Ölen Hayvanlara Veda İçin Dokunaklı Bir Yol Seçen Rus Sanatçının Harika Çalışmaları
Rus fotoğrafçı Maria Ionova-Robin daha önce benzeri fazla bulunmayan ilginç ve hüzünlü bir çalışmaya imza atmış. Ölen hayvanlar için çiçeklerle harika bir uğurlama hazırlayan sanatçı bu manzarayı fotoğraflamaya karar vermiş. Bu fikir yıllar önce abisiyle ormanda ölü bir köstebek bulup onu gömdükten sonra mezarının üzerini çiçeklerle kaplamalarıyla aklına gelmiş. O günden beri bulduğu ölü hayvanlara bu şekilde bir ritüel hazırlayarak onların ruhlarını onurlandırdığını düşünüyormuş. Sanatçıya bu hüzünlü çalışmasından dolayı teşekkür ediyoruz...
Her Ramazan Karşılaşılan 13 Durum
Sakız yesem , sigara içsem , yada dumanını içime çekmesem , elimi ağzıma götürsem , yağmur damlası ağzıma kaçsa , denize girsem , havuza girsem , amuda kalksam gibi türlü türlü sorular bizi bekliyor.
Reklam
Martin Cooper ve İlk Cep Telefonu
Neredeyse her yeni günde akıllı telefonlar ile ilgili haberler yapıyoruz ve yeni gelişmeleri aktarıyoruz peki bizim için bu kadar önemli olan akıllı telefonların atasını merak ettiniz mi? Bizde ilk kişisel cep telefonunu merak ettik ve Motorola DynaTAC 8000X bir diğer değişle ilk taşınabilir telefonu sizler için araştırdık. Taşınabilir telefon fikri ilk olarak 1973 yılında Martin Cooper tarafından ortaya atıldı. Cooper daha önce Motorola’da çalışırken Polis departmanları için polis telsizleri gibi birçok ürün geliştirmişti. Zamanla Motorola iletişim bölümünde yukarılara yükselen Cooper  1973 yılında ilk taşınabilir cep telefonunu tasarlardı ve cihazın piyasaya çıkması için geçen 10 yıllık süreci yönetti. İlk Telefon GörüşmesiCooper ve Motorola Taşınabilir Haberleşme Ürünleri Başkanı J. F. Mitchell, 3 Nisan Pazar günü New York Manhattan’da bulunan Hilton otelinde basın toplantısı gerçekleştirdi. Hilton yakınında bulunan 6. Caddede bulunan Cooper, Motorola Burlingame House’ın çatısında bulunan AT&T sabit telefon sistemi yüklü olan bir baz istasyonuna bağlandı ve o dönemde rakipleri olan Bell Laboratuvarlarında görevli Dr Joel S. Engel’i aradı tuşları çevirirken gazeteciler ve izleyiciler dikkatle takipteydi. Cooper telefonda “Joel benim Marty, Seni bir cep telefonundan arıyorum,  gerçek elde taşınabilir cep telefonu” bu tarihi görüşmeyi yaptı ve DynaTAC o dönemde bilim teknoloji dergilerinin kapaklarını süslemeye başladı. İlk tasarlanan DynaTAC 1.14 kilogramdan fazla ve 25.3 cm uzunluğundaydı “Tuğla” ve “Ayakkabı” olarak adlandırılıyordu, şarj olması 10 saat sürüyordu ve 20 dakika boyunca konuşmak mümkündü. 10 yıllık sürecin sonunda DynaTAC 8000X piyasaya sürüldüğünde 850 gram ağırlığa düşürülmüş ve 30 dakika konuşma yapılabiliyordu. Motorola DynaTAC 8000X için 21 Eylül 1983 tarihinde ABD Federal İletişim Komisyonu’ndan(FCC)  ilk ticari taşınabilir telefonun onayını aldı ve 1984 yılında satışa sunulan ilk kişisel cep telefonu olma unvanını elde etti.
Reklam
Aslında Hangi Burçtansın?
etiket
Ne doğduğun gün, ne yükselen, ne de Çin takvimi!.. Bu test belirliyor senin burcunu! Testi çöz, aslında hangi burçtan olduğunu öğren!
