onedio
Yaşamdan Kitaplara, Kitaplardan Sinemaya Aktarılmış 59 Seçmece Film
Jackass'e yaptığı katkılar ve unutulmaz video klipleri (Beastie Boys/Sabotage) yetmiyormuş gibi John Malkovich Olmak ile zekanın, tuhaf olan ile hayli ilgi çekici bir kesişmesini sunan yönetmen, ilk uzun metrajından pek de farklı olmayan bir filmle geri dönüyor. Üstelik senarist yine John Malkovich, filminin mucize adamı ise Charlie Kaufman.Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean'ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır.Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini bir araya getiriyor. Charlie Kaufman bu filmin senaristidir.
Hong Kong'da Neler Oluyor?
27 Eylül’de Hong Kong’da başlayan Occupy Central eylemleri birdenbire ortaya çıkmadı. 16 Ağustos 2013′te Benny Tai Yiu-ting isimli bir hukuk profesörü, akademik bir dergide yayınlanan makalesinde insanları şehrin iş ve finans merkezinde düzenlenecek bir sivil itaatsizlik eylemine çağırdı. Benny Tai’nin planladığı bu eylemin amacı 2017 devlet başkanlığı seçimlerinde daha demokratik bir seçim ortamının yaratılmasıydı.Hong Kong devlet başkanının seçileceği 2017 seçimlerinde, son düzenlemelere göre halk sadece Beijing tarafından gösterilen adayları oylayabilecek. Beijing’in seçtiği isimler de büyük ihtimalle komünist ve anti-demokratik partiler olacak. Kendi adaylarını kendi seçmek isteyen ve bu seçim sisteminin uluslararası demokratik standartlara uymadığını düşünen Hong Konglular bu durumdan rahatsız.Bu eylem fikrinin geliştirilmesi için halka açık tartışma ortamları yaratıldı. 22 Haziran 2014′te resmi olmayan, katılımcılara seçim sistemini daha demokratik kılacak üç reform planından birini seçme imkanı veren bir referandum yapıldı. Bu referanduma 100 bin kişinin katılması hedeflenirken sayı 780 bine ulaştı. Son olarak planlanan ‘ Occupy Central with Love and Peace ‘ ismindeki şiddet yanlısı olmayan bir sivil itaatsizlik hareketi 27 Eylül’de başlatıldı. Polisin protestoculara göz yaşartıcı gaz kullanmasıyla birlikte tepkiler çoğaldı ve protestolar şehrin diğer kısımlarına da yayıldı.Dipnot Tv
ABD, Biri Türk 11 Kişiyi Kara Listeye Aldı
ABD Yönetimi, Suriye’ye giden yabancı savaşçılara karşı yoğun bir mücadele içine girdi. Washington, dünya genelinde yabancı savaşçı trafiğini sağlayan 11 kişiyi kara listeye aldı.Dördü Türkiye bağlantılı kişilerin adlarının açıklanmasının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yabancı savaşçıları önlemeyen ülkelere yaptırım öngören, ABD’nin hazırladığı bir karar tasarısını oybirliği ile kabul etti. Obama, Suriye’ye 80 ülkeden 15.000 yabancı savaşçının gittiğini açıkladı.Hürriyet’ten Tolga Tanış’ın haberine göre, ABD Başkanı Barack Obama’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye’ye giden yabancı savaşçılar konusunda başkanlık ettiği oturumdan önce, Washington Yönetimi, aralarında Türkiye’den de bir kişinin olduğu 11 kişiyi ve bir organizasyonu terör örgütlerine finans ve militan sağladıkları gerekçesiyle karalisteye aldı.Karalisteye Türkiye’den alınan tek kişinin Malatya Pütürge doğumlu 25 yaşındaki Fatih Hasar olduğu açıklandı. Amerikan Yönetimi, “Ubayd at-Turki” olarak da bilinen Hasar’ın El Kaide’ye finansal ve lojistik destek sağladığını belirtti. Afganistan ve Pakistan’daki aşırılara para yolladığı ve El Kaide üyelerine yüz binlerce dolar transfer edilmesini koordine ettiği belirtilen Hasar’ın Suriye’deki El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi’ne de finansal açıdan destek olduğu açıklandı. Hasar’ın aşırılar ve El Nusra’ya katılmaya çalışan bir El Kaide mutemedinin seyahatlerine de yardım ettiği belirtildi.Washington Yönetimi’nin Hasar dışında karalisteye aldığı yabancı uyruklu kişiklerden üçünün de yine Türkiye üzerinden Suriye’deki terör örgütlerine yabancı savaşçı gönderdikleri açıklandı. Bu kişilerin de IŞİD için çalışan 32 yaşındaki Tunuslu Awni Al-Harzi, El Nusra için çalışan 25 yaşındaki Ürdünlü ‘Uthman ‘Abd al-Salam ve Güneydoğu Asya’dan Suriye’deki muhalif gruplara savaşçı yollayan 39 yaşındaki Endonezyalı Wiji Joko Santoso olduğu açıklandı.Amerikan Yönetimi’nin karaliste kararlarının hemen ardından ise 15 üyeyle toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yabancı savaşçıların engellenmesine ilişkin karar tasarısını oybirliğiyle kabul etti. Obama’nın, 2009’da Beyaz Saray’da göreve geldiğinden beri ikinci kez başkanlık ettiği konsey oturumuyla geçen tasarı, yabancı savaşçıları önlemeyen ülkelere yaptırım uygulanmasını karara bağladı. Obama, oturumda yaptığı konuşmada, “Bu toplantıyı istedim, çünkü yabancı terörist savaşçıların büyüyen gerçek tehdidine karşı devletler ve uluslararası topluluk olarak bir araya gelmek zorundayız. Bu tarihi tasarı da bu soruna karşı koyma kararlılığımızı simgeliyor“ dedi. Amerikan Başkanı, konuşmasında son yıllarda 80’den fazla ülkeden 15.000 yabancı savaşçının Suriye’ye gittiği bilgisini verdi. Ve Suriye’de IŞİD gibi radikal örgütlere katılan bu kişilerin ülkelerine döndüklerinde yaratacakları güvenlik tehlikesine işaret etti.Ülkelere yabancı savaşçılar konusunda Interpol ile istihbarat paylaşımına gitme zorunluluğu da getiren tasarının ardından ise harekatın üçüncü ayağında, Interpol’ün aralarında Türkiye’nin bulunduğu bir dizi ülkeyle yabancı savaşçılar konusunda bir çalışma grubu oluşturduğu açıklandı. Belirlenen kişilerle ilgili geniş kapsamlı bir veritabanı kurulmasını öngören çalışmaya, Türkiye dışında Avustralya, Belçika, Kanada, Fransa, Yeni Zelanda, İspanya, İsviçre, Hollanda, İngiltere ve ABD’nin katılacağı belirtildi.Zete
'O Banka Batmış Zaten'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuştu; Gülen Cemaati'ne yakınlığıyla bilinen Bank Asya için, isim vermeden 'O banka batmış zaten' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD YİK Başkanı Erkut Yücaoğlu ve TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer'in ardından konuşmasına başladı. Erdoğan konuşmasının başında 28 Şubat dönemine değindi.'2003-2014 yılları arasında Başbakanlık yıllarımda en önemli gündem maddemiz ekonomiydi. 2001 yılında yaşanan krizi hatırlıyoruz. O büyük kriz büyük sıkışmanın sebebi olarak ortay çıkmıştı. Yıllardır gelen istikrarsızlık kriz enerjisinin birikmesine yol açmış, o enerji açığa çıkarak Türkiye'yi alt üst etmişti. 28 Şubat müdahalesi halkın oylarıyla gelen iktidarı post modern darbe yöntemleriyle görevinden uzaklaştırmıştı. Seçimle gelen hükümet manşetlerle, açıklamalarla, çeşitli ayak oyunlarıyla görevinden uzaklaştırıldı. Seçilene seçildiği süre içinde saygı duymak, sandık zamanı geldiğinde kutlu halk iradesi sandıkta indirir. Bu bedeli ödedik, belirsizlik istikrarsızlık yatırımların önünü kesti.''28 Şubat sonrası süreç hiç kimseye bir şey kazandırmadı. Bunun istisnası azınlık olabilir. 