Natalie Portman, Steve Jobs Filminde
Buradan da duyurduğumuz gibi, yapımcılığının Sony’den Universal’a geçtiği yeni Steve Jobs filminde başrolde Michael Fassbender’ı izleyeceğiz. Deadline’ın haberine göre oyuncu kadrosuna Oscar ödüllü bir isim katıldı: Natalie Portman.Resmi bir açıklama yapılmış olmasa da Natalie Portman’ın, Steve Jobs’un kızı Lisa Brennan-Jobs’u oynayacağı tahmin ediliyor. Steve Jobs, her ne kadar Apple’ın ilk bilgisayarlarından birinin adını kızının ardından isimlendirse de, Lisa ile olan ilişkisi genellikle problemliydi. Uzun süreler ebeveynlik yapmayan Steve Jobs, kızının üniversite masraflarını karşılamış ve Lisa Brennan-Jobs’la arasındaki buzları bir nebze olsun eritmişti.2011 yılında yayınlanan Walter Isaacson imzalı Steve Jobs biyografisinden sinemaya uyarlanacak filmin henüz ismi belirlenmiş değil. Natalie Portman da şu sıralar ilk yönetmenlik deneyimi olan A Tale of Love and Darkness ‘la meşgul.Bant Mag
Güney Kore'de Tescilsiz Selfie Çubuklarına 3 Yıl Hapis Cezası
Güney Kore, ülkede salgın haline gelen selfie çubuklarının yasadışı satılmasını önlemek için sert cezalar belirledi. Tescil edilmemiş selfie çubuğu kullananlar para veya 3 yıla kadar hapis cezası alabilecek.Güney Kore Bilim Bakanlığı, akılı telefonlara monte edilen ve uzaktan selfie çekilmesini sağlayan çubukların yasadışı kullanımını engellemek için harekete geçti. Bluetooth ile zaman ayarı yapmaya gerek kalmadan fotoğraf çekilmesini sağlayan çubukların tescil edilmemiş versiyonlarını kullanan tüketiciler, 27 bin dolar ceza veya 3 yıla kadap hapis cezası alabilecek.Kararın, kablosuz iletişim için radyo dalgalarından yararlanan çubukların diğer cihazların iletişimini engellememesi için alındığı belirtildi. Hükümet, sayıları giderek artan selfie çubuklarına karşı temkinli yaklaşsa da, uzmanlar çubukların uçak düşüremeyeceğini veya acil yardım çağrılarını bloke edemeyeceğini belirtti.AFP haber ajansına konuşan Bilim Bakanlığı Merkezi Radyo Yönetimi Ofisi'nden bir yetkili, 'iletişime ciddi bir etkisi olmayacak olsa da selfie çubuklarının düzenlemeye tabi tutulması gereken bir telekomünikasyon cihazı olduğunu' belirtti. Yetkili, birçok tüketicinin alınan karar sonrasında bakanlığı arayarak selfie çubuklarının tescilli olup olmadığını kontrol ettiğine dikkat çekti.Güney Kore'de salgın haline gelen selfie çubukları, en çok satılan ürünlerin arasında yer alıyor. AFP'ye konuşan 'Lee' adındaki büfe sahibi, her gün en az 12 selfie çubuğu sattığını belirtti. Sıradan bir selfie çubuğu 5 dolar civarında iken, Bluetooth özelliği bulunanların fiyatı 25 dolara kadar çıkıyor.Al Jazeera Turk
İstanbul Modern'de 'Norveç Film Günleri'
İstanbul Modern Sinema, Norveç Büyükelçiliği işbirliğiyle, Norveç sinemasının festivallerde övgü ve ödüller toplayan son dönem filmlerini bir araya getirdi. Programda öne çıkan filmler arasında; bu yılki İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” ödülünü kazanan “Körlük”, yine bu yılın Berlinale’sinde Altın Ayı için yarışan “Buz, Kar ve İntikam” yer alıyor.