Ted Bundy: Amerika'nın İlk Seri Katili
Liseyi dereceyle bitiren; 24 Kasım 1946 Vermont – Burlington doğumlu, Theodore Robert Bundy olarak da bilinen Ted Bundy; 1974’ten itibaren iki yıl içinde 20’den fazla kadına tecavüz edip öldüren Amerika’nın en çok tanınan, üzerine filmler [Copycat ve The Stranger Beside Me] yapılıp kitaplar yazılan seri katili ve tecavüzcüsüdür. “Seri katil” tanımı onunla doğdu diyenler olsa da bu ifade yoruma açıktır… Tarihler 16 Ağustos 1975’i gösterirken, tamamen şans eseri olarak “polisten kaçmaya çalışan” bir sürücü olarak yakalandı. Yakışıklı, zeki ve eğitimli bir avukat olan Ted Bundy’nin bir katil olabileceği, hele ki mesleği avukatlık olan birinin bunları yapabileceği kimsenin aklına gelmiyordu. Kendi savunmasını üstlenen Ted Bundy’nin ünü, 7 haziran 1977’deki ‘tavanı delerek’ kaçışı sonrası daha da arttı. Ölen 20 ya da kimilerine göre 28 kadın Ted Bundy’nin ifadesi ile belirlenmiştir – gerçek sayının bunun çok çok üzerinde olduğu halen söylenir durur. Tecavüzlerini öldürdükten sonra gerçekleştiren Ted Bundy’nin ‘ölü sevici’ bir sapık olarak da ayrı bir ünü (!) vardır. Hapisteyken aldığı yüzlerce mektup ve evlilik teklifi, Amerikan halkının bu gibi sapık psikopatlara farklı bir bakışı olduğunu gösterir. İdamından önce sorulan, “36 kurbanin oldugu dogru mu” sorusuna “bir basamak daha ekleyin” cevabini vermesi inanılmaz bir ifade!Ted Bundy’nin çocukluğu çoğu diğer katil gibi sorunlu geçer. Akıllı bir öğrenci olsa da; ezik, pasif ve insan ilişkilerinde son derece zayıf bir karaktere sahipti. Ablasını annesi, eniştesini ise babası olarak bilmekteydi. Utah Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden aldığı davet mektubu ile insan içine karışacak – hayatı değişecektir. Utah’tan Colorado’ya, Washington’dan Florida’ya kadar sayısız eyalette cinayet işler. Cumhuriyetçiler kanadında siyasetle de ilgilenen ve önü açık olarak nitelendirilen Ted Bundy’nin; buz kıracağı, levye, metal boru, kelepçe ve kadın çorabıyla kadınları öldürmesi – üstelik ayağını incitmiş numarası ve koltuk değnekleriyle insanları kandırması, hükmü onaylayan yargıçın bile sempatisini (!) kazanır. Etkiler diyelim sanırım daha doğru bir ifade olacak..Gayrımeşru bir çocuk olarak doğan katilimiz, ayağını incitmiş rolü ve koltuk değneklerinin de etkisiyle kitaplarını arabasına taşırken onu gören kadınlardan yardım isterdi. Yardım için yanaşanları ise kendi yöntemleriyle etkisizleştirirdi. Sonrasında kurbanını tenha bir yere götür ve öldürürdü. Kurbanına sonrasında tecavüz ederdi. Annesi bile onu terk etmiş, ablası ona yalanlar söylemiş Bundy’ye göre kızlar erkekleri kullanır ve yalan söylerdi. Ted Bundy bu yüzden tüm kadınlardan intikam almak istiyordu. Kurbanlarının hepsi uzun düz siyah saçlı ve saçlarını ortadan ayıran, “kendisini terk eden sevgilisine benzeyen” kadınlardır. Hapisten kaçışı sonrası, gözü tamamen dönmüştür ve belirli bir tipe bağlı kalmadan rastgele öldürmeye başlar. Ölmeden önce kendisiyle yapılan bir röportajda tüm bu sapıklıklarının nedenini çocukken okuduğu, şiddet içeren porno dergilerinin onu çok etkilemesi olarak itiraf eder. Yakalanışı sonrası seri katiller üzerine 1989’a kadar FBI’la iş birliği yapmıştır. Şu yorumu ünlüdür: “Seri katillerin yakalanmasının sebebi alışkanlık. Bu işi ilk kez yaptığınızda çok dikkatli olursunuz. Her şeyin düzgün olmasını istersiniz. 20. kez yaparken ise o kadar da önemsemezsiniz.”Bazı kurbanlarının cesetlerini evinde pişirdiği, etrafa korkunç kokular yayılmasına rağmen komşuların polislere; eğitimli, yakışıklı çok efendi bir çocuk diye ifade verecek kadar güvenmeleri nedeniyle ele geçirelemediği, ilk yakalanışında saldırdığı kızlardan birinin nasılsa aşık olduğu için polise bunu söylemeyip bile bile serbest kalmasını sağladığı “şehir efsaneleri” olarak söylenir durur. Ted Bundy; gayri meşru çocuk olduğu, hayvanlara işkence eden bir büyükbabanın yanında büyüdüğü ya da çok sevip de terk edildiği sevgilisi yüzünden seri katil olmadı. İstediği için kadınları öldürdü tezini savunanlar da vardır.Kurbanlarının birinin kalçasındaki ısırık izi ile yakalanan ve idamına karar verilen Bundy’nin temyiz süreci yaklaşık 10 yıl sürdü. Hapishanede hayranlarından biri ile evlenip 1982’de bir kız çocuk sahibi oldu. 24 Ocak 1989 tarihinde elektirikli sandalyede idam edildi. İdamı hapishane dışında şampanya içilerek kutlandı! Öldürülmeden önce ki son sözleri “aileme ve arkadaşlarıma sevgilerimi iletmenizi istiyorum” olmuştur. En ünlü sözlerinden biri; “Biz seri katiller sizlerin oğulları, eşleriyiz. biz her yerdeyiz.”dir.Ted Bundy’yi daha yakından tanımak için The Stranger Beside Me filmini izlemenizi öneririm.
