The Punisher: Dirty Laundry
İlki beklenen ilgiyi göremeyen 'The Punisher' filminin baş rol oyuncusu Thomas Jane, serinin ikinci filminde oynamayı reddettikten sonra 'Sons of Anarchy' dizisinin ağır topu Clay Morrow ile birlikte 'The Punisher: Dirty Laundry' kısa filminde boy gösteriyor. Yapım: 2012 / AmerikaYönetmen: Phil Joanou Oyuncular:  Thomas Jane, Ron Perlman, Shannon Collis, Sammi Rotibi, Brandee Tucker, Karlin Walker
19 Yıllık Haliç Metro Köprüsü Rüyası Gerçek Oldu
19 yıllık hasret sona erdi ve Haliç Metro Köprüsü Başbakan Erdoğan ile Başkan Topbaş’ın katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı. Türkiye'nin ilk metro geçiş köprüsü olan eser, bir mühendislik harikası olarak en son teknolojiyle inşa edildi.Taksim-Yenikapı metroyla sadece 7.5 dakika…Türkiye’nin ilk metro geçiş köprüsü olan Haliç Metro Köprüsü’nün açılış töreninde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açılışı yapılacak Haliç Metro Köprüsü ile İstanbul’un ulaşımında tarihi bir adımı daha atıldığını belirterek, “Haliç’in üzerinden Şişhane’yi Yenikapı’ya bağlıyoruz. 3,5 kilometre uzunluğundaki bu hat, sadece Şişhaneyi Yenikapı’ya bağlamakla kalmıyor, İstanbul Metrosu da Marmaray ile bağlanıyor. Hacıosman, 4. Levent, Taksim ve diğer birçok istasyonları da Yenikapı aktarma istasyonu ve Marmaray üzerinden bugün Göztepe’ye, Maltepe’ye Üsküdar’a Kozyatağı’na Kartal’a bağlıyoruz. Hacıosman’dan metroya binen bir vatandaşımız Haliç Köprüsü’nden geçerek Yenikapı’ya ulaşacak. Buradan Marmaray’la karşıya geçecek, oradan da Kartal’a kadar gidebilecek” diye konuştu.Taksim-Yenikapı arasının metroyla artık sadece 7.5 dakikaya indiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, Taksim’den Kadıköy’ün 24.5 dakikaya, Taksim’den Kartal’ın 69.5 dakikaya düştüğüne söyledi. 3.5 kilometrelik 3 istasyondan oluşan yeni hatta dünyanın en zor metro inşaatının gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu;Yenikapı metrosuyla İstanbul’un tarihi de değişti“İstanbul’un binlerce yıllık tarihini barındıran bir bölgede, tarihi eserlere zarar vermeden, tam tersine tarihi ortaya çıkararak bu hattı inşa ettik. Bu hattı inşa ederken İstanbul’un bilinen tarihi de değişti. 23 antik ahşap gemi ortaya çıktı, 50 binden fazla tarihi eser çıkarıldı. İstanbul’un tarihinin 8 bin 500 yıl öncesine dayandığı da ortaya çıktı. Hattın gecikmesini göze alarak, 77 milyon harcama yaparak tarihi dokuyu da ortaya çıkardık. Aslında bu açılış 4-4.5 yıl önce yapılacaktı. Bu hassasiyetimiz sebebiyle gecikti. Tarihi eserlere zara vermemesi için, dikkatinizi çekiyorum ray bağlantılarında en son teknolojiyi tercih ettik. Gürültü ve titreşimi en aza indirdik. Yine bu hat üzerinde, İstanbul’un güzelliğine güzellik katacak bir köprüyü de Haliç üzerinde inşa ettik. Haliç üzerindeki istasyon sayesinde, İstanbullular Haliç’in İstanbul’un güzelliği temaşa edecek. Köprü üzerindeki dinlenme ve eğlence imkanlarından istifade edecekler. Laf üretmiyoruz icraat üretiyoruz, farkımız bu.”Bu hatla birlikte İstanbul’da raylı sistem uzunluğunu 141,5 kilometreye çıktığını, 110 kilometre raylı sistem inşaatının da devam ettiğini ifade eden Erdoğan, “Hacıosman-Yenikapı Metro Hattı’nda 124 adet modern teknolojik, donanımlı, sürücüsüz vagonların hizmet verecek. 2019 yılında hedefimiz 420 km metro uzunluğuna ulaşmak. 