Şizofreni, kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını etkileyen ciddi bir ruhsal hastalıktır. Dünya genelinde yaklaşık 26 milyon insanı etkilemektedir. Şizofreni genellikle ergenliğin sonu veya ilk yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Şizofreni hastaları, gerçeği değerlendirmelerini güçleştirebilen çeşitli semptomlar yaşamaktadır. Henüz tüm hastalar için tam şifa sunan bir tedavi olmamakla birlikte, çoğu insan için oldukça etkili olan başarılı tedavi yaklaşımları mevcuttur. Hastaların bir çoğu uygun tıbbi tedavi ve psikososyal destekle iş yaşamına dahil olarak, sosyal ilişkilerini devam ettirerek üretken bir hayat yaşayabilmektedir. Şizofreni hastalığı halk tarafından yeterince anlaşılmadığı için önyargı ve ayrımcılığa açıktır. Örneğin halk arasında şizofreni hastalarının saldırgan ve tehlikeli olduğu genel kanısı mevcuttur. Ya da bu hastaların evsiz, sokakta yaşayan kişiler olduğu. Ancak bu tüm şizofreni hastaları için doğru değildir. Çünkü şizofrenide tüm hastalar aynı belirtileri yaşamazlar. Bu ve benzeri önyargılar, ayrımcılık ve damgalamalar hem hasta hem de hasta yakınlarının hayatlarını zora sokmaktadır. Hasta ve yakınları için damgalama ve etkileri ile baş etmek, hastalıkla baş etmelerinden daha zor olmaktadır. Bu önyargıların azaltılması, hasta ve yakınlarının ayrımcılık ve damgalanmadan korunması ve toplumsal bilinçlenme konusunda uzmanlara, kurumlara ve medyaya büyük görev düşmektedir.
Yıllardır konuşulan ancak bir türlü gerçekleşemeyen Assassin’s Creed filminin yeni çıkış tarihi belli oldu. Geçtiğimiz yıl iki oyun daha çıkaran Ubisoft ‘un sevilen serisi sonunda beyazperde için net bir tarih verdi.Assassin’s Creed filmiyle ilgili pek çok habere daha önce yer vermiştik. Yönetmen sıkıntısı, senaryo sorunu derken yine de Ağustos 2015’te çıkmasını beklediğimiz film için oldukça umutluyduk. Ancak film bu yıl çıkmayacak. olarak açıklanan çıkış tarihi için neredeyse iki yıl daha bekleyeceğiz. Bu tarihin artık resmi tarih olduğunu belirtelim. Yani bir Assassin’s Creed filmi kesin olarak gelecek ancak bunca sorundan sonra hayranları ne kadar tatmin eder emin değiliz.Filmin senaryosu ise hala gizemini koruyor. Michael Fassbender ‘ın başrolünü oynayacağı filmde, oyuncunun hangi oyundaki karaktere bürüneceği hala bir muamma. Ancak kulislerde konuşulanlar Desmond ‘ı işaret ediyor.Log
Dünyanın en önemli ressamlarından Pablo Picasso'nun torunu Marina Picasso, dedesine ait paha biçilmez koleksiyonun bazı parçalarını satacak.Sanat dünyasının 'dahi'lerinden ünlü ressam Pablo Picasso'nun torunu Marina Picasso, dedesinin eserlerinden bir servet kazandı. Sanatçının oğlu Paulo Picasso’nun kızı olan Marina koleksiyonundaki eserleri satarak 290 milyon dolar kazanmayı planladığını açıkladı.Koleksiyondaki Picasso’nun ilk eşi Olga’ya ithafen çizdiği meşhur ‘Portrait de femme’ ile ‘la Mandoline Femme' isimli tabloları 60 milyon dolara, ‘Maternité’ başlıklı çalışma ise 54 milyon dolara alıcı bulmuştu.Marina Picasso, eserlerin satışından elde ettiği gelirin büyük kısmının çocuk ve gençlere yönelik yardım faaliyetleri yürüten uluslararası örgütlere bağışladığını açıkladı.Habertürk