28 Şubat süreci çok küçük azınlığa kazandırmış olabilir. Ama bu süreçte sanayicisinden KOBİ'sine çok ciddi bir kayıp yaşadı.''Ne zaman Türkiye ileri gitse...''Türkiye'de öyle bir döngü inşa edilmiş ki ne zaman işler iyiye gitse o zaman darbe oluyor. O zamanlarda kaos, kriz ortaya çıkmış. Türkiye bunu defalarca yaşadı. Dün idam yıldönümü olan merhum Menderes'in başındaki hükümet ekonomiyi büyütüyor refahın tüm halka yayılmasını sağlıyor. Ancak sonra manşetler atılıyor, ekonomik operasyonlar gerçekleştiriliyor ardından darbeyle devriliyor. 70'lerde aynı şekilde Türkiye ivme yakalayınca sokaklara anarşi geldi, ardından darbe geldi. Merhum Özal'ın başlattığı reform süreci 28 Şubat'ta kesintiye uğradı. İçeride ve dışarıda birileri sadece biz kazanalım dediler. 'Yüksek faizle biz kazanalım' dediler. Görev aldığımız hükümetler bu kısır döngüyü kırmak için çalıştı. Herkes kazanacak dedik. Bizim en önemli hedefimiz Türkiye'nin adaletle birlikte kalkınması oldu. Terk edilmiş, unutulmuş, bölgeler vardı. 780 bin km karelik tamamının ihyası bizim hedefimiz oldu. Başbakanlık döneminde mezralara köylere ulaşan bir başbakandım. 30 büyükşehirle birlikte Türkiye'nin yüzde 75'ine ulaşacak olan Türkiye'de modernleşme daha geniş kitlelere ulaşacak.''Çiftçinin üzerinde çok büyk faiz yükü vardı. Esnafın faiz yükünü azalttık. Sanayiciyi ağır yüklerden kurtarırken işçileri de unutmadık. İşsiz yoksul kesimi de sosyal politikalarımızı da destekledik. Türkiye'de 6 teşvik bölgesi var. TÜSİAD Başkanı Dinçer ile de konuştum. Özellikle 6., 5. 4. bölgelerde yatırım yapmanızı bekliyoruz dedim. Bizim görevimiz ön açmaktır. Bu yol açılmıştır. Buralarda yeter ki yatırım yapalım. Bu bölgelere yapılacak yatırımlar ciddi sıçramayı beraberinde getirecektir. Maliyet girdiler çok çok düşük olacaktır desteklerle birlikte oluşturduğumuz zemin sanayimizde farklı gelişmelere fırsat verecektir.''Türkiye ekonomisi 2003-2013 arasında yüzde 5 oranında büyüme kaydetti. Bu sene yüzde 3 gibi büyüme öngörülüyor. Bugün İstanbul sermayesi kazanırken Anadolu'nun kaybettiği değil, herkesin kazandığı bir ülke var.''Bir bankamızın yönetim kurulu başkanı bir ifade kullanıyor: Neymiş, elde edilen başarılara gölge düşmüş. Türkiye'nin itibarı zedelenmiş, hukuk sistemi sorgulanmaya başlamış. Bu bankayı inceleme yaptırdım. Mevduatları 8 kat aktifleri 6 kat büyümüş. Kusura bakmayın, yan gelip yatan bir cumhurbaşkanı yok. Nerede yanlış var bunu incelettirmek zorundayız. Bu ülke hepimizin. Kastedilen nedir?''Bakın Gezi Olayları ve 17-25 Aralık darbe girişimi... Bu çirkin olaylar karşısında dimdik durduğumuz için son 10 yıldır karlarına kar katanlar eleştiriyor. Ağaç, dediler, çevre dediler günlerce sokakları işgal ettiler. Biz 700 milyon ağaç diktik. Fidan olarak 2 milyar 300 milyon.''Eski Türkiye artık açılmamak üzere kapandı'17-25 Aralık darbe girişimi aynı zamanda eski Türkiye'yi diriltme girişimidir. İstedikleri zaman 24 saat içerisinde hükümeti götürürüz, yenisini getiririz mantığı. Faiz lobileri adeta ellerini ovuştururdu. Bütün dert bu. Eski Türkiye artık açılmamak üzere kapanmıştır.''Görevdeyim, kayıtlara geçiyor. Dönemin başbakanı… Ben görevdeyim ya. Bunları ses kayıtları tabii her şey var. Bunlar hayata geçseydi ne olacaktı? Bunlara kol kanat germeye çalışanlar oldu. Türkiye’nin uluslararası itibarı zedelendi diyorlar. ABD, Avrupa medyasında üç tane yalan haber çıktı diye bu ülkenin itibarı zedelenmez. Adana’da paralel yapının uşakları MİT tırlarını çevirdiğinde amaç Türkiye’yi teröre destek veren ülke olarak zedelemekti.''Birileri işadamı kisvesi altında bunlara destek veriyor''Hacı Bayram’dan çıkarken çekilmiş resmimiz, New York Times, IŞİD’in yatağı burası diyor. Böyle bir anlayış, mantık, dezenformasyona karşı biz Türkiye’de hep birlikte tavır almamız gerekmez mi? Onlar meşreplerinin gereğini yapacak. Ama bu kervan yürümeye devam edecek. İçeriden ihanet şebekelerine rağmen, paralel manşet atanlara rağmen devam edecek. Birileri de çıkıyor iş adamı kisvesi altında bunlara destek veriyor.''Kredi derecelendirme kuruluşlarından iki tanesi, verdikleri nota bak, bunların haline güler misin ağlar mısın? Afedersin hangi ölçüleri baz alarak bu notları veriyor. Batan ülkelerin notunu 6 derece birden yükseltiyor. Türkiye gibi ekonomisi büyümeye devam eden bir ülkeye ki Avrupa’da böyle bir ülke yok. En fazla Almanya. Biz 2 gibi bir oranda büyüme kaydediyoruz. Burada art niyet var. Siyaseten deviremedik, ne yapalım de ekonomik olarak devirelim… Standart and Poor’s daha önce böyle bir çıkış yapınca, Siyasi karar veriyorsunuz’ dedim. Aynı şeyi bunlar yapıyor. Bu siyasidir.'TÜSİAD'a teşekkür'Her türlü algı operasyonunun, darbe girişiminin karşısında dimdik durduk ve durmaya da devam edeceğiz. Kaybolan itibar derecelendirme kuruluşlarının itibarı, bizim değil. Hukuk sistemi adalet dağıtmıyorsa orada yatırım da olmaz istikrar da olmaz, küresel sermaye de Türkiye’ye gelmez. Önce hukuk sisteminin güvenilir olduğunu görmesi lazım. Ama bakıyoruz buraya sızmış paralel uzantılara karşı bugün ilk defa kararlı bir ses duyuyorum, teşekkür ediyorum. Dün bizi hançerlemek istediler, ellerine fırsat geçerse yarın da sizi hançerlemek isterler. Bunlar doyumsuz. Yarın bir gün gelir bu yapı kendisini destekleyenleri de vurur.''O banka batmış zaten''Bir bankanın batırılması için çalışılıyor deniliyor. O banka batmış zaten. Taşıma suyla ayakta durmaya çalışılıyor. 26 batık bankanın olduğu dönemden biz farklı bir finans dünyasını devraldık.''Elbette iş dünyası sosyal meselelerle de ilgilenecek. Sizlerden dinlediklerimi Sayın Başbakan ile paylaşacağım. Yapıcı eleştirileri dinler dikkate alırız. Ama Gezi olaylarına destek olmak, milli iradeye karşı cephe almaktır. Türkiye’ye yönelik algı operasyonlarının taşıyıcılığını yapanlar var. Kardeşlikle bugüne kadar birlikte kazandık, bundan sonra da kazanmaya devam edeceğiz.''Başörtü yasağını, eğitimde katsayıyı, darbeleri savunanlar bugün çıkmış bunlara karşı çıkıyor. Sen başörtülüsün gelme, başı açıksın gel. Bu kutuplaşma değil mi? Gezi olaylarının ve paralel yapının arkasında durup destek verenleri de çok iyi biliyoruz. Algı operasyonlarının arkasında kimlerin olduğunu da çok iyi biliyoruz, kimlerin desteklediğini biliyoruz, hepsi mahcup oldular ve olmaya da devam edecekler. Biz özgüven içinde olacağız. 