onedio
İnşaat Rantına Önlem Paketi
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun imar sektörünü de kapsayan yeni bir şeffaflık paketi açıklayacağını söyledi.Finans sektörünün temsilcileriyle görüşmek için ABD'nin New York kentinden bulunan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun imar sektörünü de kapsayan yeni bir şeffaflık paketi açıklayacağını söyledi. Babacan Anadolu Ajansı 'na verdiği röportajda, paketin 'imar' başlığıyla ilgili olarak inşaat sektörünün gelişmesini ve milli gelirden aldığı payın artmasını istediklerini belirten Babacan, 'Hem yerel yönetimlerimizde hem de imar yetkisi olan merkezi kuruluşlarımızda mevzuatla ilgili düzeltilmesi gereken, iyileştirilmesi gereken hususlar var' dedi.'Belediye başkanları da rahatsız'İmar sektöründe şeffaflık gerektiğine vurgu yapan Başbakan Yardımcısı şöyle konuştu:'İmar değişikliklerinin mutlaka şeffaf bir zeminde götürülmesi önemli. Bunun yanında da imar uygulamaları ile beraber bir de rant kavramını bir arada düşünmek gerekiyor. Bu oluşan rantın nerede nasıl vergilendirileceği önemli. Belediyenin alacağı pay, merkezi hükümetin alacağı vergi önemli. Öte yandan, yine bu oluşan rantın toplumda ya da inşaat sektöründe adil bir paylaşımı da çok önemli. Hem ölçüsüz olmamalı bu rant, mutlaka diğer sektörlerle, diğer iş sahaları ile mukayeseli, ölçülü bir ranttan bahsediyor olmalıyız hem de bunun daha adaletli bir paylaşımından bahsediyoruz. Belediye başkanlarımızın çoğu da mevcut uygulamalardan son derece rahatsız. Onlar da istiyorlar ki kanunla düzenlenmiş bir alan haline gelirse bunlar, belirsizlikler kanunla giderilirse bizler de çok rahat ederiz'.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, belli başlı gayrimenkul projelerine bakıldığında, bunların önemli bir kısmının aslen sanayici olan ve inşaat sektörüne de giren firmaların projelerinden oluştuğunu kaydetti. İnşaat sektöründe proje bazında rekabetten arındırılmış uygulamalar görülebildiğini ve böylece normalden çok daha fazla rant oluşabildiğini anlatan Babacan, 'Bunları biraz daha normalleştirmek gerekiyor. Bizim yapmak istediğimiz herhangi bir sektörün önünü kapatmak diğer sektörün önünü açmak değil, oyun sahasını düzeltmek ve rekabet sahasını eşitlemek' dedi.'Petrol fiyatları enflasyonu düşürecek'Petrol fiyatlarındaki düşüşün enflasyona da olumlu etkileri olduğunu ifade eden Babacan, şunları kaydetti:'Her 10 dolarlık düşüşün enflasyona etkisi yarım puan. Örneğin gelecek yıl petrol fiyatları ortalama 72 dolar olursa, biz hesabımızı 102 dolara göre yaptık, 102 dolar değil de 72 dolar olursa, bu enflasyonun beklediğimizden 1,5 puan daha aşağıda oluşmasını sağlar. Cari açığın beklediğimizden 1,5 puan daha düşmesini sağlar. Büyüme konusunda ise her 10 dolarlık düşüş büyümeye 0,3'lük katkıda bulunuyor. Petrol 102 değil de 72 dolar olursa bunun büyümemize etkisi yüzde 0,9 olacak olumlu yönde.''Petrol fiyatları düşse bile rehavete kapılmayacağız' diyen Babacan, 'Petrol fiyatları hiç düşmemiş gibi bütçe disiplinine devam edeceğiz. Petrol fiyatları hiç düşmemiş gibi ülkemizdeki tasarruf programlarının artması için gayret göstereceğiz, reform irademizi aynen sürdüreceğiz.' ifadelerini kullandı.Kaynak: AA
Bir Dinleme Skandalı Daha
2008-2009 yılları arasında sektörlerinin ileri gelen 160 ünlü isminin, “istihbari dinleme” adı altında, ‘terör ve organize suç örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle’ dinlendiği belirlendi. Hürriyet Gazetesi’nin santral numaralarından Doğan Holding’in üst düzey yöneticilerinin neredeyse tamamı dinlenmiş. Listede işadamları Ferit Şahenk’ten, Ali Koç ve Mehmet Emin Karamehmet’e, eski Genelkurmay Başkanları İsmail Hakkı Karadayı’dan, Hüseyin Kıvrıkoğlu’na, gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz’dan, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar ve Can Dündar’a kadar çok sayıda isim var.TÜRKİYE’nin ünlü işadamları, gazetecileri, rektörleri ve eski komutanların da aralarında bulunduğu 160 kişinin telefonlarının IMEI numaraları üzerinden, ‘terör ve organize suç örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle’ dinlendiği ortaya çıktı. Hürriyet’ten Toygun Atilla’nın haberine göre çoğu kod isimlerle alınan mahkeme kararlarının ardından 2008-2009 yılları arasında yapılan telefon dinlemeleri İstanbul Emniyeti tarafından ‘istihbari dinleme’ çerçevesinde gerçekleştirildi. Listede Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, işadamları Ali Koç, Mehmet Emin Karamehmet, eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, eski Deniz Kuvvetleri Komutanları Oramiral Vural Bayazıt ve Oramiral Bülent Alpkaya, gazeteciler Uğur Dündar, Mehmet Yılmaz, Yılmaz Özdil, Tufan Türenç, Can Dündar, Faruk Bildirici, Soner Yalçın, Şirin Payzın, Cengiz Semercioğlu gibi isimler var. ‘Moskof Cariye Hürrem’, ‘Pargalı’ ve ‘Hatice’ gibi tarihi romanların yazarı Fatma Demet Altınyeleklioğlu da dinlenenler arasında...20 BİN DİNLEMEİstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerde, dinlemeye alınmış pek çok telefon numarası tespit edildi. Bunun üzerine bu telefonların kimlere ait olduğu teker teker araştırıldı. Yaklaşık 2.5 aydır devam eden çalışma sonunda ‘telekulağın’ çalışma yöntemi gözler önüne serildi. Sonuçta işadamları, gazeteciler, askerler, bürokratlar ve öğretim görevlilerinin aralarında bulunduğu 160 kişinin, ‘terör ve organize suç örgütü üyelerinin yanlarına monte edilerek’ dinlendikleri ortaya çıktı. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin çoğunda kod isimlerin kullanıldığı, bazılarının soyadlarının bile olmadığı anlaşıldı. Dinleme kararlarına yaptıkları işler ve konumları da konulmamıştı. IMEI numaraları üzerinden dinlenen telefonlar, sadece İstihbarat Şube Müdürlüğü ile de sınırlı değil. İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ile Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde de geçmiş yıllara dönük yapılan araştırmalarda yaklaşık 20 bin telefon dinlemesi belirlendi. Bu 3 şubede incelemelerin sürdüğü, listenin bu incelemeler soncunda netleşeceği ifade edildi.AVUKATI BİLETelefonları dinlenenler arasında haklarında dava açılan, gözaltına alınan ve tutuklu olarak yargılananlar da var. Gazeteci Soner Yalçın bu isimlerden biri. Odatv davası kapsamında 2011 yılında tutuklanan Soner Yalçın, 2008’in mart ayından haziran ayına kadar 3 ay boyunca dinlenmiş. İstanbul Askeri Casusluk davasının sanıklarından Ebru Nilhan Bozkurt’un telefonları ise 2008’in ocak ayı ile 2009’un mart ayı arasında 3 ay dinlenmiş. Bozkurt bu telefon dinlemesinden yaklaşık 1.5 yıl sonra İstanbul Askeri Casusluk davasında şüpheli oldu. Ancak dava dosyasında telefon dinleme görüşmeleri yer almadı. Aynı şekilde Soner Yalçın’ın da 2008’deki telefon görüşmeleri dava dosyasında yoktu. Bir diğer benzer telefon dinlemesi de Ergenekon davasının sanıklarından Yarbay Mustafa Dönmez’e ait. Dönmez’in telefonları 2008’in kasım ayı ile 2009’un şubat ayı arasında dinlenmiş. Polis Mustafa Dönmez’in telefonunu dinlemekle kalmamış, avukatı Gülten Güven’i de dinlemiş.Dinlenen isimlerden bazıları ve verilen kod adları şöyle:İŞ DÜNYASIFerit Şahenk - FERİT (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)Yıldırım Ali Koç - ALİ (Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi)Caroline Nicole Koç - CANAN (Mustafa Koç’un eşi)Mehmet Emin Karamehmet - MAHMUT (Çukurova Holding’in sahibi)Mustafa Süzer - MUSTAFA (Süzer Holding Yönetim Kurulu Başkanı)Fevzi Bülent Özaydınlı - BÜLENT (Migros’un ortağı ve CEO’su)Atalay Şahinoğlu - ATALAY (Nuh Çimento eski Genel Müdürü-Demirören Holding Koordinatör ve Danışmanı)Hüsamettin Kavi (BEMKA Emaye Bobin Teli A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı)Erol Altaca - EROL (Altaca Dershaneleri’nin sahibi)Mehmet Yörük - MEHMET (Doğan Holding Finans ve Fon Yönetimi Başkan Yardımcısı)Melih Türker - MELİH (O tarihte Petrol Ofisi Genel Müdürü)Ertan Çakır - ERTAN (O tarihte Petrol Ofisi Satışlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı)Ahmet Toksoy - (Doğan Holding Mali İşler Başkanı)Ali İhsan Karacan - ALİ İHSAN (O tarihte Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi)Yener Şenok - YENER (Doğan Holding Mali İşler Başkan Yardımcısı)Hakan Genç (O tarihte Doğan Holding Avrupa Temsilcisi)Süleyman Kocakaya (O tarihte Doğan Dış Ticaret Yöneticisi)Dursun Ali Yılmaz - DURSUN (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Başkanı)Halil Özkan - FARUK (O tarihte Hürriyet Gazetesi Mali İşler Müdürü)Yavuz Ada (Hürriyet Gazetesi Muhasebe Müdürü)Memduh Karakullukçu - MENDUH (2007-2010 arası TÜSİAD Başkan Danışmanı)Sezai Çanakçı - SEZAİ (Çanakçılar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)İbrahim Çağlar - İBRAHİM (Nurtop A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı-İTO Başkanı-MÜSİAD Kurucu Üyesi)Ömer Lütfi Karagöz - ÖZAY (Migros İletişim ve Bilgi Güvenliği Müdürü)Tanıl Küçük - CEMAL (O tarihte İstanbul Sanayi Odası eski başkanlarından)MEDYA DÜNYASIVuslat Doğan Sabancı (Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı)Mehmet Yakup Yılmaz (Gazeteci-Yazar)Tufan Türenç - TUFAN (Gazeteci)Ruşen Çakır - RUŞEN (Gazeteci)Mehmet Murat Yetkin - MURAT (Gazeteci)Zafer Mutlu - ZAFER (Gazeteci)Serdar Akinan - (SKY Türk eski Yayın Yönetmeni)Cem Aydın (Doğuş Grubu eski Genel Müdürü)Yılmaz Özdil - YILMAZ (Gazeteci-Yazar)Can Dündar - CAN (Gazeteci)Aslı Aydıntaşbaş - ASLI (Gazeteci)Mehmet Faraç - MEHMET (Gazeteci)İsmail Küçükkaya - İSMAİL (Gazeteci)Süleyman Serdar Çaloğlu - SERDAR (Show TV eski Genel Müdürü)Mirgün Cabbas - SIRRI (Televizyoncu)Uğur Dündar - UĞUR (Gazeteci)İbrahim Yıldız - (Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni) - Dinleme kararı yokAbbas Güçlü - (Gazeteci) - Dinleme kararı yokAmberin Zaman - MEHMET (Gazeteci)Şirin Payzın Acet - ŞİRİN (Televizyoncu)Nihat Genç - NİHAT (Yazar)Oylum Talu - CEYLAN (Televizyoncu)İbrahim Özay Şendir - ÖZAY (Gazeteci)Rasih Yılmaz - RASİH (Gazeteci-Yayıncı)Selahattin Sadıkoğlu - SELAHATTİN (Gazeteci)Ergün Diler - ERGÜN (Gazeteci)Cengiz Semercioğlu - CENGİZ (Gazeteci)Engin Ardıç - HALİL (Gazeteci)Bedri Baykam - BEDRİ (Ressam)Melih MERİÇ - MELİH (Televizyoncu)Metin Yüksel - METİN (Gazeteci)Saner Ayar - SONER (Show TV eski Genel Müdürü)Selçuk Tepeli - RECEP (Gazeteci/Şimdiki Habertürk Genel Yayın Yönetmeni)Saynur Tezel Özgentürk - SAYNUR (Televizyoncu)Ruhat Mengi - RUHİ (Gazeteci)Orhan Gökdemir - SERDAR (Gazeteci)Bülent Çöltekin - BÜLENT (Televizyoncu)Rıdvan Bıyık - YAVUZ (Televizyoncu)Mustafa Şekeroğlu - MUSTAFA (Gazeteci)Fevzi Mete Çubukçu (Gazeteci)Sinem Vural (Gazeteci)Gülden Aydın (Gazeteci)Mehmet Nuri Çolakoğlu - MEHMET NURİ (Gazeteci)Faruk Bildirici - FARUK (Gazeteci)İbrahim Serdar Akinan - SERDAR (Gazeteci)Şükran Suna Vidinli - SUNA (TV programcısı)Arslan Bulut - ARSLAN (Gazeteci)Özdemir İnce - ÖZDEMİR (Yazar)Uğur Şevkat (Gazeteci TV programcısı)Toygun Atilla | Hürriyet
'AB Stratejik Hedefimiz'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'AB'ye tam üyeliği stratejik bir hedef olarak görüyor ve yaklaşık 50 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz' dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB tam üyeliğini Türkiye'nin stratejik bir hedefi olarak gördüklerini ve yaklaşık 50 yıldır bunun mücadelesini verdiklerini belirterek, 'Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği, ülkemize katkılarının yanında Avrupa'nın da ihtiyacı olan dinamizmi, kültürel çoğulculuğu ve hoşgörü iklimini yeşertecektir' dedi.  Erdoğan,  Le Meridien Otel'de düzenlenen Türk-İngiliz Tatlı Dil Forumu yemeğinde yaptığı konuşmada, forumun 4. toplantısına ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi.Edinburgh'da geçen yıl düzenlenen forumun başarıyla icra edilmesinde büyük katkıları olan majesteleri York Dükü Prens Andrew'e, bugün aralarında olması hasebiyle ayrıca teşekkür ettiğini kaydeden Erdoğan, 'Forumu, değerli dostum Başbakan Cameron ile yaklaşık 4 yıl önce iki ülke halklarını daha da yakınlaştırmak amacıyla başlatmıştık. 4 yılın ardından bugün burada gördüğünüz samimi atmosfer ve yakın temas, forumun ne derece başarıya ulaştığını gösteriyor' diye konuştu.Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının son derece dinamik, son derece canlı ve aktif bir karaktere sahip olduğunu belirten Erdoğan, son 12 yılda gerçekleştirilen reformlarla sivil toplum kuruluşlarının çok daha başarılı çalışmalara imza attığını dile getirdi.Köklü geleneklere sahip iki ülkenin sivil toplum alanındaki birikimlerini de samimiyetle paylaşacaklarına, işbirliğini çeşitlendirerek daha da ileriye taşıyacaklarına emin olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'Bu forum vesilesiyle iki ülke halkları arasındaki ilişkiler inşallah çok daha sağlıklı ve güçlü bir temele oturacak, farklı alanları da içine alarak daha da zenginleşecektir' ifadelerine yer verdi.Gerek Türkiye, gerekse Birleşik Krallık'ın köklü bir medeniyete, güçlü bir devlet geleneğine, kendine özgü küresel bir siyaset vizyonuna sahip olduğunu kaydeden Erdoğan, küresel ve bölgesel konularda istikrarlı, yapıcı ve sonuç alıcı adımların atılması için iki ülkenin çok yoğun bir işbirliği içinde olması gerektiğine işaret etti.Erdoğan, şöyle konuştu:'Bilhassa dünyada barışın, istikrarın, demokrasinin, bütün bu önemli adımların atılması hususunda stratejik işbirliğimizin hayati önemi bulunuyor. Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki münasebetlerin tarihi derinliği ve birikimi işbirliğimizin en sağlam temelini teşkil ediyor. Stratejik ortaklığımızı geliştiren alanların başında hiç kuşkusuz ekonomik ve ticari ilişkilerimiz geliyor. Dünyanın en büyük dış yatırımcıları arasında bulunan Birleşik Krallık, hali hazırda ülkemizdeki en önde olan yatırımcılardan bir tanesidir. Ülkemizde faaliyet gösteren 2700'ün üzerindeki İngiliz sermayeli firma, bu sahadaki bağların gücünü ortaya koyuyor. Bizler, Birleşik Krallık ile 2009 yılına ait ikili ticaret hacmimizi, 2015 yılı itibarıyla iki katına yani 19 milyar dolar seviyesine yükseltme hedefi doğrultusunda iş çevrelerimizi destekleme kararı almış ve buna devam edeceğimizi söylemiştik.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 hedefleri arasında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmanın bulunduğunu ve bu amacı gerçekleştirmek için de var güçleriyle kararlı bir şekilde çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.Bu noktada Birleşik Krallık ile ekonomik ve ticari işbirliğine büyük önem verdiklerini, çok daha yakın çalışmayı arzu ettiklerini anlatan Erdoğan, 'Türk inşaat ve müteahhitlik firmaları, dünyanın dört bir yanında çok büyük projelere, önemli başarılara imza atıyorlar. Birleşik Krallık'ın da bilhassa mühendislik ve mimarlık alanında ciddi bilgisi ve birikimi bulunuyor. Bu alanda el ele vererek, tecrübe ve deneyimlerimizi paylaşarak, beraber ve yeni ortaklıklar tesis edebileceğimize inanıyorum. Önümüzdeki dönemde gerek Türkiye'de, gerek üçüncü ülkelerde Türk ve İngiliz firmalarının daha fazla ortak projede ve girişimde yer almasını bekliyoruz' şeklinde konuştu.  