onedio
Tüm Zamanların En İyi 10 Rapçisi
Ice Cube rap müziğine lise yıllarında başladı. 1987 yılında NWA adlı rap grubuna giren Ice Cube, bir senelik bir aradan sonra 1988'de NWA'nın Straight Outta Compton adlı albümünde yer aldı. 1990'da gruptan ayrılarak solo çalışmalara başladı. 1990 yılından beri solo albümler çıkartıyor.
Negatif Düşüncelerden Kurtulmanın 5 Yolu
Sizi bir şeyler rahatsız ediyorsa, düşüncelerinizi o konudan uzak tutmak çok zor gelebilir. Hatta araştırmalara göre bir şeyi düşünmemeniz istendiğinde o şeyi akıllardan çıkarmak daha da zorlaşıyor. Ancak aklınızdaki negatif düşünceleri tekrar tekrar susturmak hem zor hem de ters etki yaratabilir. Hatta bazı durumlarda kronik depresyona kadar uzanabilir. Bilim insanları buna “zihinsel geviş getirme” ismini vermişler. Psikolog Guy Winch buna hendekteki iğne benzetmesi yapıyor. Hendek derinleştikçe iğnenin dışarıya çıkması zorlaşıyor. Zihinsel geviş getirmenin bir etkisi de konuyu aklınızda iyice büyüterek sizi orijinal halinden çok daha fazla kızgın ve üzgün bir ruh haline getirmesi. İşte aşağıda geviş getirmemizi engelleyecek beş metot var, biraz irade ve aklınızı başka şeylerle meşgul ederek pozitif şeylere yeniden odaklayabilirsiniz: Zihninizde alışverişe çıkın Kendinizi bildiğiniz bir markette düşünün ve gözünüzün önüne bir raf sırasını getirin. Konsantre olup oradaki bütün ürünleri sırasıyla hatırlamaya çalışın. Eğer alışveriş sevmiyorsanız, herhangi bir listeyi hatırlamaya çalışabilirsiniz. Belki kütüphanenizdeki kitapların sırası, ya da MP3 çalarınızdaki şarkı listelerinin sırası.. Sadece 30-60sn yeterli olacaktır. Her defasında negatif düşünce geri geldiğinde bunu tekrarlayın. Önemli olan disiplinli davranmak ve negatif düşünceye takılmadan derhal bir listedekileri saymak. Bunu bir saatte 20 defa bile tekrarlayabilirsiniz. Guy Winch diyor ki: “Bu size geçici bir çözüm olarak gelse de, bu şablonları yeterince güçlendirirseniz hem ruh halinizi düzeltebilir, hem de karar verme yeteneğinizi sağlamlaştırırsınız. Beyninizi bu tarz düşünceler geldiğinde bir başka yöne gitmesi için eğitebilirsiniz.” Olumlu insanlarla bir arada olun Eğer dertli duygu ve düşüncelerden kendinizi uzak tutamıyorsanız bu içinde bulunduğunuz sosyal ortamdan dolayı olabilir. 2013 de araştırmacılar aynı yurtta kalan öğrenciler üzerinde yaptıkları araştırmalarda öğrencilerin birbirinden zihinsel geviş getirme alışkanlıklarını ve negatif düşünme şablonlarını kopyaladıkların gösterdi. Negatif düşünceler genelde endişe ve yüksek sesle düşünmeyi içerdiği için diğer kişiler tarafından çok kolay yansıtılıp kopya edilen bir davranış şekli. Yapabildiğiniz kadar negatif insanların etrafında olmaktan kaçının. Bunu yapamıyorsanız size bir salgın gibi geçebilecek karamsarlık ve endişe içeren şablonlara karşı uyanık olun. Endişelerinizi çöpe atın Size delilik gibi gelebilir ama ruhunuzu didikleyen bu düşünceleri yazıp çöpe atmak ya da yakmak son derece etkili bir yöntem. 2012 de Ohio Üniversitesi araştırmacıları vücutları ile ilgili negatif düşüncelerini yazdırıp attırdıkları kişilerin birkaç dakika sonra yapılan testlerde bile kendine güvenlerinin yükseldiğini ve yazdıkları kağıtları atmayan kişilerin ise aynı karamsar ruh halinde kaldıklarını kanıtlamışlar. Profesör Richard Perry diyor ki “Düşüncelerinizi nasıl etiketlerseniz – yani çöp ya da bir kenarda durması gereken – bu o düşünceleri nasıl kullandığınız konusunda büyük bir fark yaratıyor.” Elinizin altında kağıt yoksa aynı şeyi bilgisayarınızda yapabilirsiniz. Sıcak bir fincan çay ya da kahve için Negatif düşüncelerin pek çok sebebi olabilir. Ancak siz yalnız hissetmeye odaklanmışsanız, kendinizi fiziksel olarak ısıtarak rahatlayabilirsiniz. 2012 de Yale Üniversitesi araştırmacıları ellerinde ısıtıcı paket tutan kişilerin geçmişte kalmış yalnız anılarla ilgili daha az negatif duygu taşıdıklarını buldu. Bu arada yalnız insanların diğerlerinden daha uzun ve sıcak duş aldıklarını da buldular. Yalnızlıkla ilgili olumsuz düşünceler taşıdığınızda vücudunuzu lezzetli bir çay ya da kahveyle ısıtın. Ama lütfen bunun gerçek insan teması yerine geçemeyeceğini de hatırlayın. Durumunuzu yeniden değerlendirin “Eğer zihinsel geviş getirme arzu ve alışkanlığınız çok güçlüyse, aklınızı dağıtmak çok kolay olmayacaktır” diyor Winch. Onun için aklınızı başka bir şeye vermeyi denemeden önce durumu yeniden yapılandırıp, çerçevelemeniz ve yeniden değerlendirmeniz gerekebilir. Örneğin, bir yerde saatlerce bir beklemek zorundaysanız; neleri kaçırdığınızı veya beklemek yerine neler yapabileceğinizi düşünmek yerine sizi seven kişileri arayıp konuşun ya da oturduğunuz yerde halledebileceğiniz bir iş üzerinde uğraşın. Bu sıkıcı durumu bir fırsat olarak gördüğünüzde geviş getirmeyi bırakıp başka düşüncelere doğru yol almak çok daha kolay olacaktır.