Burada bahsedeceklerim komplo teorileri veya varsayımsal bilgiler değil. Bu dünyada gördüğü her şeyden şüphelenen ve yaşamın gerçeklerini sorgulayan bir insan olarak, sizlere gerçekten ölümünü tahmin eden insanlardan bahsedeceğim. İlk olarak John Gregory Dunne'ın kendi ölümünü sezdiğini okuduğumda gerçekten çok etkilenmiştim. 'O his nedir?' diye sormuştum kendime: İnsanların ölümün yaklaştığını anlamasını sağlayan o his nasıl bir duygudur ve nereden gelir? Biraz araştırma yaptım ve kendi ölümlerini tahmin etmiş olan başka insanlar olduğunu da keşfettim. Birbirinden ilginç hikayelere sahip olan bu insanları bu içerikte sizler için bir araya getirdim. İşte kendi ölümünü tahmin etmiş 6 sıradışı sanatçı:
Kadınların dünyasını konu aldığı filmleriyle tanınan Oscar’lı yönetmen Pedro Almadovar, Financial Times gazetesine verdiği röportajında, üzerinde çalıştığı yeni filmi hakkında ipuçları verdi. Almadovar, başta 1995’te çektiği The Flower of My Secret, Oscar’lı aktris Penelope Cruz’un başrolünde yer aldığıVolver/ Dönüş ve kendisine En İyi Dilde Yabancı Oscar’ını getiren, All About My Mother/ Annem Hakkında Her Şey gibi kadın öykülerine devam ettiğini ve yeni filminin adının Silencio/ Sessizlik olacağını açıkladı. İspanyol yönetmen, “ Şu an, beni çok heyecanlandıran, çarpıcı ve yıkıcı bir kadın dramı hikâyesinin yaratım sürecindeyim” derken, “Sessizlilik bir kadının başına gelebilecek en korkunç şeyi resmediyor, bu dehşet verici şey karşısında verebileceği yegane tepkiyse sessiz kalmak, işte film adını buradan alıyor” dedi.SEÇECEĞİM KADIN DÜNYAYA AÇILACAKOyuncu kadrosu henüz belli olmayan yapım için Almadovar, kadın başrolün kim olduğuna karar vermediğini fakat seçilecek İspanyol kadın oyuncunun bu filmle bir dönüm noktası yaşayabileceğini kabul ettiğini anlattı. Ünlü yönetmen, “Bu film İspanyol bir aktrisin, dünyaya açılmasını sağlayacak bir film niteliğinde olacak, fakat henüz bir isimde karar kılmış değilim” dedi. Almadovar Nisan ayında çekimlerine başlayacağı filmin tamamının İspanya’da çekileceğini de sözlerine ekledi.Kaynak: Variety
Bizim kültürümüze oldukça uzak olsa da, hatta 'nimetle şaka olmaz!' minvalinde atasözlerimiz bulunsa da, birazdan göstereceklerimiz, yiyeceklerle nasıl erotik fotoğraflar çekilebildiğini gösteriyor.Yakın zamanlarda, Avustralyalı fotoğrafçı Sarah Bahbah'a ait olan ilginç bir Instagram hesabıyla karşılaştık.Bahbah'ın farklı mekanlarda, farklı insanları çektiği fotoğraflar bir yana, son çektiği alelade pozlar en dikkat çekicileri oldu.Eğer Sarah'ın Instagram hesabına bir göz atarsanız, ne demek istediğimizi anlayacaksınız.Sarah Bahbah, çıplak insanların farklı yiyecekler yerken fotoğraflarını çekti ve bir albüm oluşturdu. Oldukça 'lezzetli' fotoğraflar olmasa, Sarah'ın yaptığı kelimenin tam anlamıyla bir yiyecek erotizmi.İşte Sarah'ın objektifinden dikkat çeken o fotoğraflar:
Soğuk rüzgarlar yüzümüzü hissizleştirdiğinde, biz yürüdükçe ayaklarımızın altında kalan karlar ses çıkardıkça ve gökyüzünden düşen kar taneleri görüşümüzü azalttıkça, aslında en güzel mevsimin geldiğini anlıyor insan. Kış demek birçok kişi için yalnızlık demek; battaniyenin altına uzanarak bir film izlemek veya sıcak bir şeyler içerek sokaktan geçenleri seyretmek demek. Bir de bu kış evlerine bakın; belki de bu yalnız kış günlerini geçirebileceğiniz en güzel yer bunlardan biridir;
NeoKlasizm(Yeni klasizm) den Romantizme geçiş sürecinde Fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük ressamlarından olan Gericoult birbirine girmiş, bu insan yığınlarını bir araya getirerek büyük bir şaşkınlık yaratmış, ardından da sert eleştirilerin hedefi olmuştur.Acaba bu resme baktığımızda ne anlamamız gerekiyor ? Umut mu ? Umutsuzluk mu ?1816 yılının sıcak temmuzunda Medusa adlı Kraliyet gemisi, sakince kıyıdan ayrılarak, kendisini sonsuz maviliğe bırakıyor. İngilizlerin Fransızlara bıraktığı Senegal'deki bölgeyi işgal etmek için deniz taburu gemide hazır bulunuyor. Çiçeği burnunda yeni atanmış Senegal Valisi, ailesi, hizmetçileri, oranın coğrafyasını çıkarmak, bilgi edinmek için bilim adamı ve araştırmacılar ile beraber tam 400 kişi Medusa'nın kamaralarına yerleşmeye çalışıyor.Kanarya Adalarının yakınlarında gemi çeşitli hatalardan dolayı kayaya oturuyor. Geminin bir an önce boşaltılması lazım, ancak nasıl ?Vali, ailesi, kaptan ve subaylar 6 filikaya doluşuyorlar. Geriye kalan 147 insan ise geminin direğinden parçalarından acelece yapılan, sallara zorla bindiriliyor. Filikaların onları karaya kadar çekeceği söyleniyor. Ne yazık ki bu pekte mümkün değil.Suyun ortasında bir avuç tahta parçasının üzerinde gerçek bir ölüm kalım savaşı baş gösteriyor. Açlık, susuzluk ve Temmuzun yakıcı sıcağı...Aradan bir hafta geçiyor ve 147 kişiden geriye yalnızca 28 insan salda kalıyor. (Zor atlatılan bir haftanın ardından bazı ölülerin etleri güneşte kurutularak yendiği kayıtlara geçmiştir)Suyun ortasında geçen 13 vahşi günün ardında tesadüfen sağ taraftan bir geminin geçtiği fark ediliyor, ve halen umudu olan bir kaç insan, son enerjilerini de kullanarak geçen geminin dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Ve işte Theodore Gericault tamda bu anı devasa bir tabloya işleyerek ölümsüzleştiriyor.Ve evet, o kadar asilzadenin arasından uzanan bir 'Zenci' kolu, sonunda fark ediliyor, gemi bu insanları kurtarıyor.
Çok değil... Kim bilirdi 1990'lı yıllarda bir balıkçı kasabası olan çöl çorak bir yerin şimdi dünyanın en ihtişamlı yerlerinden biri ve dünya ticaret merkezlerinden olacağını. Hem gelişimi hem de şehri ile kendine hayran bırakan, ''lüks şehir'' tanımının yeni jenerasyona rahatça anlatılabileceği Dubai'nin kendisi de, gelişimi de gerçekten hayret verici.İşte Arap dünyasının lüks şehri:
Aynı adlı romandan Tunç Başaran tarafından sinemaya aktarılan filmde bir depresyon hastasının yaşamından ve hastalığından kesitler veriliyor.IMDb Puanı: 6,4Kaçiklik diplomasi (1998)
Türk kızları tabii ki böyle değil, olayı komik olsun diye o kadar abarttık ki o kadar olur yani. Şu yazdığımız gibi bir Türk kızı bulun bu işi bırakırım, hepsine kefilim.