'En az 3 çocuk diyorum ama kimse buna yaklaşmıyor'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008-2009 yıllarında tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizin olumsuz etkilerinin Avrupa'da hala devam ettiğini anımsattı. Her ne kadar bu yıl belirli bir toparlanma yaşansa da kaydedilen gelişmelerin son derece kırılgan olduğunu vurgulayan Erdoğan, kamu borcuyla işsizlik oranının yüksekliği ve finans sektörüyle ilgili sorunların bu kırılganlığı daha da artırdığını dile getirdi.Avrupa genelinde giderek yaşlanan nüfusla, bunun sosyal güvenlik sistemi üzerine getirdiği yükün etkilerinin uzun vadede devam edeceğinin görüldüğüne dikkati çeken Erdoğan, nüfusun yaşlanması noktasında şahsen kendisinin de Türkiye'de ciddi bir mücadele verdiğini anlattı.Erdoğan, 'Ama henüz başarılı olduğumu söyleyemem. Çünkü her gittiğim veya davetli olduğum nikahta şunu söylüyorum; 'en az 3 tane çocuk' diyorum ama kimse buna yaklaşmıyor' dedi.Ekonominin en dinamik unsurunun insan olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:'Genç nüfus. Eğer genç nüfusa sahipseniz, ekonomide başarılı olmanın yolu açıktır. Aksi takdirde başaramazsınız. Bu konjonktüre rağmen Türkiye'de son 12 yıl içinde ekonomik açıdan büyük bir dönüşüm yaşanmıştır. Türkiye olarak 2001 yılında ülkemizde yaşanan krizden özellikle bir ders çıkardık. 2002'den itibaren ekonomimizi sağlam ve sarsılmaz bir yapıya kavuşturmanın mücadelesini verdik. Birçok Avrupa ülkesinden farklı olarak bankacılık sektörümüzün altyapısını güçlendirmek suretiyle bütçe açığımızı düşürerek, düşük borç stoğu ve sağlam bir finans yapısıyla krizi karşıladık. Bu çabalarımızın meyvesini de kriz döneminde alma imkanı bulduk. Krizin olumsuz etkilerinden en az etkilenen ülkelerden biri Türkiye'dir. Ağır kriz döneminde dahi ekonomimizdeki büyüme ve milli gelirimizdeki artış devam etti. Bu bakımdan 2015 yılında sürdüreceğimiz G-20 dönem başkanlığımızın son derece önemli ve anlamlı olduğunu burada ifade etmek istiyorum.'Türkiye'nin dönem başkanlığı sürecinde önceki dönemlerde başlatılan finans sektörünün regülasyonu, yatırımların finansmanı ve iklim değişikliği alanlarındaki önemli uygulamalara devam edileceğini belirten Erdoğan, KOBİ'lerin istihdam ve ekonomik kalkınma açısından oynadığı o kritik rolü göz önüne alarak, onları destekleyecek ve teşvik edeceklerini söyledi.Erdoğan, 'G-20 dönem başkanlığımız sırasında en az gelişmiş ülkelere sağlanacak destek konusunu da gündemde tutacağız ve geleceğe yönelik bunu teşvik edeceğiz. Genel bütçe kesintilerine rağmen uluslararası kalkınma yardımlarında herhangi bir kesintiye gitmeyen Birleşik Krallık ile bu bağlamda da görüş birliği içindeyiz. Dönem başkanlığımız sırasında Birleşik Krallık ile yakın diyalog ve istişare halinde olmayı arzu ettiğimizi özellikle bu toplantıda da ifade etmek isterim' değerlendirmesinde bulundu.Gerek ikili ilişkilerin ulaştığı aşama, gerek yürütülen başarılı kamu diplomasisi sayesinde iki ülke arasındaki irtibatın, halklar düzeyinde de arttığını belirten Erdoğan, Birleşik Krallık'tan her yıl 2,5 milyon turisti Türkiye'de misafir ettiklerini söyledi.Erdoğan, 'Ayrıca 51 bin İngiliz vatandaşı, Türkiye'yi ikinci vatanları olarak seçerken, 400 bin civarında insanımız da Birleşik Krallık'ta yaşıyor. Önümüzdeki dönemde ekonomik ve ticari ilişkilerimizin yanında insani bağlarımızın da güçlenmeye devam edeceğine, yakalanan bu ivmenin sürdürüleceğine inanıyorum' diye konuştu.'Avrupa Birliği'ne tam üyeliği ülkemizin stratejik bir hedefi olarak görüyoruz'Türkiye'nin, tarihi, coğrafi ve kültürel bakımdan Avrupa'nın doğal ve vazgeçilmez bir parçası olduğunu söyleyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Avrupa Birliği'ne tam üyeliği ülkemizin stratejik bir hedefi olarak görüyor, yaklaşık 50 yıldır bunun mücadelesini veriyoruz. Bu süreçte gerçekten çok önemli reformları hayata geçirdik. Temel hak ve özgürlükler ile demokrasimizin güçlendirilmesi noktasında ciddi adımlar attık. Biz bu reform sürecini çeşitli ülkelerin siyasi engellemelerine rağmen hız kesmeden aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.Bu noktada AB üyeliğimizin önündeki siyasi engellerin aşılması ve halkımızın bu süreçle ilgili motivasyonunun yeniden canlandırılması önem taşıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği, ülkemize katkılarının yanında Avrupa'nın da ihtiyacı olan dinamizmi, kültürel çoğulculuğu ve hoşgörü iklimini yeşertecektir. Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği üyeliğimiz için gösterdiği tutumu her zaman takdir ettiğimizi, verilen desteğe müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim.''Sadece erteledi'Erdoğan, 100. yılı anılan Birinci Dünya Savaşı'nın yol açtığı yıkımlar, acılar ve sorunların bölgede etkisini hala canlı şekilde sürdürdüğünü vurguladı. Birinci Dünya Savaşı'nın, meseleleri çözmeyip sadece ertelediğini, bölgedeki etnik, mezhebi ve dini çatışmaların en önemli nedenlerinden birini, bu savaşın bıraktığı acı mirasın oluşturduğunu aktaran Erdoğan, Türkiye'nin hem coğrafi hem de kültürel olarak, bölgede yaşanan çatışmalardan ve krizlerden en fazla etkilenen ülkelerin başında geldiğini söyledi.  Türkiye'nin kuzeyinde ve güneyinde ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getiren Erdoğan, 'Yaklaşık 2 milyon mülteciye biz şu anda ev sahipliği yapıyoruz. Bunun 1,5 milyonu Suriye'den, diğeri Irak'tan gelenler. Bunların eğitim, gıda, sağlık, bütün bunların yanında barınma, bu ihtiyaçlarını Türkiye gideriyor. Şu ana kadar yaptığımız harcama 5 milyar dolara ulaştı. Bize dünyadan gelen destek ne biliyor musunuz? 200 milyon dolar. Tüm Avrupa'da ne kadar sığınmacı var? 200 bin. Sadece Türkiye'de 10 katı. Çünkü biz açık kapı politikasıyla ölümden kaçan o insanlara kapımızı kapayamazdık ve kapımızı açmak zorunda kaldık' diye konuştu. Bugün, Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın Suriye tarafında çatışmalar yaşandığını ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin tüm sınır boyunda güvenlik tedbirlerini kararlı şekilde aldığını ifade etti.Batılıların DEAŞ gibi terör örgütüne Türkiye'nin destek verdiğini söyleyerek kendilerini 'ciddi manada üzdüğünü' aktaran Erdoğan, 'Bir defa bizim El Kaide gibi, DEAŞ gibi buna benzer terör örgütlerine destek vermemiz mümkün değil çünkü bunların hepsi bizim bir defa dinimize de gölge düşüren, bir barış dini olan İslam'a da gölge düşüren terör örgütleridir. Bunlarla bizim asla bir dayanışma, birliktelik içinde olmamız mümkün değil ama bu kampanyayı yürütenlerin İslamofobia'dan kaynaklanan bir rahatsızlıkları var. Çünkü ona karşı da böyle bir mücadeleyi vermediler. Onun karşısında da durmadılar' dedi. Türkiye'nin terörle mücadelesini hatırlatan Erdoğan, 'Biz terörden çok çektik, hala çekiyoruz. PKK terör örgütüne karşı 35 yıldır bu topraklarda biz bir mücadele sürdürüyoruz. Biz terörün ne olduğunu çok iyi biliriz. İngilizler de bunu çok iyi biliyorlar. Öyleyse bizi en iyi anlaması gereken İngiltereli dostlarımızdır. Dolayısıyla bu mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmek durumundayız' ifadelerini kullandı.'Niye Esed'e bu kadar güveniyorsunuz ki?' 