onedio
Milliler Maç Saatini Bekliyor
A Milli Futbol Takımı, İskoçya'da hazırlandığı İzlanda maçının son idmanını yaptı.St. Andrew's Üniversitesinin tesislerinde, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim yönetiminde gerçekleştirilen antrenman basın mensuplarına açık tutuldu. Antrenmanı izlemeye gelen çok sayıdaki Türk taraftar, zaman zaman yaptıkları tezahüratlarla futbolculara moral verdi.Aday kadrodaki tüm futbolcuların katıldığı idman bir saatten fazla sürdü. İdmana ısınma hareketleri ve eğitsel oyunlarla başlayan takım, daha sonra küçük grup oyunları üzerinde çalışarak, taktik antrenman ve şut çalışması yaptı. İdman, yenilenme koşusu ve soğuma hareketleriyle son buldu.Bu arada Türkiye'nin Edinburgh Başkonsolosu Semih Lütfü Turgut, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Fethi Heper ve Türk Hava Yolları (THY) Edinburgh Müdürü Serhat Sarı da antrenman sahasında milli takımın son idmanını izlediler.Ay-yıldızlı takım yarın TSİ 14.30'da Edinburgh'dan İzlanda'nın başkenti Reykjavik'e geçecek ve 9 Eylül Salı günü TSİ 21.45'te Laugardalsvöllur Ulusal Stadı'nda İzlanda Milli Takımı ile karşılaşacak.Sporx
'Halkınızı Dinlemek İçin Altyapı Kurarsanız ABD ve Diğer Ülkeler de Sizi Dinler'
Julian Assange: Google artık ABD savunma sisteminin bir parçası.Wikileaks'in kurucusu Julian Assange İstanbul’daki “Internet Ungovernance Forum”da önceki gün telekonferansla konuştu. Assange, “Halkınızı dinlemek için altyapı kurarsanız ABD ve diğer ülkeler bu altyapı üzerinden sizi dinler” dediİstanbul’da düzenlenen Internet Ungovernance Forum’un son gününe Wikileaks’in kurucusu Julian Assange katıldı. Birleşik Krallık’taki Ekvador Büyükelçiliği’nde iki yıldır sığınmacı olan Assange, etkinliğe telekonferans yöntemiyle bağlandı ve Türkiye’deki gözetim devletinin sonuçlarıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı.Birgün’den Onur Erem ’in haberine göre, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün çok kötü durumda olduğunu söyleyen Assange, otoritelerin ellerindeki gücü denetimsizce kullandığını belirtti. Assange açıkladıkları belgelerde ABD-Danimarka-Türkiye üçlüsünün Roj TV’nin kapatılması hakkında ve Ermeni Soykırımı’na yönelik çalışmaların sansürlenmesi hakkında önemli bilgiler olduğunu hatırlatırken medyanın etkisine dair şunları söyledi: “Büyük medya şirketleri hayatımızın her alanını etkiliyor. Kültürlerimizi endüstriyel kültürler haline getiriyor.”Fransa Libya’yı içerden bitirdiBugün halkını dinlemek isteyen küçük ülkelerin bunun karşılığında kendisini en az bir büyük ülkenin dinleyeceğini kabullenmesinin gerektiğini söyleyen Julian Assange “Fransa Libya’ya sattığı gözetim teknolojileri sayesinde ülkeyi gözetledi ve Kaddafi’yi rahatça düşürdü. Bugün kriptolu telefon satanlar veya yapanlar bile kullandıkları parçalara göre kendilerini dinleyecek devletler arasında tercihte bulunmaktan öteye geçemez halde. Türkiye de yıllar boyunca halkını dinlemek için ekipman aldı, iletişim altyapısını halkını dinlemek üzerine kurdu. Ancak Batı’dan aldığı bu ekipmanlar hükümetin de dinlenmesine olanak sağladı” ifadelerini kullandı.Kriptolu telefon imkânsızKriptolu telefon veya kripto uygulamaları konusunda özel girişimlere güvenmenin imkânsız olduğunu söyleyen Assange “Buraların yöneticilerinden, çalışanlarından rüşvetle, şantajla, tehditle bilgi edinmek gizli servisler için çok kolaydır. Bu nedenle özel şirketlere değil, herkesin denetimi altında bulunan açık kaynak kodlu uygulamalara güvenmeliyiz” dedi.İdeolojiler tohum gibidirDünyada farklı ideolojilerin birbirleriyle sürekli yarışacağını söyleyen Assange “İdeolojiler toprağa ekilmiş tohumlar gibidir. Hangisinin yeşerip büyüyeceğine bazen toprağın kalitesi, bazen iklim karar verir, bilemezsin. Endüstri devriminden beri teknoloji sürekli gelişiyor ve hayatımızı etkiliyor. Günümüzde vermemiz gereken mücadele bu teknolojileri insanlığın faydasına kullanabilmek” diye konuştu.Assange’dan internette gerilla taktikleriJulıan Assange ABD’nin ve gizli servislerin ağlar üzerindeki etkisini anlatırken şu ifadeleri kullandı: “Bir ağa dominant bir güç dahil olduğunda, zamanla o ağı kendi kontrolüne alır ve homojenleştirir. Bu eğilim kaçınılmazdır. Roma döneminde bu yollarla yapılmıştı, bugün ağ bağlantıları ve finansal bağlantılarla yapılıyor. İşte bizim de bu eğilime karşı elimizdeki tüm silahlarla mücadele vermemiz gerekir. Geçmişteki kurtuluş örgütlerine, gerilla organizasyonlarına baktığınızda, hiçbiri AK-47 silahını sevdiği için bu işe girişmemiştir. AK-47 onlar için bir araçtı. Bizim mücadelemizde de kripto bir amaç değil, araç.Herkesin kripto kullanması kitlesel gözetime karşı kitlesel bir direniş haline gelir, kitlesel gözetimi imkânsızlaştırır. Karşı tarafa sürekli huzursuzluk verecek şekilde davranmalı, ancak geri çekilmek zorunda kalınca geri çekilmeliyiz. Onu da mümkün olduğunca zarar verici şekilde yapmalıyız. Latin Amerika’nın özellikle de son 10 yılda bağımsızlaşması kıta içindeki aktörlerin birbirleriyle iletişiminin artması, gözetimin bunun gerisinde kalması sonucunda gerçekleşmiştir. Kripto aracımız demiştim, amacımız ise adalet. Adalete ancak dayanışma ile varabiliriz.”Assange: Google artık ABD savunma sisteminin bir parçasıJulIan Assange Google, Facebook gibi şirketlerin farklı amaçlarla yola çıksalar bile, ele geçirdikleri büyük veriler nedeniyle dünya istihbarat örgütlerinin hedefi