Beşiktaş Efsanesi Baba Hakkı Bugün Anılıyor
Beşiktaş'ın efsane ismi Hakkı Yeten, ölümünün 25. yıl dönümünde bugün anılıyorT24 Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nde hem futbolcu hem teknik direktör hem de başkan olarak görev yapan 'Baba' lakaplı Hakkı Yeten , ölümünün 25. yıl dönümünde 16 Nisan Çarşamba günü kabri başında anılacak. Siyah-beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, anma töreninin saat 11.00'de, Yeten'in Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında yapılacağı bildirildi. Tören için saat 10.00'da Akaretler'deki kulüp binası önünden servis kaldırılacağı kaydedildi. Açıklamada ayrıca, 'Ömrünü Beşiktaş'a adamış, kulübümüze hem futbolcu hem teknik direktör hem de başkan olarak maddi manevi birçok katkı sağlamış, nesiller boyu Beşiktaşlı olmanın ne demek olduğunu ondan öğrendiğimiz 'Baba' Hakkı Yeten'i ölümünün 25. yılında saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyoruz' denildi. Vodina’dan Beşiktaş’a 1910 yılında o dönem Osmanlı toprağı olan Vodina’da doğan Hakkı Yeten, 1 yaşında iken eli kulağındaki Balkan Savaşı’ndan kaçarak ailesi ile birlikte İstanbul'da Beşiktaş semtine yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, 1914'de I. Dünya Savaşı'nda şehit olunca o da asker olmaya karar verdi. 5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren Hakkı Yeten, Halıcıoğlu Askeri Lisesi’ne yazıldı. Bu dönemde Karagümrük'te futbola başladı. Sandalla geldi, 6 gol attı Karagümrük'te oynadığı dönemde; Bozkurt Kulübü, Karagümrükle bir maç yapma konusunda anlaşmıştı. Bozkurt takımı devrin kuvvetli kulüplerinin futbolcularıyla takviye edilmişti. Rakip kaleyi zamanın meşhur kalecilerinden; Harbiyeli Paşa Sırrı koruyordu. Maç Halıcıoğlu Sahası'nda yapılacaktı. Maç günü takımlar karşılıklı dizildiği zaman, Baba Hakkı'nın orada olmadığı fark edildi. Maç başladıktan az sonra Hakkı Yeten, Balat istikametinden gelen bir sandal içinde göründü. Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı. Maça geç kaldığını anlamış olacak ki; sandalda soyunuyordu. O sahile çıktı, idareciler da takım kaptanı Sebahattin’e geldiğini haber verdi. Fakat kaptan, Hakkı'nın geç kalmasına kızarak oyuna sokmadı. Maçın ikinci yarısında Hakkı'nın oynaması için idareciler, Sabahattin'i ikna ettiler. Kaptan da verdiği cezayı yeterli görerek Hakkı Yeten'i oyuna dahil etti. O gün yarım devre oynayan Hakkı Yeten, Bozkurt takımına 6 gol attı. ‘Dönüş biletinizi yırtarım, İstanbul’a yürürsünüz’ 1931 yılında Hakkı Karagümrük'te oynarken Şeref Bey, Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel'den daha atik davranarak Hakkı Yeten’i Beşiktaş'a transfer etti. “Baba Hakkı”nın otoriter yapısı ve takım üzerindeki ağırlığı üzerine anlatılanlardan birine örnek olarak; kırmızı kart gören futbolcunun önce Hakkı Yeten’e dönerek, 'Çıkayım mı?' diye sorması ve o 'Evet' deyince çıkması gösterilir. Hakkı Yeten’in takım üzerindeki ağırlığına gösterilen bir başka örnek ise, Harp Okulu ile Ankara'da oynanan ve ilk yarısı 3-0 yenik kapanan maçın devre arasında soyunma odasında 'Dönüş biletlerinizi yırtarım, yürüyerek İstanbul'a dönersiniz'” demesi ve maçın ikinci yarısında Beşiktaş'ın 6 gol atarak maçı 6-3 kazanmasıdır. ‘Arkadaşlarına söyle maça asılsın, böyle maç olmaz’ Ne kadar güçlü bir ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir; Fenerbahçe ile Şeref Stadı'nın çamurlu zemininde oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der: 'Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz.” Baklava dilimli süveter unutulmadı Hakkı Yeten denince akla gelen ilk akla gelenlerden birisi de hasta çıktığı bir maçta, beyaz trikonun üzerine baklava dilimli bir süveter giymesidir. Hakemin süveterini çıkarması üzerine Hakkı Yeten, 'Hocam biraz hastayım' der ve karşısındakine