Şu An Yayında Olan En İyi 20 Yabancı Dizi
Hukuk Diploması iptal edilen bir avukat topluma uyum sağlamakta güçlük çeken zorlanan kişileri eğitmek amacıyla bir grup kurar.Amaç kendi kişiliğini geliştirmektir.Buna karakterlerin komik maceraları ve kişilikleride eklenince olaylar karışır...
'Benim En Büyük Suçum Monşer Olmak'
Konuşmasında Muhsin Yazıcıoğlu'nu da anarak başlayan İhsanoğlu,'Onu unutturmak isteyenler olabilir. Ama bu millet ve onun seçeceği Cumhurbaşkanı unutturmayacaktır' dedi. 'TEK PARTİNİN ADAYI MİLLETİN ADAYI OLAMAZ' Sivas'a geldiklerinde iki manzara görüp yaşadıklarını belirten İhsanoğlu konuşmasına şöyle devam etti: 'Bir köye gittik ayran içtik ve köylülerle beraber olduk. Mazotun pahalılığını, borçların yükünü, mahsulün az olduğunu, alımların başlamadığını öğrendik. Yüzde 70'i çiftçilikle geçinen Sivas'ta bu reva değildir. Türkiye'yi borç sarmış, insanlar artık orta direk olmaktan çıkmıştır. Hükümetin buna çare bulması lazım. Ben inşallah seçildiğim anda ilk başa alacağım konulardan birisi bu borç ve vergi meselesidir. Uzmanları, hükümeti, sivil toplum kuruluşlarını davet ederek buna bir çare bulmamız lazım. Aksi takdirde orta sınıf ortadan kaybolacaktır. Bu konuya büyük önem veriyoruz. İkinci manzara ise Valilik sonrası Madımak'a gidip oraya karanfil koyarak hayatını kaybedenlerin ruhuna fatiha okuduk. Orada yalnız değildim. Benim yanımda bana destek veren bütün partilerin hemen hepsinin temsilcisi vardı. CHP, MHP, BBP, DSP, BTP, DYP gibi bütün partiler vardı. Türkiye artık bugün perdenin etrafında değil, bir bayrağın etrafında toplanmıştır ve o bayrak Türk bayrağıdır. Milletin adayı herkesin adayıdır. Tek partinin adayı milletin adayı olamaz. Yeni Türkiye budur. Birliğini, beraberliğini arayan Türkiye budur. Sen şusun, busun, Sünnisin, Alevisin, Türksün, Kürtsün diyen Türkiye istemiyoruz biz. Hepimiz bir ve beraberiz. Kanun ve anayasa karşısında hepimiz eşitiz. O elim hadisede 30'dan fazla insanımızı kaybettik. Ama 3 gün sonra aynı karanlık eller bi kez Erzincan'da üzücü bir hadiseye neden oldu. Orada'da canlarımızı yitirdik. Türkiye'yi bölmek isteyenler var, buna alet olmayalım. Bakın Suriye'de, Irak'ta ne oldu. Bu ülkelerdeki çeşitli etnik gruplar yakın zamana kadar beraber yaşıyordu. Onlar da dostluk içinde yaşıyordu. Bazı kara emelli, kara eller araya giriyorlar. Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. Türkiye'yi hiçbir zaman Suriye, Irak yapmayacağız. O yüzden 10 Ağustos'taki oyunuz çok önemli.' 'MİLLİ GELİRİ ŞİŞMAN KEDİLER YİYOR' Milletin emriyle yola çıktıklarını ifade eden İhsanoğlu, meclisteki 4 partiden 2'sinin kendi adaylarını gösterdiğini diğer 2 partinin ise kendisini tercih ettiklerini belirterek, 'Bu iki partiye teşekkür etmek lazım. Beni seçtikleri için değil. Türkiye'de bu makama layık çok insan var. 76 milyonluk millet kimleri çıkarttı. Bu milletten en 100 kişi bu makama layıktır. Ama bu iki parti anlaştı, fedakarlık yaptı. Kendisini düşünmedi, milleti düşündü' dedi. Partilerin, benim adamım,. senin damın mantığı gözetmeden hareket ettiğini anlatan İhsanoğlu şöyle devam etti: 'Düşündüler, tartıştılar. Dediler ki, 'Biz İhsanoğlu denilen kişiyi seçtik' dediler. Ben teşekkür ettim. 