'Ben biraz açık sözlüyüm, sözümü esirgemem' diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Suriye'nin başındaki zat, devlet terörü estiren bir zattır. DEAŞ terör örgütü ama öbür tarafta da devlet terörü estiren birisi var. Söylenen ne? 'Esed giderse yerine kim gelecek?' Eğer demokrasiye inanıyorsak, demokratsak ben diyorum ki 'Halk kimi isterse o gelecek'. Niye Esed'e bu kadar güveniyorsunuz ki? Eğer başarılı bir idareci olabilseydi Suriye bu hale gelmezdi. Şu anda Suriye'de bir medeniyet ülkesi, bir tarih ülkesi olan, hakikaten kültürel zenginliklerin çok çok ileri seviyede olduğu Suriye artık yok. Kendisi bombalayarak bu Suriye'yi bitirmiştir. Yeniden bu Suriye'nin inşası böyle kolay olmayacak ama bir mezhep kavgasına maalesef Suriye'yi feda etmişlerdir ve babası Hama, Humus'ta 30 bin insanı öldürmüştür. Bu adam da Hama, Humus'a nazire olsun diye 300 bini aşkın insanı Suriye'de öldürmüştür. Kim bu öldürülenler? Kendi insanı. Bu insan için 'Bu giderse yerine kim gelir?' sorusu sorulabilir mi, böyle bir şey olabilir mi? Bir an önce ondan kurtulmak ve onun yerine de halkın samimi oylarıyla seçilmiş demokratik yollardan birisinin gelmesi şart. Bölgenin kaderi, -açık samimi söylüyorum- aynı zamanda bizim de kaderimizdir. Bölgedeki kanın, çatışmanın durması, her türlü menfaatin, her türlü hesabın üzerindedir. Bölgemizde kader birliği ettiğimiz kardeşlerimizin onurlu, demokratik bir hayat özleminin artık acilen hayat bulmasını arzu ediyoruz.''Kara harekatı olmadıktan sonra DEAŞ, yine orada işgallerine devam ediyor'Suriye'deki rejimin, sırf kendi ikbali, kendi iktidarını sürdürme gayreti adına bölgeyi, kendi vatandaşını ateşe atmasına müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle dedi:'Uluslararası toplumun yaklaşık 4 yıldır Suriye'de, Irak'ta yaşanan acılara sessiz kalması, kararsız tutum içinde olması maalesef durumu daha da zorlaştırıyor. İşte DEAŞ, Irak'tan çıktı, orada doğdu, El Kaide'den doğdu, Suriye'de beslendi, orada palazlandı, güçlendi tekrar Irak'a döndü ve Musul'da çok enteresan, Irak Ordusu kaçtı ve Amerika'nın o ağır silahlarını bıraktı, bu ağır silahlarla DEAŞ oradaki operasyonlarına başlayarak şu anda Irak'ın yüzde 40'ına sahip oldu. Şu anda yüzde 40'ına DEAŞ sahip. Böyle bir durum var ortada. 'Bütün bunların karşısında biz havadan bombalamak suretiyle bu işi bitiririz...' Hayır, bitiremezsiniz. Bir defa kara harekatı olmadıktan sonra DEAŞ, yine orada işgallerine devam ediyor. Suriye'de de aynı şey. İşgallere devam ediyor. Onun için bütün dostlarımıza açık açık söyledim, söylüyorum, bugün burada da söylüyorum: Bir defa açık ve net; uçuşa yasak bölge ilan edilmedikçe, güvenli bölge ilan edilmedikçe, eğit-donat halledilmedikçe ne Irak'ta, ne Suriye'de netice alınmaz. Onun için de Irak'ı ayrı, Suriye'yi ayrı düşünemeyiz. Her ikisini birlikte düşünmemiz gerekir ki bu terör örgütleriyle de mücadeleyi başarılı sürdürelim, Suriye'de de Esed rejiminin hallini birlikte halledelim.''PKK tüm bölgeye yönelik bir tehdittir' Bölgedeki çatışmaların bir an önce durması, akan gözyaşının dinmesi ve daha fazla insani trajedinin yaşanmaması için BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası toplumu daha fazla inisiyatif almaya davet ettiklerini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bölgemizdeki istikrarsızlık ve çatışma ortamının sadece bölgeyi değil tüm dünyayı olumsuz bir şekilde etkilediğine şahit oluyoruz. Şiddeti ve terörü yöntem olarak belirleyen radikal grupların mevcut çatışma ortamından ve sorunlardan beslendiğine, bunları istismar ettiğine de açıkça şahit oluyoruz. DEAŞ terör örgütü nasıl bölgenin geleceği için bir tehditse, uluslararası güvenlik ve istikrar için de aynı derecede tehdittir. DEAŞ esasında bizim kendi medeniyetimize yönelik de bir tehdittir. Aynı şekilde PKK terör örgütü sadece ülkemizde değil tüm bölgeye yönelik bir tehdittir. Askeri mücadele kadar siyasi ve ekonomik boyutlarıyla birlikte topyekun mücadelenin esas alınması şarttır. Türkiye, yanı başındaki bu tehditlerle mücadele noktasında kararlıdır. Aynı mücadele azmini, aynı kararlılığı, terör örgütleri arasında ayrıma gitmeden, bizler de uluslararası toplumdan bekliyoruz.'Erdoğan, Birleşik Krallık ile gerek bölgesel gerekse küresel sorunların çözümünde beraber çalışmayı arzu ettiklerini ifade etti.İngiltere Başbakanı David Cameron'un 9 Aralık'ta Türkiye'ye geleceğini, burada da kendileriyle değerlendirme yapacaklarını belirten Erdoğan, 'Yalnızca ikili ilişkilerimiz için değil, zor bir dönemden geçen ülke ve bölgelerin halkları açısından da bunun önemli ve değerli olduğunu ifade etmek isterim. Ortak siyasi irade ve iki ülke halkının beklentileri doğrultusunda işbirliğimizi daha da derinleştirerek ileriye taşıyacağımıza inanıyorum' dedi.Erdoğan, Tatlı Dil Forumu'nun iki ülkenin birbirlerine daha da yakınlaşmasında ve küresel meselelerin çözüme kavuşturulmasında önemli bir platform oluşturduğunu belirterek, forumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.AA
Twitter'ın Yöneticisi Twitter'dan Yanlışlıkla Şirket Sırrını İfşa Etti!
Twitter'ın finans departmanının bir numaralı ismi, şirket CFO'su Anthony Noto'nun attığı tweet ortalığı karıştırdı.Bloomberg'in haberine göre Temmuz ayında Twitter'da göreve başlayan eski bankacı Noto Twitter'ın şirket almak istediğini yanlışlıkla Twitter'dan kamuoyuna açık bir şekilde paylaştı. Twitter hesabından 'Hala onları satın almamız gerektiğini düşünüyorum. 15-16 Aralık'ta toplantı var. Bir planım var ve onlara bu planı satmalıyız' diye yazdı.Başlangıçta kimsenin anlam veremediği bu tweetlerin aslında DM (direct message-Twitter'ın kişisel mesaj hizmeti) olarak atılmak istediği ortaya çıktı. Böylece Noto istemeden Twitter'ın Aralık ayında bir şirket satın almak istediğini ortaya koymuş oldu. Şirketin ismi ise tweetlerde yer almadı.'Twitter yöneticileri Twitter'ı kullanmayı bilmiyor'Twitter'ın sözcüsü Jim Prosser ise Noto'nun mesajı özel mesajlaşma özelliği olan DM'den yazmak isterken yanlışlıkla tweet attığını doğruladı. Prosser daha fazla detay vermedi.Noto'nun attığı bu tweetler 'Daha üst düzey Twitter yöneticileri bile Twitter'ı kullanmayı bilmiyor' yorumlarına yol açtı.Anthony Noto Twitter'dan önce Goldman Sachs'ta bankacı olarak çalışıyordu. Noto bunun öncesinde de Amerikan Futbol Ligi NFL'in finans direktörlüğü görevini yürütüyordu.Noto Eylül ayında Twitter'ın 1.8 milyar dolarlık borç alma operasyonuna liderlik etmişti. Bulunan bu fonla Twitter'ın yeni şirketleri bünyesine katması bekleniyordu.CNN Türk
Emekli Olana Kadar Mutlaka Karşınıza Çıkacak 10 'Menicır' Tipi
Egosu tavan yapmış yönetici modelidir ve çalışılması oldukça zordur. Utanmasa döviz kuruna bile kendisinin ayar verdiğini; hatta pazardaki tüketimi arttırdığını bile iddia edebilir. Şirketlerin  onlar sayesinden krizleri atlattığına inanırlar. Böyle bir yöneticiniz varken sakın terfi falan etmeyin; çünkü hayat boyu’’ benim sayende terfi ettin’’ diye bıkbıklayan bir insanla uğraşırsınız. Bu model yöneticilerin hangi pozisyonda ; ne sorumlulukta olduğu önemli değildir. Örneğin finans departmanında çalışıyorken;bütçesini onayladığı bir reklam filmini ben çektim diyebilir. Şener Şen’in Badi Ekrem tiplemesini andırırlar. Genel müdürle asansördeki 8 saniyelik selamlaşmalarını; ‘’yine bir gün genel müdüre akıl veriyorum’’ diye başlayan cümlelerle gayet ciddi anlatabilirler.
