Tarantino Sinemaseverleri Üzecek
8. filmi Hateful Eight’in yapım süreci devam ederken,Tarantino’dan sinemaseverleri üzecek bir haber geldi.Ucuz Roman, Kill Bill, Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman, Soysuzlar Çetesi, Zincirsiz gibi pek çok baş yapıta imza atan ünlü yönetmen, iki film daha yaptıktan sonra sinemayı bırakacağını açıkladı.Sinemanın genç işi olduğunu ve işi zirvede bırakmak istediğini söyleyen Tarantino, sinemayı bıraktıktan sonra ne yapacağı üzerine kendisine yöneltilen soruyu da ‘‘Piyes ve kitap yazmayı planlıyorum. Sonuçta sahneyi terk etmen söylenene kadar orada bulunma gibi zorunluluğun yok… Seyircilerin halen benden daha fazlasını bekledikleri bir ortamda bırakma fikri hoşuma gidiyor” diyerek yanıtladı.Tarantino, sinemayı bıraktıktan sonra geri  dönüp dönmeyeceği konusunda ise ‘‘Eğer gerçekten çok iyi bir fikirle karşılaşırsam sırf yönetmenliği bıraktım diye bu fikri reddetmem’’ şeklinde konuştu.İlerihaber
Rihanna'nın Gerçekten Şarkı Söyleyebildiğinin Tek Videoda İspatı
Amerika'da kutlanan Veterans Day yani Gaziler Günü kapsamında sahne alan Rihanna, stüdyo ortamı olmadan da ne kadar güzel şarkı söyleyebildiğini gösteriyor...Sansasyonlarıyla gündemde olan Rihanna'nın neden dünya yıldızı olduğuna ispat niteliğinde videoda kendisine Eminem de eşlik ediyor.
Nicki Minaj'dan 'Nazi' Özürü
Nicki Minaj, bir haftadır içerdiği Nazi estetiğini anımsatan imgelerle tartışma konusu olan videosu 'Only' için özür diledi. Ancak klibin yönetmeni Jeffrey Osborne, eleştirileri kabul etmiyorNicki Minaj, 'Nazileri temsil eden' bazı imgelerden esinlenerek çekilen yeni klibi 'Only' için özür diledi. Ünlü hip-hop şarkıcısı, klibin Leni Riefenstahl'ın Nazi propagandası belgeseli 'Triumph of the Will'i anımsatan imgeler içermesine rağmen, kendisinin 'sanatında Nazizm'i kesinlikle desteklemeyeceğini' belirtti.Ancak Minaj'ın bu açıklamalarından sonra klibin yönetmeni Jeffrey Osborne, 'Only' için özür dilemeyeceğini iletti. Klipte yer alan bayraklar, kol bantları ve gaz maskeleri Naziler'i çağrıştırsa da, aynı zamanda Amerikan, Rus ve İtalyan ikonografisinden de öğeler bulunduğunu belirten Osborne, 'Gelecek nesillere geçmişte yaşanmış korkunç olayları anlatmak ve böylece gelecekte bunların yaşanmamasını sağlamak da bence önemli,' açıklamasını yaptı.Klibin 'Sin City' çizgiroman ve filminden etkilendiğini belirten Minaj'ın The Guardian gazetesine göre asıl sorunu, 9-10 Kasım 1938 tarihlerinde gerçekleşen ve yaklaşık 100 Yahudi'nin öldüğü Kristallnacht'ın 76. yıldönümünde klibin yayınlanmış olması. Şarkıda Minaj'a Drake, Lil' Wayne ve Chris Brown eşlik ediyor.Milliyet Sanat
21. Yüzyılın En Tuhaf 20 Filmi
Bazı filmler o kadar tuhaftir ki, saatlerce izlersin ama bir türlü filmin çekilmesindeki amaç nedir anlayamazsın. Adam ne anlattı, ana fikir neydi bir türlü çözemesin. Hatta öyledir ki bazen filmi izlemekle kaybettiğin zamanı keşke tuvalette geçirseydim dersin. Ya film gerçekten saçmalığın ötesindedir, ya da sen filmdeki ince mantığı çözemeyecek kadar aptalsındır. Olmadı film bitince internetten falan araştırıp acaba bu konuda yalnız mısın öğrenmeye çalışırsın.