'Biz sizi istiyoruz, halk sizi istiyor' dediler. Sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Bahçeli'nin bu açıklamasından sonra Türkiye'de bulunan 13 parti en sağdan en sola kadar, milliyetçisi, muhafazakarı, merkez partisi, solcusu, sosyal demokratı, herkes geldi. Bu alay edilecek bir şey mi. Milletle mi alay ediyorsunuz. Size oy veren vatanperver ve sizin nimetinizden nimetperver olacak. Ama size oy vermeyen vatan düşmanı, hain olacak. Böyle siyaset olur mu. Bu ülkede yaşayan herkes, aslı vasfı ne olursa olsun, dini, mezhebi, meşrebi, etnisitesi ne olursa olsun Türk milletinin ferdidir, vatandaşıdır, kanunlar karşısında eşittir ve bu devlet ona aynı hizmetleri eşit şekilde vermesi lazım, ayrım yapmaması lazım. Oyunu ister A ister B partisine versin. 3'üncü dünya ülkelerinin ismini burada zikretmek istemiyorum. Çok ayıp olur, Türkiye bu noktaya gidiyor dersek. İşte borçlarımızın hali. Biz oraya mı gitmek istiyoruz yoksa Avrupa'ya mı. Bizim hedefimiz Atatürk'ün kurduğu hedeftir. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmaktır. Muasır medeniyet artık sırf Avrupa'da değil. Latin Amerika'da, Asya'da da var. Bizden çok geride olan, zamanında bizim kurtarmak için gittiğimiz Güney Kore o gün bir köydü. 81'de oraya gittim. O günkü Güney Kore'nin başkenti, o dönemki anadolunun en orta halli fakir kasabaları kadardı. Şimdi milli gelirde 20 bin doları geçtiler. Biz halen 10 bin dolardayız. O on bin dolar da adil şekilde dağılsa. Yunanistan 30, İspanya 30 bin dolar. Yunanistan'da 2-3 sene önce ekonomi dibe vurmuştu. İspanya duman olmuştu. Halen 4-5 senedir bizde milli gelir 10 binin üzerine çıkmadı. Çünkü o şeklen 10 bin dolar. 10 bin doların büyük kısmını şişko kediler yiyor zaten. Bu seçim Türkiye'de demokrasinin önünü açacaktır.' 'BENİM EN BÜYÜK SUÇUM MONŞER OLMAK' Kampanyaya gönüldaş ve fikirdaşlarının desteğiyle başladığını ve dostlarının verdiği arabalarla, bilet alarak, paralarının yettiği kadar otobüs giydirerek çaba gösterdiklerini ifade eden İhsanoğlu, şunları söyledi: 'Karşı tarafta devletin bütün imkanları, başbakanlığın, bakanlıkların tüm imkanları mevcut. Bakanların hepsi bir ağızdan İhsanoglu'na küfür etmek, iftira atmak ve yalan söylemekle meşgul. Suç uydurmakla meşgul. Benim en büyük suçlarımdan bir tanesi monşer olmaktır. 5553 sayılı yasaya göre Monşer olmak yasaktır. Monşer olanlar idama mahkumdur. Böyle bir şey olur mu? Sonra ben İsrail taraftarıymışım. Yahu ben hayatımı Filistin davasına addetmiş insanım. Ben Filistin'in BM'ye girmesi için çalışmış bir insanım. Ben Hamas ile Fetih arasındaki kavgayı ilk durduran, ilk ateşkesi sağlayan insanım. Sayın Abbas adına da beyanat uydurdular dediler ki 'Yok öyle bir şey.' Sayın Cumhurbaşkanı Abbas ile 19 Aralık 2006'da saat 10.00'da metni kabul ettik. 12.00'de bütün dünyaya ilan ettik. Ben bunu söylediğimde 'hayır siz yapmadınız, yok öyle bir şey'. Şimdi yine bir şey uydurmuşlar. 'BM'de Filistin kabul edildiği gün siz neredeydiniz'. Alp dağlarında kayak yapıyormuşum. Böyle saçma şey olur mu. BM'nin kabul edilmesinden önce Unesco'da kabul yaptık. Unesco'da çalıştım. Bazı fireler vardı. Birkaç ülkeden bizim üyemiz olan, olmayan bazı ülkelerde fireler vardı. Bunların olmaması için biz dedik ki 'Bu ülkelere Cumhurbaşkanları, bakanlarını gönderelim, ikna edelim, vazgeçmesinler'. Ben bunun için uğraştım. Ben bunları sağlarken, bir zatı muhterem o gün toplantıya denk geldi. Orada bir zatı muhterem gidiyor, BM salonu, Filistin heyeti başka tarafta, Türk heyeti en sonlarda oturuyor. Karar için oylama yapıldı. Çok parlak şekilde bizim sağladığımız oylarla oturum başkanı ilan etti, Filistin BM gözlemci üyesi oldu diye. Orada durmuş bekliyorlardı. Alkış kopunca, koşarak aşağı inip Abbas'ı kucaklıyor. Neden, ilk fotoğrafta o çıksın diye. Bu fotoğraf her yerde