PYD, ÖSO'nun Teklifini Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu'nun 1300 savaşçısını Kobani'ye gönderme teklifini PYD'nin kabul ettiğini söyledi. Erdoğan, Kobani'ye gidecek peşmerge sayısının da 200'den 150'ye indirildiğini belirtti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Estonya ziyareti sırasında Estonya Cumhurbaşkanı Toomas Hendrik Ilves ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan gazetecilerin Kobani ile ilgili sorularını yanıtladı.Erdoğan Özgür Suriye Ordusu'nun 1300 kadar savaşçısını Kobani'de IŞİD ile çatışan PYD'ye destek için göndereceği yönündeki açıklaması hatırlatıldı. Erdoğan bu konudaki soruları yanıtlarken, ÖSO'nun bu teklifinin PYD tarafından kabul edildiği yönünde konuştu ve sayılar verdi. Irak Kürt yönetiminin göndereceği peşmerge sayısının da azaldığını açıkladı. Erdoğan'ın sözleri şöyle:'Bildiğiniz gibi daha önce ifade etitğimi gibi biz sayın Obama'ya burada tercih edilmesi gereken birinci derecede ÖSO olabilir, ikinci derecede de Peşmergeler olabilir demiştik. Nitekim 200 kadar peşmergenin gönderileceği açıklandı. Az önce aldığım bilgiye göre, peşmergelerin sayısı 150'ye indirildi. Dün Özgür Suriye Ordusu'ndan ise bin 300 kişiyi PYD kabul etmiş, konuyla ilgili olarak geçiş güzergahını belirlemek için görüşüyorlar.'Kaynak: Al Jazeera
İnternet ve Cep Telefonundan Reklam Bombardımanına Son!
Elektronik ticareti düzenleyen yasa, iki yıllık bekleyişin ardından Meclis’ten geçti. Yasaya göre artık internet ve cep telefonu üzerinden ‘reklam bombardımanı‘na ciddi sınırlamalar, uymayanlara da para cezası getiriliyor.TBMM’de kabul edilen ve 1 Mayıs 2015’te yürürlüğü girecek yasayla internet ve cep telefonu üzerinden ticari elektronik iletiler artık tüketicinin onayı alınmadan gönderilemeyecek.5 bin lira para cezasıBu onay yazılı olarak ya da her türlü elektronik iletişim araçlarıyla alınabilecek. Onay almadan mesaj ve ileti gönderenlere ise 1000 liradan 5 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.İzinsiz iletilerin birden fazla kişiye gönderilmesi halinde ceza 10 kat artacak. İletilerin içeriği alınan onaya uygun olacak.Alıcılar istedikleri zaman bir gerekçe de göstermeksizin ileti almayı reddedebilecek, hizmet sağlayıcı da bu talebin uluşmasını izleyen üç iş günü içinde ileti göndermeyi durduracak.Bilgileri paylaşmak da suç sayılacakÖte yandan hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcılar, yasa çerçevesinde yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri kişisel verilerin saklanmasından ve güvenliğinden sorumlu olacak. Kişisel veriler ilgili kişinin onayı olmaksızın üçüncü kişilere iletilemeyecek ve başka amaçlarla kullanılamayacak.Diken
Leman Sam'a Suç Duyurusu
TV Programcısı ve yazar Esra Elönü Civliz, sosyal paylaşım sitesi twitter üzerinden sanatçı Leman Sam'ın kendisine hakaret ettiğini belirterek suç duyurusunda bulundu.SAM, TWEETE CEVAP YAZDIAvukatı aracılığı ile Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2 sayfalık suç duyurusu dilekçesi sunan TV Programcısı ve yazar Esra Elönü Civliz, gazeteci Hüsnü Mahalli'nin twitter hesabından 'IŞİD kaçırdığı Ezidi, Hristiyan ve Türkmen kadınları köle pazarında satmaya başladı' şeklinde paylaşımda bulunduğunu belirtti.Gazeteci Mahalli'nin paylaşımı üzerine sanatçı Leman Sam'ın Mahalli'ye cevap olarak twitter hesabında 'Esra Elönü denen kadını gönderin oraya' şeklinde yazı yazdığını belirten Civliz'in avukatı suça konu yazının herkese açık bir şekilde paylaşıldığını, müvekkilinin belirli bir hayran kitlesi olduğunu ifade etti.'IZDIRAP ÇEKTİ, DAVA AÇILSIN'Civliz'e yönelik cariyelik, kötü kadınlık isnat edildiği belirtilen suç duyursu dilekçesinde, Leman Sam'ın kamuya açık bir ortamda Civliz'in onur,şeref ve haysiyetine hakaret ettiği kaydedildi.Dilekçede Esra Elönü Civliz ve sevenlerinin suça konu tweet nedeniyle manevi acı ve ızdırap çektiği belirtilirken sanatçı Leman Sam hakkında kamu davası açılması talep edildi.Arzu KAYA İSTANBUL DHA
Davutoğlu: 'Türkiye'de Ana Muhalefet Partisi Koltuğu Boş'
Başbakan Davutoğlu, partisinin il başkanlarına yaptığı konuşmada CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu eleştirdi. 'Türkiye’de ana muhalefet partisi koltuğu boş' dedi.Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen partisinin 98. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.Başbakan Davutoğlu, üç yıl dönümünü hatırlatmak ve bu üç yıl dönümü etrafından partilerinin siyaset felsefesi üzerinde bir giriş yaparak konuşmasına başlamak istediğini söyledi.Van depreminin 3. yıl dönümüne girildiğini belirten Davutoğlu, 'Van'da deprem oldu. Aslında deprem Van'da değil bütün Türkiye'de oldu ve bütün vatandaşlarımızın kalbinde, ruhunda oldu. Öylesine milli birlik beraberlik destanı yazdık ki herkes Van'a aktı. Herkes Van'a döndü. Güneş, Doğu'dan doğar gibi milli birliğimizin de doğduğu güneş olarak Van'a doğru aktı Türkiye. Edirne'den, İzmir'den, Kayseri'den, Trabzon'dan, Rize'den o depremin gecesi hem dualarla hem de yarın ne yaparım düşüncesiyle bütün bir millet, Van’a yöneldi' şeklinde konuştu.'Bir depremden bir büyük rahmet rüzgarı doğdu''Daha önce yaşanan depremlerde aciz kalan devletin, bütün birimleriyle Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı, liderliğinde tek bir vücut gibi çalışarak, Van’a döndü' diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:'Van’a dönmek, Van'ı inşa etmek içindi. Bir depremden bir büyük rahmet rüzgarı doğdu. Öylesine başarı hikayesiydi ki bu bir taraftan ruhumuzu imar ettik Van'da, diğer taraftan şehrimizi yeniden imar ettik. 300 günde dünyada çok az devletin yapabileceği şekilde 17 bin 849 konut inşa edildi. 