardır. Puşi taktı diye hapse girer. Bir de Rıza Sarraf'a uygulanan hukuk vardır. Hırsızlık yapar serbest kalır. Ergenekon ve Balyoz'daki gibi yüzlerce insanı hapiste tutarlar. Bir de Deniz Fener'indeki gibi hırsızları serbest bırakırlar. Totaliter rejim budur. 'BASKICI BİR REJİM İÇİNDE YAŞIYORUZ' Vatandaşlarıma seslendim yine sesleniyorum. Hırsızları koruyacak mısınız? Totaliter rejime geçerken ipuçları verildi bu topluma. Başbakanlık koltuğunda oturan zat televizyonlarda yasama ve yargı benim için ayak bağıdır dedi. Dün gelen zevata da söyledim, yasama ve yargı benim için ayakbağı diyordu sizin içinizden gıkını çıkaran oldu mu? Olmadı... Totaliter devlet budur. Yasama ve yargıyı arka bahçesi haline getirir. Medya için de aynı baskıyı yapıyor. Çıktı ne söyledi? Gazetecilere 'sizin tasmanızı ben çıkardım' dedi. Baskıcı bir rejim içinde yaşıyoruz. Bu sistem ağır ağır oluşturulmaya çalışılıyor. Siz hiç totaliter bir rejime gidilirken bir üniversitenin konuştuğunu gördünüz mü? 100'ün üstünde üniversite var. El pençe divan oturuyorlar. Bu üniversiteler mi özgürlük getirecek? Yeniden düşünmeliyiz. 'ORADA DA İNSANLAR VİCDAN SAHİBİ' Anayasa mahkemesini düne kadar göklere çıkardılar. Şimdi AYM bir numaralı düşman. İki karar verdi diye bir numaralı düşman oldu. AYM niye var arkadaşlar? Anayasaya aykırı uygulamaları iptal için var. Anayasadan okuyum size... 2010 yılındaki değişiklik bu. Anayasa mahkemesi kanunların, kararnamelerin ve TBMM içtüzüğünün anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetler. Dendi ki bu yetmez. Bireysel başvuru hakkı getirelim. İyi... Bireysel başvuru hakkı da geldi. Niye getirdiler? İnsanlar AİHM'e gitmesin diye. AYM elimizin altında, dosyaları atarlar bir köşeye yıllarca bekler diye düşündüler. Ama öyle olmadı. Orada da insanlar vicdan sahibi. Onlar da düşünüyor. Anayasanın verdiği yetkiyi kullanıyor. Haber alma hakkını sınırlamak istediler. 'BUNLARIN UMRUNDA MI?' Çıktı Başbakan 20 Mart'ta dedi ki...'Twitter falan hepsinin kökünü kazıyacağız' Hadi kazı bakalım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gücünü gördü. Türkiye devletinin gücü hukuk devleti olmaktan geçer, baskıcı devlet olmaktan değil. Mahkemelere talimat verdi hemen twitteri yasaklayın dedi. Emrindeki mahkemelerden biri twitteri yasakladı. İtiraz geldi açacaksınız denildi. Ama TİB açmıyor. Anayasa Mahkmesine bireysel başvuru yapıldı AYM bunu açtı. Youtube'u da mahkeme kararı olmadan TİB tarafından yasaklandı. Hani hukuk devleti? Hepsi hikaye... Bunlar bu ülkede 76 milyon insanın gözü önünde olan şeyler. Avrupa ayağa kalkmış, demokratik ülkeler ayağa kalkmış. Totaliter bir demokrasi olamaz diyor. Genişlemeden sorumlu kişi böyle giderse Türkiye ile müzakereler askıya alınır diyor. Bunların umrunda mı? 'SEN VERGİ KAÇAKÇISI GÖRMEK İSTİYORSAN...' Baskıyı ve şiddeti önümüzdeki süreçte arttıracaklar. Twitter vergi kaçakçısıymış. O zaman gönderirsin müfettişlerini raporunu yazarlar. Asıl amaç o değil. Sen vergi kaçakçısını görmek istiyorsan koluna 700 bin liralık saati takan adama bakacaksın. Esnaf ve çiftçi kardeşime sesleniyorum. Sen vergi vermezsen maliye müfettişleri ensende boza pişiriyorlar. Ama 700 milyarlık kol saati alan adamdan bir kuruş vergi alınmıyor. Sen mi çok kazanıyorsun o adam mı? Sen mi vergi veriyorsun o adam mı vergi veriyor? BURHAN KUZU'YA AĞIR ELEŞTİRİ Tabi işin ilginç tarafı twitteri yasaklıyor ama kendisinin de hesabı var. Daha garip olanı bunların içinde Kuzu var bir tane. Anayasa Hukuk profesörü sözde. Nasıl