tebessüm konusu oldu başka bir şey değil. Gerisini siz anlayın. Şimdi birileri diyor ki 'Siz Alp dağlarında kayak yapıyordunuz, keyif çatıyordunuz. Sayın bakanımız BM'de Filistin'i savunuyordu'. Bunun aksini iddia edenlerin ortaya delil koyması lazım. Ben söylediğimin deliline sahibim. Benim Alp dağlarında kayak yaptığımı söyleyenler bunu delille ilan etsinler veya özür dilesinler. Bir daha da böyle çirkin iftiralar kullanmasınlar. Siz kendinizden eminseniz, niye iftira atıyorsunuz. Millet seçer sizi. Demokrasi var. Millet istediğini getirir, istediğini götürür. Başkasına iftira etmeyin, hakaret etmeyin bu dinimize aykırıdır. Bu Müslümanlığa yakışmaz. Kötü söz kullanmak, alay etmek. Siz din adına hareket ediyorsanız, bari dinin ahlak kısmına riayet ediniz.' 'ÜLKEYİ 12 SENEDİR KİM İDARE EDİYOR' Cmhurbaşkanlığı seçim kampanyasında kullanılan vesayet sisteminin sona erdirilmesi söylemlerine de değinen Ekmeleddin İhsanoğlu, rakiplerin Türkiye'nin vesayet sistemi altında inlediğini ve bunun kaldırılacağı söyleminin kullanıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: 'Vesayet sistemi nedir. Askeri, bürokratik vesayeti kaldıracağız. Peki 12 senedir devleti kim idare ediyor. 7 sene Çankaya'da Türk devletin Cumhurbaşkanı'nı kim seçti, hangi partiden. Böyle bir iddia olur mu. Cumhurbaşkanı başka bir partiden gelir, asker veya sivil olur. Anayasa Mahkemesi başkanı olur. O zaman dersin ki, bu vesayet sistemi. Ama sizin adamınız partinizin kurucusu. Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Hem sayın Cumhurbaşkanımıza hem başbakana o makamları işgal ettiği için saygı duyuyorum. Benim aile terbiyem bunu gerektirir. Vesayet nedir. Efendim 12 Eylül'ün getirdiği kanunlar. E peki. Onların hepsini kaldırıp, değiştirdiniz. YÖK, RTÜK kanunu, Seçim kanunu ve Sendikalar kanunu kaldı. Peki 12 senedir niye bunları değiştirmediniz. (Eliyle Rabia işareti yaparak) İşte burada o 4. 17 Eylül'den beri var. Niye 4, niye sıfırlamadınız bunları. Kanunları yeni vesayeti artırmak için değiştirdiler. Vesayet sistemini kaldıracağım diyenler, kendi vesayet sistemini getirecekler. O partiye oy verenlere saygılıyız. ama siz o oyları kendi şahsi emelleriniz, şahsi propagandanız, kendi şahsi gücünüzü artırmak için kullanamazsınız. Kendi arzunuzla bunu yapamazsınız. Millet bunu kabul etmedi. Meclis de bunu kabul etmedi. Siz mevcut Anayasa'ya göre seçileceksiniz. Seçilecek kişi mevcut Anayasanın hükümlerine göre devleti idare edecek. Millet sadece sana oy veren 45.6 değil. Milletin adı yüzde 100 dür, 76 milyondur. Seçilen Cumhurbaşkanı 76 milyonun hepsinin temsilcisi olmalı. Hepsinin birlik ve beraberliğinin temsilcisi olmalı. Böyle olmadığı takdirde bu gemi su alır. Biz bu geminin su almasını hiç istemeyiz. Bu fırtınalı günlerde Türkiye'nin selametle rotasını çizmeli, biz istiyoruz ki Türkiye istikrar içerisinde büyüsün. Türkiye'de insanlar korkuyor. İnsanlar korkudan kurtulsun. Telefon dinlemelerinden, ortam dinlemelerinden.' 'TÜRKMENLER İLE MEŞGUL OLUN' Basın özgürlükleri konusunda Türkiye'nin Bulgaristan ve Ermanistan'dan geride olduğunu, yavaş yavaş Kuzey Kore seviyesine yükseldiğini hatırlatan İhsanoğlu, 'Böyle şey olur mu. Türkiye AB'ye girmek isterken isterken bu seviyeye düştü.' dedi. Ekonominin de sıkıntıda olduğunu iddia eden İhsanoğlu şöyle devam etti: 'Ekonomiden bahsederken sorumlu bakan bunu söylüyor, sanayinin ekonomideki payının azaldığını söylüyor. İnşaat sektörü var. İnşaat sektöründeki balon patlarsa bir çok insan büyük sıkıntıya