Johnny Depp'in Mortdecai Filminden Yeni Fragman
Beyazperdede kılıktan kılığa girerek her zaman yeni imajlar peşinde koşan Johnny Depp’in, yeni filmi Mortdecai’den bir fragman daha gün yüzüne çıktı. Aksiyon soslu komedi filminde Depp’i yine yeni ve şaşırıtıcı imajıyla izleyeceğiz. Filmin yönetmeni David Koepp ile Depp daha önce 2004 yılında Gizli Pencere filminde beraber çalışmışlardı. Kyril Bonfiglioli’nin romanından beyazperdeye uyarlanan filmin senaryosu Eric Aronson’a ait.Zengin bir oyuncu kadrosu olan filmde Depp’e; Gwyneth Paltrow, Aubrey Plaza, Jeff Goldblum ve Ewan McGregor gibi isimler eşlik ediyor. Nazilerin mal varlığına kayıtlı bir tablonun çalınması ile sanat simsarı Charles Mortdecai’nin harekete geçmesini ve sonrasını anlatan filmin ülkemizde hangi tarihte yayınlanacağı henüz belirsizliğini koruyor.
Humaira'nın Eğitim Devrimine Madonna, Beyonce ve Salma Hayek’ten Destek
Hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adayan Humaira Bachal, ülkesinde devrim yaptı. Kapı kapı dolaşıp kız çocuklarını eğiten Bachal’a Madonna ve Beyonce’den de destek var.Humaira Bachal, hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adadı. Taliban tarafından vurulan Malala Yousufzai gibi defalarca ölümle tehdit edilmesine rağmen başlattığı eğitim devriminden vazgeçmedi. Pakistan’ın Karachi şehrinde yaşayan 26 yaşındaki Bachal, 12 yaşından itibaren okulda gördüğü dersleri okula gidemeyen diğer kız çocuklarına anlattı.Aileleri ikna etmeyi başardıKurduğu eğitim timiyle Pakistan’da kapı kapı gezerek aileleri kız çocuklarını okula göndermesi için ikna etmeye çalıştı. Bu uğurda tehdit edildi, kaçırıldı, hakarete uğradı. Ancak Humaira’nın hayatı çekilen bir belgeselle değişti. Belgeseli izleyen herkes Humaira için yardıma koştu. Madonna Londra konserinde Humaira’yı özgürlük savaşçısı ilan ederek hayranlarından yapılacak olan okul için destek istedi. Beyonce ise Londra’da okulun giderlerine katkıda bulunmak için sahne aldı. Salma Hayek’ten de kampanyaya destek geldi. Şimdi Karachi’de 22 öğretmen ve bin 200 öğrencisiyle bir okulu var. Hayatta en büyük destekçisinin babasından şiddet görmesine rağmen kızının eğitimi için çabalamaktan vazgeçmeyen annesi olduğunu ifade eden Bachal, STAR’a yaptığı açıklamada, “Taliban için artık endişelenmiyorum. Korkmuyorum. Bu durumu değiştirmek için sesini yükselten sadece Malala ve Bachal değil. Yüzlerce kadın var. 100 tane Humaira öldürseler bizi durduramayacaklar. Rüya okulu hayal ediyordum. Şimdi Rüya Üniversiteyi hayal ediyorum. “ dedi.Her şey reçeteyle başladıAnnesi reçeteyi okuyamadığı için kuzenine tarihi geçmiş ilaç vererek ölümüne sebep olduğunu anlatan Humaria, “Kuzenim ölünce cehalete son verme kararı aldım. Benim yaşadığım toplumda kadının hiç bir hakkı yoktur. Ben bunu değiştirmeye çalışıyorum. Kadınlar kızlarının kendisi gibi olmasını istemediği için bana destek verdi. Taşlandık, hakarete uğradık ama yılmadık. Talibandan da korkmuyorum” diyor.Seda Çakmak | Star
Reklam
Levent Kırca'dan Cem Yılmaz'a Dava!
Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.Levent Kırca'nın, avukatı Çiğdem Karakoyunlu aracılığıyla, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 5 sayfalık dava dilekçesinde, 'Müvekkilim, ülke çapında tanınan bir oyuncu olup, aynı zamanda birçok eserin yazarı ve imtiyaz sahibidir. 2001 yılında vizyona giren 'Son' isimli sinema filminde yönetmen, hikaye sahibi ve oyuncu olarak yer alan müvekkil, bu filmin mali haklarının da sahibidir. Bu film içerisinde kısıtlı imkanlarla film çekme fikrinden yola çıkarak, yer yer Türk Sineması'nın emektarlarına göndermede bulunularak hikaye kurgulanmıştır. Davalının senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda yapımcılığını da yaptığı 'Pek Yakında' adlı sinema filminde, müvekkilin eser sahibi olduğu 'Son' adlı eserini açıkça ve hukuka aykırı olarak intihal edecek şekilde olay örgüsüne yer vermiştir. Davalının sinema filmi ile müvekkilin 'Son' filmi arasındaki ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar, hatta bazı detaylar tıpa tıp benzerlik göstermektedir' denildi.'KENDİ ESERİYMİŞ GİBİ PİYASAYA SÜRMÜŞTÜR'Her iki filmde de çeşitli benzerlikler olduğu belirtilen dilekçede, 'Filmin yayına girdiği tarihlerde, internet ortamında film ile ilgili yorumlarda iki filmin benzerliğine sık sık değinilmiştir. Bu yorumlardan kimi sinema eleştirmenlerine, kimisi ise sade vatandaşlara aittir. Müvekkil, yılların birikimiyle, öykü, kahramanlar, olayların akışı, gelişimini somut bir şekilde ortaya koyarak, belli bir fikrî emek verilerek, orijinal olarak bir öykü oluşturmuş ve film çekmiştir. Davalı ise müvekkilin bilgisi ve onayı dışında, büyük bölümünü müvekkilin eserinden alıntıların oluşturduğu bir sinema filmini kendi eseriymiş gibi piyasaya sürmüştür' ifadelerine yer verildi.60 BİN LİRALIK DAVALevent Kırca'nın kişilik haklarının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını belirten avukat Karakoyunlu, 50 bini manevi, 10 bini ise maddi olmak üzere toplam 60 bin liralık tazminat davası açtı.Haber: Arzu KAYA / İstanbul DHA
Contemporary İstanbul'da Öne Çıkanlar ve Gezme Taktikleri
Yarından itibaren 16 Kasım'a kadar dopdolu bir program ile karşımıza çıkan fuar, bizi pek de fena olmayan bir kışın beklediğinin habercisi gibi.Fuarın programında yer alan, Çin ve komşu ülkelerinin sanatına odaklanan New Horizons; yeni medyanın üzerine eğilerek ses sanatı, video, interaktif ışık enstelasyonlarına yer veren Plug-in Istanbul; sanat edisyonlarının ve çoklu sanatların sunulduğu tartışıldığı ve paylaşıldığı CI Editions; uluslararası fikir liderlerini tartışmalar ile bir araya getiren CI Dialogues ve her 90 dakikada bir, bir sanatçının şovuna yer veren CI 90 Minute Shows sayesinde sanatseverler bu hafta sonu oldukça mutlu olacaklar gibi gözüküyor. Çok konuşulanlar, yükselen yıldızlar 9. senesinde dünyanın birçok ülkesinden 108 galerinin katıldığı fuar, yabancı basın tarafından da oldukça ilgi görüyor. Fuar öncesi en çok konuşulan konular; her