Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Vatandaşla Toplantı Dönemi
Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkmenistan dönüşü uçakta çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Ben, 11 yıllık Başbakanlığım boyunca resmi konutta oturmamış bir insanım. Tabii medyanın bir kesimi işin bu yönünü pek görmek istemiyor.” diyen Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bir ihtiyaç olduğunu ve milletin malı ve kompleks bir yapıya sahip olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki günlük Türkmenistan gezisinden dönerken, uçakta Ortadoğu'yu karıştırmak isteyen üst akıldan, Mescid-i Aksa'ya, çözüm sürecinden paralel yapının polis teşkilatındaki direnişine kadar birçok soruya cevap verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, asayiş olaylarında polisin içinde bir direnç olduğunu ve bunun da süreceğini belirterek çarpıcı bir tespit yaptı:'Paralel yapı da üst akıldan talimat alıyor.'İşte Sabah'ın haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gazetecilerin sorularına verdiği cevaplardan öne çıkanlar:MESCİD-İ AKSA İsrail, Mescid-i Aksa'nın mevcut statüsünün muhafaza edileceği yönünde bir açıklama yapmış. Konuyla ilgili ben birkaç gün önce Mahmud Abbas ile Halid Meşal ile de görüşmüştüm. Gerek Ahmet Bey (Davutoğlu) gerekse Mevlüt Bey (Çavuşoğlu) ile görüşmelerimizi yaptık. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri nezdinde girişimlerimiz olacak. Kudüs, İslam dünyasının ortak meselesi. Takipçisi olacağız.ÇÖZÜM SÜRECİ Biz sürece demokratik açılım ile başladık. Bir süre sonra bunu bir üst perdeye çıkarmak gerekiyordu ve adına 'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci' dedik. Belli bir aşamadan sonra da Çözüm Süreci gündeme geldi. Sürecin şu tarafında şu grup, bu tarafında bu grup var diyerek bir tarafa Kürt vatandaşlarımızı oturtmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza vs. bir tarafa denmez. Süreç 77 milyonu kapsıyor ve bu şekilde de sahiplenilmeli ki bu işi çözelim. Taviz veremeyiz. Bunu söylerken de eli sopalılara ülkeyi bırakamayız. Bu açıdan yeni yasal düzenlemeler de önemli. Molotof, maske vb. konularda caydırıcı cezalar olmalı.GERİ ÇEKİLME MESELESİ Şu anda İmralı'nın buna benzer açıklamaları var ama geri çekilme şeklinde bir şey henüz gerçekleşmiş değil. Ben o dediğiniz kesimde bu konularda, çift başlılık, hatta çok başlılık olduğunu görüyorum. Bu işin Avrupa ayağı var, Kandil var, İmralı var... Görüşmelerin yenidren başlaması istihbarat teşkilatımızla ilgili bir konu... İstihbarat teşkilatımız, gerektiğinde gider görüşür, gerekeni yapar. Hükümetimiz sağduyu neyi gerektiriyorsa onu yapar. Ama oraya gidenlerin bunu bir meydan okuma fırsatı gibi görmelerinin doğru olmadığına inanıyorum.ÜST AKIL Bunların, seçimler sırasında, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da terör örgütünün siyasi uzantısı olan adayları desteklemekte beis görmediklerini hatırlatmakla yetinmek istiyorum. Üst akıl talimatı böyle veriyor ve bunlar da bu adımları atıyorlar. Bu dayanışmaları sürecektir... Emniyet'te pasif direnişler oluyor, olabiliyor. Çünkü bunları malum bir akşamda temizleyemiyorsunuz. Sorunu, Türkiye'deki mevcut yasalarla hukuk devleti içerisinde çözmeye çalışıyoruz. Bu konuda kararlıyız.EĞER PARTİ KURARLARSA İSABETLİ OLUREğer parti kurarlarsa bence çok isabetli olur. Bir düşünce grubunun parti kurmasına kimsenin itirazı olamaz. Hatta her düşünce grubunun parti kurmasında fayda var. Bu sayede her şey, çok açık net ortaya çıkmış olur.ORTADOĞU Ortadoğu, modern dönemde petrol havzalarının keşfi ile ortaya çıkarılan bir kavram. Petrolle birlikte bu coğrafya üzerinde hesaplar başladı. Hatta haritalar ona göre çizildi. Şimdi yine bölgede herkesin farklı hesapları var. Örneğin, ABD'liler de dahil olmak üzere tüm muhataplarımıza söylediğim bir konu var: Musul, El Ambar'ı, Halep'i adeta unutup sadece Kobani'ye odaklanmanın yanlışlığı ortada. Bu hususta Fransa Cumhurbaşkanı Hollande bize hak veriyor. 