1 yıl geçmeden, Vanlılar yepyeni bir şehre yepyeni bir hayata doğdular, başladılar. İşte partimizin imar ve inşa felsefesi budur. Hem şehirleri yıkıldığı yerde inşa ederiz hem ruhları birbirine yakınlaştırarak milli birliği ihya ederiz. Ruhları kardeş kılarız. İşte AK Parti'nin felsefesi bu.''CHP o yıkıma tweetlerle destek oluyor''Biz bunu yaparken birileri geçen ay içinde, sizinle son buluşmamızda ve Kurban Bayramı kutlamalarıyla mutluluk içinde evine döndüğü günlerde, bir başkaları da Van'ı ve Van'ın komşusu olan bütün o güzel vilayetleri yıkmak için, talan etmek için planlar yaptılar' ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:'İşte iki farklı siyaset: Bir siyaset felsefesi diyor ki, bir şehir yıkıldığında -ister doğal afetle ister başka şekilde- bizim görevimiz o şehri inşa etmektir, o şehrin insanlarını diğer şehir insanlarına kardeş kılacak hamleler yapmaktır. Diğeri ise şunu diyor; depremin yıkamadığı yerler varsa gelir, biz yıkarız diyor. Aramızdaki siyaset felsefesi anlayışı bu. HDP bunu diyor, CHP o yıkıma tweetlerle destek oluyor. İşte iki siyaset felsefesi. Türkiye’de çok siyasi parti olabilir ama iki siyasi akım vardır, inşa edenler ve tahrip edenler, yapanlar ve yıkanlar. Arkadaşlar, biz hep yapanların, inşa edenlerin yanında olduk, önünde olduk bundan sonra da öyle olacağız. Yıkanların, tahrip edenlerin, sadece şehirleri değil, kardeşi kardeşe düşman ederek milli birliği tahrip edenlerin karşısında olduk, kale gibi durduk, kale gibi durmaya devam edeceğiz.''Her Vandal'dan yıktıkları yerin tazminatını alacağız'Davutoğlu, dün, Doğu ve Güney Doğu'dan AK Parti İl Başkanları ile bir araya geldiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Sizlerin aranızda oturan, şu anda, demokrasi kahramanlarıyla. O yıkımlar sonrasında belediye başkanlarımızla bir araya geldik. Yıkımların hemen akabinde onlara şu sözü vermiştik; hükümet olarak, aynen Van depreminden sonra verdiğimiz söz gibi, yıkılan her yerde yepyeni bir şehir kuracağız. Yangın yerinde gül yetiştireceğiz, diye. O günden bugüne, şu kısa süre içinde, 41 milyon liralık yardım, hasar tahrip analizlerine göre vatandaşlarımıza yapılan yardım yerlerine ulaştı. Hepsini tek tek eskisinden daha güzel inşa edeceğiz. Ta ki Vanlılar, Diyarbakırlılar, Siirtliler, Şırnaklılar, Hakkarililer, Bingöllüler, Bitlisliler, Urfalılar, Karsllar görsünler ki yıkılan yerlerde gül yetiştiren bir iktidar, bir siyaset felsefesi var ama bunun yanında yeni bir kanuni düzenlemeyle tespit ettiğimiz her Vandal'dan yıktıkları yerin tazminatını alacağız.İşte Van depreminin yıl dönümünde her birimiz bu iki siyaset felsefesinin farkını halkımıza anlatmak durumundayız. Her yerde de anlatmak durumundayız. Van’da da Edirne’de de her yerde anlatacağız. Yeni Türkiye inşa edenlerin ülkesi olacak. Bu yeni Türkiye’yi eski Türkiye'ye döndürmek isteyenler kesinlikle tarihin çöplüğüne atılacaklar.'Hicri yılbaşıDiğer önemli yıl dönümünün de Hicri yılbaşı olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:'Yeni Hicri yılbaşı, bütün milletimize ve İslam dünyasına hayırlı, mübarek olsun. Ama işte tam da bizim siyaset felsefemiz ve takip ettiğimiz dış siyaset, insanlık siyasetini anlamak için hicreti anlamak lazım. Hicret, bir insanlık sınavıydı. Bir grup garip, başlarında bir ulu Peygamber, yurtlarından yerlerinden sürüldüler. Geride her şeylerini bıraktılar, bir tek imanlarını yüreğinde taşıyarak bir bilinmeze doğru yürüdüler, Medine'ye doğru yürüdüler. Onurları için, özgürlükleri için ve sonradan gelecek nesillere bir vahiy emaneti bırakmak için yürüdüler. Allah rahmet eylesin onlara, selam olsun onlara. Bize onur davasını tevdi ettiler ve bir grup insan, ilahilerle büyük bir rahmet ve merhamet duasıyla yollarda gözleri onu beklediler. Hicret edenler, ulaşacakları yerlerdeki kardeşlerinden emindiler. Onları karşılayan ensar, yapacakları vazifenin bilincindeydiler ve tarihin gördüğü en kutsal buluşma gerçekleşti. Mekke ve Medine'nin buluşmasının iki şehrin buluşması değil, insanlık vicdanının buluşmasıydı. Hepimize örnek olan insanlık vicdanıydı. Onun için yılbaşı, hicri yılbaşı olarak kabul edildi. Ulu Peygamber, bir eve misafir; Ebu Eyyüb el-Ensari, İstanbul'un manevi fatihi, bütün diyarların ruhi mimarıdır.''Şimdi biz bu topraklarda yaşayanlar, İstanbullular, ama bütün İstanbul'u kendisine tarihi bir yön olarak gören bütün vatandaşlarımız için bizim felsefemiz Ebu Eyyüb el-Ensari'nin felsefesidir' diye konuşan Davutoğlu, şöyle dedi:'Nedir bu? Eğer bir garip bize doğru yürürse, eğer bir yetim bize doğru yürürse, eğer eşi öldürülmüş bir mazlum kadın bize doğru yürürse, bütün dünya karşımızda dursa, herkes bize düşman kesilse Allah ve millet şahit olsun, biz o kapıyı ona kapatmayız, aynen ensarın o muhacire kapıyı kapatmadığı gibi. Ama onlar bunu anlayamazlar. Yine iki insanlık felsefesi var: Hicreti anlayanlar, ensarı görenler, muhaciri bilenler, yani sizler yani bizler bizim siyasetimiz farklı olur. Bizim siyasetimizde Ahi Evran'dan gelen, 'Elini, kapını ve yüreğini herkese açık tut' ilkesiyle hareket eder ve açık tuttuk. 1.5 milyon Suriyeli kardeşimizi, bağrımıza bastık, hiçbir şey beklemeden, aynı ensarın muhacirden bir şey beklememesi gibi. Bunu bir emanet sayarak açık tutuk. Yetimlerin başlarını okşadık.'Türkiye'nin Baas partisinin CHP olduğunu söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:''Bugün haddini bilmeden dün ve bugün yaptığı açıklamalarda, 'Türkiye'de parti ile devlet içiçe geçiyor' diyor, bizim AK parti dönemini kastederek, tarih bilmediği için. Bari Türk tarihini bilmiyorsun, insanlık tarihini bilmiyorsun, Kerbela tarihini bilmiyorsun. Bari CHP tarihini bil. 1936'da İçişleri Bakanı, CHP Genel Sekreteri oldu bu memlekette. Devletle, partiyi özdeşleştiren tek parti var, o da CHP. Tek parti dönemini bari oku, Şükrü Kaya'yı oku. Hem İçişleri Bakanı 1936'da, hem de CHP Genel Sekreteri, valiler il başkanı. Kendi tarihini oku Kılıçdaroğlu. Ondan sonra çık konuş karşımızda. Cahillerle konuşmak zor oluyor arkadaşlar. Önce öğretmek gerekiyor, önce karşına alıp ders vermek gerekiyor.''İnsanın rakibinin de denk olmasını isteyeceğini ifade eden Davutoğlu, ''Kobani nerede dersin. Suriye'de bir şehir der. Ama yine de şaşırdım, 'Alaska da Pasifikler'de bir ada' diyebilirdi'' şeklinde konuştu.Kılıçdaroğlu'nun, Kobani'nin Suriye'de bir şehir olduğunu canlı yayında keşfettiğini belirten Davutoğlu, ''Peki neresinde deseniz, emin olun biraz daha düşünür. Hani Kağıttepe demesiyle Akşehir'e gelip Kırşehir demesi gibi bir yer bulurdu. Yazık'' değerlendirmesinde bulundu.''Biz ana muhalefet partisi arıyoruz'''Türkiye'de koltuklar boş' iddialarını hatırlatan Davutoğlu, herkesin hangi koltuğu kimin nasıl doldurduğunu bildiğini söyledi.Türkiye'de anamuhalefet partisinin boş olduğunu savunan Davutoğlu, ''Biz anamuhalefet partisi arıyoruz, anamuhalefet partisi. Karşımıza çıkacak, tartışacak kalibrede bir lider arıyoruz. Yok. Kerbela'yı anlamak için bir emekli müftüyle bir başka Kerbela'yı bildiğini düşündüğü bir siyasetçi adamla da olmuyor, onlar da öğretemiyorlar'' ifadelerine yer verdi.''Tarihi kardeşliğimiz hatırına kucak açtık''''Şimdi, zalim, eğer benim ideolojik mahallemdense Baasçı ise susayım ama gün geldi siyasi rant var, 'Kobani'ye askeri gönderelim' diye tezkere talep edeyim demek, coğrafya bilgisinden, tarih bilgisinden yoksun olmak demektir'' diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:''HDP, hani iki kelimeden biri