2019 sonrasında da 776 km metro hattına da inşallah İstanbul kavuşmuş olmuş olacak. Bu önemli hattımızın İstanbul’a hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyemizi, değerli kardeşim Kadir Topbaş’ı, tüm ekibini, bu hattın inşasında emeği olan tüm kardeşlerimi; mimar, mühendis, işçi, yüklenici firmalar, bilim insanlarını, arkeologları, herkesi tebrik ediyor, teşekkür ediyorum. Bu hattı kullanan tüm İstanbullu kardeşlerime güvenli konforlu yolculuklar diliyorum” şeklinde konuştu.Marmaray ve Haliç Metro Köprüsü’nü mutlaka test edin…İstanbul’da yaşayıp da hala Marmaray’a binmemiş, hala bu yeni metro hatlarında yolculuk etmemiş vatandaşlarımızın olduğunu, oysa Türkiye’nin hatta dünyanın birçok yerinden turistler gelip Marmaray’ı test ettiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti; “Geçenlerde biliyorsunuz Japonya’daydım orada da Marmaray’ı konuştuk. Malezya’daydım orada da Marmaray’ı konuştuk. İnşallah şimdi de Haliç’deki bu köprü konuşulacak. Her şeyi ile İstanbullu kardeşlerim bu büyük tecrübelerden uzak kalmasınlar. Herkesin bir kere Marmaray’ı tecrübe etmesini özellikle temenni ediyorum. Şimdi bu açtığımız hattı da, Haliç üzerinden geçişi de tecrübe etmek, o emsalsiz duyguyu yaşamak, Haliç üzerinde inip, İstanbul’u Haliç’ten seyretmek için tüm İstanbullu kardeşlerimin tecrübe etmesini istiyorum.”Son teknolojiyle inşa edilen köprü bir mühendislik harikasıİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş da     İstanbul’un tarihi bir gün yaşadığını belirterek, “Haliç Metro Köprüsü uzun bir hikaye ama hamdolsun bugün mutlu sona ulaştık. Bugün tarihe tanıklık ediyoruz. İstanbul Metrosu’nun Marmaray ile birleşmesi çok önemli bir yatırım. Bu raylı sistemlerimizin doğu batı aksının kuzey güney aksıyla buluşmasıdır” diye konuştu.Kaybedilen 19 yıl ekonomik zaman kayıpları ortaya koyulduğunda belki birkaç köprü bedelinde kayıp ortaya çıktığına dikkat çeken Başkan Kadir Topbaş, şöyle konuştu; “Uzun bir süreç yaşadık. Bizi UNESCO’ya şikayet edenlerle mücadele ettik. Bugün geldik. Bu köprü bir teknoloji harikası ve dünyada ilk olan uygulamalara sahip. En zarif ve narin tabyalarıyla bir mühendislik harikası. 90 derece açılabilen bu köprü bu özellikleriyle dünyada bir ilk.”'Hizmet mühendisliği yapıyoruz!...'“Biz toplum mühendisliği değil, hizmet mühendisliği yapıyoruz” diyen Başkan Topbaş, “Biz Marmaray, metro, havaray dedikçe bazıları fren fren diyorlar. Devamlı frene basarak bizi engellemeye çalışanlar, artık frenin tutmadığının farkında değiller. Bu haftaki meclisimizde 4 yeni metro hattı, 4 metro, 6 havaray, 5 teleferik ve 1 finikülerin projeleri onaylandı, planlara işlendi. Ayrıca trafik sorunun çözümüne büyük katkı sunacak 100 bin araç kapasiteli otopark planları da onaylandı. İstanbul’a ve İstanbullulara hizmet etmenin gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.Görevde oldukları 10 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 60 milyar lira yatırım yaptıklarını, ulaşıma 32 milyar lira, raylı sisteme 15 milyar lira harcadıklarını aktaran Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü;“İstanbul nerelerden nerelere geldi. Dünyanın parlayan yıldızı oldu. Daha bir hafta önce sayın başbakanımızla temel attık. Önemli bir metro hattına daha start verdik. Mecidiyeköy-Mahmutbey metrosu. 840 milyan liralık bu yatırımı tamamen belediyemizin kendi öz kaynaklarıyla yapıyoruz. Hepsi şehrimize, vatanımıza, milletimize hayırlı olsun. Bu eserler hepimizin. Hizmet bizim işimiz. Daha yapacak çok işimiz var.”İlk sürüşü Başbakan Erdoğan ve Başkan Topbaş gerçekleştirdiTörende konuşmaların ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a 1997 yılında kendi belediye başkanlığı döneminde Haliç Metro Köprüsü’nün yapımına onay veren belgenin de içinde yer aldığı bir tablo hediye etti.Recep Tayyip Erdoğan ve Kadir Topbaş, Yenikapı İstasyonu’ndan metroya binerek ilk sürüşü gerçekleştirdi. Haliç Metro Köprüsü'nün üstüne kadar yolculuk yapan Erdoğan ve Topbaş, köprünün üstünde trenden inerek buradaki seyir terasından Hailç manzarasanı seyretti ve köprü hakkında bilgiler aldı. Erdoğan, köprünün inşaatında çalışan ekibin de elini sıkarak tebrik etti. Erdoğan ve Topbaş, tekrar metroya binerek deneme sürüşünü Şişhane İstasyonu'nda tamamladı.