almış o diplomayı araştırmak lazım. AYM'ye başvuru yapıyor başvurusunu da twitter aracılığıyla bildiriyor. Zekaya bak. Anayasa Mahkemesi bu yasağı iptal etti. Çünkü anayasaya aykırı. Anayasamız diyor ki, 26. maddede, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti başlığında, 'Herkes düşünce ve kanaatini söz yazı resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahiptir'... Twitter yasağı neden kaldırıldı? İşte bunun için... Bütün çağdaş ülkelerde bu böyledir. Bu anayasanın vermiş olduğu bir güvencedir. Sen nasıl bütün Twitter'ı yasaklarsın. Anayasa Mahkemesi iptal etti diye 'örgüt' haline geldi dediler. Anayasanın 28. maddesi diyor ki, 'Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır'... Siz haber alma hürriyetini kesiyorsunuz. Yasak getiriyorsunuz. Yasak kalkınca da Anayasa mahkemesini en ağır dille suçluyorsunuz. Anayasa mahkemesinin HSYK kararı doğru ama zamanlama anlamında gecikmiş bir karardır. 'CEHALETİN BU KADARINA İLK KEZ TANIK OLUYORUM' Milli bir karar değilmiş diyor. Sen düne kadar her tür milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum diyordun. Milliyetçiliğin de ne olduğunu bilmiyor. Adalet evrensel bir karardır. Bunun milliyetçiliği olmaz. Ahlak, hukuk her yerde evrenseldir. Kimse mahkemenin verdiği karara 'bu karar millidir gayri millidir' diyemez. Peki bizim insanımız niye AİHM'e gidiyor? Onların verdiği kararlar milli karar mıdır? Cehaletin bu kadarına ilk kez tanık oluyorum. Anayasamız uluslararası sözleşmeleri esas alır. Ama bunlar milletin kafasını bulandırmak için 'milli' kavramını uydurdular. Mahkeme kararlarının millisi gayri millisi olmaz. İşin özü budur. 'HUKUK DEVLETİNİ SAVUNACAĞIZ' Devletin otoriterleştiğini ifade ettim. Şimdi Mecliste yeni bir yasa görüşülüyor. Türkiye süratle bir istihbarat devletine dönüşüyor. Bir gazetede CHP milletvekilleriyle ilgili olarak MİT'in tuttuğu fişlemeler yayınlandı. Sorduk bu milletvekilleriyle ilgili neden fişleme yapıldı diye. Daha bu yasa çıkmamıştı üstelik. Şimdi yasayla fişlemeler meşru hale gelecek. Devlet istihbaratla değil bilgiyle ahlakla hukukun üstünlüğüyle yönetilir. Devleti istihbarat devletine dönüştürürseniz baskıcı bir yönetime dönüşürsünüz. İstihbarat özel olarak partiye gider. Almanya'da Gestapo'yu unutmayın. 2. Dünya savaşı öncesi Almanya'yı unutmayın. Gestapo yasaldı. Ama devlete istihbaratı yapmıyordu. Partiye yapıyordu. Aynı olay Türkiye'de yaşanıyor. İstihbarat partiye veriliyor devlete değil. Bu süreci hayata geçirmek istiyorlar. Yeni bir Gestapo kurmak istiyorlar. Bütün yurttaşlar dikkatli olmalı. Hukuk devletini savunacağız. Özgürlükleri savunacağız hep beraber. Türkiye'deki üç büyük devrimin altında CHP'nin imzası var. Cumhuriyeti kuran çok partili yaşamı getiren sosyal demokrasiyi getiren partidir. Dördüncü büyük devrimi de biz yapacağız. Özgürlük ve demokrasiyi getireceğiz. Baskılar gelecektir baskılardan yılmayacağız. Bize tek bir görev düşüyor çalışmak... Adım adım çalışmak...haberler.com
Reklam
Acun, Adriana Lima İçin Hazırlıklara Başladı
Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, Adriana Lima projesi için çalışmalara başladı. Geçen hafta bir markasının reklam çekimleri için İstanbul'a gelen Adriana Lima, daha önceden de yakın bir dostluk kurduğu Acun Ilıcalı'yla buluşup, satın aldığı tv8'de program yapma teklifine 'Evet' demişti. Fark yaratan programlar ve diziler yapmak için çok geniş bir bütçe ayıran Ilıcalı, Lima için hazırlıklarını şimdiden yapmaya başladı. LİMA'NIN ÖZEL ASİSTAN VE ŞOFÖRÜ OLACAK Türkiye'de yaptığı açıklamalarda hep Türkçe öğrenmek istediğini vurgulayan Lima için özel bir eğitmen aranmaya şimdiden başlandı. Lima'nın yanına sürekli kendisiyle beraber olacak tercüman niteliğinde bir asistan, ve her daim ona eşlik edecek özel bir şöförle tahsis araç olacak. Başarılı model, Türkiye'de bulunduğu zaman dilimi içerisinde Acun Ilıcalı'nın kendisi için hazırladığı gezme programıyla tarihi yerleri de keşfedecek.medyaradar
