onedio
Quentin Tarantino "Kayıt" Dedi
Ünlü yönetmen Quentin Tarantino nihayet The Hateful Eight'in çekimlerine başlıyor.Yapım süreci iyiden iyiye yılan hikayesine dönen ve sinema dünyasında son yılların dedikodu kazanı en harlı projeleri arasında yer alan The Hateful Eight'in çekimleri nihayet başlayacak!Daha önce filmin senaryosu internete sızdığı için projeden elini eteğini çektiğini söylemesine rağmen, senaryoyu 'canlı okuma' şeklinde meraklılarıyla buluşturanQuentin Tarantino, son olarak Cannes Film Festivali'nde de filmini meze yapmaktan da çekinmemişti!Müjdeli haber ise, bir radyo programında baklayı ağzında tutamayan Kurt Russell'dan geldi! Russell'a göre Tarantino, önümüzdeki yıl filmin çekimlerine başlamayı planlıyor!Filmin oyuncu kadrosundaysa Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Zoe Bell, Tim Roth ve Michael Madsen gibi bir kısmı Tarantino'nun gediklileri listesindeki oyuncular yer alacak.Sabah
Vajina Selfie'si Tutuklattı
Sanat camiasında “Rokudenaşiko” ismiyle tanınan Igaraşi’nin, dosyaları gönderdiği kişilerden gelen parayı, son sanat eserini yapmak için kullandığı iddia edildi. 42 yaşındaki sanatçı, son olarak kendi vajinasından esinlenerek bir kano yapmıştı. Haberin devamı için tıklayın!
“Life İn Color” 9 Ağustos'ta İstanbul'da
Amerika, Kanada, Meksika, İsveç ve Norveç’ten sonra 9 Ağustos tarihinde Türkiye’ye gelecek olan Life in Color aynı zamanda dünyanın en iyi DJ’lerini de İstanbul’a taşımış olacak. AN21, ARTY, Deniz Koyu, DVBBS, Twoloud ve YellowClaw müzikseverlere unutulmaz bir gün yaşatacak.2006 senesinde Florida’da üniversite kampüslerinde başlayan ve Amerika’da hızla yayılan etkinliğin yenilikçi yönüne değinen Life in Color Pazarlama Direktörü LukaszTracz, Türk müzik tutkunlarına seslendi:“Sınırlarımızın ötesine geçtiğimizde, hepimiz bir bütünün parçası haline geliriz. Müzik, tutku ve en önemlisi renkler ile bağlanarak… Bunu Life in Color deneyimini yaşamış olanlardan daha iyi hiç kimse bilemez. Türkiye’ye gelmekten ve katılımcılarımıza unutamayacakları bir gün yaşatacak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Gelin ve bizim ile sınırlarınızın ötesine geçin!”sanattakvimi.info/müzik
Akıllı Telefon Fotoğrafçılığının Kitabı Yazıldı
Gazella Turizm ve Türkiye’nin önde gelen gezi-belgesel fotoğrafçılarından Faruk Akbaş, telefonla fotoğraf çekmenin püf noktalarını dünyanın dört bir yanında çekilmiş örnek fotoğraflar ile anlatıyor. Akıllı telefonlar günümüzde pek çok konuda rüştünü ispatlamış durumda. Artık hem bilgisayarımız, hem özel sekreterimiz, hem de en pratik iletişim aracımız olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu “akıllı” cihazlar, aynı zamanda gelişmiş kamera ve lens teknolojileriyle tutkularımızın, hayallerimizin ve heyecanlarımızın sınırlarını genişleterek önümüzde eşsiz anları kolayca ölümsüzleştirmek adına yeni kapılar açıyor. İletişimi ve yeni diyalog yöntemlerini geliştiren akıllı telefonlar, bugün dünyayı kasıp kavuran “selfie” fırtınasının da ötesinde, artık toplumsal olaylarda bile en etkili görsel paylaşımların altına imza atıyor. İşte mobil fotoğraf sanatının ve mobil haberciliğin gündelik hayatımıza bu kadar işlediği bir dönemde, akıllı telefonla çekilen fotoğraflarda görsel anlatım sanatının derinliklerine inen yepyeni bir kitapla karşı karşıyayız. Uyum, zıtlık, renk gibi kompozisyon öğelerinden farklı ışık koşullarında en iyi çekim tekniklerine kadar farklı konu başlıklarını örnek fotoğraf