Yargıtay Fazıl Say'ın Beraatini İstedi
Dünyaca ünlü Türk piyanist Fazıl Say’a, Twitter’da paylaştığı mesajı nedeniyle verilen 10 ay hapis cezasına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz edip “beraat” istedi.Twitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle hakkında dava açılan Fazıl Say’a 10 ay hapis cezası verilmişti. Bu hüküm, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakılmıştı. Buna göre Say 5 yıl içinde başka bir suç işlemezse hakkındaki dava ortadan kalkacaktı. Ancak, Fazıl Say bu karara itiraz ederek denetimli serbestlik şartının kaldırılmasını avukatı aracılığıyla talep etti. Say’ın talebinin kabul edilmesinin ardından İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapılan yeniden yargılamasında 10 ay hapis cezası verildi.Odatv.com'um haberine göre; Davayı Yargıtay’a taşıyan Fazıl Say, karara itiraz ederek hapis cezasının kaldırılması talebinde bulundu. Fazıl Say’ın dosyasını inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yerel mahkemenin 10 ay hapis kararının yerinde olmadığına hükmederek “beraat” kararı verilmesini talep etti. Say’ın dosyası Yargıtay’daki incelemenin tamamlanmasının ardından karara bağlanacak. DAVA GEREKÇESİTwitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle Ali Emre Bukağılı, Turan Gümüş ve Orkun Şimşek tarafından şikayet edilen Fazıl Say hakkında iddianame hazırlanarak, geçen yıl dava açılmıştı. 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak' ile suçlanan Say'ın ilk yargılaması, İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülmüştü. Kaynak: Odatv
Geleneksel Türk Sanatı 'Ebru' 'Dünyanın Ortak Mirası' Kabul Edildi
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) 24-29 Kasım 2014 tarihleri arasında Paris’te yapılan Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda, Türkiye’nin geleneksel sanatı ‘Ebru’, ‘Dünyanın Ortak Mirası’ olarak kabul edildi.UNESCO tarafından en başarılı dosyalardan biri olarak görülen Ebru sanatı, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne girdi. 190 ülkenin katıldığı UNESCO toplantılarını büyük bir heyecanla takip eden Minyatür ve Ebru Sanatçısı Suna Selma Koçal, “Bugün burada bir tarih yaşandı. Bir Türk olarak, bu mücadelenin kalbinde olmak bana büyük bir onur verdi.Ebru sanatımız artık dünyanın ortak mirası olarak kabul edildi. Tarih, bu mücadelenin içinde olanları asla unutmayacak, emeği geçenleri ayakta alkışlalayacaktır. Tek hedefimiz cânım Türkiyemin bayrağını dalgalandırmaktı.” dedi.Ebru sanatçısı Atilla Can’ın, 2009 yılında UNESCO ve Birleşmiş Milletler’e gönderdiği dilekçelerle başlayan serüven, bugün zaferle sonuçlandı. Yazdığı dilekçelerde; ebru sanatının gelecek kuşaklara aktarılması, ebru sanatının koruma altına alınması ve dünyada her yıl eylül ayının ikinci cumartesi gününün ‘Dünya Ebru Günü’ olarak kutlanmasını talep etti.Ebru Sanatçısı Atilla Can ise yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: “Yaklaşık 6 yıldır bu projeyle uğraşıyorum. Bundan 2 yıl önce UNESCO Paris merkez binasının önünde kendime bir söz verdim. UNESCO binasını boydan boya ebru ile kaplayacağım ve ebru sanatının gelecek kuşaklara aktarılması için elimden gelen her türlü çabayı sarf edeceğim. Şu an Paris’te Türk bayrağını göndere çektik ve sanırım böylelikle sözümü tutmuş oldum. Bu bir bayrak yarışıydı. Ebru sanatıyla güzellikler ortaya çıktı. Türkiye UNESCO Milli Komisyonu bayrağımızı devraldı. Kültür Bakanlığımızın büyük katkılarıyla özverili çabalarıyla sonuca vardık. Başta Kültür Bakanımız olmak üzere, UNESCO Büyükelçimiz Sayın Hüseyin Avni Botsalı’ya, Türkiye UNESCO Milli Komisyonu Başkanımız Sayın Öcal Oğuz’a, Araştırma Eğitim Genel Müdürümüz Sayın Okan Ibiş’e, dünyadaki tüm ebru sanatçılarına çok teşekkür ediyoruz.”