12 yıl içinde Türkiye neleri başardı, geleceğe de aynen böyle devam edeceğiz. Enerjimizi kutuplaşmaya kamplaşmaya gerilime değil. Yeni Türkiye’ye harcayacağız. Çözüm sürecini daha ileri seviyelere taşıyarak, ekonomiyi daha da güçlendirerek 2023 hedeflerine ulaşacağız. Her şey hayalle başlar. Hayali olmayanın hedefi de olmaz. Ya bir yol bulacağız, ya da yeni bir yol yapacağız ama asla umutsuz olmayacağız. Biz önce inanalım.''Yumrukları sıkma değil tokalaşma zamanı''Güneydoğu’ya yapılacak yatırımlar çözüm süreci bakımından da önemlidir. Çünkü terör noktasında istismar edilen birinci derecede fakirliktir. İdeolojik bir yapı da istismar ediliyor. Bir buçuk yıldır kepenkler inmiyor. Yasal düzenleme de yapıldı. Bundan sonraki süreci de ona göre getirmek terörün yerine barışı getirecektir.''İnanıyorum ki Türkiye için beraber mücadele veriyoruz. 10 Ağustos akşamı ifade ettim. Eski kırgınlıkları muhafaza etmenin hiçbir faydası olmaz. Sadece hükümetin bu hassasiyeti taşıması yetmez. Bütün siyasi partiler ve STK'ların bu hassasiyeti taşımaları gerekir. Zaman yumrukları sıkma değil tokalaşma zamanıdır. İnsan hak ve özgürlüklerin geliştirerek, yasaklamaları kısıtlamaları bırakarak kardeşlik hukuku içinde yaşama zamanıdır. Kurulan tuzakları fark edip yeni Türkiye vizyonunu paylaşalım. Aynı geleceği inşa edeceğiz. Bunu da hep birlikte başaracağız. TÜSİAD'ın yeni yönetim kurulu ve başkanıyla Yeni Türkiye vizyonuna hep birlikte katkı vereceğiz.''Al Jazeera
Türkiye'nin Kariyer Alanında En İyi 10 Öğrenci Topluluğu
Her yıl binlerce öğrenci üniversite hayatına adımını atıyor. Ve bir o kadarı da üniversite hayatını sonlandırıyor. Ancak bazen iş hayatına atılmaya başlayan mezunlar arkaya dönüp baktıklarında keşke boşa geçirilen zamanı değerlendirseydim diye pişman olabiliyorlar. Bu derdin dermanı tabi ki öğrenci toplulukları. Bünyelerinde ülkenin dört bir köşesinden gelen dimağlara sahip pırıl pırıl idealist ve hayalleri olan insanlara bir çok imkan sunuyor. Tamamen gönüllülük esasına dayanan öğrenci toplulukları, düzenledikleri  konferanslar, seminerler, söyleşiler, zirveler, ödül geceleri, geziler ve daha nice organizasyonlar ile tüm öğrencilere kendi alanlarındaki kariyer imkanlarından haberdar olmaları, güncel kalmaları,  çalışmak istedikleri sektörlerin en yetkin kişileriyle tanışma olanakları, staj imkanları, kişisel gelişimin yanında öğrenirken eğlenme fırsatları da sunuyor. Özellikle bu yıl yeni üniversite hayatına atılacakların kulağına küpe olması gereken bu köklü geçmişlere sahip öğrenci toplulukların en aktif ve en büyük olanları sizlerle paylaşma gereği duyuyoruz. 
En Zengin 10 Mühendis
“Mühendis olup ne yapacaksın? Doktor ol. Dişçi ol”… “Mühendislikte para mı var?”… eminim gün geçmiyor ki hepimiz böyle bir muhabbete şahit olmayalım. Oysaki durum pekte görüldüğü gibi değil. Yeteneğini kullanan pek çok mühendis dünyanın sayılı zenginleri arasında gösteriliyor. İşte bizde sizler için dünyadaki en zengin 10 mühendisi belirledik.
Türkiye'de 6 Milyon Kişi Mobil Bankacılık Kullanıyor
Türkiye’de internet bankacılığına kayıtlı müşteri sayısı 32 milyon ve aktif müşteri oranı %42. Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı ise 7,5 milyon ve bu topluluğun %65‘i gibi dev bir bölümü aktif kullanıcı! Türkiye Bankalar Birliği’nin h aziran ayı sektör raporlarına göre; ülkemizde 33 mevduat, 13 kalkınma ve yatırım, 4 adet de kalkınma bankası bulunuyor. Bu bankalardaki şube sayısı 12.136, ATM sayısı 44 bin, kredi kartı sayısı 58, banka kartı sayısı 102 ve POS cihazı 2,4 milyon civarında. Haziran ayı raporunda internet bankacılığına kayıtlı bireysel ve kurumsal müşteri sayısı 32 milyona yaklaşırken, aktif müşteri (son dönem giriş yapmış) oranı %42 yani 19,2 milyonu ancak buluyor. Haziran ayında internet bankacılığında toplam yatırım işlem sayısı 10 milyon, finansal işlemlerin toplamı ise 512 bin dolaylarında. Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı 7,5 milyon, 6 milyonu aktif Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı 7,5 milyon iken bu rakamın %65‘i (6 milyon) son dönemde sisteme giriş yapmış görünüyor. Bu rakamların bankacılığın şubelerden, fiziksel kanallardan bağımsız hale geldiğini gösterdiğini söyleyen Pozitim Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Onur Baran Çağlar, mobil cihaz sayısındaki artış ile birlikte, mobil deneyimin önem kazandığına dikkat çekti. İşlem bankacılığından ilişki ve dijital bankacılığa geçiş sürecinin başladığını, bu eğilime geç uyum sağlayan banka ve finans kurumlarının yoğun rekabet ortamında geride kalacağını vurguladı. Bilinçlenen tüketici için “Vuja De” yaklaşımı şart Bilinçlenen tüketicilerin “Diğer bankadan farkın ne, bana ve hayatıma kattığın değer nedir?” sorularına yanıt vermelerinin giderek zorlaştığını ifade eden Çağlar, “Bankacılıkta süreçler sıradanlaşmaya ve renksizleşmeye başladı. Bankalar vaat konusunda birbirlerini tekrarlıyor. Farklılaşabildikleri tek nokta, reklamlar. Sektörde mevcut müşterilere kazandırdıkları kâr üzerinden değer verilirken, yeni müşterilere sunulan vaatler ise basit bir matematiğe dayanıyor. Artık yeni bir bakış açısının, ‘Vuja De’ yaklaşımının zamanı geldi. Bu yaklaşımı gerçekleştirmek için kendi tarihimize, öz değerlerimize, eldeki yetenek ve kıymetlerimize dönülmeli. Ayrıca farklı sektörlerdeki faydalı deneyimlerinden de yararlanılmalı. Bankacılığa uyarlanabilecek başarı hikâyeleri alınarak değişimin ve dönüşümün manifestosu oluşturulmalı.” dedi.Geleneksel bankacılık çağ dışı kaldı Yeni dönem ile birlikte geleneksel pazarlama kanalları ve tek yönlü iletişim yerine, omni-channel (her kanaldan) yaklaşımının benimsenmesi gerektiğinin altını çizen Çağlar, “Geleneksel mecralarda kullanılan pazarlama enstrümanlarının yetersiz kaldığını bir dönem girdik. Dolayısıyla sahada fiziksel temas, ATM, Kiosk cihazlar, müşteri hizmetleri, internet ve mobil akıllı cihazların gücü göz ardı edilmemeli. Bunlara ek olarak web, mobil web, e-posta, SMS, mobil uygulama ile sosyal medya kanalları üzerinden interaktif pazarlama iletişimi ve etkileşimi aktif bir şekilde kullanılmalı. Omni-channel ile mevcut ve potansiyel müşteriler için yerinde (lokasyon temelli), zamanında ve doğru araçlar tercih edilmeli. Müşterinin bankaya gelmesi beklenmeden ona gidilmeli ya da geldiğinde onu tanıyarak, kişiye özel kampanya, indirim veya promosyonlar sunulmalı. Etkin ve verimli bir etkileşim için farklı kanalların kullanılması şart. Çevrimiçi ve word-of-mouth (ağızdan ağıza pazarlama) kanallarının etkili olduğunu dikkate aldığımızda bu kanalların diğer müşterilerin de etkilenerek sunulan ürün ve hizmetleri tercih edebilecekleri kadar şeffaf ve kusursuz olmasına