onedio
Özgür Akın Yazio: Derin Öğrenme (Deep Learning)
Yüksek teknolojide hızla yaşanan gelişmeler yapay zekâ ve insansı robotları günlük hayatımızın bir parçası haline getirirken bu süreçte hepimizin bilmesi gereken yeni kavramlar da hayatımızda yer edinmeye başladı. Bu yeni kavramlardan bir tanesi de derin öğrenme (deep learnig)’dir.
İlk Gün Yaşanan Tüm Gelişmelerle İzmir Depremi
Ege Denizi'nde merkez üssü İzmir'İn Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İzmir'de yoğun olarak hissedilen deprem nedeniyle bazı evlerin yıkıldı, çok sayıda bina da hasar gördü. İzmir'in yanı sıra çevre illerde de hissedilen depremin yaklaşık 15 saniye sürdüğü belirtiliyor. Deprem sonrasında Seferihisar'daki bazı sokaklar sular altında kaldı. Ekipler enkaz altındaki vatandaşlara ulaşmak için çalışmalara başladı.AFAD yaralı ve can kaybı bilgisini güncelliyor. Gelen son açıklamaya göre can kaybı 20'ye, yaralı sayısı 786'ya çıktı. Arama kurtarma çalışmaları 4 binada tamamlandı, 13 binada sürüyor. Yaşanan tüm gelişmeleri canlı olarak aktardık...
Reklam
Uğur Batı Yazio: Güzelliğin Yarattığı Etki Marihuana Gibidir Desek!
etiket
Instagram’daki bütün o güzel kadınlar. Şili’den bir şelale manzarası. Dağdaki eşsiz çiçekler ya da denizde gözünün önünden kayıp giden 40 metrelik bir yat... Evet, bunlar güzeldir ve güzellik beynin anlık zevkidir. Halil Cibran’ın söylediği gibi: “Güzellik, aynada kendini seyreden sonsuzluktur.”
Reklam
Büyük İhtimalle Torunlarımızın Günlük Hayatlarında Çokça Kullanacağı Teknoloji Harikası Ürünler
Çok değil 40 yıl öncesinde biri şu an sahip olduğumuz teknolojiden bahsetse ya güler geçerdik ya da şaşkınlıktan nutkumuz tutulurdu. Teknoloji ve bilim her geçen gün nutkumuzu tutmaya ve hayatımızı kolaylaştıran buluşlar yapmaya devam ediyor. Ve biz her defasında 'Artık bu da olduysa daha başka ne olabilir ki?' diye düşünüyoruz. Örneğin yapılan araştırmalara göre bir Amerikalı yılda 1.200 doları sadece elektronik ortamı keşfetmek için kullanıyor. Ama gelecek o kadar farklı ki bu harcamalar giderek artacak gibi görünüyor. Biz görür müyüz bilemiyoruz ama gelecekte belki torunlarımızın kullanacağı muhtemel teknoloji harikalarını sizin için bulup derledik.
Dünyaca Ünlü Ranker Sitesine Göre İnsana Kendini İyi Hissettiren En İyi 15 Film
İyi ve huzurlu hissetmek ister misin?Bu liste, bize kendimizi en iyi hissettiren 15 filmin listesi. Birazdan göreceğin filmler, aslında inanmayı, ilham almayı ve yaşamak istemeyi dolaylı yoldan bize bir kez daha hatırlatıyor.  Üzgünsen, hasta hissediyorsan ya da sadece bir film açıp içinde kaybolmak istiyorsan, bu listedeki filmler ne izlemen gerektiği konusunda sana yardımcı olacak.Eğer sana şimdiye kadarki en iyi hissettirecek olan filmi arıyorsan, onu bu listede bulabilirsin...
