Sinema Tarihinin Hamurunda Kötülük de Olsa Sevilen 15 Anti Kahramanı
Antikahraman (İngilizce: Antihero), edebiyat ve sinema başta olmak üzere günümüzün popüler kültüründe idealleri, amaçları ve kişiliği alışılageldik kahramanların farklı olan baş karakterleri tanımlamada kullanılır. Ekstrem zaafları yada marjinal yanları olan baş kahraman şeklinde de tarif edilebilir. Her bir antikahraman aslında kendi felsefesi içinde tutkunluk ve içimizde olup ama dışımızda olamadığımız benliğimizin, aşırılaştırılmış yansıması gibidir.Sinema tarihinde kült olarak değerlendirilen ve benimde sevdiğim bir sinema tarzı olan antikahraman filmlerin ilk 15'ne...
İzlanda'nın Farklı Bir Gezegene Ait Olduğunu Düşünmenizi Sağlayacak 15 Mükemmel Fotoğraf
Büyük volkanları, patlayan gayzerleri, buzulları, ve görkemli şelaleleriyle İzlanda, gezegenimizin en ilgi çekici bölgelerinden birisi. Bir çok fotoğrafçının çok özel fotoğraflar çekebilmek için mutlaka ziyaret ettiği bu seyrek nüfuslu İskandinav ülkesi son yılların en popüler turizm odağı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Sıra dışı bir şeyler görmek istiyorsanız gitmeniz gereken adres kesinlikle İzlanda...İyi eğlenceler dileriz...
Ünlüler Korosu Ebola İçin El Ele
Band Aid projesi kapsamında Bono, Rita Ora ve Chris Martin gibi müzisyenler biraraya gelerek, ebola kurbanları için şarkılar seslendirdiler.İlk olarak, 1984’de Etyopya’daki açlık için bir araya gelen Britanyalı ve İrlandalı müzisyenler, 30 yılın ardından bu defa ebola kurbanları için söylüyor. Band Aid ismiyle bilinen ünlüler korosu’nda yer alan müzsiyenler arasında, One Direction, Bono, Emeli Sandé, Rita Ora, Ed Sheeran, Ellie Goulding, Sam Smith ve Chris Martin bulunuyor. Aynı stüdyo, 30 yıl önce de Afrika’daki açlar için bir araya gelen ünlüler korosunun kayıtlarını yapmıştı. Do They Know It’s Christmas single, ünlü prodüktör Bob Geldof öncülüğündeki ünlüler yeni ve eski korosu tarafından, 30 yıl önceki sözleri değiştirilerek günümüze uyarlanıp 2014 versiyonu olarak yeniden yorumlanıyor.G8 SÖZLERİ TUTULSA...İrlandalı müzisyen Bono da, bu proje sayesinde Band Aid’i yeniden canlandırmak istediklerini belirtti. Ünlü müzisyen, “Her ülke Büyük Britanya gibi değerlerini korusa ve G8 toplantılarında verdiği sözleri tutsa, burada olmamıza gerek kalmayacaktı“ dedi. Genç müzisyenlerden oluşan Britanyalı pop müzik grubu One Direction’dan Niall Horan da, plak satışlarının bir numaraya fırlamasını ve yeteri kadar yardım toplanmasını ümit ettiğini belirtti.MARGARET THATCHER DESTEK VERMEMİŞTİBundan 30 yıl önce düzenlenen kampanya sayesinde 8 milyon pound bağışın yapıldığı projenin tıpkı 80’li yıllarda olduğu gibi bir fenomene dönüşebileceğini umut ettiğini belirten Geldof, ayrıca konuyla ilgili Britanya Hükümetinin de kendilerine yardımcı olduğunun altını çizdi. Britanya Maliye Bakanı George Osborne ile de görüştüğünü dile getiren ünlü prodüktör, Britanya hükümetinin, 99 penny’e satılan plağın satışlarından vergi almayacağını müjdeledi. Ne var ki, 1984’te Margaret Thatcher hükümeti, Band Aid satışından vergi alınmaması talebini reddetmişti.GUARDIAN
Lykke Li Bugün ve Yarın Babylon'da