Erkeklerde Cinsel Yönelim 'Genetik'
Illinois kentindeki Kuzeybatı Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına göre erkeklerde cinsel yönelimin belirlenmesine neden olan iki DNA keşfedildi. Tartışma yaratacak araştırmada bulunan genler, eşcinselliğin bir seçim değil biyolojik bir sonuç olduğu iddiasını taşıyor. 400 eşcinsel erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre X kromozomundaki Xq28 adı verilen bölgede bulunan genler erkeklerin cinselliğinde etkili oluyor. Ancak araştırmacılar tam olarak hangi genin etkili olduğunu veya başka kromozomlarda bu anlamda etkili gen olup olmadığını tespit edemedi. 8 kromozomundaki bir başka bölgenin de cinsel yönelimde etkili olduğu belirtiliyor. Uzmanlar erkek eşcinselliğinde rol oynayan bu genlerin aynı zamanda kadınları daha doğurgan hale getirmesi sayesinde evrim sürecinde hayatta kalabildiklerini söylüyor. Bu tezlerini de, X kromozomundaki Xq28 geninin erkeklere anneden geçmesiyle açıklıyorlar. Bu çalışmanın 1993'te yapılan benzer ama daha küçük ölçekli bir araştırmanın sonuçlarını doğruladığı da vurgulanıyor.veteknoloji
Reklam
İstanbul Boğazı’nı Yürüyerek Geçen İlk İnsan
Suyun üzerinde yürümenin imkansız olduğunu mu düşünüyorsunuz? O bunu başardı... O her İstanbullu gibi bir boğaz sevdalısı idi. Boğazın eşsiz havasını solumayı herkes gibi o da severdi. Fakat o İstanbul Boğazı’na olan sevgisini herkesten çok farklı bir şekilde göstermek istiyordu. Leonardo Da Vinci‘nin tasarlamış olduğu bir ayakkabıdan haberdar olduktan sonra başlamıştı Atilla Hülagü’nün hikayesi. Eğer bu ayakkabı doğru kullanılırsa suyun üzerinde yürümeni sağlayabiliyordu. Bu ayakkabı Deniz Subayı olan Atilla Hülagü’nün ilgisini çekmişti. Farklı bir şeyler yapmayı arzulayan Atilla Hülagü eşini de yanına alarak bir ayakkabı yapımına başlamıştı. Yapacağı şey bir ayakkabıdan ziyade sanki kayığı andırıyordu. Yapım aşaması bile çok uzun sürmüştü bu ayakkabının. Öyle ki tam 2 yıl sürmüştü. Atilla Hülagü ve eşi çok zorlanmalarına karşın bu deniz ayakkabısını yapmışlardı. Beylerbeyi Astsubay Okulu’nun önünde yaptığı deniz ayakkabılarını denemeye başlayan Atilla Hülagü, aylar süren hesaplar ve çizimler sonucunda kendisini başarıya götürecek olan ayakkabıları yaptığına ikna olmuştur. Vapurların ve boğazın üzerine köprünün gölgesinin bile düşmediği 1963 yılında İstanbullular su üzerinde yürüyen birini görürler. Balta Limanı’ndan başladı Anadolu Hisarı’na kadar 56 dakika boyunca yürüdü. O gün, kaç kişinin ve kaç martının şaşkınlıktan birbiriyle çarpıştığı bilinmemektedir. Evet İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen ilk insandır Atilla Hülagü. İstanbul Boğazı’na olan sevgisini bizim gibi elimize geleni atarak değil, üzerinde yürüyerek göstermiştir. Ancak Atilla Hülagü ismi tarihin bilinmeyen sayfalarında kaybolmuştur. Bu konuyla ilgili araştırma yaparken şöyle bir habere daha rastladık bunu da ek olarak paylaşmak istiyoruz. Ne kadar üzücü bir halde olduğumuzu, tarihimize ne şekilde sahip çıktığımızı çok açık bir şekilde gösteren bir haberdir bu... SUDA YÜRÜMEK ARTIK MÜMKÜN Çinli bir lise öğrencisi olan Wang Wenting’in icadı olan ayakkabı sayesinde artık su üzerinde yürümek mümkün olabilecek. Çin’in Chengdu kentinde yaşamakta olan Wenting’in icadıyla İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçmek isteyenlerin hayalleri gerçek oluyor. Hem de yorulmadan ve ıslanmadan. Wenting, icadını mümkün olduğunca az enerji harcayacak şekilde su üzerinde kalabilen ördeklerden ilham alarak geliştirdiğini söylüyor. Dört yıl sürdü... Wenting’in su üzerinde yürümeyi sağlayan ayakkabılar için çok farklı malzemeler denemesi ve geliştirme süreci dört yıldan uzun sürmüş. 180 cm uzunluğundaki ayakkabılar bir çift ördek yüzgecine benziyor. Ayakkabılar yaklaşık 500 yuana yani yaklaşık 85 TL'ye mal oluyor. Wenting, daha şimdiden bir firmanın kendisine ürünü daha da geliştirmek ve pazarlamak için teklifte bulunduğunu söylüyor.