olmaya mahkûm olduklarını söyledi: 1999 yılında New York Times köşe yazarı Thomas Friedman köşesinde “Serbest piyasanın gizli eli, gizli yumruğu olmadan bir işe yaramaz. Bugün o gizli yumruk rolünü ABD’nin hava gücü, deniz gücü ve silikon vadisi üstlenmiştir” demişti.Artık Google’ın kritik spesifik görevler için kullanılabilecek hale geldiğini anlatan Assange “Dünyada her gün 1,5 milyon Android cihaz satın alınıyor. Tüm Batı istihbaratının Çin’den edinemediği bilgileri Google, Android ve YouTube aracılığıyla edinmeyi başardı” dedi.Snowden’dan yazılı açıklama: Gezi direnişçilerine teşekkürlerForuma telekonferans ile katılması planlanan ancak teknik sorunlar nedeniyle yazılı mesaj göndermek zorunda kalan, Rusya’da sığınmacı durumundaki eski NSA çalışanı Edward Snowden mesajında şunları söyledi: “Türk toplumu yoğun bir şekilde sansür ve gözetime maruz kalmaktadır. Türkiye’de hükümet en temel insan haklarını bile ihlal etmekten çekinmezken, gözetim araçları ile yabancı gizli servislerin de ülkeyi gözetlemesine zemin hazırlıyor. Dün Gezi Parkı’nda direnen, bugün Ungovernance Forum’da mücadele gösteren herkese teşekkürler. Desteğim ve dayanışmam sizinle.”Almanya dinleme yazılımını Türkiye'ye yasadışı sattıGlobal Voices Online adlı ifade özgürlüğü örgütünün önceki gün yayımladığı bir rapora göre Alman şirketler, aralarında Türkiye, Bangladeş, ABD, Bahreyn ve Rusya gibi otoriter rejimlere sattığı dinleme yazılımlarını yasadışı bir şekilde satıyor. Alman yasalarına göre suçluları takip etmenin yanı sıra insan hakları savunucularına saldırmak ve kitlesel gözetim yapmak için kullanılabilecek FinFisher gibi casus yazılımların ülke dışına satılabilmesi için Alman Hükümeti’nden lisans alması gerekiyor. Raporda tek bir şirketin lisanssız ihracatının bile Almanya'daki tüm şirketlerin lisanslı satışlarından yedi kat fazla olduğu yazarken bu satışların muhasebe sistemlerinde başka yazılım satışları olarak gösterildiği yer alıyor. Alman Hükümeti, baskıcı rejim nedeniyle Türkiye'ye casus yazılım satışı yapılmaması gerektiğini açıklamıştı.T24
'Sürekli Benzer Faciaları Yaşamaya Mecbur muyuz?'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstanbul Mecidiyeköy'de 10 işçinin hayatını kaybettiği asansör kazasıyla ilgili olarak Twitter'da açıklamada bulundu.10 işçinin hayatını kaybetmesinde büyük üzüntü duyduğunu belirten Bahçeli, 'Tevekkül, tedbire engel değildir. Kader; sorumsuzluğa, vurdumduymazlığa, ilkelliğe bahane görülmemelidir' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mecidiyeköy'de 10 işçinin hayatını kaybettiği asansör kazası ile ilgili olarak sosyal paylaşım sitesi Twitter'da açıklamalarda bulundu.Milliyet
DTK: 'PKK Terör Örgütleri Listesinden Çıkarılsın'
DİYARBAKIR'da Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) bu sabah yapılan yapılan toplantıda konuşan PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, IŞİD saldırılarına değinerek, Suriye'nin Rojava bölgesindeki modelin Ortadoğu için de en iyi yönetim şekli olabileceğini savundu.Merkez Kayapınar İlçesi'ndeki spor kompleksinde cumartesi günü başlayan Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) 7'nci Olağan Kongresi, bugün de devam etti. HDP milletvekilleri, belediye başkanları, Suriye, Kuzey Irak, İran ve Avrupa'dan Kürt siyasetçilerin katılımıyla bugün de devam etti.Suriye'nin Rojava Bölgesi'nde etkili olan PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Kürtçe yaptığı konuşmada, Kuzey Irak ve Suriye'nin Rojava Bölgesi'nde dram ve katliamlara değinerek, Kürt sorunun demokratik çözümüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. IŞİD saldırılarına maruz kalan Irak ve Ortadoğu'da Rojava'nın en uygun model olacağını savunan Abdullah, şöyle dedi:'Bugün geldiğimiz noktayı tarihi olarak görüyoruz. Çözüm için üzerimize düşen sorumluluğu ve desteği bir kez daha burada gösteriyoruz. Bugün bölgedeki saldırılar, bölgedeki halklara dönüktür. Mezopotamya'daki kültür ve tarihe dönüktür. Halklar burada kendi renkleriyle yüzlerce yıldır burada birlikte yaşadı. Ancak bugün kapitalist modernite ve IŞİD çetecilerinin saldırıları Ortadoğu'daki halkların birliği ve eşitliğini, halkların kimliğini, inancını ve kültürünü ortadan kaldırmak istiyor. Bu yüzden bugün katliamlarla yüz yüze kalan halkımızın maruz kaldığı bu saldırılarda Rojava özgür bir toplum olarak ki içerisinde barış ve özgürlük var. Musul ve Şengal'deki saldırılar oradaki ortak yaşamı bitirmeye dönüktür. En büyük katliam, Şengal'deki halkımıza ve Kürt kadınlarına dönük oldu. Kürt kadınları olarak 21'nci Yüzyıl'da büyük bir katliam yaşadık. İnsanlık vicdanı ve demokratik zihniyet, bu saldırıları, kadınlara dönük bu vahşeti kabul edemez. Bu yüzden bu saldırılara karşı onurlu mücadele halkaların mücadelesidir. Mücadele demokratik ulusu yaratmaktır. Ki bu modelde Rojava'da inşa edilen modeldir. Bugün Rojava'da binlerce şehidin kanıyla, kadın ve gençliğin emeğiyle birlikte yaşadığımız bütün halkaların emeğiyle Rojava'da kurulan modeli, Ortadoğu için örnek bir model olarak görüyoruz. Burada bütün kimlik, kültür, inanç ve halklar büyük bir ısrarla bu saldırılara karşı birlikte yaşıyoruz. Bu mücadele bugün sadece Kürt halkı için değil. Demokratik Ulus projemiz bütün halklar içindir. Demokratik bir Suriye içindir.'HATİP DİCLE VE SELMA IRMAK, DTK EŞBAŞKANI OLDUMerkez Kayapınar İlçesi'ndeki spor kompleksinde dün başlayan Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) 7'nci Olağan Kongresi, bugün yapılan oylama ile sona erdi. Öğleden sonra yapılan ve tek liste ile gidilen oylamada, Hatip Dicle ve HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, DTK Eşbaşkanlığı'na seçildi. 