kabulden başka seçenek bırakmaz. Beşiktaş bu olaydan yıllar sonra, 2009-2010 sezonunda baklava dilimi desenli bir forma dizaynıyla oynayarak, ölümünün 20. yılında Hakkı Yeten’e saygı duruşunda bulunacaktır. Islıklandığı gün futbolu bırakma kararı aldı Hakkı Yeten, Beşiktaş forvetinde özellikle sağ açık olarak yer aldı. Takım üzerindeki hâkimiyeti ve teknik kapasitesiyle kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde “Baba” lakabını aldı. Saha dışında da tam bir beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi. 17 yıl boyunca Beşiktaş formasını giydi ve bu dönemde takım kaptanlığı yaptı. 439 maçta 382 gol atan, 7 şampiyonluk kazandıran Hakkı Yeten 1948′de İnönü Stadı’nın açılış maçında ıslıklandığını duyunca iki elini beline koydu ve taraftarına son kez baktı. Ertesi gün futbolu bıraktığını açıklamıştı. Hakkı Yeten’den Süleyman Seba’ya geçen miras Hakkı Yeten, futbolu bıraktıktan sonra Beşiktaş’tan kopmadı. Üç kez Beşiktaş’ın başkanlığını yapan Hakkı Yeten’in kurduğu kadın voleybol takımı ilk yılında şampiyon olarak kurucusunun başını öne eğdirmedi. Ömrünün sonuna kadar taraftarlarla birlikte tribünde maç izleyen Hakkı Yeten’in o zamanki Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba’yı alnından öptüğü fotoğraf, Beşiktaş’ı simgeleyen bir görüntü olarak her evin odasına asıldı. 16 Nisan 1989 tarihinin akşamüstünde Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün telefonları acı acı çalmaya başladı. Avize kaldırıldığındaysa acı haber duyuldu. 79 yıl boyunca lekesiz ve tertemiz yaşamış Hakkı Yeten hayatını kaybetmişti. Beşiktaş Jimnastik kulübü ilk Onursal Başkanı “Baba” Hakkı Yeten, duruşuyla yarının “Baba Hakkı”larına örnek olmaya devam ediyor.
10 Gün Oyun Oynayan Babanın Çocuğu Öldü
Güney Kore'de birkaç gün boyunca bilgisayar oyunu oynayan babanın 2 yaşındaki oğlu evde ölü bulundu. Polis babayı gözaltına aldı. Olayın saplantılı şekilde oyun oynamanın etkileri ile ilgili uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirmesi bekleniyor. Ülkenin başkenti Seul'un 238 km güneydoğusunda dördüncü büyük şehir Daegu'nun polis teşkilatı yaptığı açıklamada 22 yaşındaki şüphelinin çocuğunu Şubat ayının sonunda 10 gün boyunca evde tek başına bıraktığını kabul ettiğini belirtti. Polis çocuğun geçen ayın başlarında hayatını kaybettiğini de kaydetti. Polis, soyadı Jeong olarak açıklanan babanın cesedi evden çıkarmak için bir ay beklediğini ve Cuma günü battaniyeye sardığı cesedi plastik bir kutu içerisinde evinden 1,5 km uzaklıktaki bir çiçek bahçesine bıraktığını da açıkladı. İlk etapta Pazar günü çocuğunun kaybolduğunu polise bildiren baba yapılan sorgulama sırasında suçunu kabul etti. Bu olay, ebeveynleri video oyunları oynarken çocuklarının öldüğü son zamanlarda yaşanan diğer vakalar ardından geldi. Güney Koreliler bu nedenle oyunlar konusunda düzenlemeler getirilmesini istiyor. Geçen yıl parlamentodan anti-bağımlılık yasası geçmiş bu yasanın kapsamına ise video oyunlarının yani sıra alkol, uyuşturucu ve kumar da dahil edilmişti. Ancak sınıflandırmanın çok geniş olduğu gerekçesi ile yasa öfkeleri de üzerine çekmişti. 2012 yılında yine Seul'de bir internet kafede bir anne yeni doğan bebeğini boğarak öldürmüş olay ardından kadın yakalanmıştı. Ulusal medya hamile olduğunun farkında olmayan kadının internet kafede iken doğum yaptığını belirtmiş, Koreliler bunu 'PC çarpması' olarak adlandırmıştı. İki yıl önce de Seul'de video oyunları oynarken üç aylık bebeklerinin açlıktan ölmesine neden bir çift polis tarafından gözaltına alınmıştı. Ölümü çocuk yetiştirmek ile ilgili yeterli bilgileri olmamasına bağlayan çift, oyunlarda kazandıkları sanal ürünleri gerçek hayatta satarak elde ettikleri para ile geçindiklerini söylemişti. Daegu polis teşkilatından bir yetkili ailesinin Jeong'un bir video oyun 'bağımlısı' olduğunu kendilerine aktardığını söyledi. Yetkili Jeong'un iddia edilen bağımlılığının psikologlarca tanısı konulup konulmadığını belirtmedi. Polise göre işsiz olan Jeong'un hırsızlıktan sabıka kaydı bulunuyor. editorturkiye@wsj.com
