'Davutoğlu Maksadını ve Haddini Aşan Sözlerinden Dolayı Derhal Özür Dilemeli'
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun 4'ncü Uluslararası Hacıbektaş Aşure Günü'nde 'Dersim Kerbela'ydı' ifadeleri ile ilgili olarak bir açıklama yayımladı.Bahçeli, yazılı olarak yaptığı açıklamada Davutoğlu'nun Nevşehir'deki konuşmasında Dersim ve Kerbela kıyaslamasına ilişkin değerlendirmede bulunarak 'Davutoğlu İslam'a ve kutsal değerlerine iftira atmış, Türk milletinin tertemiz sicilini lekelemeye kalkışmıştır. Başbakan Davutoğlu maksadını ve haddini aşan sözlerinden dolayı derhal özür dilemeli, pişmanlığını göstermelidir. Unutulmasın ki, Dersim İsyanı bir Kerbela vakası değil, bir 'kin belası', bir 'kan deryası' olup hedefinde Türkiye'nin huzuru, büyük milletimizin beka ve birliği vardır. Dersimdeki isyan elebaşları terörist olup, bu Yezid takipçilerinin Kerbela'da kanı dökülen mazlumlarla uzaktan yakından ilgisi olamayacaktır. Bilinmelidir ki, Başbakan'ın Kerbela'daki masumları Dersim'deki alçaklarla yanyana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır' dedi.'DERSİM'DEKİ HIYANETİ KERBELA'YA BENZETMEK ŞUURSUZLUK ÖRNEĞİDİR'Nevşehir'de yaptığı açıklamalardan dolayı Başbakan Davutoğlu'nu eleştiren Devlet Bahçeli, 'Başbakan Ahmet Davutoğlu bugün Nevşehir ilimizde düzenlenen, '4.Uluslararası Hacı Bektaş Aşure Günü' etkinliklerine katılmış ve çok talihsiz bir konuşma yapmıştır. Başbakan, sözde Dersim katliamını Kerbela şiddetiyle bir görmüş ve modern bir Kerbela vakası olarak tanımlamıştır. Dersim'deki hıyaneti, devlet ve millet aleyhine kurulan tuzakları, sahnelenen emperyalist oyunları Kerbela'ya benzetmek eğer cehalet değilse tam anlamıyla şuursuzluk örneğidir. Davutoğlu ne dediğini bilmeyen, ne konuştuğunun farkında olmayan vesayet ve velayet altındaki bir siyasetçi olarak sürekli falso yapmakta, sürekli çuvallamaktadır. Her defasında diliyle kalbi arasındaki çelişki gizlenemeyecek derecede ortaya çıkmaktadır. Başbakan tarihi yanlışlara, gaflara ve skandallara arka arkaya imza atmaktadır. Bu zihniyet başkalarının siyaset tasarımında sadece pasif bir öge olarak kurgulandığından vicdan ve basiretini vahim bir operasyon sonucunda aldırmış, ruh naklini de gerçekleştirmiştir. Davutoğlu 'stratejik hezeyanlarına' devamlı ilaveler yapmakla selefini aratmamaktadır. 1930'lu yıllarda Dersim'de patlak veren isyan ve ihanet kalkışmasını Kerbela gibi İslam tarihinin en hassas ve en acıklı hadisesiyle ilişkilendirmek bir defa Ehl-i Beyt'in aziz hatırasına ağır bir hakarettir. Davutoğlu Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti'ni Yezidle bir ve aynı görmüş; canileri, teröristleri, o devrin PKK'lılarını Efendimizin kutlu torunu Hz. Hüseyin ile eşdeğer tutmuştur' açıklamasında bulundu.'BAŞBAKAN TÜM MÜSLÜMANLARI İNCİTMİŞTİR'Başbakan Davutoğlu'nun Dersim ve Kerbela kıyaslaması ile sadece Alevi İslam inancına mensup olanları değil, bütün Müslümanları incittiğini savunan Bahçeli, 'Başbakan'a hatırlatmak isterim ki; Hz.Hüseyin haksızlık karşısında susmayan bir vicdan, zulüm karşısında eğilmeyen bir ahlak ve cesaret abidesidir. İnandığı yoldan dönmeyen fazilet kalesi; tehdit ve tehlikeler karşısında yılmayan inanç anıtıdır. Aynı zamanda onursuzca hüküm sürenlere karşı dik duran ve taviz vermeyen ulvi bir iradedir. Böylesi mübarek bir büyüğümüzün, tazimle andığımız bu iman doruğumuzun şeref ve şehadetle özdeşleşmiş nurlu ismini devlet ve millet düşmanlarıyla eşitlemek manevi bir felaket, bağışlanması zor olacak bir günahkârlıktır. Başbakan sadece Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizi değil, tüm inananları, tüm Müslümanları incitmiş, sarsmış ve manen eziyet etmiştir. Kerbela, haksızlığın reddedilmesi, adaletsizliğin yok sayılması, Hüseyni ahlakın ayağa kalkışı ve başkaldırısıyken Dersim; rezilliğin, parçalanmanın ve şeytani hesapların kirli tezahürüdür. Kerbela, vahşete karşı kıyam, fitneye karşı cephe, bölünmeye karşı panzehir iken Dersim; kardeşliğe karşı pusu, birliğe karşı nifak, kucaklaşmaya ve barışmaya karşı kurşundur. Gücünü yalnızca koltuğundan alan, insaf ve vicdan fukarası çürük zihniyetlere tarihin en gür itirazı Hz. Hüseyin nefesiyle Kerbela'dan yapılmıştır' ifadelerini kullandı.'BAŞBAKANIN KERBELA'DAKİ MASUMLARI DERSİM'DEKİ ALÇAKLARLA MUKAYESE ETMESİ DENSİZ BİR AÇIKLAMA OLARAK ANILACAK'MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı olarak yaptığı açıklamasında şunları kaydetti: 'Başbakan, Kerbela'yla Dersim'i eşitleyerek zalim ve canileri aklamanın, arındırmanın, arkalamanın boş hevesine, zillet kaygısına kapılmıştır. Davutoğlu Yezid'i güldürmüş, Hz. Hüseyin'i kahretmiştir. Hacı Bektaş Veli'den manen destur almaya, ikrar vermeye ve nasiplenmeye geldiğini söylemesine rağmen ağzından ayıplı sözleri bir bir çıkaran Davutoğlu İslam'a ve kutsal değerlerine iftira atmış, Türk milletinin tertemiz sicilini lekelemeye kalkışmıştır. Başbakan Davutoğlu maksadını ve haddini aşan sözlerinden dolayı derhal özür dilemeli, pişmanlığını göstermelidir. Başbakan'ın Kerbela kılıfını Dersim'in üzerine geçirmekle; yeni husumetlere, yeni bölünmelere, dahası kabuk bağlaması gereken yaraları yeniden deşmeye yeltenmesi yanına kalmayacaktır. Unutulmasın ki, Dersim İsyanı bir Kerbela vakası değil, bir 'kin belası', bir 'kan deryası' olup hedefinde Türkiye'nin huzuru, büyük milletimizin beka ve birliği vardır. Aksini iddia edenler Türkiye'nin yıkılmasına hizmet eden ve batılın tasmasını boynuna geçirmiş köksüz ve kimliksizlerdir. Dersimdeki isyan elebaşları terörist olup, bu Yezid takipçilerinin Kerbela'da kanı dökülen mazlumlarla uzaktan yakından ilgisi olamayacaktır. Başbakan Davutoğlu'nun isyankarlara, zulmedenlere, milletimizin ortak değer ve mirasına saldıran eşkıyalara özel ilgi ve ihtimamı başına çok iş açacaktır. Bilinmelidir ki, Başbakan'ın Kerbela'daki masumları Dersim'deki alçaklarla yanyana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır'Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
Halilhodzic Dönemi Resmen Bitti