Kara Dul Filmi mi Geliyor?
Marvel'ın sayılı kadın karakterlerinden Black Widow'un (Kara Dul) filminin çekilme ihtimali üzerinde duruluyor Marvel evreninin öne çıkan sayılı kadın kahramanlarından Kara Dul / Black Widow karakteri üzerine bir film yapılma ihtimali söz konusu. İlk olarak 'Demir Adam 2 / Iron Man 2' filminde seyirci karşısına çıkan Kara Dul karakterini ünlü oyuncu Scarlett Johansson canlandırmıştı. Marvel'ın başkanı Kevin Feige, Total Film'e yaptığı açıklamada Kara Dul karakterinin 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' ve ' The Avengers 2: Age of Ultron' filmlerinde genişçe yer bulacağını, aynı zamanda kendisine ait bir filmin çekilmesinin de ihtimaller dahilinde olduğunu belirtti. Feige, 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmiyle ilgili olarak 'Bu filmde Kara Dul'un geçmişini, nereden geldiğini ve olduğu kişiye nasıl dönüştüğünü göreceğiz' diye konuştu. Onun hakkında daha çok şeyi, onu temel alan bir filmde öğrenmenin harika olabileceğini söyleyen Feige, bu konuda da kimi çalışmaların sürdürüldüğünü açıkladı. 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmi, modern hayata adapte olmaya çalışan Kaptan Amerika'nın bir yandan da SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir düşmana karşı dünyayı korumak için mücadele veriyor. Verdiği mücadele de ona destek olmak için Johansson'ın canlandırdığı Kara Dul ve Anthony Mackie tarafından canlandırılan Falcon da ona yardıma geliyor. Milliyet Sanat
Reklam
İmkansızı Başarmak
Pekin'de yaşayan Li Wei isimli sanatçı, imkansız sanat adı verilen, herhangi bir rötuş olmadan yapılan bir tür fotoğraf stili oluşturdu. Aynalar, iskele ve tellerin yardımıyla akıllara durgunluk veren yaratıcı ve bazen de çok tehlikeli akrobasi ve performansla çekilen bu fotoğraflara siz de bir göz atmalısınız. HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat Sitesi Daha Fazlası Için Tıklayınız.
Türk Fotoğrafçıdan İlgi Çekici Bir Çalışma: Yüzümüzün Sağı ve Solu Aynı mıdır?
Fotoğrafçı Eray Eren, insan yüzünün simetrik olmadığının değerlendirmesini yapmak için Asimetri adını verdiği bu çalışmaya imza atmış. Bildiğiniz gibi simetri, bir bütünün ortasından geçen sanal bir düzleme göre sağ ve sol parçalarının aynı olması olarak adlandırılabilir. İskelet sisteminde gözlemlenen asimetrik yapılanma gerek mekanik gerekse genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Fotoğrafçı bu çalışmasında, modellerin cepheden çekilen fotoğraflarını orta noktasından ayırarak her bir parçayı ayna görüntüsüyle tamamlamış ve insanların yüzlerinin sağ-sol taraflarının birbirinden farklı olduğunun değerlendirmesini yapmayı amaçlamış ve daha doğal bir sonuç elde etmek için fotoğraflara hiçbir müdahalede bulunmadan siyah beyaz olarak bizlere sunmuş. Eray Eren; 'Yüzümüz birden fazla özelliğe sahiptir, mükemmel simetri güzelliğin temel bir özelliği değildir.' diyor...
Reklam
18 Yaratıcı Örnekle Montreal Yollarındaki Sokak Sanatı Çalışmaları
Kanadalı sokak sanatçısı Peter Gibson kendine has kalıplarıyla Montreal sokaklarında harika çalışmalara imza atıyor. 2001 yılında kentte daha fazla bisiklet yolu isteğiyle çalışmalarına başlayan sanatçı, halktan da oldukça büyük bir destek gördü. Şimdilerde ise Montreal sokaklarında, caddelerinde sanatçının zekice çalışmalarıyla karşılaşabilirsiniz. Diğer sokak sanatçılarından farkı ise direkt olarak yaya geçitlerine, otoyol çizgilerine, kısacası kentte herkesin her an önünden geçtiği, görmek zorunda olduğu yerlerde harika bir zeka gerektiren çalışmaları diyebiliriz. Tabi ki her sokak sanatçısı zekidir fakat hakkını vermek gerekiyor Gibson biraz daha abartmış işin boyutunu. Ülkemizdeki herhangi bir şehirde böyle bir şey yapmaya kalksanız yüksek ihtimal kamu malına zarar vermekten ya da kabahatler kanunu gereğince ceza alırsınız, yani şehirinizde denemeyin, tehlikelidir. :)İşte Peter Gibson çalışmalarından 18 tanesi sizlerle....