Ebru Sanatı Dünya Kültür Mirası Listesine Alındı
Ebru sanatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Türkiye adına 'Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı.İSTANBULEbru sanatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Türkiye adına 'Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı.Kararı AA muhabirine değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'nin Paris'te devam eden toplantılarda bir başarı daha kaydettiğini belirterek, 'Geçen yıl mart ayında, ebru Türkiye halk süsleme sanatı hakkında başvuruda bulunmuştuk. Bu toplantıda ebrunun insanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine alınma önerimiz az önce kabul edildi. Ebruyla birlikte Türkiye adına temsil listesine kaydedilen unsur sayısı 12 oldu. Diğer başarımız da ebrunun yanında 46 dosya sunmamız oldu. Bizim dosyamız en başarılı ilk 5 dosya arasında gösterildi' diye konuştu.Çelik, emeği geçen herkesi kutladığını belirterek, 'Geçen yıl da Türk kahvesi kültürü ve geleneğini listeye sokmayı başarmıştık. Bugüne kadar Meddahlık, Mevlevi Sema Törenleri, Aşıklık Geleneği, Karagöz, Nevruz, Geleneksel Sohbet Toplantıları, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Alevi-Bektaşi Ritüeli: Semah, Tören Keşkeği Geleneği, Mesir Macunu Festivali ve Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı dosyasının kaydıyla birlikte listedeki sayı 12'ye yükseldi' dedi.'Lavaş'ın Ermenistan adına listeye alınmasıKültür ve Turizm Bakanı Çelik, lavaşın Ermenistan adına listeye alınmasının başarısızlık olmadığını anlatarak, lavaşla ilgili Ermenistan'ın başvurusunun, 'Tüm dünyada Ermeni kültürü' olarak tanınmasını amaçladığını söyledi. Azerbaycan'da ortak dosya hazırlanması konusundaki demecinin 'geç kalınmışlık' olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu dile getiren Çelik, hazırlanan dosyanın boşa çıktığı algısının doğru olmadığını vurguladı.Çelik, Ermenistan'ın lavaşı sadece kendilerine mal etme çabalarına değinerek, şunları söyledi:'Biz ise bunun pek çok kültürde ortak bir değer olduğunu söyledik. Alınan kararda Ermenistan sınırlar içerisinde bunun 'Ermeni lavaşı' olarak anılabileceği belirtiliyor. Aynı zamanda bu tip temaların dışlayıcı olmaması ifade edilerek, dünyada tek başına bir kültüre ait olmadığı söyleniyor. Zaten bizim tezimiz de bu yöndeydi. Türkiye, Azerbaycan, Afganistan, Özbekistan heyetleri olarak konferans marjında 'lavaş, ekmek, sepit, yufka' şeklinde dosya vereceğiz. Bu dosyada lavaşın, aslında bütün bölgenin ortak kültürünü ifade eden bir unsur olduğu anlatılacak.''Ermenistan tek başına lavaşın sahibi değildir'Dosyanın sınırlayıcı ve dışlayıcı olmamasının kayda geçirilmesinin önemli olduğunu anlatan Çelik, 'Ermenistan lavaşın tek başına sahibi olarak tescil edilmemiştir. Basında çıkan bu haberler doğru değildir. Ermenistan da lavaşı benimseyen ülkelerden bir tanesidir. Böylece bunun bölgede ortak bir değer olduğu ortaya çıkıyor' dedi.Çelik, Türkiye'ye ait birçok eserin bu listeye dahil edilmesi için çalışmaların devam ettiğini aktararak, dosya içeriği bakımından da iyi projeler hazırlayacaklarını bildirdi.üMuhabir: Sefa MutluAA
Ülkemizden Yurt Dışına Kaçırılan 10 Çok Etkileyici Tarihi Eser
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde, çeşitli ülkelerden gelen arkeologlar, araştırmacılar, turistler tarafından yağmalanmaya başlamıştır. İrili ufaklı binlerce eser yurt dışına kaçırılmış, bazı eserler ise Osmanlı padişahları tarafından hediye edilmiştir. Kaçırılan bazı eserler yok artık dedirtecek cinstendir.