Reklam
Reklam
Tunç Akkoç Yazio: Çiçek Hastalığından Covid-19’a
etiket
20. yüzyılın en önemli olayı sizce nedir? -Aya gitmek mi-SSCB’nin dağılması mı- İnternetin hayatımıza girmesi mi… Yoksa ölümcül bir hastalığın ortadan kaldırılması mı?Çiçek hastalığı gibi bir salgın geçti tüm dünyadan. Tarih şeridine baktığımızda M.Ö. 1350’de Mısır -Hitit savaşı sırasında hastalık Hititlere geçişi hastalığın insanlar arasındaki temaslı geçişine en büyük örnek. Suppilililiuma ve onun varisiArnuwandas çiçekten ölür ve imparatorluğun çöküşü başlar. M.S 180’de ise Roma’da baş gösteren salgın sonucu Marcus Aurelius ve onunla birlikte 7 milyon Romalı ölür. 16.yy’da Amerika kıtasında 25 milyon, 18.yy’da 400.00 kişi ölür. Yaşayanlarında da sağlıkla hayatta kaldıklarını düşünmek hata olur. Onların üçte birinin kör olduğu rapor ediliyor.  20. Hanedanlığın başındaki Firavun Ramses V. M.Ö. 1141’de öldü. Ölüm nedeni çiçek hastalığı ve meşhur mumyasında çiçek izlerini görmek mümkün…Gelelim Türkiyemize. Yıl 1943… Bilanço 12395 hasta ve 1380 ölü.
Reklam
Türkiye İle Almanya Arasında İmzalanan "İş Gücü Anlaşması"Nın Üzerinden 59 Yıl Geçti
BERLİN / KÖLN (AA) - MESUT ZEYREK-ERBİL BAŞAY - Türkiye ile Almanya arasında imzalanan 'İş Gücü Anlaşması'nın üzerinden 59 yıl geçti.Almanya, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra iş gücü açığını kapatmak amacıyla 1955’te İtalya, 1960’da Yunanistan ve İspanya ile anlaşmalar yaparak buralardan ülkeye işçi getirdi. Almanya, Türkiye ile de 30 Ekim 1961’de İş gücü Anlaşması imzalayarak Türkiye’den resmi olarak Almanya’ya iş gücü göçü başladı. Türk işçiler 1973’ten sonra aile birleşimi yoluyla eşlerini ve çocuklarını yanlarına aldı. Almanya’da bugün 3 milyon civarında Türk kökenli yaşıyor. Bunların önemli bölümünün ise Alman vatandaşlığı bulunuyor.1961’den itibaren ülkeye 'misafir işçi' olarak gelen ardından 'yabancı' (Auslaender), daha sonra 'göçmen kökenli insanlar' (Menschen mit Migrationshintergrund) olarak nitelendirilen Almanyalı Türkler, hem Türkiye’nin ekonomisine hem de Almanya’nın kalkınmasına ve refahına önemli katkı sağladı.'Bir ev parası kazanarak Türkiye’ye geri dönme' planlarıyla Almanya’ya gelen Türklerin çocukları bugün ülkede siyaset, spor ve bilim gibi birçok alanda önemli yerlere geldi. Alanlarında önemli şirketler de kuran Türk iş insanları Alman ekonomisine katkının yanında çok sayıda kişiye de istihdam imkanı sunuyor.Türkler yabancı düşmanlığıyla karşılaştı Türkler Almanya’da yabancı düşmanlığı gibi ciddi sorunlarla da karşı karşıya bulunuyor.1990'lı yıllarda Mölln'de ve Solingen'de Türklerin evleri kundaklandı. 