Tüm Zamanların En Çok Seyredilen 10 YouTube Videosu
Video paylaşım siteleri içerisinde YouTube bu kategorideki rakipsizliğini sürdürmekte. Her ay 1 milyar’dan fazla kullanıcı popüler video paylaşım servisini ziyaret etmekte ve YouTube’un ziyaretçi trafiğinin %80’i Amerika dışındaki ülkelerden gelmekte. Toplam 61 ülkeye kendi resmi dilinde yayın yapan sosyal medya ve video paylaşım sitesi YouTube tarihinin en çok seyredilen 10 videosunu sizler için bir araya getirdik.Tüm zamanların en çok seyredilen 10 YouTube videosundan da anlaşılacağı üzere artık hayatlarımız üzerinde popüler kültürün büyük bir hegamonyası söz konusu. Sizler için biraz daha ileri gittim ve makalemizde yer verdiğimiz en çok izlenen 10 YouTube videosu’nun toplanma izlenme rakamını hesapladım ve çıkan sonucu saat bazında hesapladığımda ortaya 27 milyon saat gibi astronomik bir sayı çıkıyor. Ve bu rakam sadece en çok seyredilen 10 YouTube videosu için ortaya çıkan rakam, etkileyici değil mi?
2 Bin Yıllık Pil Bulundu
Dünya'nın ilk pili karşınızda!Bugün kullandığınız tüm pilleri unutun... İşte, Milattan Önce 200'lü yıllardan kalan ilk pil!Irak'ın Bağdat şehri yakınlarındaki arkeolojik kazılarda 1936 yılında bulunan çömlekler, hala gizemini koruyor. Bilim insanlarının, 'pil' olarak kullanıldığını tespit ettiği bu çömleklerin yaşları ise ürkütücü. Milattan önce 200'lü yıllara tarihlenen çömlekler, tam anlamıyla, bugün bildiğimiz pillerin büyük boyutlu halleri.İçlerine dökülen asitli sıvıyla etkileşime giren kapaktaki metal çubuk sayesinde elektrik akımı üreten pillerin neden kullanıldığı ise merak ediliyor. Ancak bir cevap bulunmuş değil. Mısır piramitlerindeki figürlerde yer alan ve kölelerin tuttuğu, ışık yayan dev ampulleri anımsatan garip cihazlara güç vermek için kullanıldığını düşünenler de var, kendine ait bir heykel yaptıran hükumdarın, heykele dokunanların parmaklarının çarpılmasını sağlamak için bu pilleri kullandığını ve bu sayede halkına kutsal olduğunu iddia ettiğini söyleyen bilim insanları da var.Elbette bugünkü Alkali pillerin çok azı kadar güç üretebilen bu piller insanlara zarar vermiyorlardı ancak dönemin 'büyücüleri' tarafından halkı etkilemek için kullanıldığı ve bu yüzden sırlarının geniş kitlelere açıklanmadığı; bu pillerin hükümdarlar ve büyücüler tarafından sır olarak saklanmış olabileceği düşünülüyor. Bu iddialar doğruysa elektrik kavramı, milattan önce keşfedilmiş ve hatta kullanılmaya başlanmıştı ancak bu bilgi sadece bir avuç insan tarafından biliniyordu. Bağdat Pili olarak bilinen bu çömlek piller de bu gerçeğin ispatı olarak karşımızda duruyor.veteknoloji
Reklam
'Aşkı Anlatan En Güzel Kısa Film!'
