onedio
Hangi Fantastik Evrene Aitsin?
Star Wars mu, Yüzüklerin Efendisi mi, Game of Thrones mu, yoksa başka bir evren mi? Testi çöz, ruhunun hangi fantastik dünyaya ait olduğunu öğren!
Dünya Görüşünüzü Geliştirecek 26 Harikulade Instagram Hesabı
Foto muhabirlik herkese göre bir iş değil, malum. Kaotik, stresli ve çoğu zaman tehlikeli olabiliyor.Ama yaptığı işe tutkun olan foto muhabirler, tam olarak işlerinin hakkını vermekten asla çekinmiyorlar. Bunu kanıtlayan Instagram hesaplarını aşağıda sizin için sıraladık. Eğer sizde Instagram akışınızda biraz daha global kültüre yönelik şeyler görmek istiyorsanız, bu 26 hesabı takip etmenizde fayda var.
12 Kült Filmin 8 Bit Versiyonu
Cinefix, kült filmlerin en akılda kalıcı sahnelerini kullanarak oyun formatında kısa videolar hazırlamış. Bu 8 Bit oyun versiyonları, şüphesiz filmi izleyenler için çok daha anlamlı ve keyifli olacaktır. İyi seyirler.
UNUTULMAZ 20 DİZİNİN UNUTAMADIĞIMIZ MÜZİKLERİ
Reşat Nuri Gültekin'in aynı adlı romanından uyarlanarak bir çok kez ekranlara aktarılan dizinin kuşkusuz en unutulmazı Aydan Şener'in 'Feride' yi canlandırdığı 1986 yılı yapımıydı. Günümüzde tekrar çekilmeye çalışılsa da dizi 1900 lü yıllarda geçen bir aşk hikayesi olmaktan öteye geçemediği için ilk sezonunda final yaptı. Dizinin Esin Engin'in bestelediği müziklerinin de hatıralarımızda ayrı bir yere sahip olduğu ise tartışılmaz bir gerçek.
'Türkiye'nin The Cut'ı İzlemeye Hazır Olduğuna İnanıyorum'
Fatih Akın’ın, Türkiye’de daha izlenmeden kimi aşırı milliyetçi çevrelerin tepkisine yol açan yeni filmi “The Cut” (Kesik), bugün Venedik Film Festivali’nde gösteriliyor. Akın’ın “Agos”a yaptığı açıklamalardan sonra gazetenin tehditler aldığı film Osmanlı dönemindeki 1915 faciası sırasında iki kızıyla bağlantısı kopan Ermeni bir demirci ustasının öyküsünü anlatıyor. Fransız-Cezayirli oyuncu Tahar Rahim’in canlandırdığı Ermeni demirci, iki kızını bulmak için Halep’ten Havana’ya, Kuzey Dakota’ya, yollara düşüyor. Yayınlanmadan önce sert tartışmalara yol açan 'The Cut' için, 'Hâlâ Türkiye'nin filmi izlemeye hazır olduğuna inanıyorum' ifadelerini kullanan Akın, 5 ülkede 15 milyon Avro’luk bir bütçeyle çekilen filme ilişkin New York Times’ın gazetesinin sorularını yanıtladı. Geçenlerde Türkiye’deki bir gazeteye, ülkenin 1915 olaylarını konu alan bir filmi izleyecek olgunlukta olduğunu söylemiştiniz. Gazete o günden sonra ölüm tehditleri aldı. Fikrinizi değiştirdiniz mi? Hayır, hâlâ Türkiye’nin filmi izlemeye hazır olduğuna inanıyorum. İki yapımcı arkadaşım senaryoyu okudu. Biri filmi taşlayacaklarını, biri de çiçek atacaklarını söyledi. Ama filmi, 1915’in bir “soykırım” olduğunu hem reddeden insanlara, hem de kabul eden insanlara gösterdim ve her iki kesimde de aynı duygusal etkiyi gördüm. Umarım, bu film bir köprü olarak görülür. Hiç kuşkusuz, her türlü uzlaşmadan korkan köktenci gruplar var. Bunlar ne kadar küçükseler sesleri o kadar yüksek çıkıyor. Söyleşi verdiğim Agos gazetesi Türkiye’de yayımlanan bir Ermeni gazetesi, gazeteci Hrank Dink orada çalışıyordu. Dink bir Ermeniydi ve genç bir Türk milliyetçisi tarafından öldürülmüştü. 