onedio
Ünlü Sanat Eserleriyle İlgili Aklınızı Uçuracak 6 Bulgu
etiket
Resim sanatıyla yakından ilgilenenler dışında, pek çoğumuzun ünlü sanat eserleriyle ilgili çok fazla şey bildiği söylenemez. Bu yazıda, bu eserlerin incelenmesi sonucu elde edilmiş müthiş bulguları toparladık. İşte Mona Lisa'nın gülüşünden, Rembrandt'ın tembel gözüne kadar ünlü ressamlar ve tablolarıyla ilgili 6 ilginç keşif...
'Almanlar, En Azından Ermeni Katliamından Haberdar Olup Engellememe Suçunu İşledi'
'Beni cesaretlendiren Hasan Cemal'in kitabı oldu'.Yönetmen Fatih Akın , Türkiye'de gösterime girmeden bazı çevrelerden ölüm tehditleri ve mesajları aldığı The Cut'ın, soykırım üzerine bir film olmadığını ve filmde politika yapmadığını dile getirdi.Akın, soykırım konusunda kendisini cesaretlendiren kişinin gazeteci-yazar Hasan Cemal 'in yazdığı 1915 Ermeni Soykırım kitabı olduğunu belirterek, 'Eğer o dönemin sorumlu paşalarından Cemal Paşa’nın torunu bu sözcüğü kullanıyorsa ben de kullanabilirim diye düşündüm. Bu kitap her kitapçıda satılıyor. Vitrinlerde sergileniyor.' dedi.Film yapılacak birçok olay var. Türkiye’de en fazla susulan konu tartışmasız Ermeni Soykırımı. Filmin için neden bu konuyu seçtin?Bu konuyu ben aramadım, tersine konu beni buldu. Türkiyeli bir ailenin çocuğu olarak hep ilgimi çekti. Hele de bu konunun tabulaştırılması. Ne zaman bir şeyler yasaklanırsa, meraklı ve araştırıcı olurum. Bu konuda da ele alınmamış birçok şey keşfettim.Bu sorun Türkiye’de hâlâ tabu mu?Yedi yıl önce Hrant Dink öldürüldüğünde İstanbul’da herhangi bir kahvede soykırım üzerine sohbet etseniz, yan masadakilerin ‘Hey ne üzerine konuşuyorsunuz bakayım öyle?’ diye müdahalesiyle karşılaşabilirdiniz. Şimdilerde hemen hemen her yerde hem de fısıldamaya gerek kalmadan konuşabilirsiniz.Türkiye’de halk açısından hiçbir sözcük ‘soykırım’ sözcüğü kadar politik yüklü değil. Türkiye’de de bu sözcüğü kullanıyor musun?Evet. Beni bu konuda cesaretlendiren, tanınmış gazeteci Hasan Cemal’in 1915-Ermeni Soykırımı kitabı oldu. Eğer o dönemin sorumlu paşalarından Cemal Paşa’nın torunu bu sözcüğü kullanıyorsa ben de kullanabilirim diye düşündüm. Bu kitap her kitapçıda satılıyor. Vitrinlerde sergileniyor.Türklerin, tarihlerinin bu bölümüyle yüzleşmelerinin bu kadar zor olmasının nedeni ne?Eğer bir halk, kuşaklar boyu tarih yazıcıları ve politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılırsa, ‘Böyle bir şey olmadı. Bu kocaman bir yalan!’ denirse, söylenenleri içselleştirebiliyor. Ailelerinden, okul kitaplarından, gazetelerden farklı bir şey duymadılar. Onları suçlayamam. Ama politikacıların ‘tarihi tarihçilere bırakalım’ demeleri yanlış. Tarih bize aittir, insanlara, hepimize...Filmi çekmeden önce konuya nasıl hazırlandın?Sanırım konu üzerine yaklaşık 100 kitap okudum. Aralarında Küba’ya göç eden bir Ermeni’nin biyografisi, ailesiz kalmış çocukların kaldığı yurtlar üzerine belgeseller ve hatta Halep’teki genelevler üzerine hikayeler de vardı. Hayatımda