barış diyen, her türlü saldırıyı, baskıyı, zulmü yapıp HDP ve arkasındaki örgüt diyen, onlar da şunu diyor: 'Eğer zalim bana dokunmuyorsa, bin yaşasın.' Emin olun eğer İŞİD, Kobani'ye saldırmasaydı, İŞİD'le yan yana güzel güzel yaşamaya devam ederdi bunlar, Esed'den destek aldılar. Esed'le iç içe geçtiler. Hangi vicdanla Esed'le işbirliği yaptınız siz, şimdi insanlık vicdanından bahsediyorsunuz. Bizi suçluyorlar. İşte burada tekrar açıklıyorum: Ne zaman Kobani, Haseke, Afrin bizden yardım istemişse, Halep'e, Azaz'a, Bayır-Bucak'a yaptığımız gibi oraya da yardım yaptık. Ama Haseke'ye yardım talep ettiklerinde, Kamışlı kapısından gönderelim dediğimizde, 'oradan yapamayız' dediler. Çünkü Kamışlı'da Suriye rejim askeri vardı.Siz, Suriye rejimi o insanları etnik ve mezhebi kimliğine bakmadan tümüyle katlederken, ona susarsanız, dönüp bize Kobani konusunda ders veremezsiniz, konuşamazsınız ama biz Bayır-Bucak'tan kaçan Türkmenleri, Yayladağı'nda karşıladığımız gibi, Tel Abyad'dan kaçanlara Akçakale'de kucak açtığımız gibi, Kobani'den kaçanlara da Suruç'ta kucak açtık, Kürt kardeşlerimize de kucak açtık. Sizin hatırınıza değil, o kardeşlerimiz de tarihi kardeşliğimizin hatırına. Onlar bize tarihin emanetidir. Kobani'deki kardeşlerimiz de tarihin emanetidir, bütün Suriyeliler gibi. İşte bizim farkımız bu.''Kendilerinin zalim ve mazlum söz konusu olduğunda dinine, kimliğine, etnisitesine bakmadıklarını, buna herkesin şahit olduğunu; Arakan'ın, Somali'nin, Suriye'nin, Irak'ın, Libya'nın şahit olduğunu, hatta deprem sonrasında ilk uçağın Türkiye'nin gönderdiği uçak olduğu, coğrafyanın binlerce, on binlerce kilometre ötesindeki Haiti'nin, Filipinler'in şahit olduğunu kaydetti.Kendilerinin insanlık adına yardım ettiklerini belirten Davutoğlu, ''İster mağdur olsun bir deprem sonrasında, isterse mazlum olsun bir zalim karşısında...'' dedi.Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:''Bu tür liderler öne çıkarlar. Mandela; başka bir dine mensup olmakla birlikte Hz. Hüseyin'in felsefesiyle hareket ettiği, onlarca yıl beyaz ırkçılığına karşı... Gandhi; sömürgeciliğe karşı aynı bilinçle hareket etti. Hüseyni tavrı gerektiğinde o tavrı gösterenler de, o tavra muhatap olanlar da insanlık vicdanı ile hareket ederler. Ama bizim çakma Gandhi, Gandhi nerede deseniz, onu da bilmez, nerede yaşıyor, ne zaman deseniz bilmez. Van'da inşa edenlerle yıkanlar, hicretin mantığını, felsefesini, ahlakını benimseyenlerle bundan uzak olanlar... Kerbela'yı bilenler, yaşayanlar, her gün Ehl-i Beyt'e dua edenlerle onun en temel ahlaki felsefesini anlamamış olanlar..''''AK Parti dünyada yepyeni siyasi bir çığır açtı''AK Parti'nin Hicret'in ruhunu, Muharrem'in, Kerbela'nın ruhunu, Ebu Eyyub el-Ensari'nin, Hazreti Hüseyin'in ahlakını temsil eden parti olduğunu ifade eden Davutoğlu, AK Parti'nin 12 yıl içinde yaptıklarının sadece bu ülkede bütün vatandaşlar tarafından benimsenmekle kalmadığını, dünyada da yepyeni bir siyasi çığır açtığını söyledi.''Keşke seçim dönemlerinde, seçim öncelerinde zor günlerde bize gelen mesajların tümünü sizinle paylaşabilsek, inşallah onları paylaşabiliriz'' diyen Davutoğlu, ''Arakan'dan dua mesajı gönderip, 'Allah, sizleri bulunduğunuz yerde güçlü kılsın, çünkü bizim sizin merhametinize ihtiyacımız var' diyenler, Tayland'dan, Filipinler'den, dünyanın her bir köşesinden bizim Türkiye'ye ihtiyacımız var deyip, dualarla yanımızda olanlar...'' şeklinde konuştu.Bugün kendilerinin siyasetinin Türkiye sınırlarını aştığını belirten Davutoğlu, bunun için il başkanlarının, belediye başkanlarının temsil ettiği davanın da artık Türkiye'nin sınırlarını aşmış bir dava olduğunu söyledi.''İnadına kardeşlik diyeceğiz''Davutoğlu, il başkanları ve belediye başkanlarına seslenerek, şunları kaydetti:''(Temsil edilen dava) Onunla gurur duymalısınız ve onu her yerde hangi şartta olursa olsun, savunmaya devam etmelisiniz. Şantaj da olsa, baskı da olsa, tehdit de olsa, Kerbala'yı ve Hicret'i hatırlayıp, rahmetle bereketle gelecek günlerin inancıyla direncinizi kaybetmeyeceksiniz, özgüveninizi kaybetmeyeceksiniz. Onun için size saldırmalarının sebebi bundan. Bize dönük yıllarca devam eden saldırıların sebebi bundan. Çünkü birileri 'vicdanın sesi sussun' diyorlar. Enerji hesaplarını, petrol hesaplarını daha rahat yapabilsinler diye kardeşi kardeşe daha rahat kırdırabilsinler diye 'çözüm süreci dursun' diyorlar. Bölgede etnik ve mezhebi çatışma tırmansın' diyorlar. Biz onlara karşı inadına kardeşlik diyeceğiz.''''Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Ankara'da yapılmayacak''Davutoğlu, bir haberinin olduğunu ifade ederek, ''MYK'da arkadaşlarla konuştuk ve şöyle bir karar aldık: Bundan sonra Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Ankara'da yapılmayacak. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı, her ay dönüşümlü olarak Türkiye'nin batısında, doğusunda, kuzeyinde, güneyinde, ortasında yapılacak' dedi.Davutoğlu, ''Ve göstereceğiz ki AK Parti, Edirne'nin de partisidir, Hakkari'nin de Rize'nin de Muğla'nın da... Ve oraya gittiğimizde omuz omuza Şırnaklı'yla Aydınlı, Hakkarili'yle, Edirneli, Muğlalı'yla Bitlisli İl Başkanları kol kola girecekler, bir Edirne sokağında görülecekler, bir İzmir sokağında, bir Mardin sokağında, bir Van sokağında. Dost ve düşman görecek ki bu kardeşliği kimse bozamaz, kimse çözemez, dağıtamaz'' görüşüne yer verdi.Siyasi partilere 'her bölgede miting' çağrısıSiyasi partilere Türkiye'nin tüm illerinde miting ve etkinlik düzenleme çağrısında bulunan Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Yürekleri yetiyorsa halk desteğine güveniyorlarsa onlar da aynısını yapsınlar, o da barışa katkıda bulunur. CHP; bayraksız gittiği Hakkari'ye bir kere de Türk bayrağı ile gitsin. MHP; Ankara'da milli birlik adına nutuklar atmak kolay, kendi ideolojik mahallelerinde çok cazibeli alkışlar eşliğinde bayrağa, vatana sadakat nutukları atmak kolay. MHP il başkanları, Doğu'da, Güneydoğu'da toplansın. Türkiye, demokratik hukuk devleti, herkes her yerde toplanabilir ama acaba teşkilatları var mı? Acaba CHP'nin teşkilatı var mı Doğu'da, Güneydoğu Anadolu'da? Toplandıklarında kaç kişi bir araya gelebilecekler? Türkiye'nin bir bölgesinin ruhundan kopanlar, bütün bölgelerinin ruhundan kopmuş olurlar. HDP; gelsin Trabzon'da, Konya'da, Edirne'de toplansın, her yerde bu toplantıları yapabilelim, biz bunu istiyoruz. Ama onlar, kendi ideolojik mahallelerine çekilip orada nutuk atmayı severler. HDP'li gelip İç Anadolu'da mesaj veremez. MHP, gidip Doğu, Güneydoğu Anadolu'da mesaj veremez. CHP, İç Anadolu'da, seçimlerde gördük, miting yapamadı. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nı Türkiye'nin her yerinde toplayarak omuz omuza olduğumuzu, Türkiye'nin bütün bölgelerinden temsili olan, her yerde bulunan, her bölgenin ruhuna nüfus edebilen tek partinin AK Parti olduğunu dünyaya, aleme göstereceğiz.'Genişletilmiş il Başkanları toplantısının değişik illerde yapılmasıyla Tekirdağ, Edirne il başkanlarının, Şırnak ve Mardin il başkanlarının vandalların baskıları altında çektiğini daha yakından anlayacağını anlatan Davutoğlu, böylece aynı ruhla hareket edileceğini ifade etti.Türkiye'nin her yerinin aynı ruhu, bilinci barındırdığını dile getiren Davutoğlu, 'Birileri parçalamaya, bölmeye, zihinlerinde bölmeye başlamışlarsa hani birisi bölücülük yapıyor, doğru, diğerleri de zihinlerinde bölüyorlar. 'Şu bölgede siyaset yapılamaz' gibi bir kanaati yaygınlaştırıyorlar' dedi.'Türkiye, istikrarın, demokrasinin, özgürlüklerin adası olarak, tek ümit ışığı olarak duruyor'AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye, istikrarın, demokrasinin, özgürlüklerin adası olarak, tek ümit ışığı olarak duruyor. Bu ümit ışığını yok etmeye çalışanlara karşı omuz omuza vereceğiz. Omuz omuza vermemiz esnasında da kamu düzenini inşa etmede kararlıyız' dedi.Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kobani bahane edilerek yapılan saldırılarda devletin kamu düzeninin hedef alındığını söyledi.İş yerlerine saldıranların, bölge insanının çözüm süreciyle gelen ekonomik kalkınmadan ümitlerini kesmelerini amaçladığına işaret eden Davutoğlu, olaylarda AK Parti'nin ve bazı siyasi partilerin binalarına saldırıldığını belirtti. Davutoğlu, şöyle devam etti:'Demeye çalıştıkları şey şu, bize mesaj: 'Devlete meydan okuruz, kamu düzenini yok ederiz.' Yok, edemeyeceksiniz. 'Devlet nerede' diye bir soru yöneldiğinde, devletin Türkiye'nin her yerinde olduğunu göstereceğiz. İş yerlerine yönelik mesajlar itibarıyla da o vandallar, o teröristler, kendilerine yakın olmayan iş yerlerini bombalayarak, 'Burada sadece bize haraç verenler yaşıyor' demek istediler. Hayır, en iyi bölgedeki kardeşlerimiz bilirler ve takdir ederler ki, çözüm sürecinin getirdiği huzur ortamındaki ekonomik kalkınma devam edecek. Öyle, böyle devam edecek. Onlar inadına yıkarken biz, inadına inşa edeceğiz. Onlar inadına talan ederken biz, inadına bölgenin her yerinde, Mezopotamya'nın, Doğu Anadolu'nun o köklü tarihini, köklü şehirlerini kurmaya çalışacağız.'AK Partili il başkanlarıyla belediye başkanlarının, 'Biz, bu toprakların çocuklarıyız, bu toprakların çocukları olarak da dışarıdan birtakım hesaplarla bu ülkeyi bölmek isteyenlere karşı önce biz başı dik şekilde duracağız' mesajını verdiğini anlatan Davutoğlu, 'Onlara en güzel cevabı aslında Diyarbakır'ın güzel ismi ile anılan Diyarbakır anneleri verdi. Hepsini saygıyla muhabbetle buradan bir kere daha selamlıyorum. Çocuklarını savunan, evlatlarını savunan o yiğit anneleri selamlıyorum' diye konuştu.'Bizim vicdanımıza bakın, onların ithamlarına bakın''Kobani'den 200 bin kardeşimizi biz aldık ve öylesine bir merhamet yaklaşımıyla aldık' diyen Davutoğlu, gelenlerin araçları ve hayvanları ile sınırdan geçmesine izin verildiğini, hayvanların raiç bedelleri ödenerek satın alındığını anlattı. Davutoğlu, şöyle konuştu:'Bizim vicdanımıza bakın, onların ithamlarına bakın ama bilirler, hepsi biliyorlar. Bizim Kobani'ye yaptığımızı, kamuoyuna söylediğimiz ve söylemediğimiz ne yardımlar yaptığımızı o twet atan HDP'liler, halkı sokağa çıkaran HDP'liler çok iyi biliyorlar. Biz, bu yardımları yapmaya devam edeceğiz çünkü biz, merhametli bir milletiz, bütün etnik, mezhebi kesimleriyle merhametli bir millet. Çünkü biz Hicret'ten ve Muharrem'den almışız dersimizi, bunlardan alacak değiliz. Onun için şimdi tam da bu olaylar sonrasında birçok faaliyete hız verdik. Türkiye, iki şeyi aynı anda yürütmeye kararlıdır. Hükümet olarak, parti olarak, teşkilatlarımız olarak hem çözüm sürecini devam ettireceğiz hem de kamu düzenini bu topraklarda egemen kılacağız.''Malazgirt'te başlayan kardeşliği 21. yüzyıla taşıyacak'Çözüm sürecini Türkiye'nin her yerinde anlatmak zorunda olduklarını belirten Davutoğlu, 'Çözüm süreci millidir çünkü bütün Türkiye'nin kardeşliğini hedeflemektedir. Çözüm süreci yereldir çünkü bizim tarafımızdan yürütülüyor, Türkiye'deki aktörler, Türkiye'deki muhataplar tarafından. Çözüm süreci özgündür, başkaları ile karşılaştırılmaz çünkü biz çözüm süreci ile birlikte kendi enerjimizi, dinamizmimizi tarih sahnesine çıkarmak istiyoruz' diye konuştu.Çözüm sürecinin Malazgirt'te başlayan kardeşliği 21. yüzyıla taşımayı amaçladığını vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Birileri çözüm sürecini İç Anadolu'da, Karadeniz'de, Marmara'da, Batı'da tahkir etmeye, eleştirmeye çalışabilir. Onlar, o eleştirileri yapacaklarına ne çözüm üretiyorlar onu söylesinler. Niye teklif ediyorlar ve bunları sadece Ankara'da değil, diğer şehirlerde değil, Diyarbakır'da söylesinler, Mardin'de söylesinler. Ondan sonra onların söylediklerine önem veririz. Ama konforlu odalarda ahkam kesenler, milli birliği temin edecek zihniyeti de politikaları da geliştiremezler, bu topraklara ait olma anlamında da vatanperverliği, milliyetçiliği temsil edemezler.''Çözüm süreci, Ortadoğu coğrafyasındaki tek güzel haberdir'Çözüm sürecinin, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra parçalanan Ortadoğu coğrafyasındaki tek güzel haber olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:'Ortadoğu coğrafyasında açılan yaraları, kapatma çabasıdır. Misak-ı Milli'dir. Bir tren yolu geçti diye parçalanan şehirleri tekrar birleştirme projesidir. Parçalanan köyleri, parçalanan aşiretleri, parçalanan aileleri birleştirme projesidir. Önce biz, Türkiye'de birleştireceğiz gönülleri sonra Suriye'deki Araplar da Kürtler de Türkmenler de birbirlerine daha yakın kardeş olacaklar. Türkiye'ye bakacaklar ve görecekler ki Hatay'da Arap, Kürt, Türkmen ya da Urfa'da ya da Mardin'de kardeş olduğunu görecekler ki Suriyeliler ve Iraklılar da bunun parçası olsunlar. Önce biz, bunu gerçekleştireceğiz. Kesinlikle Irak'ta veya Suriye'de olduğu gibi ülkemizin şehirlerinin, 'Şu şehir bu etnik kimliğe, şu şehir bu mezhebi kimliğe aittir' diye bölünmesine izin vermeyeceğiz.Ateş çemberinin ortasındayız ama ateş çemberinin ortasında bir umut ışığı olmaya devam edeceğiz. Etrafımızdaki ülkeler büyük problemlerle karşı karşıya, parçalanmalarla çatışmalarla yüzyüzeler. Türkiye, istikrarın, demokrasinin, özgürlüklerin adası olarak, tek