'Menüde Aşk Var' ve 'Aşkı Anlatan En Güzel Kısa Film' isimleriyle sosyal medyada en çok paylaşılan kısa filmler arasında yer alan 'Kısmet Diner' adını kısa filmde kullanılan restauranttan alıyor.Yapım : 2013 / İngiltereYönetmen : Mark NunneleyOyuncular : Ilinca Rae, Matt Kyle, Jean Paul Dal Monte, Ian Chaplain, Alim Jayda
14 Şubat Sevgililer Günü: 19. Yüzyıldan Tuhaf Aşk Hikayeleri
19. yüzyılda aşk, gazetelerde yayımlanan sansasyonel haberlere bakılırsa son derece dramatik ve tehlikeli olabiliyordu. Jeremy Clay (*) gazete arşivlerinden BBC için bu tür 10 aşk hikayesi seçti. Ömrü boyunca talih Jack McKenna'nın yüzüne gülmemişti. Karısı en iyi arkadaşıyla Amerika'ya kaçmış, kızı gribe yakalanarak hayatını kaybetmişti. Derken kendisi de grip oldu. Açlıkla arasında sadece cebindeki bir kaç şilin (o dönemin bir kaç kuruşu) kalmıştı. Sonunda şansı döndüğünde de, başına gelenler daha ziyade kötü bir şakayı andırıyordu. 1892'de Londra'nın Deptford mahallesindeki yoksullarevine gelen iyi giyimli bir kadın, Jack'i sordu. Jack'in odasına götürüldüğünde, Leeds Mercury gazetesinin haberine göre, ayaklarına kapanıp ondan kendisini affetmesini istedi. Bir zamanlar en iyi arkadaşıyla kaçan karısıydı bu. Birlikte kaçtığı adam altın arayıcılığından iyi bir servet edinmiş, sonra ölmüştü. Kadın geri dönmek ve ilişkilerine bıraktıkları yerden yeniden başlamak istiyordu. Fakat, hikaye Thomas Hardy romanlarına yakışacak bir sürpriz ile sonlandı. Geri döndüğü hasta kocasına bakarken kendisi grip olan kadın, hastalık zatürreeye dönüşünce öldü. Vasiyetinde 62 bin sterlinlik dev servetini kocasına bırakmıştı. Mahkumla sevgilisi, bir gece yarısı, cezaevi hücresinin parmaklıkları arasından birbirinin elini sıkıca tutarak evlendi. Kadın, aşkına kavuşmak için karanlıktan yararlanarak, cezaevi duvarının dibinde erkek kardeşinin omzuna basmak suretiyle sevgilisinin hücresinin penceresine erişebilmişti. North Eastern Daily gazetesinin 1885 tarihli bir sayısında bildirildiğine göre, tam rahip nikahı kıymışken 'küçük bir sıkıntı' yaşandı. 80 kiloluk gelin damadın parmaklıklar arasından uzattığı elini öperek ağlamayı sürdürürken, onu omzunda taşıyan kardeşi 'artık dayanamıyorum' demişti. 18 yaşındaki Mollie Downes, onun aşkı uğruna bir rakibini öldürmeye teşebbüs ile suçlanan sevgilisi James Fauntleroy'un karısı olmuştu artık. Bu durumda ertesi gün yapılacak duruşmada, öldürme teşebbüsünün tek tanığı olarak, kocası aleyhine ifade veremeye zorlanamayacaktı! Virginia'daki Marion kasabasında Fauntleroy'u yakalayan polis komiseri ertesi gün gizli nikah yoluyla nasıl faka bastırıldığını öğrenince yataklara düşmüş ve habere bakılırsa, 'alınan son bilgilere göre hâlâ koma sınırında' yatmaktaydı. 1892'de Las Vegas'da bir Meksikalı ile bir Amerikalı aynı kadına aşık olunca araları çok kötü bozuldu. Yangına körükle gidercesine, Meksikalı aşık bir de rakibini 'korkak bir milletin mensubu' olmakla suçlamaz mı? Büyüyen husumeti kökünden çözümlemek ve 'kızı kimin kapacağını' belirlemek üzere bir düello yapılacağı duyuruldu. Fakat bu öyle sıradan bir silahlı düello olmayacaktı. Amerikalı Meksikalıyı, kimin daha cesur olduğunu daha iyi ölçmek için, karanlık ve tarantulalar ve akrepler ile dolu bir odada kendisiyle başbaşa kalmaya davet etmişti. Western Mail gazetesi 'Meksikalı aslında reddetmek istiyordu, fakat korkak diye damgalanma kaygısı ağır basınca kabul etti' diyor. Ve irade savaşı başladı. Western Mail, 'Kapılar kapatıldı ama kısa bir süre sonra Meksikalının 'Isırıldım, ölüyorum' çığlığı duyuldu. Kapılar açılınca Meksikalı sendeleyerek çıktı ve yere devrildi' diyor. Amerikalı sapasağlam ve muzaffer bir şekilde odadan çıkarken Meksikalının da aslında ısırılmadığı sadece elini duvardaki bir çiviye taktığı anlaşılmıştı. Gelin öpülmedi, balayına çıkılmadı. İlelebet mutluluk içinde yaşanmadı. Kasvetli nikah törenini cenaze töreni izledi. 