Devrim Evin nasıl anlatılır bilemiyoruz hem çok düşünceli hem de düşündüğünü asla çekinmeden söyleyen bir tiyatrocu desek yeridir. Yıllarını tiyatroya veren ve Cüneyt Gökçer’in öğrencisi olarak yetişmekten gurur duyan sanatçıya tiyatroya olan sevgisi ve seyircisine olan saygısından dolayı böyle hitap etmek bize de daha anlamlı geliyor. Ve kendisi şu sıra o kadar çok röportaj vermiş ki ne soracağımızı şaşırdık desek yeridir. Zaten Evin’de aynı soruları cevaplamaktan sıkılmış, aynı şeyleri haklı olarak tekrar tekrar anlatmak istemiyor. Yine de biz herkesin sorduğuna belki yakın ama sizlerin okurken daha farklı cevapları da görebileceği soruları kendisine yönelttik. Söylemeden geçemeyeceğimiz bir diğer şey de o kadar koşuşturmacanın ve işinin arasında istediğimiz tüm sorulara çok hızlı konuşarak uzun cevaplar verdi. Tam röportaj bitti, fotoğraf çekecektik ki bir telefon geldi. Arabasını çekmesi gerekiyormuş 5 dakika içinde arabasının yanında olması gerektiğinden, tek çaremiz onunla birlikte Beşiktaş’ın yokuşlu ara sokaklarında koşturmaktı. Görseniz atletizmle uğraştığını sanabilirsiniz, o kadar hızlı ilerledik ki nihayetinde arabayı görünce içimize su serpildi. Sizin için samimi fotoğraflar çektik. Aşk’ı nasıl tanımladığını ve neler hissettiğini bir türlü anlayamasak da biz kendisini sevdik siz de sevin ve bu röportajımızı da severek okuyun.Yıllardır tiyatroyla uğraşan bir sanatçı olarak sinemanın Fetih 1453 ile birlikte sizi izleyicilerle buluşturması, hayatınıza şöhret dışında neler kazandırdı, olumlu gözlemleriniz var mı o süreçten sonrası ile ilgili?Esasen olmadı. Ben normal sanatsal çalışmalarıma aynı şekilde devam ettim sadece daha fazla insan haberdar oldu. Televizyon ve sinemanın daha fazla kitleye ulaştırma gibi getirileri oluyor. Tiyatroda koltuk sayısına göre tanınıp, sizi izleyenlerce başarılı bulunur ya da bulunmazsınız; ama sinema ve televizyonda yurt dışı da dahil milyonlarca insana ulaşabiliyorsunuz ve bu da diğer çalışmalarınız için bir avantaj sağlıyor. Tiyatrodaki otuz bin insan yerine sinema da bir milyon insana ulaşıyorsunuz. Sanatçı’nın amacı kitleyi harekete geçirerek pozitif anlam da değiştirmek ve dönüştürmektir. Ama şöhretin dezavantajını da gördüm. Çünkü ilk sinema filmim Fetih 1453 popüler piyasaya hitap eden ticari bir film. Hem dünyada hem de Türkiye’de çok izlendi ama insanlar beni tanımadığı için kendi penceresinden bakarak kendi dünyalarına oturtmaya çalıştılar. Aslında benim dünyamın da bambaşka olduğunu görünce sanki ben ailelerinin bir çocuğuymuşum gibi terslemeler ve başka bir takım sözler başladı sosyal medya aracılığıyla. Oysa ki ben zaten bu film yayınlandığında 34 yaşında olup 10 yıldan fazladır da profesyonelce tiyatroyla uğraşan biriydim. Dolayısıyla onlar beni tanımadan önce de ben bu işi yaptığım için haksız eleştirilere hak vermedim.
Katy Perry'nin Prism albümünden 3. video Dark Horse yayınlandı. Dark Horse'da Katy Perry‘e Juicy J. eşlik ediyor. Antik Mısır temalı videoda Perrv Kleopatra kılığında izliyoruz.