sene olduğu gibi ağır toplar, yükselen Türk sanatçılar ve merakla beklenenler... Art International’daki gibi bu dönemin ‘süper ünlü ’ sanatçıları Anish Kapoor, Ai Weiwei gibi isimler barındırmasa da CI da ağır topları ile heyecanlandırıyor. Türk sanatseverlerin yakından tanıdığı Shirin Neshat (Dirimart), Çin sanatında önemli isimlerden Lin Tianmiao (Gallery Lelong), bizim kuşağın daha çok şarkılarından tanıdığı Moby (Emmanuel Fremin Gallery), post-modern sanatın öncülerinden Robert Montogemery (C24 Gallery) ve benim de özellikle merak ettiğim Lalla Essaydi (Gallery Kashya Hildebrand) fuara katılacak ünlü isimler arasında yer alıyorlar. Ünlü online sanat platformu Artsy’nin Contemporary Istanbul’a özel bölümünde yer alan, bu sene fuardaki yükselen Türk sanatçıların bahsedildiği makaledeki isimleri görmeden geçmeyin derim. Makalede bahsedilen ve kaçırmamanız gereken bu isimler; Ali Emir Tapan, Güçlü Öztekin, Cemil Batur Gökçeer, Olcay Kuş ve Berkay Buğdanoğlu. Yeni isimler kadar fuar kadar öncesindeki sosyal medya çalışmaları da heyecanı arttırdı ve merakları kabarttı. Contemporary Istanbul’un Instagram hesabında ve Artsy’de öne çıkan, özellikle politik sanat severleri ve fuarın Çin sanatına eğilen odaklanan bölümünü merak edenleri heyecanlandıracak işler ise Andipa Gallery’de Slinkachu, Galerist’te Parastou Forouhar, Island6’de Lio Dao ve “Now You See” sergisinde yer alan Cheng Rang . Bunların yanında, daha önce İstanbul Modern’de çokça görme şansına eriştiğimiz feminist sanatçı Canan’ı da Rampa’da tekrar göreceğiz. Nasıl gezeceğiz? Peki yaklaşık 3000 eserin yer aldığı fuarı nasıl gezeceğiz? Contemporary Istanbul için ön hazırlık yaparken, Art International deneyimimde ‘Bu köşeyi dönmediğim için şu eseri kaçırmış olabilir miyim?!’ stresinizi azaltacak 2 güzel haber var. Birincisi; uzun zamandır şehirdeki farklı rotasyonlarda çok da duyurumadan yürüyüşler yapan Artwalk İstanbul ekibinin sergi turları olması. Ekip, CI 2014 için oldukça iyi hazırlanmış olacak ki pek yapmadıkları şekilde güçlü bir duyuru planı ile çıktılar seyircilerin karşısına. (Turlarda yer ayırtmak için: hello@artwalkistanbul.com) İkincisi iyi haber ise İstanbul’da böyle bir uygulama olduğu için oldukça gurur duyabileceğimiz Art.Walk mobil uygulaması. Siz de benim gibi bu tür büyük fuarlarda favorilerinin önünde daha çok vakit harcamayı sevenlerdenseniz Art.Walk CI için bir güzellik yapmış ve fuarı da uygulamaya eklemiş. Sanatı yakından izleyen, şehirdeki sanat etkinliklerine katılan, müzeleri ve galerileri keşfetmek isteyenler için hazırlanan uygulamada fuar dışında, şehirdeki 80 galerinin güncel bilgisi bulunuyor. Bulunduğunuz lokasyona göre haritasından yakın galeri görebildiğiniz, favori sergi ve galerilerinizi işaretleyebildiğiniz bu uygulamayı İstanbullu sanatseverlerin indirmesini kesinlikle tavsiye ederim. (Uygulamayı indirmek için tıklayın!)Irmak Özer / The Magger
Reklam
Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK!