501 delegesi bulunan DTK'nın bugün yapılan kongresinde 61 delege, hasta ve çeşitli mazeretler bildirerek oylamaya katılmazken, 440 delege bugün oy kullandı.Akşam saatlerinde de DTK genel kurulunun sonuç bildirgesinin açıklanması bekleniyor.'DEMOKRATİK TOPLUM İNŞAASINDA KADIN RUHU'Yapılan seçimlerin ardından Kürtçe konuşma yapan HDP Şırnak Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, demokratik ve özgür bir toplum inşaasında kadın ruhunun da olması gerekliliğini söyleyerek, 'Demokratik bir toplum inşa ediyorsak, özgür bir toplum ve demokratik bir ulus inşa edeceksek, kadının ruhuyla kendimizi görmeliyiz. Kadın gözüyle dünyaya bakmalıyız' dedi.'YENİDEN SEÇİLMEM, DEMOKRASİ DIŞI GÜÇLERE YANITTIR'Daha sonra DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, alkışlar arasında kürsüye çıktı. Irmak gibi Kürtçe konuşan Dicle, kongreye katkı sunan herkese deşekkür ederek, 'Değerli arkadaşlar sizler de biliyorsunuz ki, 2009 yılında DTK Eşbaşkanı olarak seçildikten sonra 12 gün geçmeden KCK operasyonları çerçevesinde tutuklandım. Sadece ben değil binlerce Kürt siyasetçisi, hukuk dışı bir şekilde tutuklandı. 4.5 yıl aradan sonra yeniden sizlerin arasında yer aldım ve yeniden DTK Eşbaşkanı seçilmem, demokrasi dışı güçlere bir yanıttır' dedi.'ÖZERK KUZEY KÜRDİSTAN'IN KURULMASI İÇİN YOĞUN ÇABA'Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni, 'Kuzey Kürdistan' olarak değerlendiren Dicle, 'DTK Kongresi'nin misyonu; Kuzey Kürdistan'da ulusal bir birliği kurmak. Bütün ayrılıkları zenginlik olarak algılıyoruz. Doğrudan demokrasi ve radikal demokrasinin uygulamaya girmesi için meclisler oluşturulacağız. Beklenti ve temennimiz o ki, özerk Kürdistan'ın Kuzey Kürdistan'da kurulması için bizlerin yoğun bir çalışma yürütmesi gerekir. Çünkü bütün Kürdistan şehitlerinin gözleri üzerimizde' diye konuştu.'YOL HARİTASININ AÇIKLANMASINI BEKLİYORUZ'çözüm sürecine de değinen Dicle, 'Bizler Kürt Özgürlük Hareketi'nin başlattığı diyalog sürecinin müzakereye çevrilmesini istiyoruz. Yol haritasının açıklanmasını bekliyor, devletin de anayasal zeminde değişikliklere gitmesi gerekiyor. Başkan Öcalan ve siyasi tutsakların serbest kalması için hemen gerekenlerin yapılması gerekiyor. PKK'nin terör listesinden derhal çıkarılması gerekiyor. Yarından itibaren çalışmalarımıza başlayacağız. Kürt halkının sorunlarının çözümü için bir planlama yaparak başarılı olacağımıza inanıyoruz. Bu duygularla sizleri selamlıyorum. Şehidlerin manevi gücüyle yüzde yüz başaracağız' dedi.ORTADOĞU'DA 3'NCÜ DÜNYA SAVAŞISon olarak söz alan; Demokratik İslam Kongresi Şura Üyesi Ayhan Bilgem, hazırlanan DTK genel kurulunun sonuç bildirgesini okudu. Ortadoğu'da ve Kürtler'in yaşadığı bölgelerde adı konulmamış bir 3'ncü Dünya savaşının yaşandığını belirten Bilgem, 'Genelde Ortadoğu'da özelde Kürdistan coğrafyasında adı konulmamış bir 3. Dünya savaşı durumu yaşanmaktadır. Ortadoğu da yaşanan bu savaş tüm bölge halklarının güvenlik ve geleceğini tehdit etmekle kalmıyor etnik, inanç ve kültürel soykırım gibi tarihsel hafızalardan silinmeyecek ağır sonuçları doğuruyor. Rojava, Şengal, Telafer ve Filistin'de yaşananlar bunun somut ifadesidir' dedi.ULUSAL KONGREAyhan Bilgem, Abdullah Öcalan'ın olaylar yaşanmadan Ortadoğu'daki gelişmelere dikkat çektiğinibelirterek, 'Tüm bu gelişmeleri öngören Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan, yaşanabilecek olası gelişmelere ısrarla dikkat çekerek, bölge ülkelerinin demokratikleşme temelinde dönüşüm geçirmelerini, Kürdistani güçlerin de varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama temelinde bir an önce ulusal kongreyi toplayarak sürece hazır hale gelmelerinin gerekliliğini ortaya koymuştu. Bölge ülkeleri bu uyarıları dikkate almayarak aksine savaşı derinleştirecek ilişki ve arayışların içine girmişlerdir. Ayrıca Kürdistan ulusal kongresinin toplanmamasına yönelik başta Türkiye olmak üzere diğer bölge devletleri engelleyici tutumlar içinde olmuşlardır. Tüm bu gelişmeler öngörülürken Kürt siyasi parti ve oluşumlarının dıştan dayatılan engellemelere rağmen ulusal birlik temelinde bir kongreyi gerçekleştirememesi tarihsel vebali ağır olan gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu gelişmeleri değerlendiren kongremiz hiçbir mazerete sığınmadan bir an önce ulusal kongrenin toplanma çağrısını yinelemektedir' ifadelerini kullandı.ORTAK SAVUNMA GÜCÜDaha önce HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın gündeme getirdiği ortak savunma gücüne de atıfta bulunan Bilgem, 'Gecikmiş te olsa gerçekleştirilen sınırlı ulusal birliğin, halklarımızın saldırılara karşı savunulması, İŞİD saldırılarının püskürtülmesi ve Kürdistani halkların dayanışması açısından ne denli önemli olduğunu yaşanan gerçeklik göstermektedir. Bu realiteden de anlaşıldığı gibi Kürdistan ve Mezopotamya halkları açısından ortak savunma gücünün nedenli hayati önemde olduğu ortaya çıkmıştır' diye konuştu.'PKK TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİNDEN ÇIKARILSIN'Bilgem, Suriye'nin Rojava Bölgesi'nde yaşayan Kürtler'in oluşturduğu yeni yönetim anlayışının Ortadoğu'ya model olabileceğine dikkat