Calcio Storico isimli sporu muhtemelen duymamışsınızdır. İtalyanca 'Tarihi Futbol' anlamına geliyor ve muhtemelen dünyada hala icra edilen en vahşi sporlardan birisi. Kickbox, UFC, Futbol ve Rugbynin tek spor dalında birleştiğini düşünün... Kökenleri 16. yüzyıl İtalya'sına dayanan sporun kuralları oldukça ilginç. Her takımda tam 27 kişi var ve arenada oynanıyor. Amaç elleri ve ayakları kullanarak en fazla golü atmak
Budapeşte'de yaşayan tasarımcı Zsolt Molnar tam 5 ay uğraşarak Breaking Bad'in tüm 62 bölümü için poster tasarlamış. Her bölümün kendisine göre kilit noktalarını ve kritik anlarını modern çizgilerle resmeden sanatçının çalışmaları size gerçekten iyi bir nostalji yaşatacak. Breaking Bad hayranları kaçırmasın... Satın almak isteyenler için adres: http://society6.com/zsutti/printsBütün posterler için adres: http://posterology.tumblr.com/tagged/Breaking-Bad/chrono
Çocuklara anlatmaya çalıştığımız, dilimizde tüyler bitiren konularda bu kitaplar yetişiyor imdada. Kaynak: http://eniyioneriler.com/en-iyi-5-cocuk-kitabi/
Galatasaray karşılaşmasında başına aldığı darbe sonucu karşılaşmanın son 11 dakikasında kendini bilmez bir şekilde oyunu tamamlayan Cenk Gönen'i oyunda tutan Beşiktaş Kulübü doktoru Ertuğrul Karanlık'a büyük tepki var.Cenk'in başına aldığı darbe sonrasında Galatasaraylı oyuncuların bile hassasiyet gösterip 'oyundan çıkarın' tepkilerine duyarsız kalan Ertuğrul Karanlık'ın doktorluk diploması sorgulanıyor. Cenk'in kendini bilmez bir şekilde etrafına bakması neredeyiz demesi sonrası durumunun hassasiyetini anlayan Galatasaraylı oyuncular neredeyse maçın son bölümlerinde Beşiktaş kalesine gitmeyip boş alanlarda top çevirdi. Futbol Genel Direktörü Önder Özen,Fenerbahçe'de birlikte çalıştığı Karanlık'ı Beşiktaş'ta göreve getirmişti. Ertuğrul Karanlık'ın, Türkiye Futbol Federasyonunun kulüplere yaptığı akreditasyon sisteminde görevi doktor olarak değilde Osteopat olarak göründüğü öğrenildi. Türkiye'de ve dünyanın hiç bir ülkesinde doktorlukla eş değerde tutulmayan Osteopat uzmanlığı tamamen insan iskelet ve kas sistemini inceleyen bir bilim yan dalı olarak görülüyor. Bu doğrultuda Beşiktaşlı futbolcuları doktorluk diploması olmayan sadece Osteopat belgesi bulunan biri mi tedavi ediyor sorusu akıllara geliyor. Aynı zamanda doktor olmayan birini bu göreve getiren Önder Özen'in yetkileri sorgulanıyor. Hatırlanacağı üzere Ertuğrul Karanlık, Fenerbahçe'de görev yaptığı dönemde sarı lacivertlilerin yıldız oyuncusu Moussa Sow’un kronik sakat olduğu ve bu durumun teknik direktör Aykut Kocaman tarafından bilindiği iddia ederek uzun bir süre gündeme oturmuştu. Karanlık'ın uyguladığı tedavi ve sonrası çok tartışılmış sonrasında işine son verilmişti. Konunun uzmanları, Osteopat yeterlilik belgesi almak için doktor olmaya gerek olmadığını, lise mezunu birinin bile bu belgeyi kursu tamamlayarak alabileceğini söylüyorlar. Almanya'nın sadece Hessen eyaletinde osteopati tanınmış olmasına rağmen resmen tanınmayan bölgelerde de Osteopatlar alternatif uygulayıcılar olarak görülüyor. Önder Özen'in Beşiktaşlı oyuncuları emanet ettiği Ertuğrul Karanlık hakkındaki iddialar bununla da kalmıyor. İddiaya göre, seminer var diye sık sık yurt dışına giden Karanlık, bavul bavul ilaç getiriyor. Son olarak Galatasaray derbisi öncesi seminere gittiği açıklanan Ertuğrul Karanlık getirdiği ilaçları Beşiktaş Kulübüne fatura etti. Fatura tutarı ise 27.000 Avro. Fatura kesilen kişi ise bir Alman vatandaşı. Bir başka iddia daha korkutucu. Beşiktaş Futbol Genel Direktörü Önder Özen'in bilgisi dahilinde yapılan bu uygulama tüyler ürperten cinsten. İddiaya göre Ertuğrul Karanlık, yurt dışından getirdiği, içeriğinde ne olduğu bilinmeyen bu ilaçları oyunculardan alınan kanla karıştırılarak tekrar futbolculara