onedio
Çekmeköy Garnizon Komutanı'nın Karısı Silahlı Saldırıda Öldürüldü
Çekmeköy Garnizon Komutanı Albay Hasan Kaymaz'ın eşi Sultan Kaymaz silahlı saldırgan tarafından boynu ile omuzundan vurulduÇekmeköy Garnizon Komutanı Albay Hasan Kaymaz 'ın eşi Sultan Kaymaz silahlı saldırı sonucu öldü.Doğan Haber Ajansı’nın haberine göre, Çekmeköy Kaymakamlığı önünde saat 14.00 sıralarında meydana gelen olay şöyle gerçekleşti:Sahibi olduğu sürücü kursunun sınavlarını takip eden Sultan Kaymaz, sınav aracına bineceği sırada yanına gelen kişinin silahlı saldırısına uğradı. Daha önceden Kaymaz'ı tehdit ettiği iddia edilen saldırgan silahını ateşledi. Çıkan kurşunlardan birisi Kaymaz'ın boynuna diğeri de omuzuna isabet etti. Saldırgan olay yerinden yaya olarak kaçarken, Sultan Kaymaz araçla hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan Sultan Kaymaz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.Olay yerinden yaya olarak kaçan saldırgan, silahını 500 metre ilerideki ağaçlık alana attı. Olay yerindeki boş kovan ve deliller Olay Yeri İnceleme ekipleri tarafından incelemeye alındı. Polis ekipleri olayı çok yönlü olarak soruştururken, kaçan saldırganın yakalanması için çalışmalar devam ediyor.T24
'Arınmış Yazılar Yazmayınca Kovuldum!'
Pelin Batu: Bence gençlik hareketi demleniyor, bir gün hareke geçecekPelin Batu , “Benden genelde Milliyet’te yazarken yazılarımı ‘yumuşak’ yazmam isteniyordu. Edebiyat ve film yazmam isteniyordu mesela. Arınmış yazılar yazmayınca da kovuldum. Bir de insanlar bana ‘diplomat kızı’, ‘para derdi yok’ deyip duruyorlar. Benim de kaybedeceğim şeyler olabilir ve var değil mi? Ben de kaç aydır işsizim mesela, aldığım bir maaş yok. Evet kira derdim yok, annemle yaşıyorum. Ne desem bazı şeyleri anlatamıyorum” dedi.Pelin Batu, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde, pusulayı görünce donakaldım, elim gitmedi. Hiçbir aday, bana hitap etmeyi bırak, yanıma bile yanaşmıyordu. Bu çaresizlik insanı gerçekten inzivaya itiyor ki ben bir süredir bununla direniyorum ve de mutluyum. Tabii ben dik kafalı bir keçiyim, sanat uğraşlarımla meşgul olayım derken savaşmak için bileniyorum” diye konuştu.Pelin Batu, Cumhuriyet gazetesinden Ali Deniz Uslu ’ya konuştu.Uslu’nun Pelin Batu ile yaptığı söyleşi şöyle:Geçen hafta CHP’den size teklif geldiği ve sizin reddettiğiniz söyleniyordu. Hatta bazı sitelerde “Ateist Batu CHP’yi reddetti” diye yazmıştı. Neydi işin aslı?İşin aslı böyle bir teklif yok, böyle olunca da benim ret ve kabul etmem gibi bir olay da yok. Anladığım kadarıyla CHP’de bir metamorfoz süreci başladı, içerisi karışık. Her taraf kendi cephesini güçlendirmenin peşinde, kendi tarafına birilerini çekmek istiyor. Benim haricimde Levent Üzümcü’yü de duyduk mesela. Yeni bir vitrin dertleri var. Tabii hiçbir şey yok ortalıkta, ismim telaffuz edildi. Hem babam, hem dedem, hem ben de sıkı bir muhalifim, ilk akla gelen isimlerden biri ben oldum belli ki. Dediğim gibi CHP’den kimse ne beni aradı, ne de bir şey söyledi. İşin trajikomik yani haber çıktıktan sonra “Pelin niye reddettin?”, “İyi ki reddettin, onlardan bir şey olmaz!” diye insanlar yakınıp, isyan etti! Yani bir yalan çıkıyor, onu düzeltmek bir yana ona inanıp üstüme gelenlerle uğraşmam gerekiyor.Siyaseti seviyor musunuz, aranız nasıl şu aralar?Siyaset kirli bir şey, doğası gereği böyle. Biz kirletmedik onu. İnsanların hırslarını ve egolarını kamçılayan hastalıklı bir yapısı var. Kamboçya’da da, Amerika’da da, Malezya’da da bu böyle. Türkiye’nin özel bir kirliliği yok. Çok büyük bir güç oyunu bu, oyuna bir kere giren çıkamıyor. Kaybetmekten de çok korkuyor oyuncular. Dinozorların koltuklarını koruma inadı da bu işi çirkinleştiren bir ayrıntı. Çünkü “siyaset kirli” diyerek pek çok genç başlamadan bu macerayı bitiriyor. İşte bu da dinozorların kullandığı bir strateji. Siyaset bataklığından aynı isimler yalnızca şekil ve renk değiştiriyor böyle olunca da. Avrupa Parlamentosu’nda benim yaşımda hatta daha genç arkadaşlarım var. Gezi zamanında parktayken “Oy vereceğim parti yok!” diye yakındığımızı hatırlıyorum. Üstünden bir yıl geçti ve yine aynı çaresiz, sıkıcı konular dönüyor.Alternatifsizlikten, kötünün iyisine oy vermekten bıktı gençler.En son Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu çok sert yaşadım, pusulayı görünce donakaldım, elim gitmedi. Hiçbir aday bana hitap etmeyi bırak, yanıma bile yanaşmıyordu. Bu çaresizlik insanı gerçekten inzivaya itiyor ki ben bir süredir bununla direniyorum ve de mutluyum. Tabii ben dik kafalı bir keçiyim, sanat uğraşlarımla meşgul olayım derken savaşmak için bileniyorum.O savaşı hangi arenada yapacaksınız?