Reklam
Messi Filminin Fragmanı Yayınlandı
Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi'nin hayatını anlatan 'MESSI' filminin fragmanı yayınlandı. Arjantinli yıldız Lionel Messi'nin hayatını konu alacak olan film, 2 Temmuz'da gösterime girecek. Yapımını Mediapro şirketinin üstleneceği filmin senaryosunu Álex de la Iglesia ve Jorge Valdano'nun yazdığı ifade edildi. Messi'nin çocukluğuna dair görüntülerin de yer alacağı filmde, Arjantinli yıldızın hayatına yön veren kişilerle röportajlara da yer verileceği belirtildi.
Irvine Welsh'in Romanından Uyarlanan 'Pislik' Vizyonda
Irvine Welsh'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan Pislik (Filth) bugün vizyona girdi. James McAvoy, Jamie Bell ile Jim Broadbent'in oynadığı filmin yönetmeni ise John S. Baird. 2013 yılında İngiliz Bağımsız Film Ödülleri'nde En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında iki ödül alan Pislik'in konusu şöyle: Entrikacı polis memuru Bruce Robertson terfi beklemektedir. Bir cinayeti çözerken meslektaşlarıyla da uğraşmak zorunda kalan Bruce, diğer polislerin sonunu getirecek bir olay tezgahlar. Hepsinin sırlarını ortaya çıkartan ve onları birbirine düşüren Bruce, kontrolünden çıkan hile ağında kaybolmaya başlar. Çevirdiği oyundan şüphelenen meslektaşları, geçmişi, kayıp eşi ve uyuşturucu alışkanlığı içinde yitip giden Bruce Robertson'a bir oyun oynarlar.Sabit Fikir
'Sanat Zehirlenmesi' Deneyle Kanıtlandı
Bir tablonun, heykelin karşısında kalp atışları hızlanan, başı dönen ve hatta baygınlık geçirip halüsinasyon gören insanlar… İtalyan rönesansının başkenti Floransa'yı gezen sanatseverlerde zaman zaman bu belirtilere rastlanıyor, hatta kimileri hastanelik oluyor. 'Stendhal sendromu', 'Floransa sendromu' ya da 'sanat zehirlenmesi' adı verilen bu rahatsızlığın gerçekten var olup olmadığı ve belirtileri bilimsel bir araştırmaya konu oldu. İtalya'daki bir sanat araştırmaları merkezinin, psikolog ve teknik uzmanlarla işbirliği içinde yaptığı deneyde, Floransa'da bulunan Medici Riccardi Sarayı'nın ziyaretçileri gözlemlendi. Medici Riccardi Sarayı'nda, fresklerle süslü şapeli gezen ziyaretçilerin kalp atış ve nefes alış hızları, tansiyonları, göz ve kas hareketleri incelendi. Fresklere bakan ziyaretçilerin görüntüleri kaydedildi ve kendilerinden eserlere bakarken neler hissettiklerini yazmaları da istendi. Deneyde, bazı ziyaretçilerin eserlere bakarken yüz kaslarının gevşediği, gözbebeklerinin küçüldüğü, kalp atışı, nefes alış hızı ve tansiyonlarında değişiklikler olduğu belirlendi. Görsel sanat eserlerine işitsel uyarıcılar da eşlik ettiğinde ise beyindeki aktivitenin daha da arttığı görüldü. Ziyaretçilerin bazıları da hislerini 'aşırı duygulanma' ve 'tatlı bir yorgunluk' olarak tanımladı. Floransa'daki Studi Uniti araştırma merkezinden Perla Gianni, klinik psikolog Andrea Bonacchi ve teknik uzmanlar tarafından yapılan araştırmanın sonuçları halen incelenmeye devam ediliyor. Ancak ilk bulgular, 'Stendhal sendromu'nun gerçek bir psikosomatik bozukluk olabileceğini gösteriyor. 