ilk kez Ermenistan’a gittim ve tabii ki Erivan’daki Soykırım Müzesi’ni ziyaret ettim. Orada müze direktörü Hayk Demoyan’la tanıştım. Bana birçok Ermeni’nin önce Küba’ya, oradan da Amerika’ya kaçtığını anlattı. Bunu Ermeniler’in çoğu bile bilmiyor. Filmimde bu duruma da yer verdim.Filmin kahramanı Nazaret, Mardin’de yaşıyor. Bu şehri nasıl seçtin?Fransız tarihçi Yves Ternon’un Mardinli Ermeniler üzerine yazdığı kitabı okumuştum. Mardin, Suriye sınırından pek uzak değil. Coğrafya ve hikaye açısından acılı öyküsünün buradan başlaması uygundu. Nazaret’in çöle yolculuğunun uzun sürmemesi gerekiyordu. Nazaret’in Deir Zor’a sürgün edilen Ermeniler arasında olmamasına karar verdim.Tersine Nazaret’in küçük bir kamp olan Ras al-Ayn’a götürülmesine karar verdim. Mardin, Diyarbakır ve Midyat’lı Ermeniler Ras al-Ayn kampına götürüldüler. Buraya Mardin’den birkaç günde erişilebilir. İşte kahramanımız bu yolu yürüyor. Filmin çekimine başlamadan bu yolda kendimiz de yolculuk yaptık. Suriye’de savaşın başlamasından altı ay önceydi.Alman İmparatorluğu’nun soykırımdaki rolü konusunda bilgin var mıydı? Müttefik devlet olan Osmanlıların Ermeniler’le ilgili planlarından haberleri vardı, ama stratejik nedenlerle müdahale etmeme kararı aldılar...Evet, Alman İmparatorluğu katliam ve diğer insanlık dışı davranışlardan haberdardı ama karışmadı. Osmanlı İmparatorluğu’nu silah arkadaşı olarak kaybetmek istemiyordu. Bu nedenle müdahale etmediler ve Türk sorumluları engellemeye de karışmadılar. Bu açıdan Almanlar en azından katliamdan haberdar olup engellememe suçunu işlediler. Ancak soykırıma aktif olarak katılıp katılmadıkları veya lojistik açıdan katliamın olmasına olanak sunup sunmadıkları hala araştırılıyor.The Cut filmi Ermeni soykırımı üzerine bir film mi?İki kızını bulmak için dünyayı dolaşan bir babanın öyküsünü anlatıyorum. Baba, batıya doğru, ta Amerika’ya kadar yolculuk yapıyor. Bir yerden göç ve bir yere yerleşme öyküsü. Bu öykü, soykırımın arka planında yer alıyor. Ama film soykırım üzerine bir film değil. Politikacı olmadığımdan filmimde politika yapmadım. Tarihi travmatik ve ele alınmamış olaylara bağlı olarak bir öykü anlatıyorum. The Cut filminde kimin iyi, kimin kötü olduğu net olarak belli değil. Örneğin filmin kahramanı Nazaret, kurbanken suçlu duruma düşerek iyi kalpli bir Türk sayesinde hayatını kurtarabiliyor.Filmin basın dosyasından derleyen Semra ÇelikT24
Evde Hazırlayabileceğiniz Aşırı Basit Karışımla Duvarlardaki Yeni Trend: 'Yosun Grafiti'
Modern sokak sanatçıları, sanatın sadece görsel değil yumuşak ve yeşil de olmasını isteyerek harika bir şey keşfetmişler. Hazırladıkları karışımla yapılan grafitiler bir süre sonra yeşeriyor ve ortaya doğal sanat eserleri çıkıyor.İşte karışımın tarifi;3 bardak yosun,2 bardak süt ve ya yoğurt,2 bardak bira ya da su,Yarım çay kaşığı şeker,Mısır şurubu ( istenirse eklenebilir ) Bu malzemeleri blenderda karıştırın ve doğal boyanız hazır...İyi eğlenceler dileriz...