2000-2007 yıllarında ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü 8’i Türk 10 kişiyi katletti. Hanau kentinde Şubat 2019’da ırkçı bir Alman'ın terör saldırısı düzenlemesi sonucu 4’ü Türk 9 kişi hayatını kaybetti.Son yıllarda ibadethanelerine de ırkçı saldırılar yapılan Türklerin eğitim, çalışma ve sosyal hayatta da ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı yapılan çeşitli araştırmalarla tespit edildi.En büyük sorunlardan biri lisan bilmemekAlmanya’ya 'İş Gücü Anlaşması' kapsamında göç edenler daha çok lisan sorunu yaşadı.1965’te Almanya’ya gelen Ayten Onyıl da Almanya’ya geldiğinde en büyük sorunun Almanca bilmemesi olduğunu söyledi.Ancak bir iki ay içinde temel seviyede Almanca öğrendiğini belirten 83 yaşındaki Onyıl, çalıştığı şirkette Türk yemeği çıkması için yönetime başvurduklarını anlattı.Onyıl, 'Beni el üstünde tutuyorlardı. ‘Türk yemeği lazım, Alman yemeği yiyemiyoruz.’ dedik. İki kantinimiz vardı. Bir kantini bize ayırdılar. Bu sefer Almanlar da bizden fazla Türk yemeği yemeye başlayınca biz yemeksiz kaldık.' dedi.Almanya’ya çalışmak için gelen herkes gibi kendisinin de burada çok fazla kalmayı planlamadığını söyleyen Onyıl, 'Hepimiz 'Başımızı sokacak bir ev alalım gidelim.' diyorduk. Hele ben geldiğimde telgraf çektim, ‘Burada durmayacağım.’ diye. Üstünden 55 yıl geçti. Memnundum işimden, alıştım zamanla. Çocuklarım da burada doğunca seneler gelip geçti. Şimdi (Almanya) ikinci vatanım oldu.' diye konuştu.Onyıl, Berlin’e ilk geldiği dönemde sokakta Türkçe konuşanları gördüğünde sevindiğini belirterek, '(O dönem) Daha az Türk vardı. Zaten Türkçe konuştuklarında şaşırıyorduk. Dönüyorduk arkamıza bakıyorduk, ‘Türk geliyor.’ diyerek. Çok seviniyorduk. Parmakla sayılabilecek kadar azdık.' ifadesini kullandı.Alışverişte de her şeyi bulamadıklarını anlatan Onyıl, 'Dolmalık biberi bile bulamıyorduk.' şeklinde konuştu.Ana dil Türkçe'nin önemi Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaleti Uyum Meclisleri Birliği (LAGA) Başkanı Tayfun Keltek, Almanya'da Türkçenin konuşulmasının önemine işaret ederek, şunları söyledi:'Ana dil Türkçemiz bizim kişiliğimizin, var oluşumuzun ve belleğimizin en önemli unsurlarının başında geliyor. Bizim burada ana dilimize sahip çıkmamız, kendi belleğimize sahip çıkmamız demek. Bunu, gayet doğal bir istek olarak dile getirip Alman toplumuna anlatmanın zahmetine girmedik. Ana dil başarıya engelmiş gibi tüm olanaklara rağmen maalesef bu konuda bir gerileme oldu. Özellikle doğal iki dillilik büyük bir zenginlik. Bu Almanlar tarafından tam olarak fark edilmediği gibi bizler de iki dilli yetişmenin öneminin tam olarak farkında değiliz.'Gerek Türkçenin gerekse Türk kültürünün Alman toplumu tarafından yeterince dikkate alınmadığını hatta engellendiğini bunun da Almanya'daki Türk toplumunda 'istenmiyoruz' duygusu oluşturduğunu savunan Keltek, 'Burada müthiş bir ırkçılık var, istenmemezlik var, bunlara katılıyorum. ' değerlendirmesinde bulundu.LAGA Başkanı Keltek, 'Ben şöyle diyorum Almanlara: Siz bir tanesiniz, bir diliniz, bir kültürünüz var, biz iki taneyiz, daha zenginiz. Bir defa bu zenginliğimizi vatandaşlarımızın kanıksaması, kendi çocuklarına anlatması lazım.' ifadelerini kullandı.
