Geleceğin Otomobilleri Güvenlik Riski Taşıyor
İnternet bağlantılı otomobiller hayatı kolaylaştırırken güvenlik riski de taşıyorlar. Kaspersky Lab ve İspanya'nın önde gelen pazarlama ve dijital medya şirketi IAB, First Annual Connected Cars Study'nin (Yıllık Bağlantılı Otomobil Çalışması) sonuçlarını yayınladı. Sürücüler, yeni nesil ' bağlantılı otomobiller 'de bulunan haberleşme ve İnternet hizmetleri hakkındaki güvenlik endişelerini artık göz ardı etmeliler. Bu yalnızca aracınızı güvenli bir şekilde park etmenize yardımcı olmaktan çok daha fazlası; artık sosyal ağlara erişim, e-posta, akıllı telefon bağlantısı, rota hesaplaması, araç içi uygulamalar vb. uygulamaları kapsıyor. Bu teknolojiler, bir yandan sürücülere büyük avantajlar sağlarken aynı zamanda günümüz kullanıcıları için yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle, siber saldırılarla, kaza veya hileli bakımla sonuçlanabilecek farklı vektörleri analiz etmek önemli. Kaspersky Lab'ın BMW'nin ConnectedDrive sisteminin analizine dayanan kavram kanıtı, birkaç tane potansiyel saldırı vektörü buldu: Çalınan Kimlik Bilgileri Kimlik avı, tuş kaydediciler veya sosyal mühendislik gibi tanıdık araçları kullanarak BMW'nin web sitesine erişmek için gereken kimlik bilgilerini çalan ve kullanıcı bilgilerine yetkisiz bir şekilde erişim sağlayan üçüncü taraflar ardından aracın kendisine de erişim sağlayabilir. Böylece, aynı kimlik bilgileriyle mobil bir uygulama yükleyerek ve potansiyel olarak otomobili açmaya gerek duymadan uzaktan hizmetleri etkinleştirerek otomobili hareket ettirmeleri mümkün olmakta. Mobil Uygulama Mobil uzaktan çalıştırma hizmetlerini etkinleştirdiğinizde, aracınız için yeni bir anahtar seti oluşturmuş olursunuz. Uygulama güvenli olmadığında, telefonunuzu her kim çalarsa araca da erişim sahibi olabilecek. Çalıntı bir telefon sayesinde, veritabanı uygulamalarını değiştirmek ve herhangi bir PIN doğrulamasını atlatmak mümkün olacaktır. Bu da siber bir saldırganın uzaktan hizmetleri etkinleştirmesini kolaylaştırır. Güncellemeler Bluetooth sürücüleri, BMW web sitesinden indirilen bir dosyanın bir USB'ye yüklenmesi ile güncellenir. Bu dosya şifreli ya da imzalı değildir ve araç üzerinde çalışan dahili sistemler hakkında bir sürü bilgi içermekte. Bu bilgilerle potansiyel bir saldırgan, hedeflenen ortama erişim sağlayabilir ve hatta zararlı kod çalıştıracak şekilde değişiklik yapabililir. Haberleşme Bazı fonksiyonlar, aracın içindeki SIM'i kullanarak SMS üzerinden iletişim kurabilir. Bu haberleşme kanalına girmek, operatörün şifreleme düzeyine bağlı olarak, 'sahte' talimatlar gönderilmesini mümkün kılar. En kötü senaryoda, bir suçlu BMW'nin haberleşme sistemini kendi talimatları ve hizmetleri ile değiştirebilir. Basın bülteninden derlenmiştir
TSK'nın Duyurduğu, PKK'nın Kabul Ettiği Saldırıyı Başbakan Reddetti
TSK'nın duyurduğu, PKK'nın kabul ettiği terör saldırısını Başbakan reddetti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde geçtiğimiz hafta sınırda şehit düşen 3 Mehmetçik'e saldırıyı terör örgütü PKK'nın değil PYD'nin yaptığını belirtti. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 22 Temmuz gecesi saat 02.45'te şehit düşen askerlerimize saldırıyı terör örgütü PKK’nın yaptığını resmi olarak duyurdu, olaydan 4 gün sonra da terör örgütü PKK saldırıyı üstlendi. Erdoğan, bayram namazının ardından gazetecilere yaptığı açıklamda askerlerimize saldırı yapanların PKK değil PYD olduğunu şöyle savundu: “Orada bir yanlışınız var. Benim bildiğim PYD diye açıklandı. Bu mücadele içerisinde Türkiye'ye sızma gayreti içerisinde olanların askerlerimize karşı saldırısı oldu, bizden 3 şehit olurken karşı taraftan da 6 tane teröristi etkisiz hale getirildi.' dedi. 3 şehidimizin daha kanı yerdeyken saldırının hemen sonrasında Şanlıurfa Valiliği de olayı basit bir kaçakçılık hadisesi olarak sunmaya çalıştı. Üstelik bazı medya organları olayı terör örgütü IŞİD’in sorumlu olduğu tezini işledi. Fakat TSK, saldırı sabahı internet sitesinde yayınladığı detaylı açıklamada olayı PKK’nın yaptığını ifade etmişti. Çatışmanın 3'üncü Hudut Alayı 1'inci Hudut Taburu 1'inci Hudut Bölük Komutanlığı Karadağ Hudut Karakolu sorumluluğunda bulunan 7 Numaralı Çelik Kule bölgesindeki olduğunu vurgulayan TSK, olayı şöyle duyurmuştu: “Nöbetçiler tarafından, sınırın Suriye tarafından Türkiye istikametine yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 10-15 kişilik gruba ‘Dur’ ikazında