Türkiye'nin En Büyük Güneş Enerjisi Santrali Malatya'da Kuruldu
Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santrali projesiyle adından söz ettiren Anel Grup, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki Güneş Enerjisi Santrali’nin kurulumunu başarıyla tamamladı. Anel Grup, bu proje ile Turgut Özal Tıp Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 33’ünü karşılayacak.Anel Grup, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi 5,3 MWp Güneş Enerjisi Santrali Projesi’nin yapımını tamamladı. Proje, Türkiye’nin en yüksek kapasiteli güneş enerjisi santrali projesi olmasıyla dikkat çekiyor.Türkiye’de bugüne kadar yapılan en büyük kapasiteli fotovoltaik güneş enerjisi santrali projesi olarak da adlandırılan, çevre ve canlı hayatına son derece duyarlı olan Turgut Özal Tıp Merkezi 5,3 MWp güneş enerjisi santrali ile yılda 4 bin ton karbon salınımının önüne geçilecek ve Turgut Özal Tıp Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 33’ü karşılanacak. Ayrıca santral, yıllık 8,5 GWh elektrik üretimi sonucunda yıllık yaklaşık 2,25 milyon m3 doğalgaz tüketimini önleyecek.Yılda 8,5 GWh Büyüklüğünde Elektrik EnerjisiTurgut Özal Tıp Merkezi’ne yılda 8,5 GWh büyüklüğünde elektrik enerjisi olarak katkı sağlayan güneş enerjisi santrali, görsel kirliliği de minimize edecek şekilde tasarlandı. Taşıyıcı sistem üzerinde bulunan, yerden sadece 1,8 metre yüksekliğe sahip olan güneş panelleri, bölgede meydana gelen sert rüzgâr yükünü karşılayacak şekilde projelendirildi. Anel Grup, imalat aşamasında 90 yerel saha çalışanına istihdam sağlayan güneş enerjisi santrali projesinin tamamlanmasıyla birlikte toplamda 7 tam zamanlı çalışanı da bünyesine kattı.Diğer üniversitelere ve kurumlara örnek teşkil edecek nitelikte öncü bir projeye imza attıklarını belirten AnelEnerji Proje Yöneticisi Enver Kır, “Lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilen bu projemiz, üniversite kurumu tarafından yaptırılan Türkiye’deki en yüksek kapasiteli güneş enerjisi santrali olma özelliğini taşıyor. Ayrıca ihtiyaç fazlası enerjinin satışı yapılarak kar elde etmek amaçlanmadığından, üniversitelere tanınan haklar gereğince 1 MW üzerinde kurulu güce sahip tek lisanssız santral. AnelEnerji olarak, birçok açıdan örnek teşkil edecek bu projenin önemini benimsedik ve santralde kullanılan tüm ekipmanlar için yüksek verimliliğe sahip ürünleri tercih ederek kurulumun her aşamasını büyük bir titizlikle tamamladık. Ayrıca projemizde, santral sahası içerisinde inşa edilen idari binada bulunan Scada sistemi odası ile kapsamlı veri izleme, kaydetme ve haberleşme yapılıyor. Proje bu özelliği ile de farklılıklarından birini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.TechnoLogic
Kokular Neden Anıları Hatırlatır?
Bildik bir koku çocukluk anılarımıza kadar götürür bizi. Beynimizde neler oluyor da bunları düşünüyoruz?Büyükannemin evindeki oyuncak dolabının kendine özgü bir kokusu vardı. Tarif edemeyeceğim bir koku. Şimdi arada bir burnumda o kokuyu duyarım. Kokuyla birlikte bazı anılar da canlanır, kaybolduğunu sandığım anılar; büyükannem, onun evine gidişim, oradaki oyuncaklarla oynayışım… Peki, nasıl oluyor da kokular unuttuğumuzu sandığımız anıları canlandırabiliyor?Nöroloji biraz dedektif hikâyesi gibi bir şey; nedeni bulmak için ipuçları aramak gerekiyor. Ama ipuçlarını incelemeden önce, bu konudaki mevcut bilgiler ne ona bakalım.Koku alma duyusu en eski duyudur; havadaki ve sudaki kimyasal maddeleri algılamak için gelişen, bakterilerin bile sahip olduğu ilkel duyulara kadar uzanır. Görme, işitme ve hatta dokunma duyusundan önce, canlıların etraflarındaki kimyasallara tepki verebilmesi için koku alma duyusu