2007'de başlayan IPhone Fotoğrafçılık Ödülleri, akıllı telefonlarınızla harika fotoğraflar çekebileceğinizi sizlere gösterir nitelikte. 2014 'IPPAWARDS' kazanan fotoğraflarının yanında ilk 20'deki bazı kategori birincilerini göreceğiniz listedeki fotoğrafların hiçbirinde photoshop ya da herhangi bir dijital oynama yok. Sadece izin verilen iPhone uygulamaları kullanılarak çekilen bu fotoğraflar, 17 kategoride değerlendiriliyor. İyi eğlenceler dileriz...
Teknoloji devlerinden Panasonic, dünyanın ilk 4K videokaydı yapabilen kompakt fotoğraf makinesi DMC-FZ1000'i duyurdu.Mart ayında dünyanın ilk 4K video kaydı yapabilen giyilebilir kamerasını tanıtan Panasonic, bu sefer 4K video kayıt yeteneğini kompakt fotoğraf makinesine getirdi. Japonya merkezli teknoloji şirketi Panasonic, duyurmuş olduğu yeni fotoğraf makinesi LUMIX DMC-FZ1000 'ün ilk 4K video kaydı yapabilen kompakt kamera olduğunu öne sürüyor. Resmiyete kavuşan FZ1000 adlı kamera, aynı Sony RX10 'da olduğu gibi 1-inçlik 20.1 megapiksel CMOS sensöre sahip. Panasonic'in yeni kompakt kamerası aynı zamanda 25-400mm (F2.8 – F4.0) zoom lensi barındırıyor. Bu lens sayesinde daha kaliteli fotoğraf çekebilen kamera, sahip olduğu ISO12,800 değeri ile düşük ışıkta daha net fotoğraflar elde edebiliyor. Öte yandan Panasonic tarafından geliştirilen yeni odaklama teknolojisi ise FZ1000'e 0.09 saniye ve 0.17 saniye gibi netleme fırsatı kazandırıyor. FZ1000'in en dikkat çeken özelliği ise şüphesiz 4K video kaydı yapabilmesi. Söz konusu cihaz 30fps'de 3840x2160 piksel çözünürlüğünde video kaydı yapabiliyor. Aynı zamanda kamerada Wi-Fi, NFC ve mobil cihazlar tarafından görüntü aktarım desteği mevcut. Panasonic LUMIX DMC-FZ1000, 899 .99 dolar fiyat etiketi ile ayında tüketicilerin beğenisine sunulacak.teknokulis
Burnumuzun dibinde kurulan bir başka terör örgütü daha ışid denilen örgüt. Nasıl kurulduğunu ve gelişimini anlatmışlar. iddialara göre ülkemizde de hücreleri ve destekçileri bulunmaktaymış. şuan ıraktaki Türkmen kardeşlerimiz bu teröristler tarafından tehdit altındadır, Kandaşlarımızı unutmayalım, dönüp dolaşıp araplara ağlamayı bırakıp biraz da Türkmenleri hatırlayalım. Sözde tırlardaki silahlar Türkmenlere gidiyordu ancak şuan o coğrafyada silahlanmayan ve gücü olmayan tek etnik grup Türkmenlerdir!Şimdi İşid Örgütünü tanıyalım
Geniş kitleleri peşinden sürükleyen futbol, her zaman güç ve iktidar sahiplerinin egemen olmak ve kendilerini meşrulaştırmak istediği bir alan oldu. En büyük futbol organizasyonu olan Dünya Kupası da “Futbolun ideolojisi yoktur” sözünü yalanlayan birçok siyasi olaya tanıklık etti.
