Süper Kahramanlar Hiç Yaşlanmaz mı?
Sanatçının  foto- gercekçi yağlıboya serisinde yaş süper kahraman yer almakta. Yağlı boya ile realist karakterlerini tablolarında canlandıran Andreas Englund. Daha Fazlası İçin Tıklayınız
Dünyanın En Sert 10 Birası
Bir çok erkek biranın en iyi içki keşfi olduğu konusunda hem fikirdir. güzel kokar, tadı güzeldir, bir kaç tane içtiğinizde kendinizi biraz hafiflemiş hissedersiniz. Son senelerde dünyanın farklı ülkelerinde küçük bira üreticileri türemeye başladı bu üreticilerin ürettikleri biralar alışılagelmiş, büyük üreticilerin biralarına nazaran daha fazla alkol seviyesine sahipler. Listeye girmeden önce belirtmemiz gereken şey ise yüksel alkol seviyesinin nasıl yakalandığıdır. “Fractional freezing” adı verilen metodu sayesinde başarıyorlar -bu yöntemin detaylarını öğrenmek istiyorsanız çünkü sizi termodinamik olayına burada sokmak istemiyoruz- Listede olmayan ve dünyanın natürel olarak fermente edilmiş en yüksek alkol seviyeli birası %29′la listede görmeyeceğiniz Sam Adams Utopias’dır
Osmaniye'de Tanımlanamayan Hayvan İskeleti Bulundu
Odunlukta bulundu, kimse esrarını çözemedi.Osmaniye kent merkezindeki bir evin odunluğunda bulunan, kafa tası evcil hayvanlara benzemeyen, yırtıcı dişlere sahip ve ön ayakları olmayan 55 santimetre boyundaki iskelet, vatandaşları korkuttu. Hayvan iskeletini evinin odunluğunda bulan Adile Karataş iskeletin önce kediye ait olduğunu sandığını ancak büyüklüğü ve yapısı nedeniyle korku yaşadığını söyledi. Karaboyunlu Mahallesi'ndeki evinin odunluğuna yakacak almak için girdiği esnada fıstık kabukları arasında bulduğu iskeletin yeğenleri tarafından yetkililere götürüldüğünü belirten Karataş, 'Ne olduğunu bilmediğimiz hayvan iskeleti için endişelendik. Olayı komşularımız da öğrendi. Evlerimizden çıktığımızda tedirginlik yaşıyoruz. Çocuklarımız da oyun oynarken korkuyor' dedi. Mahalledeki vatandaşlar da tedirginliklerini dile getirerek, 'Burası dağ değil, ormanlık alan değil, şehrin içinde bir mahalle. Bu hayvan buraya nereden geldi, odunluğa nasıl girdi, bilmiyoruz. Ön ayakları bulunmadığı ve yırtıcı dişleri olması nedeniyle korkuyoruz. Evlerimizin avlusunda bile dolaşmaya çekiniyoruz. Yetkililerden, içimizi rahatlatacak açıklama yapılmasını bekliyoruz' diye konuştu. İskeleti inceleyen veteriner hekim Ali Laçinbala, iskeletin ön ayaklarının olmaması, kafa tasının büyüklüğü ve diş yapısı nedeniyle insanların endişe duymakta haklı olabileceğini belirtti. Laçinbala, 'Hayvan iskeletinin ön bacaklarının olmaması normal değil. Bu hayvan ya genetik bozukluğa sahip ya da ön ayakları başka hayvan tarafından koparılmış. İskelet, karpal kemiklerinin uzun olmasından dolayı kesinlikle kedi ve köpeğe ait değil. Başka hayvanlar tarafından parçalanmış ve buraya getirilmiş olabileceğini düşüyorum. Hayvanın türünün belirlenmesi için üniversitedeki hocalarımıza fotoğraflarını gönderdim' diye konuştu. İskeletinin fotoğraflarını inceleyen Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadir Aslan da iskeletin üzerinde yağ dokusu bulunduğunu, bağ ve dokuları henüz çürümediği için söz konusu hayvanın 6 ay ya da bir yıl içinde ölmüş