İşte onu tam bilemiyorum. Bu savaşı sivil toplum örgütleriyle vermek istiyorum, zaten uzun zaman böyle çalıştım. Bazı şeyleri mikroda değiştirmek lazım. Minicik bir parkı, ormanı kurtarıyorsun ve bu bir başlangıç diyorsun, rahatlıyorsun ama ya sonra? Otuz tane orman bir anda gidiyor, betonlaşıyor, seyrediyorsun. Bunun da farkında olmak ve hareket etmek gerekli. Bu adamlar bizim moralimizi sıfırlıyor. Tek dertleri umudu bitirmek, çünkü umut gidince geriye bir şey kalmıyor. Ben de o yüzden yalnızlığa, inzivaya çekiliyorum. Burada ormandayım, hayvanlarımla birlikte yürüyüş yapıyorum. Tüm bu kaostan uzak güç toplamaya çalışıyorum. Gerçek dünyadan korunuyorum. Bir de görünür olup ne zaman Türkiye’de ne aptallıkla ilgili bir şey söylesem herkes üstüne alınıyor ve “Sen bize aptal mı dedin?” linci başlıyor. Ama hakikaten aptallık var. “Çalsın ama çalışsın” diyor, çok sinirleniyorum! Millet Matrix’te olduğu gibi bile isteye hapı yutuyor ve hayatına devam ediyor. Müstahak o zaman demek de içimden gelmiyor.İnsanlar korkuyor, belli ki kaybedecekleri çok şey var?Onurdan fazla mı bu? Belki. “Gazeteci” dediğimiz insanların nasıl döndüğünü gördük. Benden genelde Milliyet’te yazarken yazılarımı “yumuşak” yazmam isteniyordu. Edebiyat ve film yazmam isteniyordu mesela. Arınmış yazılar yazmayınca da kovuldum. Bir de insanlar bana “diplomat kızı”, “para derdi yok” deyip duruyorlar. Benim de kaybedeceğim şeyler olabilir ve var değil mi? Ben de kaç aydır işsizim mesela, aldığım bir maaş yok. Evet kira derdim yok, annemle yaşıyorum. Ne desem bazı şeyleri anlatamıyorum.Linç an meselesi, hedef olmaksa çok kolay. Çekindiğiniz oluyor mu?Genlerimde korku yok, annemin ailesinin kadınları Arnavut dağlarında gerilla olarak savaşmış. Babam malum, düşündüklerini hiç sakınmadı. Neden korkayım? Ateist meselesinden dolayı babamın cenazesine bile laf ettiler, çok çirkindi söylenenler. O kadar üzüldüm ki! İnsanlıktan çıkmış, vicdan ile bağı kopan saldırılar bunlar. Bu insanlar belli o kadar mutsuz ve kompleksli ki ancak başkalarını aşağıya çekerek, yaşayabiliyor ve varolabiliyorlar. Artık korkmuyorum da sinirlerim de bozulmuyor.Peki, inzivadan ne zaman çıkıp hayata ve kaosa karışacaksınız?Ekimde Bilgi Üniversitesi’nde derslere başlayacağım. Akademiyle bağımı her zaman tuttum. Okulda kendimi rahat hissediyorum. Bir gün dünyanın öbür ucunda bir okulda çalışıyor bulabilirsiniz beni. Zaten “film teklifi gelmedi” ya da “gazeteden kovuldum, kimse benim yazmamı istemiyor” derdi bende hiç olmuyor. Çünkü kaçış alanlarım çok. Okulda ise sorgulayan ve öğrenmek isteyenlerle birlikte olmaktan heyecan duyuyorum. Hâlâ belli kurtarılmış bölgeler var, işte buralarda olabilmek bana umut veren başka hareketlerden biri. Bir de İtalyan Koleji’nde ilk defa açılıyor, orada bir kulüp kuruyorum, “bulutları sevme kulübü” diyebiliriz buna. Orada ders daha doğrusu bir buluşma yapacağım. İlkokuldan liseye kadar dileyen öğrencilerle yukarı bakıp, hayal kurmayı deneyeceğiz. Bunu da parklarda yapacağız. Bir de şiir kitabımı bitirdim, “kayıp divan” ya da “kayıp şeyler divanı” olacak ismi. Tabii memlekette şiir okuyandan çok şair var bu da bir gerçek, hatta bu ülkede herkes şair.Oyunculuk, yazarlık, programcılık ve pek çok şey. Bunlar teni örten meslekler. En çok neyi yapmak istiyorsunuz?Televizyonu her zaman kolay bir iş olarak gördüm, çünkü televizyon kolay bir iş. Hızlı da tüketiliyor. İnsanlara dokunan ve benim de bir şeyler öğrenebileceğim bir şeyler istiyorum. Mesela herkes siyaset ve futbol yorumcusu. Elbette bir şeyden haberleri yok! Üç beş kişilik gruplar her akşam acayip yorumlar yapıyor. İlla televizyonda bir şeyler yapacaksam bir arkelojik alana gidip, iki bin yıllık hikâyeleri insanlara anlatmak, oradaki halkla geçmişe yolculuk etmeyi deneyebilirim. Geçen yıl Göbeklitepe’ye gitmiştim, inanılmaz etkilendim. Mesela oradaki bekçi, çoban ne hikâyeler anlattı, tüylerim diken diken oldu. İşte bu gündelik pisliklerden bir geri adım atınca ne zenginlikler görebileceğimizi biliyorum. Didişmekten, kavga etmekten, laf çakmaktan hiçbir şeyi görmüyoruz.Gençler bu bulanık suyun neresinde?Umudum gençler, çünkü çok sıkılmış durumdalar. Gezi’yle silkelendiler. Belki bu gençlik hareketi siyasi bir oluşuma dönüşemedi ama bu tür şeyler hemen değişmez. Bence gençlik hareketi demleniyor, bir gün hareke geçecek. Çünkü kendilerini her anlamda yetiştiriyorlar ve besleniyorlar. Korkuları ise hiç yok. Gençler güzellikleri getirecek.
