onedio
Selçuk Topal Yazio: 2020 Fizik Nobelinin 100 Yılı Aşan Hikayesi
Bu yılki fizik dalı Nobel madalyaları kara delikler üzerine ciddi çalışmalar yapan üç bilim insanına verildi. Bu yazıda kara deliklerin doğası üzerine 100 yılı aşkın süredir yapılan çalışmaların kısa bir özetini ve Nobel’e uzanan o uzun yolu bulacaksınız.Bugün adına kara delik dediğimiz bu garip cisimlerin olabileceğini söyleyen ilk kişiler 18. yüzyılda yaşamış John Michell ve Pierre-Simon Laplace’dı. Başka bir yazımda kara deliklerin ne olduğundan bahsetmiştim. Yazının geri kalanını okumadan önce o yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Yazım şurada.Eğer kara deliğe düşersek ne olur diye merak ediyorsanız işte hazırladığım ve başka bir yerde bulamayacağınız özel video.Hikayemize evrene bakış açımızı değiştiren genel görelilik teorisinin ortaya atıldığı tarihten başlayalım. Sene 1915. Birinci Dünya Savaşı sürekli açılan yeni cephelerle devam ediyordu. O cephelerden birinde bir fizikçi vardı. Alman fizikçi Karl Schwarzschild. Schwarzschild rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldı. Ancak bilimsel araştırmalarına devam ediyordu. Umuyorum günümüzün tembel öğrencileri Schwarzschild’ın bu çalışma azmini örnek alır. Toplumsal mesajı da verdikten sonra cephedeki Schwarzschild’a geri dönelim. Einstein genel görelilik makalesini aynı yıl yayımlamıştı. Makalenin Schwarzschild’in eline geçmesi uzun sürmedi. İki hafta makale üzerinde çalışan Schwarzschild sonunda çok ilginç bir bulguya ulaştı. Bir noktadan sonra ışığın bile kaçamadığı cisimler olmalıydı. Schwarzschild Einstein’ın alan denklemlerini çözerek küresel simetrik ve dönmeyen bir kütle etrafındaki bükülmüş uzayzaman örtüsünü tanımladı. Hayat bazen (aslında çoğu zaman) çok acımasızdır. Schwarzschild çözümü bulduktan yaklaşık 4 ay sonra hastalıktan öldü. Ancak onun tanımladığı Schwarzschild Yarıçapı kara delikleri anlayabilmek için bugün hâlâ kullanılıyor. Kara deliklerde olay ufku dediğimiz dönüşü olmayan bir ‘kabuk’ (kara delikleri üç-boyutlu olarak hayal edin) bulunuyordu.1930’lara gelindiğinde radyo astronomi gelişmeye başlamıştı. Galaksimizin derinliklerinden gelen radyo sinyallerinin belirlenmesi çok uzun sürmedi. Farklı dalga boylarına özgü teleskoplar ve ölçüm cihazları yapmaya devam eden insanoğlu önce içinde bulunduğu galaksiyi, daha sonra ise trilyonlarca başka galaksiye ev sahipliği yapan evreni daha iyi anlamaya devam ediyordu. Acaba o güçlü radyo sinyallerinin kaynağı ne olabilirdi? Bu uzunca bir süre soru işareti olarak kalacaktı. Ancak o gün hiç kimse bu kaynakların bazılarının galaksi dışından geldiğini düşünmüyordu.1950’lerin sonunda, bizden 730 milyon ışık yılı ötede (1 ışık yılı yaklaşık 10 trilyon km’ye eşittir!) ve galaksimizin toplam ışınım gücünden 1000 kat daha fazla ışınım gücüne sahip bir kuazar keşfedildi. Kuazarlar önceleri galaksi merkezlerinde konumlanmış bir çeşit dev yıldız zannedilse de bazı galaksilerin merkezlerinde görülen bu tarz ekstrem kompakt objeler bugün Aktif Galaksi Çekirdekleri (AGN) olarak sınıflandırılmaktadır. AGN içeren galaksi merkezleri süper kütleli kara deliklerin baskın olduğu galaksi merkezleridir. Bizim galaksimiz AGN içermiyor. Yani ekstrem bir kara deliğe sahip değil. Bunu da anlayabilmek için 50 yıl beklemek gerekecekti.1965 yılında Roger Penrose yeterince yoğun herhangi bir cismin genel göreliliğin önerdiği şekilde kara delik oluşturabileceğini gösterdi. O güne kadar yapılan hesaplar küresel simetrik bir maddenin içe çökmesini dikkate alırken Penrose küresel simetrinin olmadığı durumlarda ne olacağını araştırdı ve matematiksel fizikçi olarak ‘hapsedilmiş yüzey’ (trapped surface) adı verilen bir çözüm önerdi. Penrose bunu yapabilmek için yeni matematiksel metotlar icat etmek zorunda kalmıştı. Küresel simetrik bir kara delik için Shwarzschild yarıçapından daha küçük herhangi bir yüzey hapsedilmiş yüzey oluyor. Hapsedilmiş yüzeyin kara deliğin küresel simetrik olup olmamasına bağlı olmadığı anlaşıldı. Penrose, bir kez hapsedilmiş yüzey oluştuğunda merkezdeki tekilliğin oluşmasının kaçınılmaz olduğu sonucuna vardı.Penrose’un 1965 tarihli makalesindeki kara delik çizimine dikkat ederseniz hapsedilmiş yüzeyi geçtiğiniz anda, kara deliğin merkezini işaret eden radyal doğrultu artık zaman oluyor. Yani artık mekanın bir anlamı yok. Artık anlam ifade eden tek şey zaman! Ve merkezdeki tekillikte zaman da sonlanıyor. Kara deliğin olay ufkundan geçen bir cismin neden geri dönemeyeceğini (veya neden dönmesinin inanılmaz derecede zor olacağını) Penrose şöyle açıklıyordu: Hapsedilmiş yüzeyden içeri girildiğinde radyal eksen artık zamandır (Yıldızlararası filminde dev kara deliğe giren Cooper’ı hatırlayın! Zamanla nasıl da oynuyordu!).