olabileceğini kaydetti. İskeletin ön bacaklarının olmaması hakkında yorumda bulunamayacağını ifade eden Aslan, sırt bölgesine, omurga yapısına ve kaburgalarının kısa olmasına bakılarak iskeletin sansargiller familyasından gelinciğe ait olduğunu söyleyebileceğini aktardı. Bu tür hayvanların şehir merkezlerinde görülmesinin sıra dışı olduğuna dikkat çeken Aslan, sözlerini şöyle tamamladı: 'Hayvanın ön ayaklarının bulunmaması ve kent merkezinde ortaya çıkması düşündürücü. İlk incelemeler, sansargiller familyasından olduğunu gösteriyor. Dişleri ve kafatası yapısı, onun bir etçil hayvan olduğunu gösteriyor, yaban kedisi de olabilir. Muhtemelen yabani ortamında aç kalarak kent merkezine inmiş ve burada diğer hayvanlar tarafından öldürülmüş olabilir. İnsanların iddia ettiği gibi fosil ya da dinozor olması mümkün değil.'veteknoloji
Gerçeğinden Ayırt Edilemeyen Balmumu Heykelleri
1958 Avustralya doğumlu olan Ron Mueck, bir kukla ustasıyken babasının ölümü üzerine 1997 yılında balmumu heykel çalışmalarına başladı. İngiltere'de yaşayan Mueck'in balmumundan yaptığı dev heykeller görenleri hayrete düşürüyor.İlk bakıldığında gerçekmiş hissi veren sanat eserleri, kullanılan renklerle de muhteşem bir gerçeklik sunuyor. Eserlerdeki mimik, poz ve boyut, izleyene heykellerin ruh durumunu anlamada da yardımcı oluyor. Günümüzde gerçek görüntüye bu kadar bağlı kalmanın hala sanat olup olmadığı tartışılırken, Mueck yaptığı heykellerle dünyanın en iyi heykeltraşları arasına girmeyi başarmış durumda.
Amerika'daki Özgürlük Anıtı Bir Osmanlı Malıdır
Özgürlük (Liberty) adası üzerinde yükselen Özgürlük Heykeli, ABD’nin en büyük sembollerinden biridir. 1886’da Fransız halkı tarafından, kuruluşunun 100. yılı nedeni ile (10 yıl gecikmeli olarak)ABD’ye hediye edilen heykel, bol elbiseler ile sarınmış, elinde meşale taşıyan bir kadını resmeder. Kadının başında 7 kıtayı veya 7 denizi simgeleyen 7 dikenli taç vardır. Sol elinde ise, üzerinde Amerika’nın Bağımsızlık Günü olan 4 Temmuz 1776 tarihinin kazılı olduğu kitabe vardırPeki tüm dünyanın Amerika’ya ait olduğunu zannettiği Özgürlük heykeli’nin aslında, Osmanlı’nın parası ve emri ile Mısır’daki Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açılan kıyısı için yapıldığını biliyor muydunuz?Tarih 30 Kasım 1854, Sultan Abdülmecid dönemi, Mısır, içişlerinde bağımsız, dışişlerinde Osmanlı Sultanına bağlı bir eyaletti. O dönemde Mısır Hıdivi (valisi)olan Said Paşa, Kızıldeniz ve Akdeniz’i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı projesini hazırlatıp onaylaması için Sultan Abdülmecid’e sunuyorSaid Paşa, Abdülmecid’den tasdik gecikince projenin gerçekleşmesi için gerekli şirketin kurulmasını emretti. 