Bulgaristan Baraj Kapaklarını Açtı, Meriç Alarm Vermeye Başladı
Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açması sonucu Meriç ve Tunca nehirleri taşkın alarmı vermeye başladı. Son günlerdeki aşırı yağışlar nedeniyle Bulgaristan, Türkiye tarafına bilgi verdikten sonra barajdan su vermeye başladı. Bunun sonucunda Meriç ve Tunca nehirlerinde kademeli olarak su seviyesi artmaya başladı.Normal seviyesinde seyreden Meriç’te su seviyesi gün içerisinde 551 metreküp/saniyeye yükseldi. Asıl artış ise gece yarısından sonra bekleniyor. Meriç Nehri’nin Bulgaristan Svilengrad’taki ölçüm istasyonunda saat 12.00’deki su seviyesi bin 217 metreküp/saniye olarak ölçüldü. Svilengrad’daki su yaklaşık 12 saat sonra Edirne’ye ulaşıyor. Muhtemel bir olumsuzluğa karşı Edirne Valiliği nehir kenarında bulunan işletmeleri, Karaağaç Mahallesi ve Bosnaköy’de yaşayan vatandaşları uyardı.Edirne Vali Yardımcısı Mustafa Serdar Bakır, şu an itibariyle herhangi bir taşkın riskinin bulunmadığını ifade etti. Su seviyesinin risk limitlerinin altında olduğunu açıklayan Bakır, “Saat 12.00 itibariyle nehirdeki su, en yüksek seviyeye ulaştı. Bundan sonra da su seviyesi düşüşe geçti. Şu an için bir risk yok. Su seviyesinin yükselmesinin nedeni Bulgaristan’ın baraj kapaklarını açması ve bölgedeki yağışlar. Herhangi bir tehlike yok.” dedi.Bakır, nehir civarındaki vatandaşları muhtemel bir olumsuzluğa karşı uyardıklarını ifade etti. Nehirdeki su artışını yakından takip eden Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da öğle saatlerinde Bulgaristan’ın Svilengrad ölçüm istasyonunda nehir suyunun bin 217 metreküp olarak ölçüldüğünü açıkladı. Bu rakamın, saat 14.00 sıralarında bin 200 metreküp/saniyeye düştüğünü ifade eden Gürkan, “Zaten Bulgaristan makamlarından aldığımız bilgiye göre de belirli bir bölgedeki yağış bu. Yani Bulgaristan’ın tümünde değil bu yağış. Elhova ile Svilengard arasındaki yağışın nehrin debisini yükseltmesinden kaynaklanıyor. Gece 24.00 itibariyle Edirne’de suyun aynı şekilde geçmesini bekliyoruz. Şu anda Kirişhane’de 530 metreküp/saniye civarında. Saat 12.00’de 494 seviyesindeydi. Çok hafif bir artış var. ama yine DSİ yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, nehirlerimiz bin 400 metreküp/saniye seviyesine kadar olan suyu tolore edebiliyor. Çok alçak kodlu yerlerde zaman zaman ufak çaplı taşmalar olabiliyor, sahayı etkilemeler olabiliyor. Ama öyle geçtiğimiz yıllardaki sel felaketi gibi maruz kalmıyoruz. Örneğin bin 200 ile bin 400 metreküplerde Tunca Nehri’nin ayak kısmına kadar su gelebiliyor. Ama orada küçük araçlar dahi geçebiliyor. Çok ciddi bir sıkıntı görünmüyor. Biz belediye olarak bütün ekiplerimizi hazırladık.” diye konuştu.Karaağaç Mahallesi Muhtarı Agah Korkan da DSİ yetkililerinin nehir suyunun yükseleceği konusunda kendilerini uyardıklarını belirtti. Korkan, “Ben de muhtar olarak hoparlörle ve bütün kahvehaneleri gezerek vatandaşları bilgilendirdim. Set boyunda yaşayan insanları, oradaki köprülerde çalışan insanların gerekli tedbirleri almaları için kendilerini uyardım.” şeklinde konuştu.Bosnaköy Muhtarı Recai Kararmış ise Balkanlar'daki yoğun yağışlar nedeniyle valilik ve jandarma ekipleri tarafından uyarıldıklarını kaydetti.Uyarıyı vatandaşlara ilettiklerini dile getiren Kararmış, “İnşallah böyle devam ederse taşkın olmadan, zarar vermeden suyun nehir yatağında gideceğini düşünüyoruz. Şu an için bir tahliye durumu yok. Fakat ekili tarım arazileri var. Yaklaşık 11 bin dönüm arazimiz var. Bunlardan 7 bin dönümü ekili vaziyette. Hasat dönemi olduğu için su gelirse zarar verebilir. Bunları tahliye etmek mümkün değil ancak buradaki hayvan ve ekipmanların tahliyesi şu an için sözkonusu değil.” açıklamasını yaptı.Bosnaköy'de ahırı bulunan Zahir Kalınbacak, jandarmanın dün kendilerine haber verdiğini belirterek, gerekli tedbirleri aldıklarını dile getirdi.Şu an gitmeye hazır olduğunu belirten Kalınbacak, “Şu an için bir tehlike yok. Ama olursa gitmeye hazırız. Sel felaketini biz çok yaşadık burada. 10 yıldan bu yana yaşanıyor. Belli olmaz, sel gelebilir de gelmeyebilir de.” dedi.Cihan
Reklam
TMMOB: 'Asansörün Kontrolü 30 Ağustos'a Kadar Geçerliydi'