Dünyanın Dört Bir Tarafından, Kokteylleriyle Ün Salmış En iyi 25 Bar
Bazı barlar vardır büyük kalabalıklara yüzlerce bardak bira tedarik ederler, fakat öyle barlar da vardır ki, onlar kokteyl yapma işini bir sanata dönüştürürler ve özenle hazırlanan içkileri yalnızca belli bir kesim ile paylaşırlar.Bu içeriğimizde, Dünyanın En İyi 50 Barı Listesi'nden de destek alarak, dünyanın dört bir yanında nam salmış mükemmel barları sizlerle buluşturuyoruz. İşte o barlardan mutlaka ziyaret edilmesi gereken 25 tanesi;
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Kendisini tarihe nakşetmenin başka başka yollarını düşünüyorsa da Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu dönemde yaşanan Soma katliamının ardından madenciliğin fıtratına dair yaptığı konuşmayla planladıklarının birçoğundan daha uzun hatırlanacak. Yıllarca birikmesine açıkça izin verilmiş suda mahsur kalan madencilerden hâlâ ulaşamadığımız varken, Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önraporu kolektif bir ihmali işaret ediyorken, inatla hükümetin mesuliyetini üstlenmesini isteyenler o suda boşa mı kürek çekiyor acaba?Muhtelif açıdan hükümeti temsiliyetini tartışamayacağımız Burhan Kuzu geçen hafta, kimi zaman başkaları adına açılmış bir parodi hesabını andıran ama gayet şahsi Twitter hesabından şöyle yazdı: 'İş kazalarında Avrupa'da birinci, dünyada altıncı sıradaymışız. Diyelim ki doğru; bu vahim tablodan sadece Hükümeti sorumlu tutmak adil olurmu?' Diyelim ki doğru... Görünen o ki istatistiklere ikna etmek için dahi gayret gerekiyor.
19 Markanın Dünden Bugüne İsim Hikayeleri
Günlük hayatımızın birçok yerinde olan, kullanmasak da adını duyduğumuz markaların isimlerinin nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? İsim bir marka yaratmak için en önemli aşamalardan birisidir. Güvenilir olması, merak uyandırması önemlidir. Örneğin Nike orijinalde (Blue Ribbon Sports) iken nasıl Nike halini aldı? Çünkü Nike, adını zaferi temsil eden Yunan tanrıçasından alıyor. Sanırım kulağa daha mantıklı geldi?
E-Posta Inbox ile Akıllanıyor
Televizyon, saat ve telefon derken e-postalar da akıllandı. Google'ın yeni servisi Inbox, kullanıcının yerine düşünüyor, gelen mesajları grupluyor ve önerilerde bulunuyor. İşte Gmail'in yerine gelecek olan yeni e-posta deneyimi Inbox.Google'ın artık arayüzü eskiyen ve özellikleri demode kalmaya başlayan Gmail e-posta servisinin yerine geçecek olan Inbox bir süre önce duyuruldu. Firmanın 'sizin için çalışan gelen kutusu' mottosu ile duyurduğu servis gerçekten de bizim için çalışıyor. Henüz emekleme döneminde olsa da Inbox ilerde yapabilecekleri konusunda ipuçları da veriyor.Sosyal ağları günlük hayatla entegre eden, yapay zekası ile kullanıcıya akıl veren ve yeni bir boyuta taşıma iddiasında olan Inbox temelde bir e-posta servisi. Yeni servis aynı anda hem mobil uygulama hem de tarayıcı üzerinden kullanılabiliyor. Bazı özellikleri Türkiye'de kullanılamıyor olsa da Inbox ilk bakışta vaad ettiklerini yerine getiriyor. Yine de alması gereken çok yol var. Servisin hem mobil hem de tarayıcı bazlı kullanımı birbirine çok benziyor. Hatta neredeyse her iki arayüz de aynı şekilde tasarlanmış ve aynı deneyimi sunuyor diyebiliriz. Yeni servisi birkaç gün kullanıp belli başlı özelliklerini sizler için araştırdık.Sadece davetiye ile kullanılabiliyorInbox şimdilik sadece davetiye mantığı ile kullanılabiliyor. Gmail adresi olanlar Google'a e-posta gönderip sıraya giriyorlar. Yeni servisi kullanmak için inbox@google.com adresine (yine bir Gmail adresi kullanarak) boş bir e-posta göndermek gerekiyor. Ardından Google'ın davetiye göndermesi için beklemek gerekiyor. Inbox'ı kullanmanın bir diğer yolu ise davetiye almış birinden davetiye talep etmek. Google, yeni servisi kullanan kişilere üç adet davetiye hakkı veriyor. Böyle birini bulabilirseniz Inbox'ı kullanmaya anında başlayabiliyorsunuz.Sadece yeni bir arayüz değilInbox'a sadece Gmail'in yeni arayüzü olarak bakmamak gerekiyor. Bir kere Inbox etiket mantığını bir üst seviyeye taşıyor. Gmail'de de var olan bu mantık yapay zeka ile işbirliği içinde çalışıyordu. Bu etiket mantığı Inbox'ta bir adım öteye taşınmış. Hazır gelen bu etiketler arasında Travel, Finans ve Social gibi seçenekler bulunuyor.Etiket mantığı gelen e-postaları otomatik olarak içeriğiyle ilgili kelimenin etiketiyle eşleştirme sistemiyle çalışıyor. Genelde başarılı olan bu sistem Inbox'ta daha da iyi çalışıyor. Etiketleri Ayarlar bölümünden istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz. Yeniden tanımlamak ya da tanımlanmış etiketleri değiştirmek kullanıcının elinde.İşaretleme mantığıNormalde Gmail'de bulunmayan işaretleme (Pin) mantığı Inbox'ta önemli bir yer tutuyor. Üst menüde bulunan bu özellik yardımı ile bir hatırlatıcı tanımlayarak bunu işaretleyebiliyorsunuz. İsterseniz sadece işaretlerinizi görecek şekilde gösterim de ayarlayabiliyorsunuz. Bu hatırlatıcı 'Ahmet'i ara' ya da 'Ayşe ile görüş' gibi bir metin olabiliyor.Yeni e-posta gönderme tuşuEkranın sağ altında bulunan kırmızı + işaretine tıklayarak e-posta oluşturabiliyorsunuz. Yine buradan Hatırlatıcı da ekleyebiliyorsunuz. Burada sıklıkla e-posta gönderdiğiniz kişiler otomatik olarak çıkıyor.TemizlemeInbox'ta ister tek tek isterseniz bütün mesajları temizleyebiliyorsunuz. Sweep adı verilen bu işlem anasayfanın üst kısmında bulunan bir işarete tıklayarak yapılıyor. Ayrıca tek tek gelen e-postaları da anasayfada görünmeyecek şekilde temizlemek mümkün oluyor.ErtelemeInbox'ın bir diğer ilginç özelliği ise 'Erteleme' fonksiyonu. Kullanıcı isterse bir e-postayı belli bir tarihe ve saate kadar erteleyebiliyor. Bu sayede o an uygun değilseniz daha sonra hatırlatma sağlayabiliyorsunuz.Aslında Inbox'ın kabiliyetleri bu kadarla sınırlı değil. Ancak Inbox ile entegre çalışan Google Now uygulaması resmi olarak Türkiye'de desteklenmediği için tavsiyelerde bulunmak, en yakın restoranı önermek ya da uçak bileti için alternatif siteleri getirmek gibi işlemler şimdilik yapılamıyor.Bazı eksiklikler varInbox her ne kadar Gmail'e göre daha modern bir arayüze sahip olsa da birçok anlamda ondan eksik yanları var. Örneğin e-postalardaki ekli dosyalar toplu olarak indirilemiyor. Ayrıca yeni e-posta tanımlama, filtreleme ve benzeri özellikler, Inbox üzerinden kullanılamıyor.Yapay zekanın kullanıcı yerine karar veriyor olması ve e-postaları otomatik olarak etiketlemesi bazı kullanıcıların hoşuna gitmeyebilir. Her ne kadar bu düzenlemeleri yaparken kullanıcı algoritmayı yönlendirebiliyor olsa da bu yönlendirmenin işe yaramadığı durumlar can sıkabilir.Neden Inbox?Uzun vadede Gmail'in yerini almasına kesin gözle bakılan Inbox'un geliştirme amaçlarından biri Google'ın diğer servislerine entegrasyonu sağlamak. Mevcut Gmail ile bunu yapmak çok kolay olmadığı gibi eski tasarım ve anlayışla da yapmak mümkün görünmüyor. Ayrıca her firma gibi gelirlerini artırmak isteyen Google, Inbox ile yeni gelir kapıları açmayı hedefliyor. Bunlar arasında sunulacak tavsiyelere reklam almak ya da reklam alınan şirketlere yönlendirmek gibi seçenekler de bulunabilir.Şimdilik kısıtlı bir kitle tarafından dünya çapında (içinde Türkiye de var) kullanılan Inbox, toplanan geri bildirimlerle önümüzdeki yıllarda gelişimini tamamlayıp Gmail'in yerini alarak farklı bir e-posta deneyimi sunmaya çalışacak.Kaynak: Al Jazeera