gelişmiştir önce.Görmek, insan gözündeki dört ışık duyargası ile mümkündür. Buradaki alıcı işlevi gören hücreler, ışığı beynin anlayacağı dilden elektrokimyasal sinyallere dönüştürür. Dokunma duyusu ise en az dört tür basınç ve ayrıca sıcak, soğuk ve acıyı algılayan çeşitli alıcılara bağlıdır.Fakat bunlar koku alma duyusunun yanında gölgede kalır. Çünkü insanda koku almayı sağlayan 1000’den fazla alıcı vardır. Bunlar yaşadığımız sürece yenilenir ve alışkın olduğumuz kokulara göre değişir. Bu karmaşık yapı çok sayıda farklı kokuyu birbirinden ayırmamızı sağlar.Ancak ayırabildiğimiz kokuların hepsi için bir isim bulamayız. Belki de hakkında en az konuştuğumuz duyumuz koku almadır. Bir şeyin nasıl göründüğünü ya da duyulduğunu iyi tarif edebilir, ama iş kokuya gelince onu bağlantı kurduğumuz şeyle ifade etmeye çalışırız; örneğin, çiçek gibi, ıslak köpek gibi, vs. olarak tanımlarız. Yani kokuyu, o kokuyu yaratan nesneyle ifade ederiz: “Hindistan cevizi”, “taze ekmek” gibi.Bu bilgileri tekrarladıktan sonra, şimdi de önemli ipuçları neler diye bakalım? Beyinde kokuları işleme koyan ve “koku alma soğanı” olarak adlandırılan bölge, beyin çıkıntısı (hipokampüs) ile yan yanadır. Denizatı şeklindeki bu soğan, beyin zarından (korteks) gelen tüm bilgilerin toplandığı yerdir. Nörologlar hipokampüsün yeni olaylar için hafıza yaratmada önemli bir işlevi olduğunu tespit etti.Beyninin bu bölgesi hasara uğrayan kişiler hatırlamada zorluk çeker. Bisiklet sürme gibi yeni becerileri ve kişilerin isimleri gibi yeni bilgileri öğrenseler de bunlara dair hafıza oluşturamazlar. Bu aralıklı “epizodik hafıza”, işte benim büyükannemin evine yaptığımız ziyareti hatırlarken söz konusu olan hafızanın ta kendisi. Koku alma soğanı, yani kokunun beyindeki yeri, bu tür hafızanın kaynağı olan hipokampüsün yanında olduğu için kokular bazı anıları çağrıştırıyor diyebiliriz.Fakat bu ipucu ne kadar güçlü olsa da dolaylı ve duruma bağlıdır aslında. O yüzden ikinci bir ipucu sunmak gerekir.Duyular arasında kokunun özgün özelliği doğrudan beynin derinliklerine gitmesidir. Oysa örneğin görme ve işitme duyuları gözde ve kulakta, yani ilgili organlarda başlar ve beynin diğer bölgelerine geçmeden önce, aktarma merkezi işlevi gören talamus a, yani ara beynin orta bölümüne geçer.Koku alma duyusu ise talamusa uğramadan doğrudan koku alma soğanına gider. Talamusta duraklamanın diğer duyular açısından nasıl bir işlev gördüğünü bilmiyoruz; ama diğerlerinin oluşturduğu sinyallerin beyindeki işlem merkezinden “daha uzakta” olduğunu söyleyebiliriz.Kokuları kelimelere dökmenin zorluğu bundan kaynaklı olabilir mi? Ya da derinlerde saklı kalmış anıların canlanmasını tetikleyebilir mi? Araştırmalar, olay ve olguları kelimelerle ifade etmenin hafızaya yararı olduğunu gösteriyor; fakat bu aynı zamanda konuyla ilgili duyguların azalmasına da yol açıyor. Anılarımızdan söz ederken olayı ve onun yarattığı deneyimi de hatırlamaya başlarız.Büyükannemin oyuncak dolabına dönersek… Çocuk burnumun koku alıcıları dolabın kokusunu almış. Hiç isim bulamadığım bu koku doğrudan beynime hareket edip deneyimleri kodlayan bölgenin yanına yerleşmiş. Orada, dolapla ilgili, kelimelere hiç dökülmemiş, bilinçli olarak hatırlaması güç ama yine de hafızamda yer etmiş diğer anılarla karışmış. Yıllar sonra bugün o kokuyu aldığımda o çocukluk günleri geri geliyor işte.Tom Stafford | BBC Future
Büyülü Gerçek Paylaşılamıyor