girecektir. Türkiye'nin gerçekten huzura, istikrara ihtiyacı vardır. Türkiye'nin yurt dışında itibarını korumaya ihtiyacı vardır. Türkiye eğer hale 49 evladını Irak'tan kurtaramamışsa bu çok acı bir şeydir. Her gün sabahtan akşama kadar Gazze'deki kardeşlerimiz için dövünüyorsa, milleti de o şekilde heyecanlandırıyorsa durum böyle olmamalı. Şimdi garip garip insanlar ülkemizde cihad namazı kılıyorlar. Ne demek cihad, kime karşı cihad. Cihadın manasını bilmiyor bunlar. Peygamber efendimiz, müşrikleri def ettikten sonra sahabe kirama diyor ki 'Biz küçük cihaddan zafer çıktık diyor, şimdi asıl büyük cihada yönelmemiz lazım.' diyor. Sahabe diyor ki 'Ey Allah'ın resulu büyük cihad nedir.' Diyor ki , 'Büyük cihad, nefse karşı mücadeledir' diyor. Bir çok ülkede bazı gruplar var. Terörist caniler, hep cihad adını kullanıyor. Bunların hepsi İslam'ın düşmanıdır. En büyük düşmanıdır bunlar. Biz maalesef bunlarla uğraşmayı bıraktık. Sabahtan akşama kadar Gazze diye dövünüyoruz. İyi de Gazze için ne yapıyoruz. Bunu bırakıp yardım edelim, ama bütün kapılar kapalı bize. 'Başkanlar telefona çıkmıyor' diyorlar. Türkiye bu noktaya çıkacak ülke mi. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı dost, müttefik bir ülkenin başkanı ile konuşmak istediğinde karşı taraf bundan kaçınıyorsa bunu düşünmek lazım. Türkiye'nin bunlardan kurtulması lazım. Türkiye'nin Türkler ile Türkmenler ile meşgul olması lazım. Varsa yoksa İsrail'i kınıyoruz.' 'AK PARTİLİLERDEN DE OY BEKLİYORUM' 10 Ağustos'ta verilecek oyların önemli olduğunu belirten İhsanoğlu seçim sonucunun Türkiye'nin önünü ya kapayacağını, ya da açacağını belirterek şunları söyledi: '10 Ağustos'taki seçimler parti seçimi değil, mebus seçimi, belediye seçimi değil. Burada bulunan herkes 30 Mart'ta istediği partiye oy vermiştir. Ben de öyle yaptım. Ama bu seçimde 3 tane aday bir sandalye var. Başka yok. Biz 12 partiden olduğu gibi Ak Parti'den de bu desteği bekliyoruz. Onlar bizim kardeşimizdir. Siyasi tercihi öyle kullanmıştır, saygı duyarız. Kardeşlerimize sesleniyorum, siz partinizi de korumak istiyorsanız, ülkenin de öfkeli ellere düşmemesini istemiyorsanız. Siz devletin başında, serinkanlı, dünyanın tanıdığı sevdiği, saygı duyduğu, komşularının, batının tanıdığı bir adam. O adam sizin gibi muhafazakar, milliyetçi, demokrat, dindar, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'ndaki niteliklerine sahip, milli birlik ve bütünlüğe sahip bir adam. Hem size hem bize yakın. Ama sizden yana bizim, bizden yana sizin aleyhinizde olmayacak bir adam. Gelin bunu seçiniz. Yine siz kendi partinizi de koruyun. Siz de partinin dağılmasını istemiyorsanız, bunu tercih edin. Ben bu yolun başında, teklif geldiği anda çok seçkin arkadaşlarıma danıştım. Ak Parti kurucuları arasında, çünkü bana da kuruculuk teklifi gelmişti teşekkür ettim. Gündelik siyasette olmak istemedim. Ak Parti'nin kurucuları bana 'Lütfen kabul ediniz, memleketin size sizin tecrübenize, sizin gibi sakin bir insana ihtiyacı var. Türkiye'yi rahatlatacak, gerginliği giderecek ve herkesi kucaklayacak insana ihtiyaç var lütfen kabul edin' dediler ve ben böyle yola çıktım, kabul ettim. Ben bize oy verecekler arasında AK Partili kardeşlerimiz olduğuna da inanıyorum.' 