Fareler İçin Hazırlanan Sanal Gerçeklik Simülatörü Alzheimer Çalışmalarına Yardımcı Oluyor
Janelia Araştırma Kampüsü’ndeki bir grup bilim insanı fareleri için bir sanal gerçeklik simülatörü hazırladı. Bildiğimiz simülatörlere pek benzemeyen, iki taraftan farenin bıyıklarına dokunan duvarlara sahip bu simülatör farelere labirentte ilerledikleri hissini veriyor. Çalışmanın amacı memeli hayvanlarda beynin yaralanmaya nasıl tepki verdiğini, rotalarını nasıl belirlediklerini ve belleklerini gözlemlemek. Bellek sistemini incelemenin Alzheimer gibi bellek kaybı hastalıklarını daha iyi anlamada yardımcı olması bekleniyor.
Araştırmacılar Bukalemunların Görme Yetisini Video Oyunlarıyla Test Ediyor
Bukalemunların gözlerinin birbirinden bağımsız hareket ettiğini duymuşsunuzdur. Video oyunları sayesinde bu tuhaflığın sanıldığından daha güçlü olduğu ortaya çıktı. İsrailli araştırmacılar bukalemunlara dijital sinekleri takip etmelerini gerektiren bir oyun oynatarak aynı anda iki nesneye odaklanabilme yetilerini ölçtü.Test boyunca bukalemunlar iki sineği aynı anda takip edebilirken, saldırı hazırlığında yalnızca bir sineğe odaklandı. Bulgular bukalemun biyolojisinin anlaşılmasına yardımcı olmakla kalmadı. Bilim insanları bu sonuçlarla robotlara birden fazla kamera kullanarak işlem yaptırmanın, dolayısıyla robot reflekslerinin gelişmesinin kapılarının açıldığını belirtiyor.
Nanofiber Jel ile Yılan Zehri Birlikte Kanamaları Durduruyor
Bu birleşen SB50 adlı nanofiber hidrojel ile birleştiğinde ameliyat esnasında sayısız hayat kurtarabilecek. 1930’lardan beri topikal pıhtılaştırıcı olarak kullanılan batroksobin bu yeni çalışma sayesinde hasta heparin etkisinde olsa da kan akışını durdurabilecek. Nanofiber hidrojeller jöleye benzer yapıda, dolayısıyla sıvı olarak enjekte edilip vücudun doğal pıhtılaşma sürecini taklit ederek kanamayı durdurmak üzere donabiliyorlar. Normal ve heparin etkisindeki fareler üzerinde yapılan deneyde batroksobinli hidrojel sayesinde altı saniyede kanama durduruldu ve ilk dakikadaki darbelere rağmen yara açılmadı. Jeffrey Hartgerink; “Heparin kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombini bozar. Batroksobin trombine benzer fonksiyondadır, ancak heparin tarafından engellenemez.” diyor.Kullanılan batroksobinin yılanlardan edinilmediği, genetikleriyle oynanmış bakterilerden sağlandığı da alınan bilgiler arasında.
1950'li Yıllardan İzlemeye Doyamayacağınız 24 Muhteşem Film
Sinema sanatının tüm Dünya'da hızla yayıldığı 50 'li yıllardan günümüze kadar değerini katlayarak arttırmış 24 muhteşem film. Her birisi klasikler arasına girmiş ve defalarca ödül kazanmıştır, unutulmaz performanslarla Dünya sinemasındaki hak ettikleri yerlerini almışlardır.
Reklam
Akıllı Telefonlar Sensörlar Sayesinde Gelecekte Çevre Kirliliğini Algılayabilecek
Avustralyalı ve Çinli bilim insanlarının geliştirdikleri yeni teknikler sayesinde nitrojen dioksitin sağlığı bozacak seviyelere ulaştığını tespit ederek kendimizi korumamız artık mümkün.Şehirleri kaplayan sisin içerisinde bulunan nitrojen dioksit birçok sağlık problemine yol açıyor. Avustralyalı bilim insanı Kourosh Kalantar-zadeh, kalay disülfitin havadaki nitrojen dioksiti algılayacak bir sensör olarak kullanılabileceğini ifade ediyor. Hamile eşine nitrojen dioksitin de gelişiminde etkili olduğu preeklampsi tanısı konulması, Kalantar-zadeh’e bu keşfinde ilham olmuş. Avustralya Çevre Bakanlığı açıklamasına göre, şehirlerdeki nitrojen dioksitin %80’i araçların egzozlarından salınıyor. Piyasadaki sensörlardan memnun olmayan Kalantar-zadeh’e yardım ise Çinli meslektaşından gelmiş. Kalay disülfitin başka hiçbir gazı çekmediği biliniyor. Daha da önemlisi, malzemenin ucuzluğu. “Böyle bir sensör yaratmak hiç de pahalıya patlamıyor” diyor Kalantar-zadeh ve bir gün bu özelliğin akıllı telefonlara  eklenmesini dilediğini belirtiyor.
Reklam
Reklam
J.R.R. Tolkien'in Daha Önce Yayımlanmayan Çizimleri Yeni Bir Kitapla Ortaya Çıkıyor!