Trabzonspor Kulübü, teknik direktör Vahid Halilhodzic ile sözleşmesinin fesh edilmesi konusunda anlaşmaya vardı.Alınan bilgiye göre, bu akşam kulüp başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve kulüp üst düzey yöneticisi (CEO) Burak Gürdal, antrenmanın ardından Vahid Halilhodzic'le bir araya geldi.Görüşmeden sonra Halilhodzic'le sözleşmesinin fesh edilmesi konusunda prensipte anlaşma sağlandı.Halilhodzic'in herhangi bir tazminatının bulunmadığı ancak bordo-mavili kulübün Boşnak teknik adama, 1 yıllık alacağı olan 1 milyon 600 bin avroluk ödeme yapacağı öğrenildi.Bordo-mavili takımın, yarın Torku Konyaspor ile oynayacağı maça, Gençlik Geliştirme Merkezi Koordinatörü Sadi Tekelioğlu yönetiminde çıkması bekleniyor.AA - Muhabir: Selçuk Kılıç
'Molotof Silahtır, Polisin Yetkisini Kullanması Doğal'
İçişleri Bakanı Ala, gözaltına alma yetkisinin sokakta görev yapan her kolluk görevlisine değil, amirlerine verileceğini söyledi.İçişleri Bakanı Efkan Ala, IŞİD militanlarının Türkiye üzerinden Kobani'ye (Ayn El-Arap) geçtiği iddiasıyla ilgili 'Bin 400 kilometre Irak ve Suriye sınırını kontrole çalışırken bu kadar ağır sorumluluk üstlenmişken ve politikasını açık biçimde buralara yönelik koymuşken, gereksiz, lüzumsuz ve dezenformasyona dayalı bilgilerle Türkiye'yi meşgul etmek büyük bir haksızlık, bunu kesinlikle reddediyoruz' dedi.Reform Eylem Grubu'nun, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın katılımıyla JW Marriott Otel'de düzenlenen ilk toplantısının ardından Bakanlar, gazetecilerin sorularını yanıtladı.İçişleri Bakanı Ala, bir gazetecinin 'İç güvenlik reform paketinde molotofkokteylinin silah olarak kabul edilmesi yer alıyor. Polisin silah kullanma yetkisinin olacağı ifade ediliyor, polisin görev ve yetkileri yeniden mi tanımlanacak?' sorusu üzerine, molotofkokteylinin bir silah olduğunu vurguladı.Ala, 'Tabii ki molotof silahtır. Tekil olarak silahtan daha tehlikelidir ve atıldığı zaman toplu kıyımlara neden olabilmektedir. İnsanlar iş yerlerinde, evlerinde otururken, otobüslerde araçlarıyla seyahat ederken bu çok yıkıcı etkileri olan silahtır. Mevzuattaki boşluk giderilerek silah olarak tanımlanan patlayıcı, yakıcı maddeler yeniden mevzuatta açıkça tanımlanıyor. Tabii ki silah olarak tanımladığınız zaman, polisin elinde silah olana karşı hangi yetkileri varsa burada da o yetkilere sahip olması tabiidir' diye konuştu.'İç güvenlik paketiyle ilgili bugün gazetelerde yer alan sadece emniyet amirinin emriyle gözaltı yada aramaların genişleyebileceğiyle ilgili haberler var. Biraz daha detay alabilir miyiz?' sorusuna karşılık Ala, şunları söyledi:'Eskiden her kolluk görevlisinin gözaltına alma yetkisi vardı. Türkiye'de bu 'çekerim karakola' anlayışını getirmişti. Tabii oralara fırsat vermeyen düzenlemeler yapıyoruz. Ama kolluk birimlerinin gözü önünde suçüstü hali olduğunda polisin onları gözaltına alıp karakola götürme ve adliyeye teslim etme prosedüründe açıklık var. Tereddütler doğuyor, gözaltına alma yetkisi yok. Belli suçlarda milleti tedirgin eden can ve mal güvenliğini, özgürlüğünü, haklarını kullanmasını tehdit eden, hususlarda suç üstü hali olursa polisin gözaltına alma yetkisini getiriyoruz.'Yetkinin sokakta görev yapan her kolluk görevlisine değil, amirlerine verileceğini belirten Ala, şöyle devam etti:'Gözaltı önemli husustur, vatandaşın hürriyetini kısıtlayıcı bir düzenlemedir. Dolayısıyla belli sayıdaki kolluk amiri ve müdürüne bu yetkiyi vereceğiz. O bakımdan hem suçu önleme konusunda alacağı inisiyatif genişlerken hem de vatandaşın hak ve hürriyetin koruyacak önlemleri birlikte getiriyoruz. Kolluğun şikayet mekanizmasını da tekrar bu paket içerisine aldık. Mecliste onu da çıkartacağız. Yetkiyle denetim ve görev arasında ciddi denge kuran, vatandaşın hak ve özgürlüğün korurken diğer vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlayan, suçluyla mücadele ederken, bu işlerle ilgisi olmayan vatandaşa karşı da oldukça demokratik bir sistem içerisinde hareket edecek bir düzeni kurmayı taahhüt ediyoruz.''Türkiye terör örgütleriyle en fazla mücadele eden ülkedir'Bir gazetecinin 'İnterpol kaynaklı, IŞİD militanlarının gemilerle Türkiye üzerinden Kobani'ye geçtiği yönünde haberler var. Bu haberler için ne diyeceksiniz?' sorusu üzerine Ala, şu değerlendirmede bulundu:'Türkiye, bu bölgede en çok insani yardım yapan ve terör örgütleriyle de en fazla mücadele eden ülkedir. Evvelsi gün Fransa'da içişleri bakanlarıyla bir araya geldim ve toplantı yaptık. Burada Avrupa Birliği'nin Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Polonya dışarıdan Kanada İçişleri Bakanı vardı, Amerika Adalet Bakanı vardı. Konuyu değerlendirdik. Bazı insanlar nasıl oluyor da o ülkelerden çıkıyorlar ve Türkiye sınırına geliyorlar? Türkiye sınırında bunları yakalayıp sınırdışı ediyoruz. Sorgulanması gereken de budur. Türkiye, 7 binden fazla insana giriş yasağı koymuştur, binden fazla 'yabancı savaşçı' diye adlandırdıkları kişiyi sınırdışı etmiştir.'Bakan Ala, şunları kaydetti:'1,5 milyonu aşkın Suriyeli ve Iraklı insan, oradaki kaostan, çatışmadan, zulümden göç etmiş insanların burada çocuklarıyla aileleriyle birlikte yaşamalarını sağlamak için Türkiye, çok yüksek katkıda bulunan ülkedir ve bulunmuştur. Bunun uluslararası platformlarda da hakkının teslim edildiğini biliyoruz ama yardım yapmıyorlar. Bin 400 kilometre Irak ve Suriye sınırını kontrole çalışırken bu kadar ağır sorumluluk üstlenmişken ve politikasını açık biçimde buralara yönelik koymuşken, gereksiz, lüzumsuz ve dezenformasyona dayalı bilgilerle Türkiye'yi meşgul etmek büyük bir haksızlık, bunu kesinlikle reddediyoruz.O ülkeler, AB ülkeleri ya da Batı ülkeleri ya da herhangi ülkeden Türkiye üzerinden Suriye'ye geçmeye çalışıyorsa asıl soruları o kaynak ülkelere sormak lazım, neden orada engellemiyorlar? Biz burada bu kadar insanın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bir de bu sorunlarla Türkiye'yi neden uğraştırıyorlar? Biz hesap soracak mevkideyiz, hesap verecek mevkide değiliz.Biz kendi üzerimize düşeni, kendi politikalarımız çerçevesinde yapıyoruz. Buradaki ateşin herkesi yaktığını görüyoruz, vicdani sorumluluğumuz var. İnsanlarımızın bu bölgeye ilişkin hassasiyetlerini dikkate alan politikalar üretiyoruz. Hiçbir politika üretmeyen yardımda bulunmayan, katkı sağlamayan bazı ülkelerin propagandalarının bizi yönlendirmesine de izin vermemeliyiz. Sorular oralara sorulmalı o kişiler oralardan nasıl çıkıyor da geliyor. Sonra bir kişi geliyorsa 10 kişi geliyor gibi değerlendirmeler yapılıyor.''