36'ncı paralelin üstünün güvenlikli bölge haline gelmesi lazım.'SARAY İHTİYAÇTI YAPILDI'Bizim meselemiz, yeni Türkiye. Bir de tabi eski Türkiye meselesi var. Rahmetli Özal, biliyorsunuz uçak aldığı zaman, Demirel'in ağır saldırılarına maruz kalmıştı. Aslında bu bir samimiyet testiydi. Tüm donanımları dahil olmak üzere bize şu anki maliyeti 179 milyon dolar. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na ilişkin tartışmalar da uçak meselesinden farklı değil. Bu bina, ülkemiz için bir ihtiyaçtı. O nedenle yapıldı. Yabancı konukları karşılama törenlerini, caddeyi trafiğe kapatmak suretiyle sokakta yapmak durumunda kalıyorduk. Ben, 11 yıllık Başbakanlığım boyunca resmi konutta oturmamış bir insanım. Tabii medyanın bir kesimi işin bu yönünü pek görmek istemiyor. Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı kapsamında, 2-3 bin kişilik bir kongre sarayı da olacak.VATANDAŞLARLA BİR ARAYA GELECEĞİMBu dışarıya da açık olacak. Örneğin, muhtarlarla orada bir araya gelmeyi planlıyorum; kendilerini dönüşümlü olarak çağırma suretiyle bunu yapabilirim. Kurayla belirlenecek vatandaşlarımızla da benzer bir toplantılarla bir araya gelmeyi düşünüyorum. Kalitenin elbet bir bedeli de olur. Maliyet konusunda 750-800 milyon dolar gibi rakamlardan bahsedenler var. Bu kesinlikle doğru değil. Maliyet 500 milyon dolar civarında. Eleştirileri umursamıyorum. Büyük devletsek, büyük düşünmek durumundayız. Onlar ne derse desin, biz yolumuza devam edeceğiz.'ÖĞRETMENİMİZ GÖREVE BAŞLAYACAK'Türkmenistan'da öğretmenimiz (Hacı Hamdi Polat) 6 yaşındaki bir çocuğu dövdüğü iddiasıyla hapse atılmıştı. Öğretmenimiz bunu kabul etmiyor. Bayramda af günleri varmış. Devlet başkanı serbest bırakabiliyormuş. Ziyaretimizde Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhammedov'dan öğretmenimizin serbest bırakılması için ricada bulunduk. Kendisi de, sağ olsunlar bizleri kırmadılar, hemen af yetkisini kullandı, kararı imzaladı. Kendisini hemen serbest bıraktılar. Güzel bir jest oldu. Şimdi Nabi Bey (avcı) inşallah şöyle biraz izinden sonra öğretmenizi göreve başlatır.Milliyet
Gazetelerde Bugün | 9 Kasım Pazar
Hürriyet: Reform şart olduMilliyet: Kuyruk dayılarıSabah: AB'de Paralel'in ihanet lobisiVatan: 'Çuval'dan 11 yıl sonraTaraf: Danıştay kararı sızdırıldıAkşam: Konut meraklısı değilimCumhuriyet: 'Muhtemel cinayet'Zaman: Zeytinden kazandığımızla çocuk okutuyoruz, hırsızlık mı yapalım?Yeni Şafak: Suikast timi Bağdat'ta
Zihinsel Hastalık Yaşayan İnsanların Çift Yönlü Hayatlarını Gösteren 8 Çalışma
Liz Obert, yaşamı boyunca sabahları uyandı, giyindi, işe gitti ve hayatındaki her şey yolundaymış gibi davrandı. Bir gün eve döndüğünde, kendini yere attı ve depresyonda olduğunu hissetti. 20'li yaşlarında depresyon teşhisi konuldu Liz'e ve o, terapiden meditasyona, birçok çözüm yolunu denedi. Hayatında hiçbir şey düzelmiyordu, ta ki beş yıl öncesine kadar. Beş yıl önce, bir psikiyatrist ona 'bipolar II' teşhisi koydu ve üzerinde duygudurum dengeleyiciler uygulandı.O günden bugüne, duygu durumunda birkaç kez uçlara kaydıysa da -ki bipolar hastaları için bu durum yaşam boyu kaçınılmazdır- Liz'in söylediğine göre, hayatı artık yoluna girmişti. Akıl hastalığı olan insanların yaşadığı çift yönlü hayatı sonuna kadar deneyimlediğini ve bu tarz bir hayat yaşarken, dış dünyada hayata tutunabilmek için 'semptomların maskelenmesi' gerektiğini söylüyor Liz. Dış dünyadaki insanları bu durum hakkında bilinçlendirmek adına, 2013 yılında bir karar aldı: Bir fotoğraf serisi oluşturmayı ve depresyon ile farklı şekilde mücadele eden insanların hayatlarına dair gerçeklikleri ortaya çıkarmayı planladı. Bunun için, her insanın iki farklı fotoğrafını çekmesi gerekti: Birinci fotoğrafta, kişinin diğer insanlara nasıl göründüğü (yani taktıkları maske); ikinci fotoğrafta ise, kişinin kapalı kapılar ardındaki depresif dünyasında nasıl yaşadığı ve neler hissettiği fotoğraflandı. Bu fotoğraf serisinin adı 'Dualities.' İşte o sekiz akıl hastası insanın gerçek iç dünyaları:
Son 1000 Yılın En Büyük 10 Toplumsal Değişimi
Avrupa, geçtiğimiz Milenyumda birçok toplumsal olayla şekillenmiştir. Peki hangi olaylar, hangi yüzyıllarda modern dünyayı şekillendirmiştir? Dünyada toplumsal alanda yapılan inkılaplar nelerdir? Toplumsal tabakalaşma olmuş mudur? Kronolojik olarak sıraladık.
