onedio
Efsane Haline Gelen 20 Gırgır Dergisi Kapağı
Türkiye'nin 70 ve 80'lerdeki popüler kültürünü ve sosyal yapıyı anlamak için de paha biçilemez bir kaynak haline gelen Gırgır dergisinin  “efsane” olarak nitelendirilen kapaklarını sizler için derledik. İşte, o kapaklar:
90'larda Çocuk Olanların Görünce Aklında Sahnelerinin Canlanacağı 50 Süper Film
Listeyi yapma sebebim genelde forumlarda çokça sorulan ve adları bilinmeyen filmleri hatırlatmaktır.  Çocuklukta zamanımın çoğunu televizyon karşısında geçirmiş biri olarak gerek 80'lerden gerekse 2000'lerden aklımıza kazınmış bu filmleri unutanlara hatırlatmak istedim. Geçmişinize baktığınızda genelde Polis Akademisi, Chucky, Robocop, Geleceğe Dönüş ve Evde Tek Başına vb. filmler ilk akıllara gelenlerdir. Ama aşağıdaki filmleri hatırlamak için geçmişinizi kurcalamak gerekebilir. Şimdiden iyi nostaljiler. Not: Yoğun ilgi alırsa ikinci 50 filmlik listeyi yapmaktan zevk duyarım ;)
Sözleriyle Arabesk Şarkılara Pabucunu Ters Giydiren, Acının Dibine Vuran 20 Pop Şarkı
Bazı pop - rock şarkılar var ki , damara girme ve yürek tahribatı konusunda arabesk ile kafa kafaya yarışabilecek seviyede. Bu şarkılar sözleriyle bizi doğru zamanda , doğru yerde yakalarsa salya sümük ağlatarak , acaba jiletler nerededir diye düşündürerek ve elimize kadehleri tutuşturup sonunda masaya gümleterek derbeder edebiliyor. İşte sözlerini dikkatlice dinlediğinizde , size ağlama garantili , Kibariye , Müslüm Gürses , Orhan Gencebay , Tüdanya , Bergen gibi isimlerden daha beter edecek 20 tahribatik söz gücünde bir liste. Mendillerinizi yanınızda bulundurmayı ihmal etmeyiniz. NOT :  Bu liste hazırlanırken şarkılar bizatihi dinlenmek suretiyle test edilip onaylandı ve ortaya iki çorba kasesi gözyaşı çıktı.
Türk Tarihinde Ağustos Ayında Gerçekleşmiş 12 Önemli Askeri Olay
26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, 'Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş' olarak bilinir.
10 Maddeyle Direnişe Önceden Başlayan Yazar
 Klasik Marksizm perspektifinde kapitalizm vurgusuna yapılan vurgu, ekolojik kaygıların ekseninde ve toplumsal yapının doğayla ilişkisindeki çatlaklıklarla kendine daha fazla yer bulmuştur. Rahmi Aydemir;  görünenin arkasındaki standart düzeni değiştirmenin yollarını arayan, ekolojinin işçi hareketine karşı olduğunu düşünenlerin aksine farklı bir çizgiyle Gezi Olaylarından önce direnişe başlamış bir yazar, hem de Gezi’den tek bir kelime ile bahsetmeyerek aynı ideolojiyle beslenen kitabıyla… Barış Doğru onun yazıp çizdiklerinin sadece takdire şayan değil aynı zamanda gezegenin geleceği açısından bu konulara kendini vakfetmesinin umut verici olduğunu söylüyor.Bu anlamda genç yazar Rahmi Aydemir ve  “Sürdürülebilir Yaşam ve Enerji Söyleşileri” kitabının; 10 maddeyle Gezi’nin kehanetçi yönü, sosyal adalet direnişi ve değişimi üzerine yaklaşımlarını listeledik.  