Çözüm süreci şiddeti, terörü hoşgören bir süreç değildir'HDP'nin İmralı adasına gitmek için yaptığı başvuruya ilişkin son durumun sorulduğu Bozdağ, çözüm sürecinin Türkiye'de terörün, şiddetin, kanın, gözyaşının olmadığı, barış dilinin egemen olduğu ve bütün bunların kalıcı olduğu bir Türkiye oluşturmak için başlatılan, samimiyetle yürütülen bir süreç olduğunu söyledi.Çözüm sürecinin şiddeti, terörü, eylemi, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı hoşgören bir süreç olmadığını vurgulayan Bozdağ, şöyle konuştu:'HDP'nin eşbaşkanları veya milletvekilleri yaptıkları açıklamaları kendi eylemleriyle tekzip etmektedirler. Biz isteriz ki açıklamalarını eylemleri teyit etsin. Veya bazı açıklamalarıyla kendi kendilerini inkar etmesinler. Bunu görüyoruz. Son Kobani hadiselerinde gördük. Pek çok kişi zarar gördü, pek çok insanımız hayatını kaybetti, yakmalar, yıkmalar oldu. Bunun en önemli sebebiyse HDP'nin, temsilcilerinin ortaya koyduğu çözüm süreciyle bağdaşmayan söylem ve eylemler olmuştur. Onlarca insanımız öldü. Bu insanların ölümünden kim sorumlu? Sokağa insanları çağıran, onların arasına giren, onları örgütleyen, onları tahrik ve teşvik edenler sorumlu mudur, değil midir? Yasin Börü'yü öldüren, onu linç eden, vahşice, hunharca saldıranlar elbette sorumlu ama o vahşeti ortaya koymaya neden olanların sorumluluğu yok mudur? Bence onların da sorumluluğu vardır.Biz hep ifade ediyoruz, çözüm süreci, suç işleme hürriyeti değildir. Çözüm süreci kamu düzenini ihlal etme hakkı kimseye vermez. Esasında çözüm süreci, kamu düzeni ve güvenliğinin kalıcı olması ve herkesin özgürce hareket etmesi, temel hak ve hürriyetlerinin güvence altında olduğu bir Türkiye'yi oluşturmak için yürütülen bir süreçtir. Buna dair olumsuzluklar olduğunda Ankara'da nasıl polisimiz, güvenlik güçlerimiz, suça, suçluya müdahale ediyorsa Türkiye'nin bütün illerinde aynı müdahaleyi yapması anayasal, yasal bir haktır. HDP heyetinin görüşme önerilerini biz bu çerçevede elbette değerlendireceğiz. Sürecin sıhhati, görüşmelerin sıhhatini etkileyecektir.'Bozdağ, ayrıca, bazı haber sitelerinde 'Adalet Bakanı açıkladı, Türkiye'de yolsuzluk yüzde 70 arttı' şeklinde çarpıtma bir haber olduğunu belirterek, 'Adalet Bakanı olarak benim yaptığım böyle bir açıklama yoktur. Bu haber gerçek dışıdır. Bir Sayın Milletvekilinin sorduğu yazılı soruya verdiğimiz cevaptan çarpıtma olarak maalesef hükümetimizi yıpratmak maksadıyla haberi yapanlar haberleştirmişlerdir' dedi.'Yanlış algılarla oluşmuş imajın süratle değiştirilmesi gerekiyor'AB Bakanı ve Başmüzakereci Bozkır da Cumhurbaşkanı'nın halkın oyuyla seçilmesiyle Türkiye'nin yeni bir sürece girdiğini ve bu toplantı ile Türkiye'nin 2023 hedefleri çerçevesinde girmeyi amaçladığı AB'ye katılım sürecinin daha güçlü ifadelerle gündeme getirildiğini söyledi.AB'ye katılım sürecinde çok önemli hamleler yaptıklarını belirten Bozkır, 'AB ve Batı dünyasında Türkiye ile ilgili olarak maalesef çok yanlış bir imaj oluşmuş vaziyette. Bu yanlış algılarla oluşmuş imajın süratle değiştirilmesi gerekiyor. Bu yapıldıktan sonra ancak Türkiye’nin gerçek yüzü daha rahatlıkla ortaya konabilecektir' dedi.Bozkır, Türkiye'ye yönelik önyargıları 'Buz tutmuş algılar' diye nitelediği konuşmasında 'Buna adeta “Buzkıran Gemisi” adını veriyorum. Buz tutmuş bir algıyı Buzkıran Gemisi ile parçalaya parçalaya açarak gidiyoruz ve bu sırada kullandığımız yöntemler RİG’in REG’e dönüşmesi ile yapılan siyasi reformlar, insan hakları, demokrasi, yargının bağımsızlığı, yargının kredibilitesi gibi çok önemli siyasi reform unsurları yanında çevre alanında, gıda güvenliği alanında, eğitim alanında AB fasıllarının tüm alanlarında Türkiye’yi o seviyeye getirmek çabası içerisindeyiz. Bu algıları çok yakın bir zamanda olgularla değiştireceğiz' ifadelerini kullandı.AA
Saracoğlu'nda Kombine İsyanı!
Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe ile Çaykur Rizespor arasında oynanan karşılaşmada Şükrü Saracoğlu Stadı tribünleri karıştı!Gençlerbirliği maçında Ersun Yanal lehine tezahürat yaptıkları nedeniyle bir grup Fenerbahçe taraftarının kombinelerinin iptal edildiği iddiasına oldukça kızan bir grup Fenerbahçe taraftarı, başkan Aziz Yıldırım aleyhine tezahüratlar yaptı.Karşılaşmanın 25. dakikasından sonra başlayan tepkilerde 'Diktatör Aziz Yıldırım, Aziz Yıldırım istifa, yönetim istifa' gibi tezahüratlar duyuldu. Bir grup Fenerbahçe taraftarının yaptığı bu tezahüratlar, stata yeralan diğer sarı-lacivertli taraftarlarca ıslıklar ile kesilmeye çalışıldı.Şampiy10
Kafkas: "Galatasaray'ı Tebrik Ediyorum"
Karabükspor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas, Galatasaray karşısında aldıkları 2-1'lik yenilginin ardından açıklamalarda bulundu.Antrenörlük hayatının en zorlu sezonlarından birini geçirdiğini ifade eden Kafkas, 'İlk 15 dakika biraz bocaladık, sistem ile ilgili bazı sıkıntılarımız oldu. Hamit ve Dzemaili'nin kenar oyuncusu olmayıp içe doğru sokulması bizi sıkıntıya soktu, beklerimizi de iyi organize edemedik. İlk yarı bizim için kötüydü ancak ikinci yarıya çok iyi başladık ve skoru bulduk.Talihsiz maçlar oynadık, Galatasaray da bu maçlardan biriydi. Bu sezonki antrenörlük hayatım zorlu geçiyor, bir çok sorunla uğraşıyoruz. Hücum anlamında bazı sorunlar yaşıyoruz, bunları çözeceğiz. Galatasaray karşısında iyi mücadele ettik ve oyunu çirkinleştirmedik. Galatasaray'ı tebrik ediyorum' dedi.Sporx
Reklam
Prandelli: "Umut Çok Cömert Bir Futbolcu"
Galatasaray Teknik Direktörü Cesare Prandelli, Kardemir Karabükspor karşısında alınan 2-1'lik galibiyetin ardından açıklamalarda bulundu.  'Karabükspor karşısında çok iyi mücadele ettiklerini ifade eden İtalyan teknik adam, 'Güzel bir maç oldu, çok zor bir deplasmandı ve çok iyi bir maç çıkarttık. Mücadelemiz ve hırsımız ile Karabükspor karşısından galibiyet çıkartmasını bildik.Karabükspor karşısında ilk 30 dakika iyi oynadık ancak daha sonra biraz geriye çekildik. Golü yedikten sonra da oyundan düşmedik ve 2. golü aramaya başladık, 1-1'den sonra mücadele ettik ve golü bulduk, bunu çok sevdik.Umut Bulut çok cömert bir futbolcu, sürekli çalışıyor ve takıma katkı sağlıyor, onun bu özelliğini çok seviyorum' dedi.'Sporx
Rus Fotoğrafçının Gerçek Hayvanlarla Çektiği Masal Gibi Fotoğraflar
Moskovalı fotoğrafçı Darya Kondratyeva fotoğraf olayına aile fotoğrafı, bebek fotoğrafı gibi klişelerden farklı bakanlardan...  Eğitimli hayvanlarla yarattığı fantazi sahnelerin doğanın fısıldamalarını yansıtan bir yanı var gibi görünüyor.İşte Rus sanatçının pastoral fotoğrafları...
