‘Erdoğan’ın Kobani’ye Kayıtsızlığının İki Nedeni Var: IŞİD Sempatisi ve Kürt Antipatisi’
ABD’nin saygın dergilerinden The New Yorker’ın internet sitesinde yayınlanan yazıda, Türkiye’nin Kobani karşısındaki kayıtsızlığı iki nedene bağlandı: IŞİD sempatisi ve Kürt antipatisi.Deneyimli Ortadoğu analistlerinden Dexter Filkins imzalı yazıda, koalisyon ülkelerinin hava bombardımanına rağmen IŞİD’in Kobani’ye ilerleyişinin durdurulamadığına dikkat çekildikten sonra, neden olarak, Türkiye’nin ABD’ye destek vermemesi gösterildi.‘Erdoğan’ın önceliği başka’“Erdoğan Kobani’yi IŞİD’in insafına terk etmekten memnun. Türk askerleri mevzilerinde Kobani’nin kuşatılmasını öylece izliyor” diye yazan Filkins, Erdoğan’ın bu tavrını şöyle yorumladı: “Şaşacak bir şey yok. Çünkü Mevzu IŞİD olunca, Erdoğan’ın başka öncelikleri var. Özeti şu: IŞİD, Türkiye’nin hararetle desteklediği bir amaç güdüyor: (Suriye lideri Beşar) Esad’ın devrilmesi. İşte bu yüzden Türkiye bu örgüte karşı yürütülen mücadeleye katılmakta isteksiz.”‘Çünkü onlar Kürt’Yazıda, Türkiye’nin Suriyeli Kürtlerin yardımına koşmaktaki isteksizliğinin ikinci nedeni şöyle anlatıldı: “Çünkü onlar Kürt. Suriyeli Kürtlerin baskın örgütü PYD, PKK’nın uzantısı. Türk hükümetinin de Kütlere, hele hele PKK’ya yardım etmek gibi bir alışkanlığı yok.”Filkins gerçek sorunun Amerikan politikası olduğunu da savunarak, IŞİD’in havadan bomba atarak yok edilemeyeceğini belirtti: “Diplomasinin klasik problemlerinden biriyle karşı karşıyayız. Araçlar amaca uygun değil.”Yazı, “ Bobma atmak yeterli değil. Öyle görünüyor ki öyle olduğunu yakında Kobani’de göreceğiz” ifadesiyle son buldu.Diken
Motorine Sürpriz İndirim!
Motorin litre başı fiyatlara İstanbul ve Ankara'da 10 kuruş indirim geldi.Motorin 10 kuruş ucuzladı. İndirimin ardından motorinin pompa fiyatı İstanbul'da litre başına 4,34'ten 4,24'e geriledi. Ankara'da da 4,38'den 4,28'e geriledi. İndirimin bu geceden itibaren fiyatlara yansıması bekleniyor.Yenişafak
YPG'den Kobani'de Son Durum Açıklaması
Reuters'e konuşan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdulrahman, IŞİD'in Kobane'nin yüzde 40'ını ele geçirdiğini ileri sürdü.Abdulrahman, IŞİD'lilerin yönetim binalarının bulunduğu güvenlik merkezini de büyük ölçüde kontrol ettiğini iddia etti.Abdurrahman, IŞİD'in kentin doğusunda bazı alanların kontrolünü sağladığını güneyinde ise daha küçük alanları kontrol edebildiğini söyledi.YPG'DEN AÇIKLAMAYPG Basın Merkezi Kobani'yi işgal etmek amacıyla başlatılan saldırıların 25'inci gününde yoğun bir şekilde devam ettiğini