İşçi Ölümlerinde Dünya 3.sü Olan Türkiye'de 9 Ayda 1414 İşçi Öldü
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, Türkiye El Salvador ve Cezayir'in ardından işçi ölümlerinde üçüncü sırada!Türkiye'de bu yılın ilk 9 ayında hayatını kaybeden işçi sayısı 1414 olarak belirlendi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, El Salvador ve Cezayir’in ardından işçi ölümlerinde üçüncü sırada olan Türkiye’de her yıl ölen işçi sayısı bin kişinin üzerinde.2014’ün ilk 9 ayında 1414 işçi iş kazalarına bağlı olarak yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin meslek örgütleri, gazeteler, televizyonlar, bağımsız kuruluş raporları ve işçi ailelerinden gelen bilgilere göre derlediği rapor, Türkiye’de 9 ayda ortalama 157 işçinin öldüğü sonucunu ortaya çıktı.Son beş yılda iş kazalarına bağlı olarak hayatını kaybeden işçi sayısı, küçük ölçekli bir ilçenin nüfusu olan 6 bin 580’e ulaşmış durumda.2014’ün Eylül ayında 143 işçi hayatını kaybederken, en çok ölümlü kaza inşaat ve yol iş kollarında meydana geldi. 22 ölümle en çok işçi ölümü İstanbul’da meydana gelirken, onu 6 işçiyle İzmir ve 5’er işçiyle Ankara, Antalya, Aydın, Kocaeli, Konya, Manisa ve Mersin izledi.Eylül ayında inşaat ve yol işkolunda 49, tarım, orman işkolunda 28, madencilik işkolunda 10, taşımacılık işkolunda 10, ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda, metal işkolunda 9, enerji işkolunda 6, belediye, genel işler işkolunda 6, savunma, güvenlik işkolunda 4, gıda, şeker işkolunda 3, tekstil, deri, çimento, toprak, cam sağlık, sosyal hizmetler işkollarında 2’şer, ağaç, kağıt, banka, finans, sigorta iş kollarında ise 1’er işçi hayatını kaybetti. Üç işçinin ise çalıştığı iş kolu tespit edilemedi.Verilere göre işçiler en çok düşme, ezilme/göçük ve trafik/servis kazaları nedeniyle can verdi. Düşme nedeniyle 40 işçi ölürken, ezilme ve göçük nedeniyle 29, trafik, servis kazası nedeniyle 28, elektrik çarpması nedeniyle 17 işçi aramızdan ayrıldı. Ölen işçilerin 132’si erkek olarak kaydedilirken, 11’i de kadın oldu. Eylül ayında hayatını kaybeden işçilerden 5’i 14-17 yaş arasındaydı. Ülkemizde bulunan 4 göçmen işçi de hayatını kaybetti.Türkiye'de yılda yaklaşık bin 100 işçinin hayatını kaybederken, son 10 yılda iş kazaları sonucu 11 bin işçi hayatını kaybetti.Sadece 2000-2012 yılları arasında Türkiye'de toplamda 12 bin 686 işçi kazalarda yaşamını yitirdi.T24
Tango Festivaline Zina Karalaması
Adana’da bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Tango Festivali, “Uslu Adana Platformu” tarafından “zina festivali” ilan edildi.Sosyal medya üzerinde örgütlenen ve kimlerden oluştuğu bilinmeyen platform, en son yayımladığı hakaret dolu bildiride festivalin halka açık yapılmasının engellenmesini istedi.Festivale destek veren Adana Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ’ye de “desteğinizi geri çekin” çağrısı yapıldı.Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’teki haberine göre; Adana’da 23 Ekim’de başlayan ve bugün sona erecek Uluslararası Tango Festivali’ne karşı çıkan “Uslu Adana Platformu” tarafından bir bildiri yayımlandı.“Allah’tan (c.c) korkun! Açık günaha, zinaya izin vermeyin” diye başlayan bildiride, “Müzik eşliğinde kadın - erkek arasında bedensel yakınlaşma/yapışma sağlanarak sahnede zinanın sergileneceği bir festivalin ne dinimizde ne de milli kültürümüzde yeri yoktur, olamaz. Bu yıl ‘uluslararası’ boyut kazandırılması amaçlanan ‘Tango Festivali’ iptal edilmelidir. Bu festival günahın, haramın, zinanın açıkça işlenmesine sahne olacaktır. ‘Zinanın ayakta müzikle yapılan şekli’ olan, insanları günaha davet eden bu tür erotik dansın meraklısı olabilir ama bu tür çirkinlikler toplum içinde olmamalıdır” denildi.Finans Gündem
'IŞİD Petrolü Çok Düşük Fiyatlarla Türkiye'den Kişilere Satıyor'
ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı David Cohen, IŞİD'in günlük petrol gelirinin 1 milyon doları bulduğunu söyledi.Merkezi Washington'da bulunan Carnegie Endowment for International Peace adlı düşünce kuruluşunda IŞİD’e para akışı konusunda konuşan ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı David Cohen , terör örgütünün Suriye ve Irak’taki rafinerilerden sağlanan petrolün satışından milyonlarca dolar gelir elde ettiğini ifade etti.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, IŞİD’in köklü karaborsa bağlantıları olduğuna işaret eden Cohen, örgütün gelirlerini tam olarak tahmin etmenin zor olduğunu dile getirerek, “Ancak, biz IŞİD’in petrol satışlarından haziran ortasından başlayarak günde yaklaşık 1 milyon dolar kazandığını tahmin ediyoruz” dedi.Cohen, aynı zamanda çeşitli boyut ve kapasitelerdeki petrol rafinelerinin kontrolünü elinde tutan IŞİD’in böylece işlenmiş petrol ürünleri satışından da gelir sağladığını bildirdi.'IŞİD petrolü Irak'taki Kürtlere ve Türkiye'ye satılıyor'Cohen, IŞİD tarafından satılan petrol ve petrol ürünlerini kimlerin aldığı konusunda ise şunları kaydetti: “Bize gelen bilgilere göre, IŞİD geçen ay itibariyle petrolü çok düşük fiyatlarla aralarında Türkiye’den de kişilerin bulunduğu çeşitli aracılara satıyor, bunlar da petrolü yeniden satılmak üzere naklediyordu. Ayrıca, öyle görünüyor ki, IŞİD’in kontrolünde olan bölgelerden çıkarılan petrolün bir kısmı önce Irak’taki Kürtlere, sonra da Türkiye’ye satıldı. Esad rejiminin de ahlaksızlıklarının bir başka göstergesi olarak IŞİD’le petrol alımına yönelik anlaşma yaptığı sanılıyor”Cohen, öte yandan son dönemde yapılan askeri girişimlerin IŞİD’in petrol kaçakçılığından elde ettiği gelirleri azalttığını vurguladı. IŞİD tarafından kontrol edilen petrol rafinerilerine yapılan hava saldırılarının örgütün bağlantılarını tehdit ettiğini belirten Cohen, Türkiye ve Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin (IKBY) IŞİD kaynaklı petrolün kendi sınırlarına geçmemesi konusunda kararlı olduğunun da altını çizdi.'IŞİD'in fidye geliri 20 milyon dolar'Cohen, terör örgütünün bir başka gelir kaynağının masum insanların kaçırılmasıyla elde edilen fidyeler olduğunu belirterek, IŞİD’e yakaladığı gazeteciler ve Avrupalı rehineler için milyonlarca dolarlık ödemeler yapıldığının bilgisini verdi.“Sonuçta, IŞİD bu yıl fidyelerden en az 20 milyon dolar aldı” diyen Cohen, ABD’nin fidye ödememek konusundaki kesin kararının “katı yüreklilikten” değil, Amerikalıların rehin alınmasını önlemek için alındığını savundu.Cohen, hangi ülkelerin IŞİD’e fidye ödediği sorusuna yanıt vermezken, tüm ülkelerin bu konuda kararlılık göstererek, terör örgütlerinin en önemli finans kaynaklarından birinin yolunu kesmek için fidye ödememe politikasını benimsemeleri çağrısında bulundu.IŞİD’in yağmalama, soygun ve benzeri suç eylemlerine başvurarak kayda değer ölçüde gelir elde ettiğini anlatan Cohen, buna karşın örgütün geleneksel bağış yöntemlerini çok fazla kullanmadığını söyledi.T24
Japonya'da Devlete Fatura Edilen 'Seks Kulübü Gideri'
