onedio
İki Beyin Arası İletişim Sağlandı
Böyle diyince zaten yapmadığımız bişeymiş gibi geliyor ancak bilimde incelebilirliği olması gerektiği için ilk defacasına başlık atıyoruz. Biraz ilginçleştirecek olursak Hindistan’ daki bir kişi Fransa ‘daki üç kişiye bilgi göndermeyi başardı. Harvard’dan Starlab’a, Axilum Robotics dahil karma bir ekip mevcut.Bilgi transferinde tespit edilen uzaklık 8.000 KM olarak kayıt altına alındı. Bu projenin asıl amacı, bilgisayarların insanları doğrudan anlaması düşüncesi. Bu sayede askeri müdahelelerde robotlar askerlerin anlık tepkilerini, asker sanal bir odadayken robotlara yansıtabilecek.Daha detaylı bilgi için;http://www.sciencealert.com.au/news/20140409-26123.html
Türk Bilim Adamları Deve Kuşu Yumurtasından Doğal Yara Bandı Üretti
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Durmuş ile Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Çelik, yaklaşık 14 yıldır sürdürdükleri çalışmalar sonucunda, deve kuşu yumurta zarından doğal yara örtü malzemesi üretti.Yaklaşık 20 yıldır biyomateryaller üzerinde araştırma yapan öğretim üyeleri, 2000'li yıllarda çalışmalarına deve kuşu yumurtasını ekledi. Geçen yıl yumurta kabuğundan insan kemiği dolgu maddesi üreten Durmuş ve Çelik, şimdi de kabuk zarından yara bandı elde etti.Prof. Dr. Durmuş, yaptığı açıklamada, yaklaşık 14 yıldır üzerinde çalıştıkları konuların ana ham madde kaynağının, deve kuşu yumurtası olduğunu söyledi. Birçok tıbbi ürünün çok yüksek fiyata ithal edildiğini belirten Durmuş, 'Acaba kendi imkanlarımızla yurt içi kaynaklarını kullanarak yeni malzemeler geliştirebilir miyiz?' düşüncesiyle çalışmalara start verdiklerini ifade etti.Deve kuşu yumurtası kabuğunun iç kısmından aldıkları zarın, ağız mukozasında ve deride yara örtü malzemesi olarak kullanabilmesi için araştırmalar yaptıklarını anlatan Durmuş, 'Bu zarı pratik anlamda nasıl kullanabiliriz, bundan yara bandı çıkarabilir miyiz?' diye düşündük. Buna istinaden yara bandı ürettik. Yaklaşık 3 hayvan deneyi yaparak deneme çalışmalarını tamamladık. Çok iyi sonuçlar elde ettik. Bunlardan biri doktora tezi oldu. Uluslararası kongrede ödül aldık' diye konuştu.' Zarın özelliğini bozmadan yara bandına taşıdık 'Durmuş, klinisyen olarak uyguladıkları malzemenin, her zaman doku tarafından kabul edilmesini beklediklerini, çünkü eğer doku malzemeyi kabul etmezse enfeksiyon oluştuğunu vurguladı. Bunun sonucunda da yapılan ameliyat, kullanılan malzeme ve ödenen paraların boşa gittiğine işaret eden Durmuş, şunları kaydetti:'Bu nedenle 'Dokunun çok daha iyi kabul edebileceği, organik ne gibi malzemeler kullanabiliriz?' diyerek sert ve yumuşak doku çalışmaları yaptık. Bununla ilgili çeşitli ürünler çıkardık. Yara bandı da bu ürünlerden biri. Deve kuşu yumurtasının içinde barındırdığı birçok özelliği bozmadan yara bandına taşıdık. Çalışmalarımızı genişletmek adına geçen yıl bir şirket kurduk. Şirketi, hem deve kuşu ve tavuğun yumurta kabuğunun yapılarını bozmadan toz halinde ham madde üretebilmek hem de ağız ve diş bakımında kullanılabilecek doğal diş macununu üretmek adına kurduk. Zarla ilgili de Konya Teknokent'in kuluçka merkezine bir proje sunduk ve projemiz kabul edildi. Şu anda orada bu malzemelerin üretimiyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Tabii teknokentlerdeki şirketler seri üretim