Sedat Peker'in 'Reis' Talebine Ret
Ergenekon davası kapsamında uzun tutukluk süresi nedeniyle tahliye olan Sedat Peker’in ‘Reis’ adını resmen alabilmek için açtığı iki ayrı dava da mahkeme tarafından reddedildi. Habertürk'ün haberine göre dedelerinin Reisoğulları olarak tanındığını ve isminin ‘Reis’ olarak bilindiğini belirten Peker’in açtığı davada mahkeme, “Reis’in başkan manasında kullanılması ve toplumsal hayatta kişilerin hitabında kullanılması göz önüne alındığından tanık olarak dinlenen ağabeylerinin dışında herhangi bir delil sunulamadığını” belirterek davayı reddettiğini açıkladı. Peker’in ikinci davası ise aynı davanın ret kararıyla hükme bağlandığı gerekçesiyle usulden reddedildi.Bir internet sitesinin araştırmasına göre ülkemizde 29 bin 448 kişinin adı Reis ve ismin yaygınlık oranı binde 3. Reis Türkiye’de en çok kullanılan 2321’inci isim. 29.448 Reis ismi var. Sedat Peker bugüne kadar çevresindekiler tarafından hep ‘Reis’ olarak anıldı.Milliyet
Rus Bayraklı Tanklar Ukrayna'da
AFP ve Reuters haber ajansları Moskova yanlısı ayrılıkçıların işgal eylemi yaptığı Ukrayna'nın doğusundaki Slaviansk kasabasına Rusya bayrağı taşıyan zırhlı araçların girdiğini bildirdi.Reuters haber ajansının çektiği fotoğraflarda 5-6 adet zırhlı aracın silahlı ve asker kamuflajlı kişilerle birlikte geniş bir caddede ilerlediği görülüyor. Ajans, tankların bir süredir Rusya yanlısı ayrılıkçıların işgal eylemi yaptığı ülkenin doğusundaki Donetsk'e bağlı Slaviansk kasabasında görütülendiğini aktardı. Tankların belirmesinden kısa süre sonra, Rusya yanlısı silahlı milislerin Donetsk'teki belediye meclisi binasını ele geçirdiği bildirildi. Donetks Belediye sözcüsü olayı doğruladı. Ukrayna güvenlik güçleri, eylemcilere karşı salı günü operasyon başlatmıştı. Operasyona Moskova yönetiminden tepki gelmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'nın iç savaşın eşiğinde olduğunu belirtmişti. Kiev, ülkedeki Rusya yanlısı ayrılıkçı eylemlerden Moskova'yı sorumlu tutuyor, Putin'in Kırım'dakine benzer bir senaryoyu doğu Ukrayna'da da tekrarlamaya çalıştığını savunuyor. Geçen ay Ukrayna'ya bağlı özerk bölge Kırım, Moskova'nın askleri desteğiyle önce bağımsızlığını ilan etmiş, daha sonra da referandumla Rusya'ya bağlanma kararı almıştı. Kaynak: Reuters, AFP
Apple'ın Parası Kasalara Sığmıyor
Apple'ın elindeki nakit, Karun'da yok!Apple kasalarındaki nakit para, en zengin ülkeleri bile solladı. İşte şaşırtan rakamlar...Dünyanın bir numaralı şirketi Apple'ın kasasındaki para, insanoğlunun hayallerinin ötesinde bir boyuta ulaştı.Apple'ın kasasındaki paranın boyutu 159 milyar dolara ulaştı. ABD'nin kasasındaki nakit para ise sadece 49 miyar dolar. Bu da, Apple'ın, ABD hükumetinden 3 kat daha zengin olduğunu gösteriyor. Dünyanın bir diğer zengin ülkesi İngiltere'nin kasasındaki paranın miktarı ise sadece 70 milyar dolar. Yani Apple'ın kasasındaki para, İngiltere'nin kasasındaki paranın iki katı.Teknoloji piyasasındaki tek zengin elbette sadece Apple değil. Microsoft'un kasasındaki 84 milyar dolar da dev devletlerin kasasındaki paradan çok daha fazla.Bir başka rapora göreyse Apple ABD vergilerinden kaçınmak için kazancının %30'unu ABD dışında gösterirken, Microsoft kazancının %50'sini ABD dışında gösteriyor. Böylece yüksek ABD vergilerini ödemek zorunda kalmıyorlar. ABD'deki bir araştırmaya göre, ABD şirketlerinin yurt dışında vergisi ödenmiş gibi gösterdiği gelirlerinin toplam miktarı 1.95 trilyon doları buluyor..veteknoloji
Reklam
Suriye: Esad 'Rahat Bir Nefes Almakta' Haklı Mı?