'Yüksek sanata maruz kalma' sonucunda görülen bu belirtiler, Stendhal mahlasıyla yazan Fransız yazar Marie-Henri Beyle'in Floransa'da yaşadığı bir tecrübe sebebiyle onun adıyla anılıyor. Stendhal, 1817'de Floransa'yı ziyareti sırasında, Michelangelo, Machiavelli ve Galileo Galilei'nin mezarlarının bulunduğu Santa Croce Bazilikası'nı gezmiş ve Giotto'nun freskleriyle süslü bazilikayı gördükten sonra kalp çarpıntısı ve halsizlik hissi yaşadığını yazmıştı. Rahatsızlık bu yüzden Stendhal sendromu olarak anılıyor, ancak en sık rastlanan yerlerden birinin Floransa olması nedeniyle Floransa sendromu olarak da biliniyor.Övgü Pınar | BBC Türkçe
Reklam
'Otoyolların Parçaları': Yolda dinlenebilecek en iyi 15 Classic Rock parçası
Yaz mevsiminin gelmesiyle açan masmavi gökyüzü, şehirler arası yollarda sayısız saatin geçmesini sağlayan yolculukların başlamasını da beraberinde getiriyor! Radyo Gusto bazlı Classic Rock ve Heartland Rock programı 'Route 65 with Toykan Dogan' ın yapımcısı ve sunucusu Toykan Doğan, klişe Amerikan klasik rock tarihinde ortalığı kasıp kavuran ve yolculuklara en yakışacak 15 Classic Rock tarzı harika parçanın bir listesini hazırladı; işte, 'Otoyolların Parçaları':
Bu Hafta 7 Yeni Film Vizyonda
Transformers serisinin 4. yapımı ''Transformers: Kayıp Çağ', romantik komedi 'Hayatımın En Kötü Gecesi' ve haftanın tek yerli yapımı ''Göl Zamanı'', izleyiciyle buluşacak. ''Transformers: Kayıp Çağ' Michael Bay’ın yönettiği ve Nicola Peltz, Mark Wahlberg, T. J. Miller ile Stanley Tucci’nin oynadığı Transformers serisinin 4. yapımı ''Transformers: Kayıp Çağ'' izleyici ile buluşacak. Yönetmen Micheal Bay’in vizyona taşıyacağı son filmde, aktör Mark Wahlberg, Optimus Prime'a dönüşen terk edilmiş aracı bulan bir tamirciyi canlandırıyor. Ardından Autobots'ların lideriyle dost olan tamirci, dünyayı kurtarma mücadelesinin içine giriyor. ''Hayatımın En Kötü Gecesi'' Steven Brill'in yönettiği ve Elizabeth Banks, James Marsden, Gillian Jacobs ile Sarah Wright Olsen'in rol aldığı ''Hayatımın En Kötü Gecesi'', romantik komedi meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosunu da Steven Brill'in kaleme aldığı film özetle şöyle: ''Haber muhabiri Meghan Miles, arkadaşlarıyla felekten bir gece çalar. Ancak sabah uyandığında hiçbir şey hatırlamamaktadır. Yaşadığı tek gecelik ilişkiden sonra arabasız, kimliksiz ve parasız hiç bilmediği bir mahallede kalakalır. Hayatının en önemli iş görüşmesine girmeden önce durumunu düzeltmesi için sadece 8 saati vardır.'' ''Aynı Yıldızın Altında'' Josh Boone'un yönettiği ve Shailene Woodley, Ansel Elgort, Nat Wolff ile Laura Dern'in rol aldığı ''Aynı Yıldızın Altında' vizyona giriyor. Dram ağırlıklı filmin konusu, özetle şöyle: 'Hazel ve Gus, kanserle ilgili bir destek grubunda tanışırlar. Hazel oksijen makinesine bağlı yaşayan bir kız, Gus ise protez bacağıyla dalga geçen bir erkektir. Bu tanışma sonrası mucizevi bir aşk başlar.' ''Sevgilinin Ardından'' Haftanın dram türündeki diğer filmi, Hong Khaou'nun yönettiği ve Ben Wishaw, Morven Christie, Peter Bowles ile Pei-Pei Cheng'in oynadığı ''Sevgilinin Ardından'' Bugünün Londrasında geçen evrensel aşk ve keder hikayesi, Kamboçya doğumlu İngiliz yönetmen Hong Khaou'nun ilk uzun metraj filmi. Filmde, zamansız ölümünden sonra oğlunu tanımaya