ve yorumlarla işleyen kitap, Gazella Turizm’in uzmanlık alanı olan seyahat fotoğrafçılığına ağırlık verirken, son yıllarda dünya gündemini yönlendiren yurttaş gazeteciliğinin ve sosyal ağların önemine de değiniyor. Kitabın sonunda yer alan sözlük ise, temel fotoğrafçılık tekniklerine hâkim olmak için iyi bir başlangıç. Editörlüğünü Emrah Yaralı’nın yaptığı, metinlerini Gökhan Korkmazgil ve Umut Ersoy’un kaleme aldığı 138 sayfalık Fotoğraf Cepte, fotoğraf meraklısı gezginler için başucu kitabı olabilecek nitelikte. stuff
Edebiyat Tarihinin En Ünlü 11 Dostluğu
Hayatın diğer alanlarına sızan rekabetçi ruhtan edebiyat da payını alıyor şüphesiz. İyi yazarların birbirleriyle yarıştıklarını, alanlarında zirveye yerleşmek istediklerini düşünmek pek zor değil. Fakat sevginin gücünü arkasına almayı başaran bazı dostluklar, bu rekabetçi ruhtan da sıyrılıyor. İşte, aralarında arkadaşlık bağı bulunan yazarlar:
Hak Ettiği Değeri Görememiş 17 Türk Grubu ve Şarkıları -2
Birincisinde ki eksikleri kapamaya çalıştık. Tabi birincinin tutması da bunu yapmak için beni teşvik etti :) . biliyorum biliyorum kesin yine eklemediğim bir şeyler var ama ne yapalım onları da yoruma yazarsanız hem ben hem insanlar faydalanır ama değil mi ?birincisi için : http://onedio.com/haber/17-hak-ettigi-degeri-gorememis-turk-gruplari-ve-sarkilari-334095
En İyi Bitiş Cümlesine Sahip 100 Roman
Bir romanın ilk cümlesi, okurun o kitapla ilişkisini belirleyebilir. İlk cümlenin ilginç olması, merak uyandırması, içtenliği ya da çekiciliği romanın okunurluğunu artırabilir. Bu yüzden ilk cümleler önemlidir. Romanların son cümleleri de önemlidir. Okur, kitabı elinden bıraktığında aklında o son cümle yankılanır. Hatta son cümleyi birkaç kez okuma gereksinimi duyabilir. Romanı okuma süreci sona ermiştir ve o son cümle kalmıştır elinde. Bir vedadır. Yazar okura, okur kitaba veda eder. Ve iyi bir veda da iyi bir veda cümlesinden geçer. Notosoloji’de daha önce en iyi başlangıç cümlelerine yer vermiştik. Bu kez en iyi bitiş cümlelerinden bir seçki sunuyoruz. En iyi bitiş cümlelerine sahip romanların tam listesine de yer veriyoruz. Belki bu romanlara bir de böyle bakmak istersiniz. Böylece ilerlemeyi sürdürüyoruz: durmaksızın geriye fırlatılıp dursa da, akıntıya karşı yol alan tekneler. • F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925) … Genç bir kızken ben de bir Dağ çiçeğiydim orada evet saçıma Endülüslü kızların taktığı gibi takınca ya da kırmızı mı taksam evet ve nasıl öpmüştü beni Mağribi surunun altında ben de dedim ki bu da olur bir başkası daha iyi olacak değil ya sonra gözlerimle tekrar sormasını istedim evet sonra ister misin diye sordu evet ne olur evet de dağ çiçeğim dedi önce sarıldım ona evet ve onu kendime çektim göğüslerime dokunsun diye safi parfüm evet kalbi deliler gibi çarpıyordu evet dedim evet isterim Evet. • James Joyce, Ulysses (1922; çeviri Armağan Ekici) Büyük Birader’i çok seviyordu. – George Orwell, 1984 (1949; çeviri Celâl Üster) Bugüne dek yaptığım iyi, en iyi şey bu. Yakında kavuşacağım huzurun bugüne dek yaşadıklarımın en iyisi olacağını biliyorum. • Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859) Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihai sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üstüne. • James Joyce, Dublinliler (1914; çeviri Murat Belge) Ki bu da seninle benim paylaşabileceğimiz tek ölümsüzlük olabilir, Lolita’m benim. • Vladimir Nabokov, Lolita (1955; çeviri Fatih Özgüven) “Bir dakika,” diyorsun sen, “Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanını nerdeyse bitiriyorum.” • Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979; çeviri Ülker İnce) Vah Bartleby! Vah insanlık! • Herman Melville, Kâtip Bartleby (1853; çeviri Yusuf Eradam) Son satıra gelmeden önce, o odadan bir daha çıkamayacağını anlamış bulunuyordu. Çünkü elyazmalarında Aureliano Babilonia’nın şifreleri çözdüğü anda aynalar (ya da seraplar) kentinin rüzgârla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceği yazıyordu. Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkûm edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olmazdı. • Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967; çeviri Seçkin Selvi) Ya işte böyle, Amerika’da günbatımı olunca bazen nehrin kenarındaki yıkık iskeleye oturur, New Jersey’nin üstünde göz alabildiğine uzanan gökyüzünü seyreder, inanılmayacak kadar büyük bir tümsek halinde Batı Kıyısına doğru yuvarlanan o toy toprakların, başını alıp giden yolların ve sonsuzlukta oturup hayal kuran insanların varlığını hissederim, derim ki Iowa’da çocuklar ağlıyordur şimdi, ağlamalarına izin verilen yerde, o gece gökte yıldız olmayacaktır, Tanrı bir Paf Puf Ayı’dır orada, bilmez misiniz, akşam yıldızı çayırın üstüne ölgün ışıklarını dökmektedir, az sonra esaslı bir gece çökecektir, dünyayı kutsayan, bütün nehirleri karartan, tepeleri sarıp sarmalayan, son kıyıyı da kapayan gece, ve kimse kimseye ne olacağını bilmeyecektir, yaşlanmanın çaresiz sefaletinden başka, işte o zaman Dean Moriarty gelir aklıma, ardından ihtiyar Dean Moriarty, bulamadığımız baba, ve gene Dean Moriarty. • Jack Kerouac, Yolda (1957; çeviri Can Kantarcı) Sen böylece Hıristiyanlık görevini yerine getirmiş, seni sevmeyene iyi nasihat vermiş olursun; ben de yazdıklarının meyvesini bütünüyle, istediği şekilde toplamış ilk kişi olmak şerefine erişirim; çünkü benim tek isteğim, şövalye kitaplarının uydurma, saçma öykülerini, insanların gözünden düşürmekti; benim gerçek Don Quijote’min öyküleri sayesinde tökezlemeye başladılar bile; hiç şüphe yok, sonunda yere kapaklanacaklar. • Miguel de Cervantes, Don Quixote (1605; çeviri Roza Hakmen) Sonra her şey yok oldu birden. Ve denizin alabildiğine geniş kefeni, başladı dalgalanmaya beş bin yıl önce dalgalandığı gibi. • Herman Melville, Moby•Dick (1851; çeviri Sabahattin Eyuboğlu, Mina Urgan) Sonunda, bu küçük kardeşin nasıl büyüyüp ileride kendisi gibi bir kadın olacağını düşündü. Nasıl daha olgun yaşlarda da, çocukluk çağının o saf ve sevgi dolu kalbini taşıyacağını, nasıl çevresine başka küçükleri toplayıp, onların uyanık gözlerini garip masallarla (belki de yıllar önceki Harikalar Ülkesi düşüyle) parlatacağını; kendi küçüklüğünü ve o mutlu yaz günlerini anımsayarak nasıl onların çocuk dertleriyle dertlenip çocuk sevinçleriyle sevineceğini düşündü. • Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında (1865) Her şey tamam olsun, kendimi pek yalnız hissetmeyeyim diye, benim için artık, idam günümde bir sürü seyirci bulunmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını dilemekten başka bir şey kalmıyordu. • Albert Camus, Yabancı (1942; çeviri Samih Tiryakioğlu) Evet beni çiğneyecekler, sayılar üzerimden geçecek bir iki üç, dört yüz milyon beş yüz altı, beni sessiz toz zerrelerine çevirecekler, tıpkı zaman içinde oğlum olmayan oğlumu, onun oğlu olmayan oğlunu ve onun oğlu olmayan oğlunu