30 Kasım’da Fransız mühendise gereken izni verdi.Fransız sermayesiyle kurulan şirketin hisse senetlerinin tamamı satılınca İngiltere, Osmanlı’ya baskılarını daha da artırdı. Sultan Abdülmecid vefat ettiğinde proje hala onay bekliyordu. Ancak onaylanmasa da ağır aksak ilerlemeye devam ediyordu. İki sene sonra Said Paşa da aniden vefat etti. Yerine geçen İsmail Paşa ise İngiliz taraftarıydı. Fakat bu kanalın Mısır için hayati önemini fark etmekte gecikmedi ve işe dört elle sarıldıSultan Abdülmecid’in vefatıyla Osmanlı tahtına geçen Sultan Abdülaziz’e de İngiliz baskıları devam etti. Ama Sultan Abdülaziz, denizciliğe önem verdiği için zaten başlamış olan proje için gerekli onayı hemen verdi. Bununla da kalmayıp, Mısır’ın kanal için yaptığı dış borçları devlet garantisi altına alarak, kanal şirketi hisselerine de bizzat kendisi oldukça yüklü paralar yatırdıSaid Paşa ile kanalın mühendisi Ferdinand de Lesseps arasında 1854’de yapılan anlaşma maddelerinde, Süveyş Kanalı’nın Akdeniz’e açılan sahillerinde bulunan Port Said şehri limanına dikilecek olan dev bir kadın heykeli projesi de vardı. Bu heykel, hem Osmanlıyı hem Mısırı temsil edecektiMısır’ı temsilen firavunlar dönemi kıyafetlerini giymiş kadın heykelin başında;7 iklimin padişahı olan Osmanlı Sulatanı’nı temsil eden 7 kıta ve 7 denizi simgeleyen 7 sivri uçlu bir taç olacaktı.Heykelin elinde bir meşale olacaktı.Sultan Abdülaziz , heykelin yüzünün batıya dönük olmasını istedi.Zira elindeki ışığı doğudan batıya götürdüğünü, ışığın, medeniyetin, uygarlığın, doğudan yükselip batıyı aydınlattığını simgelemesini istiyorduParası bizzat Sultan Abdülaziz Han tarafından ödenen heykelin siparişi, Fransa’nın ünlü heykeltraşlarından Frederic Augusta Bartholdi’ye verildi.Heykele Singer dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer’in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer modellik etti.Frederic Bartholdi, heykelin bakır ve çelikten oluşan iskeletini, Paris’te Eiffel Kulesi’ni yapan Gustave Eiffel ile birlikte tamamladı.Heykel tamamlandı ama konulduğu yer Mısır olmadı.Said Paşa’nın sipariş ettiği, parası Osmanlı hazinesinden çıkan bu heykeli, yeni vali İsmail Paşa Müslüman bir ülkede kadın heykelinin yerel huzursuzluk çıkaracağı endişesiyle istemedi.“Asya’nın Işığı” bu karar üzerine Fransa’daki bir depoda yapayalnız, akıbetini beklemeye başladıO yıllar, Amerika ile Fransa’nın dostluk yıllarıydı. Karşılıklı hediyeleşmeler sırasında Fransız - Amerikan dostluk grubunun başkanı Edouard René Lefebvre de Laboulaye’den, Fransız hükümetine “Amerika’ya bir heykel hediye edilsin” teklifi geldi.İkna olan Fransız hükümeti, bu heykel için Frederic Bartholdi’yi görevlendirdi. Bartholdi’nin eseri zaten hazırdı. Fransa hükümetinden gelen talimata göre heykel, sol elinde bir kitap tutacak, sağ elinde de, “Dünyayı aydınlatan özgürlüğün sembolü olan meşale” olacaktı. Yani neredeyse Fransa tarafından istenen heykel, Mısır için hazırlanan heykelin ta kendisiydi.Bartholdi, heykelin yüzünü tamamen değiştirerek annesi Charlotte’nin yüzünü işledi ve heykel kuruluşunun 100. yılı münasebetiyle Amerika’ya 10 yıl gecikmeyle hediye edildi.Heykeltıraş heykeli, 350 parçaya bölerek, Isere adındaki bir Fransız gemisiyle özgürlük adasına taşıdı.Bartholdi, kaidesini Richard Morris Hunt’un hazırladığı, New York kentinin liman girişindeki Özgürlük Adası olarak adlandırılan yere, 4 ay içinde monte etti ve, 28 Ekim 1886 da açılışını bizzat kendisi yaptı.Heykelin sol elindeki kitap üzerinde Bağımsızlık Bildirgesi’nin ve Amerika’nın kuruluşunun tarihiHeykel 1886’dan beri de New York’da bulunuyor .