çekti. PKK'nın da terör örgütü listesinden çıkarılması çağrısında da bulunan Bilgem, 'Kongremiz; Yerel, ulusal ve ulular arası hiçbir gücün karşında duramadığı çeteci güçlere karşı halkların savunmasını ağır bedeller ödeyerek gerçekleştiren YPG ve HPG güçlerinin uluslararası mekanizmalar tarafından halk savunma gücü olarak tanınmasını ve PKK'nin' terör örgütleri' listesinden çıkartılmasını bir zorunluluk olarak görmektedir' dedi.'AK PARTİ, ÇÖZÜME DAİR TATMİN EDİCİ ADIM ATMAMIŞTIR'Diyalog ve çözüm sürecinin de kongrede ele alındığına işaret eden Bilgem, 'Kongremiz, AKP hükümetinin çözüme dair tatmin edici bir adım atmadığını vurgulamıştır. Bir yandan İŞİD (vb) yapılara destek vererek Kürt kazanımlarını bastırmaya çalışırken diğer yandan Ortadoğu'nun kaotik gerçekliği içinde Kürt halkının katliamla karşı karşıya olduğu bir ortamda çözüm süreci adına silahsızlanmayı ilk seçenek olarak dayatması tasfiyeden başka bir durumu amaçlamadığını değerlendirmiştir. Gerçekliği olmayan seçenekleri dayatıp esasta yapması gerekenleri öteleyen tutumlarına rağmen Kürt halk önderi ve özgürlük hareketi çok zor şartlar altında diyalog sürecinin kopmaması için yoğun çaba sarf etmiştir. Bu çabaların sonuç alıcı bir müzakere ve kalıcı bir barış sürecine dönüşmesi için öncelikli olarak Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan'ın özgürce hareket edeceği koşulların sağlanması, diyalog sürecinden müzakere sürecine geçişte katkı sunacak kesimlerin dahil edilmesi, hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması, TMK'nın kaldırılması,seçim yasasının demokratikleştirilmesi ve bunlarla birlikte anadil hakkının ve demokratik özerkliğin esas alınacağı yeni bir anayasanın yapılması acil bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır' diye konuştu.Bayram BULUT/DİYARBAKIR, (DHA)
Reklam
Memet Ali Alabora Oyuncular Sendikası Yönetimini Devrediyor
Gezi Parkı eylemleri sürecinde öne çıkan isimler arasında yer alan Memet Ali Alabora, sessizliğini bozdu. Alabora, başkanlığını yaptığı Oyuncular Sendikası'nı devrettiğini duyurdu.Gezi Parkı direnişinde 'Mesele ağaç değil, sen hala anlamadın mı' tweetiyle öne çıkan isimlerden biri olan Memet Ali Alabora, bir süredir sessizliğini koruyordu.Alabora; Frankfurt’ta “Duvara Karşı” filminin opera uyarlamısında rol aldığı için bir süre orada kalacağını belirtmişti. Oyuncular Sendikası’nın Başkanı olan Memet Ali Alabora’nın sendikanın eylül ayında yapılacak olan genel kurulu için eylülden önce İstanbul’a dönmesi bekleniyordu.Ancak geçtiğimiz aylarda, Cumhuriyet'ten Ceren Çıplak'ın haberinde yer alan bilgiye göre, Memet Ali Alabora Türkiye'ye dönmeyecekti. Alabora, yaklaşık 2 ay sonra resmi twitter hesabından attığı mesajıyla haberi doğruladı.Başkanlığını yaptığı Oyuncular Sendikası'nı devrettiğini belirten Alabora, '3'ü yönetim yılı olan 4 yıllık sürecin sonuna geldik.Bugün ilk gününden beri sorumluluğunu aldığımız @oyuncusendika yönetimini devrediyoruz.' dedi.
'Dergi Kapansın Diyorlar, Böyle Bir Faşizm Olabilir mi?'
Gülsüm Çiçekçi: Âlâ okurları mankenin verdiği pozla gezmiyorlar'İslami moda dergisi' olarak da bilinen, ancak, tesettürlü modellerle yaptığı kapakların ardından İslamcı kesim içinde sert eleştirilere hedef olan Âlâ dergisinin imtiyaz sahibi Gülsüm Çiçekçi , tepkileri değerlendirdi. Çiçekçi, muhazakâr dünyadaki kadınlara hitap etmek üzere kurulan ve 'Stil sahibi kadının dergisi' sloganıyla yola koyulan Âlâ'yı ve tepkileri anlatırken, 'Altı üstü ve sadece ve sadece moda dergisiyiz. Bunu anlamak istemeyen anlamayacak. Üç yılda bunu öğrendik. Dergi kapansın istiyorlar, böyle bir faşizm olabilir mi' dedi.Cumhuriyet Pazar'dan Esra Açıkgöz 'ün sorularını yanıtlayan Çiçekçi, gelen tepkilerin nedeni konusunda, 'En büyük neden bir yere yaslanmamak, bağlı olmamak.Bir gruba, partiye, cemaate ait olmadığımızdan onların söylemiyle züppe, pespaye oluyoruz' değerlendirmesini yaptı. Çiçekçi, özetle şunları söyledi:'Altı üstü moda dergisi bu, gerçekten altı üstü dergi modası! Bunu herkes başka bir şeyle doldurmak, içine bir şeyler sokmak istiyor, anlıyorum ama formül basit. Moda üreticisi, tasarımcı ve kadın; bu üçünün arasında giden gelen bir haberleşme ağı bu. Parantez açılacak, virgülden sonra devam eden bir cümlesi yok.Dergiyi bir gerçekmiş gibi görmek istiyorlar. Yayın dili öğrenilmesi gereken bir şey. Bu sektörde böyle bir dergi yoktu, moda kataloglardan takip ediliyordu. Amaç sadece ürünü göstermek olmalı gibi algılanıyordu. Sonra daha profesyonel fotoğrafçılarla çalışmaya başladı üreticiler. Ebru Şallı gibi mankenler kullanıldı tesettür defilelerinde, o zaman da aynı tartışmalar yapıldı. Zaman, Yeni Şafak gazetesinin yazarları bizi de defileci diye görmek istedi. Ali Bulaç, siz defilatörsünüz, demişti. Evine kadın dergisi hiç girmedi ki. Sıkıntı burada. Kimse kötü niyetli değil. Biz bir kadın profili oluşturmaya çalışmıyoruz. Son sayıda eleştirilerini ciddiye aldık ve tesettür kullanmadık. Türkiye’de en az yüz bin kadın, yakasını tamamen kapatmıyor ama başını bağlıyor. Fransız türbanı diyorlar ona.Biz sadece bir kadın dergisiyiz. Ölçülü giyinen, Türkiye’de yaz geldiğinde aradığını bulamayan kadınlara hitap ediyoruz. Manken elini kafasına tutup poz verdiği zaman, Âlâ okurları böyle gezmiyorlar. Bu bir anı fotoğrafı değil. Moda fotoğrafı, realist olmak gerekmiyor.Bu dergiyle, şöyle giyin, boğazını aç demiyoruz. Herkes içeride ve dışarıda ne giyebileceğini bilecek kadar bilinçli. Onlar, insanlarda bu bilincin olmadığını düşünüyorlar. Eğer öyleyse bunu düzeltecek bir çözüm bulsunlar, Âlâ’yı eleştirene kadar. Bunu söylemek bize düşmez ama İslam hayattan kopuk bir din değil.'T24