ümit ışığı olarak duruyor. Bu ümit ışığını yok etmeye çalışanlara karşı omuz omuza vereceğiz. Omuz omuza vermemiz esnasında da kamu düzenini inşa etmede kararlıyız. Herkes bunu bilmelidir.''Türkiye'yi şikayet edeceklerdi'Özgürlüklerin Korunması ve İç Güvenlik Reformu'nu açıkladıklarını hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Şunu bekliyorlardı ve kendilerini ona hazırlamışlardı. Bir hafta, iki hafta, Türkiye polis devleti olmaya gidiyor, Türkiye otoriterleşiyor. Hatta dışarıda bazı basın yayın organları, bu yönde makaleleri bile hazırlamışlardı bizim konuşmamızdan önce. Türkiye'yi şikayet edeceklerdi, 'Bakın, gözaltı süresi 24 saate çıkıyor, Türkiye otoriterleşiyor. Bakın molotofkokteyllerine ceza verilecek. Türkiye otoriterleşiyor.' Hayır, Türkiye, özgürlükleri korumaya kararlıdır ve özgürlükleri genişletmeye de kararlıdır, sadece korumaya değil ama özgürlükler ancak güvenin ve huzurun olduğu yerde olur.''Yok öyle yağma'Farklı düşüncede olanların, kamu düzeni ve güvenlik varsa seslerini duyurma imkanına sahip olacağını vurgulayan Davutoğlu, 'Bir sokakta onlar konuşur, bir başka sokakta da başka türlü düşünenler konuşur. Ama onların niyeti o değil. Onlar, her yerde biz konuşalım diyorlar. Yok öyle yağma. Bu topraklar size ait değil, bu topraklar 77 milyon vatandaşımızın her birine ait ve her vatandaşımız her yerde konuşur, her yerde hukuk düzeni içinde görüşünü ifade eder. Şimdi, biz bunu teminat altına alıyoruz' dedi.'Karşıysan, çık söyle'İç Güvenlik Reformu'na ilişkin açıklamaların ardından muhalefetin şaşırdığını, ne diyeceğini bilemediğini belirten Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Bu sefer Kılıçdaroğlu çıktı, 'Biz de molotofkokteyline, şiddete karşıyız' dedi. Peki bunu Kobani olayları olurken niye söylemedin Kılıçdaroğlu? Niye söylemedin? Senin Genel Başkan Yardımcın, 'sokaklara çıkın' diye çağrı yaptığında, Türkiye'yi karıştırmak için mesajlar yolladığında neredeydin? Her zaman olduğu gibi kış uykusundaydı herhalde. Haberi yok. Şimdi baktı ki millette bir tepki var, o tepkiyi kaçırmamak için 'Biz de şiddet eylemlerine karşıyız' diyor. Karşıysan, çık söyle.''Medine ruhunu ebediyete kadar koruyacağız''Hicret nasıl bir ruh hali gerektiriyorsa, ne pahasına olursa olsun Medine ruhunu ebediyete kadar koruyacağız'
Reklam
G.Saraylılardan Ersin Düzen'e Büyük Tepki!
Devlet kanalı ndan aldığı desteğin rahatlığıyla, Türkiye ’ye Avrupa ’da nice zaferler yaşatan Galatasaray’ı “Türkiye’nin başını yere düşürmekle” suçlayan Ersin Düzen haddini aştı!Avrupa’daki diğer temsilcilerimiz Beşiktaş ve Trabzonspor’un dün geceki galibiyetlerinin ardından twitter hesabından “Gururlan Türkiyem! Düşen başımızı yere kaldırdığınız için tebrikler #Beşiktaş, tebrikler #Trabzonspor… Nice zaferlere…” paylaşımını yapan Ersin Düzen gelen on binlerce tepkiye rağmen o tweeti sayfasından kaldırmadı!Bunun yanı sıra hiçbir düzeltme mesajı da yayınlamayan Ersin Düzen, devlet kanalında olmanın verdiği nimetleri sonuna kadar kullandı!Sansürsüz Haber
Reklam
Dünyanın En Pahalı 5 Ülkesinden Biri Türkiye
Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’deki mal ve hizmetlerin pahalı olmasının nedenini, üretim ile nihai alıcı arasındaki aracı silsilesi ve yüksek vergi oranları şeklinde açıkladı.Yurtdışına giden tanıdıklara teknolojik cihaz siparişi vermek, benzin fiyatlarını dünyadaki örnekleriyle kıyaslamak ve düşük ücret karşılığında çalışmak Türkiye’de yaşayan insanların karşı karşıya kaldığı durumlardan bir kaçı. Dünyanın en pahalı etini, benzinini ve internetini kullanan Türkiye, en pahalı ülkeler arasında yer alıyor. Hayvancılıkta iddialı bir ülke olmasına rağmen etin kilosu 30, benzinin litresi ise 5 liraya satılan Türkiye, internete de çok yüksek ücretler ödüyor. Türkiye’de yaşanan pahalılığa dikkat çeken İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, üreticinin yeterli kazancı sağlayamadığını, tüketicinin ise fazla para ödediğini belirtti. Türkiye’deki mal ve hizmetlerin pahalı olmasının nedenini, üretim ile nihai alıcı arasındaki aracı silsilesi ve yüksek vergi oranları şeklinde açıklayan Prof. Dr. Emre Alkin, “Ülke olarak, internet, cep telefonu, benzin, motorin ve etin en pahalısını kullanıyoruz. Burada iki önemli sebep var. Bunlardan ilki, mal ve hizmetin üretimi ile nihai alıcısı arasındaki aracı silsilesinin sürekli olarak fiyat yükseltmesi. Durum böyle olunca hem topraktan mahsulü kaldıran hem de son alıcı mutlu olmuyor fakat aracılar ciddi para kazanıyor. Diğer neden ise vergi oranlarının çok yüksek olması. Neredeyse verginin de vergisini alınıyor. Bu kadar çok vergi olan bir ülkenin pahalı olması kaçınılmaz” ifadelerini kullandı.“SOSYAL YARDIM VE AİLE DESTEĞİ OLMADAN İMKANSIZ”Metropollerde yaşayan insanların hem sosyal yardımlar hem de aile desteğiyle ayakta kaldığının altını çizen Prof. Dr. Alkin, “Geliri düşük insanların da belli bir şekilde serveti var. Özellikle memleketlerinden toprak, mahsul veya kira geliri elde edenler, metropollerde bu yardımlar sayesinde ayakta kalıyor. Bu dayanışma durumu, insanların geçinebilmesine katkı sağlıyor. Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama geliri 3 bin TL. Bunun 2 bin 800 TL’si yaşamsal harcamalara gidiyor. Geri kalan 200 TL ile de bütün bir ay geçinmek zorundalar. Dolayısıyla sosyal yardım ve aile desteği alıyorlar” diye konuştu. Bordro vergilendirilmesinin yüksek olmasından dolayı işverenlerin kayıt dışı istihdama yöneldiklerinin de altını çizen Prof. Dr. Emre Alkin, asgari ücretin ‘taban’ olduğunu ancak Türkiye’de kayıt dışı istihdamın fazlalığı nedeniyle bu sınıra dikkat edilmediğini belirtti.“KÜÇÜK YATIRIMCI PARASINI CEBİNDE TUTSUN”Küçük yatırımcılara profesyonellerin oyun alanına girmemeleri tavsiyesinde bulunan Alkin, “Önümüzdeki seçimler gelene kadar küçük yatırımcı, elindeki paranın tamamıyla yatırım yapmak yerine, bir kısmını cebinde tutmalı. Konut fiyatları artık yüksek fakat uygun fiyata bulunursa tercih edilebilir. Ev alırken çok dikkat edilmeli ve malın son alıcısı olunmamalı. Otomobil ise alır almaz değer kaybettiği için araba kullanamaya mecbur olmayanlar, acele etmemeli ve toplu taşıma araçlarını kullanmalı” şeklinde konuştu.İHA
Reklam
Dikkatimizi Nereye Verdiğimizi Ortaya Çıkaran 22 Göz Takibi Haritası
'Gözler yalan söylemez.' cümlesini haklı çıkardığı için, 'Göz takibi' (esas adıyla 'Eye-Tracking') teknolojisine teşekkür ederek başlayalım konuya.Gözün hareketlerini takip ederek, izleyici bakışlarının aklınıza gelebilecek herhangi bir görselin üzerinde nereye odakladığını analiz eden bu teknolojinin, ortaya çıkardığı ısı haritasına benzer haritalarının bir çok reklam ve tasarım firmasına rehber olduğu söylenebilir.İşte bu konuda yapılmış bir kaç analiz;