BAK projesi 2. döneminde Türkiye’de 10 şehirden gençlerin başvurularını bekliyor !Türkiye’nin farklı şehirlerinden gençleri buluşturan bir ortak kültürel üretim projesi. İlki 2013’te 4 şehirden 24 katılımcıyla gerçekleştirilen BAK, bu sefer çağrısını 10 şehre açıyor ve Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Diyarbakır, İzmir, Mardin, Muğla, Şırnak ve Urfa’dan gençlerin başvurularını bekliyor.BAK, programa dahil olacak gençleri farklı şehirlerde bir araya getirerek birbirlerini ve yaşadıkları şehirleri tanımalarını ve birlikte çalışarak şehirlerine dair hikâyeleri fotoğraf ve video projeleriyle aktarmalarını amaçlıyor.Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından yürütülen BAK  kapsamındaki atölyeler, docİstanbul – Belgesel Araştırmaları Merkezi ve Geniş Açı Proje Ofisi ile işbirliği içinde düzenleniyor.BAK projesi Charles Stewart Mott Vakfı, Açık Toplum Vakfı ve İsveç Başkonsolosluğu tarafından destekleniyor.Son Başvuru Tarihi12 Aralık 2014 Cuma 17:00Başvuru Detayları için Tıklayınız
Sesin Bedenden Önce Geldiği Müzik Sahnesinin 12 Büyüleyici Kadın Şarkıcısı
Nicki Minaj, “Anakonda” klibinde Friends’den tanıdığımız Janice gibi çığlık çığlığa bağırmazken ve hatta Nicki Minaj diye biri yokken, ekranda dev popolar miksere atılmış gibi dönmüyorken, biz daha çocuk sayılırken, müzik için hiçbir çıplaklık, güzel popo, porselen makyajlar gerekmiyordu. Sadece sevdiğimiz müzikleri dinliyorduk.Şimdi hem geçmişe gidelim ve müziğin sadece yetenekle yürüdüğü günlerden, çiçek gibi kadınlara ve şarkılarına bakalım hem de günümüzde hala saçmalıklara ihtiyaç duymadan bizi mutlu etmeyi başaran yetenekleri tanıyalım. Neyse ki bu isimler sadece bu listeyle sınırlı değil…
Reklam
“Yıldızlararası”nı İlk 3 Günde 92 Bin Kişi İzledi
Yönetmen Christopher Nolan’ın son filmi “Interstellar” (Yıldızlararası), bilim kurgu, aksiyon, aile draması ve bir aşk hikayesi olarak karşımıza çıkıyor. BoxOffice Türkiye’nin açıkladığı rakamlara göre, filmin ilk 3 günde ulaştığı izleyici sayısı 92 bin 196.Christopher Nolan, yeni filmi için Hollywood’un iki dev yapım şirketi Paramount Pictures ve Warner Bros.’u nasıl arkasına aldığını, “Onlara şöyle dedim: ‘Akıllara durgunluk veren kalbi, duygusal iniş çıkışları olan insan odaklı bir bilim kurgu çekmek istiyorum. Bu yolda insan farkındalığı bizi birleştirecek, evrenin büyüklüğü keşfedilecek ve film bu iki bulguyu bir araya getirecek’ dedim” sözleriyle anlattı.Başrollerinde Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Bill Irwin, Ellen Burstyn ve Michael Caine’in yer aldığı film zengin oyuncu kadrosu ile de dikkat çekiyor.
Athena'dan Yepyeni Bir Albüm 'Altüst'
Sevilen başarılı Rock Grubu Athena uzun bir aradan sonra 2014 Ekim ayında 'Altüst' adlı yep yeni albümünü çıkardı. PASAJ FİLM REKLAM yapımcılığını üstlenen albüm müzik marketlerde yerini aldı. Albümde toplamda 13 Adet bir birinden güzel parçalar yer alıyor.Athena Altüst Albümünde Yer Alan Parçalar:01. Athena - Davet02. Athena - Kafama Göre03. Athena - Üç Lira Bir Anahtar04. Athena - Kaçak05. Athena - Yamyam Zurna06. Athena - Ses Etme07. Athena - Yapma Be Kanka08. Athena - Kalem09. Athena - Parçalanıyoruz10. Athena - Bu Adam Fezadan11. Athena - Adımız Miskindir Bizim12. Athena - Bela
Reklam
Sinema Tarihinin En iyi 12 Motion Capture Karakteri
Hobbit filminin ana karakterlerinden olan Ejdarha smaug 2. film ile karşımıza çıktı. Smaug karakterini filmde Sharlock Holmes ile de tanıdığımız Benedict Cumberbatch canlandırıyor. Cumberbatch bu rol için Londra hayvanat bahçesine gidip sürüngenlerin yaşamlarını araştırmış.