Songül Karlı'nın eşi Metin Yüncü’den ünlü türkücüye büyük jest...Güzel türkücü ve sunucu Songül Karlı'nın eşi Metin Yüncü yaptığı jestle herkesi şaşırttı. İnşaat ve emlak sektöründe faaliyet gösteren ve bir süre önce gemi sektörüne de el atan Karlı'nın eşi Metin Yüncü, Tuzla'daki bir tersanede yaptırdığı gemisine eşinin adını verdi. Bu sürpriz karşısında çok mutlu olan Songül Karlı, önümüzdeki aylarda denizde indirilecek geminin kurdele kesme törenine de katılacak. ensonhaber.com
Türkiye, Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) rehin aldığı 80 yurttaş nedeniyle teyakkuzdayken, Türkiyeli Twitter kullanıcıları örgütü sanal dünyada adeta kilitledi. IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinin ardından örgütün ‘ Islamic State Media ‘ adlı (resmi olmayan) hesabını takip edenlerin sayısı bir hayli arttı. Ancak hesabı yöneten kişinin bir mesajında ‘Türkiye‘ ve ‘İsrail‘ sözcüklerini Türkçe olarak yazmasının ardından sosyal medyada, örgütün Türkiyeli bir üyesinin bu hesabı yönettiği öne sürüldü. Bir yandan da hesap, Türkçe soru yağmuruna tutuldu. Öyle ki, daha önceden IŞİD’in ilerleyişine dair an be an bilgiler veren hesap yaklaşık 16 saattir sorulara cevap vermekten başka bir şey yapamıyor. Dilbilimci olduğu için Türkçe’yi tanıyabildiğini öne süren hesap en son “Saygılarımla: Türk Dili bana sormayın ve laneti (Küfürlü dil) kullanmayın lütfen. yine ben Türkçe bilmiyorum. Teşekkür ederim” diye yazdı. Yazılanlardan bazılarını anlamak için Google’ın çeviri hizmeti olan Google Translate’i kullandığını öne süren IŞİD mensubu, “Kürt ve Türklerin yüzde 99′u normal insanlar gibi konuşmayı bilmiyor” dedi. Türkiyeli kullanıcılarla hesabı yöneten kişi arasında yaşanan ilginç diyaloglardan bazıları şöyle: Neden bütün Türk arkadaşlar seni takip ediyor? Sadece saygılı ve akıllı olanların ve cahil sorularla beni rahatsız etmeyenlerin beni takip etmesini dilerdim. Yaşıyor musun? 15 saattir video ve fotoğraf paylaşmadın. Evet yaşıyorum, sadece Türk ve Kürt cahilllerden bezdim.. Sadece beddua ediyorlar.. Birinizin Adidas giydiğini gördüm. Neden Adidas? Neden Adidas olmasın? Irak’taki girişimlerinizi takdir ediyorum. Türkiye’nin en güzel şehri olan Kırşehir’i ele geçirmeyi hiç düşündünüz mü? Bunun için planımız yok. Türkler ne zaman serbest bırakılacak? Bu konuda yetkili değilim ve inanıyorum ki yakında serbest bırakılacaklar. Belki ama sadece belki müzakereler [sonrasında]. Sadece tahmin ediyorum. Belki de bu soruyu Erdoğan’a sormalısın. Neden Türkçe konuşmuyorsun? İnşallah bir gün. Diken
Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) 103’üncü asamblesi Cenevre Birleşmiş Milletler’de (BM) toplantısına Türkiye’yi temsilen Çalışma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Halil Etyemez: “Türkiye, bu konu ile yakından ilgili olan 29, 105, ve 182 sayılı ILO sözleşmelerini onaylayarak ulusal mevzuatına katmıştır. Bu kapsamda, özellikle çocuk işçiliği sorunu artık Türkiye’nin gündeminden çıkmıştır” dedi. Peki gerçekten böyle mi? 