35 Yaşın Altındaysan Okuma!
Bugün de her şeyi yetiştirdin.
İşi, evi, o mesaj gruplarını, bir de üstüne gülümsemeyi. Kimse senin yorgun olduğunu düşünmüyor, çünkü sen hiç durmuyorsun.
İşte tam burada bir şey kaçırıyoruz. Tükenmişliği hep 'yataktan çıkamamak' sanıyoruz. Ama en tehlikeli hali bu değil. En tehlikelisi, sen hâlâ koşarken, hâlâ gülümserken içeride sessizce çöken hali. Buna işlevsel tükenmişlik deniyor. İşlevsel olması iyi bir şey gibi görünüyor ama değil. Sadece daha geç fark ediliyor.
Bir düşün: Son zamanlarda sırtın ya da boynun sebepsiz yere ağrıyor mu?
Doktor bir şey bulamadı mı? Ya da gece bir şeyler atıştırma isteği geliyor mu, gündüz hiçbir şey yiyemiyor musun bazen? Bunlar rastgele değil. Bedenin sana bir şey anlatıyor, çünkü sen ona kulak vermiyorsun.
Üstüne bir de sosyal medya var. Eskiden sadece gerçek hayatta idare ediyorduk, şimdi bir de ekranda idare ediyoruz. Paylaştığın her şey biraz daha düzenli, biraz daha huzurlu, biraz daha 'toparlanmış' görünmek zorunda. En yorgun günün bile bir 'iyi' filtresinden geçiyor. Bu da tükenmişliğini görünmez kılan ikinci bir katman oluyor — çünkü artık sadece çevrene değil, ekrandaki herkese de 'gayet iyiyim' demen gerekiyor.
Enerjin de aslında göründüğü gibi değil. Sen ona 'yüksek performans' diyorsun ama gerçekte bu, bedeninin sürekli tetikte olma hali. Bir tehdit yokken bile varmış gibi davranıyor. Sen de bunu enerji sanıyorsun.
Şimdi yaz geldi, bir tatil planlıyorsun. 'Şu üç gün beni toparlar' diyorsun. Söyleyeyim: Toparlamayacak. Aylardır aynı moddan çalışan bir sistem üç günde değişmiyor. Tatildeyken bile içinde bir huzursuzluk kalıyorsa sebep bu. Yer değişiyor sadece, tükenmişlik değil.
Bunu fark etmek bile başlı başına bir adım. Çünkü çoğumuz bunun bir sorun olduğunu bile düşünmüyoruz. 'Herkes böyle yaşıyor zaten' diyoruz.
Şimdi tam burada bir şey daha söylemem lazım.
Her yerde 'tükenmişlikten çıkmak için şunu yap, bunu yap' diye bir liste görüyorsun. Erken kalk, meditasyon yap, sınır koy, dijital detoks yap, spor yap... Bir bakıyorsun, tükenmişlikten çıkış listesi de kendi başına bir 'yapman lazım'lar yığınına dönüşmüş. Oysa seni bu hale getiren zaten o 'lazım'lardı. Bir 'lazım'ı, başka bir 'lazım' ile tedavi etmeye çalışıyorsun. Bu yüzden hiçbiri kalıcı olmuyor.
Ben önümüzdeki günlerde bu konuyu sosyal medyada biraz daha açacağım. Bu sessiz tükenişten nasıl çıkılır, beden neyi nasıl anlatıyor, gerçekten oradan uzaklaşmak mümkün mü — bunları konuşacağız.
Şimdilik sen sadece şunu sor kendine: Gerçekten yaşıyor musun, yoksa sadece hayatta mı kalıyorsun?
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