Reklam
Angelina Jolie'nin Yeni Filminden İlk Fragman
Angelina Jolie’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından rehin alınan atlet Louis Zamperini’nin hikayesini anlattığı yeni filmi Unbroken‘dan ilk fragman Sochi Olimpiyatlarında gösterilen bir reklamla yayınlandı. Jolie’nin yönetmenliğini üstlendiği üçüncü film olan Unbroken‘a katkıda bulunanlar arasında Coen Kardeşler, William Nicholson ve Richard LaGravenese gibi önemli isimler yer alıyor.Bantmag
Reklam
Türklerin "Robin Hood'u Köroğlu"
Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halit Karatay, Robin Hood’un sadece İngilizlere ait olduğunu belirterek, “Köroğlu, tüm Türk dünyasına ait ve zulmün ortaya çıktığı her yerde ve zamanda milletimizin kurtarıcısı olmuştur” dedi.Doç. Dr. Halit Karatay, Türk halk şairi Köroğlu karakterinin, ünlü ingiliz halk hikayesi kahramanı Robin Hood ile benzer özellikler gösterdiğini söyledi.Robin Hood’un kral olan babası ile annesinin öldürüldüğünü ve kendisine bir köylünün sahip çıktığını anlatan Karatay, Köroğlu’nun da benzer Hayat hikayesine sahip olduğunu dile getirdi.Karatay, hem Köroğlu’nun hem de Robin Hood’un ailelerinin öcünü almak için otoriteye karşı çıktığını kaydederek, “Köroğlu, gözlerine mil çekilen babasının öcünü almak üzere’Çamlıbel’ dediğimiz, sulak ve ormanlık alan kaçma eğilimi gösterir. Orada 40 yoldaşıyla haksızlığa uğrayan insanların koruyucusu durumuna geçer. Robin Hood’da da aynı şekilde derebeyler köylerini basar, üvey anne ve babasını öldürür. Bu da aynı şekilde üvey anne ve babasının ile gerçek anne babasının öcünü almak üzere mücadele verir” şeklinde konuştu.Ortaçağ’da savaş nedeniyle kral ve hükümdarların sık sık saraydan uzaklaştığına dikkati çeken Karatay, otorite boşluğu nedeniyle derebeylerin halka zulüm ettiğini savundu.Köroğlu veya Robin Hood’un derebeylerin veya kralların zulmüne karşı mücadele eden halkı ve toplumu koruyan insanlar olduğunu dile getiren Karatay, şöyle devam etti:“Köroğlu ve Robin Hood, zalimin karşısında ve mazlumun yanındadır fakat anlatılan klişe vardır. Zenginden alıp fakire verir. Öyle bir şey yok. Zengin, hakkıyla ticaret yapıp kazanmışsa ondan bir şey almıyor. Hem Köroğlu hem de Robin Hood gibi kahramanlar, genellikle haksız kazanç edinen yani başkasının malını zimmetine geçiren kişilerden alıp gerçek ya da ihtiyaç sahiplerine veren, dağıtanlardır. Bu tarz kahramanlar hem batıda hem de doğuda genelikle savaş, göç, afet, gibi zamanlarda haksızlığa uğrayan insanların hakkını korumak veya onları himaye etmek amacıyla ortaya çıktı.YENİ ŞAFAK
Metallica İstanbul'a Geliyor!