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğini Önleme gününde bu durumun böyle olup olmadığını İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinden Dr. Ercan Duman’a sorduk. Verdiği yanıtlar hiç de iç açıcı değil. Çocuk işçiliği nedir? Ülkemizde çocuk işçiliğinin mevcut durumu nedir? Çocuk işçiliğini, 18 yaşından küçüklerin işçi olarak çalışması olarak tanımlayabiliriz. Ülkemizde de çocuk işçiliği yaygın bir şekilde bulunmaktadır. Mevsimlik tarım işçiliği, kentlerdeki enformel ekonomi içinde üretimde çalışılması en yaygın biçimler olarak göze çarpmaktadır. Türkiye’de çocuk işçilikle ilgili düzenlemeler var mı? Bu düzenlemeler uygulanıyor mu? Sorunuz iki net parçadan oluşuyor, ben de net olarak yanıtlayayım; evet var, hayır uygulanmıyor. Etyemez’in söylediklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir önceki soruyu yanıtlarken, Türkiye’de çocuk işçiliği ile ilgili düzenlemeler var mı sorusunu evet var ve uygulanmıyor diye yanıtlamıştım zaten. Her gün ortalama en az dört işçinin iş kazası nedeniyle hayatını kaybettiği bir ülkede yaşıyoruz, bunun nedeni sadece mevzuat eksikliği midir ? Uluslararası ya da ulusal düzeyde, herhangi bir alanda hukuksal bir düzenleme yapıldığında “bu konu artık ortadan kalkmıştır” denebiliyorsa bunu ciddiye almamız mümkün müdür? Cenevre’de imzalar atıldı ve mevsimlik tarım işinde çalışan, yeraltı atölyelerde toz ve kimyasallar içinde üreten ve büyüyen, sokaklarda satıcılık yapan tüm çocuklar bir anda okullara ışınlandı, öyle mi? Çocuk işçiliği nedenleri neler? Çocuk işçiliğinin temel nedeni elbette ki kapitalist üretim ilişkileridir. Kapitalist ekonominin doğal seyri içindeki daha fazla sömürü ve daha fazla kar sarmalında gelişen kayıt dışılık, taşeron uygulamaları, işsizlik, güvencesizlik ve örgütsüzleştirme gibi unsurlar, çocuk işçiliğinin varolması ve gelişmesi sürecinde ana etkenleri oluşturuyor. Çocuk işçiliğinin sakıncaları nelerdir? En temel toplumsal süreçlerin içindeki asıl niteliğini unutmadan, çocuk işçiliğinin doğrudan çocuğun gelişimine verdiği zarar özellikle değerlendirilmelidir. Çocuğun gelişimi; fiziksel, bilişsel, duygusal ve toplumsal / ahlaksal unsurları içeren karmaşık bir süreçtir. Bu süreçteki zorlanmalar kavramsal düzeyde “istismar” olarak adlandırılmakta ve kimi kurumlarca (örneğin Uluslararası Çalışma Örgütü) dünyada çocuk işçiliği, çocuk istismarının en önemli kaynağı olarak görülmektedir. Sakıncalar konusuna devam edecek olursak, bu istismarın ürettiği başta gelen çıktı şiddettir. Buradaki şiddet olgusu, her biri kapsamlı değerlendirmeleri gerektiren farklı biçimlerde gerçekleşmektedir. Bunların başlıcaları olarak; ekonomik şiddet, fiziksel şiddet, psikolojik – duygusal şiddet ve cinsel şiddeti öne çıkarabiliriz. Çocuk işçiliğine dönük önerileriniz nelerdir? Bu sorun nasıl çözülür? Her şeyden önce yöntem diyorum. Çocuk işçiliği kültürel alanın bir kategorisi değil, üretim ilişkilerinin bir fonksiyonudur. Çocuk gelişimini örseleyen bir olgu olmakla birlikte, toplumsal düzeyde bir emek mücadelesi konusudur. Bunun da doğal olarak tarafları var. Sorunun çözümünde asıl noktayı bu yaklaşım oluşturmakla birlikte, bir de, çarpıcılığını ve vicdani etkilerini sömüren, bu olguyu sendikal olarak da, politik olarak da, akademik olarak da rant kapasitesi itibariyle algılayıp işleyen unsurlar da her vesile ile açığa çıkarılmalıdır. TÜRKİYE’NİN SURİYELİ ÇOCUK İŞÇİLERİ Türkiye’de ucuz iş gücü olarak ağır işlerde çalıştırılan çocuk işçi sayısı her geçen gün artıyor. Suriye’deki iç savaşla birlikte Türkiye’ye kaçan Suriyeli çocuklar da bu sömürü ağının yeni üyeleri. 