Bursa'da Filyasyon Ekiplerinin Sayısı İki Katına Çıkarıldı
BURSA (AA) - Bursa Valisi Yakup Canbolat, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında filyasyon ekiplerinin sayısını iki katına çıkardıklarını söyledi.Canbolat, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinin gazetecilerin sorularını yanıtladı.Bir gazetecinin Kovid-19'daki vaka artışı nedeniyle Bursa'da sokağa çıkma kısıtlamasının olup olmayacağını sorması üzerine Vali Canbolat, 'Bir kısıtlama düşüncemiz şu an için yok. Bilim Kurulunun aldığı tavsiye kararları çerçevesinde ülke genelinde bir kısıtlama olacaksa bunu Bursa'da da uygulayacağız. Onun dışında İl Hıfzıssıhha Kurulu ve ilçelerimizdeki kurulları olarak zaten tüm kararları aldık.' dedi.Canbolat, Bursa'da ekim ayı itibarıyla Kovid-19 vakalarının hızla artışına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Bu hızı kesmemiz lazım. Bu konuda biz vatandaşlarımızın katkısını, desteğini ve meseleye sağduyulu bakışını istiyoruz. Hassas olmalarını bekliyoruz. Onun dışında biz de idari olarak filyasyon ekiplerimizi artırdık, iki katına çıkardık. Kamu kurumlarımızdan şoför ve araç desteğini İl Sağlık Müdürlüğü emrine verdik. Yoğun bakım sayılarını artırıyoruz. Onun dışında da denetimlerimizi hızlandırıp etkinliğini artıracağız. Vatandaşlarımızdan maske, mesafe ve temizlik kurallarına azami riayet göstermelerini bekliyoruz. Vatandaşlarımız tedbirleriyle bu işe çare olacak.'Vali Canbolat, kentte en çok vakanın Osmangazi ve Yıldırım bölgesinde olduğunu belirterek, hasta sayısındaki artış hızını durdurup geriye dönüşü sağlamayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Ermenistan Bölgeyi Ateş Çemberine Almak İçin Her Yolu Deniyor
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - İnsani ateşkesleri daha ilk dakikasında ihlal eden Ermenistan'ın çatışma alanlarını Karabağ dışına yaymaya çalıştığını belirten uzmanlar, Erivan hükümetinin bazı devletlerden silah yardımı aldığını ve terör örgütü PKK/YPG üyelerinden oluşan bir ordu kurduğunu söyledi.Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giray Saynur Derman ve Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Dr. Asıf Kurban, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Ermenistan'ın sivil yerleşim yerlerine saldırı düzenleyerek uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın 'savaş suçlusu' olarak yargılanması gerektiğini söyledi.Derman, Ermenistan’ın 1990’lı yıllarda başlayan işgal sürecinden bugüne kadar yaklaşık 20 bin Azerbaycan askerinin şehit olduğunu, 1,5 milyon kişinin ise mülteci ve göçmen durumuna düştüğünü vurguladı. Bölgenin doğal gaz ve petrol boru hattı koridoru olmasından dolayı iki ülke arasındaki gerilimin uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini belirten Derman, “Sürekli bir şekilde insanlık suçu işleyen Ermenistan, Azerbaycan ile arasında sağlanan ateşkesleri ihlal etti. Ne ateşkes ne de diplomasi yolunu dikkate alan Ermenistan ordusu, provokatif saldırılarına devam etmektedir. Paşinyan yönetiminde Ermenistan savaş suçları işlemeye devam ediyor. Üç kez insani ateşkes ilan etme konusunda anlaşma sağlanmasına rağmen Ermenistan tarafı, anlaşmaya varılmasından hemen sonra ateşkesleri ihlal etmekten geri durmuyor.” diye konuştu.Derman, üçüncü kez ateşkesi ihlal eden Ermenistan’ın, sistematik bir şekilde sivil yerleşim yerlerine Smerch füzesi, roket, misket bombasıyla saldırı düzenlemesinin savaş suçu kapsamına girdiğini vurgulayarak şunları söyledi:'Ermenistan’ın bu saldırılardaki temel hedefinin Rusya’nın ve Batı ülkelerinin özellikle Fransa’nın desteğini alarak Azerbaycan’a karşı güç kullanımı sağlamak olarak değerlendirebilirim. Bu saldırıda Ermenistan’ın Rus silahlarını kullanması da ayrıca dikkat çekici. Saldırıların Azerbaycan topraklarında gerçekleşmesi Rusya’ya müdahale hakkı doğurmadığı gibi Azerbaycan’ın meşru müdafaa hakkı nedeniyle karşı saldırısını da haklı kılmaktadır.” Derman, Rusya'nın Batı ile iş birliğinden dolayı Ermenistan'a kızgın olduğunu, Hazar enerji havzasında pay sahibi ve Avrupa Birliği'nin (AB) gaz tedarikçisi olan Azerbaycan'ı ise karşısına almak istemediğini savundu. Derman, 'Ermenistan Azerbaycan karşısında askeri teçhizat ve ordu bakımından mukayese edilemeyecek kadar zayıftır. Bu saldırıyı yaparken kime güvenmektedir? Elbette önce Rusya sonra da Fransa’ya güvendiği aşikardır. Fransa özellikle Doğu Akdeniz meselesinden dolayı çatışma alanlarını genişletip Türkiye’ye hasmane