Beşar Esad ve Esad liderliğindeki yönetim kalıcı... Esad'ın en yakın müttefiki ve koruyucularından Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın aslında bunu söylemesine de gerek yoktu.Zira bu artık, çoğu gözlemci ve uzmanın yanı sıra Esad'ı yerinden etmeye uğraşan Batılı diplomatlar, hatta Suriye muhalefeti içinde daha gerçekçi bazı unsurlar arasında bile kabul gören bir varsayım.Nedeni de basit. Denklemdeki bazı unsurlarda köklü değişiklikler yaşanmadığı sürece -ki yakın gelecekte buna dair bir işaret yok- Esad'a görevi bırakması için yeterli baskıyı oluşturabilecek veya rejim değişikliği yönünde müzakerelere götürebilecek şartların varlığı öngörülmüyor.Yine aynı şekilde, kavgacı ve asabi isyancı muhalif grupların askeri zafer elde etmeleri de o kadar uzak bir hayal.İsyancı grupların bölgedeki destekçileri hala askeri zafer peşinde olabilir ama sahne arkasında ipleri elinde tutan Batılı güçler hiçbir zaman buna yanaşmadı.Müzakereler aracılığıyla varılacak bir anlaşma da uzak bir ihtimal.Mevcut durumda makul bir anlaşmanın yolu, muhalefetin ve muhalefeti destekleyenlerin Beşar Esad ve hükümetinin 'bazı kozmetik reformlarla' iktidarda kalmasını kabul etmelerinden geçiyor. Bu da, isyancıların 'var olma nedenlerini çürütmeden' kabul edemeyecekleri bir durum.Bunu dışındaki tüm durumlar, rejimin ciddi imtiyazlara gitmesi için dışarıdan güçlü bir baskı yapılmasını gerektirir. Bu da, Ukrayna nedeniyle Washington ve Moskova'nın arasının açıldığı bir dönemde, gerçekleşmesi zor bir durum.Ukrayna'daki kriz Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i, Suriye konusunda Amerikalıların yanında yer almak yerine, karşı tutumunu güçlendirmeye teşvik etti.Esad üzerindeki baskı artık öyle hafifledi ki Suriye lideri, birkaç ay önce ortaya atılan devlet başkanlığı görev süresini iki yıllığına uzatmak yerine, yedi yıl daha başkanlık koltuğunda oturmak için tekrar seçilmeye hazırlanıyor.Geçtiğimiz hafta sonu Esad, Suriye ordusunun başarıları ve Şam'ın isyancıların kontrolündeki bazı bölgelerde ablukaya alınan mahallelerin kısmen sakinleşmesini sağlayan bölgesel ateşkeslerle varılan 'ulusal uzlaşı' sayesinde Suriye'deki krizin 'tersine döndüğünü' söyledi.Fakat bunların hiçbiri, hükümetin görünürde kesin bir askeri zafer elde edebileceği anlamına gelmiyor.Hasan Nasrallah'ın da dediği gibi gerçekleşmesi en muhtemel tahmin, isyancıların hükümetin şartlarına uymayı reddetmesi durumunda ki, öyle olacak gibi görünüyor, uzatmalı bir 'yıpratma' savaşı yaşanacağı yönünde.Mevcut durumda çatışma, istikrarsız bir çıkmazda. Hava kuvvetlerinin denetlenmemesi, Rusya’dan büyük miktarlarda askeri malzeme gönderilmesi ve İran'ın yanı sıra Lübnan ve Irak'taki silahlı Şii müttefiklerinden aldığı destek sayesinde 'terazinin rejim tarafı' daha ağır basıyor.Esad'ı ziyaret eden Rus bir yetkilinin aktardığına göre Esad, 'askeri müdahalelerin faal safhalarının bir yıl içinde sona ereceği' daha sonraki aşamasının ise 'teröristler ve intihar bombacılarıyla mücadele etmek olacağı' tahmininde bulunuyor.Bu, gerçekleşmesi istenilen bir dilek olabilir. Ama silahlı muhaliflerin ülkenin