Purple Concerts'in kurucularından Cengizhan Yeldan'ın twitter hesabından  açıkladığı konser haberi sosyal medyada heyecan yarattı! Metallica'nın 2014 turnesinde çalacağı şarkıları dinleyicilerin seçmesi ise bu konseri güzel kılan bir başka detay. Manowar ve Megadeth'ten sonra Metallica konserinin de açıklanmasıyla heavy metal sevenler için muhteşem bir yaz olacağa benziyor.  özgünhaber.com
Tezer Özlü Aramızdan Ayrılalı 28 Yıl Oldu
'Ben belli ülkesi olmayan insanlardanım' dedi, 43 yıllık kısa yaşamı boyunca. Aklın ve ölümün peşinden koştu. Toplumun çürümüşlüğünü, insanların ikiyüzlülüğünü, kişinin kendine bile söyleyemeyeceği gerçekleri anlattı yazılarında. İlk kitabı 1963 yılından itibaren dergilerde yayınladığı öykülerden oluşan Eski Bahçe'dir ve ilk kez 1978 te basılmıştır. İlk romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980'de basılır. Stevo, Kafka ve Pavese'in izinden giderek yazdığı ikinci romanı Bir İntiharın İzinde adıyla Almanca yayınlandı. 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü kazanan kitap, yazar tarafından Yaşamın Ucuna Yolculukadıyla Türkçe olarak tekrar yazıldı ve 1984'te basıldı.  İlk öykü kitabı Eski Bahçe, yazarın ölümünden sonra yazdığı öykülerle Eski Bahçe-Eski Sevgiadıyla tekrar basıldı. Günce ve anlatılarından oluşan bazı parçalar ise Kalanlar adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Özlü'nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993'ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşan Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar da bulunmaktadır. Yaşamı ve yazdıklarıyla içimizdeki yerini asla kaybetmeyen Tezer Özlü’yü saygıyla anıyoruz... Onedio
Reklam
Post Mortem (Ölüm Sonrası Fotoğraflar)
Post mortem “ölümden sonra” anlamına gelen bir kelimedir. Post mortem fotoğraflar ise kişi öldükten sonra, ondan hatıra kalması amacıyla onunla ile birlikte çekilen son fotoğraflardır. Tarihte ilk olarak sanırım 15. yüzyılda ölen rahiplerin ressamlar tarafından çizilen resimleri gösterilebilir. Ölüm maskelerini saymayalım tabii, onun bu konuyla ilgilisi yok.  Özellikle 19. yüzyılda fotoğraf çektirmek çok lüks bir olaydı bu nedenle kişilerin genelde yaşarken fotoğrafları olmazdı, aileden bir kişi öldüğünde sadece son bir hatıra olması için post mortem fotoğraflar çekilirdi. Bu fotoğraflarda aile ölen kişiyle birlikte görülür ve ölen kişi sanki yaşıyormuş gibi giydirilerek ve süslenerek poz verdirilirdi.
Film Gibi Adam: Ertem Eğilmez
Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz  oluşturan Türkiye'nin efsane ismi Ertem Eğilmez'in 85' inci doğum günü için hayat hikayesi ve eserlerini sizler için derledik.  Onedio
Reklam
Savaş Kalıntıları Arasına Sıkışmış Sanat
Her savaşta olduğu gibi Suriye’deki savaş da arkasında harabeler ve yıkılmış koca bir şehir bıraktı. Fakat sanat işin içine girince ortaya harabeler ve bu korkunç yıkımı bile nispeten güzel gösterebilecek görüntüler ortaya çıkıyor.Sara Roncero-Menendez isimli sanatçı; Munch, Goya, Van Gogh ve Andy Warhol gibi ressamların ünlü eserlerini kullanarak harabelerin aralarını süslemiş. Sanat eserleriyle doldurulmuş Suriye manzaraları, sanatın dokunduğu her yeri güzelleştirebileceğinin mükemmel kanıtlarından biri olmuş.
Mustafa'nın İdamı Gerçeğe Ne Kadar Yakındı?