Reklam
Aslan'ın Yüzü Karabük'te Güldü
Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Galatasaray, deplasmanda Karabükspor'u, Umut Bulut'un attığı gol ile 2-1 mağlup etti.  Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Galatasaray , deplasmanda Kardemir Karabükspor ile karşı karşıya geldi. Dr. Necmettin Şeyhoğlu Stadı'nda oynanan mücadeleyi sarı-kırmızılılar 2-1'lik skorla kazandı.Galatasaray karşılaşmanın 3. dakikada Aurelien Chedjou'nun kafa gölü ile öne geçerken, Karabükspor'un beraberlik sayısı ise 57. dakikada bu sefer bir başka savunmacı Emre Güngör'ün kafa vuruşu ile geldi. G.Saray'da 67. dakikada oyuna giren Umut, 71. dakikada attığı gol ile takımına galibiyeti getirdi.Bu skorun ardından Galatasaray puanını 19 yaparken, Karabükspor ise 7 puanda kaldı. Süper Lig'in 10. haftasında Galatasaray sahasında Trabzonspor ile karşılaşacakken, Karabükspor ise deplasmanda Gençlerbirliği'ne konuk olacak.GALATASARAY'DA EKSİKLER VARDIKardemir Karabükspor'da sakatlıkları süren Ahmet İlhan Özek, Emre Özkan, Viola ve Sow ile sarı kart cezalısı Traore sahada yer almadı. Galatasaray'da da sakatlığı bulunan Semih Kaya ile Goran Pandev, Alex Telles ve Veysel Sarı'nın yanı sıra sarı kart cezalısı Olcan Adın, Kardemir Karabükspor karşısında forma şansı bulamadı.Geçen sezon kiralık olarak Kardemir Karabükspor'da oynayan ve sezon başında teknik direktör Prandelli'nin isteği üzerine takıma dönen Furkan Özçal, bu maçta eski takımına karşı yedek soyundu.G.SARAY GOLÜ ERKEN BULDU!Mücadeleye çok hızlı başlayan Galatasaray, rakip yarı alanda yaptığı baskının ardından ilk golünü henüz maçın 3. dakikasında buldu.Sol kanattan kullanılan köşe vuruşunda Selçuk İnan ortasını ön direğe doğru gönderdi. Bu noktada topa yükselen Aurelien Chedjou kafa vuruşunu yaptı ve topu filelere göndererek takımını öne geçirdi.DZEMAILI MUTLAK GOLÜ KAÇIRDIBu golün ardından karşılaşma orta saha mücadelesine dönerken, Karabükspor çokca yaptığı ortalar ile Galatasaray savunmasını aşmaya çalıştı. G.Saray ise yerden, sık paslarla ceza alanına girme uğraşı verdi.20. dakikada Galatasaray seri paslarla hızlı çıktı ve Wesley Sneijder uzun pasını sol kanattan ceza sahasına hareketlenen arkadaşı Blerim Dzemaili'ye gönderdi. Blerim Dzemaili ceza sahasına girdi ve topu sağ tarafına çekerek vuruşunu yaptı. Kaleci Boy Waterman mutlak pozisyonda gole izin vermedi.Karşılaşmanın ilk yarısı 1-0 Galatasaaray üstünlüğü ile sona erdi.KARABÜK BERABERLİĞİ YAKALADIMücadelenin 2. yarısına Karabükspor daha etkili başladı ve ilk dakikalarda Galatasaray kalesini ilk yarıya oranla daha çok rahatsız etti. Ev sahibi ekip, aradığı golü de 57. dakikada buldu.Sağ kanattan kullanılan köşe vuruşunda Onur Ayık ortasını arka direğe doğru gönderdi. Altıpas alanı içerisinde savunma ile birlikte topa yükselen Emre Güngör kafa vuruşunu yaptı ve topu sol köşeden filelerle buluşturdu.UMUT GİRDİ VE GOLÜNÜ ATTI!Beraberliğin ardından sahadaki etkinlikten memnun kalmayan Cesare Prandelli, 67, dakikada ilk değişikliğini yaptı ve Wesley Sneijder'i oyundan alırken, Umut Bulut'u oyuna sürdü.71. dakikada sol kanatta topla buluşan Blerim Dzemaili ortasını yerden arka direğe doğru gönderdi. Altıpas sağ çaprazına doğru hareketlenen Umut Bulut gelen topu tek vuruşla sağ köşeden filelerle buluşturdu ve takımını öne geçirdi.Kalan dakikalarda Galatasaray Burak Yılmaz ile yakaladığı net pozisyonlardan yararlanamazken, mücadele 2-1 sarı-kırmızılıların üstünlüğü ile sonuçlandı.Sporx
'Mescid-i Aksa Bütün İnsanlığın Onurudur'
Başbakan Davutoğlu, 'Mescid-i Aksa bütün insanlığın, bütün Müslümanların onurudur ve o onur korunacaktır' dedi.AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2 ay öncesi ve bugünlere bakıldığında her şeyin suhuletle gerçekleştiğini ifade ederek, 'Daha önce de bu memlekettebaşbakan değişiklikleri olmuştu. Her biri krizle yürümüştü. Bizim diğer partilerden farkımız şudur ki; AK Parti hareketi konjonktürel şartlarda çıkmış bir siyasi parti hareketi değildir. AK Parti, binlerce yıl köklerden gelen bir siyasi, kültürel, iktisadi medeniyet yürüyüşünün adıdır' dedi.Davutoğlu, partisinin Küçükçekmece ilçe kongresinde yaptığı konuşmada, AK Parti ile birlikte son 12 yılda gelinen noktayı görenlerin içeride ve dışarıda tuzaklar kurduğunu, Gezi olaylarıyla halkı sokaklara dökerek, AK Parti iktidarını zaafa uğratmaya çalıştıklarını söyledi.Başaramadıklarını ve başaramayacaklarını vurgulayan Davutoğlu, sonra 17 ve 25 Aralık komplolarının ortaya çıktığını, AK Parti kadroları arasında bir tereddüt olmasının ümit edildiğini anlattı.Davutoğlu, AK Parti'nin hiç zaaf göstermediğini, demokrasi şenliğini başlatarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi gezdiğini, 30 Mart'ta bu ülkeye tuzak kurulamayacağının herkese gösterildiğini kaydetti.Ahmet Davutoğlu, bu dönem içinde başka hesaplara yönelenlerin 10 Ağustos'a giderken bir araya geldiklerini anlatarak, 'Baktılar ki tek başına AK Parti'yi yenmek mümkün değil, hep beraber çatı adayı çıkardılar. Toplandılar çatı adayıyla çıktılar. Ama milletimizin cevabı şu oldu; 'Bizler çatıyla değil, milletin temelleriyle ve kökleriyle ilgileniyoruz.' Millet iradesiyle ilk defa halk tarafından seçilen Başbakanımıza Cumhurbaşkanlığı koltuğunu emanet ettiler. Sonra hesap bir başkaydı. Bu tuzakların içinde olanlar beklediler ki, AK Parti kadroları arasında küçük hesaplar çıksın onların gibi' diye konuştu.AK Parti'nin kongresini 'erdemin, ahlakın ve faziletin zirveye çıktığı, vefanın ve sadakatin emanet bilinciyle güçlendiği, gelecek perspektifinin köklü bir siyasi gelenek haline geldiği kongre' olarak tanımlayan Davutoğlu, CHP kongresinin ise hakaretlerin, karşıt ithamların yer aldığı 'kriz kongresi' olduğunu aktardı.'Bu büyük idealler adına destek istiyoruz'Başbakan Ahmet Davutoğlu, devletin tarihinde ilk kez, iki dava arkadaşı arasında bayrak değişimi şeklinde Cumhurbaşkanlığında devir teslim yapıldığını, Başbakanlık ve Genel Başkanlığın da kendisine emanet edildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:'Şimdi herkes 2 ay öncesine ve bugüne baksın. Hiçbir olağanüstülük oldu mu ülkede? Her şey suhuletle gerçekleşti. Daha önce de bu memlekette başbakan değişiklikleri olmuştu. Her biri krizle yürümüştü. Bizim diğer partilerden farkımız şudur ki; AK Parti hareketi konjonktürel şartlarda çıkmış bir siyasi parti hareketi değildir. AK Parti, binlerce yıl köklerden gelen bir