Koronavirüs Aşısı Zorunlu Mu?
Türkiye'nin Koronavirüs aşı ile ilgili attığı adımlar hem heyecan hem de merak uyandırıyor. Aşı hakkında yeterli bilgiye sahip olmak isteyen vatandaşlar Sağlık Bakanı Koca'nın açıklamalarını yakından takip ediyor. Özellikle de aşının zorunlu olup olmayacağı merak ediliyor. İşte konu ile ilgili Bakan Koca'nın açıklamaları...
Reklam
Reklam
Meteorolojinin Haritası Kuraklığın Geldiği Noktayı Gözler Önüne Serdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün eylül ve kasım ayları arasındaki üç aylık ve kasım ayı kuraklık haritalarına göre, Türkiye'nin önemli bölümünün yağış almadığı, olağanüstü, çok şiddetli ve şiddetli kuraklık yaşandığı görüldü. Uzmanlar su kaynaklarının korunması için özellikle yüzde 75-80'i bulan vahşi tarımsal sulamanın tehlikelerine dikkat çekti.
Osman Balcıgil Yazio: Hermes Neden Üç Kere Kutsaldır?
etiket
Antik Mısır üzerine çalışanlar “Hermes” kelimesine isim, ilah, yaşamış bir bilge ve bir rahip sınıfının adı olarak rastladıklarını söylüyorlar.Bir Antik Yunan tanrısı sayılan Hermes’in Antik Mısır ilahı Thoth ile aynı olduğu da ileriye sürülen tezler arasında.Eski Mısır medeniyetini zorlayarak “batık kıta fantezileri”ne bağlamaya çalışanlar, Hermes’in, Atlantis’in batmasından sonra Mısır’a gelen Osiris’in devamı olduğunda ısrarcılar. Yaptıkları hesaplara göre de Hermes ya da öteki adıyla Thoth, Osiris’ten altı bin yıl kadar sonra yaşamış.Hermes’i üç kere kutsal kılan onun aynı zamanda kral, büyük rahip ve din kurucusu olması. Bu nedenle kendisine “Trimagistus” sıfatı yakıştırılıyor.
Reklam
Reklam
Sağlık Bakanı Koca: 'Aşılar Aile Sağlığı Merkezlerinde Yapılabilecek'
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısı sonrası açıklama yaptı. Koca, Çin'den alınan koronavirüs aşılarının ay sonu sağlık çalışanlarından başlamak üzere yapılmaya başlanacağı bilgisini verdi. Aşıların başta aile sağlığı merkezleri olmak üzere sağlık kuruluşlarında yapılacağını kaydetti. Koca, bugünkü vaka sayısını 31 bin 712, can kaybını 217 olarak açıkladı. Koca ayrıca 29 Temmuz'dan bu yana olan toplam vaka sayılarını da yarından itibaren turkuaz tabloya ekleyeceklerini belirtti. 
Reklam
Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz: Aşılar Evde De Uygulanabilir
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, Çin menşeli koronavirüs aşısının Türkiye'ye geldikten sonra aşı merkezlerine dağıtımı konusunda Sağlık Bakanlığı'nın çalıştığını söyledi. Doç. Dr. Kayıpmaz, 'Öncelikle en yüksek riskteki kişiler aşılanacak. Sağlık kuruluşlarında, temel sağlık hizmetlerinin sunulduğu Aile Sağlığı Merkezi, Toplum Sağlığı Merkezi gibi kuruluşlarda hatta Evde Sağlık Hizmetleri bağlamında bu aşılar uygulanabilir' dedi.
Koronavirüs Aşısı ile İlgili Çok Önemli 10 Gün Detayı; İkinci Dozdan 10 Gün Sonra Korumaya Başlıyor
 Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, gönüllüler üzerindeki aşı uygulamalarının sonuçlarının önümüzdeki günlerde çıkacağına işaret ederek, 'Aşı, ikinci dozdan 10 gün sonra korumaya başlıyor. Bu süreden daha önce virüsle karşılaşanlar enfeksiyon almış olabilir.' dedi. 
Yüz Yüze Eğitim Ne Zaman Başlayacak? 4 Ocak'ta Okullar Açılacak Mı?
Okullarda yüz yüze eğitime ne zaman geçileceği merak konusu.  Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Okullar yüz yüze eğitime ne zaman başlayacak? 4 Ocak'ta okullar açılacak mı? İşte Ziya Selçuk'un okulların açılış tarihine ilişkin açıklaması...
Reklam