Süleymaniye'de Kafe-Kondu
Türkiye’nin en önemli kültür miraslarından Mimar Sinan’ın kalfalık eseri Süleymaniye Camii, rant ve işgal tehdidiyle karşı karşıya.Caminin restorasyon işini 2010’da tamamlayan Gürsoy İnşaat, Kanuni ve Hürrem Sultan türbelerini bedelsiz restore etti. Türbeler Temmuz 2013’te ziyarete açıldı. Ancak avludaki Gürsoy İnşaat’a ait şantiye 1 yıldır kaldırılmadı. Haliç’e bakan şantiye alanında sadece seçkin kişilerin ağırlandığı kaçak bir kafe yapıldığı ortaya çıktı. Firma, ‘şantiye kafe’de başta siyasetçiler, üst düzey bürokrat ve VIP konuklarını ağırlıyor. Zaman, kafede ziyafetli buluşmayı geleneksel hale getiren konukları görüntüledi. Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi, restorasyon ve sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Suphi Saatçi, duruma tepki gösterdi: “Süleymaniye, milletin malıdır. Şantiyenin kaldırılmaması, yemek olayları büyük ayıptır. Süleymaniye’yi kendi bahçeleri mi sanıyorlar? Ne biçim işler bunlar?”Gürsoy İnşaat, 2010’da İl Kültür Müdürlüğü ile bir anlaşma yaparak, Süleymaniye Camii’nin haziresinde yer alan Kanuni ve Hürrem Sultan türbelerinin restorasyonunun yapılması için gönüllü oldu. Anlaşma gereği şirket, türbelerin bakımını ‘bedelsiz’ olarak yapma taahhüdünde bulundu. 2010’da başlayan restorasyon, 2013 Temmuz’unda sona erebildi. Türbeler ziyarete açıldı. Ancak Gürsoy İnşaat’ın yerleştiği Süleymaniye Camii’nin Haliç’e bakan avlusunun üçte birini kaplayan şantiye alanı bir türlü kaldırılmadı. Hem yerli hem de yabancı turistler tarafından İstanbul’da en çok ziyaret edilen mekânlar arasında olan caminin avlusundaki şantiye sahası hâlâ duruyor. Ziyaretçiler, şantiye sahasının duvarları sebebiyle bu manzaradan mahrum kalıyor. Namazdan çıkıp şantiye duvarının kapattığı alana geçmek isteyen vatandaşlar da inşaat şirketinin güvenlik görevlilerince engelleniyor.Vatandaşlar bu duruma tepki gösterirken, Gürsoy İnşaat tarafından etrafı brandalarla çevrilip ‘girilmez’ tabelaları asılan şantiye alanına kaçak bir kafe-restoran yapıldığı ortaya çıktı. İnşaat şirketinin yıllar önce kurduğu bu kafede, özellikle Süleymaniye’ye cuma namazlarına gelen siyasetçi ve işadamı gibi ‘VIP’ kişiler ağırlanıyor. Şantiye sahasındaki toplantıları yerinde takip eden Zaman muhabirleri, skandalla karşılaştı. Cuma namazı için Süleymaniye’ye gelen VIP konuklar, namazın bitimiyle geçmişte sadece Osmanlı sultanları tarafından kullanılan ‘hünkar mahfili’ adı verilen kapıdan avluya, hemen oradan da şantiyenin kapısından kafeye alınıyor. Konuklar, özel giyimli garsonların yaptığı servislerle ağırlanıyor.SAĞLIK BAKANI MÜEZZİNOĞLU DA KONUKLAR ARASINDA24 Ekim Cuma günü Süley-maniye’ye gelen VIP konuklardan biri de Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’ydu. Hünkar mahfilinden özel korumalarıyla giren misafirler, namazın bitmesinin hemen ardından yine aynı kapıdan çıkıp ‘şantiye bölgesi’ndeki masalarında yerlerini aldılar. 31 Ekim Cuma günü de aynı manzara yaşandı. Gürsoy İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gürsoy ile AK Parti ekonomiden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı ve İTÜ Rektörü Nazım Ekren, ziyaretçilerden sadece birkaçıydı.Firma yetkilileri, Zaman muhabirlerinin ısrarlı aramalarına rağmen konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. Restorasyon projesini şirket adına yürüten sorumlu mimar Nilgün Olgun, firmanın şantiye alanını kaldırmamasını “2014 Mayıs ayında tam olarak camiyi teslim ettik. Aslında çıkmamız gerekiyor. Ama camide çıkabilecek sorunlar için kalmamız şu an için daha sağlıklı.” sözleriyle değerlendirdi. Bahçede yemek servis edilmesinin ise normal olduğunu belirten Ongun, “Camiye gelen herkes bu ikramdan yararlanabilir.” diyerek kendilerini savundu. Restorasyon anlaşmasına imza atan İstanbul İl Kültür Müdürlüğü ise konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. Vakıflar Genel Müdürlüğü de cevap vermedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bilgi edinme masasından gelen cevap ise şöyle: “Süleymaniye Camii restorasyonu tamamlanarak geçici kabulü yapılmıştır. Bahsettiğiniz ve firmanın şantiyesinin küçük bir kısmı olan çadırın, kesin kabulün yapılmasına kadar sahada kalmasına izin verilmiştir.”Zaman
Başakşehir'de 10 Araç Kundaklandı
İstanbul Başakşehir'de park halindeki 10 araç, benzin poşetleri kullanılarak kundaklandı.Şahintepe Kumsal Sokak'ta, gece yarısından sonra, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, park halindeki araçları kundakladı.10 araç, üzerine benzin dolu poşet koyularak yakıldı.Yanan araçlar, itfaiye ekiplerince söndürüldü.Polis ekipleri araçları kundaklayan kişi ya da kişilerin yakalanması için çalışma başlattı.Muhabir: Zafer Arslan | AA
Reklam
Yaya Toure'nin Şutunun Küçük Taraftarı Vurması ve Özür Jesti
Mücadelenin ilk yarısının ortalarında çektiği bir şutla kale arkasındaki tribünde oturan 5 yaşındaki QPR taraftarı Chloe Power'a yüzünden vuran Toure, maç sonunda imzaladığı ve üzerine 'Özür dilerim' yazdığı formayı minik taraftara hediye etti.