kuzeyinde, doğusunda ve güneyinde saflarını sıklaştırmasına rağmen, hükümet Şam çevresinde ve Suriye'nin batısıyla merkezindeki bölgelerde gücünü sağlamlaştırmaya devam ediyor.Carnegie Endowment düşünce kuruluşundan uzman Yezid Sayigh, 'Eğer mevcut eğilimler devam ederse ki etmeyeceğine dair güçlü bir kanıt yok, o zaman rejim, 2015 sonuna kadar kritik bir kitleyi etkin olarak kontrol edebilecek ve baskın bir pozisyonda olacak' diyor.Devlet Başkanı Esad'a karşı direnişin, Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) bağlı militanların varlıklarını giderek daha çok güçlendirdiği ülkenin Irak sınırına yakın doğu bölgeleriyle sınırlı kalacağını düşünmek gerçek dışı olmaz.Bu işlerin ürkütücü bir şekilde tersine de dönmesi aynı zamanda. Yaklaşık 16 ay önce, isyancıların baskısı altındaki rejimin çöküşünün yakın olacağını söyleyen uzmanlar dahil çoğu gözlemci sözlerini yutmak zorunda kaldı.Peki, bundan 16 ay sonra, biz de aynı şeyi yapıyor olacak mıyız?Bu mevcut yapıda çok da olası görünmüyor.Başta Rusya, İran ve müttefikleri olmak üzere Devlet Başkanı Esad'ın destekçileri, muhaliflerle sahadaki isyancıları destekleyen bölgeler güçler ve Batı'nın karmakarışık gruplarına kıyasla daha sağlam, tutarlı ve açık sözlü olduklarını gösterdi. Bu değişmeyecek bir durum.Muhaliflerin sürekli didişen, yerel, kaygı verici hale gelen ve hiçbir zaman saygın görülmeyen sürgündeki liderleri ile sahadaki kaotik, herkesin kavga halinde olduğu, İslamcı radikallerin de gideren öne çıktığı çok sayıda farklı muhalif grupların aksine, Şam rejim ve rejime bağlı silahlı kuvvetler daha sağlam ve uyumluydu.Teorik olarak her şey tersine dönebilirdi. Ama bu, son üç yılda yaşanan her şeyin de tam tersi yönde ilerlemesiyle gerçekleşebilirdi.Siyasi muhalif liderlerin bir araya gelebilir ve ülke içindeki gerçek güçlerin saygın temsilcilerine dönüşebilirlerdi. Merkezi ve otoriter bir askeri yapı kurulabilir, sahadaki isyancı güçleri birleştirip, komuta eder ve malzeme tedarik edebilirlerdi.El Kaide'ye bağlı radikal gruplar soyutlanabilir ve bastırılabilirdi. Batılı güçler, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve muhaliflerin diğer destekçileri yalnızca kendi gündemlerini değil, aynı ve birbiriyle uyumlu gündemleri takip edebilirlerdi.Ama bu şu anda gerçeğe dönüşebilecek bir seçenek gibi görünmüyor.Bu şartların yokluğunda Amerikalıların ve diğerlerinin, teraziyi kendi lehlerine çekme şansı arayan muhaliflerin ihtiyacı olan, MANPAD gibi omuzdan atılan uçaksavar füzeleri ve diğer silahların geçişine yeşil ışık yakacaklarını düşünmek biraz güç.Şimdilik, ortak amaç doğrultusunda birleşeceklerine dair bir işaret yok. Nitelikli silahların militan cihatçıların eline düşeceği ve yüzlerce eğitimli, savaş deneyimi olan beyinleri yıkanmış İslamcı radikallerin kötü amaçlarını kendi ülkelerine taşıyacakları korkusuyla, Batılı güçler Suriye’deki krizi giderek daha çok 'terörle mücadele'’ kapsamında değerlendirmeye başlıyor.Bu yalnızca, köktenci eylemleriyle kendilerini diğer isyancı gruplardan ayıran ve birçokları tarafından rejimin manipüle ettiği bir grup olarak görülen IŞİD'le