TMMOB: Firmanın Odamızın uygunluk raporu verdiğine yönelik eksik ve yanlı açıklaması, sorumluluktan kurtulma ve algıyı başka yönlere çevirme çabasıTürkiye Makina Mühendisler Odası İstanbul Şubesi, Torunlar İnşaat şantiyesinde meydana gelen ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan asansör kazası hakkında yazılı bir açıklama yaptı.TMMOB, asansörün son kontrolünün 30 Mayıs'ta yapıldığını, ancak bu kontrolün 30 Ağustos'a kadar geçerli olduğunu ve bu tarihten sonra bir kontrol yapılmadığını belirtti. Hürriyet’te yer alan habere göre, açıklamada kazanın hangi sebepten kaynaklı olduğuna dair incelemenin Oda teknik heyeti tarafından yapıldığı ifade edildi.TMMOB'dan yapılan açıklama şöyle:'Asansörde yaşanan kaza sonrası Torunlar firmasının açıklamasında Odamız muayene kuruluşu tarafından 30.05.2014 tarihinde yapılmış olan kontrole ve verilen muayene raporuna atıf yapılmaktadır. Odamız muayene kuruluşu tarafında yapılan kontrol, kontrol anındaki gözlemler ve deneylere dayanmaktadır. Verilen uygunluk raporu, cihazın periyodik olarak bakım ve uygun iş güvenliği şartlarında kullanılması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu bakımdan özellikle şantiye şartlarında çalışan bu cihazların eğitimli nezaretçiler tarafından kullanılması ve günlük bakım ve kontrollerinin yapılması elzemdir. İlgili asansöre ilişkin verilen rapor 30.08.2014 tarihine kadar geçerlidir ve verilen raporda bu belirtilmiştir.Ayrıca işçilerin verdiği bilgilere göre söz konusu asansör geçen hafta arıza yapmış ve bir bakımdan geçmiştir. Bu bakım sonrası Muayene Kuruluşumuza bilgi verilmeli ve asansör yeniden tarafımızdan kontrol edilmeli idi. Kamuoyunda Torunlar İnşaat firması tarafından Odamızın kontrol ve uygunluk raporu verdiğine yönelik eksik ve yanlı açıklama, sorumluluktan kurtulma ve algıyı başka yönlere çevirme çabalarıdır. Teknik heyetimiz kazanın oluşumuna dair incelemesini sonuçlandırdığında ayrıca açıklama yapılacaktır.' T24
Sergen Yalçın Sektör Değiştirdi
Futbol yorumcusu Sergen Yalçın'ın yeni mesleğinden ilk fotoğraf ortaya çıktı.Eski milli futbolcu Sergen Yalçın, sürpriz bir karar vererek dizi oyuncusu oldu. Yakında ekrana gelecek ‘Sil Baştan’ dizisinde oyuncu olarak kamera karşısına geçen Sergen, yeni işindeki başarısı ile dikkat çekti. Sergen, dizide Emre Kınay, Belma Canciğer, Murat Dalkılıç, Önder Açıkbaş, Dilara Gönder ve Esra Dermancıoğlu ile başrolü paylaşacak.Yapımcılığını Gani Müjde’nin üstlendiği dizide Sergen’in ilk fotoğrafı da sosyal medyaya düştü. Müjde, yaptığı bir paylaşımda aşağıdaki fotoğrafa yer vererek altına “Yıllar önce mezun olduğu okula gelir…” notunu düştüAMKSpor
Reklam
Futbolda İstatistiksel Veriler İle Takip Dönemi
Manchester United'ın yeni teknik direktörü Louis van Gaal'in antreman sahasına yüksek çözünürlüklü kameralar yarleştirmesi ve buradan gelen bilgilerin kendisine istatiksel veriler ile iletilmesi için kurduğu ekiple çok konuşulmuştu. Spor artık sadece spor olmaktan çıktı ve mükemmel sporcunun yaratılması için daha profesyonel ekiplerin kullanılması klüpler için elzem bir durum haline geldi.Bu bağlamda spor istatistiği alanında dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan ve 2014-2015 sezonu ile birlikte Perform Türkiye’ye bağlı olarak ülkemizde de faaliyet göstermeye başlayan Opta, Galatasaray’ın son dakika transferlerini mercek altına aldı.Opta’nın ayrıntılı istatistiklerine göre, Cimbom’un transferin son gününde kadrosuna kattığı oyunculardan Goran Pandev, şut isabet yüzdesi açısından, geçtiğimiz sezon Napoli'nin açık ara en başarılı futbolcusu oldu. Sezon boyunca ligde sadece iki maçta 90 dakika oynama şansı bulabilen Pandev, toplamda 21 şut çekerken, bunlardan 16'sı isabetliydi (yüzde 76.2). Pandev'i bu alanda yüzde 60'la Duvan Zapata, yüzde 58.3'le Jose Callejon izledi.Pandev'in çektiği 16 şutun yedisi gol oldu. Bu yedi golün altısı sol, biri sağ ayakla geldi. Pandev'in kaleyi bulan şutlarının gol olma olasılığı ise, yine geçen sezonun verilerine göre yüzde 43.8. Makedon futbolcu, gollerinin altısını ceza sahası içinden, birini ceza sahası dışından attı.Pandev hareketi seviyorPandev'in önemli özelliklerinden bir tanesi, ileri uçta topun oynandığı noktaya göre sürekli yer değiştirmesi. Geçtiğimiz sezon ligde gol attığı maçların haritası çıkartıldığında, Pandev'in rakip yarı sahada ayak basmadık yer bırakmadığı, hatta kimi zaman geriye gelerek top aldığı görülüyor. Kısacası Pandev, sabit bekleyen bir forvet değil.Dzemaili gol atmaya alışkınGalatasaray’ın diğer son dakika transferi olan defansif orta saha oyuncusu Blerim Dzemaili ise takımının pas yüzdesini arttırmasıyla biliniyor. Geçen sezon Serie A'da 24 karşılaşmada forma giyen Dzemaili, sezon boyunca 50'den fazla pas veren oyuncular arasında, rakip yarı sahada isabetli pas yüzdesi en yüksek üçüncü futbolcu (%86).Dzemaili ayrıca golcü özellikleri de olan bir defansif orta saha oyuncusu. Opta’nın verileri, geçtiğimiz sezon Napoli'deki orta saha oyuncuları arasında dakika başına gol sayısı en yüksek ismin Dzemaili olduğunu gösteriyor. Ligde altı gol atan İsviçreli oyuncu, her 258 dakikada bir rakip fileleri havalandırdı. Onu 283 dakikada bir golle Marek Hamsik izlediDzemaili uzaktan vurmayı seviyor. Napoli kariyerinde ligde 13 gol atan orta saha oyuncusunun beş golü, ceza sahası dışından çekilen şutlarla geldi. Dzemaili'nin şutlarının yüzde 54'ü kaleyi buldu.teknolojioku