Reklam
'Eski Türkiye-Yeni Türkiye Lafı Siyaseten Söylenmiş En Büyük Yalan'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu , 'Eski Türkiye-Yeni Türkiye' lafının Türkiye'de 'siyaseten söylenmiş en büyük yalan' olduğunu belirterek Cumhuriyet tarihinde bu kadar büyük yalanı kimsenin söylemediğini ifade etti.Mehmet Bekaroğlu, partide mescit açılmasının esasen bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, CHP'nin bir kitle partisi olduğunu ve her toplum kesiminden insanlar bulunduğunu söyledi. Bekaroğlu, 'Mescit bir ihtiyaç, 5 vakit namaz kılıyor insanlar. Bu ihtiyaç karşılandı, olay bundan ibaret. Bunun dışında bir takım yorumlar yapılabilir. Bunlar çok önemli şeyler değil. Bir ihtiyaç giderildi, siyaseten bunun üzerinde çok fazla durmanın bir anlamı yok' ifadelerini kullandı.Cihan Haber Ajansı'nın haberine göre, CHP'deki istifalara ilişkin bir soruya Bekaroğlu, kitle ve sosyal demokrat bir parti olduklarını hatırlattı. Bu ayrılma yada sancıları normal olduğunu belirten Bekaroğlu, 'Kitle partisi dediğimiz zaman her tür kimlik burada bulunur ama ilkeler ve program tektir. İlkeler sosyal demokrat ilkelerdir. CHP'nin altı oku var, Atatürk ilkeleri var; elbette var ama onlar da sosyal demokrat ilkeler çerçevesinde günümüze göre yeniden okunuyor. Halkçılığı, milliyetçiliği hepsi, yeni döneme uygun bir şekilde okunuyor.Farklı okuyanlar, partide bir yer bulamıyor ve ayrılıyor. Bu anlaşılır bir şey. Bu CHP'yi zayıflatmaz tam tersi CHP'yi sosyal demokrat çerçevede kararlılığı, CHP'yi daha güçlendirir, kuvvetlendirir. Değişik toplum kesimlerinde karşılık bulmasını sağlar.' diye konuştu.CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum'un ihraç istemiyle disipline sevk edilmesi konusunda Bekaroğlu, 'Ben de o MYK'da bulundum. Anlatılanlar, hiçbir partinin kabul edemeyeceği bir disiplin olayı için disiplin kuruluna sevk edildi bir milletvekili arkadaşımız' ifadelerini kullandı.Toplumsal ve siyasala dair sözü olan herkesin siyasal İslam tanımı içine konulabileceğini, o zaman Mümtaz'er hocanın yanlış, haksızlık yaptığının söylenebileceğini dile getiren Bekaroğlu, şöyle devam etti: 'Ama siyasal İslam derken Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun etrafında kümelenenler, Hayrettin Karaman Hoca anlaşılıyorsa evet yani tükendi. Dertlerinin İslam, hak, hukuk, adalet olmadığı; bütün bu kavramların siyasal iktidar için bir araç olarak kullandıkları ortaya çıktı. Bu ülkede siyasal tarihinde dünya kadar siyasetin karışmış olduğu yolsuzluk, haksızlık, talan, yağma bir sürü olaylar var. Ama bu dönemde, hele 17-25 Aralık'ta söylentiler, mahkeme kararlarından söz etmiyorum, söylentiler açısından bu kadar ağır bir ithamla karşı karşıya olan başka bir siyasal ekip olmamıştır.Bu anlamda öyle. İslamı, dini şöyle ya da böyle yorumlayan insanlar, gruplar için herkese genellemek doğru değil. Mevcut modern devletin araçlarını ele geçirip, buradan yukarıdan aşağıya toplumu İslami anlamda değiştirmek, dönüştürmek projesi olan İslamcılık yada siyasal İslam, Türkiye pratiğiyle aslında sadece Türkiye pratiğiyle değil, İran, Pakistan, Mısır'da olup bitenleri hepsini değerlendirdiğimiz zaman bu proje çok büyük bir yara almıştır. Bunlar da öncekiler gibi devleti bir birikim ve tahakküm aracı olarak gördüler, ele geçirdiler ve birikim aracı olarak kullandılar. Kullanırken bir sürü haksızlığa, yolsuzluğa, talana, yağmaya, kent yağmasına, rantına alet oldular; gördük. Yine 12 Eylül'ün kurumlarını nasıl tahakküm aracı olarak kullandıklarını gördük.Eski vesayetçiler, tahakküm olarak kullanıyorlardı. Değişik toplum kesimlerine baskı aracı olarak kullanıyorlardı. Bunlar da yine tahakküm aracı olarak kullanıyorlar, değişik toplum kesimlerine baskı aracı olarak kullanıyorlar. Bu anlamda Mümtaz'er hoca bunu diyorsa siyasal İslam yada İslamcılık iflas etmiştir. Mevcut araçları, iktidarın enstrümanlarını gözden geçirmek, demokratikleştirmek, buna kafa yormak gerekiyor. 