'I Follow Rivers' şarkısıyla üne kavuşan İsveçli başarılı indie pop şarkıcısı, 18 ve 19 Kasım tarihlerinde Babylon'da sahne alacakSon albümü 'I Never Learn' turnesi kapsamında ilk kez Türkiye'ye gelecek olan İsveçli şarkıcı ve söz yazarı Lykke Li, 18 ve 19 Kasım tarihlerinde Babylon'da sahne alacak.28 yaşındaki müzisyen, son albümündeki dokuz parçanın da 'hayatının gerçek bir kesitini anlattığını' ifade ediyor:'Yaşamadığım bir şeyi şarkılarımda anlatmam imkansız, bu benim için samimi değil.'Konserin sınırlı sayıdaki öğrenci biletleri 50 TL; diğer biletler ise 80 TL ile 100 TL arasında değişiyor.Gerçek adı Li Lykke Timotej Svensson Zachrisson olan İsveçli indie pop sanatçısı, sahne adı olarak 'Lykke Li'yi kullanıyor. 2008 yılında 'Youth Novels' adlı albümüyle müzik piyasasına giren Li, 2011 yılında çıkardığı ikinci albümü 'Wounded Rhymes'ta yer alan 'I Follow Rivers' adlı parçası ile dünya müzik listelerine girmeyi başardı. Sanatçının müziğinde elektronik, indie pop ve alternatif ögeler bulunuyor.Milliyet Sanat
Koruma Kurulu'na Göre Tarihi Kümbetin Yanındaki Yurt Silüeti ‘Fazla’ Etkilemiyor
Selçuklular tarafından 700 yıl önce yaptırılan tarihi Halime Hatun Kümbeti’ne neredeyse bitişik inşa edilen yurt binasıyla ilgili Koruma Kurulu’nun ‘Silüeti fazla etkilemiyor’ dediği ortaya çıktı.Van’ın Gevaş ilçesindeki Selçuklular’dan kalma 700 yıllık tarihi Halime Hatun Kümbeti’ne neredeyse bitişik inşa edilen yurt binasıyla ilgili Koruma Kurulunun “Silüeti fazla etkilemiyor” dediği ortaya çıktı. 1. derece arkeolojik sit alanı olan bölgedeki kaçak ve ruhsatsız yurt binasıyla ilgili soruşturma açılsa da, yetkililer dosyayı 2010 yılında kapatarak, yurt binasının bu şekilde kalmasına göz yumdu. Oysa AKP’li belediye başkanı “Bu görüntü tarihi katleden bir görüntüdür. Mutlaka ortadan kaldırılması lazım” demişti.700 YILLIK ‘ECDAT’ YADİGARİVan’ın Gevaş ilçesindeki Melik İzeddin tarafından 700 yıl önce kızı Halime Hatun için yaptırdığı Halime Hatun Kümbeti’nin güneybatısına 7 yıl önce yurt binası yaptırıldı. Bina, tarihi kümbetin dokusuna görüntü açısından zarar verdiği için büyük tepki çekti.Van Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bilgi edinme hakkı kapsamında yapılan bir başvuruya verdiği yanıta göre, mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Gevaş Belediyesine ait olan Selçuklu Mezarlığı ile Halime Hatun Kümbeti, 30 mayıs 1985 tarihinde 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi.SİLÜETİ FAZLA ETKİLEMİYORMUŞBölgede yapılaşma yasağı olduğu halde, 7 yıl önce kümbetin hemen yanı başında kaçak ve ruhsatsız olarak inşa edilen yurt binasıyla ilgili Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun skandal bir yorum getirdiği ortaya çıktı. Kurul, 13 mayıs 2010’te kümbetin hemen yanı başındaki binanın sit alanı dışında kaldığını öne sürerek, “Yüksekliğinin türbe silüetini fazla etkilemediği”ni söyledi.Kurul ayrıca, ilçenin eğitim ve öğretim ihtiyacına destek olarak barınma sorununun karşılanmasına yönelik kamu hizmeti yaptığı için inşa edilen yurt binasına yönelik bir fiziki müdahalede bulunulmamasına karar verdiğini bildirdi.BAŞKAN ‘KATLİAM’ DEMİŞTİKümbetin silüetinin bozulmasıyla ilgili AKP’li Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan, ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Bu görüntü bu tarihi katleden bir görüntüdür. Bana göre bir cinayettir. Bunun mutlaka ortadan kaldırılması lazım” demişti.SORUŞTURMA DOSYASI 2010’DA KAPATILMIŞAncak, Van Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Bölge Kurulu, 2008 yılında MEB tarafından izinsiz ve ruhsatsız inşaat edilen yurt binasını yapan ve yaptıranlar hakkında adli ve idari soruşturma açılmasına karar verdiği halde, inşaata müdahalede bulunulmasıyla ilgili bir karar almadı. Van Valiliği de, 27 aralık 2010 tarihinde ruhsatsız yurt binasının yapılmasına müsaade eden kamu görevlileriyle ilgili soruşturmaya izin verilmemesini kararlaştırdı. Belediye Başkanı’nın 2014 yılında “Yıktıracağız” dediği kaçak yurt binasının dosyası 2010 yılında tamamen kapatıldığı ortaya çıkmış oldu.