Reklam
İngiltere'de Şike Skandalı
Yüzlerce şüphelinin, İngiltere'de oynanan maçlarda şikeye karıştığı hukuk yetkilileri ve federasyon görevlileri tarafından tespit edildiği belirtildi. Federasyonun, 60 sayfalık dosyasında şüpheli maçlar ve bahislerin yer aldığının altı çizildi.Özellikle 2012/13 sezonunda yoğunlaştığı belirtilen maçlarda İngiltere Milli Takımı için oynayan aktif ve eski oyuncuların da yer aldığı belirtildi. Bu oyuncuların, alt ligler ve lig dışı maçlarla ilgili şikeyi Londra'daki bahis bürolarından oynadığı ipucu verildi. İngiliz polisi, davanın seyri açısından daha fazla suçlu ve organizatörleri bulabilmek için oyuncuların isimlerini vermeyi reddetti.'ŞİKENİN VARLIĞINA DAİR ÇOK SAYIDA DELİL VAR'Federasyon yetkilisi David Newton, basına yaptığı açıklamada; 'Kesinlikle kurallarımızı uygulayacağız ama durumlar göz önüne alındığında, bazı oyunculara hemen ceza veremiyoruz. Çünkü, tüm organizasyonları çökertmek adına bu davanın seyrini değiştirebilir. Ancak şikenin varlığına dair çok sayıda delilimiz var. Bunların tamamını basınla paylaşmak isterdik ama şu an için herhangi bir sıkıntı istemiyoruz' dedi.22 KULÜBÜN ADI GEÇİYOR!Uzakdoğulu Krishna Sanjey Ganeshan, Chann Sankaran, Gerry Subramanlam, Wilson Raj Perumal'in bu şikenin içerisinde olduğu ve maçların özellikle Konferans Ligi Güney grubunda mücadele eden 22 kulüple ayarlandığı belirtildi.Sporx
"Helal Rızık İçin 32. Kata Çıkıp Vefat Eden Kardeşlerimize Fatiha Okuyalım"
Başbakan Davutoğlu, Taşkent ilçesi sakinlerine sesleniyorKonya'da halka seslenerek Torun Center rezidans inşaatında 10 işçinin hayatını kaybettiği asansör faciasıyla ilgili konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu , 'Biliyorum çok daha çoşkulu bir düğün edasıyla karşılama istiyordunuz. Ama maalesef dün gece İstanbul’da 10 işçi kardeşimizi bir iş kazasında kaybettik. O işçi kardeşlerimizin arkasından hepimiz fatiha okumakla mükellefiz. O helal rızık için 32. kata kadar çıkmış ve vefat etmiş kardeşlerimize hepimiz birer fatiha okuyalım' dedi.62. hükümetin TBMM'de güvenoyu almasının ardından memleketi Konya'ya giden Başbakan Ahmet Davutoğlu, ziyaretin ikinci gününde Taşkent ilçesinde halka seslendi.Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:Biliyorum çok daha çoşkulu bir düğün edasıyla karşılama istiyordunuz.Ama maalesef dün gece İstanbul’da 10 işçi kardeşimizi bir iş kazasında kaybettik.O işçi kardeşlerimizin arkasından hepimiz fatiha okumakla mükellefiz.O helal rızık için 32. kata kadar çıkmış ve vefat etmiş kardeşlerimize hepimiz birer fatiha okuyalım.Burada 51 yıl önce 4 yaşında bir çocuk annesini ağır hasta olarak Konya’ya hastaneye gönderdik. Hala hatırlarım nasıl umutla gönderdiğimiz nasıl umutla beklediğimiz.Ama gelen cevap hala ailemize bir kor ateş düşürmüştü.Meymune annem yerine daha sonra Sefure anam geldi ve bizi büyüttü.O zaman bir yola çıkmıştık. 4 yaşında ama mayası burada yoğrulmuş… Bu çocuğun bir dedesi Balkan harbine gidip 12 sene sonra dönmüştür. Diğer dedesi Suriye cephesinden gelmişti.Bizim dedelerimiz o dağların çocukları o dedeler bir cihan harbini, İstiklal Savaşını bayraklar inmesin diye dolaşanların torunlarıyız biz. Bu dağların çocukları ne zaman fedakarlık istenmişse başları dik sonuna kadar bu vatanın onuru için yürümeye karar verdiler.T24
Fenerbahçe'den Melo'ya Suç Duyurusu
Fenerbahçe, başkan Aziz Yıldırım’a hakaret içeren bir tweet’i retweet ederek takipçileriyle paylaşan Galatasaraylı futbolcuyu hem TFF’ye şikayet edecek hem de savcılığa suç duyurusunda bulunacak.Süper Kupa finaline damga vuran isimlerden Galatasaraylı Felipe Melo, bu kez Twitter’dan yayınladığı bir mesajla olay yarattı.Hürriyet’te yer alan habere göre, sarı kırmızılı bir taraftarın Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a hakaret içeren bir tweet’ini retweet eden Brezilyalı futbolcuya, sarı lacivertli camiadan büyük tepki geldi. Fenerbahçe yönetiminin söz konusu tweet nedeniyle Felipe Melo hakkında suç duyurusunda bulunacağı ve Türkiye Futbol Federasyonu’na başvuracağı öğrenildi.eurosport
Reklam
Torun Center'da Gözaltına Alınanların Hepsi Serbest!