önem verilmeli.” açıklamasında bulundu. Müşterisine kişiselleştirilmiş teklif sunabilen bankaların çağı Müşterilerin ihtiyaç duydukları ürün veya hizmetleri reklam, arama motorları, karşılaştırma siteleri gibi çevrimiçi kanallarda veya doğrudan perakende, mağaza, bayi ya da şubelerde aradığını kaydeden Çağlar, sözlerini şöyle tamamladı: “Seçim esnasında yakın çevre ve sosyal medyadaki tavsiyeler önem kazanıyor. Kullanıcı, ürün veya hizmetin fiyatını daha önce gezdiği mağazalardan karşılaştırıyor. Karar verdiği ürün ya da hizmeti satın alıp bir deneyim yaşıyor. Aldığı ürün veya hizmetten memnun olmadığında ise ciddi çaba sarf edilerek indirim ve promosyonlar ile tekrar kazanmaya çalışılması durumunda bile tercihini aynı yerden kullanma oranı çok düşük oluyor. O yüzden müşteri ihtiyaçlarının iyi analiz edilmesi gerekir. Hizmette fark yaratmak isteyen bankalar, ihtiyacı henüz oluşmadan gözlemleyebilen ve bu ihtiyaca göre müşterisine özel teklif sunabilenler olacak. Pozitim Teknoloji olarak perakende, finans, sigorta, ulaşım, eğitim, sağlık, internet, telekom altyapı ve katma değerli servis alanlarında deneyimli ekiplere sahibiz. Perakende, finans, sigorta, ulaşım, spor, eğitim ve sağlık sektörlerine uygun iş ve ticari servisler modelledik. Ödeme sistemleri ve bankacılık alanındaki servis ve tecrübemiz ile eğitim, danışmanlık, uçtan-uca altyapı, uygulama ve servisler sağlayabiliyoruz.”stuff
Ataşehir-Ümraniye Sınır Değişikliği Anayasa Mahkemesi'ne Taşınıyor
Torba yasayla, yapımı devam eden Finans Merkezi’nin içinde bulunduğu Barbaros Mahallesi’nin Ataşehir’den Ümraniye’ye kaydırılmasını CHP rant hırsızlığı olarak değerlendirildiTorba yasayla, yapımı devam eden Finans Merkezi’nin içinde bulunduğu Barbaros Mahallesi’nin Ataşehir’den Ümraniye’ye kaydırılmasına Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi , 'Buradaki amaç büyük bir rantın Ümraniye Belediyesi’ne kaydırılmasıdır 'diye konuştu.CHP Milletvekilleri Kadir Gökmen Öğüt ve Celal Dinçer ’le birlikte Ataşehir Belediyesi’nde basın toplantısı düzenleyen İlgezdi yasaya tepki gösterdi.Ataşehir İlçesi’nin 2009 yılında yasayla kurulduğunu ve 17 mahalleden oluştuğunu söyleyen İlgezdi , 'Barbaros Mahallesi Ataşehir’in mahallesidir. Ümraniye’yle hiçbir alakası yok. Burası oluşturulurken nasıl olsa burayı nasıl olacak AKP kazanacak diye hesap yapıldı. Ama seçimi CHP kazandı. Bu seçimi de kazanacakları ümitleri vardı. Aradan 4 ay geçmeden finans merkezini bir gece torba yasa tasarıyla Ataşehir’in elinden alıp Ümraniye’ye taşıdılar. Bu yapılan yasa kabadayılığıdır. Bu yapılan mahalle hırsızlığıdır. Burada kanun vardır.Yasanın üzerine kanun olmaz. Kanun üzerine yasa olmaz' diye konuştu.TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen ve kabul edilen 'Torba Tasarıya' Ak Parti Milletvekillerinin verdiği önergenin kabul edilmesi ve ihdas edilen kanun maddesi ile Ümraniye ve Ataşehir İlçelerinin sınırları, mevzu bahis ihtilafların ortadan kaldırılması için 2008 tarihli 5747 Sayılı Kanunda olduğu gibi O4 ve E-80 Karayolları olup yeni bir sınır düzenlemesi yapılmamış, muğl?k ve ihtilafa yol açabilecek ifadelerin düzeltilmesi sağlanmıştır' iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen İlgezdi, 'Konu AK Partililer tarafından kamuoyuna aksettirilmeye çalışıldığı gibi belediyeler arasında bir ilçe sınırı konusundaki anlaşmazlık değildir. Konu vergi ve inşaat harçları ile birlikte yıllık 100 milyon lirayı aşan bir gelirin CHP’li bir belediyeden AK Partili bir belediyeye aktarılma meselesidir. Konu müteahitleşmiş eski ’mücahitlerin’ rant hırsıdır' diye konuştu.Yapılanın arkasında müteahhitlerle AK Parti’nin işlerini al gülüm ver gülüm ilişkisi içinde rahat bir şekilde sürdürmek istemesi olduğunu iddia eden Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, iptali için partisinin Anayasa Mahkemesine Başvuracağı bilgisini de basın mensuplarıyla paylaştı.CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer de, 'Ataşehir Belediyesine 3 kilometre yakındaki araziyi alıp, 12 kilometre uzaktaki Ümraniye’ye taşıyorlar. Mahalle hırsızlığıdır, rant hırsızlığıdır bu' dedi.T24
Dolar 2,19'u Aştı
Dolarda global bazda değer kazancının devam etmesi ile kur 2,1912 ile 5,5 ayın zirvesine çıktıABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımları için görüşlerinin bankanın yaptığı bir araştırma ile uyuşmadığını göstermesi sonrası dolarda global olarak başlayan değer kazancının devam etmesiyle dolar/TL de yükselişini sürdürüyor.Güne 2,1750'den başlayan dolar 2,1912 liraya kadar yükseldi. Dolar/TL en son yerel seçimlerin ve siyasi endişelerin gündemin üst sıralarında yer aldığı 31 Mart'ta 2.19 seviyesinde işlem görmüştü. Geçen hafta 2,1545'e kadar gerileyen ancak 2,15 seviyesini aşağı kıramayan ve bu nedenle yönünü tekrar yukarı çeviren dolar/TL dün akşam 2,1660 civarında işlem görüyordu.'2,19 KRİTİK SEVİYE'Bankacılar bugün için kurda 2.19'un önemli bir teknik seviye olduğunu, bu seviyenin henüz kırılamadığını, dış piyasaların ve gelişmekte olan ülke piyasalarının genelinde etkili olan dolardaki değer kazancı sürecinin gün içinde izlenmeye devam edileceğini söylediler.DOLAR NEDEN ARTIYOR?Dolar, San Francisco Fed'in dün yayınladığı bir araştırmanın ardından bugün para birimleri sepeti karşısında 14 ayın yeni en yüksek seviyesinde işlem gördü. Çalışmaya göre yatırımcılar bankanın faizleri daha uzun süre düşük tutup daha yavaş artırmasını bekliyorlar. Bankacılar San Francisco Fed araştırmasının faiz artışlarına ilişkin piyasa beklentilerin Fed'e göre oldukça iyimser olduğunu ve dolar fiyatlamalarının tam doğru olmadığını gösterdiğini söylediler.EURO/DOLAR 14 AYIN DÜŞÜĞÜNDEEuro/dolar paritesi de doların değer kazanmasına bağlı olarak 1,2860 ile 14 ayın en düşük seviyesini gördü.Finans Gündem
Twitter'da Büyük Değişiklik Sinyali
DENIZ ERGÜREL HABERLER TEKNOLOJİTwitter'ın Baş Finans Sorumlusu Anthony Noto, Facebook'a benzer bir ara yüz kullanabileceklerinin sinyalini verdi.New York'ta bir finans konferansına katılan Noto, kullanıcıların etkileşimini arttırmak amacıyla grup sohbeti ve daha iyi arama özelliklerine sahip bir liste oluşturabileceklerini ifade etti. Wall Street Journal'da yayınlanan habere göre Noto, gönderilen twitlerin zamanla aşağıya düşüp kaybolmasının iyi bir kullanıcı deneyimi sunmadığını düşünüyor. Noto'ya göre Twitter mühendisleri, kullanıcılara uygun içerikleri farklı zamanlarda gösterecek yeni bir ara yüz üzerinde çalışıyor. Noto'nun bu sözleri Twitter kullanıcıları arasında, Facebook'a benzer bir ara yüz üzerinde mi çalışılıyor sorusunu akıllara getirdi.