‘AZ YA DA ÇOK DİYE BİR ŞEY OLMAZ’Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk “Fazla etkilememek” diye bir kavram olmaz. Bir suç tespit edilmiş ve soruşturma dosyası açılmış. “Fazla etkilemediği” şeklindeki ifade, dosyayı kapatmak için kullanılan bir kitabına uydurma ifadesidir. Bunun azı, çoğu nasıl oluyor? Etkilemiştir. Kültür varlıklarının algılanabilir olması gerekir. En basitinden bir fotoğraf çektiğinizde, o yurt giriyorsa kareye, etkileniyor demektir. Hangi açıdan bakarsanız bakın, kümbet ve yurdu aynı açıda görüyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu yurt, hem imar kanununa, hem de koruma mevzuatına aykırı bir işlemdir.GÜL YÜZÜNÜZE SÖZÜMÜZ OLSUN: KAÇAK YAPIYI YIKTIRACAĞIZArtos Dağları ile Van Gölü arasında kalan kıyıda kuruldu Gevaş. Urartular yaşadı. Sonra Bizans, Arap ve İranlılar geçti bu topraklardan. Anadolu’ya Türkmen akınları başladığında da boyların yerleştiği alanlardan biriydi Gevaş. Artos eski Yunanca’da “ekmek” anlamına geliyordu. Bu “ekmekartos” Hristiyanlıkla birlikte bir tür “kutsal ekmekpasta” görünümü kazandı. Dirilişi temsil eden sembolik bir coğrafyanın adıydı artık Artos. İşte Anadolu’ya gelen Türkmenler de bu mekânı, kutsallığıyla emanet aldılar. Dağın kutsal ekmeğinden besleneceklerini bildiklerinden, kadın savaşçıları için bir mezar yaptılar. Hatunlar mezarlığının başına da bilgeliğin temsilcisi Halime Hatun’un adıyla bir kümbet ördüler. Miladi 1335 yılında, Melik İzeddin’in zamanında.Van Tatvan karayolu bu mezarlığın ortasından, 1940 yılında, geçirilinceye kadar tüm bir tarih neredeyse unutulmuştu. Yolun iki yakasında kalan şahideler ise 1985 yılında yeniden hatırlandı. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Halime Hatun Kümbeti’ni ve Hatunlar mezarlığını sit alanı olarak tescil etti, koruma altına aldı. Mezar alanında, pek çok uygarlığın mezar kültü yanı sıra “türkmen şehidelerin” mezarları vardı. Hatunların mezarlarında, geometrik ve rumi desenler, geçme yıldız ve kandil motifleriyle Selçuklu celi-sülüs hat sanatının en güzel örnekleri bulunuyordu. Mezarlarda en yaygın yazı ise, “Yaşayan herkes, elbet ölecektir” ve “Ölüm, nasihat olarak yeterlidir” idi.Hatun savaşçıların sandukasının bir yüzünde ise Farsça şu Rubai yazılıydı: “Ey mezarın toprağı onu incitmeye çalışma, o çok değerli bir konuktur, onu iyi ağırla, onun misk kokan örgülü saçını çözme, onun gül yüzünü toprağa katma.”Bu asil insanların mezarlarına, Kuran-ı Kerim ve Ayet-el-kürsü’yü incelikle işleyenlerin ruhuna karayolundan sonra, başka bir gölge ise sit alanı ilan edilen mezarlığın ve kümbetin koruma alanına ruhsatsız yurt yapılmasıyla düştü. Halime Hatun Kümbeti’nin ustası Ahlatlı Pehlivan oğlu Esed çıksa gelse, “Bunu mu yaptınız başucumuza” dese vereceğimiz bir yanıt var mı? Evet, var. Onların var. Koruma Kurulu, Anadolu’nun en özgün Türk-İslam “Yapı bütünlüğünün siluetini yurt binasının fazla bozmadığı” yanıtını verecektir, mesela. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından koruma alanına kaçak olarak yaptırılan bu yapıyı, “İlçenin yurt ihtiyacını karşıladığı için yıkmadık” diyebilecektir Kurul üyeleri. Hem de bağlı oldukları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu çiğneyerek. Sandukaların üzerindeki yazıları unuttuğumuz anlarda da riyakarlıklarıyla dillenecekler. Tarihi yeniden yazmaya girişenlerin, tarihin üzerine diktikleri tüyü çıkartmak da yine Anadolu’nun ortak mirasını koruyacak olanlara kalıyor. Pehlivanoğlu’na sözümüz olsun, hatunlara sözümüz olsun. Gül yüzünüzü toprağa katmayacağız, üzerinize düşen gölgeyi kaldıracağız.Sinem UĞURLU | Evrensel
Aziz Nesin'in 'Zübük'ü Müzikal Olarak Sahneye Taşınıyor
27 Kasım’da Profilo’da başlayacak olan Müzikal komedi, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyorUsta yazar Aziz Nesin ’in, doğumunun 100. yılı kutlanacak. Nesin'in 100'üncü yaşına ithafen ‘Zübük’ isimli eseri, Nedim Saban tarafından uyarlanarak özel olarak sahneye taşınacak. 34 yıl önce beyazperdede Kemal Sunal ’ın canlandırdığı ‘Zübük’ karakterini bugün tiyatro sahnesinde, Tuna Orhan oynayacak.Nedim Saban, heyecanını şimdiden yaşadığını vurguladığı projeyle ilgili olarak şunları söylüyor:'Zübük romanını okuduktan sonra, bu karakterin yazıldığı dönemde Don Kişot efsanesini yakaladığını gördüm. Zübüklük adeta bir kavram olarak dilimize girmiş ve Aziz Nesin’in dillere destan karakteri ölümsüzleşmiş. Romanın yan karakterleri de müthiş renkli ve seyirciye nefis bir tat bırakıyor. 23 yılldır önemli projelere imza atan Tiyatrokare’ye ve Aziz Nesin ustanın 100. Yıl doğum gününe yaraşacağını düşünüyorum. ”KonusuSiyasi hayatına küçük bir ilçede başlayarak milletvekilliğine kadar yükselen “İbrahim Zübükzade”, çevresindeki herkesi kandırmış, halkın manevi değerleri ve inançlarını sömürerek, siyasette yükselmeye başlamıştır. Bu önlenemez yükselişi durdurmak isteyenler, son çare olarak onu daha da yükselterek, Ankara’ya göndermeye karar verirler. Ancak Zübük, nereye giderse gitsin bela olmaya devam eder.27 Kasım’da İstanbul Profilo’da başlayacak olan müzikal komedi, Beylikeğrisi adlı hayali bir yerde, bir seçim sandığının başında geçiyor. Oyunun diğer rollerinde tiyatro, sinema ve TV dizilerinden tanıdığımız Halim Ercan , Hakan Akın , Bahar Yanılmaz , Deniz Değirmenci , Ercü Turan , Hilmi Özçelik , Evren Erler , Serdar Aydın , Ena Alpar , Emrah Düzkaya , Selim Tezin gibi isimler rol alıyor. Oyunun yardımcı yönetmeni Bülent Seyran .T24
Reklam
Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'na Rekor Ziyaret
8 Kasım Cumartesi günü kapılarını ziyaretçilere açan Kitap Fuarı dün akşam saat 19.00’da kapandı. TÜYAP’dan yapılan açıklamaya göre, fuarı bu yıl rekor sayıda okur ziyaret etti. 9 gün boyunca fuarı 503 bin okurun ziyaret ettiği açıklandı. Fuarı geçen yıl 455 bin okur gezmişti.Türkiye ve yurtdışından 850 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen fuarda, söyleşi, panel, çocuk etkinlikleri ve dinletilerle 270 etkinlik yer aldı.BU YILKİ TEMA SİNEMAYDITÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nın bu yılki teması 'Sinemamızın 100 Yılı', fuarın 'Onur Yazarı' da Atilla Dorsay oldu. Sinema teması kapsamında yaklaşık 50 etkinlik düzenlendi. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da hafta sonu Kitap Fuarı’na yoğun bir kalabalık akın etti. Fuar Merkezi ile Metrobüs durağını birbirine bağlayan üst geçitte izdiham yaşandı. Uluslararası TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı sona erdi. Fuarı bu yıl 503 bin okurun ziyaret ettiği açıklandı.Evrensel