yapmıyor. Bu nedenle yatırımcı arayışlarımız devam ediyor. Bu konuyla ilgilenen firmalar olursa, ortak üretimler yapabiliriz.'Neden deve kuşu yumurtası ?Prof. Dr. İlhami Çelik ise yumurtanın, içinde yavru barındırdığı için çok özel yapıya sahip olduğunun altını çizdi.Yumurta kabuk altı zarlarının, vücuttaki bağ dokusunun hücreler arası bölgesindeki ipliksel yapılarına çok benzeyen ipliklerden oluştuğunu dile getiren Çelik, 'Bu iplikler birbirlerine paralel demetler halinde yerleşmiştir ve aralarında delikçikler vardır. Bu özelliğiyle yumurta kabuk zarları, özellikle açık yaraların veya ağız yaralarının kapatılabilmesinde kullanılabilecek yara örtü malzemesi olma potansiyeline sahiptir. Biz de bundan hareketle yara örtü malzemesi ortaya çıkardık' dedi.Günümüzde kullanılan yara bantlarının, yara iyileşmesini kolaylaştıran moleküller içermediğini, sadece yara üzerini kapatarak bakteriyel bulaşmayı engelleyebildiğini belirten Çelik, şöyle devam etti:'Ürünümüz, günümüzde kullanılan yara bantlarından çok farklı özellikte. Ürettiğimiz yara örtü malzemesinde; yara iyileşmesini hızlandıran, bakterilerin çoğalmasını durduran ve öldüren yumurta kabuk zarındaki bir takım materyaller bulunuyor. Yara bandımız biyoaktif özellik taşımaktadır. Deve kuşu yumurtasının kabuk zarı DNA içermediğinden dolayı, üründe doku reddi reaksiyonu gerçekleşmiyor. Ayrıca hastalık bulaşma riski de olmuyor. Bu, hem ağız içinde iyileşmesi zor, inatçı yaraların hem de deri yaralarının örtülmesinde fizyolojik iyileşme için kullanılabilecek bir materyaldir.'AA
Jimi Jamison Hayatını Kaybetti
'Eye of The Tiger”ı besteleyen grup Survivor'ın vokali Jimi Jamison, 63 yaşında hayatını kaybettiRocky filmlerinin tema müziği olarak kullanılan ve dünyada en çok bilinen şarkılardan biri olan “Eye of The Tiger”ı besteleyen grup Survivor’ın solisti Jimi Jamison, 63 yaşında öldü.Kendine has sesiyle hafızalarda yer edinen Jamison’ın pazartesi gecesi kalp krizi nedeniyle ABD’nin Tennessee Eyaleti’nin Memphis kentinde yalnız yaşadığı evinde oğlu tarafından ölü bulunduğu açıklandı.Haber Türk
Mutlaka Keşfedilmesi Gereken 5 Rota
Yurt dışından bir misafiriniz gelse ve Türkiye’yi gezmek istese nasıl bir yol çizerdiniz? Sizin için en keyifli 5 rotayı çıkardık... Bu liste kimseyi yarı yolda bırakmaz. Misafiriniz en uygun fiyata bu yerleri gezmek istiyorsa da, TAG’ı önermeyi unutmayın. Yurtdışından araba paylaşma platformlarına zaten alışıklardır...
Reklam
Çaycılığı Profesörlüğe Tercih Etti
Berk, bir yanda kanserli hücreleri takip edebilecek mikroskobu geliştiren bir profesör, diğer yandan girişimcilik ruhuyla vatanını tercih eden bir çaycı! Berk, bir alışveriş merkezinde açtığı ‘Çaycı’ isimli dükkanında 1 liraya çay satıyor.Veysel Berk, akademik hayatı başarılarla dolu bir bilim adamı. ABD’nin eski enerji bakanı aynı zamanda Nobel ödüllü Steven Chu ile kansere çözüm bulacak mikroskobu geliştirmek üzere çalışmalar yapıyor. Onu ‘kanser tedavisini bulan Türk’ olarak haberimize konu ettiğimizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.Zira Berk, çaycılığı profersörlüğe tercih ettiği sıra dışı hikâyesiyle gündemimizde. Stanford Üniversitesi’nden aldığı profesörlük teklifini annesinin rahatsızlığı ve vatan hasreti nedeniyle geri çeviren Berk, şimdi Türkiye’de çaycılık yapıyor. Bir alışveriş merkezine açtığı ‘Çaycı’ isimli dükkânında 1 TL’ye çay satıyor.BURSLU OLARAK KAZANMIŞTIVeysel Berk, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nü bitirdikten sonra eğitimine Amerika’da devam etmiş. Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de staj yapan Berk, University of California Berkeley’den doktora programına burslu kabul almış.Ardından Nobel ödüllü bilim adamı Steven Chu’dan doktora sonrası çalışmak için davet gelmiş. Berk, “Obama başkan seçildiğinde bizim hocayı enerji bakanı olarak atadı. Laboratuvar da bize kaldı. Gün ışığını kullanan bir mikroskop yaptık. Dünyada ilk defa vücudumuza giren ve kronik hastalıklara sebep olan mikropları canlı izleme şansı elde ettik.” diyor.Stanford Üniversitesi de Nobel ödüllü bir bilim adamıyla bu mikroskobun kullanılacağı bir enstitü kurmasını istemiş. Berk, zeminin üç kat altında, kapısı iki ton kurşunla kaplı odada çalışırken can sıkıntısından Wallit uygulamasını bulmuş. 6 ayda geliştirdiği uygulama Apple tarafından dünyanın 127 ülkesinde future app seçilmiş.8 ay önce Türkiye’ye geri dönen Veysel Berk, ‘Herkese benden çay’ sloganı ile yola çıkarak, ‘Çaycı’ isimli dükkânı açmış. AVM’lerde çay içilebilecek bir yer olmadığını gözlemleyerek bu işe başladığını söylüyor Berk. Ona göre kendisinde ‘Çaycı’ fikrinin oluşmasındaki en önemli sebep, Türkiye’nin en yakın rakibinden 3 kat daha fazla çay içen bir ülke olması.Yapılan bir araştırmayı hatırlatan Berk, “Türkiye’de her gün 250 milyon bardak çay içiliyor. Buradan yola çıkarak 15 dakikada çay demlenecek bir yer açmaya karar verdik.” diye konuşuyor. Günün herhangi bir saatinde içilen çayın lezzeti ve tadı aynı olmalı Berk’e göre. “Aynı kalitede çay tadı yakalayabilmek için porselenden metale kadar tüm demlikleri denedik. Son olarak bir şirketin ürettiği çay makinesini seçerek üzerinde çalışmaya karar verdik. Bu makine tam istediğim lezzette çay demleyemiyordu. Demleme ısısından dakikasına kadar birçok özelliği değiştirdim. Hataları da üretici şirkete göndererek makine özelliklerinin de değişmesini sağladım.” yorumunu yapıyor. Bu işe 3 kişi ile başladıklarını hatırlatan Berk, “İlk günlerde 3 kişiydik. Şimdi 8 kişi ile beraber çalışıyoruz. İlerleyen günlerde hem bu sayıyı artırmayı hem de mağaza sayısını artırmayı düşünüyoruz.” ifadelerini kullanıyor.AVM’de satılan çayın 1 TL olması da işin en dikkat çekici yanı. Berk, yanı başlarındaki dükkânlarda çayın fiyatının 2,5 TL’den 7,5 TL’ye kadar çıktığını belirtiyor. Kendilerine AVM gibi bir yerde 1 TL’ye çay satmanın riskini soruyoruz, “Fiyat konusunu müşterilerin isteğine bıraktık ve bir anket düzenledik. Günde bin bardaktan fazla çay satıyoruz. Riskli bir durum olduğunun ben de farkındaydım ancak AVM’de eksik olan bir şeyi yaptık.” cevabını veriyor.34 yaşındaki Berk’in profesörlük yerine çaycılığı tercih etmesi, çevresindekilerin de şaşkınlığına sebep olmuş. Bunların başında da babası geliyor. “Bir gün babama çaycı dükkânı açacağımı söyledim. Bana güldü. Bir gün sonra bana ‘Oğlum sen profesör müsün, çaycı mı?’ diye sordu.” diyor. “Amerika ile irtibatlarınızı kopardınız mı?” sorusuna, “2 ayda bir gidiyorum. Video konferans ile çalışmaları takip ediyorum. Gerektiğinde doktora öğrencilerine mikroskobun nasıl kurulacağını anlatıyorum gittiğimde.” cevabını veren Berk, Steven Chu’dan da yakayı kurtarabilmiş değil!