20 Yakın Çekim Fotoğrafla Renkleriyle Göz Kamaştıran Sinek Kuşları
Sinek kuşu veya kolibri, sinek kuşugiller (Trochilidae) familyasını oluşturan küçük kuş türlerinin ortak adıdır. Havada asılı kalıp kanatlarını çok hızlı çırparak durabilmeleriyle tanınırlar. Türüne bağlı olarak saniyede 15 ila 80 kez kanat çırpabilirler.Havada asılı kalmalarının yanı sıra, geriye doğru ve dikey olarak uçabilirler ve çiçeklerin nektarlarını ince gagalarıyla emerken sabit konumda kalabilirler. Kanatlarını hızlıca çırpmaları, insanın ağzı kapalıyken ses çıkartmaya çalışmasına benzer bir ses sunar. Bu yüzden İngilizce'de 'hummingbird' (hımlayan kuş) ismini almıştır.Bu harika kuşların göz kamaştıran fotoğrafları sizlerle...
HDR Nedir, Hangi Koşullarda Kullanılır ?
Birçok akıllı telefonda bulunan HDR özelliği bilinçli bir şekilde kullanıldığında çok net fotoğraflar çekmek mümkün. Akıllı telefonların kameraları öylesine gelişti ki, bir fotoğraf makinesine ihtiyaç duymadan profesyonel fotoğraflar çekilebilir hale geldi. Hatta normal kameralardan daha üstün kameraları bulunan telefonlardan birçok kez bahsettik. Ancak tabii ki fotoğraf çekerken bazı özel durumları bilmek ve yerinde kullanmak şart. Bu özelliklerden birisi de HDR olduğu için nasıl çekilmesi ve kullanılması gerektiği konusunda bu haftaki yazımızda hepsine yer veriyoruz. HDR’ın nasıl kullanılması gerektiği konusuna geçmeden önce, ne anlama geldiğini söylememizde fayda var. HDR aslında “ High Dinamic Range ” açılımı ile nitelendirilen, tek bir fotoğraf çekmek yerine en az üç fotoğraf kullanılarak ve aydınlık noktaları yeniden değerlendirebilen bir özelliktir. BULUNMAZ NİMET “HDR” Normal şartlarda siz çekilen üç ayrı fotoğrafı yazılım yardımları ile bir araya getirebilirken, söz konusu akıllı telefonlarda yer alan HDR ile her şeyi sizin yerinize yapabiliyor. Böylece çektiğiniz karelerin aydınlık ve karanlık noktalarını yeniden düzenleyerek ortaya doğal ve canlı görüntüler çıkartabiliyorsunuz. HDR kullanırken temel olarak üç fotoğraf çektiğimiz için normal çekimlere oran ile akıllı telefonumuz daha yavaş çalışmaktadır. Ancak doğru anlarda HDR kullandığımızda ortaya çıkan sonuçların çok daha güzel olacağından dolayı, akıllı telefon ile birlikte fotoğraf çekmeyi seven her kullanıcı için HDR özelliği bulunmaz nimetler arasında yer alır. HDR’I NEREDE KULLANMALIYIZ ? HDR’ın işlevini artık biliyoruz. Şimdi ise bu özelliği nasıl ve nerelerde kullanabileceğimize bakmamız gerekir. Az önce de söylediğimiz gibi HDR modu bazı durumlarda sizi vezir, bazı durumlarda ise rezil edebilir. İşte HDR modunu kullanmanız gereken durumar: İyi bir fotoğraf çekmek için ışığın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ancak şiddetli güneş ışığının olduğu alanlardan birinin yüzünüzü fotoğraflamak için karanlık gölgelere, parlayan gözlere ve doğal gözükmeyen bir çok duruma yol açabilmektedir. Bu gibi durumlarda HDR kullanmak, aşırı güneş ışığının dezavantajlarını kapatabilecek ve çekilen objenin çok daha düzgün görünebilmesine olanak