Reklam
İstanbullu'nun Müzikal Anlamda En Güzel 11 Komşusu
Dünyanın her yerinde müzikseverleri bir araya getiren Sofar Sounds hareketinin İstanbul ayağı gelecek ay 1. senesini doldurmuş olacak. Konserler her ay farklı evlerin oturma odalarında gerçekleşiyor. Organizatöründen teknik ekibine, ev sahiplerinden müzisyenlere kadar herkes gönüllü bu projede!Şimdi o güzel komşularımıza ve misafirlerine selam verelim birlikte.
Dövmenizin Hayatınız Olduğunun 20 Kanıtı
Dövmesi olan ya da dövme yaptırmayı düşünenlerin bunu neden yaptıklarını merak ediyor musunuz? Dövme yaptırdıktan sonra oluşan mahalle baskısından sıkılıp 'Beni de anlayan var mı?' diye mi düşünüyorsunuz? İşte o zaman bu liste tam size göre. 20 Maddede dövmenin hayatla ne kadar içli dışlı olduğunun kanıtı bu listede.Keyifli seyirler!..
'Grinin Elli Tonu' Filminin Yeni Fragmanı Aklınızı Başınızdan Alabilir!
Vizyona girmesine ramak kala yayınlanan 'Grinin Elli Tonu' filminin yeni fragmanı cesur sahneleri ile dikkat çekti. Filmin ana karakterleri Anastacia Steele (Dakota Johnson) ve Christian Grey'in (Jamie Dornan) arasındaki ateşin yeteri kadar hissedilmediği, bu nedenle seks sahnelerin tekrar çekildiği belirtildi. Sevişme sahneleri için yeniden sete dönmek zorunda kalan oyuncuların yeni görüntüleri kısa sıra önce yayınlanan yeni fragmana yansıdı. 14 Şubat 2015 Sevgililer Günü'nde vizyona girecek olan filmin fragmanı karşınızda.
Reklam
Türkan Şoray'ın En Güzel Fotoğrafları Kitaplaştı
Türk sinemasının yapı taşlarından biri olan Türkan Şoray'ın en güzel fotoğrafları, '50 Yıllık Aşk Türkan Şoray' kitabında bir araya geldi.İlk filminde 1960 yılında rol alan Türkan Şoray o zaman henüz 15 yaşındaydı. Kısa zamanda Yeşilçam içerisinde güzelliği ve yeteneğiyle fark edilip, büyük roller oynamaya başladı. Yaşamı, kendisi henüz hayattayken bir efsaneye dönüştü ve Türkan Şoray üzerine tezler yazılan, filmleri ders olarak okutulan ve hepsinin yanında halkın en sevdiği sanatçılardan biri oldu. Haliyle de Şoray, defalarca dergilerin kapaklarında, birbirinden güzel fotoğraflarla boy gösterdi.Son olarak Esen Kitap etiketiyle raflarda yerini alan '50 Yıllık Aşk Türkan Şoray' kitabında yaşamı anlatılan usta oyuncunun en güzel fotoğrafları yazar Ercan Akarsu tarafından kaleme alınmış. Dönemin Ses, Hayat, Sinema ve Hey gibi dergilerinden derlenen kitapta, Şoray hayranları aynı zamanda onun yaşamını bir film şeridi gibi gözlerinin önüne getirebilecek. Ayrıca gazeteci Agah Özgüç'ün kısa süre önce gerçekleştirdiği Türkan Şoray röportajının da yer aldığı kitap arşivlik bir çalışma niteliğinde.Al Jazeera
Barış Manço'nun Eşsiz Şarkılarıyla bize öğrettiği 15 Şey
Barış Manço, efsane şarkılarıyla herkesi birleştirmeyi başaran, eşeğinden, ayısına, sebzesinden, bitkisine herkes ve her şey hakkında bir şarkısı olan hepimizin Barış Ağabeyi... Şarkıları ile bir çok şeyi öğretti, öğütler verdi bizlere. Onu asla unutmayacağımızı anlamak için onu kaybetmemizin ardından yetişen neslin bile Barış Manço şarkıları ile büyümeye başladığını, hiç tanımadan Barış Ağabeylerini seviyor olmalarını görmemiz yeterlidir.