14 yaşındaki Beşar Bişov 9 ay önce Suriye’den geldi. İzmir Basmane’de çanta atölyesinde çalışan Bişov, elini her an makinalara kaptırma korkusu yaşıyor. 12 nüfuslu bir ailenin bir ferdi çocuğu olan Bişov, “Ayda 300 TL kira veriyoruz. Elektrik su birlikte 500 lirayı geçiyor, zar zor geçiniyoruz” dedi. Bişov, “Savaş biterse ülkemize döneceğiz” dedi. Bir diğer Suriyeli çocuk işçi ise 16 yaşındaki Hüseyin Brimo. Savaştan dolayı Halep’den kaçmak zorunda kalmış. Günde 10 saat çalışıyor. Brimo, “Burada sabahtan akşama kadar çalışmak zorundayız” dedi. Ailesinin büyük oranda dağıldığını ve buradaki yaşamından memnun olmadığını ifade eden Brimo ülkesine dönmek istiyor. ÖLEN 20 İŞÇİDEN BİRİ ÇOCUK Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2013 yılı sonunda hazırladığı “Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda, 6-17 yaş arasındaki 15 milyon 247 bin çocuktan 893 bininin çalıştığı belirtiliyor. 6-14 yaş arasındaki çocukların ise yasak olmasına rağmen 292 bini çalışıyor. Çocuk işçilik iş cinayetlerine de yansıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclis’inin raporuna göre 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 59’u (18’i 14 yaş ve altı, 41’i 15-17 yaş arası); 2014 yılının ilk dört ayında yaşamını yitiren 396 işçinin 17’si (5’i 14 yaş ve altı, 12’si 15-17 yaş arası) çocuk işçi. Yani her can veren 20 işçiden birisini yoksulluktan dolayı çalışan işçi. Rapora göre çocuk işçiliğin bir biçimi tarım ve inşaat gibi mevsimlik işler. Diğer biçimi ise çırak / stajyer olarak çalışma. Raporda “13 yaşındaki kimya işçisi Ahmet Yıldız’ın plastik enjeksiyon makinesine sıkışarak can vermesi, hastaneye trafik kazası geçirdi diye getirilmesi ve işverenine açılan davada 30 bin 40 TL ceza verilmesi, bunun 24 taksite bölünmesi Türkiye’de çocuk işçiliğin özetidir” dendi. Evrensel | DİHA
Ankara'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda Behzat Ç. karakteriyle geniş kitlelere ulaşan usta oyuncu Erdal Beşikçioğlu da gözaltına alındığı iddia edildi. Usta oyuncu iddiaları yalanladı.Hürriyet'in ulaştığı Erdal Beşikçioğlu ise iddialara çok şaşırdığını söyleyerek, '“Ben 20 gündür İstanbul’dayım. Şu anda da bir AVM’de alışveriş yapıyorum” dedi.Gözaltı iddiasına ilk açıklama rol arkadaşından Sosyal medyada kısa sürede yayılan habere ilk yalanlama, çekimleri İstanbul'da süren 'Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku' isimli filminde Erdal Beşikçioğlu ile başrolü paylaşan Sezin Akbaşoğulları'ndan gelmişti.
Biz Türkiye'de IŞİD, Suriye, cumhurbaşkanlığı seçimleri, hakim savcı atamaları, paralel yapı, barış süreci, bayrak indirme, devamında görevden alınan polisler, Musul elçiliği baskını, şike, yeniden yargılama, balyoz, ergenekon, gezi olayları, ölümler, trafik kazaları, cinayetler, tecavüzler ve hatırlayamadığımız daha birçok gündem ile uğraşırken acaba Finlandiyalılar ne yapıyor diye merak ettik ve Finlandiya gazetelerinin manşetlerinden sizler için öne çıkan 15 haberi başlıklar halinde derledik.