Reklam
Sanatçılar Akün ve Şinasi Sahneleri İçin Nöbet Tutuyor
Akün ve Şinasi sahnelerinin gizlice satıldığının ortaya çıkmasın ardından tiyatrocular ve sanatseverler her akşam 19:00'da tiyatro önünde nöbet tutmaya başladı.Ankara'da bulunan Akün ve Şinasi sahnelerinin geçtiğimiz günlerde gizlice satıldığının ortaya çıkmasının ardından sanatseverler ve Devlet Tiyatroları (DT) oyuncuları her akşam saat 19:00'da tiyatro önünde bir araya geliyor.Satışın öğrenilmesinin ardından Cumartesi gününden bu yana her akşam sürdürülen nöbetlerde Ankara halkı sürece ilişkin bilgilendiriliyor. Önümüzdeki günlerde KESK'e bağlı Kültür Sanat Sen, bazı kültür sanat dernekleri ve platformlar arasında yapılacak toplantının ardından büyük bir eylem için Ankara halkına çağrı yapılacağı öğrenildi.'SAHNELERİN SATILMASI ANKARA'NIN KÜLTÜRSÜZLEŞTİRİLMESİ DEMEK'Bu akşamki nöbete katılan Kültür Sanat Sen üyesi DT oyuncusu İskender Altın, İleri'ye yaptığı açıklamada Akün ve Şinasi sahnelerinin satılmasının Ankara'nın ve Çankaya'nın kültürsüzleştirilmesi, tiyatronun ve sanatın kovulması demek olduğunu vurguladı.Şinasi ve Akün'ün Devlet Tiyatrolarına geçmeden önceki yıllarda da tiyatro ve sinema salonu olarak kente sanat hizmeti verdiğini hatırlatan Altın, bu iki sahnenin satışını tiyatroların özelleştirilmesinin devamı olarak gördüklerinin altını çizdi. Ankara gibi büyük bir kente mevcut sahnelerin yetmediğini belirten Altın, bu iki sahnenin satılmasının kentte ciddi bir kültürel boşuk yaratacağını sözlerine ekledi.İlerihaber
Fatih Akın'ın 'The Cut' Filmi Vizyonda
Fatih Akın'ın yönettiği ve Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılan 'The Cut' (Kesik) filmi geçen Perşembe Almanya’da vizyona girdi. Çalışmalarını Almanya’da sürdüren, kendini yaşadığı kent olan Hamburglu olarak tanımlayan Türkiye kökenli yönetmen, Osmanlı’nın son döneminde 1915 Ermeni Tehciri sırasında iki kızıyla bağlantısı kopan Ermeni bir demirci ustasının öyküsünü anlatıyor.Akın'ın imza attığı 10. uzun metrajlı film olan The Cut'ın senaryosu Hollywood’un efsaneleşmiş senaristlerinden Mardik Martin'e ait. Filmin başrolünde Cezayir asıllı oyuncu Tahar Rahim yer alırken, kadroda kendisine Akın Gazi, Numan Acar ve Korkmaz Arslan gibi Türk oyuncular da eşlik ediyor.Film 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda Tehcir Kanunu gereğince Mardin’de bütün Ermeni erkeklerin toplanması ile başlıyor. Tehcir kapsamında ailesinden koparılan demirci Nazarat Manukyan yıllar sonra iki kızının hâlâ hayatta olduğunu öğreniyor ve onların izinde Suriye’den Küba’ya, oradan da Amerika’ya uzanan bir yolculuğa çıkıyor.Yönetmenin kendi söylemiyle ‘The Cut’, ‘Duvara Karşı’ filminde aşkla başlayan, sonra ‘Yaşamın Kıyısında’ ölümle devam eden üçlemenin ‘iblis’ yanını oluşturuyor.Alman eleştirmenler tarafından pek beğenilmeyen filmin konusu nedeniyle tartışmalara yol açacak iddialı boyutu bulunduğu, ancak Fatih Akın’ın diğer filmlerine kıyasla sinema dilinin tatmin edici olmadığı öne sürülüyor. Bundan önceki çalışmalarında yorumu seyirciye bırakan Akın’ın bu kez içerik üzerinden mesaj vermeye çalıştığı ve bunda pek başarılı olamadığı belirtiliyor. Filmin Türkiye’de de gösterime gireceği açıklanmasından sonra aşırı milliyetçi çevrelerden ölüm mesajları alan Akın, 1915 Ermeni Tehciri’ni film yapma fikrinin tabuları yıkma fikrinden oluştuğu görüşünde.‘The Cut’ filminin Türkiye’de muhtemelen Aralık ayında sinemalara geleceğinden yola çıkılıyor. Bu arada Fatih Akın’ın bundan sonraki projesinin, 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist yeraltı terör örgütü ile ilgili olacağı söylentileri var.Geçen günlerde Hamburg Film Festivali'nde prestijli Douglas Sirk Ödülü’ne layık görülen yönetmen, burada konuyla ilgili açıklamasında yeni filmi ile ilgili iddialara ‘Biraz sürpriz olsun. Üzerinde çalışıyorum’ şeklinde bir cevap vermişti.