veriliyor. Beşiktaş Nevzat Demir Tesislerinde tam teşekküllü bir hastane tarzı bir yapının bulunmadığı düşünülürse bu tür uygulamaların tam teşekküllü tıbbi bir klinikte yapılması gerekiyor. Bu uygulamanın Beşiktaş tesislerinde yapılması ne kadar sağlıklı ve uygulanan tedaviyse ne kadar hijyenli bir ortamda yapılıyor sorusunu gündeme taşıyor. Ertuğrul Karanlık için söylenen bu iddialar doğru ise futbolcuların kanı ile karıştırılan ilaçların ne kadarı doping maddesi içeriyor veya içermiyor?. Uzun süreli kullanımlarda oyunculara zararı oluyor mu? Beşiktaşlı oyuncuların sakatlanmasında ki etken bu yöntem mi? Önder Özen'in kefil olduğu Ertuğrul Karanlık'la ilgili iddialar bununla da bitmiyor. İddiaya göre Ertuğrul Karanlık, yurt dışından getirdiği ilaçları bir sporcunun kanı ile karıştırmış ve tekrar sporcuya vermiş. Kanındaki ilaçları bünyesi kaldırmayan sporcu komaya girmiş. Apar topar Türkiye'nin en büyük hastane zincirlerinden birine kaldırılan sporcuya tıbbi müdahale yapılmış ve serum takılmış hayati tehlike atlatılmış. Olayı duyar duymaz hastaneye gelen Karanlık, sporcunun odasına girerek kolundaki serumları çıkartıp doktorların ve hemşirelerin tüm uyarılarına rağmen adı açıklanmayan sporcuyu hastaneden alıp götürmüş. Daha önce Yeni Zellanda'da bir Rugby takımında çalıştığı belirtilen Ertuğrul Karanlık'ın bu yöntemi orada öğrendiği konuşuluyor. Bu yönetimi Önder Özen'in bilgisi dahilinde Fenerbahçe'de de sık sık uyguladığı öğrenildi. Yeni Zellanda'da, Osteopati kendi başına bir meslek olarak tanınırken . Melbourne ve Sidney'de üç üniversitede Osteopati eğitimi veriliyor. Günümüzde Osteopati Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bilimsel bir teşhis ve tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri içinde, osteopatlar için farklı farklı yasal koşullar vardır.MARATON.COM.TR / ÖZEL HABER
Hikayeyi baştan anlatacak olan yeni 'Fantastik Dörtlü' filminin ana kadrosu belirlenmeye başladı Marvel Comics çizgi romanlarının en bilinenlerinden 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four', 2005’de 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four' filmi ve peşinden 2007’de 'Fantastik Dörtlü: Gümüş Sörfçü'nün Yükselişi / Fantastic 4: Rise of the Silver Surfer' devam filmiyle sinema yolculuğuna başlamıştı. Ancak 2015 için hazırlanan yeni Fantastik Dörtlü uyarlaması, hikayeyi başka bir açıdan, yeni yüzlerle anlatacak. Fox'un yapımını üstlendiği yeni uyarlamanın kilit dörtlüsünü 'House of Cards' ve 'American Horror Story' dizilerinde yer alan Kate Mara, 'Doğaüstü / Chronicle' ve 'Son Durak / Fruitvale Station' filmlerinin başrolü Michael B Jordan, 'Mutluluğun Peşinde / Rabbit Hole' filminin Jason'ı Miles Teller ve 'King Kong'un Jimmy'si Jamie Bell canlandıracak. Mara, Görünmez Kadın Sue Storm'u, Jordan, Meşale Johnny'yi, Teller grup lideri Reid Richards'ı ve Bell de taş adam Ben Grimm'i beyazperdeye taşıyacak. Filmin kötü adamı Dr. Doom'u canlandıracak isim için oyuncu seçmeleri fala devam ediyor. Kadroya dahil olduğunu hayranlarına resmi Twitter hesabından duyuran Kate Mara, 'Harika hissediyorum' diye açıkladı. Filmin senaryosunu 'X-Men: Geçmiş Günler Gelecek / X-Men: Days of the Future Past'in senaristi Simon Kinberg ile birlikte yazan Josh Trank filmin yönetmenliğini de üstlenecek. Filmin 19 Haziran 2015 tarihinde vizyona girmesi bekleniyor. 2005 yılında çekilen ilk 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four' filminde kilit kadroyu Reid Richards olarak Ioan Gruffudd, Sue Storm rolünde Altın Küre adayı Jessica Alba, 'Kaptan Amerika'yı canlandıran Chris Evans ve Altın Küre ödüllü Michael Chiklis oluşturmuştu. Film izleyiciler tarafından pek beğenilmemiş ve bütçesini zar zor çıkarabilmişti. Milliyet Sanat