'EKMEĞİ PAYLAŞIRIZ, VATANI ASLA' Konuşmasının sonunda mevki kavgası değil, ekmek davası için yola çıktıklarını dile getiren İhsanoğlu sözlerini şöyle noktaladı: 'Biz bu ekmeği büyütmek, refahı artırmak, huzuru getirmek istiyoruz. Türkiye'nin tekrar 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ülküsünde yol almasını sağlamak istiyoruz. Biz sevgi, saygı, birlik tohumları ekmek istiyoruz, dirlik ekmek istiyoruz. Ekmeğimiz büyüsün, mutluluk ve refahımız artsın. Büyüttüğümüz ekmeği ahlaklıca paylaşalım. Karınlarımız doysun. Bize dışarıdan gelen misafirlerimizle de paylaşalım. Paylaştıkça bereket artar. Biz ekmeğimizi paylaşmaya hazırız ama toprağımızı, vatanımızı asla paylaşmayız.' İhsanoğlu programın ardından yürüyerek dinleneceği otele geldi. Sevgi gösterisinde bulunan kişilerle fotoğraf çektirdi. İhsanoğlu her fotoğraf için bir oy istedi. Kentteki bir yerel televizyonun canlı yayınına katıldı. SİVAS, DHA
Reklam
Sivrisinekler Hakkında 16 İlginç Gerçek
etiket
Sivrisinekler, yaz aylarının en büyük düşmanları... Akşam bahçede oturtmazlar, keyiflendirtmezler, uyutmazlar, hatta bazen hastalık bile bulaştırırlar. En iyisi öldürmek... Kaynak: http://thoughtcatalog.com/michael-koh/2014/06/16-things-you-didnt-know-about-mosquitoes/
Hangi Divan Şairisiniz?
etiket
'Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı / Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı' Mevlana mısın, Fuzuli mi, Nedim mi? Testi çöz, hangi divan şairi olduğunu öğren!
Reklam
12 Harika Fotoğraf ile Salyangozların Minyatür Dünyasına Hoşgeldiniz!
Ukraynalı doğa fotoğrafçısı Vyacheslav Kosyrin bu çalışmasında bizleri  salyangozların dünyasına götürüyor. Yanından geçerken hiç farkına varmadığımız binlerce minik dünya var aslında dünyamızın içerisinde.Sanatçı bu minyatür dünyaları çocukluk yıllarında babasıyla birlikte mantar toplarken keşfetmiş ve fotoğrafçı olduğunda da bu dünyaları insanlara tanıtmayı amaç haline getirmiş. Harika manzaralar ve yüksek kalite fotoğraflar ile salyangozların dünyasına mükemmel bir bakış.İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Ay'ın Limon Şeklinde Olduğu Keşfedildi
Ay’a yaptığımız ziyaretler, doğal uydumuzun şehir efsanelerindeki gibi denizlerle örtülü veya garip uzaylılara yuva olmadığını bize öğretti. Ancak Ay’ın hâlâ bizleri şaşırtacak, gizli kalmış yanları varmış… Bu haftanın başında, yani Neil Amstrong Ay’a ayak bastıktan 45 yıl sonra, bilim insanları Ay’ın şeklinin sanıldığı gibi tam daire olmadığını keşfetti. Araştırmanın öncülerinden Dr. Ian Garrick-Bethell, Ay’ın bir çıkıntıya sahip olduğunu ve limona benzediğini keşfettiklerini Nature’da yayınlayan makalesinde açıkladı. Garrick-Bethell ve ekibi, Ay’ın bu hale sonradan geldiğini belirtiyor. Onlara göre, Dünya ile Ay arasındaki yörünge güçlerinin ortaya çıkardığı sürtünme, Ay’ın bazı bölümlerinde çıkıntıların oluşmasına sebep oluyor. Ay Dünya’dan uzaklaşıp dönme hızını azalttığında, çıkıntı donuyor ve Ay’ın günümüzdeki garip çıkıntısını oluşturuyor. Kaliforniya Üniversitesi’nden Garrick-Bethell, Ay’ın coğrafi yapısını hesaplamadan önce, lazer yükseklik ölçer kullanarak Ay’ın yüzeyinin çok yüksek doğruluklu bir haritasını çıkardı. Tüm bu eforların amacı, Ay’ın gerçek şeklini görebilmekti ve uydumuzun limona benzediğini keşfetmeyi kimse beklemiyordu.Stuff
Özellikle Anneannelerimizi Çok Mutlu Edecek 21 Dantel İçeren Sokak Sanatı Örneği
Sokak sanatı modern çağa ait bir gelişme olarak görülse de Polonyalı sanatçı NeSpoon bu tabuyu yıkmak üzere. Geleneksel dantel işlemeleri ile modern sanatın aynı anda uygulandığı bu ilginç çalışmalar görenlere karmaşık duygular yaşatıyor. Hatta bazı çalışmalarında boya kullanmayıp sadece tığ işi danteller kullanan sanatçı adeta ninelerimizin ruhunu okşuyor :)İyi eğlenceler dileriz...