bulunuldu. Saat 21.20 sıralarında, ikaza uymayan şahıslar tarafından, nöbetçilere ateş açıldı. Saldırı olayını müteakip; olay yerine, Karadağ ve Aksoy Hudut Karakollarından süratle birer Ani Müdahale Mangası sevk edilmiş olup, açılan ateşe ateşle karşılık verilmiştir. Çatışmada, en az altı PYD/PKK mensubu teröristin öldüğü değerlendirilmektedir. Silahlı grup tarafından açılan ateş sonucu; Piyade Erler Adem Dövüşgen ve Berat Sağırkaya ile Sıhhiye Onbaşı Yiğit Şağan ağır yaralandı. Yaralılardan Piyade Er Adem Dövüşgen Ceylanpınar Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak saat 22.10'da şehit oldu. Piyade Er Berat Sağırkaya ise Gaziantep Üniversite Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, 22 Temmuz gecesi saat 2.45'te şehit oldu. Sıhhiye Onbaşı Yiğit Şahan'ın tedavisine, Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesinde devam edildiği bildirildi.” Daha sonra hastanedeki ağır yaralı askerlerimiz şehit düştü. Konunun üzerinde 4 gün geçmişti ki yeni bir açıklama terör örgütü PKK'dan geldi. Açıklamada sınır kulelerine düzenlenen saldırıyı PKK üstlenmiş, hatta çatışmanın Suriye topraklarında gerçekleştiğini iddia etmişti. PKK, örgüt militanlarının geçişi sırasında Mehmetçik tarafından pusuya düşürüldüğünü söyleyerek şu açıklama yapmıştı: 'Merkez Karargah Komutanlığımızın 24 Temmuz tarihli Ceylanpınar (Serêkaniyê) da yaşanan çatışmayla ilgili yaptığı açıklama basın-yayın organlarının yanlış yorumlamasıyla 'sınırda kurulan pusu' biçiminde verilmiştir. Oysa Türk devlet güçleri görevde bulunan gerilla birimimize sınırda değil, sınırın bir kaç kilometre gerisinde pusu kurmuştur. Çatışma sınırın arka kesimlerinde başlamış, güçlerimiz manevra yaparken sınır askerleriyle de çatışmak zorunda kalmışlardır. Kamuoyunun bilgisine sunulur. Mardin Eyalet Komutanlığımız tarafından bir çalışma için görevlendirilmiş bulunulan bir gerilla birimimiz 21 Temmuz günü akşam saatlerinde Ceylanpınar 'Serêkaniyê' alanında hareket halindeyken Türk güvenlik kuvvetlerinin pususuna düşmüştür. Çıkan çatışmada manevra halinde olan bu birimimiz, sınır askerlerinin de müdahalesi sonucu onlarla da çatışmak durumunda kalmıştır. Çıkan bu çatışmalarda 2 gerillamız gruptan kopmuş, diğer arkadaşlarımız ise sağlam bir biçimde üslerine ulaşmışlardır.' YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.Cihan
IŞİD'den Kaçan Türkmenler Bayrama Aç ve Susuz Girdiler
IŞİD'in Irak'ın Musul kentini ele geçirmesinin ardından yaşadıkları yerleri terk eden Türkmenler, Erbil yakınlarında yerleştirildikleri mülteci kampında bayrama buruk bir şekilde girdi. 50 derece sıcaklıkta yaşam mücadelesi veren ve kısıtlı miktarda su ve yiyeceğe ulaşabilen Türkmenler Türkiye'den yardım eli uzatmasını istedi.IŞİD'in yaklaşık 1.5 ay önce Musul'un kontrolünü ele geçirmesinin ardından binlerce kişi ile birlikte güvenli bölgelere göç eden Türkmenler, Ramazan bayramına buruk girdi. Evlerinden uzakta ve zor yaşam koşullarındaki Türkmenler, bayramı yaşayamadıklarını söyledi. Musul'dan kaçtıktan sonra Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi kontrolündeki şehirlere göç eden Türkmenler hava sıcaklığının 50 dereceye ulaştığı Hazır Mülteci Kampı'nda açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalıklara karşı yaşam mücadelesi veriyor. DHA EKİBİ O KAMPI GÖRÜNTÜLEDİ DHA ekibi Telafer'den kaçan Türkmenlerin zor koşullar altında yaşadığı Erbil-Musul karayolunun 20'nci kilometresinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Kürdistan Bölgesel yönetimince kurulan Hazır Mülteci Kampı'nı görüntüledi. Çöl benzeri bir arazinin üzerinde kurulan ve 750 çadırdan oluşan kampın sakinleri 50 derece sıcakta naylon çadırlarda yaşamak zorunda kalıyor. Bir çok noktasında elektrik olmadığı öğrenilen kampta en büyük sorunun ise susuzluk olduğu belirtildi. Çöplerin düzenli olarak toplanmadığı öğrenilehr kampta yaşayan çocukların ise sağlıksız koşullarda yaşadığı göze çarpıyor. BİR BEBEK ÖLDÜ, HASTALIK YAYGIN 700 ailenin yerleştirildiği mülteci kampında Telafer'den göç eden 250 Türkmen aile yaşıyor. Çöl özelliklerinde bir toprak sahanın üzerinde kurulan kampta çok kısıtlı miktarda su ve yiyeceğe ulaşabilen Türkmenler, 50 derece sıcaklıkta naylon çadırlarda kalıyor. Kamptaki en büyük sorunun su ve yiyecek sıkıntısı olduğunu söyleyen Telaferli Türkmenler, iki günde bir kez yiyecek verildiğini ve temiz suya ulaşmanın çok zor olduğunu söyledi. Temiz su olmadığı için bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği kampta mülteciler su ihtiyaçlarını tankerlerden karşılıyor. Geçtiğimiz günlerde yeni doğan bir bebeğin daha hayatını kaybettiği iddia edilen kampta çok sayıda çocuk da hastalıklarla boğuşuyor. Çöp yığınlarının biriktiği kampta çocukların en büyük eğlencesi ise su taşımak. Kampa su geldiği zaman deponun yanında toplanan çocuklar bidonlarla çadırlarına su taşıyarak eğlenmeye çalışıyor. Kampta bulunan atık su kanallarında oyun oynayan çocuklar ise bulaşıcı hastalıklara yakalanmaktan kurtulamıyor. ZOR KOŞULLLARDA EĞLENCE Evlerini terk ettikten sonra kampta zor yaşam koşullarına rağmen sosyal hayatlarını da yaşamaya devam ediyor. Kampın ortasında toplanan Arap gençler, Ramazan bayramının gelişini halaylar çekerek kutladı. Halay çekerek eğlenen Arap gençleri, bu şekilde yaşadıkları zor koşuları biraz olsun unuttuklarını söyledi. AİLESİ GIDA KUYRUĞUNDA OLAN MUHAMMED KARDEŞİNE BAKIYOR Kampta yiyecek kuyruğuna girmek için çadırdan ayrılan Türkmen bir ailenin çocuğu olan 7 yaşındaki Muhammed Hasan, 6 aylık kardeşi Mahmud'a bakıyor. Çadırın içinde kardeşini kucağına alan ve biberonla su veren Muhammed, bugün bayram olduğunu bile bilmediğini söyledi. İnsanlık dramının yaşandığı kamp hayatında yatalak yatan bir Türkmen ailenin hasta çocuğu ise yaşam savaşı veriyor. Tüm vücudu felçli olduğu için sürekli çadırda yatan 12 yaşındaki kız çocuğu Esil'in babası Abdülmuhsin Mehmed, 20 günden bu yana kampta olduklarını belirterek, “Burada halimiz çok kötü. İki hastamız var. Kızım felçli ve burada eziyet çekiyor. Burası çok sıcak. Elektrik yok. Durumumuz hiç iyi değil. Türkiye bu hastalarımızı alsa bile yeter. Tedavisi sadece Türkiye'de var' dedi. BİRBİRİMİZİN BAYRAMINI BİLE KUTLAMIYORUZ Bir haftadan bu yana kampta bulunan Muhammed Abdullah ise kampta hiçbir şey olmadığını belirterek, “Biz su zorla geliyor. Yemek iki günde bir kez veriliyor. Biz Telafer'den geldik. Yatağımız, tabağımız yok. Yerde yatıyoruz. Hava çok sıcak ve çok zorlanıyoruz. Çocuklarımız hep hasta oluyor. Biz bayram göremedik. Kimse kimsenin bayramını bile kutlamadı. Eskiden memleketimizde bayram vardı. Burada bayram yok. Yemeği zorla alıyoruz. Geçen gün bir çocuk hastalanıp öldü' dedi. ARTIK TAHAMMÜL EDEMİYORUZ 15 günden bu yana Hazır mülteci kampında bulunan Ahmed Necmeddin ise, “Biz Türkiye'ye gitmek istiyoruz. Su, elektrik, yemek yok. Halimiz çok kötü. Bir gün yemek geliyor, bir gün gelmiyor. Çöl olduğu için çocuklar tozdan hasta oluyor. Biz artık tahammül edemiyoruz. Savaştan dolayı evimize de dönemiyoruz. Bayramı evimizde ailemizle yaşamayı istiyorduk. Ancak buradayızö diye konuştu. Telaferden ailesiyle birlikte kazan 14 yaşındaki Burhan Mahsum ise suyu bile zorla aldıklarını ifade ederek, “Yemek 2 günde bir var. Suyu çok zor buluyoruz. Sıcaktan üstümüzü yıkayarak korunuyoruz. Türkiye'nin bayramı kutlu olsun. Bize çadır bile vermiyorlar. Toprak çok sıcak.Çok sıkıntıdayız' dedi. 10 günden bu yana ailesiyle birlikte kampta kalan Ahmed Masum ise, 'Burada yaşamak yok, yemek yok, su yok. Çocuklarımızın hepsi hasta ilaç yok. Sıcaktan durulmuyor. Geçen gün yeni doğan bir çocuk öldü. Bugün burada bayram yok. Türkiye bize kapı açsın, yardım etsin. Türkiye Arapları dolduruyor. Burada Türkmenlerin halini görüyorsunuz' dedi. KIZILAY EKİBİ YARDIM GETİRDİ 1.5 aydan bu yana insanlık dramı yaşanan Hazır Mülteci Kampı'na Türk Kızılayı tarafından gönderilen yardım konvoyu da bugün ulaştı. Kızılay yetkilileri yanlarında getirdikleri yardım malzemelerini kampta yaşayan mültecilere dağıttı. Kızılay araçları önünde uzun kuyruklar oluşturan ve zaman zaman izdiham yaratan mültecilere, Türkiye'den gönderilen gıda yardımı dağıtıldı. Kızılay yardım konvoyunun sorumlusu Ümit Türkarslan, 'Bir gün öncesinden buradaki reel durumu gördük. Buraya 700 ailelik yardım getirdik. Getirdiğimiz yardımların içinde gıda, giyecek ve çocuk maması var. Bugüne kadar 16 tır yardım malzemesi geldi. İlk günden itibaren Türkiye'den buraya 87 tır yardım malzemesi geldi' dedi. Haber - Kamera: Felat BOZARSLAN-Bayram BULUT/ERBİL,(DHA)
'İsrail'in Savaş Suçu İşlediğine Dair İlk Raporu Ben Çıkarttım'
Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, İsrail'i kınamanın yetmeyeceğini belirterek, 'Kınaya kınaya, kına gecesine, kına evine döndük. Biz ve başkaları kınıyor da, netice ne oluyor? Netice almak için birlik olmamız lazım.' diye konuştuİSTANBUL - Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, 'Bir arkadaşımızın çok güzel bir ifadesi var. Kınaya kınaya, kına gecesine, kına evine döndük. Biz ve başkaları kınıyor da, netice ne oluyor? Netice almak için birlik olmamız lazım. Herkes tek başına konuşma yaparsa, birlik olmazsak, hiçbir netice alamayız' dedi. İhsanoğlu, bayram dolayısıyla İstanbul Valiliği Eyüp Çocuk Yuvası Müdürlüğünü ziyareti öncesinde basın mensupları ile vatandaşların sorularını yanıtladı. Tüm Türk dünyasına ve İslam alemine iyi niyetlerini dile getiren İhsanoğlu, sabah kahvaltısı sırasında Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis'te grubu olan partilerin genel başkanları, kendisine destek veren meclis dışındaki tüm parti liderleri ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile telefonda görüşerek, karşılıklı bayram tebriğinde bulunduğunu söyledi. İhsanoğlu, Türkiye'de bayram havası yaşanması temennilerini tekrar ederek, '76 milyon insanımız, bizim aramızda bulunan bir milyona yakın Suriyeli kardeşlerimiz, Gazze'de, Filistin'de, Suriye'de, özellikle Irak Türkmenleri'nin, Doğu Türkistan'daki Uygur kardeşlerimizin, Rohingya'daki Müslüman kardeşlerimizin ve Somali'deki kardeşlerimizin, bütün dünyada mazlum olan, sıkıntı çeken tüm Müslümanların bu bayramda huzur içinde olmasını cenabı Allah'tan niyaz ederim' diye konuştu. Musul'daki rehine konusuna da değinen Ekmeleddin İhsanoğlu. 'Kuzey Irak'ta IŞİD tarafından, o gaddar terörist çete tarafından rehin tutulan evlatlarımızın bir an evvel ailelerine kavuşmasını temenni ediyorum. İnşallah bu bayram içerisinde serbest bırakılırlar. Bizimle beraber, anneleri, babaları, çocukları, kardeşleri ve bütün milletimizle beraber bu bayram sevincini paylaşırlar' dedi. İhsanoğlu, basın açıklaması sırasında bir vatandaşın, 'Ekmeleddin Bey, Gazze hakkında, İsrail'in politikalarına karşı ciddi bir kınama istiyoruz. Gerçekten oturaklı bir konuşma istiyoruz' yönündeki eleştirisine cevaben ise şöyle konuştu: 'Siz benim oturaklı konuşmalarımı duymadınız mı? Demek ki yanlış kanallara baktınız. Aziz kardeşim, ben en azından 20 günden beri bunu tekrar ediyorum. İsrail'in bu zulmü, bu tecavüzü, insanlığa saldırısı ilk defa olmuyor. Belki siz benim kadar takip etmediğiniz için, bugün yaratılan heyecandan dolayı, çok heyecanlanıp üzülüyorsunuz. Benim heyecanım, sizin heyecanınızdan daha büyüktür. Çünkü ben bu vahşet filmini, senaryoyu hayatımda çok defa gördüm. Genel sekreterlik görevi esnasında, 2008-2009 senesinde aynı senaryonun tatbik edildiğini, bin 500 kişinin öldürüldüğünü gördüm.' 'Davul, zurna maalesef bende yok' Devlet terörü uygulayan İsrail'e karşı durabilen uluslararası tek kuruluşun genel sekreterinin kendisi olduğunu da aktaran İhsanoğlu, 'Güvenlik Konseyi, onlar aleyhinde karar çıkaramadığı için, bildiğiniz sebeplerden dolayı, ben uluslararası alemde yeni bir mecra buldum. Orda, Birlemiş Milletler'in İnsan Hakları Konseyi'nin kararını çıkarttım. Bizim orada Müslüman devletlerin ekseriyeti var. Rusya, Çin, Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerinin desteğiyle biz oradan çok rahat karar çıkartabiliyorduk. Benim teşebbüsümle orada gerçekleri tespit etme komisyonu çıkardık. Ben Cenevre'de günlerce haftalarca bunu takip edip, netice elde ettim. Ben bunları sessiz yapıyorum. Davul, zurna maalesef bende yok' dedi. 'İsrail'in savaş suçu işlediğine dair ilk raporu ben çıkarttım' İhsanoğlu, tarihinde ilk defa İsrail'i kınayan, savaş suçu işlediğine ve yasaklanmış silahlar kullandığına dair ilk raporu kendisinin çıkarttığını vurgulayarak, bu raporun Güney Afrikalı Musevi asıllı yüksek dereceli bir hakim tarafından imzalanmış olan 'Goldstone raporu' adıyla bilindiğini ifade etti. Gazze'ye ilk yardımları götüren uluslararası kuruluşların başında olduğuna da değinen Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, 'Gazze'ye yardım götürmek için komşu devletlerle, özellikle Mısırla kanallarınızın açık olması lazım. Mısır kanalı açık olmadığı oraya yardım götüremezsiniz. Çünkü öbür kanal İsrail'den geliyor. İsrail bunu yapmaz, size bu imkanı vermez. Zaten savaş halinde sivilleri, ve çocukları öldürüyor. Hastaneleri yıkıyor' dedi. 