siyasi, kültürel, iktisadi medeniyet yürüyüşünün adıdır. Bu sabah Bursa'da Emir Sultan'ın huzurundaydık. Öğleyin Hacı Bektaş-ı Veli'nin huzurundaydık. Şimdi aziz İstanbul'dayız, sizin huzurundayız. Bizim bütün bu geleneklerde bulduğumuz bir köklü değer var. Biz siyaset yaparken, halkımızdan destek isterken, o büyük idealler adına destek istiyoruz. Bizim için bu memleketin köklerine sinmiş o siyasi erdemi gerçek bir siyasi hareket haline dönüştürme kararlılığı var.'AK Parti hareketi olarak bütün bu krizleri atlattıktan sonra 2015 seçimlerine gitmeden önce kongreleri tamamlama kararını aldıklarını, bu nedenle bugünün önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, kendisinin de bizzat katıldığı ilk kongrenin, Küçükçekmece kongresi olduğunu anlattı.Davutoğlu, Küçükçekmece'nin sadece adında küçük kelimesinin bulunduğunu aslında en büyük ilçelerden biri olduğunu ifade ederek, buradaki teşkilatın da en dinamik ve hareketli teşkilatlardan olduğunu kaydetti.Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu'nun 'Bu salonu dolduran Küçükçekmeceliler 2015 Haziranı'na kadar bu heyecanı sürdürmeye kararlı mısınız? Geçen yıl bu ülkenin istikbali üzerinde oynanan oyunların son olarak durdurulması için ve ülkemizin yepyeni bir istikbale yürümesi için 2015 seçimlerinde büyük bir zafere imza atmaya hazır mısınız?' sözlerine salondakiler 'evet' yanıtını verdi.'Türkiye'yi de büyük bir farkla alırız'Küçükçekmece'nin 740 bin nüfusla İstanbul'un ikinci büyük ilçesi olduğunu anımsatan Davutoğlu, ilçenin ayrıca Türkiye'nin her köşesinden, Evlad-ı Fatihan olarak Balkanlardan ve içerideki bölgelerden gelen güçlü bir nüfusa sahip bulunduğunu kaydetti.AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Küçükçekmece büyük bir farkla alınırsa İstanbul'un da Türkiye'nin de büyük farkla kazanılacağını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Küçükçekmece'de büyük bir fark yapmaya hazır mısınız? Bu evetler sadece Küçükçekmece için verilen sözler değil, sadece Türkiye için verilen sözler de değil. Bakın bu tuzaklar kurulurken, bütün bu hesaplar yapılırken bize gelen mesajlar vardı dünyanın her yerinden. Somali'den, Arakan'dan, Sudan'dan, Bosna'dan, Üsküp'ten her yerden. Söylenen şey şuydu; 'Eskiden başımız sıkıştığında müracaat edeceğimiz Türkiyemiz vardı.' Tedirginlikle soruyorlardı. 'Acaba Türkiye'ye birşey olursa biz ne yaparız?' diyorlardı. Biz de onlara diyorduk ki; 'Merak etmeyin, kim ne tuzak kurarsa kursun, Türkiye'ye birşey olmayacak. Türkiye'nin yerinin altı da sağlamdır bu nedenlerle yerin üstü de toprağın üstü de sağlamdır AK Parti kadrolarıyla. AK Parti kadroları, böylesine dinç, böylesine dinamik, böylesine kararlıyken Türkiye'ye kimse tuzak kuramaz' diyorduk. Hamdolsun tuzaklar bozuldu ve AK Parti kadroları Türkiye'nin geleceğine damgasını vurdu.'AK Parti kadrolarının bugün yeni bir yürüyüşe hazırlandığını, kongrelerde ve seçimlerde büyük başarı sağlanacağını belirten Davutoğlu, 'Ben Küçükçekmece'ye tekrar teşekkür ediyorum, bana babannemi hatırlattıkları için. Bu emekleri dolayısıyla teşekkür ediyorum. Her bir Küçükçekmeceli ile gurur duyuyoruz, her bir İstanbullu ile gurur duyuyoruz. 77 milyon vatandaşımızla gurur duyuyoruz. Bu son yaşanan birkaç günlük gelişmeler dahi AK Parti'nin niçin birlik olması gerektiğini bir kez daha dünyaya gösterdi. Hepiniz şimdi İstanbul'da huzur içinde güzel bir kongre yapıyoruz' ifadelerini kullandı.'Ülkemizin her köşesini dolaşarak halkımızla buluşuyoruz'AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, milletin her ferdine ulaşabilen, herkesin yüreğine dokunabilen, herkesin derdiyle dertlenebilen tek partinin AK Parti olduğunu ifade ederek, 'Bakın onlar muhalefette ama hiçbir heyecanları yok. Biz iktidardayız. Bir taraftan hükümet sorumluluğunu yerine getiriyoruz bir taraftan da ülkemizin her köşesini dolaşarak halkımızla buluşuyoruz' dedi.Davutoğlu, partisinin Küçükçekmece ilçe kongresinde yaptığı konuşmada, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa baskınına değinirken, Mescid-i Aksa'yı yüreğinde yaşatanların, bir kez daha ayağa kalkması gerektiğini dile getirdi.Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ve Hamas Lideri Halid Meşal'le dün görüştüğünü hatırlatan Davutoğlu, 'Onlar, Mescid-i Aksa'da yapılan barbarca, alçakça saldırıyı anlattıklarında kendilerine şunu söyledim: Kim ne yaparsa yapsın, Mescid-i Aksa'yı herkes unutsa biz, bu aziz millet ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti unutmayacak, dünyanın her yerinde Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün sözcüsü olacak' diye konuştu.'Mescid-i Aksa bütün insanlığın onurudur'Davutoğlu, salondan gelen 'Mescid-i Aksa onurumuzdur' sloganları üzerine, 'Mescid-i Aksa bütün Müslümanların ve bütün insanlığın onurudur ve o onur, korunacaktır' ifadelerini kullandı.Abbas'ın telefon görüşmesinde kendisine, '2012 Kasımı'nda Filistin Devleti, bağımsız devlet olarak Birleşmiş Milletler'de tanındığında, genel kurulda yanımda bir tek siz vardınız' dediğini aktaran Davutoğlu, salonda o gün, Filistin Devleti'nin bağımsızlığı için Filistin dışında konuşma onuru yaşayan tek dışişleri bakanının kendisi olduğunu söyledi.Davutoğlu, bugünlerde Mescid-i Aksa'ya, Kudüs'e sessiz kalanların, o gün o salonda bulunmadığını belirterek, 77 milyon vatandaş, yüreğinde Kudüs aşkı taşıyan AK Parti kadroları adına, o salonda hitap ederek, Filistin'in onuru için seslerini yükselttiklerini anlattı.Meşal'in dün telefon görüşmesinde 'Herkes köşesine çekilmişken, 2009 Ocak ayında Gazze yanarken, siz vardınız, bizim yanımızdaydınız. İsrail zalimi, Gazze halkına bomba yağdırırken, o sokaklarda bir tek siz vardınız' sözleri üzerine, kendisinin de 'Ben de ona dedim ki: Bundan sonra ve ebediyete kadar da Gazze ve Filistin, hele Kudüs ve Mescid-i Aksa söz konusu olduğunda herkes bir kenara çekildiğinde biz orada olacağız, biz o davanın sözcüsü ve takipçisi olacağız' dediğine değindi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, gençlerden yüreklerini, zihinlerini ve gönüllerini diri tutarak, daha çok çalışmalarını istedi ve 'Bir gün bu dünyada zalimlere karşı mazlumları korumak icap ettiğinde çok güçlü bir devletin, çok güçlü bir milletin yeni nesilleri olarak o mazlumların yardımlarına yetişeceksiniz' dedi.Salondan tekbir sesleri yükselmesi üzerine de Davutoğlu, 'Allah, bu tekbirleri bu semalardan eksik eylemesin ve Mescid-i