10 Bin 500 Yıllık Parmak İzi Bulundu
Çumra İlçesi'ndeki yaklaşık 9 bin yıllık yerleşim yeri Çatalhöyük'deki insanların atalarının yaşadığı belirtilen ve merkez Karatay İlçesi Hayıroğlu Mahallesi'ndeki yaklaşık 10 bin 500 yıllık geçmişe sahip Boncuklu Höyük'deki kazı çalışmaları yaz dönemlerinde devam ediyor. 2006 yılında başlayan ve Liverpool Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Douglas Baird, başkanlığında yapılan bu yıl ki kazılarda o döneme ait parçalanmış kil nesneler üzerinde parmak izleri bulundu.10 bin 500 yıllık parmak izi bulunduGörüntüler, Boncuklu Höyük'e ait resmi internet sitesinde yayınlandı. Kil parçaları üzerinde bulunan parmak izlerinin, kazı ekibine katılan ve antik parmak izi okuyan Dr. Lori Hager tarafından incelemeye alındı. Tırnak ucu büyüklüğündeki kil parçalar üzerindeki parmak izlerinin, birden fazla fotoğraf çekebilmek için sabit kamera kullanılan ve Yansıtma Dönüşüm Görüntüleme (RTI) tekniği ile fotoğrafları çekildi. 3 boyutlu hale getirilebilen fotoğraflar üzerinde yapılan inceleme sonrasında kil eserlerin üzerindeki parmak izlerinin erkekler mi, kadınlar mı ya da çocuklar mı tarafından yapıldığının tespit edileceği belirtildi.DHA - HaberTürk
Reklam
Türkiye'de Yağmur Yağdığında Dikkat Etmeniz Gereken 11 Şey
Evet malumunuz kış kapıda, artık yaz aylarını geride bırakıp o soğuk günlere geri dönüyoruz. Ama kışa geri dönerken 3-5 hatırlatma yapmak lazım diye düşündüm kendimce. Malum Türkiye'de yaşıyoruz ve insan hayatının resmen şans eseri devam ettiği bir ülkeyiz.  Yağmur bir doğal durumda olsa, Türkiye'de yağmurdan bile korunmamız gerektiğini düşünüyorum.
Yine Rezidans İnşaatı, Yine Ölüm...
14'üncü kattan üzerine iskele kalas ve demirleri düşen işçi hayatını kaybetti.KADIKÖY'de bir inşaatın 14'üncü katında iskelenin çelik demir ve tahta parçaları şantiye bahçesinde işçinin üzerine düştü. Olayda işçi yaşamını yitirirken arkadaşları gözyaşlarını tutamadı.Olay, Kozyatağı Değirmen Sokakta'ki bir rezidansın inşaatında saat 09.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre işçiler işe başladıktan kısa bir süre sonra yüksek bir gürültü duyuldu. Sesler üzerine inşaattan çıkan işçiler inşaatın 14'üncü katındaki iskeleden çelik direklerin ve kalas denilen tahta parçalarının düştüğünü gördü. Parçaların düştüğü yere giden işçiler bir arkadaşlarının malzemelerin altında kaldığını gördü. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık görevlileri, işçinin öldüğünü belirledi. Ölüm haberi işçileri yasa boğdu. İşçiler şantiye bahçesinde ağlamaya başladı. Bazılarının kendinden geçtiği görüldü.Polis ölümle sonuçlanan olayla ilgili çalışma başlattı. İnceleme devam ediyor.İŞÇİNİN CENAZESİNİ ARKADAŞLARI TAŞIDIKadıköy'de bir inşaatın 14'üncü katında iskeleden demir ve kalasların üzerine düşmesi sonucu ölen 22 yaşındaki Sezer Karakaş'ın cenazesi incelemenin ardından şantiyeden çıkarıldı. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasından sonra işçinin cenazesi tabuta kondu. Talihsiz işçinin cenazesini arkadaşları, cenaze aracına kadar taşıdı. Cenaze Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma hastanesinin morguna kaldırıldı. Polisin olayla ilgili soruşturması devam ediyor.Elvan EZBER/İSTANBUL (DHA)
Reklam
Üsküdar Belediye Başkanı’nın ‘Azgınlığı’ TBMM’de
Davutoğlu’na “Çevreciler için ‘fazla tolerans karşındakini azdırıyor’ açıklaması yapılması talimatını siz mi verdiniz” sorusuÜsküdar Belediyesi’nin vergi borcu yüzünden 2012 yılında üzerindeki 4 cami bulunan parselleri 7,3 milyon TL karşılığı satması için talimatı Erdoğan mı verdi?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Davutoğlu’na, “AKP’li belediye başkanlarına, çevreci protesto eylemi yapan vatandaşlara karşı ‘fazla tolerans,  fazla iyi niyet, karşındakini azdırıyor’ açıklamasını yapmaları talimatı mı verdiniz? Hükümetiniz de ‘fazla tolerans vatandaşı azdırıyor’ şiarından mı hareket etmektedir, bu söz AKP politika tarzına uygun mudur? 2012 yılında Üsküdar Belediyesi üzerinde 4 cami bulunan parselleri 7,3 milyon TL’ye neden sattı, bu talimatı selefiniz Recep Tayyip Erdoğan mı verdi” diye sordu.Fazla tolerans azdırıyor!CHP’li Umut Oran, Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde, İstanbul Üsküdar’daki Validebağ Korusunun bitişiğinde yapılmak istenen cami inşaatının, İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararına rağmen, AKP’li Üsküdar Belediyesi’nce sürdürüldüğünü anımsattı. Çevrede zaten 7 tane cami bulunduğu için mahkeme kararına uyulması amacıyla eylem yapan mahalle sakini vatandaşlar ve avukatların ise Üsküdar Belediyesi ekiplerince tartaklandığın belirten Umut Oran, önergesinde, “Mahkeme kararını uygulamayıp inşaatı sürdüren AKP’li Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, inşaata karşı çıkanlar için, ‘Kimse bize yeşilcilik, çevre duyarlılığı yapmasın. Bunlar sahte çevreci. Maalesef bu memlekette fazla tolerans,  fazla iyi niyet, karşındakini azdırıyor’ açıklamasını yaptı” dedi.AKP’li belediye başkanlarına talimat mı verdiniz?Davutoğlu’na yöneltilen önergede yanıt bekleyen sorular şöyle:- Parti mensubunuz belediye başkanlarına, mahkeme kararına uyulması için mahallelerini korumak adına protesto eylemi yapan vatandaşlara karşı “fazla tolerans,  fazla iyi niyet, karşındakini azdırıyor” açıklamasını yapmaları talimatı mı verdiniz?Bu söz hükümet politikanıza uygun mu?- Hükümetiniz de “fazla tolerans vatandaşı azdırıyor” şiarından mı hareket etmektedir, bu söz AKP politika tarzına uygun mudur?Her yeşil alanı imara açın talimatı mı var?- Gelir elde etmek adına, AKP’li belediye başkanlarına merkezi konumda bulunan tüm park ve yeşil alanlarının yok edilerek imara açılması, betona dönüştürülmesi talimatı mı verdiniz?Üsküdar Belediyesi 4 camiyi neden sattı?- Bölgede zaten 7 cami varken 8’nciyi yapmakta ısrar eden Üsküdar Belediyesi, üzerinde cami bulunan 4 parseli 2012 yılında neden sattı?Cami satış talimatı dönemin başbakanı Erdoğan’dan mı?- Üsküdar Belediyesi’nin, vergi borcuna karşılık olarak Bulgurlu, Bahçelievler ve Murat Reis Mahallesinde bulunan ve mülkiyeti belediyeye ait olan 4 parselin üzerindeki camiyle birlikte toplam 7 milyon 370 bin 581 TL karşılığında Maliye Bakanlığı’na satılması talimatını, selefiniz Recep Tayyip Erdoğan mı verdi? Başbakanlıkta, Diyanet İşleri Başkanlığında söz konusu 4 cami satışına ilişkin kayıt var mıdır, bu camiler hangi gerekçeyle satıldı?