Hayat Bulan Sokak Sanatlarını Gösteren 12 GIF
Dünyanın dört bir yanındaki sokak sanatçıları monoton yaşantılarımızı daha farklı bir yer haline getirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar, fakat A. L. Crego bu sokak sanatlarına can vererek bizlere bambaşka bakış açısı katmaktadır.
İnsanlar Tarafından Lanetli Olduğuna İnanılan 11 Ürkütücü Tablo
etiket
Seksenli yıllarda İtalyan ressam Bruni Amadio tarafından çizilen, “Ağlayan Çocuk” resmi, bir anda dünya çapında üne ulaştı. Özellikle Avrupa’da ardı ardına gelen olaylardan sonra, resim “lanetli” olarak anılmaya başladı. Öyle ki, bu resmin bulunduğu evlerde, yangın çıkıyor, her şey kül olsa da, bu resim sağlam kalıyordu. Hatta, 1985’te İngiliz The Sun gazetesi, okuyucularıyla birlikte bu resimden kurtulma kampanyası başlattı. Yüzlerce okuyucu, gazetenin binasının önünde toplanarak, “lanetli” resimleri ateşe verdi.
Irkçılık ve Önyargı Konulu Kısa Film | Jafar
Kısa filmler çekmiş olan Yunan kadın yönetmen Nancy Spetsioti'nin 2011 yapımı Jafar adlı kısa filmi. Filmde hastanede olan iki farklı kültürden insanları görüyoruz. Kızlarını hastaneye getirmiş olan Yunan aile, dış görünüşünü tehdit olarak algıladıkları adama ön yargı ile yaklaşıp, onu bir nevi ötekileştiriyorlar. Farklı kanı taşımak, farklı görünüşe sahip olmak, farklı kültürden gelmek... İşte bunlar, özellikle son yıllarda bir insanın ondan korkulmasını, onun toplum dışına itilmesini gerektiren özellikler olarak görülüyor. Bu film de bu durumu özetleyen, belki basit ama özünde önemli bir şeyi anlatmaya çalışan bir kısa film.
Lea Seydoux Bond Kızı Olacak!
The Daily Mail’in haberine göre Lea sözleşmeyi imzalamış ve önümüzdeki iki ay içinde filmin çekimlerine başlanacak.Kadın okurlarımız “Bond Kızı” terimine kızmasın sadece oturmuş bir terim olduğundan kullanıyorum. Blue is the Warmest Color (seveni var sevmeyeni var), Mission Impossible: Ghost Protocol gibi filmlerden tanıdığımız Lea Seydoux 24. Bond filminde Daniel Craig ile birlikte baş rolü üstlenecek.
51. Altın Portakal Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu
Yaşlı bir kadın ve küçük torunu bir masanın etrafında eski aile fotoğraflarına bakarlar. Yaşlı kadın, bu fotoğraflara bakmaya ve geçmişe dönmeye önceleri dirense de, geçmişin uyandırdıklarına direnemez. Küçük yaşta evlendirilen bir kız çocuğunun hayata tutunuş hikâyesine bir fincan Türk kahvesi içimi boyunca şahit oluruz.