'Bin defa daha kınarım' İhsanoğlu, İsrail'i kınamasına ilişkin olarak da şunları söyledi: 'Ben bunu son iki hafta içinde belki 15 defa söylediğim halde, herkes bunu bildiği halde bana karşı çıkıyorlar. Yalan söylüyorlar. Siz yalanları dinliyorsunuz. Benim İsrail'i kınamadığımı söylüyorsunuz. Ben İsrail'i yüz defa kınadım, bin defa daha kınarım. Çünkü bu senaryoyu bir daha göreceksiniz. Neden göreceksiniz? Çünkü kimse karşı duramıyor.' İsrail'i kınamanın yetmeyeceğini de vurgulayan İhsanoğlu, 'Bir arkadaşımızın çok güzel bir ifadesi var. Kınaya kınaya, kına gecesine, kına evine döndük. Biz ve başkaları kınıyor da, netice ne oluyor? Netice almak için birlik olmamız lazım. Herkes tek başına konuşma yaparsa, birlik olmazsak, hiçbir netice alamayız. Ben genel sekreter olarak bunun yollarını aradım. Bulabildiğim yollar var. İlk defa keşfettiğim yollar var. Başardıklarım ve başaramadıklarım var. Bugün ise başardıklarımın ötesinde de bir şeyler yapılması lazım' diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ilişkin yöneltilen bir soru üzerine ise İhsanoğlu, 'Ben sayın Kılıçdaroğlu ya da herhangi bir partinin temsilcisi değilim. Ben bağımsız ve milletin adayıyım' ifadelerini kullandı. Daha sonra Darülaceze'yi de ziyaret eden İhsanoğlu'nun bu ziyareti de basına kapalı olarak gerçekleştirildi.Kaynak: AA
Hakan Şükür'den Erdoğan'a Fotoğraflı Cevap
İstanbul Milletvekili HakanŞükür, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Adalet Sarayı'nın nezarethanesinde gözaltındaki polislerle fotoğraf çektirmesi hakkındaki eleştirilere Twitter'dan fotoğrafla cevap verdi. BDP'li Milletvekillerinin Abdullah Öcalan ile çektirdikleri fotoğrafı paylaşan Şükür yazdığı tweette şunları söyledi: Kimi vekillerinin zanlılarla fotoğraf çektirmesi suç,kimi vekillerin hükümlü ile fotoğraf çektirmesi değil;öyle mi? Başbakan Erdoğan katıldığı bir TV programında tutuklu polisleri ziyaret eden ve onlarla fotoğraf çektiren vekilleri eleştirmişti. CNN TÜRK
Reklam
Apple Radyo Uygulaması Satın Aldı
Apple'ın, radyo uygulaması Swell'i 30 milyon dolara satın alacağı açıklandı. Apple böylece dijital müzik platformu Beats Music'in ardından radyo alanına da adım attı. Apple, Mayıs ayında 3.2 milyar dolara satın aldığı Beats'in ardından, şimdi de Swell satın alımıyla radyo alanına adım attı. Beats ile Beats Music ve Beats Radio hizmetlerine de sahip olan Apple, radyo girişiminde müziğe değil ancak söyleşiye adım atıyor. Swell, müziğin aksine, gündem konuları hakkında belli medya kuruluşlarında yapılan tartışma ve programları dinlemenizi, kendi program listenizi oluşturmanızı sağlıyor. Swell, ABC, ESPN ve BBC gibi birçok kanalı listesinde bulunduruyor. Benzer bir hizmeti iTunes Radio ile genişleten Apple, bugün ABD'de 40'tan fazla yerel radyo istasyonuna erişim imkanı sunuyor. Re/code sitesinin haberine göre, Swell'in kadrosunun bir hafta içinde Apple geçmesi ve uygulamanın kaldırılması bekleniyor. Apple, Swell'den önce 'küçük' bir satın alım daha yapmış ve e-kitap uygulaması BookLamp'i satın almıştı. Kitap tavsiyesinde bulunan hizmet için 10-15 milyon dolar ödendiği tahmin ediliyor. Sadece iOS'te bulunan Swell'in Android beta versiyonu hiçbir zaman Google Play'de yer almadı. Swell ekibinin ilk girişimlerinden görüntü tanıma uygulaması SnapTell'i ise Amazon satın almıştı. Kaynak: Al Jazeera
Gözaltındaki Polislerin Cep Telefonlarına El Konuldu
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ”Şu anda oradaki birçok zanlının elinde cep telefonları falan olduğunun haberini aldım. Bununla ilgili Adalet Bakanıma gerekenleri söyledim. Böyle birşey olamaz” sözlerinin ardından, 22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınan tüm polislerin telefonlarına el konularak emanete alındı. Cuma günü adliyeye çıkarılan polislerden tutuklanması istenen 49′unun avukatları, gözaltı süresinin dolması ile birlikte hakkında el koyma kararı bulunmayan telefonların, Cumartesi gecesi müvekkillerine iade edildiğini söyledi. Avukatlar, “Hakkında el koyma kararı bulunmayan telefonlar, Cumartesi gecesi gözaltı süresi dolunca müvekkillerimize iade edildi. Bu sabah ise yeniden kendilerinden alınarak bize teslim edildi, biz de adliyenin kapısında bekleyen ailelerine teslim ettik” bilgisini verdi. Avukatlar, telefonların iadesi için hazırladıkları bir dilekçeyi, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli savcı bulunmaması nedeni ile işleme koyamadıklarını belirttiler. Avukatlar, savcının gelmesi ile birlikte dilekçelerini sunacaklarını kaydettiler. Avukat Bilal Çalışır ise telefonların alınması süreci ile ilgili olarak şunları söyledi: “Gözaltı sürecinde müvekkillerimizi şahsi eşyaları emanete alınmıştı. Gözaltı süresi bittikten sonra bu eşyaları tutanak karşılığında iade edildi. Hakkında el koyma kararı bulunmadığı için telefonları da iade edildi. Bu sabah telefonların alınacağına dair Adalet Bakanı’nın talimatı olduğu yönünde bir söylenti dolaşmıştı.” ZETE