ilgili bir mesele değil. Bu aynı zamanda, El Kaide'nin 'resmi kollarından' olan ve İslamcı grupların hâkim olduğu bölgelerde isyancılar arasında yerini sağlamlaştıran El Nusra Cephesi'yle de ilgili bir mesele.Mevcut durumda gerçekçi tahmin, Amerikalıların ve müttefiklerinin, silahlı muhaliflerin 'batmasına izin vermeden, su üstünde kalmalarını' sağlayacak şekilde 'kurnazca' desteklerini sürdürmeye devam edecekleri yönünde. Ama akıntıyı tamamen rejim aleyhine tersine çevirmeyecekler.İsyancıların kaderi, Batılıların kararsız politikalarına ve Katar ile Suudi Arabistan arasındaki mevcut gerilim gibi bölgenin kestirilemeyen politik dengelerine tehlikeli bir şekilde rehin düşmüş durumda.İran ve Suudiler arasında yeni keşfedilen yakınlık gibi durumlar, muhaliflerin de altını oyabilir.Bunların hiçbiri, Devlet Başkanı Esad'ın sonsuza dek iktidarda kalacağı anlamına gelmiyor.Ama Esad, en sert fırtınayı atlattığından emin olabilir. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi, yarattığı hasra ülkeyi de dönüştürecek, zira zaman geri alınamıyor.Ortalık durulduğunda, hükümetin yaptığı hatalar nedeniyle ağır bedeller ödeyen Esad yönetimine sadık unsurlar hesap sorabilir.Esad yönetimine sadık bölgelerde de ayrışma ve iktidar yozlaşması yaşandığı görüldü. Bu da, Şam yönetiminin kendisini eskisi gibi öne çıkarmasının zor olacağı anlamına geliyor.Yine de genel olarak stratejik dengenin bozulmaması şartıyla, rejimi destekleyen ülke dışındaki Rusya ve İran gibi kilit öneme sahip müttefikler, çok sık da dile getirildiği üzere, baskı sona erdiğinde Beşar Esad'a kişisel olarak kendilerini adamayabilirler.İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Amir Abdollahian geçtiğimiz günlerde, 'Beşar Esad’ın ömrü boyunca devlet başkanı olarak kalmasından yana değiliz. Ama Esad’ın ve Suriye hükümetinin devrilmesi için aşırı güçlerin ve terörün kullanılması fikrine de katılmıyoruz' demişti.Ama bunlar, hep geleceğe ilişkin sorular. Şimdi, Esad ve çevresi rahat bir nefes alabileceklerini düşündükleri için anlayışla karşılanabilir.
Serinin Yeni Filminde Penelope Cruz Bond Kızı Olabilir
Bond serisinin 24’üncü filminde Bond kızı olarak Penelope Cruz’un rol alacağı konuşuluyor. Serinin yapımcısı Sony’den sızdırılan bir belgede, Cruz’un filmde rol almasının “neredeyse kesin” olduğunun altı çiziliyor.  İngiliz The Sun gazetesine konuşan kaynaklar, “Bond patronları, Daniel 2006’da 007 olduğundan bu yana Penelope’nin peşinde koşuyor zaten. Ne ki, daha önce imzalanmış kontratlar ve Penelope’nin hamile kalması yüzünden bir türlü uygun zaman bulunamadı. Ama şu aşamada Sony’den kimse bu söylentiyi doğrulamaz” dedi. Daniel Craig’in dördüncü kez James Bond’u canlandıracağı filmi Sam Mendes yönetecek. 23’üncü James Bond filmi Skyfall’da kötü karakteri Penelope Cruz’un eşi Javier Bardem canlandırmıştı.  HP
Reklam
Görenleri Şaşkına Çeviren Dev Yılan İskeleti
Eser 2012 yılında Loire Nehri kenarına Estuaire sanat sergisinin bir parçası olarak Huang Yong Ping tarafından yaklaşık 400 ayak üzerine yapıldı. Saint-Brevin-les-Pins isimli masif metal heykel Fransa'da çürümeye terk edilmiştir.