Reklam
Sırplar, Yunanistan'ı Dağıttı
Dünya Basketbol Kupası'nın ikinci turunda Sırbistan ile yenilgisiz Yunanistan, İspanya'nın başkenti Madrid'de karşılaştı.Maç karşılıklı basketlerle başlarken, ilk çeyrek 23-20, ikinci çeyrek ise 23-22 Sırbistan üstünlüğü ile tamamlandı. Sırbistan, pota altından yaptığı sayıların etkisi ile soyunma odasına 4 sayı önde gitti.Grup aşamasında oynadığı 5 maçta da mağlubiyet almayan Yunanistan, Sırbistan karşısında skoru dengelemeye çalışsa da üçüncü çeyrekte farkı 5 daha artıran Sırbistan son çeyrek öncesi rahatladı. Fenerbahçe'nin yeni transferi Bogdan Bogdanovic'in 21 sayı bulduğu Sırbistan, son kısımda da durulmayınca maçı 90-72 kazandı.Bir başka Fenerbahçe Ülker oyuncusu Nemanja Bjelica 8 sayı 10 ribaund kaydetti. Yunanistan'ın en skorer ismi ise 14 sayı ile Nick Calathes oldu.Sırbistan çeyrek finalde Arjantin-Brezilya maçının galibiyle karşılaşacak.Şampiy10
1900'lü Yılların Başında Paris'te Çekilen 19 Harika Renkli Fotoğraf
1907 ve 1930 yılları arasında Paris'te çekilen fotoğraflar adeta bizi geçmişe götürüyorlar. Lumière Kardeşler tarafından bulunan autochrome tekniğiyle yine bu kardeşler tarafından çekilen renkli fotoğraflardaki ambiyans gerçekten harika...Bu arada öğrenmek isteyenler için Autochrome tekniği ile ilgili kısa bir bilgilendirme: Fotoğrafların autochrome işlemi ile renklendirilmesi ilk olarak 1907 yılında Lumiere kardeşler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cam plakaların üzerine çok ufak mozaik parçaları şeklinde kırmızı, yeşil ve mavi boyalı patates nişastası ile kaplanarak işleme başlanıyordu. Kullanılan bu nişastaların ana görevi emulsüyon üzerinde ışığa duyarlı filtre görevi görmeleriydi. İşlem süresince hazırlanan emulsiyon tabakası ilk olarak siyah-beyaz pozitif bir görüntüye dönüşürdü. Daha sonra renklendirme işlemine başlanırdı. Autochorome ile renklendirme işlemi 1930’lu yıllara kadar devam etti ve bu yıllarda renkli filmlerin ve baskıların çıkmasıyla son buldu. Tipik olarak Autochrome baskı tekniğinin özellikleri noktasal bir renklenmeye sahip olması, fotoğrafın genelinde oluşan yumuşak bir görüntüye sahip olması, renklerin solgun görünmesi ve pastel tonlardaki görüntüsüyle karakterizedir. İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
İnşaat İşçileri Sendikası: 'Şantiyelerde 12 Bin Denetmen Açığı Var'
“Kaza günü içerisinde birkaç kez arıza veren asansörle işçiler taşınmaya devam etmiştir”Mecidiyeköy'deki Torun Center'da 10 işçinin ölümüne sebep olan kaza hakkında İnşaat İşçileri Sendikası’ndan yapılan açıklamada, “Şantiyelerde şu an 12 bin denetmen açığı var. Güvenlik sorumluluğunun doğrudan bakanlığa bağlı olması ve kontrollerin inşaat devam ettikçe sürmesi gerekmektedir” denildi.Mecidiyeköy’de eski Ali Sami Yen stadı arsasında, TOKİ ve Torunlar GYO ortaklığında inşa edilen ‘Torun Center’ şanityesindeki asansör kazasında Cumartesi akşamı 10 işçi can verdi.Radikal’den Elif İnce ’nin haberine göre, şantiyenin önünde bugün saat 14’te bir basın açıklaması yapan İnşaat İşçileri Sendikası, iş güvenliğiyle ilgili bağımsız denetmenlerin eksikliğine vurgu yaptı.Sendikanın Başkan Yardımcısı Remzi Yılmaz’ın okuduğu basın açıklaması şöyle: ‘’Şantiyelerde hiçbir güvenlik önlemi alınmadan,kara düzen çalıştırılıyoruz. 30-40 katlı bir bina inşaatında sadece baret ve eldiven giymek güvenlik önlemi olamaz. Bu kadar büyük bir inşaatta iş güvenliği sorumlularının faaliyetin devam ettiği sürece burada bulunması gerekir. Biz bunu daha önce de defalarca ifade ettik. İş güvenliği sorumlusunun özel şirket patronu altında çalışıyor olması buradaki temel sorundur. Güvenlik sorumluluğunun doğrudan bakanlığa bağlı olması ve kontrollerin çalışma devam ettikçe sürmesi gerekmektedir.’’Ağustos’ta 40 işçi kâra kurban‘’Sadece burada değil, Türkiye'nin her yerine inşaat işçisi hiçbir güvenlik olmadan çalıştırılıyor. Ağustos ayında şantiyelerde çalışan 40 işçi kardeşimiz patronların karına kurban edildi. Çalışma Bakanlığı'nı uyarıyoruz. İnşaatlarda hiçbir denetim yapılmıyor. Şantiyelerde şu an 12 bin denetmen açığı var. Bu denetçiler alınmadığı için her sene iki Soma yaşıyoruz. Biz her sene bu kadar şehit verirken, Torunlar şirketi geçen yıla oranla karını %900 artırmıştır. Bu şantiyedeyse üç kuruşluk önlemler alınmamaktadır.’’Paraşüt ve düşme freni yoktu‘’Dün akşam gerçekleşen olayda, güniçerisinde birkaç kez arıza veren asansörle işçiler taşınmaya devam etmiştir. Asansörün düşmesi ihtimaline karşı alınan paraşüt ve düşme freni gibi önlemlerin bulunmadığını dün akşam işçi kardeşlerimiz ifade ettiler. Burada göz göre göre iş cinayeti işlenmiştir. Torunlar şantiyesinde iş güvenliği önlemleri alınana kadar çalışma derhal sonlandırılmalı ve burada çalışan işçi arkadaşlarımızın ücretleri ödenmeye devam etmelidir.’’T24
Torun Center'ın İş Güvenliği Firması Soma Holding'e de Hizmet Vermiş