Dizi İçin Meryem Ana Kilisesi'ni Ayakta Tutan Demirleri Kestiler
‘Bazı emanetler yürekte taşınır’ sloganıyla Fox TV’de yayına başlayan Emanet dizisinin çekildiği tarihi Meryem Ana Kilisesi’ni ayakta tutan demir gergiler kesildi. Kapadokyalılar suç duyurusunda bulundu; yapım şirketi ise iddiayı yalanlıyorNevşehir'de 1849 yılında inşa edilen Meryem Ana Kilisesi'nde sütunları birbirine bağlayan, bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan yapının ayakta durması için hayati önem taşıyan 2 gergi demir kesildi. Demirlerin, fox tv’de başlayan 'Emanet' dizisi ekibince daha rahat çekim yapabilmek için kesildiği öne sürülüyor; yapım şirketi iddiayı yalanlıyor.Kapadokya’da, 1924’teki mübadelede gönderilen Rumlardan kalan tarihi kilise, kültür varlığı olarak tescil edilmesine rağmen restorasyon bir türlü başlatılmadığı için yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Adını duvarlarındaki Hz. Meryem'in ölümünün (Koimesis) tasvir edildiği mozaiklerden alan kilise, Rumların gönderilmesinden sonra 1950-1983 yılları arasında Nevşehir cezaevi olarak kullanıldı. 1983 yılında boşaltılan kilise, 1986 yılında Milli emlak Müdürlüğü tarafından kültürel faaliyetlerde kullanılmak şartıyla Nevşehir Belediyesi'ne tahsis edildi. O günden beri restore edilmeyen ve kaderine terk edilen kilisede, geçen haftalarda Fox Tv'de yayınlanacak ‘Emanet’ dizisinin çekimleri yapıldı. İddialara göre çekim ekibi, kilise içerisine yerleştirilemeyen kameraları gerekçe göstererek yapının sütunlarını birbirine bağlayan iki gergi demirini kesti. Kesilen demirler kilise içine bırakıldı.Meryem Ana Kilisesi’ni ayakta tutan sütunların arasındaki demir gergiler kesildi.Demir gergilerin dikkatlice kesildiği görülüyor.‘Babalarının çiftliği mi?’Savcılığa suç duyurusunda bulunan Kapadokya Tarih Kültür Araştırma ve Koruma Derneği Başkanı Mükremin Tokmak, 'Demirlerden ikisi elektriğin olmadığı bir yerde 'spiral' kullanılarak kesilmiş. Demirlerin dışarı çıkarılmamış olması hırsızlık ihtimalini düşürüyor' dedi. Tokmak, dizi çekimleriyle ilgili ise 'Kapadokya'yı babalarının çiftliği gibi kullanıyorlar. Bu demirlerin kesilmesi durumunda çatı, çok ağır olduğundan mutlaka çöker. Müze Müdürlüğü 'Biz karışamayız' diyor. Bakanlık kiliseyi belediyeye tahsis etmiş ki belediye ise bu bölgede bulunan 3 bin adet eski Rum evlerini kentsel dönüşüm adı altında yıktı. Tahribat çok büyük' diye konuştu.Kilisenin yapısını iyi bilen Nevşehirli restorasyon uzmanı mimar Doğan Onur Araz da kilisede kesilen gergi demirlerinin yapının ayakta durabilmesi için hayati önem taşıdığını belirtti.‘Zaten harabe’ymiş!Dizinin yapımcılığını yürüten Gold Yapım Şirketi yetkilileri ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Yapım şirketi yetkililerinden Ahsen Tüzün, ekiplerinin tarihi yapılarda son derece titizlikle çalıştığını belirterek 'Kilisede birkaç kez çekim yaptık. Zaten oldukça bakımsız ve harabeyi andıran bir yapı. Tarihi mekânlarda herhangi bir çivi dahi çakmadan, sanat tarihçileriyle çalışıyoruz. Bizle ilgili bir durum değil. Zaten savcılıkta da bu yönde ifade kullandık' diye konuştu.Dizinin sahnelerinden birinde de demir gerginin yerinde yeller esiyor.Herkes topu birbirine attıMeryem Ana Kilisesi'nin mülkiyeti hazineye ait. 1996 yılında Nevşehir Belediyesi'ne tahsis edilen kilisede 2003 yılında restorasyon çalışmaları başladı ancak bugüne kadar kurul onayına sunulmadı. Tokmak, kurumların topu sürekli birbirlerine attığını belirterek “Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Müze Müdürlüğü, yapı hakkında tüm sorumluluğun belediyeye ait söylüyor. Herkes topu birbirine atıyor' dedi. Yapı ile ilgili bilgi veren Nevşehir Belediyesi, çalışmaların kısa zamanda başlayacağını söylese de içinden çıkılamaz hal alan restorasyon süreci binanın günden güne çökmesine neden oluyor.Kilisenin cezaevi olarak kullanıldığı dönemde yönetmen Yılmaz Güney, yazar Kemal Tahir tutuklu kalmıştı. Kilisede daha önce de Türkan Şoray ve Hakan Balamir’in oynadığı 1973 yılı yapımı Mahspus filmi çekilmişti.Arif Balkan / Milliyet