İstanbul'da Küçükçekmece Gölü’nün doğu kıyısında yer alan ve 1. derece doğal sit alanı olan Soğuksu Korusu’nun bitişiğindeki yeşil alana konut ve AVM yapmak üzere hafriyat çalışmaları başladı. 'Cennet Koru' adlı lüks rezidans projesi kapsamında bugün top sahası olarak kullanılan ve 3. derece doğal sit alanı olan araziye 13 katlı bloklar inşa edilecek. Keleşoğlu ve Eba İnşaat’ın yürüttüğü ‘Cennet Koru’ adı verilen lüks projede daire fiyatları 1 milyon 174 bin liraya kadar çıkıyor. Elif İnce 'nin Radikal'deki haberine göre, inşaat ile Küçükçekmece Gölü arasında kalan Soğuksu Korusu da belediye tarafından ‘macera parkı’ olarak düzenlenecek. Belediye Başkanı Temel Karadeniz’in duyurduğu düzenleme kapsamında tarihi koruya kafe-lokantalar, satış birimleri, gezinti treni, mini motokros alanı, seyir terası ve yapay gölet yapılması planlanıyor. Koru ve bitişiğindeki yeşil alanın imara açılması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) yaklaşık bir sene önce hazırladığı ‘Soğuksu Mevkii I ve III. Derece Doğal Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Planı’yla mümkün oldu. Koru ve bitişiğindeki yeşil alana özel hazırlanan imar planı, 1. derece doğal sit olan korunun içine ‘günübirlik tesis ve rekreasyon alanı’ adı altında tesisler yapılmasının önünü açtı. Aynı imar planıyla korunun arkasındaki 3. derece doğal sit alanı da konut, sağlık tesisi ve dini tesis yapılacak şekilde imara açıldı. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk, projenin bir ‘kent suçu’ olduğunu belirterek ‘’Doğal SİT alanında mahalledeki mevcut yapılaşmadan daha yoğun ve imtiyazlı bir yapılaşma öngörülmektedir. Bu, koruma ilkesinin mantığına aykırıdır. Ayrıcalıklı imar hakkı verilerek getirilen yoğunluk, mahallenin zaten yetersiz sosyal donatı alanını daha da azaltmaktadır. İnşaat yapılmak istenen yer bölgenin bugüne kadar korunabilmiş tek yeşil alanıdır. İnşaat yüksekliği de çarpık bir yapılaşma ortaya çıkarmakta, mahalleyle göl arasına yaklaşık 13 katlı bir set çekmektedir” dedi. Korudaki ağaçların işaretlenmesi bölge sakinlerini huzursuz etti. Mahalle sakini Sezer Gedik, korunun 2000’li yıllara kadar bölge halkınca mesire yeri olarak kullanıldığını, yıllar içinde bakımsız bırakıldığını ve giderek tenhalaştığını anlattı. Gedik, “Bugün top sahası olarak kullanılan ve üzerine inşaat yapılmak istenen arsa, 99 depreminde insanların kaçtığı boş alandı. Çocukluğumda herkes burada piknik yapardı. Bu günlerde Küçükçekmece halkı piknik yapmak için Kayabaşı’na kadar gitmek zorunda. Burasını ağaçlandırıp halka açmak varken neden lüks inşaat yapılıyor? Koru da inşaatlara ön bahçe olarak düzenleniyor, artık burada da para harcamadan oturamayacağız demek” diye konuştu. Küçükçekmece Belediyesi, Radikal’in sorularına cevaben inşaat yapılacak arsanın özel mülkiyette olduğunu, arsa sahibinin buraya inşaat yapabilmek için sahibi olduğu koruyu devlete hibe ettiğini ve korudaki ağaçların kesilmeyeceğini öne sürdü. Belediyenin cevabı şöyle: ”İlgili alanın planı için tabiat varlıkları koruma kurulundan izin alınmış ve orada inşaat yapılabilmesi için, içinde ağaçların olduğu 40 dönümlük koru devlete terk edilmiştir. Arazi özel mülkiyet olduğundan ve esas korunması gereken 40 dönümlük arazi devlete terk edildiğinden ve ağaç olmayan bölüm için plan yapıldığından, belediyenin bir dahli söz konusu değildir. Bölgede bulunan ağaçlar 2007 yılında tescil edilmiş olup, kimlikli ağaçlardır, kesilmeleri söz konusu olmayıp, suç teşkil etmektedir.”Haber: Elif İnce | RadikalKaynak: T24