sağlayacaktır. Manzara çekimlerinde genellikle gökyüzü hem de yerin tonları birbirinden çok farklı olduğu için tek çekimde en doğru sonuca ulaşmak mümkün olmuyor malesef. Fakat eğer manzara fotoğraflarında HDR kullanacak olursanız, gökyüzünün detaylarını yeri karanlıklaştırmadan ölümsüzleştirebilmek mümkün oluyor. Düşük Işık ve Arkadan Aydınlatan Mekanlar Genellikle arkadan gelen ışıktan dolayı eğer fotoğraflarınız biraz karanlık veya bulanık çıkıyorsa, bu durumlarda HDR kullanabilirsiniz. Böylece fotoğrafın ön planı aydınlanmış olacak, ortaya daha detayların gözüktüğü temiz fotoğraflar çıkacaktır. HDR NERELERDE KULLANILMAMALIDIR ? Eğer daha önceden HDR çekimler yaptıysanız, bazı durumlarda bu özelliğin fotoğrafın daha kötü çıkmasına sebep olduğuna şahit olmuşsunuzdur. İşte o durumlardan bazıları: Hareketli Alanlar Eğer kadrajınızda herhangi bir hareketli cisim varsa HDR kullanmak ortaya bulanık bir fotoğraf çıkartma ihtimalini artıracaktır. Normal çekimlerden farklı olarak HDR’ın üç fotoğraf çekebiliyor olması, neden hareketli nesnelerin olduğu fotoğrafta bu özelliği kullanmamanız gerektiğini çok iyi açıklıyor. Açıkçası PCH Online olarak bu gibi durumlarda HDR’dan uzak durmanızı tavsiye ediyoruz. Çok Canlı Renkler Eğer çekilen alan çok karanlık veya aydınlıksa, HDR bazı renklerin geri gelmesine yardımcı olacaktır. Fakat çok canlı renklerin olduğu bir alanı çekiyorsanız HDR renklerde karmaşaya neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda da HDR çekimlerinden uzak durmanızda fayda var. PCHOCASI
Bir Belge de Nazımiye Nüfus Müdürlüğü'nden
Bugün size Ordu tarafından yine 1938’de yapılan, ama bu sefer 54 + 1 = 55 kişilik başka bir aile katliamının çok daha yeni bir belgesini sunmak istiyorum: Nazımiye Nüfus Müdürlüğü tarafından imzalanıp kırmızıyla mühürlenmiş bir nüfus kayıt örneği. Bu hafta içinde, Dersim’le ilgili çok önemli iki haber çıktı, gördünüz mü? “1938 askerî harekatı” sırasında Hozat’a bağlı Karabakır (Bargini) Köyü Saka Sure mevkiinde kadın-çocuk dahil 2 aileden 24 kişinin topluca öldürülmesi hakkındaydı. 1) Yakınlarının 1938’de topluca öldürüldükleri mahalde anıtmezar yapmak isteyen köylüler kemiklere rastlayınca Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı ’na başvurup ayrıntılı inceleme talep ediyorlar. Ama aldıkları cevap, Türk adliyesinin yıllardır verdiği cevaptır: “Bunlar 1938’de ölmüştür, zaman aşımı vardır ”. Bunun üzerine başvurdukları Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi ilk defa hukuka uygun, çok farklı, çok insanca bir şey yapıyor. tarihli kararında özetle iki şey söylüyor: 1) Gerekli teknik-bilimsel inceleme yapılmadan ölüm tarihlerine karar verilemez; 2) Bu ret kararı Anayasa’ya, kanunlara, uluslararası hukuka aykırıdır. “Elimizde tarihli bir mahkeme kararı bulunmaktadır. tarihli olayda ana-babası kurşuna dizilerek öldürülen Rane adlı kadının veraset ilamı için mahkemeye yaptığı başvuru üzerine Hozat Asliye Ceza Mahkemesi ’nin verdiği bu kararda, insanlarımızın askerî harekât sırasında kurşuna dizilerek öldürülmeleri hakkında, ‘Harakatı [Harekât-ı] Askeriyede imha edilmek suretiyle’ tabiri kullanılmıştır”. 