Mutsuzluk Endeksi'ne Göre 'Türkiye Dünya'nın En Mutsuz 6. Ülkesi'
İşsizlik ve enflasyon oranları üzerinden ülkeleri analiz eden Mutsuzluk Endeksi verilerine göre Türkiye 'en mutsuz' altıncı ülke... Okun Yasası ile tanınan ekonomist Arthur Okun tarafından 1970’lerde geliştirilen ve işsizlik ve enflasyon oranları üzerinden ülkeleri analiz eden Mutsuzluk Endeksi’ne (Misery Index) göre Türkiye dünyanın en mutsuz altıncı ülkesi. İşsizliğin ülkelerin mutluluğunu enflasyona göre daha fazla etkilediğini düşünenler olsa da, bu iki oranın da yüksek olmasının olumsuz olduğu noktasında herkes birleşiyor.İşte Bloomberg’den Alex Tanzi’nin bir araya getirdiği ve Business Insider’ın yer verdiği “en mutsuz ülkeler” listesindeki ilk 10 ülke:10. KOLOMBİYAMutsuzluk endeksi puanı: %13.54TÜFE Enflasyon oranı: %2.9İşsizlik: %10.7Ana geçim kaynağı enerji ve madencilik olan Kolombiya, dünyanın en büyük dördüncü kömür üreticisi. Yetersiz altyapı ve güvenlik sistemindeki açıklar sebebiyle ekonomik büyüme gösteremiyor. Nüfusun %32.7’si fakirlik seviyesinin de altında yaşıyor. Ayrıca, kokain, şiddet, adam kaçırma ve gerilla savaşları ile anılması da ülkenin mutsuzluğuna katkıda bulunuyor.9. UKRAYNAMutsuzluk endeksi puanı: %14.2TÜFE Enflasyon oranı: %12.6İşsizlik: %1.6Ukrayna ve Rusya arasındaki sorunların ülkenin durumunu derinden etkilediğini söylememize gerek bile yok. Savaş hali, hizmet sektöründe, tarım alanında ve sanayide ilerlemenin durmasına yol açıyor.8. URUGUAYMutsuzluk endeksi puanı: %15.96TÜFE Enflasyon oranı: %9.1İşsizlik: %6.92009’da küresel ekonomik kriz sebebiyle büyümesi büyük oranda düşen ülke, 2013 yılında kamusal harcamalarını ve yatırımlarını azaltma yoluna gitti. Eşcinsellere evlilik hakkı tanımak ve marihuanayı yasallaştırmak gibi liberal hareketlerle özdeşleşen Uruguay’da, halk düşen maaşlar ve yükselen işsizlik sebebiyle mutsuz.7. HIRVATİSTANMutsuzluk endeksi puanı: %17.7TÜFE Enflasyon oranı: % -0.1İşsizlik: %17.82013’te Avrupa Birliği’ne giren ülke, oldukça fazla olan iç borcunu ödeme baskısıyla karşı karşıya. Ayrıca Hırvatistan, Rusya’nın uyguladığı ithalat-ihracat yaptırımları sebebiyle de sıkıntı çekiyor.6. TÜRKİYEMutsuzluk endeksi puanı: %18.12TÜFE Enflasyon oranı: %9.3İşsizlik: %8.8Havasına, suyuna, taşına, toprağına… Türkiye’nin en mutsuz ülkelerden biri olduğu pek de şaşırtıcı değil. Gezi Olayları, yolsuzluk skandalları, “o çalsın, ben oynarım” diyen çoğunluğun apolitik duruşu, demokrasinin kırılgan yapısı ve de kaybolan kültürel değerlerin arkasından bakarken dijital çağa yetişmeye çalışan ancak pek başarılı olamayan eğitim sistemiyle Türkiye’nin mutsuz olması için enflasyon ve işsizliğin ötesinde birçok sebebi var. Soma faciası başta olmak üzere işçi ölümleri, hak arayan ama bulamayan sendikalar, maaş eşitsizlikleri… Atanamayan öğretmenlerin intiharları… Şimdi de atanamayan öğrenci sorunuyla uğraşan ve neye uğradığını şaşıran velilerin çaresizliği… Bakalım Türkiye 2023’e kadar bu listede şampiyon olmayı başarabilecek mi?5. MISIRMutsuzluk endeksi puanı: %23.9TÜFE Enflasyon oranı: %10.6İşsizlik: %13.3İslamcı, askeri, liberal ve laik gruplar arasında süregelen çatışmalar ve anlaşmazlıklar Mısır’ı olumsuz etkilemeye devam ediyor. 30 yıldır ülkeyi yöneten Hüsnü Mübarek’in devrilmesi üzerine, ilk defa seçimle başa gelen isim Muhammed Mursi olmuştu. Ne var ki, onun da protestolarla karşılaşması sonucu bu yılın Mayıs ayında yeniden seçime gidilmiş ve Abdülfettah el Sisi başkan seçilmişti.4. İSPANYAMutsuzluk endeksi puanı: %24.17TÜFE Enflasyon oranı: % -0.3İşsizlik: %24.5Küresel krizden etkilenen ülkelerden biri de İspanya… 2007 ve 2013 yılları arasında %18 artarak %26’ya ulaşan işsizlik başta olmak üzere, iç borç, yolsuzluk ve siyasi belirsizlik ortamı ülkenin mutsuzluğunu arttırmaya devam ediyor.3. YUNANİSTANMutsuzluk endeksi puanı: %27.1TÜFE Enflasyon oranı: % -0.7İşsizlik: %27.8Geçtiğimiz yıllarda oldukça ciddi bir borç krizi yaşayan Yunanistan, yükselen piyasa olarak değerlendirilen ilk gelişmiş ülke. İşçilerin yaklaşık %20’sinin göçmen olduğu tarım ya da vasıfsız işlerle uğraştığı ülke, Avrupa Birliği’nin beklentilerini karşılamaya çalışırken çeşitli protestolarla ve ideolojik bölünmeyle de uğraşıyor.2. GÜNEY AFRİKAMutsuzluk endeksi puanı: %31.8TÜFE Enflasyon oranı: %6.3İşsizlik: %25.5Başta HIV/AIDS olmak üzere birçok sağlık sorunuyla baş eden Güney Afrika finans, hukuk, enerji ve ulaşım alanlarında gelişmiş olsa da elektrik ve bütçe kesintisiyle ilişkili sorunlarını çözmedikçe en acil ekonomik sorunlarının üstesinden gelemeyebilir.1. VENEZÜELLAMutsuzluk endeksi puanı: %59.8TÜFE Enflasyon oranı: %52.7İşsizlik: %7.1(Radikal)
Taksit Yasağı Telefon Satışlarını Yüzde 40 Düşürdü
Geçen yıl ayda ortalama 330 bin cep telefonu satan teknoloji marketlerinin satış rakamı, kredi kartı düzenlemesinden sonra 130 bin adet düşerek 200 bine gerilediBankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) 1 Şubat 2014'te yürürlüğe giren cep telefonlarına taksit sınırlaması, teknoloji marketlerin aylık cep telefonu satışlarını ortalama yüzde 40 düşürdü.Geçen yıl ayda ortalama 330 bin cep telefonu satan teknoloji marketlerinin satış rakamı, kredi kartı düzenlemesinden sonra 130 bin adet düşerek 200 bine geriledi. Böylece taksit yasağı teknoloji marketlerin telefon satışlarını yüzde 40 civarında düşürmüş oldu.Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Gold Teknoloji Marketleri Pazarlama Müdürü Kılınç Orhan Erdemir, araştırma şirketi GfK rakamlarına göre Türkiye'de 2014 yılının ilk 6 ayında 5,7 milyon cep telefonu satıldığını, 2013 yılının aynı döneminde bu rakamın 6 milyon olduğunu söyledi. Türkiye'de alışverişi etkileyen en önemli faktörlerden birinin kredi kartlarındaki taksit imkanı olduğunu belirten Erdemir, şunları kaydetti: 'Zaten satın alma gücü açısından AB ülkelerine göre çok daha düşük bir durumdayız. Taksit imkanı da düşürülünce toplum yeni teknolojiye ulaşmakta zorlanmaya başladı. Yeni teknoloji ürünlerinin kolay ulaşılabiliyor olması aslına bakarsanız sosyal statülerin de bu noktada eşitlenmesini sağlıyor. Şubat ayına kadar bin 500 liralık son model bir cep telefonunu asgari ücretli bir çalışan bile taksitle alabiliyordu. Teknoloji kullanımında en zenginle aynı kulvarda olabiliyordu.'