hamle içine girdiği için Azerbaycan-Türkiye yakınlığını da hesaba katarak Karabağ üzerinden sıkıştırmaya çalışmaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.'Savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçudur'Ermenistan'ın çatışma alanlarını Karabağ dışına yayıp, Azerbaycan’ı kendi toprakları dışına çekip, meşru müdafaa hakkını engelleyip suçlu konuma getirmeye çalıştığını vurgulayan Derman, şöyle devam etti: 'Bütün bu ihlaller bu amaçla yapılmaktadır. Oysaki bütün hesaplar ters döndü. Azerbaycan son derece başarılı bir şekilde ilerleyip topraklarını işgalden kurtarıp geri almaktadır. Kanaatimce Ermenistan’ın tüm bu haksız müdahalelerine sivillere saldırılarına rağmen, Azerbaycan’ın başarılı karşı taarruzuyla birlikte işgal altındaki Karabağ, Ermenistan’ın elinden alınarak yeniden ait olduğu ülke olan Azerbaycan’a geçecektir.'Derman, Paşinyan’ın tüm halkı savaşa davet etmesi, savaşın başka ülkenin topraklarında yaşanması, sivillerin hedef alınması, kamuya açık alanların ve askeri tesislerin hedef alınması gibi çeşitli suçlardan dolayı ferdi sorumluluk davasında yargılanabileceğini aktardı. Sivil halkın hedef alınarak öldürülmesi, gereksiz yere şehirlerin yakılıp yıkılması, askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar gibi eylemlerin savaş suçu kapsamında değerlendirildiğini vurgulayan Derman, sözlerini şöyle sürdürdü:'Devletler arası çatışmalarda savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçu sayılmaktadır. Savaş suçları uluslararası insani hukuk kapsamında, insanlık suçları olarak da nitelendirilir. Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi gibi uluslararası mahkemeler bu amaçla düzenlenmiştir.''Ermenistan terörist bir devlet haline geldi'Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Kurban da Ermenistan'ın anlaşmanın mürekkebi kurumadan üçüncü kez insani ateşkesi ihlal ettiğini ve Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerine yasaklı füzelerle saldırı düzenlediğini söyledi.Ermenistan'ın cephede kaybettikçe, bölgeyi bir ateş çemberi içine almak için her yolu denediğini ifade eden Kurban, şöyle konuştu:'Ermenistan'ın, bölge güvenliği için tehlikeli olduğu kanıtlanmış durumda. PKK/YPG ve benzeri terörist grupları getiriyor. Ermenistan Savunma Bakanı'nın Ermeni askerleriyle birlikte bir fotoğrafı yayınlandı. Fotoğrafta, Ermenistan Savunma Bakanı'nın yanında oturan çıplak ayaklı bir Ermeni askerinin üniforması Azerbaycan askeri üniformasıyla aynıydı. Amaç ortada, bir çatışma sonucu bu terörist ölseydi, bu fotoğraf üzerinden Azerbaycan terörist grupları bölgeye getiriyor yalanına başvuracaklardı. Dünya kamuoyunu yanıltma girişimleri de bir bir deşifre oluyor.' Kurban, Ermenistan ordusunun paralı teröristlerden oluştuğunu vurgulayarak 'Ordusu teröristlerden oluşan Ermenistan da terörist bir devlet haline dönüştü. Paşinyan, dağılan ordusu yerine terörist gruplardan ve paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdu.' dedi.Norduz sınır kapısından Ermenistan'a yardımların gittiğine dair iddialar olduğunu da belirten Kurban, İran'ın bölge barışı adına bir an önce bu sınır kapısını kapatması gerektiğini söyledi.Kurban, 8 milyar dolar dış borç ve 1,5 milyar dolardan az bir döviz rezervine sahip olan Ermenistan'ın ekonomik gücünün üstünde silahlara nasıl sahip olduğunun sorgulanması gerektiğine işaret ederek şunları kaydetti:'Ermenistan ekonomik olarak çökmüş durumda. Fakat elindeki silahların değeri ekonomik gücünün çok üstünde. Ermenistan'a giden bedava silahların olduğu ortada. Özellikle AGİT Minsk grubunda yer alan ve açık şekilde Ermenistan'ın tarafını tutan Fransa’nın AGİT grubundan çekilmesini istiyoruz. Azerbaycan halkı tek yumruk gibi bütünleşmiş durumda ve Ermeni teröristler tarafından işgal edilmiş topraklarını temizlemekte kararlıdır. Bunu da başarılı bir şekilde sahada uygulamakta, 30 yıldır işgal altında olan tarihi topraklarını işgalcilerden kurtarmaktadır. Azerbaycan bu başarısı ile bölgeye barış getirecektir.'Kurban, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi vicdanlı her ülkenin ve bireyin Azerbaycan'ın yanında yer alması gerektiğini vurgulayarak bölgede barışın ve adaletin tesisi için Ankara'nın diplomatik temaslarını sürdürdüğünü dile getirdi.Dünya medyasının Ermeni teröristlerinin Azerbaycan’da yaptığı sivil katliamları görmezden geldiğine de değinen Kurban, Türkiye medyasının Azerbaycan'ın haklı davasını tüm dünyaya duyurduğunu ifade etti.