Flows: İnternet Bağlantısı Olmadan Anonim Mesajlaşma Uygulaması
Geçtiğimiz Mart ayında sizlere internet bağlantısına ihtiyaç duymadan mesajlaşabileceğiniz bir uygulama olan FireChat’i tanıtmıştık. Özellikle son 8 yıl içerisinde gittikçe internet üzerinde herkesin tüm bilgileriyle yer almasının ardından anonimliğe doğru tekrar bir ilginin başlamasıyla birlikte anonim sosyal ağ ve mesajlaşma uygulamalarının sayısı artıyor.Bu alandaki son örnek ise yerli yazılım geliştiricilerin yaptığı ve internet bağlantısına ihtiyaç duymadan anonim olarak mesajlaşabileceğiniz mobil uygulama olan Flows .Flows’u tanıtmaya başlarken ilk olarak söyleyebileceğim eğer FireChat‘i kullandıysanız ona benzer yanlarının bulunduğu ancak temel bazı önemli noktalarda Flows, FireChat’ten ayrılıyor. Flows’un çalışma mantığını açıklamamız gerekirse herhangi bir internet bağlantısına ihtiyaç duymadan yalnızca Bluetooth veya P2P Wi-Fi ile uygulamaya giriş yaparken diğer kullanıcılarla mesajlaşabiliyorsunuz. Uygulamayı ilk açtığınızda ve devamında Flows kesinlikle sizden herhangi bir bilginizi istemiyor yalnızca kendinize bir kullanıcı adı belirliyorsunuz ve uygulamayı kullanmaya başlıyorsunuz.Uygulama içerisinde kullanıcıların birbiriyle mesajlaşması ise IRC benzeri odalar kurarak gerçekleşiyor. Odaları “#” ile başlayarak hashtag mantığında kurabiliyorsunuz ya da var olan bir odaya dahil olabiliyorsunuz. Ardından mesajlaşma başlıyor burada önemli nokta Flows yazılan mesajları asla kaydetmiyor bunu kullanıcı tamamen kendi kontrölünde yapabiliyor bu da Flows kurucusu Furkan Cengiz’in FireChat’ten farklılaştıkları temel noktalardan biri olduğunu söylüyor.Herkesin dahil olabildiği kanallar olduğu gibi yalnızca belirlenen kullanıcıların dahil olabileceği kısmen gizli odaların da kurulabildiğini söyleyelim. Anonimlikle birlikte ortaya çıkan sorunlardan birisi farklı kişilerin aynı kullanıcı adını alabiliyor olması ve bunun karışıklığa yol açması. Flows bu sorunu renkli imza ile çözmüş. Uygulamaya dahil olan her kullanıcının kendine sahip 3 renkten oluşan bir imzası var ve bu kullanıcıları sistem üzerinde ayırtedilebilmesine olanak sağlayan özellik.Yalnızca 2 kişilik bir ekip tarafından geliştirilen Flows, 22 Ekim tarihinde Product Hunt’ta feature olduğunu ve 4. sıraya kadar yükseldiğini belirtelim. Protestolar, okullar, konserler ve etkinlikler Flows’un ilk olarak kullanılabileceği alanlar olarak akla geliyor. Uygulama şu anda yalnızca iOS platformları için bulunmakla birlikte ücretsiz olarak indirip kullanmaya başlayabilirsiniz.Webrazzi
G.Saray'da Aysal Dönemi Yarın Sona Eriyor
Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, yarın yapılacak olağanüstü seçimli genel kurulda başkanlık bayrağını devredecek14 Mayıs 2011'de yapılan genel kurulda 2 bin 998 oy alarak, kulüp tarihinin en yüksek oyuyla başkan seçilen Aysal, yine kulüp tarihinin 3 yıllık görev dönemi için seçilen ilk başkanı olmasına karşın, bu süresini dolduramadı. Olağanüstü genel kurulla göreve gelen Aysal, 22 Haziran 2013 tarihinde olağanüstü genel kurula gitti ve tek aday olduğu seçimde yönetimini önemli ölçüde değiştirerek, bin 404 oyla tekrar başkan seçildi.Aysal, divan kurulu toplantılarında yaşadığı sorunların ardından geçen ay bir kez daha olağanüstü genel kurul kararı alırken, olağanüstü seçimli genel kurulda başkan adayı olmadı. Ünal Aysal, başkanlığı yarınki seçimin ardından adaylardan Alp Yalman veya Duygun Yarsuvat'a bırakacak.FUTBOLDA 3 YILDA 5 KUPAÜnal Aysal'ın toplam bin 244 gün süren başkanlığı boyunca Galatasaray Futbol Takımı 5 kupa kaldırdı.Galatasaray tarihinin en kötü sezonlarından birisi olan ve 8. bitirilen 2010-2011 sezonundan sonra başkanlığa gelen Aysal, ilk iş olarak takımın başına efsane teknik adam Fatih Terim'i getirdi. Yaptığı yatırımlarla sarı-kırmızılı takımı adeta küllerinden ayağa kaldıran Aysal, Terim önderliğinde yaptığı transferlerle zirveye oynayan bir kadro oluşturdu ve yatırımının karşılığını ilk sezonunda alarak şampiyonluk yaşadı. Sarı-kırmızılılar, Süper Final'in oynandığı sezonun sonunda ezeli rakibi Fenerbahçe'nin sahasında şampiyonluğunu ilan etti.İkinci sezonunda yaptığı yatırımları sürdüren Aysal, sarı-kırmızılı takımın mücadele ettiği Spor Toto Süper Lig ve UEFA Şampiyonlar Ligi'nde başarılı sonuçlar almasında baş rolü oynadı. Sezona Fenerbahçe'yi yenip, TFF Süper Kupa'yı kazanarak başlayan Galatasaray, Aysal'ın başkanlığında 2012-2013 sezonununu da şampiyon tamamladı. Sarı-kırmızılılar, böylece şampiyonluk sayısını da 19'a çıkararak, 18 şampiyonluğu bulunan Fenerbahçe'yi geçmiş oldu.2013-2014 futbol sezonuna yine Fenerbahçe'yi mağlup edip TFF Süper Kupa'yı kazanarak başlayan Aysal'ın başkanlığındaki Galatasaray, yönetimsel ve teknik kadro nedeniyle yaşanan birçok krize yenik düştü ve şampiyonluğu Fenerbahçe'ye kaptırdı. Buna rağmen ligi ikinci bitiren sarı-kırmızılılar, 8 sezondur kazanılamayan Türkiye Kupası'nı müzesine götürerek, moral buldu.Sarı-kırmızılılar ayrıca 2013-2014 sezonu öncesinde Arsenal'in ev sahipliğinde düzenlenen 'Emirates Cup'ta da şampiyonluk yaşadı.RESMİ 154 MAÇTA, 86 GALİBİYET, 40 BERABERLİK, 28 MAĞLUBİYETGalatasaray Futbol Takımı, Ünal Aysal başkanlığında 154 resmi maç oynadı.Spor Toto Süper Lig'de 114, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 21, Türkiye Kupası'nda 16 ve TFF Süper Kupa'da 3 maça çıkan sarı-kırmızılılar, toplamda 86 galibiyet, 40 beraberlik ve 28 mağlubiyet aldı.LİGDE SON MAÇI FENERBAHÇE DERBİSİBaşkanlığının son lig maçını Fenerbahçe derbisiyle yaşayan Aysal'ın döneminde sarı-kırmızılı taraftarlar derbi galibiyetine doydu.Ünal Aysal'ın başkanlığında Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'la toplam 20 derbi maç yaptı. Bu maçlarda rakiplerine karşı 11 kez üstünlük kuran 'Cim Bom', 5 derbi maçta berabere kalırken, 4'ünde yenildi. Ünal Aysal, başkanlığının son lig maçında Fenerbahçe derbisi yaşadı ve 2-1'lik sonuçla sevindi.Aysal, her ne kadar Süper Final'in uygulandığı 2011-2012 sezonunda Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda şampiyonluk kupası kaldırsa da Kadıköy'de galibiyet göremedi.ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE ÜST ÜSTE BAŞARILAR GELDİÜnal Aysal döneminde 3 sezon üst üste gruplarda mücadele etme hakkı kazanan Galatasaray, önemli başarılar elde etti.Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın Avrupa'dan men cezası aldığı dönemde Türkiye'nin puanına ciddi katkıda bulunan sarı-kırmızılılar, Aysal başkanlığında 2012-2013 sezonunda katıldığı UEFA Şampiyonlar Ligi'nde İngiltere'nin Manchester United, Romanya'nın Cluj ve Portekiz'in Braga takımlarıyla aynı grupta yer aldı. Grubu Manchester United'ın ardından ikinci tamamlayarak, son 16 takım arasına kalan 'Cim Bom' ilk maçta sahasında berabere kaldığı Alman ekibi Schalke 04'ü deplasmandaki mücadelede yenerek, çeyrek finale yükseldi. Bu turda İspanyolların dünyaca ünlü takımı Real Madrid ile eşleşen sarı-kırmızılılar, Türk Telekom Arena'da 3-2 galip gelmesine rağmen ilk maçı 3-0'lık skorla farklı kaybettiği için elendi.Doğrudan gruplara kaldığı 2013-2014 sezonunda ise İspanya'nın Real Madrid, İtalya'nın Juventus ve Danimarka'nın Kopenhag takımlarının bulunduğu zorlu grupta mücadele eden Galatasaray, buna rağmen unutulmazlar arasına giren Juventus maçıyla gruptan çıkmayı başardı. Son 16 turunda İngiliz Chelsea takımıyla eşleşen sarı-kırmızılı ekip, rakibine elenmekten kurtulamadı.Bu sezon da İngiltere'nin Arsenal, Almanya'nın Borussia Dortmund ve Belçika'nın Anderlecht takımlarının yer aldığı zorlu bir gruba düşen Galatasaray, 3 maç yaptı. Avrupa'da istediği sonuçları alamayan 'Cim Bom' ilk maçında sahasında Anderlecht ile 1-1 berabere kaldı. Ardında deplasmanda Arsenal'e 4-1 yenilen sarı-kırmızılılar, sahasında yaptığı Borussia Dortmund maçından da 4-0'lık kötü bir sonuçla ayrıldı.FATİH TERİM KRİZİ YAŞADI, 3 TEKNİK ADAMLA ÇALIŞTIÜnal Aysal, başkanlığı döneminde 3 farklı teknik direktör ile çalıştı.Başkan seçilmesinin ardından teknik direktörlük görevini Fatih Terim'e emanet eden Aysal, deneyimli teknik adam ile 2 şampiyonluk, 2 TFF Süper Kupa kazandı. 2013-2014 sezonunun başında yaşanan kriz sonunda aynı zamanda A Milli Takım'ı da çalıştıran Terim ile yolları ayıran Ünal Aysal, takımı dünyaca ünlü İtalyan teknik direktör Roberto Mancini'ye teslim etti. Mancini ile sezon sonuna kadar çalışan ve Türkiye Kupası sevinci yaşayan Aysal, 49 yaşındaki teknik direktör ile finansal konularda görüş ayrılığına düştüğü için bir kez daha değişikliğe gitmek zorunda kaldı.Mancini'nin yerine uzun arayışların ardından vatandaşı Cesare Prandelli'yi getiren Ünal Aysal, İtalya Milli Takımı ile 2014 FIFA Dünya Kupası'nda hayal kırıklığı yaşayan ve sarı-kırmızılı takımın başında da sürekli tartışılan Prandelli ile yola devam etti.BASKETBOLDA ALTIN DÖNEMÜnal Aysal'ın başkanlığı süresince Galatasaray'ın erkek ve kadın basketbol takımları önemli bir ivme kazandı.Erkek basketbolunda Aysal göreve geldikten sonra sarı-kırmızılılar, 2011-2012 sezonunda tarihinde ilk kez Avrupa Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandı. Bu sezonun ardından başantrenörlük görevine Ergin Ataman'ın getirildiği Galatasaray Liv Hospital, Türkiye Basketbol Ligi'nde 2012-2013 sezonunu şampiyon tamamlayarak, 23 yıl aradan sonra şampiyonluk sevinci yaşadı. Geride kalan sezonda da ligde final oynadı ancak seride durum 3-3 iken, Türkiye Basketbol Federasyonu'nu protesto ederek son maça çıkılmadı. Sarı-kırmızılı basketbol takımı ayrıca geçen sezon THY Avrupa Ligi'nde çeyrek finale kadar yükseldi.Ünal Aysal döneminin en başarılı performansını başantrenör Ekrem Memnun yönetimindeki kadın basketbolu gösterdi. 2011-2012, 2012-2013 ve 2013-2014 sezonları Türkiye Kupası şampiyonu olan Galatasaray'ın kadın basketbolcuları, bu alanda şampiyonluk serisini 5 sezona çıkardı. Geride kalan sezonu lig, kupa ve Avrupa Ligi şampiyonluğuyla kapatan sarı-kırmızılı takım, adeta tarih yazdı. Ligde şampiyonluğa ulaşarak, 13 yıllık hasreti sona erdiren Galatasaray Odeabank Kadın Basketbol Takımı, en büyük başarısını Avrupa'da elde etti. Sarı-kırmızılılar, FIBA Kadınlar Avrupa Ligi Sekizli Final organizasyonunun final maçında Fenerbahçe'yi eleyerek, kadın basketbolunun Avrupa'daki 1 numalaralı kupasını tarihinde ilk kez kazandı.KUPA ALINAMAYAN TEK BRANŞ VOLEYBOLAysal döneminde Galatasaray'ın yarıştığı takım sporlarında kupa alamadığı tek branş olarak voleybol dikkati çekti.Ünal Aysal'ın başkanlığı süresinde diğer takım sporlarında önemli başarılar elde edilirken, sarı-kırmızılı erkek ve kadın takımlarının mücadele ettiği en üst düzey liglerdeki şampiyonluk hasretine son verilemedi. Erkeklerde süren 25 sezonluk şampiyonluk hasreti devam ederken, kadınlarda şampiyonluk sevinci yaşanamadı.Kadın voleybolunda Avrupa'da önemli işlere imza atılırken, 2012-2013 sezonunda CEV Şampiyonlar Ligi'nde dörtlü finallere ev sahipliği yapıldı ve kadınlarda Avrupa 4'üncüsü olundu.DİĞER BRANŞLARDAKİ BAŞARILARGalatasaray ayrıca, Ünal Aysal'ın başkanlığında kürek, sutopu, yüzme ve judo gibi branşlarda birçok şampiyonluk ve bireysel başarı elde etti.Sarı-kırmızılı kulüpte amatör branşlara önem verilirken, bunun karşılığında genç kürekçi Enes Kuşku'dan ciddi bir başarı geldi. Milli sporcu Enes, İtalya'nın Varese şehrinde düzenlenen 23 Yaş Altı Dünya Kürek Şampiyonası'nda hafif kilo tek çiftede gümüş madalyaya uzandı.SPORTİF BAŞARI VAR AMA MALİ SORUN BİTMEDİÜnal Aysal'ın başkanlığı döneminde tüm branşlarda önemli başarılar elde edilirken, mali sorunlar ise giderilemedi.Aysal'ın başkanlığı süresince futbol takımı ligde 2 sezon üst üste şampiyon oldu ve UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 3 sezon üst üste doğrudan gruplara kaldı. Bunun sonucunda yayın gelirleri, reklam ve sponsorluk anlaşmaları ile kombinelerden hatırı sayılır bir miktar gelir elde eden Galatasaray'da giderler de arttı. Son 2 yılda yapılan çok sayıda transfer ve yıldız oyunculara ödenen yüksek yıllık ücretler sarı-kırmızılı kulüpte mali krizlerin yaşanmasına neden oldu.Elde edilen başarılara rağmen amatör branşların kendi giderlerini karşılayamaması da kulübü zor durumda bırakırken, yapılan sermaye artırımından gelen yaklaşık 150 milyon lira da mali yapının düzelmesine yardımcı olamadı.Haber Türk
Reklam