1881 yılında Bradley adlı bir kişi Florida'da bir cesetle evlendi. Bradley, Utahlı bir gezgin satıcıydı. Seyahatleri sırasında rüyalarının kadınıyla tanışmıştı, fakat kadın ölüm döşeğindeydi. Bu durum Bradley'i yıldırmadı, evlilik teklif etti, kadın da kabul etti, hemen düğün planları yapıldı. Ne var ki, kadın nikah günü gelmeden ölüverdi. Illustrated Police News adlı dergi, 'İşte hikayenin en ilginç ve doğruyu söylemek gerekirse en tatsız ve uygunsuz kısmı da burada başlıyor' diyor. Bradley aşkının mezara evlenmeden gitmesine izin vermeyeceğini söylemiş. Bu durumda tabut taşıyıcıların omuzlarında ve nedimeler eşliğinde kiliseye götürülüyor, rahip ölen kadını Bradley ile karı koca ilan ediyor. Büyüklük önemli değil. Yeni evli Hedley çiftinin bu görüşte olduğu kesin. Adam 1.80cm boyunda, eşi 80cm. Kayıtlara göre 1891'de Amerika'da South Shields'de, ateşle kıvranan bir bir hastanın kabuslarından fırlamışı andıran bir düğünle evlenmişler. Nedime, 250 kiloyu aşkın Satanella adında 'ateşyiyen' bir kadındı. Damadın nikah şahidi 2.13cm idi, nikahtaki en küçük boylu davetli ise 72cm boyunda bir kadındı. Aslında davetlilerin tümü gelinle damat gibi, turneye çıkmış bir sirkin çalışanlarıydılar. Bazen ne yapsanız olmaz. Hangi klişeyi tercih ettiğinize bağlı olarak ilk heyecan söner, alevler sönükleşir, ateş küllenir. Aşkın kötü bir özelliğidir sönümlenmek. Fakat Victoria dönemi İngilteresi'nde çok zengin değilseniz boşanma bir seçenek değildi. Lancashire bölgesinden bir demiryolu işçisinin bıktığı karısından kurtulmak için neden bu eski İngiliz adetine başvurduğu haklı çıkarılamazsa da bu bağlamda açıklanabilir. Karısını en yüksek teklifi verene satmak üzere açık artırmaya çıkardı. Daha da aşağılayıcı olan açık artırmayı kadınla paylaştığı evde yapması oldu. Rotheram Independen t 1879 tarihli haberinde, 'İncil'de Süleyman'ın bir kadının yakuttan daha kıymetli olduğunu söylemesine ve izleyicilerin sayısının kabarıklığına rağmen, en yüksek teklif yalnızca 4 peniydi' diyor ve sürdürüyor: 'Açık artırmayı düzenleyen kadını alana üç çocuğu da verebileceğini söylediyse de alıcı kabul etmedi ve çocuklar satılmadı. Kadının ise yeni evine giderken halinden gayet memnun göründüğü dikkat çekti.' Alıcı, çiftin kapı komşularıydı. Eski hikaye. Oğlan kıza rastladı, birbirlerine aşık oldular, evlendiler. Ama bundan sonrası farklı. Kiliseden eve kadar öfkeli bir kalabalık tarafından kovalandılar. Damat seyyar kömür satıcısıydı, eşi bir kaç hafta önce ölmüştü. Manchester Courier , 1890 tarihli sayısında 'Adamın ölen eşinden çocukları yeni evliliği onaylamadı' diyor, ama bu cümle duyguları ifade etmekte yetersiz kalıyor gibi. Çift kilisedeki nikah töreninden çıktıktan sonra kendilerine konfeti yerine çürük yumurtalar fırlatan ve hakaretler yağdıran bir kalabalığın hücumuna uğruyor. O itiş kakış içerisinde damat yüzüne bir yumruk da yiyor. Bir kadın, gelinin başlığını çekip koparıyor. Damat gelini kucağında taşımaya falan imkan olmadığını kavrıyor, çift mümkün olduğunca hızla kaçmaya başlıyor. Gazete, sokaklarda sabaha kadar olayların devam ettiğini yazıyor. Hamelin, 1893'de Madagaskar'a göçettiğinde aklında yalnızca orkidelere duyduğu aşk vardı. Bu merakı yüzünden yerli bir kabilenin şefinin kardeşini orkideler konusunda kendisine rehber edinmişti. Bir gün orkide aramak üzere vahşi ormanlara gittiler, ama sadece Hamelin dönebildi. Liverpool Echo gazetesinin haberine göre rehberi vahşi bir hayvan tarafından öldürülmüştü. Kabile şefinin olayların gelişiminden memnun kalmadığını söylemek yanlış olmaz. Şef orkide aşığı İngilize iki seçenek sundu. Ya ölen kardeşinin yastaki eşiyle evlenecek ya da yağlara bulanarak yakılacaktı. Hamelin'in çok düşünmesi gerekmedi, ama o da bu anlaşmaya bir koşul ekledi. Artık kayınbiraderi olacak olan şefin, krallığını kendisinden başka bütün Avrupalı orkide meraklılarına yasaklamasını sağladı. ''Trajik ve gülünç'' arasındaki çizgi çok incedir. 