Aksa'nın semasından da eksik eylemesin. Bizim diğer siyasi hareketlerden farkımız budur' diye konuştu.'Hayali, hedefi olmayanlar utansın'AK Parti'nin Türkiye'nin her yerinde konuşan tek parti olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Milletin her ferdine ulaşabilen, herkesin yüreğine dokunabilen, herkesin derdiyle dertlenebilen tek parti; AK Parti'dir. İşte onun için kongrelerimiz önemli. Onun için AK Parti'nin dinamizmi önemli. Bakın onlar muhalefette ama hiçbir heyecanları yok. Biz iktidardayız. Bir taraftan hükümet sorumluluğunu yerine getiriyoruz bir taraftan da ülkemizin her köşesini dolaşarak halkımızla buluşuyoruz. Parti teşkilatına taze kan sağlamak için kongreleri yapıyoruz. Türkiye için hayallerimiz var. Önemli hedeflerimiz var. Hayali, hedefi olmayanlar utansın. Biz, milli iradeyi egemen kılmak için yola çıktık. Biz Osman Gazi'nin de Şeyh Edebali'nin de Hz. Mevlana'nın da torunlarıyız. Fatih Sultan Mehmed'in, Kanuni Sultan Süleyman'ın, Sultan Abdülhamid'in de Kudüs ve Ortadoğu söz konusu olduğunda hepsinin emanetini omuzlarımızda taşıyoruz. Kongrelerimizde şu anda 151'e ulaştık. Yarın inşallah 200'ü aşmış olacağız. Kongrelerimizden gelen haberler bu dinamizmin çok güçlü bir şekilde aynı azimle sürdürüldüğünü gösteriyor.'AK Parti kongrelerinin diğer siyasi parti kongrelerinden farklı olduğunu dile getiren Davutoğlu, 'Bizim kongrelerimiz edebin, adabın, irfanın, azmin ve kararlılığın kongreleridir. Küçükçekmece teşkilatımız bu çerçevede çok güzel bir sınav verdi. Bütün Küçükçekmecelilere teşekkür ediyorum. Katıldığımız ilk kongrede böylesine coşkulu bir şekilde bu güzel mekanı doldurmanız dahi AK Parti'nin dinamizminin en güzel işareti oldu. Hepinize tek tek teşekkür ediyorum' değerlendirmesinde bulundu.Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, parti teşkilatına hitap ettiği konuşmasında, Küçükçekmecelilerden söz almak istediğini dile getirerek, şunları söyledi:'İnşallah 2015 Haziranı'nda Küçükçekmece'den en az yüzde 60 oy alacak mıyız? Küçükçekmece ile İstanbul'da rekorların rekorunu kıracak mıyız? Bir daha kimsenin tuzak kuramayacağı şekilde milli iradeyi egemen kılacak mıyız? 2015 seçimlerinden itibaren başlattığımız yeni hamlelerle ekonomimizde, sosyal hayatta 2023'te dünyanın en büyük 10 ekonomik gücü arasına gelmek için güçlü bir destek alacak mıyız? Bu seçimlerde alacağımız neticelerle dünyadaki bütün mazlumlara, 'Siz merak etmeyin, arkanızda aziz bir millet ve güçlü bir devlet var' dedirtecek miyiz? Bize tuzak kuranlara, kendi halklarına ve Filistin'e zulmedenlere 'Siz zulmünüze devam ettikçe karşınızda dimdik duracak bir Türkiye, dimdik duracak bir AK Parti kadroları var' diyecek misiniz? Allah yolumuzu açık eylesin.'AA
Uzaydan Gelen Mekanik Saat: Space Pirate
Akıllı saatler günümüzde popüler olsa da mekanik saatlerin mükemmel işleyişine ve estetik görünüşüne erişmiş değiller. Space Pirate, futuristik teması ve üst düzey işçiliği ile adeta uzaydan gelmiş gibi görünüyor.1970′lerin çizgi roman kahramanı olan Captain Future’un uzay aracından ilham alınarak yapılan MB&F tarafından geliştirilen HM6, toplam 475 parçadan oluşuyor. Ortasında 60 saniyelik dönen parça, radyasyondan ve dış etkenlerde korunuyor ve bu sayede dönüş hızını hep aynı şekilde tutmayı başarıyor.3 yıllık büyük bir çalışmanın ardından yapımı tamamlanan saatin oldukça karmaşık bir iç yapısı bulunuyor. İçinin bu karmaşık yapısını ise dışındaki titanyum kasa koruyor. Saatin alt kısmında saat ve dakikayı gösteren iki ayrı bölüm ve bu bölümlerin üzerinde yine koruyucu bir cam bulunuyor.Saatin üst kısmında ise yanlara doğru hareket eden iki adet otomatik rüzgar türbini mevcut. Bu otomatik rüzgar türbinlerinin aşırı hızlanmasını engellemek amacıyla hızın sürekli olarak kontrol altında tutulduğu da verilen bilgiler arasında. Ortadaki dönen parça ve rüzgar türbini aynı yerden güç alıyor ve birbirine bağlı olarak çalışıyor.Şu zamana kadar yalnızca 50 adet üretilen saatin fiyatı ise 230 bin dolar. Saatin çalışma mekanizmasının gösterildiği tanıtım videosuna aşağıdan göz atabilirsiniz.LOG
Reklam
AA Ekipleri, Enkaz Yığınına Dönen Kobani'yi Görüntüledi
Anadolu Ajansı, terör örgütü IŞİD ile bazı Kürt gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle harabeye dönen Kobani'ye girdi. Yerle bir olan Kobani'deki Kürt grupların, keskin nişancılardan korunmak için sokak aralarına halı ve çarşaf gerdiği görüldü.Kobani'de yaklaşık iki aydır devam eden çatışmaların yoğunluğu kısmen azaldı. İlçeyi doğu, batı ve güney kesiminden kuşatan terör örgütünün son günlerde savunma pozisyonuna geçtiği ve bazı mahallelerden de geri çekildiği gözlendi.Gelişmeleri, Suriye sınırındaki Suruç ilçesi ve savaş bölgesinden takip eden Anadolu Ajansı (AA) ekipleri, iki ayda enkaz yığınına dönen Kobani'yi görüntüledi.Ağır silahların kullanıldığı çatışmalardan geriye ise yıkılan binalar, harabeye dönen mahalleler, çöken altyapı ve hurdaya dönen araçlar kaldı.AA
Ege'de Yunan Jetlerinden Türk F-16'lara 'Taciz'
Genelkurmay Başkanlığı'ndan, Ege'nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapan F-16'lara, Yunanistan'a ait jetlerce radar kilidi muhafaza edilerek tacizde bulunulduğu bildirildi.Ege'nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapan F-16'lara, Yunanistan'a ait jetler tarafından radar kilidi muhafaza edilerek tacizde bulunuldu.Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait F-16 uçakları, Ege'nin uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yaptı.Uçuş sırasında Hava Kuvvetlerine ait uçaklardan ikisine, Yunanistan'a ait iki M-2000 uçağınca Midilli Adası'nın kuzeybatısında 9 bin feette, 1 dakika süreyle radar kilidi muhafaza edilerek tacizde bulunuldu.Ayrıca açıklamada, Türkiye-Suriye hududu boyunca 8 F-16 uçağının devriye görevi yaptığı belirtildi.AA
80 IŞİD Militanı Öldürüldü
Irak'ın Selahaddin ilinde faaliyet gösteren Selahattin Operasyonlar Komutanlığı Beyci ilçesinde 80 militanın öldüğünü, onlara ait 13 yakıt tankerinin de yakıldığını açıkladı.Basın açıklamasında komutanlık güvenlik güçlerinin hava kuvvetlerinin de desteğiyle Tikrit'in 40km Kuzeyindeki Beyci ilçesinde IŞİD militanlarına karşı zorlu bir operasyon yaptığını, bunun sonucunda 80 militanın öldüğünü, 13 tankerin yakıldığını ayrıca teröristlerin hem maddi hem de beşeri yönden büyük zarara uğratıldığını belirtti. Komutanlık ayrıca IŞİD'e ait çok sayıda çeşitli silahlara da el konulduğunu açıkladı. Güvenlik güçleri daha önce Beyci ilçesine girerek IŞİD militanlarını uzaklaştırarak, kontrol sağlamayı başarmıştı. Militanlar Musul il sınırında olan ve militanların merkezi olan Şirgat ilçesine doğru kaçmıştı.Ahmet Haşim Muhtaroğlu - DHA