Reklam
Hamas: "91 İsrail Askerini Öldürdük"
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana 91'den fazla İsrail askerini öldürdüklerini açıkladı. İsrail'e göre ise ölü sayısı 42. Yazılı açıklama yapan Kassam Tugayları, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana 91'den fazla İsrail askerini öldürdüklerini, yüzlercesini yaraladıklarını açıkladı. Kassam Tugayları, 'Ölen İsrail askerlerinin 91'den fazla olduğu, bu rakamın sadece direnişçilerle İsrail askerlerinin göğüs göğüse, yüz yüze girdikleri çatışmalarda direnişciler tarafından belirlenen rakam' olduğunu duyurdu. İsrail ordusu ise, Gazze'ye yönelik saldırıların başladığı günden bu yana ölen İsrail askerlerinin sayısının 42'ye yükseldiğini açıklamıştı. 'Koruyucu Hat' adı altında 7 Temmuz'da Gazze’ye havadan saldırı başlatan İsrail ordusu, 17 Temmuz Perşembe akşamı da karadan saldırıya geçmişti. Genellikle sivil yerleşim birimlerinin hedef alındığı saldırılarda şu ana kadar 1035 kişi hayatını kaybetti, 6 binden fazla insan yaralandı. Kaynak: Anadolu Ajansı
AKP Kurucu Üyesi Dengir Mir Mehmet Fırat İstifa Etti
AK Parti'nin kurucu üyesi ve eski genel başkan yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Facebook adresinde yayınladığı bir açıklamada partisinden istifa ettiğini duyurdu. Dengir Mir Mehmet Fırat, yaptığı açıklamada 'Bugüne kadar AK Partide üyeliğim devam ettiği için siyasi etiğe uyarak bazı gerçekleri ifadeden hep kaçınmıştım' diyen Fırat, şunları ekledi: 'Ancak bugünkü şartlardan dolayı bu manevi sorumluluğun ağır vebali olduğu kanısına vardım. Bu nedenle,daha sonra detaylı gerekçesini açıklamak üzere, kurucuları arasında bulunduğum AK Parti üyeliğinden istifa ediyorum.' dedi. Fırat 8 Kasım 2008'de AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ile birlikte hem MYK hem de MKYK’daki görevlerinden istifa etmişti.Gerçek Gündem
En Çok İlgi Gören 21 Kedi Türü ve Özellikleri
etiket
Kediler en sevdiğimiz hayvanlardan bir tanesi. O kadar tatlı ve minnoşlar ki bazen yanaklarını ısırmak istiyoruz! Bu içeriğimizde sizlere kedi türleri ve kedi cinsleri hakkında bilgiler vereceğim. Kedi türlerini isimleri ile birlikte bulabileceksiniz. Listemizde neler yok ki? Tüy dökmeyen kedilerden, büyümeyen kedilere, uysal kedilerden en tatlı küçük kedilere, fars kedisinden gri kedilere kadar pek çok kedi türü bu yazımızda. En güzel kediler sizinle olsun! :D
Reklam
Günlük Hayattan Oscarlık 15 Gerilim Senaryosu
Gerilim filmlerinin usta yönetmenleri bu senaryoları duysa; Oscar içinde yüzerlerdi. O ödül senin bu ödül benim dolaşırlardı festivalden festivale. Bizler de gerçek gerilim filmine doymuş olurduk. Sizin gerilim dolu senaryolarınızı da yorumlara bekliyorum, belki film çekip Hollywood ahalisine karışmama vesile olursunuz.
Henüz Tanımlanma Aşamasındaki 16 Çocuk Psikolojisi Rahatsızlığı
Malum, çocukların her hareketinin psikolojide bir adı var ve buna karşılık gelen bir uyumsuzluk, rahatsızlık, sendrom, bozukluk, vs. mutlaka bulunuyor. Sizler için bilinenlerin dışında, sizin çocuğunuzda da olabilecek henüz tanımlanmamış psikolojik rahatsızlıkları derledik. Doktora gitmeden bir göz atın.
Gökhan İnler İstanbul'un Kapısından Dönmüş
Adı uzun yıllardır Türk kulüleriyle anılan Gökhan İnler, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın kapısından nasıl döndüğünü anlattı. Adı uzun yıllardır Türk kulüpleriyle anılan İsviçre Milli Takımı'nın kaptanı Gökhan İnler, kariyeriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Daha önce Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray'ın kapısından döndüğünü belirten yıldız futbolcunun açıklamaları şu şekilde; Fenerbahçe ile sezon öncesi deneme antrenmanlarına çıkmış ve Daum tarafından beğenilmiştim. Dört yıllık bir kontrat imzalaycaktık ama olmadı. 2005 yılında Galatasaray için İstanbul'a geldim ancak dönemin teknik direktörü Hagi'ydi ve idmanlara çıkmama bile izin vermedi. Beşiktaş'a gidebilirdim. Vicente Del Bosque bana Sergen Yalçın'ın 10 numaralı formasını verdi ancak işler yolunda gitmedi.Eurosport
Reklam
Paylaşmak Önemlidir | Sosyal Deney İçerir
Karnı aç olan ve insanlardan yemek isteyen bir kişi. Kimse ona yardım etmezken sokakta evsiz birisinin başkasının ona verdiği yiyeceği aç olan o çocukla paylaşması insanlara ders niteliğinde.