Bizim Adanalı Ronaldo'muz varsa Brezilyalıların da çakma Ronaldinho'su var. Aradaki tezatlık Ronaldinho benzeri Messi hayranı. Messi için sahaya dalıyor ve elini sıkıyor. Futbolcularda bu benzerlik karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyor. İzliyoruz.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe Genel Sekreteri Mahmut Uslu, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynanan Galatasaray Liv Hospital-Fenerbahçe Ülker maçında yaşanan tribün olayları sonrası basın toplantısı düzenledi. Derbide yaşanan olaylar ve küfürlerle ilgili televizyon görüntüleri izletildikten sonra Başkan Yıldırım konuştu: 'Basketbolda yaşananlar ile ilgili basın toplantısı düzenliyoruz. Oğuz Savaş'ın annesine Allah'tan rahmet diliyorum. Türk basketbolundaki gerçekleri ortaya koymak istiyoruz. Burada amacımız onlar bunu yaptı, biz bunu yaptık değil. Tamamen basketbolu seven, basketbolla ilgilenen bir seyirci topluluğu oluşturduk. Türkiye'de sorunun tek sebebi seyirci değil. Hakemlerin durumu, sporcuların durumu, yöneticilerin durumu ve basının sorumluluğunun altında toplamalıyız. Biraz önce arkadaşlar gösterdiler. '18 defa camiamıza ve sporcularımıza küfür edilmiştir' 18 defa küfür edilmiştir. Bu küfürler camiamıza, sporcularımıza edilmiştir. Galatasaraylı taraftarlar 'Şike, şike' diye bağırdılar. Bizde Ergin Ataman 'Doping yapsana' diye bağırıldığında ilk anons yapılmıştır. İsteğimiz bize uygulanan kuralların diğer takımlara da uygulanması. 16 bin kişi salona gelmiş. 4 bin kişi fazladan salona alıyorlar. Siz basket maçında 16 bin kişiyi kontrolsüz şekilde sahanın içine doldurulmuştur. Oyuncularımıza, yöneticilerimize küfürler edilmiştir. Savcıların suç duyurusunda bulunması lazım. Sorumluları savcının çözmesi lazım. Dünyanın en önemli antrenörünü getirdik. Hem Fenerbahçe'yi hem Milli Takım'ı çalıştırmak olmaz. Obradovic Fenerbahçe'yi seçti. Obradovic 'Basketbolu ileriye götürmeye geldim. Savaşmaya gelmedim. Bizim amacımız basketbolu sevdirmek' dedi. Bunları iyi düşünmek lazım. Ergin Ataman milli takım antrenörü artık. Galatasaray'ın antrenörü değil. Bütün oyuncuları kucaklaması lazım. Fenerbahçeli sporcuların yüzüne nasıl bakacak? Aklı başında olması gereken Ergin Ataman maalesef hadiselerin ortasında yer almıştır. 'Basketbol hakemleri miadını doldurmuştur' Basketbol hakemleri miadını doldurmuşlardır. Genç hakemler basketbolun içine girmesi gerekir. Rakibimizi iki maçta en iyi şekilde ağırladık. Hepimizin dürüst olması lazım, açık olması lazım. Bizim hedeflerimiz iyi oyuncular, iyi koçlar getirerek Avrupa'da başarılı olmak. Bu da belli oyunlarla olmaz. Basına çok önemli görevler düşüyor. 'Ergin Ataman bütün köşe yazarlarını arıyor' Lig TV'de yorum yaparken yorumcular tarafsız olmalı. Herkes kendi düşüncesini kendi görüşünü tarafsız anlatmalı. Maalesef böyle bir şey yok. Birisi hangi takımda oynamışsa onun hakkında yorum yapıyor. Bunlar yanlış. Biz şampiyon olacağız. Biz hocamıza ve bu takıma güveniyoruz. Ergin Ataman bütün köşe yazarlarını telefonla arıyor. Ama Obradovic kimseyi aramıyor, sadece görevini yapıyor. Maçın neticesinde Galatasaray yenmiştir, ama şu olaylar da olmuştur denilmelidir. Taraftarlar kötü şeyler yaptılar diyebilmelisiniz. Aksi halde istemediğimiz olaylar olur. Hep bunları durdurmaya çalışıyoruz. Küfürle mücadele ediyoruz. Diğer kulüplerin de mücadele etmesi lazım. 