Reklam
Türkiye'nin Geleceğini Değiştirecek Ruha Sahip 11 Küçük Mucit
etiket
Şimdiki çocuklar bir harika! Yaratıcı Çocuklar Derneği’nin düzenlediği, Samsung desteğindeki Geleceğin Mucitleri Bilim Yarışması’nda çocuklar, kendilerinden büyük işlere imza atıyor, başta Türkiye olmak üzere dünyanın geleceğine katkıda bulunuyor.  Aşağıda göreceğiniz 11 harika icat 'Çocuğum şimdi icat çıkarma' sözünü hiç ama hiç dinlememiş küçük mucitler tarafından geliştirildi. Onlar soru sordular, merak ettiler, araştırdılar, tartıştılar ve ortaya tamamen kendi beyinlerinin ürünü bu harika icatları çıkardılar. İyi ki de çıkardılar çünkü sayelerinde gururlandık, geleceğe dair umudumuz arttı.
Emma Stone ve Andrew Garfield'den ‘Örümcek Adam 2′
Amazing Spiderman – İnanılmaz Örümcek Adam’ın ikinci bölümü 25 Nisan’da vizyona giriyor. Tobby Maguire’dan boşalan Örümcek Adam kostümünü üzerine geçiren genç aktör Andrew Garfield, serinin ikinci bölümünde kendini bulmuşa benziyor. Rol ve hayat arkadaşı Emma Stone’u yanına alan Andrew Garfield’ın karşısında, kötü adam rolünde Jamie Foxx olacak. Stone ve Garfield, Studio CinéLive’ın sorularını yanıtladı.Andrew Garfield Kendime daha çok güvenip güvenmediğimi bilmiyorum ama daha rahat hissettiğim kesin. Örümcek Adam’ı daha çok sahipleniyorum. Ama dikkatli olmak lazım, özgüven fazlası tehlikeli olabilir. Size söylenenlere kulak tıkayabilir, kibirli ve yetersiz olabilirsiniz. Onun için kendime fazla güvenmek istemiyorum! (gülüyor) Emma Stone Kendimizi daha rahat hissettik. Sağlam bir senaryomuz vardı ve film setinde iyi bir hava yakalamıştık. İşler her zaman böyle gelişmeyebiliyor. Ortak bir sese sahip olup onu korumayı başarmak çok önemli. A.G Bunun böyle olacağını tahmin etmiyordum. Kafayı bir şeye yoruyorsunuz ama sonra olaylar beklendiği gibi gelişmiyor. A.G Gerçek bir kabus bekliyordum! Sonuç olarak öyle olmadı. Bütün bu tepkinin Örümcek Adam karakteriyle ilgili olduğunu, benden kaynaklanan, kişisel bir şey omadığını anladım. Hiçbir zaman şöhret benim önceliğim olmadı. Birinci Örümcek Adam’dan sonra da hayatım değişmedi. A.G Ben sadece onun vücuduyum. Her ne kadar kendimi sonuna kadar versem de, ben bir aktörüm. E.S Sağda solda yazılanları okumayı bırakıp, işinize odaklanmanız gereken bir zaman geliyor. A.G Bilmiyorum, bu zor bir soru. Ayrıca buna cevap vermek bana düşmüyor… Peter Parker’ın tatlı ekşi, umursamaz ve melankolik oluşu hoşuma gidiyor. Kendisiyle ve başına gelenlerle hesaplaşmaya çalışan biri. Böyle bir hayat yaşamak istemiyordu. Örümcek Adam olmak umurunda değil, hatta bu ona acı veriyor. Çok kontrastlı bir kişilik. Ben ona sadece insanlık katıyorum. A.G Peter Parker’ın her zaman sakar ve biraz patavatsız bir yanı oldu, bu onu tiye alabilmemizi sağladı. Ayrıca kendisiyle de dalga geçebilen biri. Örümcek Adam’ın ikinci bölümünde Peter Parker’ın mizah anlayışını biraz geliştirmek istedik. E.S Kesinlikle katılıyorum. Sorunuz bana küçük bir anıyı hatırlattı. New York sokaklarında çekim yapıyorduk ve verdiğimiz küçük bir mola sırasında Andrew, üzerinde Örümcek Adam kıyafetiyle, iki blok arasındaki basket sahasına mahalleli çocuklarla basket oynamaya gitti. Karşılarında bir anda Örümcek Adam’ı gören çocukları düşünün… A.G Canım sadece basketbol oynamak istiyordu… E.S Çocuklardan daha heyecanlıydın! A.G Onlara “Sizinle