2010’da Dink’in yaşamı üstüne bir film yapmaya kalktınız ve Türkiye’de onu oynayacak bir oyuncu bulamadınız. Dink’i oynayabilecek 5 Türk oyuncu belirlemiştim. Ama hepsi de senaryodan tedirgin oldu. Kimse incinsin istemiyorum. Ben Türkiye’de yaşamadığım için güvendeyim. Ama o oyuncular bazı sorunlarla karşılaşabilirdi. Hiçbir film buna değmez. “The Cut”ın Türkiye’de geçen sahneleri Ürdün’de çekildi. Neden? Büyük ölçüde lojistik nedenlerle. Film, 1915’te, Güneydoğu Türkiye’nin bugünkü Suriye’ye çok yakın olan bir yerinde geçiyor. O günlerde Almanların Türkiye’de inşa etmekte oldukları Bağdat Demiryolu’ndakilere benzeyen pek çok eski tren gerekiyordu. Bu trenler ve o manzaralar Ürdün’de vardı. Filmin öyküsü ne ölçüde gerçek bir kişinin yaşamına dayanıyor? Öyküyü yazarken pek çok araştırma yaptım ve 20’li yaşlarında Havana’ya gitmiş Ermenilerin günlüklerini buldum. Ölüm kampları ve ölüm yürüyüşleriyle ilgili sözlü tarihler ve edebiyattan yararlandım. Çok zengin tanık portreleri topladım ve onları birbirine dikmeye çalıştım. Tahar Rahim’le çalışmak nasıldı? “Yeraltı Peygamberi” beni çok etkilemişti. Büyük bir filmdi, bir başyapıt. Ve filmin üstünlüğünün yüzde 90’ı Tahar Rahim’den kaynaklanıyordu. Tanıştığımızda pek çok ortak yanımız olduğunu gördük. O Arap kökenliydi ve Fransa’da yetişmişti. Ben Türk kökenliydim ve Almanya’da yetişmiştim. Filminizin Venedik’teki ilkgösterimiyle ilgili olarak heyecanlı mısınız, yoksa tedirgin mi? Hem tedirgin, hem de heyecanlıyım. Bu filme çok fazla vaktimi verdim. Bir filme genellikle iki yılınızı verirsiniz. Ama ben bu filme 7 yılımı verdim. Son 4 yıldır her gün çalışıyordum. Evet, tedirginim.T24
Bursa'da 8 Bin 400 Yıllık Ayak İzleri Bulundu
Yenişehir ilçesindeki Barcın Höyüğü kazılarında 'Taş Devri' olarak nitelendirilen Neolitik döneme ait, MÖ 6 bin 400 yılına tarihlendirilen yetişkine ait bir çift ayak izi bulundu. Kazı ekibinde görevli Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rana Özbal, AA muhabirine, Barcın Höyüğü'nde Kültür ve Turizm Bakanlığının onayıyla Hollanda Araştırma Enstitüsü koordinatörlüğünde 2007 yılından bu yana kazı yaptıklarını söyledi. Özbal, bölgenin en eskisi olduğu bilinen höyükteki yerleşimin 8 bin 600 yıl öncesine uzandığına dikkati çekerek, 'Höyükte evler bitişik yapılmış. Buraya has bir düzen. Tabakalanmanın alt seviyelerinde çanak çömleklerde birtakım farklılıklar gördük. Bunlar da bize bu bölgede çanak çömleğin doğmaya başladığını gösterdi. Bu da Marmara için bilmediğimiz bir şey olduğundan yeni veriler sağlayan bir durum' ifadesini kullandı. Ayak izleri, MÖ 6 bin 450 yılına tarihlendirildi Höyükteki evin birinde bir çift iki ayak izi bulduklarını aktaran Özbal, bunun nasıl oluştuğunu araştırdıklarını dile getirdi. İzlerin, evin çıkışında yer aldığı bilgisini veren Özbal, şöyle devam etti: 'Evin zeminini ilk önce sıvamışlar. Çok güzel, saman katkılı, düzgün sıva katmanı vardı. Bu sıvayı ahşap kalasların üzerinde de bulduk. Onun üzerine sıva yaptıktan sonra sıva hala yaşken bastıkları zaman ayak izleri oluşmuş. Bu, sıvanın alt tabakası oluyor. Üst tabaka da tekrar sıvandıktan sonra ev yanmış. Bu sayede de izler korunmuş. Yani iki tabaka var. Alt tabakada izler, üst tabakada tekrar sıva var. 