Reklam
Rehine Yakınları: "Dışişleri Bize 'Ne İstiyorsunuz, Operasyon mu Yapalım' Dedi"
IŞİD'in kaçırdığı rehinelerden 3'ünün yakını olan Muammer Taşdelen, 'İnsanların yaşam hakları elinden alınıyor, devlet ise basın yasağı koyuyor dedi. Türkiye’nin Musul Konsolosluğu’ndaki 49 kişinin IŞİD tarafından kaçırılmasının üzerinden 58 gün geçerken, rehine yakınlarından Muammer Taşdelen , Dışişleri Bakanı Yardımcısı Naci Koru’ nun kendilerine alaycı bir şekilde “Eee siz ne istiyorsunuz, operasyon mu yapalım?” dediğini söyledi. Birgün gazetesinden Uğur Koç ’a konuşan Taşdelen, rehinelerin durumuyla ilgili yayın yasağına da tepki göstererek, “İnsanların yaşam hakları elinden alınıyor, devlet ise basın yasağı koyuyor” dedi. 11 Haziran’da IŞİD’in Türkiye Konsolosluğu’nu işgal etmesiyle rehin alınan 49 personelden 3’ünün akrabası olan Muammer Taşdelen, rehinelerin durumuyla ilgili hiçbir gelişmeden haberleri olmadığını, aksine sürecin iyice tıkandığını söyledi. Şimdiye kadar bakan veya üst düzey hiçbir yetkilinin kendileriyle irtibata geçmediğini anlatan Taşdelen yalnızca Fatih Yıldız isimli bir Dışişleri yetkilisiyle görüştüklerini belirtti. Ancak son bir haftadır Yıldız’ın da telefonlarına çıkmadığını, hatta geri dönüş bile yapmadığını belirten Taşdelen “Daha önce de aradığımızda ‘Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz’ gibi sözlerden başka bir şey söylemediler bize” dedi. Taşdelen, son dönemde ise rehinlerden sağlıklı bilgi almaları imkânlarının kalmadığını aktardı: “Başlangıçta Konsolos Öztürk Yılmaz rehinelerin durumuna ilişkin haber veriyormuş ancak son süreçte rehinelerle Konsolos Yılmaz’ı da ayırmışlar. Dolayısıyla alınan hiçbir haber sağlıklı değil. Konsolos üzerinden takip etme şansımız da kalmadı artık.” Yaşananların beceriksizlik, sorumsuzluk ve dirayetsizlik örneği olduğunu söyleyen Taşdelen rehine alınma sürecinde yaşananları şöyle anlattı: “Eylül 2013’te bir saldırı gerçekleşiyor. Ocak 2014’te de bir rapor hazırlanıyor ve tahliye talep ediliyor. Tahliyeler için 3 adet zırhlı araç isteniyor. Verilen cevap ise olumsuz. En son 10 Mayıs’ta bir saldırı oluyor. Bu saldırıdan sonra tahliye için bakanlığa yazı yazılıyor. Ancak yine onay verilmiyor. 7 Haziran’da ise kız kardeşimle konuştuğumda bana ‘Abi, bakanlığa yazı yazıldı. Biz her an gelebiliriz. Bizi İstanbul’da karşılarsınız’ dedi. 10’unda IŞİD Musul’a giriyor. Hatta o gün sığınakta kalıyorlar. 11’inde de IŞİD Konsolosluğu ele geçiriyor. 11 Haziran’da da kız kardeşim aradı en son. Ablamla konuşurken “Abla kapatmak zorundayım” diyerek eşinin gelmiş olabileceğini söyleyip telefonu kapatıyor. Meğer IŞİD gelmiş. Siemens firması 10 Haziran’da oradaki 50 çalışanını tahliye ediyor da, koskoca devlet 49 tane personelini tahliye edemiyor oradan!” Görüştükleri yetkililerin kendilerine “Bu konuyla alakalı herhangi bir açıklama yapmayın, Bizim açıklamalarımızdan başkasına itibar etmeyin” şeklinde baskı yaptığını aktaran Taşdelen şöyle devam ediyor: “Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru da 27 Haziran’da Dışişleri Bakanlığı’nda ailelerle yapılan toplantıda ‘Basını bu durumdan uzak tutmaya çalışın. Rehinelerin durumu tehlikeye girer. Sabredin, bekleyin’ dedi bizlere.” Rehinelerin durumuyla ilgili basın yasağına da tepki gösteren Taşdelen “İnsanların yaşam hakları elinden alınıyor, devlet ise basın yasağı koyuyor” dedi. Taşdelen, Naci Koru ile yapılan toplantıda rehinelerin aileleri tarafından Dışişleri’ne tepkilerin de dile getirildiğini şöyle anlatıyor: “Rehinlerin aileleri o toplantıda Türkiye’de eğitim ve tedavi gördüğü söylenen IŞİD militanlarını gündeme getirdi ve tepki gösterdi. Naci Koru ise yalnızca ‘Bizim doğrudan ya da dolaylı olarak hiçbir bağlantımız yok’ dedi. Ancak tepkiler devam etti. Koru’ya ‘Bunlar nereden çıkıyor o zaman’, ‘Hikâye mi anlatıyorsunuz’ diyenler oldu. Bunlar kesinlikle olmamıştır diyemedi, yaşananlarla bağlantıları olmadığını söylemekle yetindi. Bu kadar tepki gösterince Naci Koru alaycı bir şekilde ‘E siz ne istiyorsunuz, operasyon mu yapalım?’ dedi.” Taşdelen Change.org adlı sitede başlattığı imza kampanyasıyla ilgili de bilgi verdi. İmzaların 4 bini geçtiğini belirten Taşdelen, 5 bine ulaştıktan sonra imzaları basın açıklamasıyla Dışişleri Bakanlığı’na ileteceğini söyledi.T24
Saran'dan F.Bahçe ile Dev Anlaşma!