Japonya'nın yeni ticaret bakanı kendi destek grubunun bir seks kulübünde yaptıkları harcamayı devlete fatura etmeleri üzerine, kendini savunmak zorunda kaldı.Bakan Yoichi Miyazawa, personelinin Hiroşima'daki bir sadomazoşist barı ziyaret ettikten sonra masraflarını devlete fatura ettiğini itiraf etti. Ancak bakan kendisinin söz konusu barı ziyaret etmediğini de vurguladı.Bu kabul, Başbakan Shinzo Abe açısından zor bir zamana denk geliyor. İki bakan Pazartesi günü istifa etmek zorunda kalmıştı.Miyazawa, bir finans skandalı üzerine istifa eden Yuko Obuchi'nin yerini almıştı.Bakanın fonlarını yöneten siyasi destek grubunun üyeleri 2010'un Eylül ayında kulüpte 18.230 yen (170 dolar) harcamış.Harcama o yıl için grubun siyasi fon raporunda 'eğlence giderleri' olarak yer aldı.Miyazawa, ofisinden bir kişinin 'yanlışlıkla parayı devlete fatura ettiğini' ve bu yanlışı düzelteceğini söyledi.Japon medyası barda, sadece iç çamaşırı giymiş kadınların halatlar ile bağladığını ve kırbaçlandığını bildirdi.Miyazawa, mevcut dışişleri bakanı Fumio Kişida'nın kuzeni ve eski başbakan Kiichi Miyazawa'nın yeğeni. Başbakan Abe kendisini Salı günü yeni ekonomi, ticaret ve sanayi bakanı olarak atamıştı.Miyazawa'nın selefi Obuchi, personelinin kampanya fonlarından binlerce doları kötüye kullandığı iddiası nedeniyle Pazartesi günü istifa etti.Adalet Bakanı Midori Matsushima da aynı gün istifa etti.İstafa nedeni, bakanların seçim yasalarını ve siyasi fonların kullanımına ilişkin kuralları ihlal ettiği eleştirileri oldu.BBC Türkçe
Yargıtay: Kayıp-Kaçak Bedeli Hukuka Uygun Değil
YARGITAY, elektrik dağıtım şirketlerinin vatandaşlara ve şirketlere gönderdikleri faturalara 'kayıp-kaçak bedeli ve sayaç okuma bedelinin yansıtmasının' hukuka uygun olmadığına karar verdi.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kendisine gelen faturada yer alan kayıp kaçak bedeline itiraz eden bir şirketin açtığı davada, 'Elektrik enerjisinin nakil esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek, hukuk devleti ve adalet düşünceleriyle bağdaşmamaktadır' değerlendirmesi yaptı. Sivas'ta iş yapan bir özel firma, ÇEDAŞ'ın kendisine gönderdiği elektrik faturalarına yansıtılan haksız ve hukuka aykırı olarak yer alan 'kayıp- kaçak bedeli' ve 'sayaç okuma' bedelinin iptali için Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtı. Yerel mahkeme, faturalara yansıtılan bedelin yasal düzenlenmelere aykırı bir yönü bulunmadığına işaret ederek, açılan davayı reddetti.DÜRÜST TÜKETİCİFirma avukatı Onur Tatar, yerel mahkeme kararına itiraz etti. Avukat Tatar, itiraz dilekçesinde, müvekkili olan firmanın dürüst bir tüketici olduğuna dikkat çekerek, 'Elektrik faturaları incelendiğinde, fatura içeriklerinde kayıp kaçak bedeli ve sayaç okuma bedeli adı altında iki kalem haksız tahsilat yapıldığı görülmektedir. Dağıtıcı firmanın, bölgede yaşayan kaçak oranlarını ve elektrik hatlarında elektriğin iletiminde doğan kayıpları dürüst bir tüketici olan, ülkesine vergisini veren, istihdam yaratan müvekkil şirkete yansıtması kabul edilemez. Her fatura tutarına göre değişen, dürüst tüketiciyi adeta dürüst olmayan tüketicinin finans kaynağı gibi gören bu kalemlerin iptali istemek gerekmiştir' dedi.ÇARPICI KARARDavanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kayıp kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedel olduğuna işaret etti. Daire, yerel mahkemenin kararını bozarak, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Davacı kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak, enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı aboneler yansıtılmaktadır. Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davalı kurumun çağın teknik gelişmesine ayak uydurmasına engel olur, yani davalı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacını duymayacağı gibi, elektrik hırsızlanmak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki elektrik kaybının önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davalıya aittir. Hal böyle olunca davalının kayıp -kaçak okuma bedeli tahakkuku uygulanmasının yerinde olmadığı, nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.'Vatandaş parasını nasıl alabilir?DAVAYI kazanan şirketin avukatı Onur Tatar, Yargıtay'ın verdiği karara yerel mahkemenin uyacağını düşündüklerini belirterek, şunları söyledi: 'Bu karar elektrik faturalarında tahsil edilen kayıp kaçak bedellerinin hem şahıslar hem şirketler yönünden hukuka aykırı olduğunu bir kez daha tescil etmiştir. Hem şahıslar hem şirketler Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararını emsal göstererek, dava açabilirler. Kendileri de tahsil kayıp kaçak bedelinin iadesini isteyebilir. Haksız olarak tahsil edilen bu bedelleri tahsil edilebilir. Mahkemenin Yargıtay'ın kararına uyacağını düşünüyoruz.'2.7 milyar lirayı dürüstler ödüyorKAYIP-kaçak oranları şu anda Türkiye'de yüzde 14-15'ler civarında. Ancak bölgelere göre oranlar değişiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüzde 70'lere kadar çıkıyor. Kayıp-kaçağın Türkiye faturasının yıllık 2.7 milyar lira civarında olduğu tahmin ediliyor.Mesut Hasan BENLİ | Hürriyet
Twitpic Bir Kez Daha Kapanıyor
Twitter'la yaşanan anlaşmazlık nedeniyle Eylül ayında kapanacağını duyuran, ardından bu kararından vazgeçen Twitpic, en son açıklamasında yeniden kapanma kararı aldıklarını belirtti. Twitpic, 25 Ekim'de faaliyetlerine son verecek.Twitter için hazırlanan en popüler üçüncü parti fotoğraf paylaşım uygulamalarından biri olan Twitpic, ikinci kez kapanma kararı aldı. Twitpic, eylül başında Twitter ile yaşanan marka adı anlaşmazlığı nedeniyle kapanma kararı almış, sebep olarak Twitter ile yasal mücadele verecek finans gücüne sahip olmamalarını göstermişti. Alınan karardan iki hafta sonra bir yatırımcıyla anlaştığını duyuran Twitpic, dijital hayatına devam edeceğini duyurmuştu. Twitpic, en son açıklamasında, kendilerini kapanmaktan kurtaracağını ümit ettikleri yatırımcıyla anlaşamadıklarını belirtti. Şirket, 25 Ekim'de dijital hayatına son vereceğini açıkladı.Blog sayfasından açıklama yapan Twitpic, kullanıcıların bu tarihe kadar tüm fotoğraf ve uygulamalarını indirebileceklerini belirtti. Kullanıcılar indirme aracına http://twitpic.com/account/settings adresinden erişebilir.Twitter'a suçlamaYaşanan durumun saçma ve üzücü olduğunu ifade eden Twitpic, Eylül ayında olduğu gibi Twitter'ın tavrına anlam veremediklerini bir kez daha yineledi. Twitter, marka adı başvurularını sona erdirmediği takdirde, Twitpic'in API (uygulama programlama arayüzü) erişimini keseceğini belirtmişti.Twitpic, Şubat 2008'de hayata geçtikten sonra ilk olarak 2009'da ABD Patent ve Marka Ofisi'nde marka başvurusu yaptıklarını, birçok zorluğa rağmen marka adlarını tescil ettirdiklerini belirtti. Twitter'ın baskısıyla marka adı başvurusunu çekmek zorunda kalacak Twitpic'in kurucusu Noah Everett, altı yıl boyunca tecrübelerine ortak olan tüm kullanıcılara teşekkür etti.Kaynak: Al Jazeera
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Hep kimsenin duymaktan hoşlanmadığı şeyleri söylemek zorunda kalıyorum. Çünkü istenmedik şeylerin olmaması için öncelikle hoşlanmadığımız gerçeklere katlanmamız gerektiğini düşünüyorum.İstersek, biraz kafayı çalıştırarak kendimizi de başkalarını da sürekli kandırmaya devam edebiliriz, ama böylesi hiçbir derde derman olmaz. Geçtiğimiz hafta içine girdiğimiz karanlık tünelden çıkış yolu bulmanın yolu, önce ne olduğunu iyi kavramak veya kavramaya çalışmak.Bal demekle ağız tatlanmadığı gibi, barış demekle barış gelmeyeceği belliydi. ‘Savaşmanın kolay, barışmanın zor olduğu’ nu herkes söyleyip duruyor, ama zorluğa katlanmak işimize gelmiyor.