Reklam
Paulo Coelho'nun 'Aldatmak' İsimli Romanı Raflardaki Yerini Aldı
Dünyaca tanınmış yazar Paulo Coelho'nun son romanı Türkçe olarak raflardaki yerini aldı. Linda adında bir gazeteciyi anlatan romanın adı: 'Aldatmak'Başkalarının gözünden bakınca 'kusursuz' bir hayata sahip olan İsviçreli gazeteci Linda'nın bu 'kusursuzluk kabuğu'nu kırma sürecini anlatan 'Aldatmak', Brezilyalı tanınmış yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Evliliği, işi, çocukları, yaşadığı yer itibariyle üzerine tek bir eleştiri yapılamayacak kadar mükemmel bir hayatı yaşayan Linda, bu görüntünün altında yatan tekdüzeliği ve tatminsizliği fark ettiğinde, yaşamına dair içsel bir yolculuk yapmaya mecbur kalıyor. Ancak bu yolculuğun başlama anı da gençlik aşkı Jacob ile karşılaşmasıyla gerçekleşiyor. Bir tarafta 'kusursuz' bir birliktelik ve mutluluk yalanı varken, diğer tarafta ise tutku dolu bir aşk onu bekliyor.Paulo Coelho'nun son romanı 'Aldatmak'ın hikayesi genel olarak bu şekilde açıklanabilir. Bugüne dek yayımladığı romanlardan çok daha farklı bir çizgiye sahip olan 'Aldatmak'ın mottosu ise 'Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir'. Can Yayınları etiketiyle bugün itibariyle okurların beğenisine sunulan romandan kısa bir alıntı;'Mutluluk benim için sıradan bir şeye dönüştü, artık kimse farkına varmıyor. Konuşabileceğim biri olduğu için mutluyum. Ama anlatmak istediklerimin bu göstermelik neşemle hiç alakası yok. Artık doğru düzgün uyuyamıyorum. Kendimi bencil hissediyorum. İnsanları çocukça etkilemeye çalışıp duruyorum. Ortada hiçbir sebep yokken banyoya kapanıp ağlıyorum. Aylardır sadece bir kez gerçekten isteyerek seviştim. Bütün bunların otuzlu yaşlara bastığım için bir nevi geçiş dönemi olduğunu düşünüyordum, ama bu açıklama bana yetmiyor. Hayatımı boşa geçiriyormuşum, bir gün geriye bakıp yaptığım her şeyden pişmanlık duyacakmışım gibi hissediyorum. Seninle evlenmem ve çocuklarımızın doğumu hariç her şeyden…'Al Jazeera
Reklam
Beyaz Perdeden Sizi Bir Lokmada Yutabilecek 30 Dev Yaratık
http://www.imdb.com/title/tt0468492/9 Şubat 2000 tarihinde Güney Kore’deki ABD ordusu üssünün morgunda şişeler dolusu zararlı atık, sırf tozlu diye Amerikalı bir doktorun emriyle lavaboya dökülür. Bu atıklar doğrudan Seul’un Han Nehri’ne gider. 2002 yılı Haziran ayında ise nehirde tuhaf şeyler olmaya başlar. Bir gün, devasa tuhaf siyah bir yaratık köprüde asılı olarak herkesçe görülür. Bu yaratık hem yüzebilmekte, hem de karaya çıkabilmektedir. Aynı gün şehrin en işlek parkına dalar ve herkesi önüne katar. Üstelik ölümcül bir virüs taşıdığına inanılmaktadır. Öte yandan yaşlı Hie-bong, saf büyük oğlu Kang-du ile bir büfe işletmektedir. Kang-du’nun küçük kızı Hyun-seo da onlarla birlikte yaşamaktadır. Yaratık, insanları öldürmekle kalmaz, bazılarını da kaçırır. Küçük Hyun-seo da babasının bir hatası yüzünden yaratığın eline düşer. Olayı duyan Hie-bong’un diğer çocukları Nam-il ve okçuluk sporu ile uğraşan, o gün de önemli bir müsabakadan gümüş madalya ile dönen Nam-ju yeğenlerinin öldüğünü sanarlar. Ama Hyun-seo ve birkaç kişi yaratık tarafından kanalizasyonun gizli bir bölümüne bırakılmıştır. Bir telefon ile babasına ulaşan Hyun-seo’nun yaşadığını öğrendikten sonra çeşitli girişimleri sonuçsuz kalınca dedesi, babası, amcası ve halası, gözüpek bir şekilde Hyun-seo’yu bulmak üzere harekete geçerler.