bildirdi.IŞİD'in şehir dışına konumlandırdıkları top ve füze rampaları ile şehir merkezini bombaladığı duyuruldu.YPG Basın Merkezi, Kobani'deki son duruma ilişkin yaptığı açıklamada, son iki gündür saldırıların tırmandığını bildirdi. Açıklamada son 24 saatte en az 37 IŞİD militanının ve 5 YPG'linin de çatışmada öldüğü ifade edildi.Yapılan açıklamada, 'Şehre girme ısrarlarına rağmen başarılı olamayan çeteler şehir dışında konumlandırdıkları top ve füze rampalarıyla şehir merkezinde sivillerin bulunduğu alanlara yönelik bombardımanlar düzenlemektedir' denildi.Demokrat Haber
Kobanê Eylemlerinde Ölü Sayısı 37'ye Yükseldi
AKP’nin IŞİD kuşatması altındaki Kobani’ye yönelik politikalarını protesto etmek amacıyla başlayan eylemlerde, Diyarbakır’da bugün tedavi olan iki kişinin daha hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 37’e yükseldi.Salı gecesi yaralanmışlardıSalı gecesi tırmanan gerilimle, iki gün içinde Diyarbakır, Mardin, Siirt, Adana, Van, Batman ve Muş’ta toplam 25 kişi yaşamını yitirmişti. 10 kişinin öldüğü Diyarbakır’da o gece yaralanan Cumali Güneş ile Murat Dağ da yaşam mücadelesini kaybetti. Diyarbakır’daki ölü sayısı 12’ye yükseldi.Bingöl’de dün gece Emniyet genel müdürünün aracına saldırı düzenlenmesi sonucu altı kişi daha hayatını kaybetti. Gaziantep’te ise IŞİD’in Kobani’ye saldırılarını protesto için gösteri yapanlarla karşıt görüşlü bir grup arasında iki farklı mahallede çıkan çatışmalarda dört kişi hayatını kaybetti.Dokuz şehirde kan döküldüOlaylarda Diyarbakır’da 12, Mardin’de altı, Bingöl’de altı, Siirt’te beş, Gaziantep’te dört, Adana’da bir, Van’da bir, Batman’da bir ve Muş’ta bir kişi hayatını kaybetti.Ölenlerin isimleri şöyle:Diyarbakır (12 ölü): Turan Yavaş, Hasan Gökyüz, Riyat Güneş, Hüseyin Ahmet Dakak, Mahmut Enes, Süleyman Kale, Yusuf Tokar, Mahsun Çoban, Uğur Özbay (19), Baver Şeyhanlıoğulları (18), Cumali Güneş ve Murat Dağ,Bingöl (Altı ölü): Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin, Komiser Hüseyin Hatipoğlu ve ismi belirlenemeyen dört kişi,Mardin (Altı ölü): Sinan Toprak (18), Bilal Geze (29), Mehmet Erdoğan (22), Suudi vatandaşı Fehad İbrahim Elduveric (45), Suriye vatandaşı Abdullah Muhammed Latif (43), Abdülkerim Seyhan (27),Siirt (Beş ölü): Yusuf Çelik (17), babası Necmettin Çelik (45), Mehdi Erdoğan (35), Davut Nas (19), Kamil Taş (28),Gaziantep (Dört ölü): Ömer Uçeker (27), Sevgi Alıcı (16), Süleyman Balcı (15),Adana (Bir ölü): Ahmet Albay (65),Muş (Bir ölü): Hasan Buksur (25),Batman (Bir ölü): Emrah Demir (23),Van (Bir ölü): Hamit Caner (55).