'G.Saray Seneye Avrupa'da Oynayamaz'
Galatasaray'ın eski ikinci başkanı Prof Dr Mehmet Helvacı, başkan adaylığıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Radyospor'a konuşan Helvacı, 'Ünal Aysal'ın devam etmesi en doğru yoldur. Sezon sonuna kadar devam etmeli; ancak etmiyorsa bir adaylık çalışması içerisindeyim. Galatasaray bu sezon 40 milyon dolarlık proje üretmezse gelecek sezon Avrupa'da oynayamayacak. Ben ancak bu projeyi üretirsem aday olurum. Yoksa getirip anahtarları bana verseniz, al sen yap deseniz yapmam. Bu vebalin altına girmem. Mecbur kalırsam açıklarım' dedi.Ünal Aysal'ın aday olması halinde onu destekleyeceğini belirten Helvacı, 'Projelerim zaten hazırdı; güncelledim. Galatasaray'ın önünde ciddi mali sorun var. Bu mali sorunun aşılabilmesi için gelecek olan başkan adayının bu konuda çalışma yapmış olması gerekir. Ben bu çalışmayı yapıyorum; ama süre kısıtlı. Ben önce kazanayım; sonra hazırlık yaparım demem. Önce hazırlıklarımı tamamlarım. Galatasaray takımlarının başarısız kılma riskini almam. Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu finans çalışması içerisindeyim. Bugün yarın tamamlayacağım. Bunu tamamladıktan sonra benim için durum netleşmiş olacak. Ünal bey devam kararı alırsa, ben tereddütsüz Ünal bey lehine oy kullanırım' şeklinde konuştu.SEÇİM SEZON SONUNDA YAPILMALI DOĞRU OLAN BUDURÜnal Aysal'ın aday olacağına ihtimal vermediğini belirten Helvacı, 'İhtimal vermiyorum; ama gönlüm bunu istiyor. En büyük olasılık, en büyük şans bu durumda var. Diğer her olasılıkta, yeni gelen ismin sistemi adapte olması Galatasaray'ın başarısını etkileyecektir. Biz bu seçimi Mayıs'ta, Haziran'da yapabiliriz. Kendimi kurtarıp, Galatasaray'ın başarısız olmasını göze alamam. Ben kendimi kurtarma kaygısı taşımam; ama Galatasaray başarılı olmalı. Benim prensibim tamamen Galatasaray'dır' dedi.40 MİLYON DOLARLIK KAYNAK ÜRETİLMEZSE, GALATASARAY GELECEK SEZON AVRUPA'DA OYNAYAMAYACAKSportif AŞ'nin iki yıllık genel kurulunda yer aldığını ve Galatasaray'ın mali tablosuyla ilgili bilgiyi aldığını belirten Prof.Dr. Mehmet Helvacı, 'Galatasaray şu anda UEFA'nın mali kriterleri çerçevesinde 40 milyon dolar bir bilanço eksisindedir. Yeni başkan gelip 40 milyon doları cebinden çıkarıp kasaya koysa, bu iş düzelmez; tam tersi olur. UEFA nezninde Galatasaray 80 milyon dolar eksi bilançoda olur. Mesele benim para bulmam değil. Biz bunu bulabiliriz, ama bu meseleyi çözmüyor. Gelecek kişinin cebinde olan para meseleyi düzeltmiyor, ikiye katlanıyor. Yapılması gereken Galatasaray için para üretmektir. Henüz satımı gerçekleşmeyen Galatasaray forma reklamını 1 yıllığına 10 milyon dolara, sırttaki reklamı da 5 milyon dolara satabilirse, 1 yıllığına 15 milyon doları kasamıza koymuş oluruz. Biz bunu 10 yıllığına da satsak UEFA bunun 1 yıl olanına bakar. Biz bununla birlikte 25 milyon dolar daha Galatasaray için ek gelin yaratmak durumundayız. Galatasaray adına yaratmak mecburiyetindeyiz. Biz bunu yapmazsak Galatasaray bu sezon şampiyon olsa bile önümüzdeki sezon Avrupa'da top koşturamayacak. Cezalı olacak. Durum bu, herkesin bunu bilmesi, buna göre davranması gerekiyor. Bir takım laf kalabalıkları içerisinde bunlar örtülüyor. İnsanlara yanlış bilgi veriliyor. Zengin başkan sorunu çözmez. Zengin başkan sorunu büyütür. Galatasaray'ın Avrupa'dan uzaklaşmasına neden olur. Önemli olan zenginlik değildir, Galatasaray başkanının bilgi ve becerisinin olmasıdır. Kulüp adına ne kadar para üretecekleridir. Başkan adayları bu çalışmayı yapmadan gelirlerse şu pozisyonda Galatasaray 2016'da Avrupa'da oynayamayacaktır. Arkadaşlarımız böyle bir projeyle gelmedikleri taktirde 2016, 2017 ve 2018'de de oynayamayacak hale gelecektir. Galatasaray için proje üreterek durumu düzeltebiliriz' ifadelerini kullandı.40 MİLYON DOLARLIK KAYNAK BULURSAM ADAYIMGalatasaray için 15 milyon dolarlı proje ürettiğini belirten Helvacı, 'Geri kalan 25 milyon dolar hâla askıdadır. Şu anda da bunun görüşmelerini yapıyorum. Bugün netleşecek. Galatasaray adına 40 milyon dolar getirecek projeyi üretebilmişsem o zaman ben de bu seçim yarışına girebilirim. Diğer arkadaşlarımın girdiklerine göre ürttiklerini var sayırım. Öyle olması gerekir. Galatasaray'ın başarısı benim için her şeyden önemlidir. Benim başkanlığımdan da önemlidir.'POLAT'IN ARSENAL MAÇI ÖNCESİ BUNLARI SÖYLEMİŞ OLABİLECEĞİNE İHTİMAL VERMİYORUM'Galatasaray eski başkan Adnan Polat'ın açıklamalarını dinlemedim; ama Arsenal maçı öncesi buna benzer açıklamalar yapmış olmasına ihtimal vermem. Sözlerinin arasından bazı şeyler cımbızlanarak çekilmiş olabilir. Bilmiyorum, ama zamanlaması açısından doğru değil. Arsenal maçını beklesek ve sonrasında eleştiri yapsak daha iyi olabilir. Ben da eleştiriyorum. Ben de Ünal Aysal'la ilgili Adnan beyin fikirlerinden başka fikirler paylaşmıyorum. Tam tersine ben de kendisinin fikirlerini benimseyebilirim; ancak Arsenal maçından önce eleştiri yerine destek vermeliyiz. Eleştiri maçtan sonra yapılabilirdi. Benim eleştirilerimi bugün ifade etmem yakışık almaz. Eleştirilerimi maçtan sonraki günlerde yapmayı uygun buluyorum.'GALATASARAY BAŞKAN'I KİMSEYİ İŞARET ETMEMELİÜnal Aysal'ın başkanlık için Cemal Özgörkey'i destekleyeceğini açıklamasıyla ilgili olarak ise Helvacı, 'Galatasaray Başkanı'nın kendinden sonra birilerini işaret etmesi, camiada çok görülmüş bir durum değildir. Herkese eşit mesafede olmak zorundadır. Galatasaray Başkanı'nın kızdığı Galatasaraylılar olabilir; ama kucaklayıcı olmak durumundadır. Bir kişiyi tercih etmesini bekleyemeyiz. Herkesi eşit mesafede olması gerekir. Birini işaret etmiş olması da bir avantaj sağlamaz. Eğer Cemal Özgörkey aday oluyorsa bu çok doğal ve normaldir. Ne kadar çok başkan adayı olursa Galatasaray bundan yararlanır.'Şampiy10