Reklam
Emrah Serbes Hikayeleri Tiyatro Sahnesinde
Emrah Serbes’in öykülerinden oluşan 'Öykülerden Oyunlar' 25 Kasım Salı günü garajistanbul sahnesinde tiyatroseverlerle buluşacakTiyatro Keyfi, Emrah Serbes’in öykülerini sahneye taşıyor. Emrah Serbes'in yazdığı ve Tayfun Dinçer'in yönettiği 'Öykülerden Oyunlar'da Hakkı Ergök ve Kemal Başar, Savaş Başar anısına sahne alıyor. Oyun, 25 Kasım Salı günü saat 20:30'da garajistanbul sahnesinde izleyiciyle buluşacak.Işık tasarımı Yüksel Aymaz tarafından yapılan oyunun müzikleri Orhan Enes Kuzu'nun imzasını taşıyor. Oyunda yardımcı yönetmen koltuğunda Vedat Vural ve Elif Şahin oturuyor.İlerihaber
Banksy'nin Dünya Gençliğinin Sesi Olduğunu Gösteren Anlam Yüklü 40 Eseri
17 Kasım gecesi yayınlanacak olan Banksy Does New York isimli belgesel ile, sanatçının ekim ayı boyunca New York'ta geçirdiği dönem hayranları ile paylaşılacak. Belgeselin üzerinde durduğu nokta, Banksy'nin estetik anlayışı ve sanatı ile sormak istediği sorular.Bu soruların günümüz gençlerinin birçoğu tarafında da sorulduğu çok aşikar. Bu nedenle, Banksy'nin her geçen gün sayıca artmakta ve belli bir bilinç etrafında toplanmakta olan dünya gençliğinin sesi olduğu söylenebilir. İşte bu yetenekli insanın ellerinden çıkmış, birbirinden şahane 40 sokak sanatı eseri;
Reklam
Sakarya Nehri'nin Kaynağı Görüntülendi
Sakarya Nehri'nin doğduğu Eskişehir'in Çifteler ilçesindeki su kaynağı, dalgıçlar tarafından görüntülendi.Sualtı Fotoğrafçısı ve Dalış Eğitmeni Recep Şen, 824 kilometre uzunluğundaki nehrin akmaya başladığı Sakaryabaşı mevkisinde bulunan kaynağa tüple daldı. Şen'in kamerayla çektiği görüntüler, seyri doyumsuz güzellikler sunuyor.Şen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sakarya Nehri'nin doğduğu su kaynaklarını görüntülediklerini, temiz suyun Sakarya’ya ulaşana kadar insan faktörüyle geldiği durumun üzüntü verici olduğunu söyledi.Sakarya Nehri'nin doğduğu kaynaklar hakkında bilgi veren Şen, şunları kaydetti:“Sakarya’da mümkün olduğunca su altı görüntüleme çalışmalarına katılıyorum. Sakarya Nehri’nin doğduğu yer olan Çifteler ilçesinde bulunan kaynaklara birçok dalış gerçekleştirdik. Yaz kış 22 derece olduğunu öğrendiğimiz su, inanılmaz derecede berraktı. Kaynakların bulunduğu alanlar 6-7 metre ortalama derinlikteydi ve çok güzel görsel çalışma gerçekleştirdik ancak Sakarya’ya döndüğümüzde insan faktörüyle nasıl kirlilik yaşadığı ortada. Her taraf pislik, moloz ve çamur. Sakarya Nehri'ni bu hale biz insanlar getiriyoruz.”Sakarya Nehri'ndeki kirlilikSakarya Üniversitesi (SAÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve TEMA Vakfı Sakarya Temsilcisi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu da nehrin Türkiye’nin önemli havzalarından biri olduğunu anlattı.Eskişehir’den doğan nehrin denize