' İlkbahar - Sonbahar ' adında devam eden bir fotoğraf serisinin bir bölümü olan bu çalışma fotoğrafçı 'Qozop' tarafından tasarlanmış ve çekimleri de ona ait. Gençlerin yaşlı bir aile üyeleri ile kıyafetlerini değiştirmesi ile oluşan ilginç görüntüler ise görülmeye değer. Soldaki fotoğraflarda her şey normal fakat sağdaki fotoğraflarda durum biraz mizahi bir hal alıyor. İşte 'Yaşlılar İle Gençler Kıyafet Değiştirirse Ortaya Nasıl Görüntüler Çıkar?' galerisi...
Sanatçı Steve Payne tarafından yapılan bu eğlenceli photoshop çalışmasında tanıdık simalar İngiliz portre sanatçısı George Dawe tarafından yapılmış portrelere entegre edilmiş. Eski ve yeni unsurları harmanlamak için bazı fırça darbelerine (digital) ve altın bir çerçeveye ihtiyaç duyulmuş.
ASELSAN ve TUSAŞ'tan milyon dolarlık anlaşma . ASELSAN ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) arasında Genel Maksat Helikopteri programı ile ilgili olarak toplam 491 milyon 468 bin 585 dolar tutarında anlaşma imzalandı. ASELSAN'dan Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre, ASELSAN ile TUSAŞ arasında Genel Maksat Helikopteri programı ile ilgili olarak imzalar atıldı. Toplam bedeli 491 milyon 468 bin 585 dolar tutarında olan sözleşmeler kapsamında teslimatlar 2018-2025 yılları arasında gerçekleştirilecek.veteknoloji
BENİM MADAM CURİE'MUçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, kız çocuklarının meslek seçimi konusunda kalıplaşmış meslekler dışında alternatif rol modelleri geliştirmeye hedefleyerek Türkiye'deki demokratik vatandaşlık ve insan haklarının gelişmesindeki en önemli engellerden biri olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önüne geçmek için yeni bir proje yürütüyor.Eğitimde, meslek seçimi konusunda çoğu kez çocukların yetenekleri ve hayalleri doğrultusunda değil, cinsiyet rollerine uygun yönlendirmelerle eşitsizliği yeniden üretiliyor. 'Benim Madam Curie'm' projesi, bu gerçeğe dikkat çekip sadece kız ve erkek çocuklarda değil, örgün eğitim kurumlarında görev alan öğretmenler, eğitim uzmanları ve velileri de kapsayan paydaşlarda da farkındalık ve toplumsal cinsiyet duyarlılık yaratılması sağlamayı amaçlıyor.Ankara'nın Pursaklar ilçesinin 10 ilköğretim okulunda 4. sınıf öğrencilere öncü olan dört bilim kadınını anlatan animasyon filmleri gösterilecek. Astrofizikçi Dilhan Eryurt, patalog Kamile Şevki Mutlu, kimyager Remziye Hisar ve siyaset bilimci Nermin Abadan Unat’ın yaşamlarını, bilim dünyasına katkılarını ve mesleklerinde ilerlemek için verdikleri mücadeleyi anlatan bu filmlerle, özellikle kız çocuklarının meslek edinme konusunda ufuklarını açmaya ve tutumlarını değiştirmeye çalışılacaktır.Film gösterimlerinden önce, bu 10 okulun 4. sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenleriyle toplumsal cinsiyet farkındalık atölyeleri gerçekleştirilecektir. Bu atölyeler, gösterilecek filmlerin izletilmesi sürecinde öğretmenlerin çocuklarla kuracağı iletişimin de toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Ayrıca, gösterilecek filmlerin etkisini ölçmek için, gösterimlerin öncesi ve sonrasında çocukların meslek konsunda içselleştirdikleri cinsiyet rollerini saptayan bir tutum ölçeri uygulanacak.İlköğretimin birinci kademesinden başlayarak kadınların eşit vatandaşlar olduğu algısını yayarak kadınsız demokrasi olmayacağını erken yaşta öğretmeyi planladığımız projemiz pilot olarak düşünülmüş ancak sürdürülebilir ve bütün ülkeye yayılabilir şekilde planlanmıştır.Avrupa Birliği Merkezi Finans ve İhale Birimi ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle AB Demokratik Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi Hibe Programı kapsamında yürütülen ve 14 ay süren proje Ekim 2014'te sona erecek.Daha fazla bilgi için 'Benim Madam Curie'm' websitesine ziyaret edebilirsiniz.