'Hiçbir Türk Oyuncuyu Hrant'ı Oynamaya İkna Edemedim'
etiket
Yönetmen Fatih Akın , 2007'de öldürülen ve hâlâ davası sonuçlanmayan eski Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink hakkında film yapmak için senaryo yazdığını söyledi. “Hrant’ın Agos’ta yayımlanan 12 yazısını temel aldım' diyen Fatih Akın, 'Hiçbir Türk oyuncunun Hrant rolünü oynamaya ikna olmadığını' söyledi. Akın'a göre, oyuncuların gösterdiği gerekçe 'senaryonun sert olması.' Evrim Kaya’nın Agos gazetesinde yer alan haberine göre, Akın, yapmak istediği bir başka senaryonun da Amerika’ya giden Anadolu gezginleri olduğunu belirterek, “Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” ifadelerini kullandı. Hrant Dink projesini dondurmak zorunda kaldığını belirten Fatih Akın “Aslında Hrant Dink hakkında kurmaca bir film yapmayı planlamıştım. Hrant’ın Agos’ta yayımlanan 12 yazısını temel alan bir senaryo yazdım. Hiçbir Türk oyuncuyu Hrant rolünü oynamaya ikna edemedim; hepsi senaryomu fazla sert buldu. Bu nedenle projeyi dondurmak zorunda kaldım. Hrant’ı anlatan bir filmin ‘Türk filmi’ olması da önemliydi. Demek ki zamanı gelmemiş… Hrant’ın 1915 üzerine yazdığı kimi yazılar çok büyüleyici, görsel olarak da çok güçlüydü. Yine Hrant nedeniyle, 1915 üzerine çok okumuş, çok araştırma yapmıştım” ifadelerini kullandı. Gerçekleştirmek istediği iki senaryoyu ‘The Cut’ filminde birleştirdiğini belirten Akın, “Gerçekleştirmek istediğim başka bir senaryo daha vardı: Amerika’ya giden Anadolu gezginler üzerine bir hikâye; bir tür western. Sonuçta Hrant senaryosundan kimi parçaları bu Western’le birleştirdim ve ortaya ‘The Cut’ çıktı. Bazen, ben konuyu seçmedim, konu beni seçti diye düşünüyorum. Bu film korkunun sonuçlarını soyut bir şekilde ele alıyor. Şeytan dışımızda değildir, sinsice içimize sokulur. Onu bir tek kendimiz kovup atabiliriz. Şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türkiye bu filme hazır” dedi. T24
Reklam
70 Yıllık Salinger Öyküleri İlk Kez Kitap Oldu
“Çavdar Tarlasında Çocuklar”ın yazarı J.D. Salinger’ın 1940’lı yıllarda küçük dergilerde yayımladığı hikayeler 70 yıl sonra ilk kez kitap halinde satışa sunuldu. Salinger’ın 20’li yaşlarında yazdığı “The Young Folks”, “Go See Eddie” ve “Once a Week Won’t Kill You” adlı üç hikaye, bağımsız bir yayınevinin yayım haklarını almasıyla yeniden basıldı. 2010 yılında hayatını kaybeden Salinger, New Yorker’da “Hapworth 16, 1924” hikayesinin 1965’te çıkmasından sonra hiçbir şey yayımlamamıştı. Kısa öykülerinin iki ciltte bir araya getirilmesinden memnun olmadığını 1974’te New York Times’a “sevdiğiniz ceketinizi birinin dolabınıza girip çaldığını düşünün, işte öyle hissediyorum” sözleriyle anlatmıştı. Bağımsız yayınevi Devault-Graves, üç erken dönem hikayesini bir araya getiren kitabın, Salinger’ın 50 yıldır yasalara uygun şekilde basılacak ilk kitabı olduğunu söylüyor. 2013 yılında yazarla ilgili bir belgeselden, “Çavdar Tarlasında Çocuklar”dan önce yazılmış 21 hikaye olduğunu öğrendikten sonra bunların yayın haklarının peşine düşen yayımcılar Tom Graves ve Darrin Devault, üç tanesinin haklarını yazarın haklarını koruyan Salinger Trust’tan almayı başardı. “The Young Folks” 1940’da Story dergisinde yayımlanmıştı. Bu hikaye Devault ve Graves’in sözlerine göre, “New York’un kokteyl sosyetesinin ve birbirleriyle neredeyse tamamen anlamsız ve boş bir konuşma içerisine giren iki genç insanın etkileyici bir resmini çiziyor.” Aynı yıl Kansas Üniversitesi’nde çıkan dergide yer alan “Go See Eddie” ise, “kötü bir erkek karakterin Eddie adlı bir adamı görmesi için genç bir kadını tehdit edişinin hikayesini anlatıyor.” Son hikaye “Once a Week Won’t Kill You” 1944 yılında Story dergisinde çıkmıştı ve “görünürde bir askerin yaşlanan teyzesine savaşa gittiğini anlatmaya çalışmasını” konu alıyor.Milliyet Sanat