Diyarbakır Emniyeti'nde 60 Özel Harekâtçı Tasfiye Edildi
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ndeki tasfiye dalgası bu sefer Özel Harekât Şube Müdürlüğü'nde yaşandı. Yıllardır terörle mücadelede aktif rol alan 60 özel harekâtçı polis hiçbir gerekçe gösterilmeden özel harekat şubesinden çıkarıldı.Türkiye'yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasında Emniyet'te başlatılan tasfiye furyası, ülke genelinde yaşanan olaylara rağmen devam ediyor. 17 Aralık'ta yapılan büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından polis teşkilatında art arda yaşanan görevden almalar Diyarbakır'da kıyıma dönüştü. Diyarbakır'da şuana kadar 'paralel' olduğu gerekçesiyle 2 bin 500 polis görevden alınarak farklı bir birime atandı ya da tayini çıkartılarak başka bir şehre gönderildi. Daha önce İstihbarat ve TEM şubenin de aralarında bulunduğu bütün şube müdürleri, şube müdür yardımcıları, baş komiserler ile alanında uzman yüzlerce polis memuru tasfiye edildi. Son olarak geçtiğimiz hafta Özel Harekat Şube Müdürlüğü'nde görevli 60 polis memuru 'paralel' olduğu gerekçesiyle şubeden çıkarıldı. Yıllarını terör örgütleriyle mücadelede geçiren polis memurları, karakollara ve dış ilçelere görevlendirildi. Diyarbakır'da daha önce de aynı şubede görev yapan polis memurları, Lice ve Kulp gibi terörün yoğun olduğu ilçelere gönderilmişti.Bu arada 50 PKK'lının ses getirecek eylemler yapmak üzere Diyarbakır'ın Dicle ilçesi kırsalına gönderildiği şeklinde istihbarat alındığı belirtiliyor.İsmail Avcı
15 Şaşırtıcı Fotoğrafla Baykuşların Kamuflaj Sanatı
Baykuşlar avlanmak için gece karanlığını ve süper sessiz kanatlarını kullanırlar. Fakat gündüzleri de yırtıcılardan korunmalı ve dinlenmelilerdir. Bu yüzden harika birer kamuflaj üstadına dönüşen baykuşların seçmekte zorlanacağınız fotoğrafları sizlerle.İyi eğlenceler dileriz...
Münevver Karabulut'un Ailesinden Cem Garipoğlu İntiharıyla İlgili Açıklama
Münevver Karabulut'un amcası Hüseyin Karabulut, yeğenini öldürmekten 24 yıl hapis cezasına mahkum edilen Cem Garipoğlu'nun cezaevinde intiharına ilişkin, 'Cem Garipoğlu'nun cezasını çekeceğini, intihar edeceğini beklemiyorduk. Bu, tasvip etmediğimiz bir olay' dedi.Karabulut yaptığı açıklamada, olayla ilgili fazla söylenecek sözleri olmadığını belirtti.Garipoğlu'nun intihar etmesinin yeğeninin mezarında rahat uyumasını sağlamayacağına dikkati çeken Karabulut, 'Çocuk mezarında nasıl rahat uyuyacak, bunca çekilenlerden sonra. Biz, Cem Garipoğlu'nun cezasını çekeceğini, intihar edeceğini beklemiyorduk. Bu, tasvip etmediğimiz bir olay' diye konuştu.AA
Soma A.Ş. Üretimi Durdurdu
Manisa Soma'da 301 kişinin öldüğü maden faciasının yaşandığı Eynez kömür ocağını çalıştıran Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., Cuma öğleden sonra Soma'daki tüm üretimini durdurdu.Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., Manisa Soma'daki Işıklar maden ocağında 10 Ekim Cuma günü öğleden sonra üç vardiya halinde çalışan bin 200 işçiye madeni kapattıklarını duyurdu.DHA'ya konuşan Soma Kömür İştetmeleri'nin bir yöneticisi, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı'nın denetimleri sonucu Işıklar maden ocağında dördüncü ayakta 30 metre uzunluğundaki bir alanda üretim yapmamıza izin verilmişti. Biz de bir aylık çalışma sonunda burayı bitirdik. İki bakanlık anlaşıp işin devam etmesi konusunda izin veremedi. Bunun üzerine şirket de madeni kapatma kararı aldı' dedi.Aynı yetkili, 'İşçiler işsiz mi kalacak' sorusuna, 'Zaten iki maden ocağımız Atabacası ve kazanın yaşandığı ocak Eynez kapalı durumdaydı. Burada da üretim yapılmazsa işçiler değil yönetici olarak bizler bile işsiz kalırız. Kesin sonuç şirketin yönetim kurulunun Pazartesi günkü toplantısında belli olacak' dedi. Karar üzerine Maden İş Sendikası şubelerinin yöneticileri acil toplantı kararı aldı.Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs'ta 301 madencinin hayatını kaybetmesine neden olan maden faciasının yaşandığı Eynez kömür ocağı ile Işıklar ve Atabacası maden ocaklarını işleten Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin faciadan sonra tüm faaliyeti durdurulmuştu. Daha sonra şirketin sadece Işıklar maden ocağında bir bölgede kömür çıkarmasına izin verilmişti.Aljazeera
Kapatılan Polis Okulu Arazisinin Havadan Görüntülendi
Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılan Etiler Polis Meslek Yüksek Okulu'nun arazisi DHA Gökyüzü Kamerası tarafından havadan görüntülendi. 32 bin metrekarelik arsa içinde bulunan okul arazisi binaları ve spor sahaları ile şu an terk edilmiş bir görünüm içinde yer alıyor.Etiler Polis Yüksek Okulu, Resmi Gazete'de dün yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile resmen kapatıldı. Okulun Etiler'in göbeğinde bulunan 32 bin metrekarelik arazisinin ne olacağı ise şu an tartışma konusu. Havadan okul arazisi üzerinde yaptığımız çekimlerde, büyük bir bina, geniş bir spor bahçesi, basketbol ve voleybol sahalarından oluşan okulun şu an terk edilmiş olarak beklediği görülüyor. Dersliklerin bulunduğu bina bölümünün çatısında ise bazı hasarlar var.MÜTHİŞ MANZARAİmar planında 100 bin metrekare inşaat izni verilerek yüksekliğin serbest bırakıldığı belirtilen arsa, üzerine yapılacak yeni binaları beklerken, arsa üzerinde yaptığımız çekimler müthiş manzarayı da ortaya çıkardı. 100 metre ile 150 metre arasındaki yüksekliklerden yaptığımız çekimlerde, arsanın Akmerkez'e bakan tarafından Boğaz'ın bir bölümünü görülürken, Levent tarafına doğru bakıldığında ise İstanbul'un büyük bölümünü görmek mümkün.CHP SORU ÖNERGESİ VERDİBu arada, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Etiler Polis Measlek Yüksek Okulu hakkında 16 Ocak'ta verdiği soru önergesinin 'yanıtsız bırakılması' nedeniyle, yeni bilgilerle güncelleyerek TBMM Başkanlığı'na okul arazisi hakkında yeni bir soru önergisi sundu.İçişleri Bakanlığı tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle verilen soru önergesi şöyle:'1. İstanbul Etiler Polis Okulu'nu neden kapattınız? Okulun kapatılması 32 dönümlük bu arazinin riskli alan edilmesinden mi kaynaklanmaktadır?2. Etiler Polis Okulu arazisinin 2012 yılında önce İBB KİPTAŞ'a oradan da TOKİ'ye ve nihai olarak bir özel şirkete devredildiği/satıldığı doğru mudur? Bu bilgi doğruysa her devir işleminin tarihi ve imzalanan protokollerin tarafları/imzacıları ve protokollerin içerikleri nedir, protokolde arazi bedeli için öngörülen değer kaç TL'dir?3. 