1888'de çok aşık ama çok zeki olmayan iki genç bu çizgiyi aştı. Oğlan 17, kız 13 yaşındaydı. Gençliğin o aşırı sabırsızlığıyla evlenmeyi beklemektense ölmenin daha iyi olduğuna kanaat getirmişlerdi. Budapeşte'deki gümrük binasının arkasında birliktelerine veda öpücüklerini verdikten sonra bu tutkulu aşkın sonunu getirmek üzere Tuna nehrine doğru yürüdüler. Kız kendisini nehre attı, oğlan tabancasını çekti. Fakat kız, nehre düşünce yüzebildiğini hatırladı. O yüzerek kıyıya yaklaşırken, kalbi kırık sevgilisi de silahı kendisine doğrultmuş, üç kere ateş ettiği halde hiç birini tutturamamıştı. Tamworth Herald gazetesinin haberine göre bahtsız çift 15 dakika sonra ailelerine teslim edildiler. Eski İngiltere krallarından 8. Henri'yi saymazsak, beş evlilik hakikaten ciddi bir rekor. 19- yüzyıl kapanırken Fransa'da bir kadın beşinci kez dul kalıyordu. Her bir kocasının başına bir felaket gelmişti. Birincisi kendini asmış, ikincisi kendini yakmış, üçüncü suya atlayarak intihar etmiş, dördüncü de birinci gibi kendini asmıştı. Kadınla beşinci evliliği için nikah kıyan adamın bu durumda biraz kaygılanmış olması muhtemel. Ve öyleyse haksız da değildi çünkü 1901'de o da kendini astı. Neden hepsi de ölmek istemişti? Western Gazette 'de yer alan haber buna bir açıklama getirmiyor. (*) Jeremy Clay, Burglar Caught by a Skeleton (İskelet tarafından yakalanan hırsız) romanının yazarıdır.BBC Türkçe
Reklam
Star Wars'ın Daha Önce Görmediğiniz Posterleri
Star Wars'ın 1977 yılında çıkan ilk filmi Yeni Bir Umut (A New Hope), 1980'de çıkan İmparator (The Empire Strikes Again) ve 1983'de çıkan Jedi'ın Dönüşü (Return Of The Jedi) filmlerinin dünyada gösterime girdiği ülkelerde anadillerine çevrilmiş haliyle io9.com bizim için derlemiş.
Eşleriyle Alışverişe Çıkan Zavallı Adamların Yürek Burkan Halleri
Miserable man yani 'zavallı adamlar' bir instagram hesabı. Bu hesapta eşleriyle alışverişe çıkmak gibi stratejik bir hata yapan beylerin komik ve bir o kadar da acınası halleri gözler önüne serilmiş. Bu fotoğrafların büyük  bir bölümü instagram kullanıcıları tarafından yükleniyor. Eskiden daha zordu bu işler dediğinizi duyar gibi oluyorum Allah'tan akıllı telefonlar icat edildi de erkeklerin sıkıntısı biraz hafifledi. İşte karşınızda bu zavallı adamlar... Burdaki linkte ise eşinizle alışverişi zevkli hale getirmenin yolu saklı.
Natalie Portman Bu Kez Kamera Arkasında
'Leon - Sevginin Gücü' filmi ile henüz küçük bir çocukken meşhur olan ve 'Siyah Kuğu' filmi ile Oscar alan aktris Natalie Portman şimdi de yönetmenlik koltuğunda oturuyor. İsrailli yazar Amos Oz'un 'A Tale of Love and Darkness' adlı kitabını beyaz perdeye uyarlayan Portman, çekimler için bir süredir İsrail'de yaşıyor. Kısa bir süre önce anne olan ve dansçı Benjamin Millepied ile evli Portman'ın ailesi de film çekimleri süresince İsrail'de oyuncu ile birlikte kalıyor. Millepied İsrail'den çok etkilendiğini ve Yahudi dinini kabul edeceğini söylüyor. İngiliz basınından Daily Mail'in haberine göre çekimlerin gerçekleştiği Nahlaot sakinleri ise durumdan şikayetçi. Tutucu Nahlaot sakinleri çekim ekiplerinin önce yerleşim bölgesini araştırması ve çalışmaların sakinleri rahatsız edip etmeyeceğine bakması gerektiğini belirten bir mektupla belediyeye başvurdu. Çekim ekibi ve oyuncular çekim bölgesinde daha mutaassıp kıyafetler giymeye özen göstereceklerini açıkladı. GAZETEPORT / MAGAZİN
Reklam