1937 ve 38, Dersim’de katliamdan geçilmeyen yıllar. Defalarca yazdım, isyan misyan olmadığı halde Ordu saldırıyor ( link ) ( link ). Amaç, “Dersim’i medeniyete kazandırmak”. Portekiz ve Fransa buna 1870’lerden itibaren “ mission civilisatrice ”i (uygarlaştırma görevi) demişlerdi. Konumuzdan uzaklaşmayalım. Bugün size Ordu tarafından yine 1938’de yapılan, ama bu sefer 54 + 1 = 55 kişilik başka bir aile katliamının çok daha yeni bir belgesini sunmak istiyorum: Nazımiye Nüfus Müdürlüğü tarafından imzalanıp kırmızıyla mühürlenmiş bir nüfus kayıt örneği. Fotokopisini ekte gördüğünüz bu belgeyi bana veren Kazım Arık dostum, 1938’de katledilen o ailenin reisi Bertal Efendi’nin, o sırada evli olup aile dışında bulunmak sayesinde katliamdan kurtulan kızı Azime’nin (Ezima) oğlu. Yani Bertal Efendi’nin torunu. Nasıl Rane Kadın veraset için deyip belge aldıysa, Kazım Bey de kadastro için deyip başvuruyor, mecburen veriyorlar. Zaten, belgenin ikinci sayfasının sol alt köşesinde yazıyor: “ İşbu nüfus kayıt örneği kadostro iş [kadastro işinde] ibraz edilmek üzere düzenlenmiş olup başka amaçla kullanılamaz ”. Katliamı nasıl kanıtlıyor? Doğumlarını gün/ay/yıl olarak verdiği bir dizi aile ferdinin ölüm tarihlerini sadece yıl olarak vererek 0/0/1938 . Ama önce olayın hikayesi anlatayım. Olay, Dersim’in Nazımiye (Kızıl Kilise) ilçesine bağlı 2.000 m. rakımlı dağ köyü Cıvrak ’ta geçiyor. Ailenin reisi, Bertal Efendi. Okumuş kişilere Dersim’de “Efendi” diyorlar. O dönemde çok nadir bir şey yapmış, Rüştiye (orta okul) okumuş. Çocuklarının da okur-yazar olmasına önem veriyor.1934’te verilen soyadı: Tanrıverdi. Bertal Efendi Askeriye’nin yem işinin de (at, katır, eşek) müteahhidi. Lider nitelikli bir adam. Oranın devlet ricaliyle dostluklar kurmuş. 1935 Tunceli Kanunu’nun 1. Maddesi gereği atanmış askerî vali Korkomutan Abdullah Alpdoğan Nazımiye’ye gelince halk onu öne sürüyor sorulara cevap vermesi için. Korkomutan aldığı cevapları yaverine not ettiriyor. 1938 Ağustos başında Bertal Efendi yem bedelini almaya gidiyor, Yüzbaşı Çetin Bey diyor ki: “ Sana kötü haberim var. Bütün aileyi sürgün için Elazığ’a göndermem gerekiyor. Benim yapabileceğim bir şey yok. Emir böyle.” Bertal Efendi şaşkınlıktan çarpılıyor, itiraz edeyim diyor, ama yapacak hakikaten bir şey yok. Neticede, “O zaman ben köye gideyim aileyi toplayayım” diyor. “Gerek yok”, diyor Yüzbaşı. “Sen bir pusula yaz, gelsinler”. Mecburen öyle yapılıyor. Annesi Zarife Hanım (Dakoye) çok yaşlı olduğu için evde bırakılacak, herkes yükte hafif pahada ağır şeyleri alıp gelecek. Yüzbaşı yine diyor: “Bertal Efendi, görüyorum canın sıkkın. Seni birkaç askerle köyüne göndereyim”. “Çok iyi olur” diyor Bertal Efendi. “Ama askerlere gerek yok; buralarda beni herkes tanır, bir sıkıntım olmaz”. Ama Yüzbaşı ısrarlı. Yola çıkıyorlar. Bütün bu konuşmalar orada bulunan Mehmet Beyazgül’ün tanıklığıyla sabit. Nazımiye kışla inşaatında