10 işçinin hayatını kaybettiği Torunlar GYO’ya ait Torun Center’ın iş güvenliği danışmanlığını sağlayan firma önce aralarında Soma Grubu’nun yer aldığı ‘ Projeler ‘ sayfasını kapattı, ardından da ‘ günah çıkardı ‘.Nitelikli Cevaplar Akademisi İş Sağ. Güv.Eğt. Çev. Müh. ve Dan. Hiz. A.Ş.’nin websitesindeki ‘Projeler’ sayfası Torunlar Center’da yaşanan faciadan kısa bir süre sonra kapandı. Diken’in Google’ın önbellek aramasından ulaştığı sayfada ise ‘ Devam eden projeler ‘ arasında, resmi rakamlara göre 301 işçinin öldüğü Soma’daki madenin sahibi Soma Grubu da yer alıyor.'Kaldı ki Spine Tower'da kimse ölmedi'Soma Grubu’nun ortakları arasında yer aldığı fakat maden faciasının ardından sözleşmesini feshettiği Spine Tower’a da iş güvenliği danışmanlığı yapan firma, bu nedenle Soma Holding’e hizmet vermediğini belirtti, “Kaldı ki Spine Tower Residence inşaatı projesi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden herhangi bir ölümlü veya ciddi yaralanmalı iş kazası olmadan bitirilmiştir” ifadelerini kullandı.O zaman neden kapatıldı?Şirketten yapılan açıklamada websitelerinin projeler bölümünün olaydan sonra neden kapandığı konusunda bir bilgi verilmedi. yargıya intikal eden konu hakkında adli makamlar tarafından başlatılan soruşturma halen devam ettiği hatırlatılıp, “Şirketimiz tarafından sorumluların ortaya çıkarılması konusunda adli mercilere her türlü destek verilmektedir” denildi.Referanslar arasında HES'ler ve Ataköy de varÖte yandan firmanın kapattığı sayfasındaki devam eden projeler bölümünde Erzincan ve Trabzon başta olmak üzere birçok Hidroelektrik Santrali (HES) ‘referans’ olarak yer alırken, yapımı birçok kez mahkemelik olan Ataköy’deki tartışmalı Yalı Ataköy projesi de bulunuyor.Diken
Asansör Faciasının Yaşandığı İnşaattaki İşçilerden Bazıları İşten Ayrıldı
Torun Center’da çalışan işçilerden bazıları, asansör olmadığı için sırtlarında yataklarıyla, yangın merdivenini kullanarak inşaattan çıktıAli Sami Yen Stadı'nın yerine yapılan Torun Center projesinde dün yaşanan ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan asansör faciasının ardından inşaatta çalışan işçilerden bazıları işten ayrıldıMecidiyeköy’de Ali Sami Yen Stadyumu’nun arazisindeki Torun Center rezidansının inşaatında asansörün 32. kattan çakılması sonucu 10 işçi hayatını kaybetti.Hürriyet’ten İpek Yezdani ’nin haberine göre, Torun Center tüm inşaat faaliyetlerinin durdurulduğunu açıklarken, bazı işçiler bugün inşaat alanına geldi.Facianın ardından inşaatta çalışan işçilerden bazıları işten ayrıldı.İşçiler asansör olmadığı için sırtlarında yataklarıyla, yangın merdivenini kullanarak inşaattan çıktı.T24
Reklam
Fenerbahçe'nin Paraşütlü Meşale Cezası CAS'ta Ders Konusu Oldu
Sarı Lacivertli takım, BATE ile Saracoğlu’nda cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı maçta stat dışından paraşütle atılan meşaleler yüzünden ceza almıştıFenerbahçe'nin UEFA'dan tedbirli olarak 1 yıl Avrupa'dan men cezası almasına neden olan paraşütlü meşale eylemi Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) Semineri'nde ders konusu oldu.Sarı Lacivertli takımın UEFA Avrupa Ligi’nde 21 Şubat 2013 tarihinde BATE Borisov ile Saracoğlu’nda cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı maç stat dışından paraşütle atılan meşaleler yüzünden bir dakika durdurulmuştu. Bunun üzerine UEFA Sarı Lacivertli takımı 1 yıl Avrupa’dan men etmiş ancak cezayı 2 yıl ertelemişti. Takım ayrıca 1 maç daha seyircisiz oynama ve 80 bin euro para cezası kesmişti.Bu eylem CAS'ın İsviçre'nin Lozan kentinde 5 Eylül'den beri devam eden seminerinin 'Kusursuz Sorumluluk' bölümünde ele alındı. Şiddet eylemi olarak nitelendirilen olayda Fenerbahçe'nin olayda kusuru olmasa bile sorumlu olduğu belirtildi. Sunumu yapan anlatıcı BATE maçının görüntüleri ekrana yansıtılmadan önce 'Türk katılımcılardan özür dileriz. Bu örneği bilinçli olarak seçmedik. İlginç olduğu için burada' dedi.Yasalarla kusur aranmaksızın sorumlu kabul edilen kimselerin eylemlerinden zarar gören kişiler, karşı tarafın olayda kusuru bulunduğunu ispat etmek zorunda olmadıkları gibi, kusursuz sorumlu sayılan kişi ya da kurum olayda kusuru bulunmadığını ispat etmekle sorumluluktan kurtulamaz. Sorumluluktan kurtulmak için fiil ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin ortadan kalktığını ispat etmek gerekir.T24
TFF'den 'Süper Kupa' Cezalarına Açıklama
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan Süper Kupa maçının ardından verilen cezalar ve kulüplerin yaptığı açıklamalar üzerine bir bildiri yayımladı.Federasyondan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı;'Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 25 Ağustos 2014 tarihinde Manisa 19 Mayıs Stadı'nda oynanan TFF Süper Kupa müsabakası sırasında vuku bulan hadiseler sonucu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ilgili kulüplere ve şahıslara 28 Ağustos 2014 tarihinde belirli cezalar vermiştir.Türkiye Futbol Federasyonu'nun geçtiğimiz sezon devre arasında uygulamaya aldığı sıfır tolerans yaklaşımı çerçevesinde TFF Hukuk Müşavirliği verilen cezalara Tahkim Kurulu nezdinde itiraz etmiş ve Tahkim Kurulu 4 Eylül 2014 tarihinde cezaların arttırılmasına karar vermiştir.Bu kararların ardından özellikle kulüplerimiz tarafından çeşitli medya organlarında sorumluluğun Türkiye Futbol Federasyonu'na ait olduğu yönünde çıkan açıklamalar kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir.Konuyla ilgili aşağıdaki açıklama ve uygulamaları kamuoyunun bilgisine arz ederiz:KULÜPLERİN SÜPER KUPA MÜCADELESİNDEKİ SAHA OLAYLARINDAN SORUMLU OLDUĞUNA DAİR 'SÜPER KUPA STATÜSÜ' HÜKÜMLERİTFF Süper Kupa Statüsü'nün 'TRİBÜN DÜZENLEMESİ ve ORGANİZASYON' başlıklı 4.maddesine göre; TFF Süper Kupa maçında tribün düzenlemesi ve organizasyon hakkı TFF'ye ait olmakla birlikte müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında herhangi bir olay çıkması halinde olaylara sebebiyet veren taraftarların eylemlerinden kulüpleri sorumludur.Buna göre kulüplerin, yaşanılan SAHA OLAYLARINDAN kendilerinin değil, organizasyon hakkına sahip TFF'nin sorumlu olduğuna dair savunmasının hukuki dayanağı yoktur.Yine, TFF Süper Kupa Statüsü'nün 10/I,D maddesi gereğince kulüpler, TFF Süper Kupa müsabakasında taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürattan da sorumludur:'D) ÇİRKİN VE KÖTÜ TEZAHÜRAT UYGULAMASI(1) Müsabakada topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.