‘Son 5 ayda cep telefonu pazarı sadece el değiştirdi’Erdemir, taksit yasağının teknoloji marketlerindeki büyümeyi sıfırladığını belirterek, 'Teknoloji marketlerindeki cep telefonu satışları 1 Şubat itibariyle büyük bir düşüş yaşadı. Teknoloji marketlerinde 2013'te ayda ortalama 330 bin adet cep telefonu satılıyordu. Kredi kartı düzenlemesinden sonra bu rakam 200 bine düştü' dedi.Ancak Türkiye'de satılan toplam cep telefonu adetlerinde küçülmenin aksine büyümenin yaşandığını aktaran Erdemir, bunun sebebinin de GSM operatörlerinin 24 aylık kontratlı satışları ve senetli satış mağazalarındaki satışların artması olduğunu kaydetti. Ödeme sisteminde yapılan değişiklik ile teknoloji marketlerindeki 1-1,5 milyar liralık pazarın diğer satış kanallarına kaydığı bilgisini veren Erdemir, sözlerine şöyle devam etti:'Cep telefonu tüketimini sadece bir ödeme sistemini yasaklayarak azaltmanın imkanı yok. Bunun olmadığını Türkiye'deki toplam pazarda cep telefonu satışlarının azalmamasından görüyoruz. Son 5 ayda cep telefonu pazarı sadece el değiştirdi. Eğer amaç gerçekten cep telefonu satışını azaltmak olsaydı, aynı zamanda kontratlı satışların da yasaklanması gerekirdi. Ancak kontratlı satışların büyük oranda arttığı da gün gibi ortada. Şubat ayından bu yana teknoloji perakendecileri, alternatif ödeme yöntemlerine yöneldi. Örneğin mağazalarda finans kuruluşlarının desteği ile hızlı tüketici kredisi sunuluyor. Mağazadaki online sistem üzerinden 15 dakika içerisinde onay aşaması tamamlanıyor. Onaylanmış olan krediye istinaden personel kredi evraklarını tamamlıyor. İşlemlerin tamamlanmasını müteakip, ürünü hemen müşteriye teslim ediliyor.'‘Kredi kartlarına limit sınırlaması doğru bir adım’Kılınç Orhan Erdemir, ekonomi yöneticilerinin özellikle cep telefonu gibi pazarın lokomotifi olan bir alanda yıl sonuna doğru en azından kredi kartına 3 taksit ile iyileştirme yapacağını düşündüklerini söyledi. Bunun hem yerli üretimi teşvik edeceğini, hem bankaların kaybettiği geliri elde etmesini sağlayacağını, hem de teknoloji perakendeciliğini rahatlatacak en büyük hamlenin bu olacağını vurgulayan Erdemir, kredi kartlarına geçen yıl getirilen limit sınırlamasının uzun vadede çok önemli ve doğru bir adım olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bunun yanı sıra taksit sınırlandırmasının cep telefonlarında tamamen kaldırılması değil 3-4 taksite indirgenmesi sektörün bir anda kan kaybetmesini engelleyecekti. Vatandaşın borçlanma düzeyini indirmeyi sadece kredi kartları üzerinden düşünmemek lazım. Kişisel borçlanma farklı ödeme yöntemleriyle devam ediyor. Önemli olan bunu kademeli bir şekilde azaltabilmektir diye düşünüyorum. Aksi halde insanlar alışverişi keseceklerine farklı ödeme yöntemleriyle satın almaya yöneliyor. Bu seferde kişisel borçlanması takip etmeniz gittikçe güçleşiyor.'Erdemir, Türkiye'nin bilişim-teknoloji alanındaki gelişme potansiyeline inandıklarını belirterek, 'Almanya'da teknoloji pazarı yıllık 130 milyar lira ciroya sahip. Biz de 2023 Türkiye'sinde bu derece güçlü bir sektör oluşacağına inanıyoruz' şeklinde konuştu.T24
Akıl Dolu Hikâyeleriyle İzleyenleri Hayretler İçinde Bırakan Birbirinden Başarılı 42 Film
etiket
http://www.imdb.com/title/tt0212720/ Belirsiz bir gelecekte insanoğlu, dünyanın çoğunun sular altında kaldığı bir yeryüzünde yaşamaya çalışırken, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yapay zekalı robotlar üretir. David, madde ve mana olarak tam bir insan gibi donatılmış bir robottur. Sevmeye programlanmış olan ilk çocuk robot David, o sırada hasta olmasından dolayı tedavisi bulunana kadar çocukları dondurulmuş bir aile tarafından deneme süreci olarak evlat edinilir. David, yaşadığı aile ortamında evlatlığın gerektirdiği sevgi ve bakımı kapsayarak giderek çiftin çocukları haline gelmesine rağmen, umulmadık olaylar Robot David için hayatı imkansız bir duruma sokar.
Bakan Zeybekçi Danıştay'ın 'Tıraşlayın' Kararından Önce 2 Dairesini Satmış
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci 16:9 projesinin tıraşlanacak bölümünden aldığı iki daireyi Danıştay'ın kararı öncesi satmış. Zeybekci, 'İki daire aldığımda vekil bile değildim. Şirketin bulduğu alıcıya sattım. Dolar bazında zarar ettim' dedi.Danıştay’ın, “tıraşlayın” kararı verdiği İstanbul ’daki 16:9 kulelerinden iki daire almasıyla gündeme gelen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın, sözleriyle siluet tartışmasının başlamasının ardından dairelerine bir daha gitmediğini, birkaç ay önce de şirketin bulduğu alıcıya sattığını açıkladı. Hürriyet'ten Erdinç Çelikkan'ın haberine göre; Zeybekci, hukuki bir sorunu olmamasına rağmen “Çorbaya sinek düşmesine benzer bir durum ortaya çıkması nedeniyle” daireleri dolar bazında zarar ederek elden çıkardığını söyledi. Zeybekci’nin daireleri Danıştay’ın ‘tıraşlayın’ dediği bölümü içeren A Blok 32. katta yer alıyor. Erdoğan tepki göstermişti Erdoğan 18 Nisan 2013’te, İstanbul’da milletvekilleriyle buluşmasında, dikey yapılaşma konusundaki görüşlerini dile getirmiş ve Zeytinburnu’ndaki 16:9 kulelerine ilişkin, “O binaların sahibini (Mesut Toprak) tanıyordum. Kendisiyle konuştum, ‘tıraşlayın’ dedim. Yapacaklarını bekliyordum ama baktım ki hiçbir şey yapmadılar. O nedenle çok kırıldım. Şimdi o insanla konuşmuyorum” demişti. İstanbul 4. İdare Mahkemesi, kulelerin, “Tarihi silueti bozduğu kısmının” yıkılmasına karar verdi. İstanbul Büyükşehir belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi, kararı Danıştay’a götürdü. Danıştay, 28 Mayıs’ta, yıkım kararını onadı. Ancak bu onama kararı, davacı avukat Cihad Gökdemir’in, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyuruldu. Kamuoyu bu kararı tartışırken Zeybekci’nin de bu kulelerde iki dairesi olduğu basına yansıdı. Zeybekci’nin kulelerde bulunan iki daireyi birleştirerek, hem ofis hem de konut olarak kullandığı öğrenildi. Bakanlık yetkilileri, “1993’den beri ticaret yapan bir şirketi var. Üretilen tekstil ürünleri hep başta Avrupa olmak üzere ihraç ediliyor. İstanbul bir finans merkezi olduğu için burada ofis ve konut olarak kullanmak üzere iki daire satın aldı. Ailesi çoluğu çocuğu İstanbul’a geldiğinde otelde kalmak yerine orada kalmayı tercih ediyordu” bilgisini verdiler. Zeybekci’nin açıklaması Konunun gündeme getirilmesiyle ilgili zamanlamaya dikkat çeken Zeybekci ise Hürriyet’in soruları üzerine, iki daireyi 31 Mart 2011’de aldığını, o zaman milletvekili bile olmadığını belirterek, şunları söyledi: “İki parçaydı, birleştirdik, toplam 134 metrekarelik daire oldu. 1.6 milyon liraya almıştım. Tamamı şahsi hesabımdan banka havaleleriyle eşit taksitlerle 1.5 yılda ödedim. Siluet tartışmaları başladıktan ve sayın Başbakanımız konuyu gündeme getirdikten sonra bıraktım. Bir daha da gitmedim. Bizim için bitti. İki üç ay önce de sattım ve bitti. Dolar kuru hesaba katılırsa zarar ederek sattım. Şirkete değil, buldukları bir alıcıya sattım. Mülkü almadan önce her türlü soruşturmayı yaptım. İnşaat ve iskan ruhsatlarına baktım. İmar kararlarını inceledim. Hiçbir hukuki sorunu yoktu. Bakan olduktan sonra da sorumluluk makamında biri olarak, hukuki hiçbir sorunu olmadığı halde elden çıkardım. Hukuki hiçbir sorun yoktu ama çorbaya sinek düşmesi gibi bir durum vardı.” 'Milletvekilleri belediye başkanları da daire aldı' Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Onaltıdokuz (16:9) kulelerindeki iki dairesinin alış ve satış sürecine ilişkin soruları yanıtlayan Astay Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Toprak, “Projemizden CHP’li milletvekilleri, belediye başkanları ve birçok tanınan isim de ev sahibi oldu. Bu insanlar kaçak, ruhsatsız bir yerden ev almadı. Herkes kurallara uygun olarak en doğal ev sahibi olma hakkını kullandı. Bakanın evinin detayları konusunda bilgi sahibi değilim” dedi. Emlak danışmanları da, kulelerin tıraşlanacağı iddialarının gündeme gelmesinden sonra kira ve alım yönünde taleplerin kesildiğine dikkat çekti.Erdinç Çelikkan | Hürriyet