14. !f istanbul’u, hayalgücünün sınırsızlığını her işinde gözümüze sokan Tim Burton’ın son filmi ‘İri Gözler / Big Eyes’ ile açıyoruz. Burton bu sefer karısının iri gözlü çocuk tablolarının üzerine konan Walter ve resimlerin gerçek yaratıcısı Margaret Keane’in hayatını anlatıyor. 50li yıllarda yaşayan Keane çifti dev gözlü küçük kız tablolarıyla o dönem büyük şöhret elde etmiş. Henüz filmi izlemedim ama fragmanından yayılan kokular uykudan uyandırıp mutfağa götürecek cinsten.Margaret Keane’i American Hustle, The Master’daki rolleriyle iz bırakan Amy Adams, Walter Keane’i ise Inglorious Basterds ve Django Unchained filmleriyle Oscar’ı kucaklayan Christoph Waltz canladırıyor. Filmde ayrıca geçtiğimiz sene The Grand Budapest Hotel’deki performansıyla bir kez daha kalbimizi çalan Jason Schwartzman ile Breaking Bad izleyenler için unutulmaz kadın Kyrsten Ritter rol alıyor.Sona bıraktım ama söylemeden olmaz; İri Gözler‘de insanları en mutlu anlarında bile hüzünlendirebilmeyi kendisine görev bilmiş Lana del Rey‘in iki şarkısı var. Bunlardan Pazartesi sabahı sizi daha az ağlatacak olan Big Eyes’ı şurada dinleyebilirsiniz. Burada da Lana size öpücük atıyor ki onu affedin, biraz keyiflenin.Zaferhan Yumru/ifistanbulblog
Mısır'ın Şeyh Abd el-Kurna antik mezarlığında kazı yapan arkeologlar, tanrı Osiris için inşa edilen mezarı buldu. Birçok odadan oluşan çok katlı mezarda Osiris'in heykelini barındıran büyük oda tamamen gün yüzüne çıkarıldı.Mısır'ın antik Thebes kentinde İspanyol ve İtalyan arkeologlar tarafından yapılan kazılarda, M.Ö 750 ila 525 yılları arasında inşa edildiğine inanılan dev bir mezar ortaya çıkarıldı. Ölüm tanrısı Osiris'e adanan çok katlı mezarın, Oserion olarak da bilinen ve Abidos kentinde yer alan Birinci Seti Tapınağı'ndaki mezarın kopyası olduğu belirtildi.Arkeologlar, ana odası beş sütundan oluşan mezarın merdivenlerle aşağı inilen katında Osiris'in heykelini bulunduran bir tapınak yer aldığını belirtti. Tapınakta aynı zamanda ellerindeki bıçakları savururken tasvir edilen şeytani varlıklara ait kabartmalar yer aldığı bildirildi.
San Francisco'da yaşayan fotoğraf sanatçısı Beth Moon geçtiğimiz 14 yıl boyunca dünyanın en yaşlı ağaçlarını aradı ve onların fotoğraflarını çekti. Dünyanın dört bir yanına seyahat eden sanatçı, kimi zaman oldukça ırak bölgelerde kalan bu birbirinden inanılmaz ağaçları bulmak için oldukça büyük bir çaba harcamış. Çektiği fotoğrafları Antik Ağaçlar: Zamanın Resimleri isimli bir kitap ile yayınlayan Beth Moon, doğanın ne kadar güçlü ve güzel olduğunu çektiği fotoğraflarla ortaya koyuyor. İşte o yaşlı ağaçların birbirinden muazzam fotoğrafları;
Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yurtbaşı Mahallesi'nde ortaya çıkarılan 3 bin 200 yıllık bir kaleyi köylüler keşfetti. Erken demir çağına ait olduğu saptanan ve muhtarla mahalle sakinlerinin ısrarıyla bulunan kale, kentin kültür envanterine kaydedildi.Binlerce yıl çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Van'da kentin tarihi envanterine bir arkeolojik eser daha eklendi. Geçen hafta Yurtbaşı mahallesinde erken demir çağına ait olduğu düşünülen 3 bin 200 yıllık kale bulundu. Oysa, kalenin varlığı yıllardır mahalle halkı tarafından biliniyor ancak seslerini duyuramıyorlardı.Mahalle muhtarının tarihe olan merakı ve ısrarlı tutumu sonucu bölgeye uzmanlar gelip inceleme yaptı, binlerce yıllık eser sonunda ortaya çıktı.Sanat tarihçi Mehmet Top tarafından tespit edilen kalenin ortaya çıkış öyküsünü Al Jazeera Türk mahalleliler ve tarihçilerle konuştu.80 haneli Yurtbaşı mahallesinin muhtarı İrfan Yücel, tarihi kalenin tespit edilmesi için birkaç kez başvuruda bulunduğunu, ancak cevap alamayınca ilçede Hoşap kalesinde kazı yapan ekibinde ulaştığını anlatıyor. Kalenin tespitinden dolayı mutlu olduğunu belirten Yücel, kalenin değerlendirilmesi için her zaman çalışacağını söylüyor.