J.R.R Tolkien, ''Yüzüklerin Efendisi'' serisini yazmaya başladığında, sadece bir hikaye anlatmak istemiyor, aynı zamanda yepyeni bir dünya da yaratmak istiyordu. Eski Avrupa mitlerinden etkilenen Tolkien, orijinal diller, yepyeni coğrafi bölgeler ve harika bir hikaye yarattı! Ama Tolkien sadece yazmakla da kalmadı. Aynı zamanda çizdi!Elf dilini yarattı, cüce runlarını ve her coğrafi bölgenin spesifik çizimlerini yaptı. Fakat aslında bu çizimler de yayımlanmak için değildi, ama Tolkien'in yarattığı evren o kadar karışıktı ki, gerçekçiliği kaybetmemek adına Tolkien, bu çizimlere ihtiyaç duyuyordu. Şu ana kadar Tolkien'in çoğu çizimi yayımlanmamıştı. Şimdi ise Wayne Hammond ve Christina Scull daha önce görülmemiş 180 farklı çizimi 13 Ekim'de çıkan The Art of the Lord of the Rings isimli bir kitapta topladı. Eğer siz de serinin bir hayranıysanız - kim değil ki?- mutlaka bu kitabı edinmeye bakın! Merak edenler içinse işte çizimlerden bazıları!
Reklam
Reklam
Bilime Göre Bebekken Sahip Olduğumuz 5 Süper Güç
etiket
Birçoğumuza göre çocuklar adam gibi bir yumruk dahi atamayan, kıymetli ve narin varlıklardır. Eğer onlar hakkında bilmeniz gereken süper bir şey varsa bu, sınırsız bir şekilde mesanelerini doldurma yetenekleridir. Ama birçok süper dahi gibi, bebeklerin kimseye cevap vermediğinden dolayı aldatmaktan zevk aldıklarını düşünürsünüz. Bebekler de tıpkı Clark Kent gibi, mülayim karakterleri sayesinde sahip olduğu inanılmaz süper güçleri gizleyerek dünyayı kandırmayı başardı.
Steve Jobs Filmi Gişede Hayal Kırıklığı Yarattı
Teknoloji devi Apple'ın kurucusu Steve Jobs'un yaşam öyküsünü anlatan filmin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gişe hasılatı beklentilerin altında kaldı.Danny Boyle'un yönetmenliğini üstlendiği Steve Jobs'ın biyografik filmi Kuzey Amerika'da ilk haftada sadece 7.3 milyon dolar hasılat elde etti.
HollyWood'un Sözde Değil Özde Aktivist 15 Ünlüsü
etiket
Adının baş harfleriyle bile efsane olmuş olan Bardot yaşının ilerlemesi ve oyunculuğu bırakmasıyla birlikte hayvan hakları alanında çalışan bir aktivist oldu. Birçok hayvanla birlikte yaşayan Bardot tepki çekme pahasına onların hakları için canla başla çalışıyor yıllardır. İlerleyen yaşına aldırmadan üstelik.
Nitelikli Edebiyat İçin Yeni Bir Dergi: Karahindiba
İki ayda bir yayımlanacak olan edebiyat dergisi Karahindiba, “Üflesen dağılacak bir ülkede varoluş savaşıdır Karahindiba. Edebiyat muhaliftir”diyerek, ilk sayısıyla okurlarını selamlıyor.Melih Malkondu’nun çiziminin bulunduğu kapak tasarımı ile genç yazarlar ve ustaları, görüşleri ne olursa olsun iyi edebiyat çatısı altında buluşturmayı hedefleyen Karahindiba dergisinin ilk sayısı çıktı. “Bu varoluş savaşında tüm iyi yazarlarla omuz omuzayız. Edebiyatı düştüğü yerden kaldırmak için!” diyen dergide, Ece Temelkuran ve Ahmet Büke röportajları ile edebiyat dünyasının nabzını tutan birçok genç yazar ilk defa yayımlanan öykülerle dikkat çekiyor.KARAHİNDİBA’DA İÇİMİZE DOLACAKLARSon dönem çıkan popüler edebiyat dergilerinin aksine, iyi edebiyat, iyi eleştiri diyerek yazılarıyla meydan okuduğunu söyleyen Karahindiba’nın okurlarıyla ilk kez buluşan ekim-kasım sayısında;Cemal Süreya Şiir Ödülünü alan şair Barış Erdoğan, Türkçe şiirleriyle edebiyata damga vurmuş Alman şair Achim Wagner, ‘Pas’ kitabıyla dikkat çeken Ömer Erdem’in ve birçok değerli şairin şiirleriyle güzel bir esinti sunuyor.Gürcü yazar Mariam Gaprindashvili, Guram Rçeulişvili’den ‘Genç Kız Halleri’ isimli öyküyü edebiyata kazandırıyor.Tunç Toker’in ‘Ermeni Dediğin İnsan Değil mi Be Amirim’ isimli öyküsü de dikkati çeken diğer öyküler arasında yer alıyor.Karahindiba, “Nitelikli edebiyat dergiciliğinde naif ama yeri geldiğinde Cortazar’ın sözünden ilham alarak nakavt edecek bir muhalif yumruğu bünyesinde barındırarak nitelikli okurlara sesleniyor.”TADIMLIK ÖYKÜ: GÜNEŞE HASRETİbrahim Adıgüzel’in ‘Güneşe Hasret’ isimli öyküsünden bir kesit:“Amca camından gelen güneş gözümüze geliyor, rahatsız ediyor perdeni çeker misin?” diye seslendi.“Siz rahat edeceksiniz diye ben kendimi mi rahatsız edeyim?”“Güneş gözüne gelince rahat mı ediyorsun?”“Dört buçuk yıldır cezaevinde yatmışım, dört duvar arasında güneşe hasret. Senin güneşin yanında; bari müsaade et iki saatlik şu yolda ben de güneşe doyayım.”Böyle dedi ama mahzunca perdesini çekti. Kalktı önlerde yanı ve önü boş bir koltuğa geçti, yine perdesi açık seyahatine devam etti.“Güneşe hasret” sözü kafama takıldı. İnsan hakikaten ne yapardı yıllarca o kapalı yerde, beyaz duvarlara bakarak?
Reklam