10 işçiye mezar olan Torun Center’daki olayla ilgili gözaltına alınan sekiz kişi serbest bırakıldı.Mecidiyeköy’deki eski Ali Sami Yen arazisinde Torunlar GYO’a ait inşaatta 32′nci katta bulunan asansörün yere çakılması sonucu 10 işçinin hayatını kaybetmesiyle ilgili sekiz kişi dün gece gözaltına alınmıştı.İş güvenliği sorumlusunun da aralarında bulunduğu sekiz kişi, polis merkezindeki ifadelerinin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.Diken
Reklam
Moto 360 Satışa Sunuldu
Motorola’nın ilk olarak haziran ayında Google I/O etkinliğinde görücüye çıkan Moto 360 akıllı saati geçtiğimiz günlerde resmen duyuruldu. Klasik saat tasarımını Moto 360 akıllı saatte sürdüren Motorola’nın yeni akıllı saati söz konusu yapısıyla kullanıcıların beğenisini kazanmayı başardı.Motorola’nın henüz duyurduğu yuvarlak tasarımlı akıllı saat 249 dolar fiyatıyla satışa sunuldu. Moto 360’ın siyah ve gümüş olmak üzere iki versiyonu bulunuyor.1.56-inç büyüklüğünde 320 x 320p çözünürlüklü OLED ekrandan oluşan akıllı saatin işlemci biriminde TI OMAP 3 yer alıyor. 512MB RAM’in yer verildiği telefonda depolama birimi ise 4GB. Kablosuz şarj desteği de sunan Moto 360’ta ayrıca Android Wear işletim sistemi, adımsayar, kalp hızı monitörü, ortam ışığı sensörü, suya ve toza dayanıklılık ve metal çerçeve yer alıyor.Şu an sadece Amerik’da satışta olan Moto 360’ın kısa süre içerisinde dünya piyasalarında boy göstermesi bekleniyor.teknolojioku
Olcay Şahan: "Galatasaray da İstemişti Ama Ben Beşiktaş'ı Seçtim"
Futbolcu olmanda abinin payı büyükmüş… O da futbola devam ediyor mu?Dört kardeşiz, ben en küçük çocuğum. Abim şu an Almanya’da yaşıyor, benim menajerliğimi yapıyor. Beşiktaş’a gelmemi sağlayan da o oldu.Beşiktaş’a gelmeden önce Bundesliga’dan da teklifler almışsın. Neyi düşünerek böyle bir karar aldın?Bundesliga’daki ilk senemden sonra Türk Milli Takımı’ndan davet almıştım. Orada kendimi kanıtlamak ve kalıcı olmak istediğim için Beşiktaş’ın teklifini kabul ettim, çünkü Beşiktaş’ta oynarsam milli takıma daha yakın olurum diye düşündüm. Kaiserslautern’le küme düştüğümüz için unutulmaktan korkmuştum. Başka teklifler de vardı, yine Bundesliga’da olacaktım ama Beşiktaş kadar büyük bir takım olmayacaktı bu. Nürnberg, Augsburg, Köln gibi takımlardı.Beşiktaş’la birlikte Türkiye’den seni isteyen başka takımlar da var mıydı?Galatasaray vardı. Fatih hoca zamanıydı, Ümit Davala aramıştı ama Beşiktaş’ı tercih etmiştim.Pişman mısın?Hayır. Şu an hayatımın en güzel noktasındayım.Beşiktaş senin için ne kadar büyük bir kulüp? Burada oynamak çocukluk hayalin miydi?İstanbul’da yaşayan dayım koyu Beşiktaşlıydı. Bizim ailenin tek Beşiktaşlısı oydu, sonra beni de Beşiktaşlı yaptı. İstanbul’a geldiğim zaman maçlara gitmek istiyordum ama hep tatil zamanlarına denk geliyordu. Bana hep Beşiktaşlı yatak örtüleri, kıyafetler filan alırdı. Zaten Düsseldorf’ta büyüdüm. Orada Türkler çok fazlaydı. Türk gibi büyüdük. Kemal Sunal’ın bütün filmlerini defalarca izlemişimdir mesela. Hâlâ izleyip, gülebilirim.Süper Lig’deki maçları izleyebiliyor muydun?Babam kahvehaneye giderdi. Beni de götürüp bir tost yedirirdi, çay içirirdi. Bütün derbileri kahvehanede izlerdik ama maç biter bitmez beni hemen çıkarırdı. “Sen futbolcu olacaksın, sigara dumanının içinde kalmaman lazım” derdi. Hayalim hep o derbilerde oynamaktı.Derbilerde kimleri izleyip, onlar gibi olmak isterdin?Sergen Yalçın, Tümer Metin ve İlhan Mansız. Tabii ki diğerlerinin hakkını yiyemem ama onlar önde oynadıkları için gözüm onların üzerindeydi. Bir maçı hiç unutmam: Bir Şampiyonlar Ligi maçını Almanya’da oynamışlardı. Rakip Chelsea’ydi. O maçı tribünden izlemiştim.Küçük yaşta seni futbolcu gibi mi yetiştirmeye başladılar?Topun ne olduğunu anladığım günden itibaren babam üzerime düşmeye başladı. Hatta okulu bile önemsemedi. Annem de buna çok kızıyordu. Bu yüzden hep kavga ederlerdi. Babam “Benim oğlum çok başarılı bir futbolcu olacak, başaramazsa ben ona ömür boyu bakarım” derdi. Şükürler olsun ki babamın dediği oldu.Babanın futbolla ilgili bir geçmişi var mı? Neden senin üzerine bu kadar çok düştü?Yok ama benim yetenekli olduğumu hissetti. Abim de çok iyi bir futbolcuydu mesela. O da Fortuna Düsseldorf’ta oynamıştı, 12 yaşımda ben de o kulübe transfer olunca abimden vazgeçtiler çünkü aynı mevkide oynuyorduk. O çevrenin en yetenekli oyuncusu olarak beni görüyorlardı.Abinle bu yüzden aranız bozulmadı mı?Yok. Çünkü abim de oraya transfer olmamı çok istiyordu. Şimdi menajerliğimi yapıyor, daha kolay ve kârlı bir iş. Yine de itiraf edeyim, abim benden daha yetenekli bir futbolcuydu. Benden daha hızlıydı. Sol ayağı benimkinden daha çok işe yarıyordu! Koşularda da beni hep geçerdi. Koşu uzunluğunda değil ama hız konusunda. Uzun koşuda patates ederdim onu!Senin sol ayağın da müthiş değil mi?