'Eski-Yeni Türkiye kavramıyla ilgili bir soruya da Bekaroğlu, bunların 'büyük bir yalan' olduğunu ifade etti. Cumhuriyet tarihinde bu kadar büyük yalanı kimsenin söylemediğinin altını çizen Bekaroğlu, algı yönetimi anlamında yalan olduğuna dikkat çekti.'Erdoğan ve AK Parti iktidarının' bir süre sanki vesayet sistemiyle mücadele ediyor gibi, yeni bir Türkiye kuruyor gibi göründüğünü belirten Bekaroğlu, ama eski Türkiye'nin simetride yeniden kurduklarını ifade etti. Bütün araçlarıyla, enstrümanlarıyla eski Türkiye'yi kurduklarını anlatan Bekaroğlu, 'Eski Türkiye'de, demokrasilerde asla olmaması gerekli olan kırmızı çizgiler, milli siyaset belgeleri filan vardı, yazılmayan anayasalar vardı, derin devlet filan vardı. Eski vesayetçileri iktidardan uzaklaştırdılar, kendileri bu tarafta aynen milli siyaset belgesini, kırmızı çizgileri koydular.Burada önemli olan, eski ve yeni Türkiye'yi ayırt edecek olan milli siyaset belgesinin, kırmızı çizgilerin olup olmadığıdır. Neyin milli siyaset belgesine giriyor girmiyor olması değildir. Varsa böyle bir şey, mevcut hukuk sisteminin dışında siz tehlikeler ortaya koyup daha sonra yurttaşlarınıza karşı hukuku ona öyle bunu bu şekilde işletecekseniz ki eski Türkiye'de bunlar vardı, şimdi aynı şeyi bunlar yapıyorlar. Sadece bu örnek bile Erdoğan'ın oluşturduğu şeyin bir algı yönetimi olduğu, büyük bir yalan olduğudur. Eski Türkiye'dir bu. Eski Türkiye'den sadece aktörler değişmiştir.Eski Türkiye'de de YÖK vardı. Türkiye'yi o zaman eski yapan YÖK gibi bir kurumun bulunmasıydı. Yoksa YÖK'ün başkanının Kemal Gürüz olması değildi. Şimdi aynı YÖK duruyor, YÖK'ün başkanı Çetinsaya veya bilmem ne; hiçbir şey farketmez. Eski Türkiye'de milli siyaset belgesi vardı, Türkiye'yi eski yapan o belgenin var olmasıydı. Mevcut, normal hukukun dışında paralel bir hukukun işlemesiydi, problem bu idi. Orada milli siyaset belgesine PKK'yı, şeriatçıları, ülkücüleri yazmak; şimdiki milli siyaset belgesine cemaati, cemaatleri yazmak hiçbir şeyi değiştirmiyor. Aynı eski Türkiye'nin şeyleri devam ediyor. Eski Türkiye bütünüyle duruyor.Daha fazla bir şey var: Sayın Erdoğan'a eski Türkiye'nin 82 Anayasasının Cumhurbaşkanına getirmiş olduğu yetkiler yetmiyor, şimdi başkanlık istiyor. Üstelikte bu başkanlıkta dünyanın hiçbir yerinde olmayan Meclisi feshetme, kanun hükmünde kararname çıkarma, yargı ve bütün üst kurulların üyelerini tek başına atma yetkisi istiyor. 12 Eylül Türkiye'si eski Türkiye'ydi; Erdoğan'a bu yetmiyor, bunu yeniden tahkim edip kurmak istiyor. Bu, yeni Türkiye filan değil. Zaten Haziran'da yapılacak seçimlerde de bu tartışılacak: Başkanlık sistemi ile Parlamenter sistem, eski Türkiye-Yeni Türkiye. Yeni Türkiye lafı, Türkiye'de siyaseten söylenmiş en büyük yalandır.' şeklinde konuştu.T24
Ebola Virüsü Futbolu Vurdu
Fas, 2015 Afrika Uluslar Kupası’na ev sahipliği yapmayacağını açıkladı. Turnuvanın akıbeti merak ediliyor.17 Ocak-8 Şubat 2015 tarihleri arasında yapılması planlanan Afrika Uluslar Kupası’nın ev sahipliğini üstlenecek olan Fas, kıtayı saran Ebola virüsü nedeniyle organizasyona ev sahipliği yapmayacağını duyurdu.Kuzey Afrika ülkesi, turnuvanın bir yıl sonraya ertelenmesi önerisini Afrika Futbol Konfederasyonlar Birliği’ne de sundu. Şu ana kadar 16 takım organizasyonun ertelenmesi yolunda görüş bildirmişti.2015 Afrika Uluslar Kupası’yla ilgili nihai karar önümüzdeki hafta Kahire’de yapılacak toplantıda verilecek.Eurosport
Reklam
Uzay İstasyonu Astronotları Yerçekimsiz Ortamda Suyun İçine Kamera Koyarsa