Önümüzdeki pazar günü gerçekleşecek 86. Oscar Akademi Ödülleri gecesinde ‘en iyi film’ kategorisinde yarışacak filmlerin bazı sahneleri CineFix ve People ekipleri tarafından çocuk oyuncularla tekrar çekilmiş! Kaynak: Bantmag-
Düzenbaz'da Christian Bale, farklı görüntüsüyle yine çok konuşuldu. Oynadığı çoğu filmde alıp verdiği kilolarla neredeyse tanınmaz hale gelen başarılı aktörün binbir türlü halini gördüğümüz 20 filmden 20 farklı yüzü!kaynak: http://www.beyazperde.com/
Gazze'de geçtiğimiz yaz bir balıkçının ağına takılan 2 bin 500 yıllık, paha biçilemeyen ve Yunan şiir ve aşk tanrısı Apollo'yu betimlediği düşünülen bronz heykel kısa süre eBay'de görülmesinin ardından ortadan kayboldu. Cevdet Ebu Gurab eskiden inşaat işçisiydi. Ama 2007'de İsrail'in Gazze Şeridi'ne inşaat malzemeleri sokulmasını sınırlandırmasından sonra, o da babası gibi balıkçılık yapmaya başladı. Cevdet'in küçük bir sandalı var. Bu yüzden asla çok uzaklara açılmıyor. Hep küçük balık avlıyor. O gün Cevdet'in amcası da kendisiyle balığa çıkmış, ama kıyıya erken dönmüş. Cevdet ise avlanmaya devam etmiş. 'Küçük sandalım ve küreğimle denizde yapayalnızdım. Saatlerce bekledim. Denizin derinliklerinde kaderin bana ne sürprizler hazırladığını hayal bile edemezdim.' diyor. 'Bazen dalgalar denizin dibini karıştırırlar. Küçük balıklar da yemek aramak için oraya giderler. Balıkların kıyıdan 100 metre kadar açıktaki bir noktada toplanmaya başladıklarını gördüm. Oraya doğru kürek çekmeye başladım ve denizin dibinde bir insan bedeni gördüm. Bedeninin yarısı kumun altında kalmıştı.' Cevdet ilk anda bu gördüğü manzara karşısında ürkmüş. Suya uzun uzun bakmış ama adamın yüzünü tanımamış. Sonra dalınca ve bedene dokununca bunun 'taş gibi' olduğunu fark etmiş. 'Hareket ettirmeye çalıştım, heykel olduğundan emin olmak için. Ama çok ağırdı.' diyor. 'Altın rengindeydi, altın bir heykel bulduğumu sandım.' Cevdet, yeri işaretlemiş ve akrabalarını yardıma çağırmak için kıyıya çıkmış. Bir süre sonra hep birlikte geri dönmüşler, denize dalmışlar. Heykel yaklaşık dört metre derinlikte duruyormuş. 'Heykeli bir iki metre hareket ettiriyor, sonra suyun yüzeyine çıkıp, nefes alıp, tekrar dalıyorduk.' diyor. Dört saat uğraştıktan sonra heykeli suyun dışına çıkarmayı başarmışlar. Bunun çıplak bir insan heykeli olduğunu görmüşler. Bir at arabasına yükleyip, Cevdet'in evine götürmüşler. Cevdet, 'Karım çırılçıplak heykelin salonun ortasında öylece durduğunu görünce yüzünü kapadı. Üzerini örtmem için yalvardı.' diye anlatıyor gülerek. Cevdet'in amcası Atıf, heykeli birkaç parçaya bölüp, parçaları ayrı ayrı satmayı önermiş. 'Heykelin başındaki renge bakınca altın olduğunu sanmıştım. Oğullarımdan biri heykelin parmaklarından birini kesip kuyumculara göstermeyi önerdi. 'Sonra aklımıza altın satış işleriyle uğraşan bir akrabamız geldi. Onu eve çağırdık. Heykele baktı ve bronz olduğunu söyledi. 