“Müthiş sol ayağım” meselesi aslında espri olacaktı ama elimize yüzümüze bulaştırdık. 4-1 kazandığımız bir maçtan sonra bana “Golü nasıl anlatırsın?” diye sordular. Herkes gördü golü, anlatacak ne var? Ben de onun üzerine öyle bir şey söyledim. Ne diyeyim? Sol ayağım çok kötü. Onu sadece üzerinde durmak ve koşmak için kullanıyorum. İşin garibi sol ayağımla da dört, beş tane golüm var.Müthiş sol ayağınla solda oynamak seni rahatsız etmiyor mu peki?Hayır. Böyle çok mutluyum. Altyapılarda bir ara ön libero oynuyordum, sonradan sol kanata kaydım. Bence mevkiim bu. Sağ ayakla burada oynamak da avantajlı. İçeri daha rahat girebiliyorum. Sağ kanatta oynarsam sadece kanata yapışır kalırım. Ters ayakla oynamak daha rahat.Neden 10 numara pozisyonunda oynamamana rağmen 10 numaralı formayı giyiyorsun? Nasıl gelir gelmez o formayı almaya cesaret edebildin? Bu senden beklenen şeyleri de artırıyor…Beşiktaş gibi bir kulüpte 10 numarayı almak biraz cesaret işi, evet. Samet Aybaba sağ olsun bana ilk günden itibaren çok güvendi ve oynadığım ilk maçta, Manchester City maçında bana 10 numarayı verdi. O günden itibaren de üzerimden çıkartmadım. İki seneden beri de bu formanın hakkını verdiğimi düşünüyorum. Gelecek yıllarda da böyle devam etmek istiyorum.Ya Beşiktaş gerçek bir 10 numara transferi yaparsa?Ne olur bilmiyorum ama vermek istemem. Artık 10 numara 10 numaralı formayı giyer diye bir şey yok. Beşiktaş’a gelen futbolcu da böyle bir konuda sorun çıkarmaz. Buraya geldiğimden beri sorun çıkaran kimseye rastlamadım. Karakteriyle ilgili sorun olan kimse Beşiktaş’a transfer edilmez, transfer edilen bir futbolcu da bu kadar uzun süre ilk 11’de oynamış bir futbolcunun forma numarasını almaz diye düşünüyorum.Samet Aybaba’yla Bilic’in senden istedikleri arasında nasıl farklar var?Samet hocayla hücum anlamında çok açık oynuyorduk. Çok gol yediğimiz doğru ama anlayışımız bugünkünden farklıydı. Slaven Bilic’le daha çok defanstan sağlam çıkarak gol bulmaya çalışıyoruz. Bilic takım oyununa ve garantici olmaya önem veriyor, Samet hoca içimizden geldiği gibi oynamamızı istiyordu. “Yapmak istediğiniz her şeyi yapın” diyordu. Bunu Bilic de söylüyor ama daha çok takım halinde hareket etmemizi istiyor. Bu sayede onunla çalışırken daha az gol yedik ama Samet hoca zamanında da daha fazla gol attık. İkisiyle de başarılı sezonlar geçirdik. “Feda” sezonunda şampiyon olamadık ama herkes bizi konuştu, geçen sene de böyleydi. İnanıyorum ki bu sene daha da üstüne koyarak şampiyon olacağız.Slaven Bilic’in nasıl bir çalışma anlayışı var? Sizi çok hırpalar mı?Aslında sadece Bilic’in değil, bütün ekibinin bu işte payı büyük. Bütün hepsinin sayesinde bu sene hak ettiğimizi alacağımızı düşünüyorum. Bütün hocalar bizimle birebir konuşuyor, mesela maç analizlerimizi yapan Edin Terzic bana Arsenal maçından önce bana rakibin nerelerlen orta yaptığını söylüyor, ona göre önlem aldırıyor. Edin Terzic geldikten sonra hiçbir rakibimizin bizi ezebildiğine şahit olmadım. Geçen sezon hiçbir takımın Bursaspor’u Bursa’da ilk yarının başında baskı altına alıp da üç gol birden attığını görmemiştim. Sadece biz yaptık.Bu sezon kendine 15 gol hedefi koymuşsun. Hedefi tutturamazsan sezon sonunda düğün yapmayacakmışsınız. Kimin fikriydi bu? Nişanlının mı?Babamın fikriydi. İlk sezonumda 11 gol attım, ikinci sezonumda 8 gol attım. Bu sezon 15 gol benim için çok zor değil çünkü kendime çok güveniyorum, hocam da bana güveniyor. Harika bir takımımız var, geçen yıldan çok daha iyi olacağız.Sürekliliğini neye borçlusun? Kart cezalısı durumuna düşmüyorsun, sakatlanıp maç kaçırmıyorsun, yedek kalmıyorsun…Kafama borçluyum. Biraz kurnaz bir insanımdır. Futbolcu olmak için sadece ayaklarınızın olması yetmiyor, kafa da çok önemli. Sakatlanmamı da anneme borçluyum. Çocukluktan beri et yemediğim için her gün bana pekmez, bal filan yedirirdi.Vejeteryan mısın?Tam olarak değilim aslında. İşlenmiş et yiyorum, balık yiyorum. Annemin içine dert oluyordu bu. Bana her gece süte karıştırılmış bıldırcın yumurtası içirirdi. Her gece saat 4’te işe gitmeden önce beni uyandırıp, içirirdi. Şimdi artık sadece pekmezle bal yiyorum. Sabah akşam mutlaka birer kaşık yerim.Bütün olay bu mu yani?Bence bu. Babamın da payı var tabii. Beni her zaman özel çalıştırırdı. Özel hoca tutardı bana. Beni hep koşuya götürüp zorla koştururdu. Ben ağlardım, o koştururdu. Ağlaya ağlaya koşardım. Hiç “kıyamam” dediğini duymadım. O zamanlar Bayer Leverkusen’de bir arkadaşım vardı. Yetenek olarak çok iyi değildi ama gönlünden, canından oynadığı için onu çok beğenirdim. Ona bakıp hevesleniyordum. O yüzden bende de her şey yürekten geliyor. Bazen maçlarda yorulsam bile bunu düşünerek hırslanıyorum, devam etmek istiyorum.Koşup koşup sonuca varamadığında sinirleniyor musun?Hayır. Koşarsan, mücadele edersen istediğine ulaşıyorsun.Baban sana koşarken nasıl hedefler koyardı?Oturduğumuz yere yakın, 6 kilometrelik bir göl vardı. O mesafeyi bir saatin içinde iki kere koşmam lazımdı.