Edebiyatta “Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü olan Gabriel Garcia Marquez’in arşivi Teksas Üniversitesi’ne satılınca, Kolombiya ayağa kalktı. Hükümet, “Bazı eserleri kalacak” açıklaması yapmak zorunda kaldı.“Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü, Gabriel Garcia Márquez’in, aralarında Fidel Castro ile birlikte yürüttükleri siyasal çalışmanın notları da bulunan arşivinin, Teksas Ünversitesi’ne satılmasına ülkesinde tepkiler sürerken, ünlü yazara ait bazı orijinal eserlerin Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’nde kalacağı açıklandı.Kolombiya tepki gösterdiKolombiya Kültür Bakanı Mariana Garcés Córdoba, Marquez’in arşivinin ülke dışına çıkmasının, önemli bir kayıp olduğunu fakat yazarın ailesinin isteği üzerine buna izin verdiklerini kaydetmişti. Ancak Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’ne ait Twitter hesabından yapılan açıklamada Nobel ödüllü yazarın, Yüzyıllık Yalnızlık romanının daktiloda yazılmış orijinal sayfaları ile yazara ait birkaç kitabın, ülkesinde kalacağı duyuruldu.Márquez’in arşivinin yurtdışına satılmasına hükümetin izin vermesine yönelik tepkiler de artıyor. Yazar Eduardo Márceles, Kolombiya RCN Radyosu’na yaptığı açıklamada, arşivlerin uluslararası açık artırmaya çıkarılmasını ve Kolombiyalılara en azından bu arşivleri satın alma şansı verilmesi gerektiğinin altını çizdi. NYT
Nuri Bilge Ceylan'dan 'Bakmak' Üzerine
Altın Palmiye ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2003'ten bu yana çektiği fotoğrafları, Dirimart Galeri'de sergiliyor. 'Bakmak Üzerine' adlı sergi, fotoğraflara konu olan öznelerin izleyicilere bakışlarına odaklanıyorNişantaşı'nda bulunan Dirimart Galeri, Altın Palmiyeli yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın, küratörlüğü Heinz Peter Schwerfel tarafından üstlenilen sergisini ağırlıyor. İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger'in aynı adlı kitabına göndermeyle 'Bakmak Üzerine' adını alan sergi, ağırlıklı olarak Ceylan'ın 2003'ten bu yana çektiği fotoğraflarından oluşuyor. Büyük boyutlu dokuz fotoğrafın yer aldığı serginin önceki akşam gerçekleşen açılışında konuştuğumuz küratör Heinz Peter Schwerfel, 'Bu sergideki fotoğraflar, bakmak teması üzerine seçildi. Sergideki fotoğraflarda yer alan özneler direkt olarak, çarpıcı biçimde, izleyiciye bakıyor. Burada 'bakmak' kelimesini iki farklı şekilde kullandık, özneler izleyiciye izleyiciler de öznelere bakıyor. Bu seçkide insanlara odaklanmak ve bakmak üzerine bir oyun oynamak istedim. İlk başlarda insanların bakışından çok etkilenmiştim. Çok güçlü bir şekilde size bakıyorlar. İnsanlardaki bu duyguyu yakalamak manzara fotoğraflarına göre çok daha zor bir iş. Bir başka açıdan da bu fotoğrafların August Sander'ı bana hatırlatan bir yönü var. Sander, yüzyılın başlarında güncel insanları çekti ama bu insanlar tarih sahnelerinden fırlamış gibi görünüyordu. Nuri Bilge Ceylan'ın fotoğraflarını gördüğümde hemen aklıma bu geldi ve onun da çok hoşuna gitti bu bağlantı. Böylece seçkiyi bunun üstüne kurduk,' diyor. Küratör Schwerfel, Nuri Bilge Ceylan'ın sineması ve fotoğrafları arasındaki bağı da şöyle özetliyor: 'Hem sinemasında hem de fotoğraflarında zamansızlık hakim. Ne zaman çekildiğinin önemi yok, filmlerinde de bu zamansızlık önemli. İkincisi filmlerinde insan ruhunun farklı yönlerine farklı katmanlarına ve belirsizliğe odaklanıyor. Örneğin, 'Kış Uykusu' filminde üç saat boyunca izlediğiniz adamı aslında o kadar da anlamadığınızı anlıyorsunuz sonunda. Fotoğraflarındaki karakterleri de böyle belirsizlik içinde ve anlaşılması zor.'Nuri Bilge Ceylan için katalog metnini kaleme alan güncel sanatçı Shirin Neshat, metinde, 'İster tek bir kare fotoğrafıyla ister filmlerinden biriyle Nuri Bilge Ceylan, izleyicisini son derece yoğun bir şekilde duygulandırabilen anlatılar yaratma yeteneğine sahip bir sanatçı,' diyor. Sergi 23 Aralık'a dek Dirimart'ta görülebilir.FİSUN YALÇINKAYA | Milliyet Sanat