çalışan Kamboçyalı-Çinli bir annenin hikayesi izlenebilecek. ''Pislik'' John S. Baird'in yönettiği ve Imogen Poots, James McAvoy, Jamie Bell ile Jim Broadbent'in oynadığı 'Pislik', polisiye meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Yapımcı Irvine Welsh'in aynı adlı polisiye romanının şiddet yüklü sinema versiyonu olan filmin konusu şöyle: ''Entrikacı polis memuru Bruce Robertson, terfi beklemektedir. Bir cinayeti çözerken meslektaşlarıyla da uğraşmak zorunda kalan Bruce, diğer polislerin sonunu getirecek bir olay tezgahlar. Hepsinin sırlarını ortaya çıkartan ve onları birbirine düşüren Bruce, kontrolünden çıkan hile ağında kaybolmaya başlar.'' ''Derindeki Yaratık'' Brian Yuzna'nın yönettiği ve Elke Salverda, Francis Magee, Janna Fassaert ile Michael Pare'in oynadığı 'Derindeki Yaratık' izleyici karşısına çıkacak. Filmin senaryosu, yönetmen koltuğundaki Brian Yuzna ile John Penney, San Fu Maltha ve Somtow Sucharitkul tarafından kaleme alındı. Filmin konusu, özetle şu şekilde: ''Bir sualtı biyologu olan Skylar Shane, Kuzey Sumatra Denizi'nde tarih öncesi çağlardan kalma canlı örnekleriyle ilgili araştırma yapmaktadır. Yanında kaptan Jack Bowman vardır. Yolculukları sırasında Tamal adında öksüz bir kıza rastlayıp onu gemilerine alırlar. Ancak Tamal'ın gelişinden sonra derinlerden gelen bilinmeyen bir yaratık, mürettebatı teker teker öldürmeye başlar.'' ''Göl Zamanı'' Haftanın tek yerli yapımı Cafer Özgül'ün yönettiği ve Emre Canpolat, Begüm Birgören, Cemil Büyükdöğerli ile Didem Balçın'ın oynadığı ''Göl Zamanı'' Türkiye'nin 1930'lardaki dömenlerini anlatan dram türündeki film, özetle şöyle: ''Ülke Atatürk devrimlerine geçişin acemiliklerini yaşamaktadır. Tıbbiyeden mezun olan iki arkadaş Ahmet ve Refik Anadolu’yu gezmeye çıkarlar. Yolları Ege’de bir kasabaya düşer ve eski İttihatçılardan Haşim Bey onları konağında misafir eder. Haşim Bey’in kızı Elif, melankolik bir kızdır. O gece Göl kenarında Refik’le karşılaşır ve aralarında bir aşk başlar. Kafası yeni fikirlerle dolu olan Refik’in aşk konusunda da kafası karışıktır.'' AA
Reklam
Minyatür İnsanların Yiyeceklerin Dünyasındaki Fantastik Maceraları
Yiyeceklerle oynamak artık sadece çocukların yaptığı bir şey değil. Brezilya'lı sanatçı William Kass  “Minimize – Food” ismini verdiği fotoğraf serisinde minik oyuncak insanlar ve çeşitli gıdaları kullanarak harika çalışmalar ortaya koymuş.Bir portakal diliminin serin bir havuza dönüştüğü, acı biberlerin kamp ateşi olduğu bu fantastik dünyaya yakından bakalım...İyi eğlenceler dileriz... 
Scott Pilgrim Vs. The World İzlemek İçin 6 Sebep.
Başrollerinde şapşal rollerin öncüsü Michael Cera ve bu film haricinde pek güzel olmayan Mary Elizabeth Winstead'in oynadığı filmle aynı isimli çizgi romandan uyarlanmış bir film. Filmden biraz bahsetmek gerekirse kaba taslak bildiğimiz Super Mario kıvamında diyebiliriz. Scott'un aşık olduğu kız olan Ramona'yı kapmak için kızın 7 eski sevgilisini yenmek zorunda. Film cidden bir oyun havasında olduğundan sıkıcı değil diyebilirim. Spoiler vermemek için daha fazla bilgi paylaşmıyorum. Bir de Anna Kendrick var çok yok ama az biraz var, Scott'un kız kardeşi.
Reklam