'Belki de izlerden dolayı zemin bozuldu' diye tekrar sıvamışlar. Onun üzerinden de belli süre geçtikten sonra ev yanmış. O sayede de izler bugüne ulaşmış. Ayak izi, radyokarbon tahminlerine göre MÖ 6 bin 450 yılına denk geliyor. Yuvarlarsak '6 bin 400' diyebiliriz.' Marmaray'ın inşası sırasında Yenikapı kazılarında da çok sayıda ayak izleri çıktığını hatırlatan Özbal, Yenişehir'dekilerin bundan daha önce oluştuğunu tahmin ettiklerine değindi. Özbal, 'Marmara Bölgesi için konuşacak olursak Neolitik dönem için en eskisi burada' değerlendirmesinde bulundu. İzler, yangın nedeniyle pişerek sertleşmiş Türkiye'deki bazı arkeolojik alanlarda görev yapan Konservasyon Uzmanı Evren Kıvançer de Barcın Höyüğü'ndeki izlerle ilgili çalıştığını belirtti. Bu izlerin, kazı alanında tutulamayacağını vurgulayan Kıvançer, 'Eser konumuna getirebilmemiz için o ayak izlerini kazı alanından alıp stabil hale getirmemiz gerekiyordu. Öncelikle izlerin bulunduğu koşullar bizim için çok önemliydi. Çıkan izler, yangın tahribatı sonucunda pişmiş ve sertleşmişti. Bu durum işimizi kolaylaştırdı' diye konuştu. Kıvançer, izlere dokunduğunda, sağlamlaştırmak ve stabil hale getirmenin mümkün olduğunu anladığını aktardı. Önce alt yüzeyden başlayarak küçük kazıma işlemleriyle, daha sonra sabitleyerek sağlamlaştırdıklarına işaret eden Kıvançer, şu bilgiyi paylaştı: 'Eseri, arazide güçlendirdik. Sağlamlaştırma işlemi bittikten sonra arazide silikonla izlerin kalıbını aldık. Bu arada eserimizin altından bazı buluntular, kemik eserler ve bazı objeler çıktı. Onları da yavaş yavaş çok küçük hareketlerle alt kısımdan çıkardık. Bütün bu işlemler 4-5 gün sürdü. Bu, bizim için oldukça yavaş bir süreçti. İzlerin bulunduğu bölgeyi pasta dilimi gibi keserek ve altına metal plaka sürerek çıkardık ve üzerindeki kalıpla laboratuvarımıza getirdik. Laboratuvarda da sağlamlaştırma işlemlerini geliştirdik, kenarlarını birtakım malzemeler ve harçla destekledik. Bu sayede eser müzede sergileninceye kadar korunacak.' Daha önce benzeri eser üzerinde çalışmadığını, buluntunun anı belgelediğine dikkati çeken Kıvançer, izlerle ilgili bilimsel çalışma yapılabileceğini söyledi. Kıvançer, 'Uzmanların araştırmalarıyla boy, ağırlık hatta cinsiyete varıncaya kadar açılımları olabilecek bir eser' diyerek, 'Bu eser, diğerlerinden farklı olarak mevcut alanının içinde bulunuyor ve mevcut koşulları stabilize edilerek oradan kaldırılıyor. Çok nadir karşılaşabilecek, özgün, özel bir durum oldu. Bunun gelecek nesillere aktarılmaması için artık hiçbir sebep yok' bilgisini verdi.AA
Fırat Üniversitesi ve 23 Madde ile Öğrenci Hayatı
Elazığ'da bulunan, 1975 yılında kurulmuş üniversite, üniversitemiz. Eğlenceli faaliyetleri yoktur ama kendiniz üretebilirsiniz, kafeye, playstationa gitmek, Harput'u gezmek vb. Aşk acısı da çekersiniz, mutluluğun dibine de vurabilirsiniz, yani kısacası Türkiye 'nin herhangi bir yerinde yapılabilecek çoğu şeyi yapabilirsiniz. Teknik olarak baktığınızda da kaliteli bir yerdir, güzel kampüse sahiptir.