Reklam
Superman Hakkında Az Bilinen 10 Şey
Çocukluktan yadigar, bütün süper kahramanların en afillisi kurşundan hızlı uçan, trenleri durduran, gözlerinden ateşler saçan Superman. Mavi taytı üstüne giydiği kırmızı külodu ve  peleriniyle 20. yüzyılın en büyük ikonlarından biri olmasının yanı sıra, geçtiğimiz 75 senede başına gelmeyen kalmamasıyla da hepimizin sempatisini kazanmış zat-ı muhterem hakkında pek az bilinen 10 şeyi şöyle aşağıya dercettik.
Reklam
Neşet Ertaş'ın Hayatı Sahneye Taşınıyor
Devlet Tiyatroları bu yıl 1 Ekim'de perdelerini açıyor. 100'ü yerli toplam 143 oyunun sahneleneceği yeni sezonda, Neşet Ertaş'ın hayatını konu alan ''Neşet Dert Aşk'' isimli oyun da izleyicilerle buluşacakDevlet Tiyatroları'nın 2014- 2015 sezonunun sahneye koyacağı oyunlar belirlendi. 1 Ekim'de perdelerini açacak olan Devlet Tiyatroları'nda, 100'ü yerli toplam 143 oyun tiyatroseverlerle buluşacak. Bu yılın hedefi ise; 3 milyon seyirciye ulaşarak Devlet Tiyatroları tarihinde rekor kırmak. Sezonun sürprizi ise; iki yıl önce aramızdan ayrılan ünlü halk ozanı Neşet Ertaş'ın hayat hikayesinin izleciyici ile buluşacak olması. Şirin Aktemur Toprak'ın yazdığı 'Neşet Dert Aşk' oyunu, Ankara Devlet Tiyatroları'nda sahnelenecek. Ertaş'ın yanı sıra Tarık Buğra'nın ''Osmancık'', Necip Fazıl Kısakürek'in ''Para'' ve ''Sabır Taşı'' isimli oyunları da izleyiciyle buluşacak. Yeni oyunların provaları büyük bir titizlikle yürütülüyor.CNN Türk
Şu Anda Hayatta Olan, Dünya Üzerindeki En Zeki 10 Kişi
etiket
Bir insanın ne kadar zeki olduğuna karar vermek ya da belirtmek oldukça zor ve subjektif bir konu. IQ dereceleri mi insanları zeki yapıyor, yoksa başarıları mı? Bu tartışma hiçbir zaman belki de bir sonuca ulaşamayacak ama aşağıdaki 10 kişiye dünyanın en zeki kişleri arasında kesinlikle var demek yanlış olmaz. Not: Sıralama rastgeledir.
'Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın Kayıp Bölümü Basılıyor
Guardian'ın haberine göre tüm zamanların en sevilen çocuk kitaplarından “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”nın kayıp bölümü ilk defa yayımlandı50 yıl önce içeriği çocuklar için uygunsuz bulunduğu için çıkarılmış “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”nın kayıp bölümü ilk kez yayımlandı. Kitabın kalanına göre daha fazla karakterin bulunduğu ve Sir Quentin Blake’in illüstrasyonlarıyla süslenen bölüm çocuklara göre çok vahşi ve yıkıcı bulunduğu için bugüne kadar kitapların baskısında yer almamıştı.Kayıp bölüm, ölümünden sonra yazar Roald Dahl’ın belgeleri arasında bulunmuştu. Kitabın ilk taslaklarında beşinci bölüm olarak yer alıyordu fakat ABD’de 1964, İngiltere’de 1967’de basılan ilk versiyondan çıkarılmıştı.Bölümde Charlie Bucket, annesi ve başka çocuklarla beraber “Vanilyalı Şekerleme Odası”na götürülüyor ve burada “Dövme ve Doğrama Odası”nın korkunç manzarasıyla yüz yüze geliyorlar.“Charlie’nin Çikolata Fabrikası” ilk çıktığı hafta 10 bin adet satılmıştı. Kitabın baskısı hiç tükenmedi ve yalnızca İngiltere baskılarının 30 milyon kopyadan fazla satıldığı tahmin ediliyor. Kitap ayrıca iki kere filme uyarlandı, bunlarda Willy Wonka’yı Gene Wilder ve Johnny Depp canlandırdı.Milliyet Sanat
Reklam