çalışan Usife Kurize’nin anlattığına göre, kafile geçtikten bir süre sonra Nazımiye’ye 3 km mesafedeki Kevle Kıslı denilen yerden silah sesleri geliyor. Gidip gözetliyorlar ve geçen askerlerin terkilerindeki kazma küreklerin hikmeti anlaşılıyor… Pusula ulaşınca aile mecburen toparlanıyor. Askerî müfrezenin nezaretinde yola düzülüyor. Askerler yolda hepsini kurşuna diziyor ve cesetlerini yakıyor. Köye koşup anlatan: Yanlarında işlerine yardımcı olan, aileden olmayan Mela Kali adlı kadın. Kurtulan yok. Bertal Efendi’nin oğlu Aziz’i de, Mazgirt’te hayvan yemi teminiyle meşgulken izini sürüp öldürüyorlar. Sadece, evli oldukları için ayrı evleri olan bazı kızları (Pelgüzar, Ağze, Zöhre, Ezima), Bingöl’de bulunan “Küçük Bertal” denilen oğlan, İstanbul’da bulunan oğulları Memik, bir de askerdeki oğlan Mustafa kurtuluyor. 1915’te askerde olan Ermeniler de kurtulmuştu … Katledilenler Bertal Efendi’yle birlikte toplam 54 kişiyi buluyor. Peki, “+1 ” kim? Haberi duyunca kendini asan yaşlı büyükanne Zarife Hanım (Dakoye). Dostum Kazım Arık’ın kadastro deyip aldığı nüfus kaydından okuyoruz: … … Belgede göreceksiniz. Böyle gidiyor. Bütün aile sanki depremde ölmüş. Ölenlerin toplamı, alınan nüfus kaydında 54 kişi değil. Çünkü Nüfus Müdürlüğü Kazım Arık’a sadece mirasçısı olduğu kişilerin kaydını vermeyi kabul ediyor. Kazım Bey nüfus kaydını alamadıklarının mirasçılarını bulup yolluyor alsınlar diye, Nüfus’tan cevap: “ Biz o kayıtları artık Ankara’ya gönderdik, oradan sorun ”. Ankara uyanmış . Daha doğrusu, Dersimlileri uyutmaya devam ediyor. Kazım Bey 13.08.2012′de TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı’na APS’yle bir dilekçe yolluyor, bugüne kadar cevap alamıyor. Ordu’nun yem müteahhidini ve tüm ailesini niye öldürüyorsun? Bunun cevabı, Dersim Harekatı başlamadan Mareşal Fevzi Çakmak’ın ettiği şu sözlerde: “ Bunların cahiliyle baş edemiyoruz, bir de okumuşunu düşünün ”. Rejim, Kürt’ün okumuşundan korkuyor. (Bugün AKP’nin Batı kültürü almışlardan korktuğu gibi) . Devlet’in sadece Bertan Efendi’yi değil, okuttuğu için bütün ailesini öldürtmesi de bundan. Bütün bunları çekmiş, atasını henüz toprağa verememiş insanlara dil dersi imkanı falan sağlayarak Kürt Meselesi’ni halletmek gibi şeyleri de, Allah kısmet ederse, nasılsınız inşallah, gelecek hafta konuşuruz… Not : Olayın öyküsünü Kazım Arık’tan dinledim. Elimde öldürülenlerin listesi ve TBMM’ye yollanmış dilekçe de var. İsteyen, olayı şu kaynaklardan da okuyabilir: Aziz Akgül, Cıvrak , İstanbul, Peri Yayınları, 2004, s. 169-170 ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde öğretim görevlisi dostum Şükrü Aslan (der.), Herkesin Bildiği Sır: Dersim , İstanbul, İletişim Yayınları, 2011, s. 468-479. Baskın Oran – AGOS BELGELER
Bisiklet Parçalarından Yapılmış 7 Sevimli Köpek
Bisiklet parçalarından yapılmış bu sevimli köpekler; zincir, pedal ve fren parçalarından oluşuyor. Geri dönüşümü başarılı bir şekilde gerçekleştiren Nirit Levav bir hayli sabır gerektiren iş yapıyor doğrusu. İşte o sevimli eserler!