döküldüğü Karasu ilçesine kadar yoğun şekilde kirlendiğine işaret eden Gümrükçüoğlu, “Doğduğu yerdeki suyun ne kadar temiz olduğunu görüp, denize döküldüğü yerde kirliliği gördüğümüzde, aradaki farkı çok daha net anlayabiliriz. Aslında bunun sebeplerini hepimiz çok iyi biliyoruz çünkü su ortamlarını, kaynaklarını alıcı ortam olarak değerlendirdiğimiz için sanayi atıkları, evsel atıklar, kum ocakları ve nehir kenarlarındaki taş ocakları gibi birçok faktör, nehrin kirlenmesine sebep oluyor” diye konuştu.Nehir güzergahında alınacak önlemlerle kirliliğin önüne geçilebileceğini aktaran Gümrükçüoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:“Atıkların çok iyi arıtılmadan alıcı ortamlara verilmemesi gerekir. Nehirler, suyu bir yerden bir yere taşıdıkları için su döngüsünde çok önemli paya sahip. Bu nedenle diğer su kaynaklarında olduğu gibi nehirlerin de çok iyi korunması gerekiyor. Hidroelektrik santrallerini (HES) de saymamız gerekiyor. Elbette ki enerjiye ihtiyacımız var ancak 'bir nehrin üzerine gereğinden fazla HES yapılması' demek, nehrin ekosistemini alt üst etmek anlamına geliyor.O sebeple bu sayının çok iyi ayarlanması ve en azından nehirleri boruların içine almayan HES türlerinin yapılması kaynakların korunması için çok önemlidir.”AA
Sinema Tarihinin Adrenalini Tavan Yaptıran 20 Unutulmaz Kapışması
Karşı karşıya gelen iki taraf. İkisi de birbirinden iddialı. Asla kolay kazanmak yok ve karşılaşmaları ne kadar uzun süreli olursa seyir zevki de bir o kadar artıyor.En iyisi bunlar diye bir iddiamız yok, elbet çok sayıda sahne daha mevcut ama bu sahnelerin keyifle izlendiği de ortada. Buyrunuz, keyifli seyirler.Esinlenme burası..
Abdullah Biraderler'den II. Abdülhamit Devrine Ait 13 İstanbul Karesi
Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit dönemlerinde Osmanlı Devleti'ne saray görevlisi olarak hizmet etmiş olan Abdullah Biraderler (Viçen, Hovsep ve Kevork Abdullahyan) fotoğraflarıyla imparatorluk coğrafyasından birçok çehrenin ve eserin bir sonraki yüzyıla taşınmasını sağlayan saygıdeğer sanatçılarımız. Biliyorsunuz, kendileri Ermeni. Eserlerinin çok büyük bir kısmı maalesef devlet arşivlerimizde değil. Bunu bir kültür ayıbımız olarak aklımızda tutalım ve Amerikan Kongre Kütüphenesi'nden (Library of Congress) derlenmiş 19. yüzyıl İstanbulu karelerini seyre koyulalım.(Başlıklar, fotoğraflar üzerindeki Osmanlı Türkçesi açıklamaların Latinize edilmiş şekilleridir.)
Bu Yaratıcılığa Şapka Çıkartılır Diyeceğiniz 13 Kartvizit
İnsanların iletişim bilgileri her ne kadar artık dijital dünyaya geçmiş olsa da bu demek değil ki geleneksel kartvizitler artık işe yaramıyor. Konu hatırlanmak ve akılda kalmak olunca firmalar yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar ve ortaya bu yaratıcı 'kartvizitler' çıkıyor.
Reklam