Türkiye'nin En Büyük 5 Kariyer Klübü
Üniversite kayıtlarının ve yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasına bu kadar az bir süre kalmışken, artık sadece belirli birkaç bölüm degil bütün üniversite bölümlerinin öğrencilerine hitap eden öğrenci kulüplerini tanımakta fayda var! Kampüsün tadını çıkarırken hem yeni arkadaşlar edinmek, hem de kişisel gelişiminiz ve gelecek planlarınıza yardımcı olmak için kurulan pek çok öğrenci kulübünün arasından en iyilerini sizin için seçtik. İşte daha okula başlamadan adını bilmeniz ve takip etmeye hemen başlamanız gereken Türkiye'nin en iyi 5 kariyer odaklı öğrenci kulübü:
'Özerklik En Çok İzmir'e Yakışır'
Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın seçim çalışmaları kapsamında düzenlediği mitinglerin finali İzmir Gündoğdu Meydanı'nda gerçekleşti. HDP Milletvekilleri A.Levent Tüzel, Sırrı Süreyya Önder, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu da mitinge katıldı. Miting için Aydın, Denizli, Muğla, Manisa ve diğer bölge illerinden binlerce kişi İzmir'e geldi. Miting meydanına girerken yapılan arama kontrellerinden geçen bazı vatandaşlar üzerlerindeki sarı, kırmızı ve yeşil renkteki kıyafetler bahane edilerek içeri alınmadılar, bunun üzerine yaşanan kısa bir gerginlikten sonra vatandaşlar içeri girdiler. Çeşitli sivil toplum örgütlerinin, derneklerin destek verdiği mitingde konuşan Demirtaş'ın hedefinde Başbakan Erdoğan ve IŞİD vardı. 'SİZİ YUHALATANA OY VERMEYİN' Kadınların önemine vurgu yapan Demirtaş, 'Sizin kaderiniz tacize, tecavüze uğramak, katledilmek eve kapanmak olamaz. Şen kahkahalarınızla toplumun geleceğini yaratacaksınız. Size hakaret eden yuhalatanlara neden oy veresiniz' dedi. İktidarın gençlere dair dair yapabildiği tek şeyin dindar ve kindar nesil yetiştirmek olduğunu belirten Demirtaş, 'Gençlerin genç adaydan, genç tavırdan yana olmaları lazım. Yarın sandık başında fotoğraflara baktığınızda tek seçenek olduğunu göreceksiniz. Demirtaş'a değil kendi geleceğinize oy verin' ifadelerinde bulundu. 'IŞİD NEYSE İSRAİL DE ODUR' IŞİD'in lanetlenmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, ' IŞİD vahşetini, barbarlığını kınıyorum.Buradan Şengal halkına, katliam tehdidi altında bulunan halkımıza dayanışma duygularımızı gönderiyoruz. Kobaniye, Rojova'ya selamlarımızı gönderiyoruz. Umarım insanlığın başına bela olan olan IŞİD yok edilir.. Bir tarafta barbarlık IŞİD tarafından gerçekleştiriliyorsa diğer tarafta Gazze de İsrail tarafından gerçekleştiriliyor. IŞİD neyse İsrail de odur. Aynı duygularımızı Filistinli halklar için paylaşıyoruz. Ama hükümet IŞİD için sesini çıkaramıyor, aman dokunmayalım diyorlar. Neredeyse bu örgütün haklı olduğunu söyleyecek durumdalar. İzmir'de 13 yaşındaki çocuğu kolundan tutup terörist derken, IŞİD'le ilgili dikkatli cümleler kuruyorlar, adeta meşru gösteriyorlar' dedi. 'BU SEÇİM ADİL DEĞİL' 'Bu seçim adil değil' diyen Selahattin Demirtaş, 'Bu seçim AKP 'nin adayının bütün devlet olanaklarını, finans gücünü, medya gücünü arkasına alarak haksız bir şekilde yürüttüğü son derece çirkin bir seçime dönüşmüş durumda. Bizler onlar gibi mitingler yapamıyoruz, onlar gibi süsleyemiyoruz ama emin olun sizin verdiğiniz emek daha dürüstçe çünkü sizin bağışlarınız yüreğinizden geliyor' ifadelerinde bulundu. KENDİNİZE OY VERİN Etnik kimliğimin bir önemi yok diyen Demirtaş, 'Yarın oy kullanmaya gideceksiniz, oy kullanırken Laz kendini, Çerkez kendini, Türk kendini, Kürt kendini, Ermeni de kendini görecek. Kendinize oy vereceksiniz. Bana değil. Böylece bu ülkeyi yeni baştan yaratacağız hep beraber el ele. 'ÖZERKLİK EN ÇOK İZMİR'E YAKIŞIR' İzmir'in AKP'den çok çektiğini söyleyen Demirtaş, İzmir'de yaşanan hukuksuzluklara değinerek, 'İzmir'de yaşayanlar burada karşılaştığınız hukuk dışı şeyleri benden iyi biliyorlar. Yüzde 50 halkın iradesi ile Aziz Kocaoğlu'nu o koltuğa getirdiler. Ama Kocaoğlu burayı yönetemiyor. Neden? Çünkü gerekli çoğunluğu sağlayamamasına rağmen, İzmir'de gücü bulunmamasına rağmen AKP, İzmir'i Ankara'dan yönetiyor. İzmir'in bütün çılgın projelerine oradan idare ettiriyorlar. İzmir'in ovasını, tarlasını, bağını, bahçesini, tüm ekolojik dengesini tarumar ediyorlar. Aldıkları kararlarla İzmir'i İzmirlilere dar ediyorlar. Belediyenin parası yok, mecliste karar alamıyor, ne yapacaklar, nasıl yönetecekler maddi destek olmadan? İzmir halkı AK Parti'ye mi oy vermek zorunda? İşte bizim yeni yaşam çağrımız burada başlıyor sevgili kardeşlerim. Özerklik dediğimiz şey budur. En çok da İzmir'e yakışır, en çok da İzmir bunun faydasını görür. Burada kime oy verdiyseniz yetki onda olsun. Siz belediye başkanını seçmişsiniz ama vali sizlere ve yöneticilere hakaret ediyor. Bu valinin yardımcısı ne diyordu? Soma'da yaşanan katliam için 'Aklını kullananlar kaçtı' diyordu. Emekçiye, madenciye olan yaklaşım bu. Eğer burası yerinden yönetim modeli ile yönetilseydi, sizler bu vali yardımcısını bir günde değiştirebilirdiniz. Ama şimdi yapamıyorsunuz. AKP istediği valiyi atıyor, istediğini ise görevden alıyor. Siz oy vererek getirdiğiniz belediyeden yeterli hizmet alamıyorsunuz. İşte özerklik tam olarak bunlara çare olacak. Yıllardır metroyu bitiremiyorlar, bütçe yok. İstanbul ve Ankara'daki metrolar 2-3 katı bir maliyetle üstelik ulaştırma bakanlığının desteği ile bitiriliyor ama İzmir'e bu destek yok. Bunlar sadece İzmir AKP'ye oy vermiyor diye oluyor. Madem bize oy vermiyorsunuz bizler de sizi cezalandırırız diyorlar' dedi. İzmir'in yeni yaşam çağrısına kulak vermesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, 'Bir tarafta bizim evrensel ilkelerimiz, yüzyıllardır insan hakları çerçevesinde belirlenen değerlerimiz var. İzmir halkı ilkelerin yanında mı olacak yoksa ilkeleri umursamayıp koltuk sevdasına tutulanların mı yanında olacak?' dedi. BÜTÜN RENKLERLE MEYDANLARDAYIZ 90 yılda hiçbir zaman halkın temsilcilerinin iktidara gelmediğini dile getiren Demirtaş, '90 yıldır iktidarda halk yok. Devlet sadece kendi için orada. Türkler de yönetmiyor ki devleti, hepimiz beraber eziliyoruz. Sadece öyle düşünmemizi sağlamaya çalışıyorlar. Aramıza nifak tohumu ekiyorlar. Biz burada ırk, dil, din, cinsel yönelim ayrımı yapmamalıyız. Farklılıklarımızla beraber olmalıyız, yaşamalıyız. Bakın burada her kesimden insan var, Türk, Kürt, Alevi, Aünni, LGBT, Çerkez, Laz ve daha sayamadıklarımız. Hepimiz beraber olmalıyız. Aç insanın Laz'ı Türk'ü Kürt'ü yok. İşte bütün renklerle meydanlardayız. Birbirimizi suçlayarak kardeşliği inşa edemeyiz. Ezilen bütün kimlik ve inançlarımızla renklerimizi yarın sandığa yansıtalım. İzmir halkı uzatılan bu barış ve kardeşlik elini tutmalıdır. Demokratik çözüm Kürtler ve AKP arasında değildir. Halklar arasındadır. Yeni anayasayı da ancak böyle yazabiliriz' dedi. Yaklaşık 1.5 saat süren konuşmasının ardından arabasına binmek üzere sahneden ayrılan Selahattin Demirtaş'a vatandaşın ilgisi büyüktü. Neşe Yavuz / Ege'nin Sesi