Yerçekimsiz ortamda günlük hayattaki objeler çok ilginç gözükebiliyor. Özellikle sıvılar...Bu deneyde de Uluslararası Uzay İstasyonu'nda görevli astronotlar güzel bir deney yapıyorlar. Yerçekimsiz ortamda süzülen su kütlesinin içine bir GoPro kamera yerleştirip, dışarısının nasıl gözüktüğünü gözlemliyorlar. Aslında bir nevi yüzey gerilimi ve mikro kütleçekim deneyi yapıyorlar ama, işin çok fizik kısmına girmesek de oldukça eğlendikleri kesin.İzleyelim
Kartal: "Daha Farklı Olabilirdi"
Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe'nin Çaykur Rizespor'u kendi sahasında 2-1 yendiği karşılaşmanın ardından sarı-lacivertli takımın teknik direktörü İsmail Kartal çarpıcı açıklamalarda bulundu.Rizespor maçının çok daha farklı bir skorla bitebileceğini ifade eden Kartal, 'Geçen hafta önemli bir derbiyi iyi oynayarak kazandık ve bu moralle de Rizespor karşısında iyi mücadele edip kazanmak istiyorduk. Maçın başından sonuna kadar oyun bizim kontrolümüzdeyi, skor çok daha farklı olabilirdi. 3 penaltımız var, bunlar çok net. Sadece 1 tanesi verildi, diğer 2 penaltınız verilmemesi bir teknik adam olarak beni çok üzdü. Sezon başında bize federasyondan hakemler geldi ve bize seminer verdi. Bu pozisyonların hepsi bize gösterildi, penaltı vermiyorsan sarı kart ver, veriyorsan kırmızı kart ver. 1 penaltı verildi diye bunları görmezden gelemeyiz, konuşmamız lazım.' dedi.'GÖKHAN GÖNÜL SAKAT SAKAT OYNADI'Futbolcuların mücadelesinden dolayı teşekkür eden Kartal, ' Geçen hafta ve bu hafta çok sakat verdik ve takımı genç oyuncular ile takviye ettik. İyi mücadele ediyoruz ve performansımız da her geçen hafta yükseliyor, daha da yükselecek. Şampiyon olmak istiyoruz ve bunun için daha fazla mücadele edeceğiz. Oyunculara sergiledikleri mücadeleden dolayı teşekkür ediyorum. Özellikle Gökhan Gönül sakat sakat oynadı ve büyük bir özveri gösterdi' şeklinde konuştu.Sporx
Webo: "Golü Anneme Hediye Ettim"
Spor Toto Süper Lig'de Çaykur Rizespor karşısında Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren Pierre Webo, karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulundu.Ç.Rizespor karşısında çok iyi mücadele ettiklerini ifade eden Webo, 'Beklediğimiz gibi bir maç olmadı. Kendi kalemize bir gol attık ve bu golden sonra iki kat daha fazla çalışmamız gerekti. Golü yedikten sonraki dakikalarda çok fazla gol pozisyonuna girdik, bir penaltı kaçırdık ancak bu penaltıyı kaçırmamız bizi ayağa dikti.Son dakikalarda ortaya koyduğumuz performans takım olarak ne kadar iyi çalıştığımızı ve ne kadar çok mücadele ettiğimizi bize gösterdi. Ailem ile beraber çok zor bir an yaşadık, annemi kaybettik. Annem, benim gol atmamı hep isterdi ve bugün de bu golü ona armağan ettim' şeklinde konuştu.Sporx
Reklam
Reklam
Alevi Açılımında Adımlar Atılmaya Devam Ediliyor
Aleviler, Davutoğlu'nun türbe ziyaretlerinden para alınmayacağı ve Madımak'ı yaşayan bir müzeye çevirme sözünden memnun oldu. Ama asıl cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini ve zorunlu din dersinin kaldırılmasını bekliyor.Didem Özel TümerBaşbakan Ahmet Davutoğlu Hacıbektaş'ta Alevi Açılımı paketini açıklamadı ama ucunu araladı. Hacıbektaşlılar genel olarak Davutoğlu'nun mesajlarını beğendi. Şimdi sözlerin eyleme dökülmesini bekliyor.Hükümet Alevi Açılımı üzerinde çalışırken geldi Başbakan Ahmet Davutoğlu Hacıbektaş'a. Muharrem ayında, Aleviler için kutsal 13. günde. Olağanüstü güvenlik önlemleri altında geldiği Hacıbektaş'ta büyük ilgi gördü. Salonda yaptığı konuşma ile sık sık alkış aldı. Davutoğlu duymayı istedikleri, bekledikleri her şeyi söylemese de Alevilere göre 'açılımın ucunu araladı'.Al Jazeera Türk ilk olarak Davutoğlu'nun mesajlarını onu Hacıbektaş'a Aşure gününe davet eden, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan'a sordu. Özcivan 'ipucu