32 dönümlük arazinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın ortağı olduğu Bosphorus şirketine devredildiği bilgisi doğru mudur?4. Piyasa değeri 1 milyar dolar olan Etiler Polis Okulu arazisi Bosphorus isimli şirkete ihalesiz satış bedeli 460 milyon dolar karşılığında mı verildi? Bosphorus Şirketinin ortakları arasında Başbakanlık Yatırım Ajansı yetkilileri, Suudi Arabistanlı İşadamları ve El Kaide finansörü olarak bilinen Yasin El Kadı ile oğlu da bulunmakta mıdır? Bilal Erdoğan bu ihalenin verilmesinde aracı olmuş mudur?5. Söz konusu 32 bin m2'lik arazi hangi tarihte düzenlenen protokol ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı ve bağlı şirketlerine devredildi? Söz konusu protokolü imzalayan taraflar kimlerdir, imzacı yetkililerin isimleri nedir? Protokol uyarınca söz konusu arazi için protokolde belirlenen maddi değer kaç TL'dir?6. Protokolün içeriği ve bir örneği nedir? Bazı illerde TOKİ aracılığıyla polis lojmanı ve meslek yüksekokulu yapılması da protokol kapsamında mıdır?7. Önceki İçişleri Bakanı Muammer Güler'in seçim bölgesi olan Mardin'de polis lojmanı ve polis meslek yüksekokulu inşa edilmesi de taahhütlere arasında mıdır? Bu taahhüt yerine getirilmiş midir? Devir protokolü uyarınca belirlenen taahhütler nelerdir, bunların hangileri yerine getirilmiştir?8. Söz konusu arazinin imar planlarında, devir sonrasında herhangi bir değişikliğe gidildi mi, değişiklik yapıldıysa tarihi ve içeriği nedir? Arazinin devir sonrasında ticaret merkezine çevrilmesinin gerekçesi nedir, bu değişiklik talebini kim istedi?9. Söz konusu arazinin emsal inşaat oranı, devir öncesinde ve sonrasında kaç olmuştur?10. Bakanlığınız ile yapılan protokol sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu araziyi devralmasıyla birlikte burası ile ilgili hangi tasarruflarda bulunmuştur?11. Bu konuyla ilgili olarak 16 Ocak 2014 tarihinde size yönelttiğim 7/38122 sayılı soru önergemi neden yanıtlamıyorsunuz?'DHA
TSK: Suriye Tarafından Sınıra Yaklaşan Grup Askerlere Ateş Açtı
GENELKURMAY Başkanlığı, dün Kobani’ye IŞİD tarafından yapılan saldırıları protesto etmek isteyen 4 bin - 5 bin kişilik bir grubun mayınlı sahaya girdiğini, bu esnada hududun Suriye tarafından bölgeye yaklaşan başka bir grubun askerlere ateş açtığını, askerlerin karşılık vererek grubun hududa yaklaşmasını engellediğini açıkladı. Olayda, Türkiye tarafındaki gruptan biri ağır olmak üzere 4 kişinin yaralandığı belirtildi.Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklama şöyle; 'Türkiye - Suriye hududunda, Kara Kuvvetleri 4’üncü Hudut Alay Komutanlığı (Mardin) Kapı Hudut Karakol Komutanlığı sorumluluk bölgesinde, Türkiye tarafından gelerek Suriye / Ayn El Arab ilçesine IŞİD tarafından yapılan saldırıları protesto etmek isteyen 4000-5000 kişilik bir grup, 2’nci Derece Askeri Yasak Bölge içerindeki mayınlı sahaya girmişler, bilahare 1’inci Derece Askeri Yasak Bölgedeki hudut nöbet kule ve mevzilerine doğru ilerlemeye başlamışlardır. Nöbetçilerin 'DUR' ve 'Mayınlı Sahayı Terk Et' konusundaki ikazlarına rağmen ilerlemeye devam eden söz konusu gruba, bölgede görevli hudut personeli tarafından önce havaya, sonra yere ve daha sonra söz konusu şahısların yanlarına ikaz ateşi