Kelt Müziğin Kraliçesi | Loreena Mckennitt
Loreena Isabel Irene McKennitt (d. 17 Şubat 1957)  Kanadalı vokalist, arpist ve piyanisttir. Özellikle güçlü ve duygulu sesiyle yorumladığı Kelt şarkılarıyla ve ünlü şiirleri Kelt müziğinin yapısına uygun bir biçimde besteleyip seslendirmesiyle tanınır. Ayrıca birçok unutulmuş anonim halk müziğini modern bir anlayışla yeniden diriltmiştir.  ~Cennet kokan sesiyle Loreena ablamızın seslendirdiği şarkılardan bir kısmı, iyi dinlemeler..
Skyrim Kızı: Malukah'ın Seslendirdiği 5 Şarkı
Meksika doğumlu olan Judith de los Santos, internet üzerinde 'Malukah' olarak tanınan besteci ve şarkıcıdır. Video oyunlarının şarkılarını coverlayıp youtube kanalında paylaşan ve Skyrim adlı video oyunundaki 'Dragonborn Comes' adlı şarkıyı coverlamasıyla birlikte kısa zamanda fenomen olur. Youtube kanalı:malufenix Seslendirdiği şarkılarından sadece 5 tanesini sizlerle paylaşıyorum: iyi dinlemeler..
Burning Man Festivalinin "Bambaşka ve En İyi" Olduğunun İspatı 31 Fotoğraf
Her yıl onbinlerce kişi Nevada çölünde dünyanın en büyük ve en fantastik festivallerinden birine gitmek için buluşuyor. Bilen bilir, Burning Man çılgınlığıyla adeta bu dünya dışında bir yermiş izlenimi veren, dev gibi sanat eserlerinin sergilendiği ve finalinde de festivale ismini veren dev insan heykelinin yakıldığı bir festival.  Her yıl sıfırdan, karavanlarla inşa edilen bir hayal şehri... Normal dünyada ve ülkelerde geçerli olan hiçbir kuralın ve kanunun geçerli olmadığı Burning Man festivalinin şu sıralar hala devam etmekte olan 2014 versiyonundan çok etkileyici fotoğraflar Tüm fotoğraflar: Trey Ratcliff Önceki yıllardan fotolar: http://onedio.com/haber/dunyanin-en-buyuk-psychodelic-festivallerinden-burning-man-337787
Karanlıkta Yalnızken İzlemenin Yürek İstediği Tüyler Ürpertici 32 Film (+18)
etiket
http://www.imdb.com/title/tt0083907/Baş kahraman Ash, sevgilisi Linda ile birlikte, yanlarına başka bir çift (Scotty ve Shelly) ve arkadaşları Cheryl'i alarak, Tennessee ormanındaki bir kulübeye haftasonu tatillerini geçirmeye giderler. Kulübenin mahzeninde ölülerin kitabı Necronomicon'u (Book of the Dead) ve bir ses bandı bulurlar. Kitaptaki büyülü sözleri içeren bu ses bandını çaldıklarında farkında olmadan intikam isteyen eski iblisleri uyandırırlar. Bir süre sonra içlerinden bazıları iblislerin etkisi altına gireceklerdir.
Şok Tabancasıyla Elektrik Verilen 21 Kişi ve Verdikleri Muazzam Tepkiler
Düğün fotoğrafçısı Patrick Hall çok çılgın bir çalışmaya imza attı. Sok tabancasıyla elektrik verilen kişilerin verdiği inanılmaz tepkileri fotoğrafladı. Bu çalışmanın bir diğer ilginç tarafı ise şok veren kişiler, çalışmaya katılanların kendi yakınları oldu. Acı, kahkaha ve şaşkınlığın aynı anda yaşandığı bu harika çekim sizlerle...İyi eğlenceler dileriz...
16 Yaratıcı Çizimle Kahve Süsleme Sanatında Son Nokta!
Kahve dükkanında gece vardiyasına çalışırken bu sanata merak salan ve geliştiren Michael Breach harika çalışmalara imza atmış. Latte üzerine hemen hemen her şeyi çizebilen sanatçı, müşterilerin özel isteklerini de geri çevirmiyor.  İyi eğlenceler dileriz...