Reklam
Reklam
'Eski Madene 6-7 Metre Yaklaşılmış; Bu Fahiş Bir Hata'
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Karaman’ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazayla ilgili bilgi verirken, “Suyun biriktiği eski ocağa 6-7 metre yaklaşılmış, bu kadar mesafe yaklaşılmaz. Bu fahiş bir hata” dedi.İdari soruşturmanın henüz sonuçlanmadığı ama ilk bulguların yaklaşık 12 bin tonluk suyun eski madende biriktiği yönünde olduğunu söyleyen Yıldız, şu bilgiyi verdi:“Eski ocağın yaklaşık neredeyse 6-7 metre kadar daha yanına yaklaşıp oradan suyun boşalabileceği bir mesafeye gelmişler. Tabi ki bu çok açık bir hata. Bunun yapılmış olmasını hiç ama hiç doğru bulmadığımızı ve bunun da bedelinin çok ağır olduğunu bir kez daha söylemek isterim. İdari soruşturma devam edecek. Ama ilk bulgularımız da böyle bir eski ocağa bu kadar net bir yaklaşmanın olduğunu görüyoruz. Zaman zaman ikaz edilmiş işçiler tarafından. Daha 50-60 metre mesafemiz var. Herhangi bir sıkıntı yok denmiş. Biz Ankara’dan ve ilişkili bütün arkadaşlarımızı çağırdık. Paftaları üst üste oturttuk. Karşılaştığımız ilk nokta eski ocaktan yaklaşık 6-7 metre kadar daha yaklaştıklarını ve bu mesafede her türlü su geçişinin olabileceğini gördük. Olması gereken ocağın, jeolojik yapının, toprağın durumuna göre 25-50 metre bazı yerlerde 100 metreye kadar yaklaşma mesafeleri var. Burada eski ocağı çalıştıranlar buraları çok iyi bildikleri halde bu kadar yaklaşmış olmalarını mantıklı bir şey izah etmek lazım. Standart yaklaşma mesafelerini 6-7 metre değil ocağın kendisine 6-7 metre yaklaştılar. Böyle bir hatayı nasıl yaptıklarını tabi ki araştırıyoruz. Eski ocak. Farklı kotlarda gelişiyor dümdüz değil tabi ki. Şu anda mevcut kazanın olduğu ocak, suyun patladığı ve boşaldığı yerde 6-7 metre kadar daha altına giriyor. Bu kadar altına girilemez. İdari soruşturmamız nihayetlenmemiş olmasına rağmen ilk bulgularımızın bu olduğunu sizlerle açık ve şeffaf bir şekilde paylaşacağımı söylemiştim. Şu anda o ilk bilgileri paylaşıyorum.”Suyun nereden geldiğine dair kesin olmayan bilgileri paylaşan Bakan Yıldız, “Başyukarı kısım kot olarak eski paftanın altına giren kısım. Biz iki yer tahmin etmiştik. Paftalardaki kotlar hangisinden olduğuna dair bize bir kanaat verdi. En diptekinden değil bir önceki başyukarıda bir boşalma olduğunu görüyoruz. Ulaşılmaya çalışılan ve ulaştıktan sonra oradaki yarılmanın mutlaka teşhisini de koymamız lazım. Bunu teyit etmemiz lazım” ifadelerini kullandı.Nefeslikteki yürüme yolunda 400 tona yakın kömür olduğunu ifade eden Yıldız, “Dünden bu yana yaptığımız çalışmalarda daha çok kömür ve pasanın, şlamın, çamurun olduğunu görüyoruz. Tahkimat malzemelerinin bir hayli bozulduğunu görüyoruz. Suyun ocağı bastığı merkeze doğru ilerledikçe tahribatın daha da büyük olduğunu görüyoruz. Bu zamana daha fazla ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Yaklaşık şu anda nefeslikteki yürüme yolunda 400 tona yakın gördüğümüz kömür var. Onu hızlıca dışarı çıkartmaya gayret ediyoruz” dedi.Bir vardiyada 45 vagon civarında çıkartıldığnı söyleyen Yıldız, “Daha seri çalışabilmek açısından güvenli olmak kaydıyla ekiplerimizin bir kısmını değiştirdik. Sayıları azaltmadık. 20′şer kişilik 30′ar kişilik takviyeler yapıyoruz” bilgisini verdi.Taner Yıldız şöyle devam etti:“İdari olarak bizim kendi içimizde soruşturma devam ediyor. Haziran ayında denetime geldiklerinde o galeriye sürmediklerini anlıyoruz ama şimdiden bir hüküm cümlesi söylemek istemem. Şu anda söyleyeceğim hüküm cümlesi yanlış olur. Ne benim sorumluluk gereğim ne de bir başkasının sorumluluk gereği herhangi bir görev ihmali söz konusu olmaması lazım. Bu konuda bir eksiklik bir ihmal varsa bununla alakalı yapacağımız yorumları şimdiden biliyorsunuz.”Yıldız, “Her açılan metre ile beraber yeni tabloyu değerlendiriyoruz. İşimizin kolay olmadığını ve zamana ihtiyacımız olduğunu bir kez daha söylüyorum” dedi.Zete
Cumhurbaşkanı Erdoğan Programını İptal Etti
Erdoğan, resmi programında yer alan Türkiye İş Kadınları Derneği 10. Yıl Kuruluş Yıl Dönümü Yemeği'ne katılamadı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , resmi programında yer alan Türkiye İş Kadınları Derneği 10. Yıl Kuruluş Yıl Dönümü Yemeği'ne, sesinin kısılması nedeniyle katılamadı.Erdoğan'ın, hafif soğuk algınlığına bağlı ses kısıklığı nedeniyle programını iptal ettiği bildirildi.Umut TÜTÜNCÜHaberTürk
'İsrafla Mücadele Edeceğiz'
Başbakan Yardımcısı Arınç, 'İsrafla mücadele edeceğiz. Lüks hayat özlemini bu ülkenin çocuklarına yerleştirmeye çalışanlar var. Bu, gerçek dünya değil. Bu bir algı, bu bir sanal alem' dedi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Bizim inancımızda, israf kesinlikle haram olduğu gibi, o bizim inancımız ama israf eden bir ülke, israf eden bir hükümet, israfın içindeki bir devlet de iflah olmuyor' dedi.Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Bursa Şubesinin, Kültürpark'taki yeni hizmet binasının açılış töreni ve '20'nci Yıl Gala Programı' etkinliğinde konuşan Arınç, bu derneğin, gelişigüzel kurulmuş, saman alevi gibi parlayan, birkaç yılda sönmüş gitmiş bir kuruluş olmadığını, her geçen gün kararlı adımlarla inançlı, ısrarlı çalışmalarıyla bugünkü mükemmel noktasına geldiğini söyledi.Derneğin, önemini her geçen gün artırdığını belirten Arınç, 'Şüphesiz aynı amaca yönelmiş başka dernekler, başka kuruluşlar da vardır, onların bir kısmı da gerçekten büyümüştür, güçlenmiştir ama bir kısmı da çok lokal kalmıştır. Sadece tabelası vardır veya o tabelanın altında 8-10 kişilik bir grup, zaman zaman yemek yiyen, toplantı yapan, birbirlerini sadece sofra başında gören kuruluşlar haline gelmiştir. MÜSİAD, iyi, sağlam adımlarla gitti, seçici oldu' diye konuştu.MÜSİAD'ın, Türkiye'de insanlar huzurlu olsun, ayrımcılık görmesin, fikirleri, düşünceleri, inançları, vicdan özgürlükleri tam ve kamil olsun, insanlar kıyafetlerinden, dillerinden, bölgesinden dolayı ayrımcılığa tabi tutulmasın, ülkede tam demokrasi olsun diye çalıştığını anlatan Arınç, bunların örneğinin 12 yıldır görüldüğüne dikkati çekti.'Bu işler böyledir'Arınç, Türkiye'de 100'den fazla parti kurulduğuna