açılmıştır. Açılan ikaz ateşlerine rağmen grubun, ilerlemeye devam etmesi ve hudut hattında görevli askerlerin üzerine yürümesi üzerine, askerlerimiz tarafından uyarı ateşlerine devam edilmiştir. Bu esnada hududun Suriye tarafından bölgeye yaklaşan başka bir grup da yine aynı bölgede askerlerimizin bulunduğu kule ve nöbet mevzilerine yaklaşmaya başlamış, anılan gruba da gerekli uyarılar yapıldıktan sonra, havaya uyarı ateşi açılmıştır. Ancak, Suriye tarafındaki söz konusu grup, uyarı ateşi üzerine, hedef gözetmeksizin askerlerimizin üzerine ateş açmaya başlamıştır. Askerlerimiz, derhal ateşe ateşle karşılık vermiş ve grubun hududa yaklaşmasını engellemiştir. Olayda, Türkiye tarafındaki gruptan biri ağır olmak üzere dört kişi yaralanmıştır.'Genelkurmay: Bingöl Saldırısını Bölücü Terör Örgütü GerçekleştirdiGenelkurmay Başkanlığı, Bingöl'deki emniyet müdürüne yönelik saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Eylemin 'bölücü terör örgütü' tarafından gerçekleştirdiği belirtildi.Genelkurmay, Bingöl'de iki polisin şehit, il emniyet müdürünün yaralanması olayıyla ilgili açıklama.Genelkurmay'ın sitesinde yer alan açıklama şöyle;'Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristler tarafından, Bingöl / Merkez'de, İl Emniyet Müdürü ve beraberindeki ekibe yapılan silahlı saldırıyı müteakip, olay yerinden kaçan Bölücü Terör Örgütü mensubu teröristlerin yakalanması maksadıyla, Genç-Bingöl karayolunda, Genç İlçe Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü Ekiplerinin, Genç Köprüsü mevkiinde, birlikte yaptığı yol emniyet ve kontrol faaliyeti esnasında, Yol emniyet ve kontrol görevi icra eden unsurlara, yaklaşan bir araçtan, uzun namlulu silahlarla ateş açılmıştır.Milliyet
'12 Eylül'den Beri Kampüsten Akademisyen Gözaltına Alınmadı'
Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nde gözaltına alınan akademisyenler, polislerin eyleme katılmayanları bile küfür ederek gözaltına aldığını söylediler.Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü önünde polisin Kobanê için eylem yapan öğrencilere yönelik saldırısı ve kampüse girerek beş akademisyen ve 14 öğrencinin gözaltına alındığı olay sonrası kampüste eğitime bir gün ara verdi. Akademisyenler, 12 Eylül'den sonra ilk kez üniversite binasından akademisyen gözaltına alındığını anlattı.Gözaltına alınan Aysun Gezen , Celil Kaya ve İlkay Kara bianet’e konuştu.Ankara Eğitim Sen 5 No'lu Üniversiteler Şubesi Kadın Sekreteri olan Aysun Gezen ile Celil Kaya Siyasal Bilgiler Fakültesi, İlkay Kara ise İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyor.Akademisyenler öğrencilerin kampüs girişindeki oturma eyleminin trafiği kapatmadığını, okulun güvenliğini tehdit etmediğini, polisin buna rağmen anonsa başlayıp hemen ardından TOMA ile saldırıya başladığını anlatıyor.Polis kampüse girip fakültelere dağıldı ve gözaltılara başladı, buna tepki gösteren akademisyenler ve ardından meslektaşlarının gözaltına alınmasına tepki gösteren diğerleri gözaltına alındı.'Küfür ederek gözaltına aldılar'Celil Kaya araştırma görevlisi olduğunu defalarca belirtmesine ve kimliğini göstermesine rağmen küfür ederek gözaltına alındığını anlattı:“Öğrencileri gözaltına almaya başladılar. Eğitim Sen