(2) Herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını aşağılamak, tahrik veya taciz etmek amacıyla; etnik veya bölgesel ayrımcılık içeren ya da herhangi bir takımın mensuplarını veya taraftarlarını suç failleri veya suç örgütleriyle özdeşleştirecek şekilde toplu olarak tezahürat yapılması ya da bu içerikte pankart açılması veya benzeri eylemlerde bulunulması devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.(3) Kulüplere, 1. fıkrada belirtilen yasağın ihlali halinde 100.000.-TL ve 2. fıkrada belirtilen yasağın ihlali halinde 150.000.-TL para cezası verilir.FENERBAHÇE CEZASI HAKKINDAFenerbahçe A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle, PFDK'ca verilen 20.000.-TL para cezasının arttırılması talebi kabul edilmiş;Sahaya 39 yabancı cisim (pet su bardağı ve şişesi, torpil, maytap) atılması , ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 1 2 adet meşale yakıl ması, ancak meşalelerin sahaya atılmaması; 15 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle müsabakanın 1 kez durması; böylece saha olaylarının, müsabaka bütünlüğünü bozar nitelikte olması dikkate alınarak PFDK'ca Fenerbahçe A.Ş. ' ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen cezanın 100.000.-TL olarak artırılmasına;GALATASARAY CEZASI HAKKINDAGalatasaray A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle PFDK'ca verilen 150.000.-TL para cezasının arttırılması talebi kabul edilmiş;Sahaya toplam 189 yabancı madde (pet su bardağı ve şişesi,çakmak,madeni para, maytap,klipsli zincir halkası, muşta, bir plastik torba içinde çekirdek, meşale, ayakkabı, domates, koltuk parçası) atılması ve bu maddelerin bir kısmının yanıcı ve parlayıcı madde ile metal para olması; 11 adet meşale yakılması, bunlardan 2 adedinin yanar vaziyette sahaya atılması; 96 adet koltuğun kırılması; atılan yabancı cisimler nedeniyle müsabakanın, bir keresinde 6 dakika olmak üzere 2 kez durması; atılan cisimlerden üçünün müsabaka görevlileri ile bir futbolcuya isabet etmesi; atılan muştanın isabet ettiği görevlinin yüzündeki yaralanma nedeniyle hastaneye kaldırılması dikkate alınarak, PFDK'ca Galatasaray A.Ş.'ye taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen 150.000.-TL para cezasının, 1 resmi müsabakayı seyircisiz oynama cezası şeklinde artırılmasına; karar verilmiştir.Ayrıca bugüne kadar yüze gelen cisimlerde ve yaralama olaylarında istikrarlı olarak seyircisiz oynama cezası verilmiştir.Yukarıda sayılan maddelerden de net olarak anlaşılacağı gibi sahada oynanan futbolun kirletilmesine yönelik hiçbir suça, gayrihukuki veya keyfi bir ceza verilmiş olması söz konusu değildir. Esasen bu durum tüm kulüp başkan ve yöneticileri tarafından net olarak biliniyor olmasına rağmen, alınan kararların usulsüz olduğu yönündeki açıklamaların tamamen popülist bir yaklaşım olduğu tüm sağduyulu futbolseverlerin ortak kanaatidir. Türkiye Futbol Federasyonu olarak hedefimiz sahalarda bu tür benzeri olaylar tek bir kez bile oluşmayacak güne kadar mücadelemize devam etmek ve kararlı duruşumuzu sürdürmektir. Bu konuda dayanağımız ve en büyük gücümüzü huzurlu bir futbol ortamı arayan, kavgasız ve küfürsüz bir futbol ortamı arzulayan sağduyulu futbol seyircilerimizden alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.'İSTANBUL / DHA
Reklam
New York'ta Gazze Film Festivali
ABD'nin New York kentinde, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını ve Filistinlilerin çektiği acıları konu alan filmlerin yer aldığı Gazze Film Festivali düzenlendi.Mısırlı doktora öğrencisi Eman Mursi'nin öncülüğünde düzenlenen Gazze Film Festivali, New York Üniverstesi'nin (NYU) Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi ve NYU'daki Asya/Pasifik/Amerikan Enstitüsü'nün desteğiyle gerçekleştirildi. İlk gün 'Gazze'nin Gözyaşları' ve 'Uçan Kağıt' filmlerinin gösterildiği festivalin ikinci gününde ise İsrail'in saldırılarının ekonomik etkisine vurgu yapan Ayelet Heller'in yönettiği 'Çilek Tarlaları', Abdel Salam Shehada'nin yönettiği ''Gözyaşlarının Bir Başka Çeşidi'' ve İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukayı anlatan Fida Qishta'nın yönettiği ''Kuşlar Nerede Uçmalı'' filmleri sıralandı.'Utanç verici'Festivali düzenleyen Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi'nde Ortadoğu doktora öğrencisi Eman Mursi, bu yaz İsrail'in Gazze'yi bombalayarak 2 binden fazla kişiyi öldürmesinin ardından bu konuda bir şey yapmak gerektiği düşüncesiyle böyle bir festivali düzenlediğini ifade etti. ABD'nin İsrail'in saldırılarıyla ilgili tutumunu ''utanç verici'' olarak yorumlayan Mursi, filmlerle ABD medyasında yer almayan Filistinlilerin acılarını