'Ama bronz bir heykelin altın bir heykelden daha değerli olabileceğini söylemeyi de ihmal etmedi.' Cevdet heykeli Mısır'a kaçırmayı, burada satmayı düşündü. Ancak Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından yürürlüğe sokulan ablukayı delmek için kazılan bu yeraltı kaçakçılık tünelleri Mısır ordusu tarafından önceki yaz kapatılmıştı ve artık kullanılmıyordu. Komşular sorular sormaya başlayınca, Cevdet Hamas'ın askeri kanatı İzzettin el Kassam tugayında komutan olan bir akrabasından heykeli saklamasına yardım etmesini istedi. 'Heykeli benden alanlar, sattıklarında bana yüklü bir para vereceklerini söylediler. Ama şimdiye kadar bize bir ödeme yapılmadı.' diyor. Heykel eBay'de satışa çıkarıldığında 500 bin dolarlık bir fiyat biçilmiş. Ancak sonra eBay'den de kaybolmuş. Heykelin durumuyla ilgili olarak kaygılandığını, renginin solmaya başladığını, tek gözünün çıkarıldığını anlatıyor. Paris'teki Louvre Müzesi'nden 500 kilogram ağırlığında, 1,75 metre boyundaki bu heykelin satın alınması için verilen teklifi değendirdiklerini söylüyor. Hamas, BBC'nin heykeli görme talebini reddetti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayanlar, heykelin halen militanların elinde olduğunu, militanların heykeli Hamas hükümetine vermeyi reddettiğini söylüyor. Ancak heykelin kimin elinde, ne durumda olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.BBC Türkçe
Avrupa’da otomobil üretiminin endüstri haline gelmeye başladığı 19’uncu yüzyılın sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı İstanbul’un Arnavut kaldırımı sokakları, henüz otomobil denen atsız arabayla tanışmamıştı.Her türlü yeniliğe kuşkuyla bakan Padişah II. Abdülhamit, otomobilden özellikle çekiniyordu. Saraya suikast amacıyla sessizce yaklaşmalarını önlemek için at arabalarının lastiklerini sökecek kadar evhamlı olan padişah, Sadrazam Avlonyalı Ferid Paşa’nın kendi şahsına otomobil alma isteğini de sert bir şekilde önlemişti. Ferid Paşa böyle bir arzusu olmadığını kesin bir şekilde belirtmesine rağmen, ağır bir şekilde azarlanmış, arabasının tekerlekleri sökülerek Babıâli’ye Maliye Nazırı’nın arabasıyla gitmek zorunda kalmıştı. İlginizi çekebilir: Anadol otomobillerin hikayesiAT ARABASIYLA SUİKAST Padişahın korkuları bir ölçüde doğru çıktı. Ancak suikast aracı bir otomobil değil, at arabası olacaktı. 21 Temmuz 1905 Cuma günü, Sultan İkinci Abdülhamit camiden saraya dönerken, bir arabaya konan bombanın patlamasıyla, 23 kişi öldü, 58 kişi yaralandı. Yapılan araştırmada tahrip olan arabaların sahipleri bulundu ancak 17’nci arabanın kayıt numarası ve sahibine ulaşılamadı. İşin ilginç yanı, araba lastik tekerlekliydi. Gümrük memurları ilk gelen otomobile “zatü’l-hareke” adını vermişti. Devamı: İLK OTOMOBİLİN GELİŞİ
Tarih sahnesi bir çok yeni buluşa ev sahipliği yapmıştır. Bunun yanı sıra bu icatlara yapılan haksız eleştiriler, bilim adamları arasındaki yarış ilginç yorumlara neden olmuştur. İşte onlardan bir kaçı..
EDM yani Elektronik Dans Müzik ülkemizde malesef ki pek sevilmemektedir.Electro House,Trance,Progressive House,Dubstep,Rave,BigRoom gibi türleri veya tarzları barındıran bu tarzı paylaştığım parçalardan sonra bakalım yine de sevmeyecek misiniz :)