Nesli Tükenmekte Olan Karakulak Datça'ya İndi
MUĞLA’nın Datça İlçesi’ne bağlı Karaköy Mahallesi’nde, yabani bir kedi türü olan karakulak, şehre indi. İnsanlardan korkup bir otomobilin altına gizlenen karakulak, çağrılan veteriner ile vatandaşlar tarafından balık ağı ile yakalandı. sağlık kontrolünden geçirilen karakulak, yakalandığı bölgeye yakın ormanlık alandan tekrar doğaya salındı. Geçen cuma günü öğlende, ilçeye bağlı Karaköy Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar, vahşi bir hayvan türü olan karakulağı fark etti. Çevresindeki kalabalıktan ürken karakulak, Akın Kaçar’a ait yolun kenarında park halinde duran 48 R 4282 plakalı otomobilin altına kaçtı. Aracın lastiği ile duvar arasında savunmaya geçen karakulak, kimseyi kendisine yaklaştırmayarak beklemeye başladı. BALIK AĞIYLA YAKALANDI Mahalle sakinleri olayı, Jandarma ve Datça Orman İşletme Şefliği ekiplerine bildirildi. Özel bir hayvan kliğini sahibi Veteriner Hakkı Kafalı da olay yerine geldi. Veteriner Kafalı ve vatandaşlar, balık ağı ile otomobilin altında saklanan karakulağı yakaladı. Jandarma gözetiminde veteriner kliniğine götürülen karakulak kontrol edildi, sağlıklı olduğu ve herhangi bir yarasının bulunmadığı belirlendi. VETERİNER KAFALI: NESLİ TÜKENMEKTE Karakulağa sahip çıkan ve duyarlı davranarak kendilerine arayan vatandaşlara teşekkür eden Veteriner Hakkı Kafalı, 'Karakulak, nesli tükenmekte olan bir hayvan ve çok ender olarak görülüyor. Datçamızın tanıtım açısından böyle hayvanlara çok ihtiyacı var' dedi. Hayvanı araç altından çıkarmak için yardım edenlerden, Belediye Sular İdaresi görevlisi, evli ve iki çocuk babası, 45 yaşındaki Akın Kaçar da 'Hayatımda ilk kez, bir karakulağı canlı olarak görüyorum. Dağda çok keçi güttüm ama hiç karakulak ile karşılaşmamıştım. Ancak, karakulakların Datça’da yaşadıklarından haberim vardı. Komşumun evinin önünde görülmüş. Sonra benim arabamın altına girmiş. Hemen durumu Kaymakamlığa ve Ormancılara bildirdim. Biz bilinçli insanlarız. Böyle bir hayvanı öldürmenin cezasının olduğunu da biliyoruz. Bu konuda halk olarak duyarlıyız. Bu hayvanın koruma altında olduğunu da biliyoruz' diye konuştu. ORMANA BIRAKILDI İlçede yıllardır karakulaklar üzerine araştırma yapan Muğla Sıtkı Kocaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yasin İlemin’in de kontrol ettiği karakulak, aynı gün akşam saatlerinde yakalandığı noktaya en yakın ormanlık alanda doğaya salındı. Karakulağın 1 yaşında ve dişi olduğunu yapılan kontrolde sağlıklı bulunduğunu söyleyen Öğretim Görevlisi Yasin İlemin, 'Muhtemelen annesinden ayrıldıktan sonra kendine yeni yaşam alanı ve av ararken tecrübesizliğinin de etkisiyle Karaköy’e kadar sokulmuş. Bu durumdaki bireylere son zamanlarda sık sık rastlayabiliyoruz. Buna benzer bireyleri verici ile takip etmek nadir türlerin doğadaki yaşamları hakkında bilgi edinmemiz ve türleri koruyabilmemiz adına çok önemli. Konu hakkında Doğa Koruma ve Milli Parklar’dan arkadaşlarla görüştük. Elimizde bu bireyin ağırlığına uygun bir vericimiz olmadığı için verici takmaktan vazgeçtik. Stres altındaki hayvanın bu durumdan kurtulabilmesi adına seri bir şekilde ait olduğu doğal habitatına ulaştık ve hayvanı serbest bıraktık' dedi.Mehmet ÇİL/DATÇA (Muğla), (DHA)