gördükleri' kanaatinde.'Bize bir hediye getirdi, benim derneğim kamu yararına dernek statüsü aldı. Ona teşekkür ediyorum ama biz bunun da (peşini) bırakmayacağız. (...) Gelecek sene geleceğim dediğine göre... mutlaka davet edeceğiz. Gelecek sene geleceği zaman burada bugün bıraktığı gibi olursa, o zaman biz 'dur' diyeceğiz. Sen gittin bir yıl sonra geldin, yine aynı şeyleri söyleyeceksen bizim artık karnımız tok. Bu süreç içerisinde bir şeyler olacaksa... Burası (Hacı Bektaş Veli Türbesi) parayla giriyorsun. Dua edeceksin, para ile giriyorsun. Biz bunu yıllardır defalarca söyledik. En son buraya davet etmek için gittiğimde konuştum, bak bunu gerçekleştirdi. Bu önemli birşey. Alevilerin en önemli sorunlarından bir tanesiydi. Tabii ana sorun değil. Ana sorun cemevleridir. Cemevi alevi inancının ibadet merkezi dendiği an tüm sorunlar çözülür. Çünkü diğer alttakiler ayrıntı.''Tatmin olma yolunda önemli bir adım'Su TV'nin sahibi Yalçın Özdemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan'ın düzenlediği iftara katılan, Alevi Çatıştayları'nda yer almış bir isim. Özdemir, Davutoğlu'nun verdiği mesajlardan tatmin olup olmadığı sorusuna, 'Tatmin olma yolunda önemli bir adım' diye yanıt verdi. 1925'te kapatılan dergâhlara müzeye dönüştürülmeleri nedeniyle Alevilerin para vererek girmesini 'cumhuriyet tarihinin en büyük zulmü' olarak tanımlayan Özdemir, 'Bu zulüm bugün son buldu' dedi. Özdemir Al Jazeera'ya şunları söyledi:'Dersim vakasına Sayın Başbakan'ın değinmiş olması, cumhuriyet tarihi boyunca bu devletin ötekileştirdiği Aleviler ile beriki olma halini meydana getirmek için önemli bir adım attı diyelim. Bunun devamının geleceğini umuyorum. Madımak ile ilgili çok önemli bir açıklama yaptı. İlk defa müze olma statüsünün verilebileceğini söyledi. 'Müze olmalıdır' da dedi. Bu iki tane çok önemli, tatmin olma yolunda tüm alevilerin dikkatini çekebilecek, alevi toplulukları hükümetle, devletle birbirinin derdini anlama, hemhal olma yolunda önemli bir adımdı diye düşünebiliriz.'Özdemir de Alevilerin çözülmesini bekledikleri en önemli sorunlarının cemevlerinin statüsü olduğunu söyledi.'Bir yıla kalmadan, seçimlere kadar hallolması lazım, Dergâhlar, Tekkeler ve Zaviyeler üzerindeki 677 sayılı kanunun - özellikle de Anayasa hükmüdür devrim kanunları arasında sayılır - özellikle bu yasağın kaldırılması ve alevilerin ibadethanelerine kavuşması gerekiyor. Hep Türkiye'de çarpıtma konusu olur, cemevleri alevilerin ibadethanesiymiş gibi algılattırılır, 90'lardan sonra. Dergâh, Tekke ve Zaviyeler yasağının üzerine eksik ayak oturtulacak bir şeydir. 10 yıldır söylediğim bir şey vardır, Alevilere yeni ibadethane icat etmenin anlamı yok. Alevilerin ibadethaneleri zaten vardı, ziyaretgâhları zaten vardı, türbeleri ve dergâhlarıydı. Şahkulu Sultan Dergâhı 900 yıllık bir dergâhtır, Abdal Musa'nın Tekkeköy'deki Dergâhı 800 yıllık dergâhtır. Alevileri dergâhlarıyla buluşturmak onlara yapılabilecek en büyük hizmettir. Tekke, Dergâhlar ve Zaviyelerin Yasaklanmasına ilişkin kanunun bir an önce kalkmasını bekliyorum ben bir yurttaş olarak.'Mesajları yeterli değildi'Hacıbektaşlı Eyüp Derdiyok ise Davutoğlu'nun mesajlarını yeterli bulmadığını söyledi. Aljazeera'ya 'Bir ışık görmedim' diyen Derdiyok'a göre Davutoğlu 'belli kelimelerle kırmızı çizgileri aşmayacağız' mesajı verdi.'Mesajları yeterli bulmadım. Olumlu mesajlar vardı fakat yeterli değildi. . Örneğin 4 artı 4 eğitim sistemiyle bütün Alevi çocuklar sünnileştirmeye tabi tutulurken, bu dile getirilirken hâlâ bununla ilgili bir adım atılmadı. Yani şunu diyor 'Getirin sizinkini de öğretelim'. Biz diyoruz ki 'Hayır, mecbur olmaz.' Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de aynısını söylüyor. Kimseye din öğretemezsiniz öyle. İnsan isterse öğrenir, istemezse öğrenmez. Bizim en temel konularımızdan biri bu. Zorunlu din dersleriyle bütün alevi çocuklarına sünniliği öğretmek. Devlet hâlâ aynı politikadan vazgeçmiyor. Cemevlerinin ibadethane olmasını şöyle söylüyor 'Eninde sonunda Ehl -i Beyt'e inanan, 12 imama inanan yine aynı yola çıkacaktır'. Ne demek istiyor? Sünniliğe çıkacaktır kardeşim, siz bu sevdadan vazgeçin demek istiyor. Orada da bir sıkıntı var. Olumlu mesajlar var ama yeterli mesajlar yok.''İnşallah konuştuklarını yaparlar'Al Jazeera'ye konuşan Hacıbektaş'lı Mehmet Gültaş ve Tülay Şahin ise, Başbakan'ın konuşmasından memnun olanlardan. Tülay Şahin, 'Hiç beklemiyordum ama iyiydi' dedi. Özellikle din dersi konusuna çözüm bulunmasını istediğini söyledi. Mehmet Gültaş da 'İnşallah konuştuklarını yaparlar.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera
Rizespor Hakeme Tepkili
Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Mehmet Özdilek , Fenerbahçe'ye 2-1 mağlup oldukları maçın ardından açıklamalarda bulundu.Mücadeleyi değerlendiren teknik adam, 'Kalecimiz çok iyi oynadı. Doğal olarak kazanma arzusu olan Fenerbahçe'ye karşı direncimiz belli bir noktaya kadar devam etti. Her yönüyle bizden daha üstündüler. Ama ne olursa olsun, ortaya koyulan bir mücadele var. Kendimizi ofansif yönde geliştirmemiz gereken çok nokta var. ' ifadelerini kullandı.Maçın hakeminin yönetimini eleştiren Özdilek, 'İlker hoca etkilendi. Kıvanç'ı attı, Gökhan da aynı şeyi yaptı, onu atamadı. Bize ne yapılıyorsa, rakibe de eşit mesafede olmak önemli. Özellikle bu tip sahalarda, böyle büyük takımlara karşı. Ama bizim geliştirmemiz gereken çok nokta var.' dedi.Sporx
Tarihte Popüler Olan En İlginç 7 Moda Trendi
Çok renkli saçlar, pirsingler, armadillo ayakkabılar ve daha birçok ilginç şey... Aslında 21. yüzyılın, moda akımları konusunda en zengin yüzyıl olduğunu düşünürüz fakat durum hiç de öyle değil. Eğer tarih kitaplarını karıştırırsanız, geçmişte yaşayan insanların, genellikle toplumsal konumlarını belli etmek amacıyla birbirinden ilginç yöntemlerle görünüşlerini değiştirdiğini görürsünüz. İşte o ilginç moda akımlarından dikkat çeken 7 tanesi;
Kadıköy'de Çare 'Webo'
Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Fenerbahçe, evinde Çaykur Rizespor'u 2-1 mağlup ederek haftayı kayıpsız kapadı.Spor Toto Süper Lig’in 9. haftasında Fenerbahçe, kendi evinde karşılaştığı Çaykur Rizespor’u 2-1 mağlup ederek liderlik koltuğunu ezeli rakibi Galatasaray’a bırakmadı.Maça golle başlayan Çaykur Rizespor, Fenerbaçe’nin Çek yıldızı Michal Kadlec’in kendi kalesine golle henüz 6. dakikada 1-0 öne geçti. Erken yediği golünü şokunu üstünden atan sarı-lacivertli ekip, rakip yarı alana oyunu yıktı.İLKER MERAL PENALTI DEDİ!Karşılaşmanın 26. dakikasında Fenerbahçe, Mehmet Topal’a ceza sahası içinde yapılan faulün ardından penaltı kazandı. Topun başına geçen Dirk Kuyt, sarı-lacivertlilerin eski kalecisi Serkan Kırıntılıyı geçemeyerek beraberlik fırsatını kaçırdı.KADLEC YİNE SAHNEDEMaçın ilk dakikalarında kendi kalesine attığı golle takımının 1-0 geriye düşmesine neden olan Michal Kadlec, 41. dakikada skora denge getirerek kendini affettirdi.KADIKÖY’DE KIRMIZI KARTÇaykur Rizespor’da Hasan Ali Kaldırım’a yaptığı faulün ardından ikinci sarı kartını gören Kıvanç Karakaş, takımını 10 kişi bıraktı.FENERBAHÇE TEK KALEYE DÖNDÜRDÜKarşılaşma boyunca rakip kaleye şutu bulunmayan Çaykur Rizespor, Fenerbahçe’nin kurduğu baskının ardından uzun süre kendi yarı sahasından çıkamadı.VE GOL GELDİKarşılaşmanın 80. dakikasında sonradan oyuna dahil olan Pierre Webo, uzun süre golü arayan takımını 2-1 öne geçirdi. Moussa Sow’un pasında ceza sahası içinde topla buluşan Webo, sarı-lacivertlilere 3 puanı getiren golü attı.Açık Mert Korkusuz
Reklam