değindi.Son kurulan partiyi hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:'Gariplerden bir tanesi de geçtiğimiz günlerde kuruldu. İlla sanki parti kurmaya mecburmuş gibi insanlar ama zannediyorum ki 'Benim de ismimden bahsedilsin, beni de her gün birileri konuşsun' merakıyla bir parti kurdu. Türkiye'de öyle garip isimli partiler var ki internete girin, siz de şaşıracaksınız. Sadece Meclis içindekiler veya seçime katılma hakkını elde eden 18 parti yok Türkiye'de, 104 tane parti var. Bir kısmı marti, bir kısmı parti. Şimdi bu yeni kurulanlardan, internete bugün düşmüş, basın toplantısı yapıyor beyefendi. Kırmızı koltukların hepsi bomboş, bir kişi, o da bence Anadolu Ajansının muhabiridir, oraya gitmek mecburiyetindedir. Öbürleri de hiçbirisi daha dün kurulmuş bir partinin genel başkanı ne söyleyecek diye merak edip bile gitmemiş. Bu işler böyledir.'Siyasi ve ekonomik istikrarSiyasi istikrarın, beraberinde ekonomik istikrarı da getirdiğini vurgulayan Arınç, siyasi istikrar yani siyasal barışın çok daha önemli olduğunu, bunun ekonomik istikrarın da iticisi olduğunu dile getirdi.AK Parti iktidarı döneminde şu ana kadar kaydedilen ekonomik iyileşmeleri anımsatan Arınç, gelinen noktada kişi başına düşen milli gelir konusunda bir durağanlık içinde bulunulduğunu, 'orta gelir tuzağı'ndan kurtulmak için ekonomide yeni canlanmalara, yöntemlere ihtiyaç olduğunu, bu çerçevede dönüşüm programının açıklandığını ifade etti.Masa başında oturup cetvel, pergel ve gönyeyle bu işin yapılamayacağını, ekonominin tam içinden, can damarından, alarak, satarak, hesabını kitabını, bütçesini yaparak, inovasyonla, Ar-Ge ile ekonomiyi canlı tutmaları gerektiğine işaret eden Arınç, bu dönüşüm programının Türkiye'deki durağanlığı müspete doğru yönlendirecek, belki farklı alanlarda yeni ufuklar açacak bir program olması gerektiğini bildirdi.İnsanların, eski dönemlerde enflasyonu anlatırken işin bir de psikolojik veya inanç boyutuna baktığını, ürettiğinden daha fazlasını tüketmek veya kazancından daha fazlasını harcamasının, enflasyonun nedenlerinden biri olarak gösterildiğini anlatan Arınç, bunların doğru yaklaşımlar olduğuna dikkati çekti. Arınç, şunları kaydetti:'Bizim inancımızda, israf kesinlikle haram olduğu gibi, o bizim inancımız ama israf eden bir ülke, israf eden bir hükümet, israfın içindeki bir devlet de iflah olmuyor. O kadar büyük israf vardı ki şimdi ne kadarını önleyebildik, çok fazla bilmiyorum ama başarısız olduğumuz alanlardan biri olduğunu da söylemeliyim. İsrafla yeteri kadar mücadele edemiyoruz. Sadece bürokrasideki, devletin kendi içindeki israfa baktığım zaman yüreklerim sızlıyor.'Arınç, meclis başkanlığı döneminde, israfı önleme noktasında adeta deli, hasta olduğunu dile getirerek, 'Benimle alay ediyorlardı, bu kadar da israfla mücadele olur mu? 'Tutumlu başkan veya tasarrufçu başkan' diye güya bizimle istihsalen şeyler söylüyorlardı' ifadesini kullandı.'Ekmeğin kırıntısını bile israf etmeyeceksin'Boş yere akan sudan bile sorumlu olmak gerektiğini vurgulayan Arınç, öğrenciliğinde önü dolu olan kağıtların arkalarını ödev ve alıştırma yapmak için kullandığını belirtti.Kağıdın kendileri için çok önemli olduğunu anlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:'Kocaman kocaman ruloları çöp sepetine atan bir bürokraside veya bununla birlikte birçok şeyi israf eden bir bürokraside vallahi kağıt para bassanız yetişemezsiniz. O yüzden her işimizde, taşıtından tutun binasına varıncaya kadar, şimdi bazı kamu kurumlarının ödediği aylık veya yıllık kiraları duydukça ben de hükümetin içinde bir bakan olmama rağmen üzülüyorum ve utanıyorum. Hiçbir şeyde israf olmamalı. Çünkü Allah, hocamız da yanımızda, iyi ki duada söylemedi, tabii yemek duasında daha çok söylenir bunlar; 'Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz, Allah israf edenleri sevmez.' Sonu daha zor bir imtihan olabilir mi? 'Allah seni sevmez' diyor. Sen israf ediyorsan seni sevmez. Allah'ın sevmediği adamı ben ne yapayım ya... 'Sevmez' diyor. Bunu düşünerek yiyeceksin kardeşim. Her şeyi belki yiyeceksin, içeceksin, Allah veriyorsa eline, nimet ama ekmeğin kırıntısını bile israf etmeyeceksin. Bize analarımız, babalarımız bunu gösterdi. Ben hala yaparım ama oğlum ve torunlarım yapmıyor, ıslatırsın pıt pıt pıt, ağzına götürürsün, ondan daha bereketli bir şey yok. 'Tabakları sünnetleme' adeti var bizde. Yiyeceğin kadar koyarsın ve hepsini tüketirsin, ayna gibi parlatırsın kardeşim. 'Ya sen kilo alıyorsun' diyorlar. Tabağımı bitirmeye çalışıyorum, sünnetlemiyorlar, onlarınkini de ben sünnetliyorum, kilo almamızın sebebi de bu.''Açık büfelerdeki rezalet'Bülent Arınç, açık büfe kahvaltı ve yemeklerdeki israfa da değindi.İsrafı önlemeye çalıştıklarını bildiren Arınç, şöyle konuştu:'Hele şu açık büfelerdeki rezalet. Tabağa 10 kilo koyuyor, sanki yiyecekmiş gibi. Ondan sonra hepsi çöp sepetine. Allah'tan korkun, dünyada fakirlik var, yoksulluk var. Bırakın dünyayı, memleketimizde bu farklı mı? Nice aileler var ki bunları göremiyor. Nice evler var ki bu sıcak yemekler, bu peynirler, bu zeytinler, şunlar bunlar giremiyor. 'Allah bize imkan verdi' diye bunu israf etme hakkımız var mı? İsrafla mücadele edeceğiz. Lüks hayat özlemini bu ülkenin çocuklarına yerleştirmeye çalışanlar var. Bu, gerçek dünya değil. Bu bir algı, bu bir sanal alem. Nice genç kızlar, nice genç erkekler evlerinden bile kaçıyor ki böyle bir lüks hayatı olsun ve ben içinde yaşayayım diye. İşin psikolojik boyutu olduğu için de bunları söylüyorum. Reel ekonomide mutlaka tasarrufçu olmalıyız. Ali Babacan Bey'i dinliyorum, 'Tasarruf meylini artırmalıyız' diyor. 'Tasarruf meyli artarsa ne olacak?' diyorum. 'O zaman yatırım olur' diyor. Dünyada en iyi tasarruf Çin'de, Çin bizim için bir örnek değil çünkü Çinlinin sosyal güvenliği yok, geleceğe ait bir beklentisi yok, eline ne verirlerse ondan artırmaya çalışıyor. Biz demokratik bir ülkeyiz, burada bu işi başka yöntemlerle yapmalıyız. Son 2-3 yılda tasarrufa yönlendirilmesiyle hatta kredi kartlarındaki taksidin kaldırılmasının bile buna faydalı olduğunu söylüyorlar. Şu kadar plastik bir şeyi sanki para olarak karşılığını ödemeyecekmişiz gibi düşünüyoruz, iki şey alacağımıza 4 şey alıyoruz. 'Nasıl olsa taksit olacak' diye düşünüyoruz. Hepsi insanların belki bir anlık gafletlerinin karşılığı. O yüzden bizi tasarrufa meylettirecek tedbirleri de almamız lazım.'AA
Reklam