Fenerbahçe'ye alacağının 3 milyon TL'sini bağışlayan Saran, kalan 13 milyon lira için 5 yıllığına Saracoğlu'nun kale arkası ve röportaj panosunun markalamasını kiraladı. Hürriyet'in haberine göre; Sarı lacivertli kulübe alacağının 3 milyon TL’sini bağışlayan Saran, kalan 13 milyon lira için 5 yıllığına Saracoğlu’nun kale arkası ve röportaj panosunun markalamasını kiraladı. Saran Kadıköy’deki 4 büyük locadan birini de aldı. Ve Fenerbahçe Kulübü ile Sadettin Saran arasında yıllardır süren gerilim sona erdi... Karşılıklı adımlar atılmasıyla tarihi bir reklam anlaşmasına imza atıldı. Bilindiği gibi Sadetin Saran Fenerbahçe yönetimi tarafından kulüpten ihraç edilmiş. Saran bu karara karşı dava açmış ve mahkemeyi kazanarak kulübe geri dönmüştü. Yargıtay’ın onadığı bu karar sonrası tarihi bir karar daha alındı. F.Bahçe Kulübü ile Sadettin Saran arasında 16 milyon liralık bir reklam anlaşmasına imza atıldı. Saran, kulüpten alacağı olan 16 milyon liranın 3 milyon lirasını F.Bahçe’ye bağışladı. Geri kalan 13 milyon lira için de sarı lacivertli kulüple reklam anlaşması yaptı. İşte o 5 yıllık reklam ve sponsorluk anlaşmasının ayrıntıları... KAP’A BİLDİRİLMEDİ Reklam ve sponsorluk anlaşmaları Şükrü Saracoğlu Stadı’nın kale arkası ve röportaj panolarının bulunduğu bölümün markalamalarını içeriyor. Bunun dışında Saran, sarı lacivertli kulüpten tahvil de satın aldı. Bir de Aziz Yıldırım’ın da onayıyla Şükrü Saracoğlu’ndaki 4 büyük locadan birinin sahibi oldu. Bu bölümde Aziz Yıldırım ve Ali Koç’un da locaları var, bilindiği gibi Sadettin Saran’ın daha önceki normal locası kulüpten ihraç edildiği için geri alınmıştı. Bu arada Fenerbahçe’nin dernek üzerinden yaptığı anlaşmayı KAP’a bildirmemesinin nedeni 8.8 milyon Euro’luk rakamın altındaki anlaşmaların KAP’a bildirme zorunluluğunun bulunmaması olduğu öğrenildi. IŞIK YAKMIŞTI Aziz Yıldırım olağan kongre öncesi yaptığı açıklamada, kulübe dönmek isteyenlere itiraz etmeyeceklerini dile getirerek bir anlamda Sadettin Saran’a yeşil ışık yakmıştı.Radyospor
Pirhana Yakalamanın Kolay Yolu
Brezilya'da bir kadın eline aldığı bir bağırsak parçasıyla pirana yakalamanın kolay yolunu bulmuş. Bağırsak parçasını Suyun içine her daldırdığında boş çekmiyor. İzliyoruz
Ankara'da 'Flört Etme Yanarsın' Afişi
Ankara'da Belediye otobüsüne asılan 'Flört Yangını' isimli kitabın afişi tartışma yarattı. Melih Gökçek yönetimindeki Anakent Belediyesi’ne ait EGO otobüslerine asılan afiş dikkat çekti. Afişte gençlere 'flört etmeyin' çağrısı yapılıyor. Hayırda Yarışanlar Derneği’ne ait afişte, Nevzat Laleli’nin yazdığı “Flört yangını” adlı kitap tanıtılıyor. Erkek ve kızlardan flört yapmamaları anlatılan kitabın önsözünde, “Delikanlılar; evleneceğiniz kızın sizden önce başkalarıyla flört yapmasını ve sanki ısırılmış bir elmanın talibi olmak ister miydiniz?” diye soruluyor. Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre Altınpark-Çankaya hattında sefer yapan 413 nolu EGO otobüsüne binenler, “Flört yangını” adlı kitabın afişi ile karşılaştı. Hayırda Yarışanlar Derneği’ne ait afişte, bir çiftin el ele olması ateş içinde gösteriliyor. Afişle Nevzat Laleli’nin kitap için yapacağı bir söyleşinin duyurusu yapılıyor. Hayırda Yarışanlar Derneği’nin Genel Başkanlığı’nı kitabın yazarı Nevzat Laleli yapıyor. Milli Görüş çizgisinde olan ve geçmişte Necmettin Erbakan’a yakın bazı kuruluşların yöneticiliğini yapan Nevzat Laleli, kitabının ön sözünde, özetle şunları yazdı: “1980 ihtilalı sonra bunların gençlere attığı slogan; ‘Dövüşme, seviş…’ idi. Bunlar toplumun temeli olan aile kurmak, bir yuvamın mutlu ferdi olmak, evlatlar yetiştirmek gibi ahlaki talepleri yok etmek için harıl harıl çalışıyorlardı. Bir millet, kız ve kadınlarının milli değerlere bağlılığı ile millet olur ve bunlar bu değerlerden uzaklaştırılır ve orta malı kadınlar yapılırsa ortada milletten eser kalmazdı. Onun için ellerinde ki medya körüğü ile durmadan ahlaksızlıkları pompalıyorlar, felakete duçar olmuş bir kızımızın haberini anlatırken, sanki okuyucuyu/seyirciyi tahrik ederek anlatıyorlardı. Ve kızlarımız şunu iyi bilmelidirler ki birisinin başına istenmeyen bir şey geldiği zaman inanın en çok ben üzülüyorum. ‘Şimdi bu kızımızın dünyası da ahreti de zindan olacak. Ne yapacak şimdi bu kardeşimiz’ diyorum. Bu kitabımı da onları bekleyen tehlikelerden korumak ve her birinin hayalinde ki ‘beyaz atlı prens…’ile evlenerek mutlu yuvalarını kurabilmeleri için hazırladım. Tabii erkeler içinde hayallerinde ki ‘Pamuk prensesi’ bulmayı vaat ederek…” 'KENDİNİZİ KOCANIZA SAKLAYIN' “Yukarıda flört yapmaya yeni başlayan iki gencin fotoğrafını koydum. Bu işin başlangıcıdır ve gönül hırsızlığının nasıl ve ne kadar cazip yapılmakta olduğunu göstermektedir. Bu fotoğrafı görüp de bütün hayat bu şekilde devam edecek zanneden kızlarımızı şimdiden ikaz ederek diyorum ki ‘Hayır. Bu işler böyle başlamakta ama böyle devem etmemektedir.’ Genç kızlar; bütün ziynetlerinizi sizi nikâhlayacak olan kocalarınıza vermek istemez misiniz? O halde bu kitabı okuyun… Delikanlılar; evleneceğiniz kızın sizden önce başkalarıyla flört yapmasını ve sanki ısırılmış bir elmanın talibi olmak ister miydiniz? O halde siz de flört yapmayın ve bu kitabı okuyun… Bu kitapta, bu işlerin nasıl başlayıp nasıl devam ettiğini ve nasıl neticelendiğini birlikte inceleyeceğiz. Temennimiz, hiçbir kızımızın ‘Flört yangınına…’ düşerek yanmamasıdır.” Gerçek Gündem
Reklam