Reklam
Belediyelerden Ronaldo Sansürü
Ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo'nun kendi adını taşıyan iç giyim ürünlerinin reklamına Türkiye'de belediyelerden izin çıkmadı Real Madrid’in dünyaca ünlü yıldızı Cristiano Ronaldo ’nun iç giyim ürünlerinin dünya üretimini ve yurtiçi satışını gerçekleştiren Selga Tekstil, ilginç bir sansürle karşı karşıya kaldı. Ronaldo’nun kendi adını taşıyan iç çamaşırlı reklamlarına 'müstehcen' gerekçesiyle Türkiye’de birçok belediye tarafından izin verilmedi. Hürriyet'ten Ceyhun Kuburlu 'nun haberine göre, Ronaldo’nun iç giyim ürünlerinin dünya üretimini ve yurtiçi satışını gerçekleştiren Selga Tekstil, billboard ve reklam panolarını kullanmak isteyince birçok belediye “Fotoğraflar müstehcen” diye onay vermedi. Ronaldo'nun lisansı bizde Cristiano Ronaldo’nun, Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Selga Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Uğurlu, “Ronaldo’nun iç giyim fotoğraflarını Türkiye’de kullanmak için lisansa sahibiz. Birçok reklamda da kullanabiliyoruz. Billboard ve reklam panolarında da yer almak istedik. Türkiye’deki bazı belediyeler buna izin vermiyor. Reklamı çok açık bulduklarını belirtiyorlar. Ancak, Türkiye’de de milyonlarca hayranı bulunan Ronaldo’nun iç giyim ürünlerine ilgi çok fazla” dedi. T24
Ponpon Kızlar RTÜK'ten Bir AKP'linin Oyuyla Kurtuldu
Avrupa yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek dansçılar RTÜK’ten zor kurtuldu.Anadolu Efes Basketbol Takımı’nın dansçılarını konuk eden televizyon kanalı, RTÜK cezasından kılpayı kurtuldu. RTÜK İzleme Dairesi, hazırladığı raporda, “Dans gösterisi sırasında kameraların kızların bazı bölgelerine zumlama yaptığını, bunun çocukların gelişimini olumsuz etkileyeceğini” savundu. Üst kurulun AKP kontenjanından seçilen dört üyesi programın yayımlandığı kanalın cezalandırılmasını isterken beş üyenin oyuyla kanal ceza almaktan kurtuldu.CNN Türk televizyonunda yayımlanan “Hafta Sonu Keyfi” adlı programın 23 Şubat tarihli bölümüne, Anadolu Efes takımının ponpon kızları konuk oldu. Program sunucusunun dansçıları salona çağırmasının ardından önce gruba ait bir tanıtım klibi ekrana taşındı, ardından da grup “Efes kızları yarışıyor” alt yazısıyla hazırladıkları kareografiyi sundu. Gösterinin ardından sunucu, 16-18 Mayıs tarihleri arasında İtalya’nın Milano kentinde gerçekleştirilecek olan “Euroleague Dance Challenge” yarışması için gruptan çıkarak çeyrek finale kalan ve yarışmanın favori takımları arasında gösterilen gruba sorular yöneltti.‘Ponponlar çocukların psikolojisini bozar!’Cumhuriyet gazetesinden Fırat Kozok'un haberine göre, programda sergilenen danslar RTÜK’ü rahatsız etti. İzleme ve değerlendirme dairesi tarafından hazırlanan rapor “pes” dedirtti. Raporda, şu ifadeler yer aldı: “Dansçıların tanıtım klibinde sunulan dansları sırasındaki kıyafetlerinin forma ve şorttan oluşması ve genel bir çekimle dans ve kareografi üzerine yoğunlaşılmış olmasına rağmen stüdyodaki danslarının farklı bir formatta ve farklı çekim teknikleriyle yayımlandığı görülmüştür. Stüdyoda yapılan dans gösterisinin çekimler sırasında çeşitli zumlama teknikleriyle kareografi ya da dans yerine, dansçıların vücutlarının bazı bölümlerine odaklanma yapıldığı izlenmektedir. Bu uygulamaya dansçılarla röportaj sırasında da