Edirne Valiliğince "Havalandırma" Talimatı Yayımlandı
EDİRNE (AA) - Edirne Valiliği Kovid-19 tedbirleri kapsamında 'havalandırma talimatı' yayımladı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında kent merkezi ile ilçelerde dezenfeksiyon çalışmaları büyük bir titizlikle yürütülüyor.Vali Ekrem Canalp'in talimatı ile Valilik koordinasyonunda İl Özel İdaresi ile Edirne Belediyesince kurulan ekipler, gece gündüz cadde ve sokakların yanı sıra apartmanlar ve gıda satış alanlarını sık aralıklarla ilaçlıyor.Temiz hava ile mücadeleye katkı sağlanacakBu önlemlere ek olarak İl Hıfzıssıhha Kurulu kararınca Kovid- 19 tedbirleri kapsamında 'Havalandırma Talimatı' yayımlandı.Kamu ve özel sektöre ait binalar ve eklentilerindeki tüm kapalı alanların pencere ve kapı açılması suretiyle doğal havalandırma yoluyla sık sık havalandırılmasının esas alındığı talimatta temiz hava sirkülasyonun önemi de anlatıldı.Havalandırmanın ne şekilde yapılacağının yönergelerinin bulunduğu talimat, kamu kurum kuruluş, özel sektör kuruluşları yöneticilerine gönderildi.Talimata uyulup uyulmadığı Vali Yardımcılarının denetiminde tüm kurum amirlerinin sorumluluğuna verildi. Ayrıca 'Havalandırma Takip Çizelgeleri” oluşturularak havalandırmanın denetlenmesi sistematik hale getirildi.'Biz uyuyoruz misafirlerimiz de kurallara uymalı'Kent merkezinde vatandaşların büyük bölümünün maske kuralına uyduğu gözlendi. Sigara içenler dışında neredeyse Saraçlar Caddesindeki yayaların tamamı maskelerinin nizami şekilde takılı olduğu görüldü.Vatandaşlardan Hakan İnceoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte maske ve mesafe kuralına büyük oranda uyulduğunu söyledi.Vaka artışının İstanbul'dan ziyade Bulgaristan'dan gelen yoğun turist akınından kaynaklandığını düşündüğünü ifade eden İnceoğlu, 'Vaka artışı kalabalık mekanlar ve pazar yerlerindeki yoğunluktan oluyor. Maske, mesafe ve hijyene uymak zorundayız. Yapacak başka bir şeyimiz yok. ' dedi.Murat Şarbalkanlı da Edirne'de yaşayanların kurallara uyduğunu belirtti.Ancak dışardan gelenlerin kural ihlali yaptıklarını gözlemlediğini anlatan Şerbalkanlı, 'Edirne'deki vatandaşlarımız maske, mesafe ve kurallara uyuyor. Ancak İstanbul temaslı gelen vatandaşların bu kurallara uymadığını görüyoruz. Biraz daha dikkatli olmamızda fayda var. Sağlık Bakanımız dış temaslı olarak Edirne'de bir artış olduğunu söyledi. Bunlara hem Edirneliler hem de misafirlerimiz uyarsa ekonomi ve toplum sağlığı açısından iyi olur.' diye konuştu.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın dün Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada İstanbul'a yakın temaslı illerde vaka sayılarının arttığını belirtmiş, bu iller arasında Edirne'yi de saymıştı.Koca, Edirne'de vaka artışının yüzde 91 olduğunu vurgulamıştı.
Reklam