ezip geçecekleri gibi, ta ki bin birinci nesle kadar ta ki bin bir geceyarısı korkunç yetilerini dağıtana ve bin bir çocuk ölene kadar çünkü geceyarısı çocuklarının ayrıcalıkları ve lanetleri çağlarının hem efendileri hem de kurbanları olmaktır, kendilerinden vazgeçip kalabalıkların imha edici girdabına çekilmek ve yaşarken bulamadıkları huzuru ölürken de bulamamaktır. • Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları (1981; çeviri Aslı Biçen) Durgun gökyüzü altında mezarların etrafında şöyle bir gezindim. Fundalarla çançiçekleri aracında uçuşan pervanelere baktım. Çimenler arasında soluk alan usul rüzgârı dinledim, “insan nasıl olur da bu güzel yerde uyuyanların uykularında rahat bulmadıklarını düşünür?” diye şaşırdım. • Emily Brontë, Uğultulu Tepeler (1847; çeviri Feyza Erbatur) Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzdan bir insana, bir insandan bir domuza, gene bir domuzdan tekrar bir insana baktılar. Fakat hangisinin domuz, hangisinin insan olduğunu bilmek imkânı kalmamıştı. • George Orwell, Hayvan Çiftliği (1945; çeviri Halide Edip Adıvar) Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. • J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar (1951; çeviri Coşkun Yerli) Hastaneden ayrıldım ve yağmurun altında otele doğru yürüdüm. • Ernest Hemingway, Silahlara Veda (1929) Yaşlı adam düşünde aslanları görüyordu. • Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952; çeviri Yaşar Anday) O zamanlar ki hayatımızı oluşturan, birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler; belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler. • Marcel Proust, Swann’ların Tarafı (1913; Roza Hakmen) Ama burada, yeni bir hikâye,bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan başka bir dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikâyesi başlıyor. Bu yeni bir eserin konusu olabilir. Ama bizim şimdiki hikâyemiz burada bitiyor. • Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866; çeviri Hasan Âli Ediz) En İyi Bitiş Cümlesine Sahip 100 Roman 1 Samuel Beckett, Adlandırılamayan (1953) 2 Ralph Ellison, Görülmeyen Adam (1952) 3 F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925) 4 James Joyce, Ulysses (1922) 5 Mark Twain, Huckleberry Finn (1885) 6 Ernest Hemingway, Güneş de Doğar (1926) 7 George Orwell, 1984 (1949) 8 Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859) 9 Joseph Conrad, Karanlığın Yüreği (1902) 10 Virginia Woolf, Deniz Feneri (1927) 11 James Joyce, Dublinliler (1914) 12 Vladimir Nabokov, Lolita (1955) 13 Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979) 14 Herman Melville, Kâtip Bartleby (1853) 15 Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967) 16 Samuel Beckett, Molloy (1951) 17 Jack Kerouac, Yolda (1957) 18 William Faulkner, Abşalom, Abşalom! (1936) 19 Laurence Sterne, Tristram Shandy (1759–1767) 20 Miguel de Cervantes, Don Quixote (1605) 21 Kurt Vonnegut, Kedi Beşiği (1963) 22 William H. Gass, Willie Masters’ Lonesome Wife (1968) 23 Theodore Dreiser, Sister Carrie (1900) 24 Russell Banks, Continental Drift (1985) 25 Herman Melville, Moby•Dick (1851) 26 Joseph Heller, Madde 22 (1961) 27 Walter Abish, Ne Kadar Alman (1980) 28 Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında (1865) 29 George Eliot, Middlemarch (1871–72) 30 Mary Shelley, Frankenstein (1818) 31 Thomas Pynchon, Gravity’s Rainbow (1973) 32 Jane Austen, Emma (1816) 33 Don DeLillo, The Names (1982) 34 Albert