göstermeye çalıştığını belirtti. Mursi, festivalde yer alan filmlerin, sadece belirli askeri operasyonları değil, aynı zamanda kuşatma altındaki hayatın fiziki, duygusal ve ekonomik etkilerini de ortaya koyduğunu ifade etti.Yönetmenliğini Vibeke Lokkeberg'in yaptığı ve İsrail'in Gazze'deki Filistinli sivillere yönelik saldırılarını anlatan ''Gazze'nin Gözyaşları'' adlı filmin gösterimi sırasında, birçok izleyicinin gözyaşlarına hakim olamadıkları görüldü. Demokrat Hukukçular Konseyi üyesi ve şair Gloria Blatter, ''Filmi seyrettikten sonra gözyaşlarına hakim olmak zor'' dedi. İsrail'in 2008-2009 saldırılarından sonra Birleşmiş Milletler (BM) ile Gazze'ye gittiğini belirten Blatter, orada fabrikaların yıkıldığını ve Gazze'nin güzel plajının korkunç hale geldiğini yakından gördüğünü ifade etti. 'Gazze'nin Gözyaşları', İsrail ordusunun 2008-2009 tarihinde yaptığı saldırıların ardından 2010'da çekildi.'ABD, İsrail desteğini kesmeli'Filmi izleyenlerden çocuk psikoloğu Sandy Turner da, ''ABD'de olanları değiştirmek, İsrail'e desteğini kesmesinden emin olmak zorundayız'' dedi. Amerikalı Turner, Gazze'deki kısır döngüden çıkılmasının yolunun, Gazze'ye olanları değiştirmekten geçtiğini belirtti. Çocukların içinde bulundukları travmanın büyüklüğüne dikkat çeken Turner, filmde çocukların travmanın üstesinden gelmesinin herhangi bir yolu olmadığını gördüğünü anlattı.Turner, ''Çocukların çok ciddi bir şekilde travmaya uğradıklarını görüyoruz. Onları, sadece onlara olanları değiştirerek tedavi edebiliriz. Filmde çocukların doktor olmak istediğini gördüm ancak orada doktor olmak, avukat olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor'' diye konuştu. ''Uçan Kağıt'' belgeselinin iki yönetmeninden biri Nitin Sawhney da çektikleri filmin Gazzeli çocukların uçurtma yapma dirençleriyle ilgili bir film olduğunu belirterek, filmin festivalde gösterilmesinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi. Yönetmen Sawhney, 4 farklı dile çevrilen filmin geçen yıl Londra Filistin Film Festivali'nde de gösterildiğini ifade etti. Nitin Sawhney ve Roger Hill tarafından yönetilen ''Uçan Kağıt'' belgeseli, Gazze'deki genç sinemacılardan oluşan bir ekiple birlikte yapıldı.AA
Torunlar İnşaat, Nisanda Ölen İşçi İçin 5 Bin 600 TL Ödeyip Yoluna Devam Etmiş
İstanbul’da eski Ali Sami Yen Stadı arsasında 10 işçiye dün gece mezar olan Torunlar İnşaat’a ait rezidans projesine ilişkin bir denetim skandalı ortaya çıktı.Şirket, 19 yaşındaki işçi Erdoğan Polat’ın 9 Nisan’da hayatını kaybetmesi sonrası hazırlanan iş müfettiş raporunda bir dizi ihmalin ortaya çıkmasına rağmen, sadece 5 bin 600 TL para cezası ödeyip yoluna devam etmiş.'Taşeron şirket çalışan' nasıl öldü?Toprak, dış cephede kullanılacak çalışma sepetinin kurulmaya çalışıldığı sırada bağlı olduğu yerden kopması sonucu sepetle beraber 15′inci kattan düşerek hayatını kaybetmiş; ölümünün ardından, ‘ Etkin Hareketli Platform İmalat ’ adlı taşeron şirketin çalışanı olduğu ortaya çıkmıştı. radikal.com.tr’den İsmail Saymaz’ın ulaştığı rapordaysa, Polat’ın ölümüne dair şirketin şu ihmalleri sıralanıyor:Polat’ın hayatını kaybettiği faciada, sepeti yere çakılan monoray iskele sisteminin doğru kurulup kurulmadığını anlaşılması için gerekli güvenlik testleri yapılmadı;Monoray iskele sistemi yetkili birinin kontrolünde kurulmadı;Monoray sisteminin kazaya sebep olan bağlantı elemanları testten geçirilmedi,* Düşen sepetin üzerinde kurulumuna ve kullanımına ilişkin bir talimatname yoktu;Risk değerlendirmesi uygulanmadı;Polat’ın mesleki eğitim belgesi yoktu;Polat’ın emniyet kemerini bağlayacak ve düşmesini önleyecek dikey yaşama hattı bulunmuyordu.Artık durdurma cezası yokAncak tüm bu ihmallere rağmen, şirkete sadece 5 bin 600 TL para cezası kesildi. Zira Çalışma Bakanlığı, 2014’ten itibaren inşaatlarda ‘durdurma’ cezası uygulamasını kaldırıp yerine ‘süre verme’ uygulamasına geçmişti.
'İş Kazaları, İş Cinayetlerine Dönüştü'
CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Mecidiyeköy'de 32'nci kattan zemine çakılan asansörde yaşamlarını yitiren 10 işçiye Allah'tan rahmet, aileleri ile yakınlarına başsağlığı ve sabır diledi.Ali Sami Yen Stadı arazisine yapılan rezidans inşaatı işçilerinden 10'unun yaşamını yitirmesi nedeniyle bir açıklama yapan Kılıçdaroğlu, ' İş kazaları 'kaza' olmaktan çıktı, iş cinayetlerine dönüştü' dedi.10 inşaat işçisinin, işçileri taşıyan asansörün 32'nci kattan zemine çakılması sonucu hayatlarını yitirdiğine dikkat çeken Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:'Cana mal olan bu ihmal, sorumsuzluk, dikkatsizlik ve denetimsizlikler hergün yeni can kayıplarına neden oluyor. 10 işçinin yaşamını yitirmesi de 'İş kazası' diye geçiştirilemez. CHP olarak 'İş kazaları' adı altında dikkatlerden kaçırılmak istenen iş cinayetleriyle ilgili olarak başta TBMM olmak üzere her platformda hesap soracağız, hem de iş kazalarının önlenmesi için bir dizi önlem alınması, denetimlerin kağıt üzerinde yapılan denetimler olmaktan çıkarılmasını sağlamak için girişimlerde bulunacağız. Yüreğimizi yakan, evlere, ailelerin yüreklerine ateş düşüren bu iş cinayetinde hayatını kaybeden, Tahir Kara, Hıdır Ali Genç, İsmail Sarıtaş, Bilal Bal, Cengiz Tatoğlu, Murat Usta, Menderes Meşe, Vahdet Biçer, Ferdi Kara ve Cengiz Bilgi adındaki işçilerimize rahmet, aileleriyle yakınları ve işçi arkadaşlarına da başsağlığı diliyorum.' DHA
Reklam