zaman zaman yer verildiği gözlenmiştir. Dolayısıyla yayıncı kuruluş tarafından gerçek haber konusu olan bir yarışmada Türkiye’yi temsil eden dans gösterisinin ön plana çıkarılması gerekirken dansçıların vücutlarının belli bölgelerinin zumlama teknikleriyle ön plana çıkarılması, kadın vücudunun istismar edildiği izlenimini vermektedir. Söz konusu yayının küçük yaştaki izleyicilerin TV karşısında oldukları bir zaman diliminde yayınlanmış olması nedeniyle de onların gelişimini olumsuz yönde etkileyebileceği değerlendirilmiştir.”Daire, tüm bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra, yayıncı kuruluşun RTÜK yasasının yayın ilkelerinde yer alan “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz” hükmünü ihlal ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasını istedi. Konuyu değerlendiren üst kurulda, tartışmaların ardından oyçokluğu ile cezaya gerek olmadığı sonucuna ulaşıldı. Karar, AKP kontenjanından seçilen 4 üyenin talebine karşın yine AKP kontenjanından seçilen 1, CHP kontenjanından seçilen 2, BDP ve MHP kontenjanlarından seçilen birer üyenin karşı oylarıyla alındı.Fırat Kozok - Cumhuriyet
Reklam
Sarhoş Adamın Çitlerle İmtihanı
Rusya’da sarhoş bir adamın karşısına gelen demir çitleri aşmaya çalışırken neler yağtığına şahit oluyoruz. İşte o komik çabalar…
Bursaspor'dan Galatasaray Maçı İçin Şok Bilet Fiyatı
Bursaspor kulübü Ziraat Türkiye Kupası'nda oynayacağı Galatasaray maçının bilet fiyatlarını açıkladı Bursaspor'un resmi sitesinden yaptığı duyuruda bilet fiyatları şöyle sıralandı; BURSAGAZ VIP B Tribünü 1.Sıra: 300, 00 TL BURSAGAZ VIP Tribünü 2….6.Sıra: 200,00 TL KAPALI C Tribünü:100,00 TL MARATON Tribünü: 50,00 TL AÇIK KALE ARKASI Tribünü: 800,00 TL MİSAFİR Tribünü: 800,00 TL Bursaspor cephesinden açıklama: 'Altında bir şey aramayın...'Bursaspor Kulübü Başkanı Erkan Körüstan, Ziraat Türkiye Kupası yarı final rövanşında yarın oynanacak Bursaspor-Galatasaray maçının bilet fiyatlarına ilişkin, 'Bu sezon aldığımız cezalar nedeniyle hasılattan çok yoksun kaldık. Bunu çıkarmamız lazımdı' dedi.Körüstan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Galatasaray ile oynayacakları karşılamada yönetim kurulu olarak açık kale arkası ve misafir takım tribününün bilet fiyatlarını, 800 lira olarak belirlediklerini hatırlattı.Bunun altında bir şey aranmaması gerektiğini belirten Körüstan, 'Sadece Galatasaray taraftarlarına özel bir uygulama değil. Bursaspor taraftarlarına da aynı fiyat uygulanıyor. Bu sezon aldığımız cezalar nedeniyle hasılattan çok yoksun kaldık. Bunu çıkarmamız lazımdı. Yönetim kurulu olarak böyle bir karar aldık. Bundan daha fazla da bir açıklama yapmak istemiyorum' diye konuştu.AA
Reklam
500 Yılda Üçüncü Kez Görülen “Kanlı Ay Tutulması”
Söz konusu tutulma, Dünya’nın uydusu olan Ay’ın gezegenin gölgesine girmesi ile başladı. Tutulma, Türkiye’den gündüz saatlerinde gerçekleştiği için izlenemiyor. Tutulma esnasında tam olarak kaybolmayan Ay, koyu kızıl bir renge bürünüyor. Bu durum, tutulma olayı esnasında Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarının Ay’ın üzerine düşmeye devam etmesi ile açıklanıyor. Güneşin kızıl – turuncu renkli ışınları için Dünya’nın atmosferinin oldukça şeffaf olması, bu ışınların tutulma esnasında Ay’ın yüzeyine çok etkili bir biçimde yansımasına sebep oluyor. Bu sebeple gökyüzü olayı esnasında Ay’ın rengi kızıla dönüyor. Bu tutulma 4 Kanlı Ay Tutulması’ndan oluşan serinin ilki olma özelliğini taşıyor. ZETE
Dünyaca Ünlü Keman Virtüözü İstanbul'a Geliyor!
Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği konser için tekrar Türkiye’ye geliyor. Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşarak konser biletleri aylar öncesinden tükenen, “Schindler'in Listesi” filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul’da müthiş bir konsere imza atan Itzhak Perlman’ın konser biletleri, Biletix.com üzerinden satılıyor. 20 milyon dolarlık Soil Stradivarius geri geliyor! Geçtiğimiz aylarda da Yapı Kredi sponsorluğunda İstanbul’da konser veren Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman konsere, geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yılı yapım tarihli, 300 yıllık Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman’ın kullandığı enstrümanın değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 5 ayrı dalda Grammy sahibi... En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan Perlman’ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerindefahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Schindler’in Listesi filminden de tanınan Perlman, 1945 yılında Birleşik Krallık Filistin Mandası altında bulunan Tel Aviv’de doğdu. Çocukluk yıllarında radyodan dinlediği klasik müziklerle kemana olan ilgisi başladı. İlk eğitimini Shulamit Konservatuarı’ndaveTel-Aviv MüzikAkademisi’ndeRivka Goldgart’tan aldı. Sonrasında Juilliard Okulu’nda büyük keman eğitmeni Ivan Galamian ve onun asistanı Deraothy DeLay ile çalışmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Perlman dört yaşında çocuk felci geçirmiştir.Zaman içinde iyileşerek koltuk değnekleri ileyürümeyi öğrenen Pearlman, hızlı hareket edebilmek ve otururken keman çalmak için elektrikli amigo scooter kullanıyor. 20- ve 21. yüzyılın en üstün kemancılarından biri olarak görülen Perlman, halen eşiyle birlikte New York’ta yaşıyor. 2009 yılındaki Barack Obama’nın göreve başlama merasiminde, John Williams’ın Air and Simple Gifts adlı eserinde Yo-Yo Ma (çello), Gabriela Montero (piyano) ve Anthony McGill (klarnet) ile birlikte sahne aldı. Son yıllarda, orkestra yönetmeye başlayan Perlman, Detroit Senfoni Orkestrası’nın başmisafir orkestra şefliği görevini de yürütüyor. 2002-2004 yılları arasında Saint Louis Senfoni Orkestrası’nda müzik danışmanı olarak hizmet verdikten sonra, Kasım 2007’de Westchester Senfoni Orkestrası Perlman’ın sanat yönetmenliğine ve baş orkestra şefliğine atandığını duyurdu. Bu çerçevede 11 Ekim 2008 tarihinde, Beethoven’ın 5.Piyano Konçertosu’nun çalındığı, Leon Fleisher’ın da yer aldığı Beethoven programında ilk konserini verdi. Leventritt Yarışması – Galibiyet En İyi Oda Müziği Performansı En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra ile) En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra olmadan) En İyi Klasik AlbümEn İyi Tasarlanmış Albüm, Klasik Newsweek Magazine, Perlman’ı baş makalede yayınladı A.B.D Başkanı Ronald Reagan tarafından “özgürlük madalyası” (Medal of Liberty) ile ödüllendirildi. A.B.D Başkanı Bill Clinton tarafından “sanatlar ulusal madalyası” (National Medal of Arts) ile ödüllendirildi Kennedy Merkezi Ödülleri (2003) Fahri / Onursal derecelerde Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva and Hebrew üniversiteleri tarafından ödüllendirildi. milliyet
Reklam