Reklam
Led Zeppelin'den Alternatif 'Stairway To Heaven' Kaydı
Dünyaca ünlü rock grubu Led Zeppelin, 43 yıl önce yaptığı efsane şarkı Stairway to Heaven'ın daha önce hiç yayımlanmamış bir versiyonunu piyasaya çıkartacak.(soL - Kültür) Ünlü rock grubu Led Zeppelin, yeni yayımlayacağı albümde 'Stairway to Heaven' şarkısının daha önce duyulmamış bir versiyonuna yer verecek.1971 yılında yayımlanan ve Led Zeppelin IV adıyla bilinen albümde yer alan meşhur şarkı, grubun efsanevi gitaristi Jimmy Page tarafından yazılmış ve kaydedilmişti. Tüm dünyada 37 milyon kopya satılan albümde yer alan şarkı, grubun 'simgesi' haline gelmişti.Ekim ayında yeniden yayımlanacak olan albümün yine Jimmy Page gözetiminde düzenlendiği belirtiliyor. Albümün yayıncısı Atlantic Records tarafından yapılan açıklamada, Stairway to Heaven'ın Los Angeles'taki Sunset Sound Studio'da mix edildiği vurgulandı.Alternatif versiyonu, kaybolup gitmekten Jimmy Page'in kurtardığı söylenirken, Page, konu hakkında ayrıntı vermekten kaçındı.Albümün, yine ünlü Led Zeppelin şarkılarından 'Rock And Roll', 'Black Dog' ve 'When The Levee Breaks', 'Misty Mountain Hop', 'Four Sticks' ve 'Going To California'nın da alternatif versiyonlarını içereceği açıklandı.Led Zeppelin - Stairway to Heaven
Yahudi Yazar ve Bilim İnsanı Finkelstein ABD'de Gözaltına Alındı
ABD'de İsrail'in Gazze'ye saldırılarını protesto eden ünlü Yahudi yazar ve bilim adamı Norman Finkelstein ve yaklaşık 20'ye yakın arkadaşı gözaltına alındı. İsrail'in Filistin'e yönelik uygulamalarını ağır şekilde eleştirmesiyle tanınan siyaset bilimcisi Finkelstein ve arkadaşlarının gözaltına alınmasına neden olan protesto, New York'ta bulunan İsrail’in BM Daimi Temsilciliği önünde gerçekleşti. İnternet üzerinden protesto çağrısı yapan Finkelstein'e birçok Amerikalı aktivist destek verdi. Yerel saatle 12.00 sıralarında İsrail misyon binası üzerinde toplanan göstericiler, New York'un en işlek arterlerinden 2. Cadde'yi trafiğe kapatmak istedi. Cadde üzerine yatarak trafiği kesen Finkelstein ve diğer eylemcilere ilk müdahale İsrail’in BM Daimi Temsilciliği önünde nöbet tutan güvenlik güçleri tarafından yapıldı. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, bir grup vatandaş da sloganlar atarak göstericilere destek verdi. Elleri kelepçelenen göstericiler, polis araçlarına bindirilerek sorgulanmak üzere merkeze götürüldü. Finkelstein, İsrail'in Nazilerin uyguladığı zulmü istismar ederek Filistin'de işlediği suçlara meşruluk kazandırdığını savunuyor. Muhabir: Bilgin S. Şaşmaz / AA
Fatih Akın'a Hamburg Film Festivali'nde Ödül
Yönetmen, senarist ve yapımcı Fatih Akın, Hamburg Film Festivali'nde Douglas-Sirk Ödülü 2014'e layık görüldü. Wiederspiegel, yönetmen Akın'ın sadece Almanya'daki Türkiye kökenliler için bir örnek olmadığını, özel bir ekol oluşturduğunu belirtti. Fatih Akın'ın filmlerinin ağırlıklı Hamburg'da oynadığını hatırlatan Wiederspiegel, Akın için 'Şehrimizin, sinemanın dünya haritasında yer almasını sağlıyor' ifadelerini kullandı. Douglas-Sirk Ödülü, Hamburg'da doğmuş yönetmen Douglas Sirk'in ismini taşıyor ve 1995 yılından beri film kültürüne destek sağlayan kişilere veriliyor. Hamburg doğumlu olan Fatih Akın'a, ödülü, yeni filmi 'The Cut'ın 27 Eylül'de Almanya galasında verilecek. Fatih Akın, başrollerinde Meltem Cumbul, Güven Kıraç, Sibel Kekilli ve Birol Ünel'in yer aldığı Duvara Karşı (Gegen Die Wand) isimli projesiyle 2004'te Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü'nü kazanmıştı. Fatih Akın, bu yıl 71.'si düzenlenecek olan Venedik Film Festivali'nde 'The Cut' filmi ile 'en iyi film' başta olmak üzere birçok kategoride yarışacak.Al Jazeera
Reklam