‘’Peşini bırakmadım’’Kalenin bulunmasıyla ilgili ısrarlı davrandığını ifade eden Muhtar Yücel, 'Kale köye 3 km uzaklıkta bulunuyordu. Köylüler ve ben buranın bir kale olduğunu biliyorduk. Her zaman incelenmesini, değerlendirilmesini istiyorduk. Şimdiye kadar burası için bir imkânımız olmadı. Biz köylüler birlikte hareket etmek istedik. Yalnız imkân yoktu. Hep peşinden koştuk. Şimdi buranın değerlendirilip turizme kazandırılmasını bekliyoruz' dedi.Kalenin tanıtılması için araştırmalar yaptığını aktaran Muhtar Yücel, şöyle devam etti:'Yaptığım araştırmalar sonucunda ilçede Hoşap kalesinde kazı yapan Mehmet Top’a ulaştık. Kendisine bu kalenin varlığından bahsettik. Gelip bakması yönünde teklifte bulunduk. Kabul etti. Sonra gelip baktı. Kontrollerini keşiflerini yaptı. Kalenin tespitinin yapılması gerektiğini söyledi. Köylüler olarak buranın ortaya çıkartılmasını ayağa kaldırılmasını istiyoruz. Zaten köyün geçimi de yok. Hayvancılık ve çiftçilikle uğraşıyorlar. Burada kazı yapılması köy yararına da olacaktır.'Atalarının yeni tespiti yapılan alanın 'Derbend kalesi' olarak adlandırdığını söyleyen Yücel konuşmasını şöyle sürdürdü:'Burası ile ilgili bir şey yapılmasa biz de üzerinde duracağız. Van müzesinden yetkililer geldi. Toprak ve taş numuneleri aldılar. Ayrıca belgelendirmek için fotoğraflarda çektiler. Onların söylediğine göre burası kültür envanterine kayıtlı değilmiş. Kalenin çok eski olduğunu ve değerlendirilmesi gerektiğini söylediler. Biz burayı gösterdiğimiz için mutluyuz. İnşallah kıymeti bilinir.’’Muhtarın çabalarıyla, kaleyle ilgili temas kurduğu sanat tarihçi Mehmet Top, önce kalede yüzey çalışması yaptı. Top’un çalışması sonrasında Van Müzesi'nden yetkililer de incelemede bulundu. Eser, kentin kültür envantarine kayıt edilmesi anlamında da önem taşıyor.Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Mehmet Top, muhtarın bilgi vermesiyle kalenin resmi olarak tespitinin yapıldığı söyledi.Top, ‘’İlçede kazı çalışması yaptığımızdan iletişim konusunda her zaman buradaki vatandaşlarla temas halindeyiz. Vatandaşlar bazen bize abartılı şeylerle de gelebiliyor. Defineci merakı olabiliyor. Biz de bunları bölgenin tarihi açısından değerlendiriyoruz. Burası içinde Muhtar İrfan Yücel geldi. Biz de tespitini yaptık. Bundan sonraki araştırmalar arkeologlara kaldı’’ dedi.İlk araştırma sonucuna göre kalenin 3 bin 200 yıllık olduğunu kaydeden Top, şunları söyledi:'Kale bir erken demir çağı kalesi olduğu anlaşıldı. Gerek kalenin konumu gerek mimari yapısı ve buradan çıkan seramik parçaları günümüzden hemen hemen 3 bin veya 3 bin 200 yıl önceye ait olduğu ortaya koydu. Buranın daha önce gerek Van müzesi, gerekse arkeolojik çalışma yapan bilim insanları tarafından kayıt altına alınmadığını gördük. Bu açıdan da önem arz ediyor. Bölgede halen orta çağ hem de ilk çağ dönemine ait kayıtlara geçmeyen kültür varlıkları var.'Fatih Sevinç, Al Jazeera Turk
2014 senesinde Vine, Instagram ve Youtube gibi kanallarda yayınlanan eğlenceli videoların fonlarını oluşturan müziklerden en çok kullanılanlarından bazıları. İçerikteki video müzikleri Türk gelenek ve göreneklerine uygun olmayan sözler ve görüntüler içerebilir.