Camus, Veba (1947) 35 J. M. Coetzee, Barbarları Beklerken (1980) 36 Franz Kafka, Dava (1925) 37 Richard Brautigan, Amerika’da Alabalık Avı (1967) 38 Albert Camus, Yabancı (1942) 39 Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları (1981) 40 Thomas Pynchon, The Crying of Lot 49 (1965) 41 Emily Brontë, Uğultulu Tepeler (1847) 42 James Joyce, Finnegans Wake (1939) 43 Saul Bellow, The Adventures of Augie March (1953) 44 Don DeLillo, Beyaz Gürültü (1985) 45 Margaret Atwood, Damızlık Kızın Öyküsü (1986) 46 Toni Morrison, Sula (1973) 47 Charles Dickens, Noel Şarkısı (1843) 48 William S. Burroughs, Çıplak Şölen (1959) 49 George Orwell, Hayvan Çiftliği (1945) 50 John Gardner, Grendel (1971) 51 William Gaddis, J R (1975) 53 J. G. Ballard, Çarpışma (1973) 54 Willa Cather, My Ántonia (1918) 55 Robert Penn Warren, All the King’s Men (1946) 56 Edith Wharton, Keyif Evi (1905) 57 Voltaire, Candide ya da İyimserlik (1759) 58 William H. Gaddis, The Recognitions (1955) 59 James Joyce, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) 60 Kurt Vonnegut, Mezbaha No:5 (1969) 61 Toni Morrison, Song of Solomon (1977) 62 Raymond Chandler, The Long Goodbye (1953) 63 John Barth, “Dünyazatname” Masal Masal İçinde (1972) 64 Ernest Hemingway, Silahlara Veda (1929) 65 Gertrude Stein, A Novel of Thank You (1958) 66 A. A. Milne, The House at Pooh Corner (1928) 67 Robert Coover, The Public Burning (1977) 68 Richard Brautigan, A Confederate General from Big Sur (1964) 69 Flannery O’Connor, Wise Blood (1952) 70 Richard Wright, Native Son (1940) 71 Patrick White, The Tree of Man (1955) 72 Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952) 73 Malcolm Lowry, Yanardağın Altında (1947) 74 Richard Powers, Prisoner’s Dilemma (1988) 75 Henry James, The Wings of the Dove (1902) 76 Kathy Acker, Don Quixote (1986) 77 Margaret Mitchell, Gone with the Wind (1936) 78 Cormac McCarthy, Blood Meridian (1985) 79 Roberto Bolaño, By Night in Chile (2000) 80 Graham Greene, Sessiz Amerikalı (1956) 81 Margaret Atwood, Cat’s Eye (1988) 82 John Updike, Tavşan Kaç (1960) 83 Marcel Proust, Swann’ların Tarafı (1913) 84 William T. Vollmann, You Bright and Risen Angels (1987) 85 Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866) 86 Brian Evenson, The Open Curtain (2006) 87 John Hawkes, Second Skin (1964) 88 William Faulkner, Döşeğimde Ölürken (1930) 89 Ronald Sukenick, Out (1973) 90 Gilbert Sorrentino, Mulligan Stew (1979) 91 William Makepeace Thackeray, Gurur Dünyası (Vanity Fair) (1847–48) 92 James Crumley, The Final Country (2001) 93 John Barth, The End of the Road (1958) 94 Carlos Fuentes, Christopher Unborn (1987) 95 Mark Harris, Bang the Drum Slowly (1956) 96 James Weldon Johnson, The Autobiography of an Ex •Coloured Man (1912) 97 Kate Chopin, Uyanış (1899) 98 Philip Roth, Sabbath’s Theater (1995) 99 Zora Neale Hurston, Tanrıya Bakıyorlardı (1937) 100 Terry Southern, Mason Hoffenberg, Candy (1958) Amerikan Book Review | Notosoloji
Paris İçin Yazılmış Pek Harika 17 Şarkı
I never knew the charm of springI never met it face to faceI never knew my heart could singI never missed a warm embraceTill April in Paris, chestnuts in blossomHoliday tables under the treesApril in Paris, this is a feeling That no one can ever repriseI never knew the charm of springI never met it face to faceI never knew my heart could singI never missed a warm embraceTill April in Paris Whom can I run to?What have you done to my heart?