üyesi ve araştırma görevlisi olarak olası bir şeyde müdahalede bulunmak için gittim. Asistan arkadaşımı polisin fakülte binasına girişini engellemeye çalışırken İLEF'ten gözaltına aldılar. Ben de bir hocayı gözaltına aldıklarını ve bırakmaları gerektiğini söyledim. Biri ‘Onu da al’ dedi, beni de gözaltına aldılar.”Aysun Gezen polisin kampüse girmesi üzerine amirlerinden okula giriş için izin belgelerini görme taleplerinin geri çevrildiğini anlattı: “Kontrol etmek için sırayla fakültelere koştum. Çevik kuvvetin harekete geçtiğini görünce o yöne gittim ve iki kişinin gözaltına alındığını gördüm. Müdahale ettim, ittiler, kaldırımdan düştüm.“Diğer arkadaşın hoca olduğunu görünce ‘öğretim üyesi, bırakın’ diye müdahale etmek istedim, darp ederek beni de gözaltına aldılar.”'Ters kelepçeyle gözaltına alındık'İlkay Kara da kampüste ortam sakinken polisin girdiğini anlatıyor. Çalıştığı İLEF’in kapısında gözaltına alındı.“İLEF kapısında polis çekim yapan öğrencilere müdahale etmeye çalışıyordu. Ben engel olmaya polisler de aynı anda fakülte binasına girmeye çalışırken darp edilerek gözaltına alındım. Defalarca araştırma görevlisi olduğunu söylememe rağmen dinlemediler. Kampsüten çıkarılırken diğer akademisyenler de araştırma görevlisi olduğumuzu anlatmaya çalıştı, onları da dinlemediler. Ters kelepçeyle gözaltına alındık.”'Kampüsten 12 Eylül'den beri akademisyen gözaltına alınmadı'Akademisyenler kampüsten gözaltına alınmalarını Cebeci Kampüsü’ne yönelik süren baskının fiziksel hale dönüşmesi olarak yorumluyor.Üniversitelerde öğrencilere yönelik soruşturmalar, gözaltılar, akademisyenlerin işten çıkarılması gibi uygulamaları hatırlatarak yaşadıklarının bunun bir parçası olduğunu söylüyor.Celil Kaya 12 Eylül’den beri akademisyenlerin kampüsten gözaltına alınmadığını söyledi: “Eylemem katılmama rağmen, iş yerimden gözaltına alındım. Katılsam bile bu demokratik hak kullanımıdır ve gözaltına sebep olamaz.Bunun üniversiteye yönelik özel bir saldırı olduğunu, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İLEF’in görece muhalif kimliğiyle ilgili olduğunu düşünüyorum.Yönetimi iktidara yakın üniversitede olsaydı muhtemelen hocaları almayacaklardı. ‘Eğer böyle iktidar karşıtı iseniz hocalarınızı da alırız’ gibi bir mesaj olabilir.”'Üniversiteyi artık polisler yönetiyor'Aysun Gezen ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bundan sonra üniversitelerde özgür düşünce, bilimsel özerkliğe yer bırakılmayacağı, eleştiriler düşünceye tahammülü olmadıkları net şekilde gösterildi. Artık polisler üniversiteyi yönetiyor.'Cebeci'ye özel girişim var'İlkay Kara üniversite bileşenlerine uzun süredir sistematik olarak özgürlük gaspının söz konusu olduğunu söyledi.“Pek çok üniversitede akademisyenler yaptıkları araştırmalar, katıldıkları eylemler nedeniyle soruşturmaya uyguluyor, işten atılıyor.Akademik özgürlüklerin en çıkarıldığı çok az okul kaldı, Cebeci de onlardan biri. Bu nedenle birkaç yıldır buraya özel girişim var. Öğrencilere yönelik soruşturmalar bunlardan bağımsız değil.Süren girişimin fiziksel boyutunu yaşamış olduk.Üretmeyen, piyasa dönük, özgürlük ve demokrasiden uzaklaşmış üniversite tahayyülünün bir parçası. Şaşırtıcı değil ama kabul edilemez.”T24