Altın Portakal'da Ulusal Jüri Belli Oldu
1. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nın jürisi belli oldu.Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Medya Direktörlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yıl 'Gelenekten geleceğe' sloganıyla yola çıkan ve 10-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jüri başkanlığına yönetmen, senarist, yapımcı ve oyuncu Yılmaz Erdoğan getirildi. Erdoğan başkanlığındaki jüride, ödüllü yönetmen, kurgucu ve metin yazarı Belmin Söylemez , sinema ve tiyatro sanatçısı, tiyatro yönetmeni ve akademisyen Bülent Emin Yarar , senarist, oyuncu ve fotoğraf sanatçısı Ebru Ceylan , görüntü yönetmeni Hayk Kirakosyan , edebiyat dünyasının önemli isimlerinden İskender Pala , tiyatro ve sinema oyuncusu, iki Altın Portakal ödüllü Meral Çetinkaya , film müziğinin usta isimlerinden, besteci Selim Atakan ve yer aldığı filmlerin yanı sıra oynadığı dizilerle de ulusal ve uluslararası başarılara imza atan oyuncu Songül Öden 'in de yer alacağı bildirildi.AA
Osmanlıda 10 Güzel Adet
Kübera arasında her türlü süs eşyasına gösterilen rağbet bir zamanlar aşırı bir düşkünlük ve iptila derecesine kadar varmıştı. Bu isteklere uyarak kullanılan kahve fincan zarflarının da birçok çeşidi yapılmış ve çok pahalıya satılan cinsleri ortaya çıkmıştır. Küberadan kimseler akranlarında gördüklerine kendilerinin de sahip olabilmelerini bir haysiyet meselesi yaptıklarından bunların aynını tedarik etmek âdeta bir mecburiyet haline gelmişti. Bunlar birçok söylentilere yol açmaktaydı. Bir kısmı da akranına üstün gelebilmek için yeni bir şeyler yapmaya kalkışmış ve bu suretle ortada her şeyin pek çok nevi çoğalmıştır. Bu gibi eşya bir taraftan zerafetin, bir taraftan da servetin bir deliliydi.Kahve fincan zarflarının eskiden mevcut olan nevileri şunlardır: Altın üzerine mine ve mücevherli, altın ve çiçekli mineli, sırf altından üzeri oyma çiçekli, gümüş ve üzeri oyma çiçekli, Manastır ve Prizrenkâri gümüş tel örme, yıldız taşından, yeşim taşından, kan taşından, Gergedan boynuzundan, abanozdan üzeri gümüş kakmalı, safi abanozdan, Saksonyadan, tombak denen, altı bakır üstü altın yaldız kaplamalı ve kabartma çiçekli cinsleri, kuka denilen ağaçtan, ödağacından, bakırdan üzeri soğuk mineli.Adi dökme pirinçten yapılmış olanlar yanı sıra murassa ve mineli tarafların içine ufak boyda mızıka konmuş, kahve içildiği zaman altındaki düğmesi çevrilip kurulan ve elde tutulduğu sırada mızıka çalan cinsleri de vardı. Böyle değerli zarfların minelileri daima çift çift alınır, satılırdı.Kahve fincanlarına gelince en makbulu eski madenden, Saksonyadan düz beyaz veya beyaz üstüne çiçekli, kahverengi ve devetüyü renginde olanlardı. Zehir tutmaz diye meşhur Gergedan boynuzundan, billûrdan fincanlar da vardır. Adi kahve fincanlarını da bu arada eklemek lazımdır.
İlk Zamanlardan Beri Heykel Yapan İnsanoğlunun Tarihe Geçen 10 Harika Eseri
Ülkemizdeki tarih algısı sadece devletle sınırlı kaldığından ne sanatın ne de insanın tarihi anlaşılabiliyor. Siyasetçilerin sanatın toplumsal alanda en görülen olanı olan heykellere de düşmanlığı buradan geliyor. Sanatla beslenmeyen toplumumuz sanatın toplumsal alandaki varlığına da kuşkuyla bakıyor. Bir yandan ülkedeki heykeller siyasi misyon üstlenmekten kurtulamazken siyasilerde heykelleri dahi ötekileştirmekten geri duramıyor. Oysa insanlık tarihi ise heykellerle güzelleşiyor. Tarihin ilk anından bu yana insan heykeller yapıyor ve heykellerle yaşıyor.İşte insanlık tarihinden en unutulmaması gereken 10 harika heykel.
12 Maddede Tibetlilerin Ürkütücü Geleneği "Gökyüzü Defni"
Zorlu doğa koşullarının, sağlık kaygılarının ve dini ritüellerin mecbur kıldığı, duyulduğunda insanı ürküten, bu işlemi yapan kişilerin ruh hallerini sorgulatan Tibetli budistlerin ölülerini gömme biçimi hakkında, çok da detaya girmeyen bilgiler.