Altın Portakal’da Demet Evgar’dan Gezi Mesajı: 'Ölen Tüm Gençlere Selam Olsun'
Reyan Tuvi’nin ‘Gezi belgeseli’ Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’in sansürlenmesiyle gündeme gelen Altın Portakal Film Festivali’nin ödül töreninde oyuncu Demet Evgar, Gezi’de polis şiddetine kurban giden gençleri unutmadı.Ödül vermek için sahneye çıktığında Gezi eylemlerinin başladığı tarihe atıfta bulunan Evgar, Gezi eylemlerinin başladığı tarihe atıfta bulunarak “28 Mayıs 2014’den beri ölen tüm çocuklara ve gençlere selam olsun” ifadelerini kullandı.Demet Evgar’ın bu sözleri uzun süre alkışlanırken, akıllara önce sansürlenen ardından ‘yeni haliyle’ festivale kabul edilen ancak komitenin samimi bir özür dilememesi üzerine 11 belgeselle birlikte festivalden çekilen Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek filmi geldi.Reyan Tuvi’nin belgeselini ön jüri tarafından yarışmaya değer bulunmasına rağmen Türk Ceza Kanunu’nun şahsa ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarını düzenleyen ‘125. ve 299. maddelerine aykırı ifade ve içerik’ nedeniyle yarışma programına alınmamıştı. Yönetimin bu kararı, ön jüride bulunan üç ismin yazılı açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.Yönetim yazılı bir açıklamayla kararını filmde ‘insan haklarının rencide edilmesi’ ne bağlarken, aynı zamanda festival komitesinde görev alan SİYAD Yönetim Kurulu Genel Başkanı Alin Taşçıyan da Diken’e ortada sansür değil, filmi korumaya yönelik bir karar bulunduğunu söylemişti.Yönetmen Reyan Tuvi’nin İngilizce altyazıda küfürlü bölümleri kendi inisiyatifiyle çıkarmasının ardından belgesel yeniden festivale davet edilmişti. Ancak komite samimi bir özür dilemeyince 11 belgesel filmin yönetmen ve yapımcısı da tavır alarak filmlerini festivalden çekti.Diken
Film Afişlerinin Gerçek Hayatla Buluştuğu 18 İlginç Kare
Film afişlerini gerçek hayatla birleştiren değişik bir çalışma olmuş. Başarılı olanda var olmayanda ama yinede hazırlayanın ellerine sağlık.Buna benzer ilginç fotoğraf galerilerini: ŞipŞak Albüm 'de bulabilirsiniz. İyi eğlenceler..
21. Yüzyıl Amerikasında Bile Yasaklanmaya Çalışılmış 10 Kitap
Şimdi okullarda okutulan 'Bülbülü Öldürmek' ve 'Çavdar Tarlasında Çocuklar' gibi klasikler ilk yayınlandıklarında yasaklanmıştı. Ancak 60'lar Amerikası'ndan bahsediyoruz, ırksal ayrımcılığın hala yasal olduğu ve okulların cinsel eğitim vermesinin engellendiği bir zaman. Günümüzde ise 'ilerici' içeriğe sahip bir kitabı yasaklamak düşünülemeyecek bir şey, değil mi? Öyle sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Her yıl ABD'de 'uygunsuz' kitapların kitapçılar ve müfredattan çekilmesini isteyen resmi itirazlar okul ve kütüphanelerin raflarını doldurmakta. Ve çoğunlukla, bahsi geçen kitaplar edebi değeri tartışmalı olmasına rağmen bestseller olmuş çağdaş romanlar. Amerikan Kütüphane Derneği (ALA), her yıl bu sansür girişimlerine dikkat çekmek için en çok tepki gören kitapların bir listesini yayınlıyor. İşte yasaklanmaya çalışılmış 10 acayip popüler 21. yüzyıl kitabı ve 'uygunsuz' bulunmalarının şaşırtıcı sebepleri...
Dünya'yı Değiştirmeye Aday 10 Proje
Kampanyanın amacı, iklim değişikliği konusunda bir film çekmek, yerel topluluklarla atölyeler düzenlemek ve dünyanın dört bir yanından gelebilecek yaratıcı çözümleri paylaşmaktır.Destekçi sayısı: 187Kampanyanın hedefi: $35.000,00Ulaşılan hedef: $35.360,00Our Place on Earth