Babacan-Bank Asya-Yiğit Bulut Üçgeni TBMM’de
CHP, Irak'ta ihracatçıların IŞİD nedeniyle uğradığı zararı da takip ediyorBaşbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Yiğit Bulut arasında bir süredir devam eden gerilim Bank Asya kriziyle zirveye çıkarken, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, ekonomi yönetimindeki bu çift başlılığı ve yaşanan usulsüzlükleri TBMM gündemine taşıdı. Oran, IŞİD nedeniyle ihracatçıların Irak’ta uğradığı zararın giderilmesi için önlem alınıp alınmadığını da hükümete sordu.AB’de bunun örneği var mı?CHP’li Umut Oran, Bank Asya ile ilgili olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde şu soruları yanıt istedi:Geçmişte Başmüzakareci göreviniz de olduğu için yakından tanıdığınız ve tam üyesi olmaya çalıştığımız AB’de ekonomi yönetimleri arasında bu tür çelişkilerin yaşandığı başka bir örnek var mıdır? Ekonomi yönetimi başıbozuk mu?Aranızdaki bu çelişki ve tartışma hükümetinizin ekonomi yönetimdeki başıbozukluğu mu göstermektedir?ABD’de 2008 yılında merkezi hükümet bankaları kurtarmaya çalışırken Türkiye’de tam tersi biçimde Bank Asya’nın batırılmaya çalışılmasının gerekçesi nedir?Kırılgan 5’li riski artmaz mı?Türkiye’de tam da Dünya ekonomisinde “Kırılgan Beşli” ülkeler arasına alınmış ve Arjantin temerrüde düşmüşken hükümetiniz bu tavrı ülkemiz için riski daha da artırmıyor mu?Yabancı yatırımcı kaçar!Hükümet üyesi ve yönetim kadroları arasındaki bu çelişki ve Bank Asya’ya kural dışı getirilen baskılar yabancı yatırımcının güvenini sarsıp, Türkiye’ye gelmekten vazgeçmesine yol açmaz mı?Zararı kim karşılayacak?Bank Asya ile ilgili bu çelişkiler ve gelinen durum “paralel yapı” ile mücadelenin bir unsuru mudur?Borsa İstanbul’da işlem gören bir şirket olan Bank Asya’nın oluşan zararı ve hissesini elinde bulunduran vatandaşların zararını kim karşılayacak?İşlem gören hisse senedi fiyatlarına dışarıdan yapılan siyasi müdahale serbest piyasa ekonomisine uygun mudur? Yapılan bu açıklamaların bankacılık sektörüne ve ekonomiye verdiği zararın sorumlusu kimdir?Hangi adli işlemler yapılacak?Piyasaların sahip olmadığı bu bilgiyi siz hangi kaynaktan edindiniz? İçeriden edinilen bu bilgiyi açıklayarak hükümetiniz herhangi bir menfaat edinmiş midir? 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 106. maddesine göre ortada bir bilgi suiistimali var mıdır? Varsa sorumluları için hangi adli ve idari işlemi uygulayacaksınız?BDDK ve SPK’nın tavrıBank Asya’nın ortak alıp almaması, yerli yabancı gruba satılıp satılmayacağı tamamen yönetim kurulunun takdirindeyken her halka açık finans kuruluşu gibi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) mutat denetimine tabi Bank Asya’nın satışıyla ilgili açıklamalar yapmak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ‘itibarın korunması’ başlıklı 74. Maddesine göre suç değil midir? Bu suçun sorumlularıyla ilgili herhangi bir adli veya idari soruşturma başlattınız mı?Bank Asya ile ilgili olarak yapılan spekülasyonlar karşısında, gereğinin yapılması istemiyle BDDK ve SPK nezdinde girişimde bulundunuz mu?BDDK’ya Bank Asya’yı kapat baskısı mı var?Bank Asya’nın kapatılması için BDDK nezdinde hükümetinizin baskı yaptığı iddiası doğru mudur?Irak’ta 2 bin Türk şirketi etkilendiUmut Oran, Irak’ta ihracatçıların oluşan zararı için de Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya şunları sordu:Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütünün Erbil’e kadar dayanması Türkiye ile olan ticareti de olumsuz etkilemiştir. Bölgede faaliyet gösteren 2 bin şirketimiz de bu koşullardan olumsuz etkilenmiştir. Irak’a karayolu ile yapılan sevkiyatlarda yaşanan güvenlik sorununu nasıl aşacaksınız? Bu konuda alınmış bir karar var mı?İhracat yarı yarıya düştüMayıs ayında 1 milyar dolar ihracat yaptığımız Irak’a Temmuz ayı ihracatımız 569 milyon dolara gerilemiştir. Çatışmaların şiddetlenmesi ve Kuzey Irak’ın daha fazla zarar görmesi halinde tüm ticaretin durma noktasına gelme olasılığı karşısında hükümetiniz önlem aldı mı, bunlar nelerdir?TIR şoförleri haraç veriyorTürk TIR’larının yaklaşık 3 aydır Bağdat ve Basra gibi güneydeki merkezlere farklı yollarla ulaştığı ve bazı şirketlerin ise IŞİD terör örgütüne haraç vermek zorunda kaldığı bilinmektedir. Hükümetiniz bu duruma neden sessiz kalmaktadır, bunu nasıl önleyeceksiniz?Son verilere göre 1.5 milyon nüfuslu Erbil’de yaklaşık 200 bin Türk vatandaşının yaşadığı tahmin edilmektedir. Bölgede yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Irak’taki son gelişmelerin ardından sınır kapılarında herhangi bir kısıtlama yapıldı mı?
Bank Asya Hisseleri Hükümet'ten Gelen Açıklamalarla Çalkalanıyor
Bank Asya hisselerinde son iki gündür sert hareketler yaşanıyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın “Ziraat, Bank Asya ile görüşüyor” açıklaması ile yüzde 7 yükselen hisseler, bu kez Başbakan Başdanışmanı Yiğit Bulut’un bu açıklamaları yalanlaması ile açılışta yüzde 9 düştü. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın dün bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada “Biz hükümet olarak kararımızı verdik. Kamunun da katılım bankacılığı sektöründe olmasını istiyoruz ve bu konuda bankalarımız nezdinde çalışmalarımız sürüyor. Ziraat Bankası, Bank Asya’yı satın alırsa kamunun bir katılım bankası olur” dedi. Bu açıklamanın ardından Gülen Hareketi’ne yakınlığı ile bilinen Bank Asya hisseleri dünü yüzde 7 yükselişle kapattı. Fakat bankanın hisseleri yılbaşından bu yana yüzde 11 aşağıda. Fakat Babacan’ın dün yaptığı açıklamalar aynı akşam Başbakan Başdanışmanı Yiğit Bulut tarafından yalanlandı. Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alacağından Başbakan’ın haberinin olmadığını söyleyen Bulut, bazı kesimlerin Babacan’ın söylemi üzerinden spekülasyon yaptığını ve kazanç elde ettiğini belirtti. Yiğit Bulut, Sky 360 televizyonuna yaptığı açıklamalarda “Babacan’ın sözlerini çok speküle ettiler ve ardından bir spekülasyon gelişti. Bank Asya’da yüzde 10’luk yani TL olarak karşılığı 100 milyon lira civarında bir değer artışı oldu” dedi. Bulut, Bank Asya üzerinden büyük bir vurgun yapıldığını ve bundan dolayı SPK’yı göreve çağırdığını belirtti. “SPK da bugün bu hisselerde kimlerin alımlar yaptığını kimlerin satış yaptığını çok ciddi olarak takip etmeli” dedi. Bunun üzerine Bank Asya hisseleri bugüne yüzde 9’luk değer kaybıyla başladı. Saat 10:00 itibariyle ise yüzde 6 aşağıda olan Bank Asya hisseleri 1,23 TL’den işlem gördü. Hisselerde aşırı oynaklık nedeniyle Bank Asya’nın borsadaki işlem sırası geçici kapatıldı. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı Bank Ays ile yapılan vergi tahsilatına ilişkin protokelleri sonlandırdığını açıkladı. Bu kararla Bank Asya 8 Eylül’den itibaren vergi daireleri adına vergi tahsilatı yapamayacak. Toplam aktiflerde geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en büyük İslami bankası olan Bank Asya bu yıl sıralamada 3. sıraya gerilerken, birinci sırada Türkiye Finans geldi. WSJ Türkiye