'Türkiye'ye şikeye sokan Galatasaray Kulübü'dür' 'Şike var' diye bağırıyorsunuz ama Türkiye'ye şikeyi sokan Galatasaray Kulübü'dür. 6-0'lar, 8-0'lar... Neler götürdüklerini, çantaların nereye gittiklerini Ahmet Çakar söylüyor, ben söylemiyorum. Beşiktaş'ın yabancı oyuncusunu ayarttıkları ortaya çıkmıştır. Şunu söylüyorum Fenerbahçe bu şike davasından aklanacaktır. Bize şikeyi öğretenlerin biraz utanması lazım.' Uslu: 'Savcılığa suç duyurusunda bulundum' Mahmut Uslu ise şöyle konuştu: 'Ben savcılığa bana yapılan küfürlerden dolayı savcılığa suç duyurusunda bulundum. Belki bir ders alınır, Galatasaray-Fenerbahçe Ülker maçında bunlar yapılmaz dedim, ama bunlar Avrupalı oldukları için bunlar el hareketlerini modernleştirerek çok ayıp şeyler yapıyorlar. Bu insanlar neden tekrar bir sorgulamaya çekilmez ben merak ediyorum. Yasa çok açık.' 'Rahmetli Metin Oktay rahatsız olmuştur' Daha sonra yeniden söz alan Yıldırım şöyle devam etti: 'Rahmetli Metin Oktay herhalde rahatsız olmuştur bu yapılan hareketler sonrası. Bu merdivenler bile dolu, bir yerlere girmiş demek ki. Bir belge göstereceğim. Tezgahı anlatmak için. Obradovic'e ceza vermemişler, benche vermişler. Teknik faulü coach'a vermek lazım. Şimdi teknik faulü kime çalarsınız soruyorum size basın? 4 tane yabancı soktu içeri oraya kim sorumlu orada. Koça çalacaksınız orada. Bence çalınma ihtimali var mı? Basın söylesin. Bence çalabilir misiniz? Rezalet, ama değerli basın bunu yazmıyor. Burada size görev düşüyor. Takip edin ve doğruları yazın. Kasti faul nedir? Bilerek düşünerek rakip oyuncuya bir hareket yapmaktır. Bu isteyerek yapılan bir harekettir. Arkadan bilerek yapılan faul de kastidir. (Ender Arslan ile McCalebb arasında yaşanan pozisyon izlettirildi) 8 dakika Fenerbahçe'nin aleyhine yapılan hareketler var. TBF 10 senede hakem yetiştirememiştir. Türkiye Basketbol Federasyonu koltuğuna tarafsız bir başkan oturmalıdır. Herkesi kucaklamalıdır. Bazı haksızlıklar var orada. Onu da yakında açıklayacağız. 'Ya tarafsız olsunlar ya da yayını bıraksınlar' Lig TV ailesinin hem futbolda hem basketbolda tarafsız olması lazım. Tarafsızlık ilkesi onların 1. ilkesi olması lazım. Tarafsız olamıyorlar, kalamıyorlar. Lig TV ben karar verdim, maçları yayınlıyorum diyemez. Ya tarafsız olsunlar, ya da yayını bıraksınlar. Herkes birbirine bir yerden bağlı. Bu bağlılık ortadan kalkmalı.''Skorboarda bir şey yazarsak bu 'Geçmiş olsun' olur' Galatasaray Antrenörünü görüyorsunuz. Aynı zamanda Milli Takım antrenörü. Tanjevic hem Fenerbahçe'yi hem de Milli Takımı çalıştırdı. Tanjevic'in taraftarları galeyana getiren bir hareketini gördünüz mü? O efendilik nerede burada yapılanlar nerede. Milli Takım antrenöründe önce ahlak olmalı. Fenerbahçe'nin istemediği kişiler de belki bir noktaya gelebilir, ama uzun yaşayamaz. Fenerbahçe camiası onu orada tutturmaz. Galatasaraylı olabilir, saygı gösteririz. Ergin Ataman, Fenerbahçe havlusu yerde, havluyu tekmeliyor. Bunun hesabını bir yerde sorarız. Gerekeni de yaparız. Fenerbahçe'den Milli Takım'a sporcu alacaksınız. Onlar size nasıl saygı gösterecekler? Başka şeyler söyleyeceğim de söylemek istemiyorum. Şampiyon olacağız. Eskiden Galatasaray'ı batıya açılan pencere olarak ayrıcalıklı olarak görüyorlardı. Biz onları her yerde yeniyoruz. Onlara karşı sportif anlamda önde gidiyoruz. Tribünlerde onlardan daha kaliteliyiz. Biz yine saygılı davranacağız. Skorboarda bir şey yazarsak 'geçmiş olsun' yazarız.'Skorer