İlk turun sonunda bir su içirip “Hadi devam” derdi. İkinci turda sinirlenirdim. Bir defasında önümden bisikletli biri gidiyordu, çabuk bitsin diye onun arkasından koşmaya başlamıştım. Müzik dinliyorum ama nasıl sinirliyim! Babama beni o sıcakta koşturuyor diye kızıyorum ama bisikleti de kaçırmıyorum. Döndü bana “Hızlanayım mı?” dedi. “İstediğini yap, bana ne!” dedim ama ne kadar hızlanırsa gidiyorum. Bir baktım, 12 kilometreyi 52 dakikada koşmuşum.Hızlı düşünmeni neye borçlusun peki?Benim aklım sadece okulda çalışmazdı! Almanca dersinden, İngilizce’den hiç anlamazdım. Sadece matematikte iyiydim. Bir de evde saçma sapan ne iş varsa ben yapardım. Televizyonu tamir ederdim mesela. Onun dışında hep sokaklardaydım. Aklım sadece okula yetmezdi. Notlarıma bakınca “Senden hiçbir şey olmaz” derlerdi.Yaramaz bir çocuk muydun?Bir defasında abimin GameBoy’uyla oynuyordum. Kaseti üfledim üfledim, taktım çıkardım ama oyun hep bulanık görünüyordu. Ben de gidip komple yıkamıştım. Bir daha çalışmamıştı tabii. Abimden çok sağlam fırça yemiştim o gün.Kaç kardeşsiniz?Dört. Bir abim, iki ablam var.Annen hepinizle birden nasıl baş ediyordu? Çalışıyor muydu bir de?Annem temizlik işi yapıyordu, babam araba fabrikasında çalışıyordu.İbrahim Tatlıses’i çok seviyormuşsun. Gölün kenarında koşarken onun şarkılarını mı dinliyordun?Çoğunlukla onu dinlerdim. Bütün şarkıları çok güzel bence. Oynak müzikleri de severim, damardan girmeyi de severim.Maçlardan önce dinlediğin özel bir şeyler var mı?Mahsun Kırmızıgül’ün etkilendiğim birkaç şarkısı var. “Annem” diye bir şarkısı var mesela. Nereden geldiğimi bildiğim için beni çok etkiliyor. Eskiler geliyor aklıma, nasıl yaşadığımızı düşünüyorum. İnönü’de çıktığım ilk maçta statta “Sen benim her gece efkarım” şarkısı çalıyordu. Isınırken gözlerimden yaşlar gelmişti. Annemi babamı statta görünce çok duygulanmıştım.Samet Aybaba zamanı Beşiktaş Avrupa’da yoktu. Geçen sene yine öyle. Bu sezon Beşiktaş’ı Avrupa’da, Feyenoord ve Arsenal maçlarında nasıl gördün? Avrupa için hazır mısınız?Şu an Türkiye’nin en iyi takımı Beşiktaş. Arsenal’e meydan okuyan takım hazır olmaz mı? Arsenal burada kaleye doğru düzgün şut çekemeden geri gitti. İkinci maçta ne olur bilemeyiz ama çok kaliteli bir takımımız var. İnanıyorum ki çok başarılı olacağız. Arsenal’i eleyemesek bile gruplara kalamasak bile Avrupa’da iyi yerlere geleceğiz. Hedefimiz tabii ki Şampiyonlar Ligi.Adidas’ın sizin için hazırladığı formaları beğendin mi?Bence hepsi çok güzel ama ben en çok siyah formayı beğendim. Kırmızıdan da vazgeçeceğimizi sanmıyorum.Cenk Tosun, sen ve Demba Ba tribünden bu sezon için birer loca almışsınız. Bunu sırf kulübe maddi destek sağlamak için mi yaptınız?Yardım olsun diye aldık tabii ki ama bir taraftan da misafirlerimiz rahat edecek diye düşündük. Yakında nişanlım gelecek, evleneceğiz, annem babam gelecek. Bir de benim çok arkadaşım var, her maçta 10 tane bilet isteyip başkanları kızdırıyorum. 3-2’lik Fenerbahçe maçından önce 25 tane bilet almıştım. Maçtan bir gün önce annem telefon edip “Eniştenin bir akrabasına söz vermiştim ben, onu unuttuk” dedi. Ben de Tamer Kıran’a gidip “Bana bilet lazım” dedim. Önce vermeyecekti. “Yarın maçı kazanmak istiyorsan bana bir tane bilet vereceksin, ben de sana maçı alacağım” dedim. “Söz mü?” dedi, “Söz” dedim. Arabasının torpidosuna bir tane bilet saklamış, onu bana verdi, ben de maçı aldım!Şimdi artık kaç tane istersen alabilirsin…Artık bağladım bu konuyu ama yine de loca aldım. Vodafone Arena Türkiye’nin en güzel stadı olacak. Diğer takım taraftarları oraya korkarak gelecek.Twitter’ı aktif kullanıyorsun. Oradan nasıl mesajlar alıyorsun?Taraftarlar bizi görmek istediği için kullanıyorum. Beşiktaş taraftarı takımına çok bağlı. O şekilde temas etmiş oluyoruz.Güzel mesajlar alıyor musun?Fenerbahçe maçından sonra çok güzel mesajlar gelmişti. “Gökhan Gönül pazara gitti” diye fotoğraflar filan koymuşlardı.Bundesliga’da unutamadığın bir maç var mı?Borissia Dortmund maçını unutamam. Yine müthiş sol ayağımla yapıştırmıştım bir tane, gol olmuştu. Beşiktaş’a geldiğimden beri de Fenerbahçe maçlarını unutamıyorum.Röportaj Hilal Gülyurt, Recep ÖzerinFotoğraf Barış Tekin
İşte O İnşaatta Olay Sonrası Yaşananlar
Şişli Mecidiyeköy'de 10 kişiye mezar olan asansör kazasıyla alakalı cep telefonu görüntüleri ortaya çıktı.Dün saat 19:45 sıralarında meydana gelen olayda 10 kişi yaşamını yitirmişti. Olaydan hemen sonra cep telefonuyla çekilmiş cep telefonu görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, itfaiye ekiplerinin çakılan asansörün içinde cesetleri çıkarmaya çalışıyor.Zaman
Reklam