Pink Floyd’un Türkçe Vedası
Müzik tarihinin en büyük efsanelerinden Pink Floyd, yepyeni albümü bugün çıktı. Hem de içinde Türkçe isimli bir parçayla. Bu güzel bir haber. Ama aynı zamanda bir veda. Artık başka albüm olmayacak. Bir devir kapanıyor...İnsanları dinlediği müziğe göre değerlendirmek ayrımcılık sayılır mı? Ayrımcılık yapmak pahasına da olsa şu cümleyi kurabilirim: Hayatımda hiç Pink Floyd dinleyen kötü bir insana rastlamadım.Müzik tarihinin bir bölümünü biçimlendiren bu adamların melodileriyle dünyaya iyilik aşıladığına inanırım. Ama artık bir dönem sona erdi. Pink Floyd, yeni albümü ‘Endless River’ (Sonsuz Nehir) albümüyle yolculuğunu tamamlıyor.Albüm, grubun 20 yıl önce çıkardığı ‘Division Bell’in yapımı sırasında David Gilmour, Nick Mason ve Richard (Rick) Wright’ın birlikte çalıp kullanmadıkları kayıtların üzerine inşa edilmiş.Pink Floyd, Syd Barrett’sız tam kadro. Grup, Roger Waters’la birlikte 2005’teki Live8 yardım konserinde 24 yıl sonra bir araya gelmişti.Rick Wright’ın 2008’de yaşamını yitirmesinin ardından kimse yeni bir Pink Floyd albümü beklemezken Gilmour ve Mason, 20 saati aşan kayıtları dinleyip, buradan yeni bir albüm çıkabileceğini düşünmüş. Yeni eklemeler yapılmış ve bir şarkı dışında (Louder Than Words) tamamen enstrümantal bir veda albümü ortaya çıkmış.Albüm hem Rick Wright’a hem de Pink Floyd’a veda niteliğinde. Keza Gilmour, Rolling Stone dergisine verdiği söyleşide “Bu çalışmanın üzerine koyacağımız her şey ikinci sınıf kayıtlardan oluşacaktı. Rick’in yokluğunda bir Pink Floyd turnesi mümkün olmaz. Üzücü ama bitti” diyor.ŞARKININ ADI: ANISINAAlbümde Rick Wright’a ithaf edilen şarkının ismi Türkçe, ‘Anısına’. İsrailli klarnetçi Gilad Atzmon’un eşlik ettiği parçanın oryantal, mistik havası nedeniyle Gilmour, Türkçe ağıtları inceleyip böyle bir isim koymuş.Tabii söz konusu Pink Floyd’sa Roger Waters’ı anmamak olmaz. Grubun kurucuları arasında yer alan Waters, 1985’te olaylı bir şekilde Pink Floyd’dan ayrılmıştı. Waters, grubun isim hakkını almak için dava açıp kaybetmiş ama diğer grup üyeleriyle arasında soğuk savaş yıllarca sürmüştü. Waters’ın ardından Gilmour’ın sürüklediği Pink Floyd iki albüm daha çıkarttı. Pink Floyd ve Waters ayrı turneler gerçekleştirdi. Sadece birkaç kez bir araya geldiler.2005’te Afrika’ya yardım için toplanan Live8 konserlerinde Waters ve Pink Floyd 24 yıl sonra aynı sahneye çıktı. Hyde Park’taki kalabalığı çeken kameralar binlerce Floyd hayranının gözyaşları içinde şarkılara eşlik edişini gösteriyordu. Herkes bundan sonra grubun tekrar bir araya geleceğini düşündü.Hatta bir Amerika