oynayabilir miyim?” diye sordum, onlar da “Nasıl istersen” dediler. Sanırım bir tek New York’ta insanlar bunu normal karşılıyorlar. E.S Sahneyi dışarıdan izlemek gerçekten çok komikti. E.S Hikayelerin ve karakterlerin çizgi roman kültüründen geldiğini unutmamak lazım. Bunu olabildiğince uygulamaya çalışıyoruz. Sonra, siz de yeni şeyler katıyorsunuz. Böyle bir karakteri geliştirmek için her zaman belli bir özgürlük vardır. Ayrıca kariyerimin başlarında çok doğaçlama yaptım. Bu tecrübem böyle rollerde işime yarıyor. A.G Benim için en önemli olan şey öğrenmekti! Çok iyi ‘hoca’larım oldu! Hepsini teker teker ele alırsanız, branşlarında birer dahi olduklarını görürsünüz. Hepsi birbirinden farklı ve kendi dünyalarına sahipler. Sanırım onları, farkında olmadan arıyordum. Bir film ya da tiyatro olsun, biriyle anlaşın ya da anlaşmayın, bunun pek önemi yoktur. Önemli olan o kişiyle çalışmayı kabul etmenizdeki nedendir. Her tecrübeden yeni şeyler öğrenirsiniz. E.S: Yer aldığım projeler beni gerçekten motive eden projeler, bundan fazlası değil. Kariyerimi önceden belirlediğim stratejiler çerçevesinde ilerletmiyorum. Sadece son yıllarda, daha temkinli olmayı öğrendim diyebilirim. Artık kiramı ödeyebilmek için önüme gelen işi kabul etmek zorunda değilim. Çekimler sırasında herşeyin yoluna gireceği umuduyla kabul ettiğiniz, potansiyele sahip senaryoları kabul etmiyorum. Bu çok nadiren olan bir şey. Ayrıca motivasyona ihtiyacım var. Mesela ‘Friends With Benefits’ filminin senaryosunda beni etkileyen dobra, dürüst, bazen şok edebilecek diyaloglar oldu. Böyle bir senaryoyu hergün okumuyoruz. ZETE
Reklam
Küçük Prens 71 Yaşında
Antoine de Saint-Exupery tarafından 1943'te yazılan, dünya üzerinde 240'tan fazla dile çevrilen ve 140 milyon adetten fazla satan 'Küçük Prens' kitabının 71. yıl kutlama etkinlikleri, 10-31 Mayıs arasında Zorlu Center AVM'de yapılacak. Zorlu Center AVM'den yapılan yazılı açıklamaya göre, 'Küçük Prens' kitabının koleksiyonerler tarafından biriktirilen versiyonları, kutlamalar çerçevesinde sergilenecek. Kitabın tutkunu Yıldıray Lise'nin sahip olduğu, kitaba dair 350 parçadan oluşan koleksiyonun özel 70 parçası, ziyaretçilerle buluşacak. Sergilenecek parçalar arasında, dünyanın en küçük boyutlu Küçük Prens kitapları, aynadan okunabilen tersten yazılmış versiyonlar, Küçük Prens'in çeşitli dil ve lehçelerde örnekleri, cep telefonlarındaki kodlarla yazılmış özel basımlar ve 1948'den bu yana basılmış Türkçe özel nüshalar da yer alacak. Çocukların yanı sıra yetişkinlerin de ilgi gösterdiği kitabı yansıtan özel olarak hazırlanan alanda, girişten itibaren hikaye anlatılmaya başlanacak ve AVM'de ayrı bir bölüme fotoğraf çektirmek için 3D özel tasarım objeler yerleştirilecek. Çekilen fotoğraflar, #kucukprenszorluda hashtagi ile Instagram'da paylaşılacak. Etkinliğe ilk gün katılan herkese, isme özel 'ilk gün zarfı' ve etkinlik boyunca boyama sayfaları hediye edilecek. Etkinlik kapsamında, her gün 11.00 ile 19.00 arasında, atölye ve sergi çalışmaları da gerçekleştirilecek.CNN Türk
Evsiz Adamın Gününü Gün Etmek
Ünlü Rus youtuber Vitaly, internette yaptığı şaka videolarından kazandığı paranın bir kısmı ile sokakta ki bir evsize yardım ediyor. Yayınlanması ne kadar doğru tartışılsada adamın yüzündeki mutluluk ve minnet duygusu izlmeye değer.
Reklam
Reklam