Şehzade Mustafa’nın boğulması olayının ardından konuyla ilgili nerdeyse konuşmayan kalmadı. Tarihciler olayı farklı yorumlarken bambaşka bir yorum da Zaman yazarı Mustafa Armağan’dan geldi. Armağan, köşesinde Mahvidevran Sultan’ın hayat öyküsüne değindi.. İşte o yazı Tam tersi de olabilirdi ve Şehzade Mustafa Türbesi’nin önüne şiş gözlerle gelenler Mahıdevran yerine Hürrem’e, Mustafa yerine Bayezid ve erkek kardeşlerine ağlıyor olabilirlerdi. Bu bir iktidar mücadelesiydi ve bir cihan devletinde yaşanıyordu. Geçtiğimiz perşembe günü Bursa’daydım. Muradiye’de gencinden yaşlısına Şehzade Mustafa’nın türbesine tuhaf bir akın vardı. Akşam seyrettikleri idam sahnesinden gözleri şişmiş hanımlar ve kızlar, asırlar sonra olsun bu bahtsız şehzadeye bir Fatiha okumaya koşuyorlardı. Türbe restorasyona alınmıştı. Kapısı kontrplakla kapalıydı. Lakin kimin umurunda? Önünde cep telefonuyla bir hatıra resmi çektirmek yetiyor da artıyordu bile insanımıza. Tabii şişirile pişirile çekilmiş bol hırıltılı idam sahnesinin etkisi gözleriyle türbe arasında asılı kalıyordu. Türbeye bakarken onu görüyorlardı. Peki Mustafa’nın idamı sırasındaki olaylar dizideki gibi mi cereyan etmişti? Batılı kaynaklar ile tarihçi Müneccimbaşı, Kanuni’yi o çadırda gösterseler de, güvenlik bakımından ve faciaya şahit olmamak için Kanuni’nin diğer oğullarıyla birlikte uzaktaki bir çadıra geçtiğini düşünmek daha doğru olur. Belki Mustafa’nın babasının otağın 4. bölümünde olduğunu düşünüp oraya iltica etmeye kalkmasından kaynaklanmış olabilir bu algı. Fakat içeriye girebilseydi de babasını orada bulamayacaktı. (bkz. Danişmend, II, 284.) 1- Kaynaklarımızın verdiği bilgilere göre Şehzade Mustafa içeriye girdiğinde çadır boştu ve bu yüzden telaşlanmış ve tuzağa düşürüldüğünü anlamıştı. Babasıyla da asla bir görüşmesi olmamıştı. Fakat dizide babası “tefhim”de bile bulunuyor, yani kararı yüzüne okuyor. 2- Malum dizide Kanuni, oğlu Mustafa’nın işini göremeyen cellatları güya içerideki çadırından dışarıya çıkarak uyarıyor, onlara bağırarak emir veriyor! İyi de bu cellatlar sağır ve dilsiz değiller miydi? Onu nasıl duyacaklardı? Dahası Kanuni de bunu bilmeyecek kadar saf mıydı? Temel hata Dizinin en başından beri işlenen –ama bu diziye mahsus olmayan- hata, senaryonun Hürrem-Rüstem-Mihrimah üçlüsünün bütün bu melanetleri işlediği kabulüne dayanmasıdır. Bu, olayın bir yorumudur ve kesinlikle tek yorumu değildir. Gelibolulu Mustafa Âli’den kaynaklanan bu hikâye, Batılı kaynaklar ve Topkapı Sarayı’ndaki bazı belgelerle desteklenerek modern zamanlara ulaştı ve 1916’da basılan Ahmed Refik’in “Kadınlar Saltanatı” gibi popüler tarih kitaplarıyla bildiğimiz kıvamına erişmiş oldu. Böylece bir tarafta ‘masum’ ve ‘bahtsız’ Şehzade Mustafa (iyi adam) ile onun baş düşmanları Hürrem-Rüstem-Mihrimah troikası (kötü adamlar) “cast”ı kurulmuş oluyordu. Bundan sonra gelsin senaryolar…
Reklam
Kumdan Kalelere Modern ve Minimalist Yaklaşım
New Yorklu sanatçı Calvin Seibert'in 10 günlük Hawaii tatili sırasında yaptığı bu ilginç kumdan kaleler sanatın sadece uygun şartlar altında icra edilebilen bir şey olmadığını bizlere kanıtlıyor. İlhamın nerede geleceği belli olmaz. Ne demişler, 'let it go'...İşte harika görselleriyle 'Hawaii'ye Tatile Giden Heykeltıraşın Yaptığı Modern Kumdan Kaleler' galerisi...
Düğün Fotoğrafı Geleneğinde Ezber Bozan 14 Yaratıcı Çift
Evlendiğiniz gün muhtemelen hayatınızın en mutlu günü olarak aklınızda kalacaktır. Bazı çiftler bu günü daha anlamlı hale getirmek için düğün fotoğrafı geleneğini biraz fantastikleştirmişler. İşte bu ilginç çiftlerin fantastik düğün fotoğrafları...
Reklam