turnesi için 150 milyon dolar önerildi. Gilmour bu teklifi kabul etmedi. Hatta konser nedeniyle o yıl albümlerin 8 kat artan satış gelirlerini de ‘Live8’e bağışladı. “Pink Floyd’un buradan kazanacağı bir gelir olmamalı” diyen Gilmour, bu hareketiyle konsere katılan diğer sanatçıları da benzer bağışlar yapmak zorunda bıraktı.2010’da Waters ve Gilmour bu kez Filistinli çocuklar için aynı sahneyi paylaştı. Teklif Gilmour’dan gelmişti. The Wall’un yaratıcılarının Gazze duvarının dibinde yaşanan dram konusundaki hassasiyeti, ikisini bir konserde buluşturmaya yetti.Ertesi yıl Waters, Londra’daki bir konsere David Gilmour ve Nick Mason’ı davet etti. Gilmour, rock tarihinin en güzel sololarından birine sahip olan ‘Comfortably Numb’ı  sahnede inşa edilen duvarın üzerinde çaldı. Ama hepsi bu kadar.YILLARIN PİŞMANLIĞIDavid Gilmour: Ben ve Roger yıllarca o kadar gürültü yaptık ki Rick’in grupta ne kadar harika işler yaptığı fark edilemedi.Waters’ın ayrılma kararının ardından Pink Floyd’la ilişkisi bunlarla sınırlı kaldı. Gilmour, birkaç konserde bir araya gelmeleri hakkında “Eskiden kötü zamanlar yaşadık, olumsuz şeylerdi. Bunda benim de payım vardı” dedi. Waters, Pink Floyd’u dava etmesinin yanlış olduğunu itiraf etti. Fakat Gilmour, birlikte asla yeniden bir albüm yapmayacaklarını söyledi.Buna rağmen ‘Endless River’ albümü duyulduğunda “Roger Waters da var” iddiası gündeme geldi. Waters, “Ben 29 yıl önce Pink Floyd’dan ayrıldım. ‘Endless River’da yokum. Anlayın artık” diye bir açıklama yapmak zorunda kaldı.Evet, o kadar yıl geçmesine rağmen Pink Floyd’un son albümü bile Roger Waters-David Gilmour çekişmesiyle anıldı. Rick Wright’a saygı niteliğinde albüm için Gilmour’ın hiç istemediği şey de bu aslında. “Ben ve Roger yıllarca o kadar gürültü yaptık ki Rick’in grupta ne kadar harika işler yaptığı fark edilemedi” diyor.İKİ DELİNİN KATKISIWaters’ın gruptan ayrılışını Stalin’in ölümüne benzeten davulcu Nick Mason ise hâlâ grubun en neşelisi gibi. MOJO dergisine verdiği söyleşide “David istifa edince Pink Floyd bana kalacak ve sadece davulla bir dünya turnesi ayarlayacağım” diyor. Mason, Syd Barrett’ı anmadan Roger Waters’a hakkını vermeden de edememiş: “Gerçek şu ki bu dengesiz insanlar büyük müzisyenlerdi. Eğer deli Syd ve deli Roger’ımız olmasaydı muhtemelen biz saçma sapan şarkılar yapardık”.Ne olursa olsun, birkaç deli adamın ruhunu üflediği bu grup insanları hep etkilemeye devam edecek. ‘Endless River’ da bu ruhun son ürünü olacak. Milyonların kalbinde yer edinecek. Şarkıda geçtiği gibi, “Sonsuz nehir, her zaman ve daima”...Hürriyet / Gökçe Aytulu
Reklam